HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
EN BÜYÜK BEŞİKTAŞLI ATATÜRK
"EFENDİLER,
SİZLERİN VE SPORCULARINIZIN CİDDİ ÇALIŞMALARINI, ÇEVİKLİK VE MAHARETLERİNİ UZUN ZAMANDAN BERİ BÜYÜK BİR ZEVKLE AYRICA DİKKATLE İZLİYORUM.
SPORDAN YOKSUN BİR GENÇLİK, NASIL Kİ VATAN MÜDAFAASI SIRASINDA ETKİLİ OLAMIYORSA, İNSAN DENEN VARLIĞIN KAFA YAPISI DA NE DERECE TEKAMÜL EDERSE ETSİN, BEDENİ İNKİŞAFI NOKSAN VE YETERSİZ OLURSA, O VÜCUT O KAFAYI İLERİYE GÖTÜREMEZ, TAŞIYAMAZ.
BUGÜN BÜNYENİZDE TOPLAYIP İLMİ METODLARLA YETİŞTİRMEYE ÇALIŞTIĞINIZ BU GENÇLER, TAM ANLAMDA BEDENEN VE FİKREN GELİŞTİKLERİ ZAMAN VATAN MÜDAFAASINDA, İLMİ SAHALARDA OLDUĞU GİBİ, SPOR ALANLARINDA DA AVRUPALI HASIMLARINA TÜRKÜN ÖLMEZ GÜCÜNÜ İSPAT EDECEKLERDİR.
SİZİ CANDAN KUTLAR, BAŞARILARINIZI HER ZAMAN DUYMAK İSTERİM.
ATATÜRK - 1915
Altı yüz küsür yıl, üç kıtada hüküm süren Osmanlı İmparatorluğunun çöküşü ile, tüm emperyalist Avrupa Devletlerinin üstümüze çullandığı ve topraklarımızı paylaşmaya başladıkları bir dönemde, hızır gibi ortaya çıkarak, harp dehası, cansızı dirilten moral kaynağı, kişiliği ve politik stratejisiyle halkını yönlendiren, onları yeniden istiklaline kavuşturan Mustafa Kemal Atatürk, bu mucizenin ardından Demokratik Türkiye Cumhuriyetini kurmuş, ayrıca her alandaki inkılaplarıyla ülkesine modern bir görünüm sağlamıştır...
Ulu Önder Atatürk, o karanlık dönemde bu olmazı gerçekleştirirken, Beşiktaş Kulübü de kendisine destek sağlamıştır.
İstiklal mücadelesinde öncelikle görevlendirdiği sporcular ise, Beşiktaş Kulübünün gözü pek, fedakar bireylerinden oluşmuştur daima... FUAT BALKAN ile MEHMET ALİ FETGERİ, Batı Trakyada oluşturdukları Milis Kuvvetleriyle ,Yunanlılara karşı çete harbi yaparlarken, AHMET FETGERİ, DANİŞ KARABELEN, HÜSEYİN BEREKET, CAMİ BAYKURT ve SIRIKÇI İZZET gibi Siyah-Beyaz kökenli yüzlerce sporcu da, Anadoluya İstanbuldan yapılan gizli silah sevkıyatında lokomotif görevler üstlenmişlerdi... Büyük özverilerle sürdürülen bu faaliyetler, Atatürk ve iki yakın silah arkadaşı Fevzi Çakmak ile İsmet İnönünün bilgileri doğrultusunda sürdürülüyordu...
Beşiktaşın sadece ilk Futbol Takımından 8inin Çanakkale ve Kafkasya Cephelerinde şehit düşmesi, Hokeyci Refikin Sakarya Savaşında bir top mermisiyle gövdesinin yarısını kaybetmesi, Mustafa Kemal Paşanın sevgisini pekiştiren yüzlerce olaydan sadece bir iki örnektir...
İşte bu nedenledir ki, Beşiktaş Kulübü, Ulu Önder Atatürkün öncelikle sevgi ve ilgi duyduğu, kader birliği ettiği ilk spor cemiyeti olma onuru taşımaktadır ülkemizde....
ATATÜRK ile BEŞİKTAŞın birlikteliği, 1915 yılında başlar. 1915 ile 1920 yılları arasında, Akaretler Spor Caddesinde Beşiktaş Jimnastik Kulübüne komşu olan Mustafa Kemal Atatürk, görevleri icabı sık sık İstanbul dışına çıktığı günlerde, birlikte oturduğu annesi ile kız kardeşini Siyah-Beyazlı sporcu ve idarecilere emanet eder, gözü arkada kalmazdı... Taraflar arasında asker kökenli olmanın getirdiği saygı ve sevgi ile pekişen bağlılık, Ulu Önderin kurtuluşu sağlayacak ilk gizli teşkilatlanmayı, Beşiktaşlı sporculara verdiği çok önemli görevlerle başlattığı belgelerle sabittir.
Bir Kısım Azınlıkların Teşvikiyle, Yunanlı Subaylar Beşiktaş Kulübü Lokalini Yağma Etmişlerdi...
1918 yılında Birinci Cihan Harbi sona ermiş ve Mondoros Mütarekesinin tabii sonucu olarak 13 Kasım 1918 günü Müttefikler, İstanbulu işgal etmişlerdi... O günlerde Beşiktaş Jimnastik Kulübü, Akaretlerdeki lokali elinden alındığı için, Beşiktaş çarşısı içindeki bir kilise binasında ikamet etmek mecburiyetinde kalmıştı. Siyah-Beyazlılar, burada çok acı bir felakete uğradılar ve 1903 ile 1918 yılları arasında elde ettikleri tüm şild, kupa, madalya, flama gibi şampiyonluk göstergelerini, çok önemli belgelerle, fotoğraflarını kaybettiler... Atanın Beşiktaş Kulübüne yaptığı ziyaretleri ve 56 sahasında gerçekleştirdiği sohbetleri gösteren (Fuat Balkan tarafından çekilmiş) fotoğraflar da maalesef bu yağma sırasında telef oldular...
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Atatürkün Beşiktaş ile ilgisi, Yıldırım Orduları Kumandanlığı görevine başlamadan önce ve 1915te Çanakkale Müdafii olarak adını dünya tarihine yazdırdığı günlerde başlamıştır...
Bunu kanıtlayan belgelerden biri olarak, Akaretler yokuşu üzerinde oturduğu 76 nolu binanın dış kapısı yanındaki MERMER KİTABE de şu satırlar yer almaktadır :
ATATÜRK, BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA DÜŞMANA KARŞI İSTANBULU KORUYUP KURTARAN, ÇANAKKALE MÜDAFİİ, ANAFARTALAR KOMUTANI, MİRİLİVA MUSTAFA KEMAL PAŞA İKEN, BU EVDE KİRACI OLARAK KALMIŞTIR...
Çanakkale Savaşı 19 Şubat-1 Aralık 1915 tarihleri arasında cereyan ettiğine göre, ATATÜRK-BEŞİKTAŞ diyaloğunun 1915 yılında başladığı bu belge ile açık seçik ortadadır...
Uzun lafın kısası, bu belge de göstermektedir ki, Ulu Önder Atatürkün ilk göz ağrısı, başka bir deyişle gençlik ateşini yaktığı ilk spor kulübü, BEŞİKTAŞtır...
Beşiktaş kurucularından, eskrimci FUAT BALKAN, Mustafa Kemal Atatürkün yakınlık duyduğu asker sporculardan biriydi. Milli mücadele yıllarında, Makedonya ve Batı Trakyadaki kahramanlıklarından sonra, emrindeki ÜÇ MİLİS TABURUnu, 17 Eylül 1917 günü Dramadan hareketle Türkiyeye getiren FUAT BALKANı, Umumi karargah, paha biçilemez bir hediye şeklinde Türk Ordusuna kavuşturduğundan kendisini, nasıl tebrik edeceğini bilememişti.
Beşiktaşlı Fuat Balkan, sporcu kişiliğinin yanı sıra, gerçekten de yakın tarihimizin bir numaralı komitacısıydı... 1908 ile 1923 yılları arasında ve fasılasız olarak en önemli ayrıca gizli görevlerde bulunmuş, İmparatorluk Döneminde Makedonyada komitacılık yapmış, daha sonra Büyük Millet Meclisi tarafından Yunanistan içlerine sokulmuştur... Fuat Balkanın buradaki görevi, Anadoluya geçmeye hazırlanan Yunan Kuvvetlerini bu ülkede karışıklık çıkararak alıkoymaktı... Bunun için kendisine hudutsuz yetkiler verilmişti... Lozan Antlaşması ile Türkiye istiklaline ve sükuna kavuşunca, Atatürkün de rızasıyla Mareşal Fevzi Çakmak, Fuat Balkana bir takdirname göndermiş ve sonsuz hizmetlerinden dolayı kendisine ayrıca mahiyetindeki komitacılara teşekkür etmiştir... FUAT BALKANın yaşamı boyunca aldığı takdirnamelerin sayısı hayli kabarıktır...
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, Yıldırım Orduları Grup Kumandanlığı görevine başlamadan önce, 1916 yılının ilk günlerinde, Akaretlerdeki evinin arka kapısından, Beşiktaş Jimnastik Kulübü idman sahasına inmiş (şimdiki plazaların bulunduğu alan), Ahmet Fetgeri ile Fuat Balkan Beyleri yanına çağırıp, kendileriyle şu konuşmayı yapmıştır :
EFENDİLER,
SİZLERİN VE SPORCULARINIZIN CİDDİ ÇALIŞMALARINI, ÇEVİKLİK VE MAHARETLERİNİ UZUN ZAMANDAN BERİ BÜYÜK BİR ZEVKLE AYRICA DİKKATLE İZLİYORUM.
SPORDAN YOKSUN BİR GENÇLİK, NASIL Kİ VATAN MÜDAFAASI SIRASINDA ETKİLİ OLAMIYORSA, İNSAN DENEN VARLIĞIN KAFA YAPISI DA NE DERECE TEKAMÜL EDERSE ETSİN, BEDENİ İNKİŞAFI NOKSAN VE YETERSİZ OLURSA, O VÜCUT O KAFAYI İLERİYE GÖTÜREMEZ, TAŞIYAMAZ.
BUGÜN BÜNYENİZDE TOPLAYIP İLMİ METODLARLA YETİŞTİRMEYE ÇALIŞTIĞINIZ BU GENÇLER, TAM ANLAMDA BEDENEN VE FİKREN GELİŞTİKLERİ ZAMAN VATAN MÜDAFAASINDA, İLMİ SAHALARDA OLDUĞU GİBİ, SPOR ALANLARINDA DA AVRUPALI HASIMLARINA TÜRKÜN ÖLMEZ GÜCÜNÜ İSPAT EDECEKLERDİR.
SİZİ CANDAN KUTLAR, BAŞARILARINIZI HER ZAMAN DUYMAK İSTERİM.
1961 yılında kendisiyle Beşiktaş Tarihi adına yaptığım bir söyleşide Beşiktaş Kurucusu,Türkiyenin ilk Güreş Federasyonu Başkanı ve Yazar AHMET FETGERİ AŞENİden aldığım bu Ataya ait söylev, gerçekte Siyah-Beyazlı Camiaya Atatürkün bir vasiyeti olmuştur...
19 Mayıs ve Beşiktaş
19 Mayıs 1919, Ulu Önderimiz Atatürkün Samsunda Milli Mücadeleyi başlatarak, Türk Milletine Bağımsızlığı için yeşil ışık yaktığı en önemli gündür. İşte her yıl yurdumuzun çeşitli kentlerinde büyük bir istek ve coşkuyla kutladığımız 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, bu nedenle ulusumuz için apayrı bir önem taşımaktadır. Bugünün, Beşiktaş için de çok büyük anlamı vardır. Çünkü 19 Mayısı Türkiyeye armağan eden, en büyük Beşiktaşlı Atatürktür. 19 Mayısı, Gençlik ve Spor Bayramına dönüştürmek ise bir Beşiktaş zaferidir.
Atatürk Spor Günü
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı, ilk defa 24 Mayıs 1935te Atatürk Günü adı altında yapılmıştır. Ebedi Şef Atatürke gençliğin beslediği sevgi ve saygıyı dile getirebilmek amacıyla bir Atatürk Spor Günü düzenlemeye karar veren Beşiktaş Jimnastik Kulübü, 1935 Mayıs ayı içinde Galatasaray ve Fenerbahçe kulüpleri ile bir toplantı tertipleyerek, bu fikri ortaya atmıştır.
24 Mayıs 1935 günü bu bayram nedeniyle, Fenerbahçe Stadında yapılacak hareketleri izlemek üzere 20 binden fazla seyirci toplanmıştır.
O gün yarışmalardan önce yapılan resmi geçitte, başta 100ü aşkın sporcu kadrosuyla Beşiktaş, onu takiben Fenerbahçe ve Galatasaraylı sporcular, bir örnek kıyafetleriyle başları dimdik, gözleri ilerde, göğüsleri kabararak sert adımlarla yürürken, çılgınca alkışlanmışlardır. Bu çok güzel olaydan kısa bir zamandan sonra, Türk Spor Teşkilatı ileri gelenleri, 1924ten beri her yıl yapılmakta olan Spor Kongresi için, Ankarada bir araya gelmişlerdir.
Sporun ve Beşiktaşın Bayramı
Beşiktaşın kurucularından Ahmet Fetgeri Bey, ilk gün kürsüye çıkmış ve şu öneriyi getirmişti kongreye: Muhterem Kongre üyeleri, Beşiktaş Jimnastik Kulübü, uzun zamandan beri tasarlanmakta olduğu bir spor projesini, kardeş kulüpler olan Fenerbahçe ve Galatasaray ile nihayet tatbik mevkiine koymuş ve 24 Mayıs 1935 günü Kadıköy sahasında bir Atatürk Spor Günü düzenlemiştir.
Türk spor basını ve spor kamuoyunda çok geniş yankılar uyandıran bu gençlik hareketi, gerçekte Türk Gençliğinin Ulu Önder Atatürke olan sevgi ve saygısını gösterebilmesi için bir vesile olmuştur. Amacımız şudur; İstanbulda gerçekleştirdiğimiz bu Atatürk Gününün tüm Türk Gençliğine mal edilebilmesi için 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı adı altında ve her yıl yapılmasını teklif ediyorum. Kabul edilmesi halinde bu karar, Beşiktaş Kulübünden çok, kongrenin onuru olacaktır. Saygılarımla.
Ahmet Fetgeri Bey, alkışlar arasında kürsüden indikten sonra, tasarı oylamada kabul edilmiş ve Atatürke arz edilmiştir. Ebedi Şef, bu güzel tasarıyı düşünmeden kabul etmiş ve kanunlaşması için ilgililere gerekli son emirleri de vermiştir.
İşte 1935 yılının Mayıs ayı içinde Beşiktaş Jimnastik Kulübü tarafından ortaya atılıp, gerçekleştirilen bu gençlik hareketi kanunlaştıktan sonra, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı olarak büyük bir coşkuyla, büyük bir onurla nesillerden nesillere kutlanmaya devam ediyor.
Atatürk, Gençlik, Spor...
Atatürk Türk gençliğini seviyor, onlara güveniyor ve Türkiyenin geleceğini onların ellerine bırakmaya çekinmiyordu. Gençliğe bıraktığı bu önemli görevi söylevinde şöyle dile getiriyordu Atatürk: Ey Türk Gençliği! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur. Bu temel senin en değerli güven kaynağındır.
Atatürk, Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur! sözü ile başarılı olabilmenin bir koşulunun da sağlıklı olmak olduğunu, sağlıklı olmak için de spor yapmak gerektiğini vurgulamıştır. Her yıl 19 Mayıs günü Gençlik ve Spor Bayramımız yurdun her yanında spor gösterileri ve törenlerle kutlanır.
19 Mayıs; 1981 yılından bu yana Atatürkü Anma Günü olarak da kutlanmaktadır. Bunun nedeni Atatürkün bir söyleşi sırasında: Ben 19 Mayısta doğdum demiş olmasıdır.
19 Mayıs; Türkiyenin, gençliğin, sporun ve en çok da BEŞİKTAŞın Bayramıdır.
Ulu Önderin Beşiktaş Hatıraları.
Beşiktaşın Kuruluşu Mustafa Kemale Güç Verdi
Mustafa Kemal, Erkanıharbiyenin 3. sınıfına gelmişti. Bazen sabahlara kadar uyumuyor, Hürriyet ve İstibdadı düşünüyordu. Bu arada Mektebi bitirdikten sonra kurmayı düşündüğü Vatan ve Hürriyet Cemiyeti ağır ağır kafasında şekilleniyor, mezun olacak arkadaşlarını bu doğrultuda hazırlıyordu. İşte tam bu günlerde bir haber aldı. Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü (1903) kurulmuştu. Subay ve Saraya yakın kişilerden oluşan bu kuruluş, Mustafa Kemalin ilgisini iyice çekti. Nasıl olmuştu da Yıldız Sarayına yüz metre mesafedeki Osman Paşa Konağında gençler biraraya gelmiş; Saray hafiyelerinin gözlerinin önünde sportif faaliyetlerine girişmişlerdi? Mustafa Kemali o günlerde sportif çalışmalardan çok, Saraya karşı oluşturdukları fikirler ilgilendiriyordu. Mustafa Kemal, kurucularının Zabit, yaptıkları sporların güreş, eskrim, gülle, aletli jimnastik, boks, halter, barfiks olmasından dolayı da Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü ile ilgilenmişti. Fakat Onu daha çok ilgilendiren, bu gençlerin istibdadı yenerek biraraya gelmeleriydi. Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübüne bağlılığı arttı.
Mustafa Kemal: Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü kadar olamadınız...
... Mustafa Kemal Şamda Vatan ve Hürriyeti kurduktan sonra 1907 yılında Selanike gelerek İttihati Terakkiye katıldı. Yaptıkları toplantıda, Cemiyeti şiddetle tenkit ediyor, Beşiktaş Osmanlı Terbiye-i Bedeniye kadar olamadız. Programınız ve lideriniz yok diyordu. İşte o günleri, Mustafa Kemalin çalışma arkadaşlarından Mithad Şükrü şöyle anlatıyordu:
Gençlik, ne büyük bir kuvvetmiş meğerse. Damarlarımızda kan yerine alev aktığı günler, Selanikte bütün arkadaşlar hep biraradayız. Sık sık toplantılar yapıyoruz. En büyük zevkimiz, Saray idaresine rahatça atıp tutmak. Bu atıp tutmalar, Padişaha uzaktan yumruk sallamalar, bereket versin ki evimizin dört duvarını aşmıyor. Yanya birahanesindeki buluşma yerimize Mustafa Kemal de sık sık geliyor.Bazen kızardı; -Beşiktaş Bereket Jimnastik Kulübü kadar olamadınız derdi.
Beşiktaşlı sporcuların söylediği Marş, Mustafa Kemali duygulandırdı
... Çanakkale Zaferinin kahramanı Mustafa Kemal, Edirnede 16. Kolordu Kumandanlığına tayin edildi. Mustafa Kemal, İstanbula geldiği gün geceyi Pera Palas Otelinin 201 nolu odasında geçirdi. Ertesi gün, bir yıldan beri yüzünü göremediği annesi Zübeyde Hanımefendinin Beşiktaş Kulübü yanındaki evine koştu. Mustafa Kemal evinin arka kapısından Beşiktaşlı sporcuların idman yaptığı sahaya çıktı. Ve yine Beşiktaş Kulübüne arka kapısından girdi. Burada bulunan idarecilere validesine gösterdikleri yakın alakadan dolayı teşekkür etti. Mustafa Kemal, Beşiktaşın yeni lokaline hayran kalmıştı. Kulüp lokalinde o sırada kılıç, eskrim, güreş, boks idmanları yapılıyordu. İdarecilerden Cami Bey, Ahmet Fetgeri Bey, Fuat Bey kulübün 1903 kuruluş günlerinden bu yana Zabit arkadaşlarıydı. Cami Bey, 1908 Meşrutiyet döneminde Yüzbaşılıktan ayrılarak Meclisi Mebusana Fizan Mebusu olarak girmişti. Kulüpte hem güreşiyor, hem de bu sporun hocalığını yapıyordu. Mustafa Kemal uzun süre idarecilerle hasbıhale idmanları izledikten sonra, evine döndü.Uyumaya çalışırken, birden Beşiktaş Kulübünden bir marş söylendi. Marşı belki de yüze yakın genç ve çocuk söylüyordu. Sözleri aynen şöyleydi.
Hayatı süsledik izharı ittihatla bugün,
Yolunda gençliğin ulvi değil miydi birleşmek.
Sebatı bayrağımız yaptık, itilamız için
Neticesiz ve boş olmaz sebatla hiçbir emek.
Dakikalar bize bir nağbe nişad olsun.
Kulübümüzde müceddet nücumu mevc vursun
Bu kainat bize hep gıpta ediyor isar,
Biz onbir arkadaşız, lakin arkamız daha var.
Bu zevk alemi dar zannedip de aldanalım,
Vekar hak gibi sakin, nezih ve saf olalım.
Fakat bu hal ile, kuvvet gibi cesur olalım.
Mustafa Kemal bu marşla duygulandı. Uykusu kaçmıştı. Daha dün kadar yakın, yaptığı savaşları, yanında şehit düşen er ve Zabitleri düşünüyordu. İşte dinlediği bu marşın şiiri de Çanakkalede şehit düşen Beşiktaş futbol takımı kaptanı şair Kazıma aitti.
Efendiler, sizlerin ve sporcularınızın çalışmalarını dikkatle izliyorum...
... Mustafa Kemal, Akaretler Caddesi 76 numaralı evinin arka bahçesine çıkarak istirahat ederdi. En büyük tutkusu hasır sandalyesine oturup, ağızlıklı sigarasını tüttürüp, annesi Zübeyde Hanımefendinin pişirdiği kahveyi yudumlarken Beşiktaş idmanlarını seyretmekti. Bitişiğindeki Beşiktaş Kulübünün arka kapısı da bu meydana açılıyordu. Mustafa Kemal burada, güreş, futbol, eskrim, gülle atma sporlarını bir biri ardına takip ediyordu. İşte gene böyle bir gündü. Beşiktaş jimnastik hocalarından Ahmet Fetgeri, güreş, Yüzbaşı Fuat da eskrim derslerini vermişlerdi. Mustafa Kemal onlara döndü, Evime buyurunuz beyler dedi. İki zabit jimnastik hocası, Mustafa Kemalin sunduğu çayları yudumlarken, O şu konuşmayı yaptı:
Efendiler,
Sizlerin ve sporcularınızın ciddi çalışmalarını, çeviklik, maharetlerini uzun zamandan beri büyük bir zevkle ayrıca dikkatle izliyorum.
Spordan yoksun olan bir gençlik, nasıl ki vatan müdafası sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekamül ederse etsin, bedeni inkişafı noksan ve yetersiz olursa, o vücut o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz.
Bugün bünyemizde toplayıp ilmi metodlarla yetiştirmeye çalıştığımız bu gençler, tam anlamda bedenen ve fikren geliştikleri zaman vatan müdafasında, ilmi sahalarda olduğu gibi spor alanlarında da Avrupalı hasımlarına Türkün ölmez gücünü ispat edeceklerdir. Sizi candan kutlar, başarılarınızı her zaman duymak isterim.
Samsuna çıkarken, Beşiktaş Kulübüne veda etti
... 16 Mayıs 1919 günü Şişlideki evinden erken uyandı. Samsuna yola çıkacak olan Mustafa Kemal öğle yemeğinden sonra, yanına validesi Zübeyde Hanımefendi ile yaveri Cevat Abbas beyi aldı. Akaretler caddesindeki evine geldi. Şişlideki pansiyon olarak tuttuğu evde otururken, Beşiktaşdaki evinde de kiracı olmaya devam etti. Bitişiğindeki Beşiktaş Kulübünün hocaları, sporcuları ve Zabit arkadaşları Mustafa Kemal Paşayı uğurlamak üzere kapısının önüne yığıldılar.
Paşa, Validem Hanımefendiyi sizlere bir kez daha emanet ediyorum. Gözüm arkada kalmasın dedi.
Mustafa Kemal Paşa son kez, annesinin elini sokak kapısında öpüp ona sarılırken, Beşiktaşlılar haykırıyordu;
Kalbimiz seninle Paşam. Bizi unutmayınız
Mustafa Kemal Paşa otosundan: Mutlaka... Mutlaka diyerek el sallıyordu.
Zübeyde Hanım: Paşa Hazretleri beni Kulübüne emanet etti...
Mustafa Kemal Paşanın Samsuna çıkışından günler sonraydı...
Zübeyde Hanımefendinin Beşiktaş Akaretler Caddesindeki evinin kapısını iki genç hanımefendi çaldı. Kapıyı Zübeyde Hanım açtı. Onları görünce sevinçle içeri buyur etti.
Bu iki genç hanıma kendi eliyle pişirdiği kahveleri ikram ederken ilk sözü, misafirlerinden daha yaşlı olanı aldı:
Ziyaretimize hem sizin ellerinizi öpmek, hem de bir ihtiyacınız olup olmadığını sormak için geldik dedi.
Zübeyde Hanım teşekkürle şu cevabı verdi:
Paşa Hazretleri Anadoluya gittikten sonra sağolsunlar komşumuz Beşiktaşlılar hergün kapımı çalarak Valide Hanım bir arzunuz, bizlere bir emriniz var mı?- diye sordular. Bana Paşa Hazretlerini hatırlatıyorlar. Onları çok seviyorum. İyi ki Selanikten doğruca buraya gelmişim. Paşa Hazretleri her zaman olduğu gibi bu defada cepheye giderken beni kulübüne emanet etti.
Zübeyde Hanımefendinin iki misafirinden büyük olanı Muallime Şekibe Hanımdı. Eşi Kurmay Albay Galatalı Şevket Bey tutukluydu. Zübeyde Hanımın ikinci misafiri Şekibe Hanımın kızkardeşi Muallime Adile Hanımdı. Şekibe Hanım, Kandilli Kız Lisesinde Biyoloji muallimesi, kardeşi Adile Hanım ise Kumkapı İlkokulunun müdiresiydi. Adile Hanımın eşi de, Zübeyde Hanımın çok sevdiği Yüzbaşı Necati Bey idi. Bu sırada Necati Bey, Milli Mücadele için Anadoluya kaçmıştı. Zübeyde Hanımın gözlerinin önüne Selanikten kaçışı geldi. Necati Yüzbaşı, Zübeyde Hanımı lokomotifin kömürleri arasına saklayarak kışta kıyamette getirmişti.
YÜZBAŞI NECATİ PANKOĞLU Kendisi Fenerbahçeliydi.. ATAnın BEŞİKTAŞLI olduğunu ömrü boyunca anlattı
Yüzbaşı Necati Pankoğlu, 1911 yılında Mülazımsani (Üsteğmen) iken Trablusgrapta Binbaşı Mustafa Kemalin yanında İtalyanlara karşı savaş açtı. Yüzbaşı Necati 1915 yılı şubat ayı ilk günleri içinde, Mustafa Kemalin annesi Zübeyde Hanımı Selanikten kaçırarak, Akaretler caddesindeki Beşiktaş Kulübünün yanındaki eve yerleştirdiğini, hayatı boyunca gururla anlattı.
Fenerbahçeli olan Yüzbaşı Necati Pankoğlu, Komutanı Mustafa Kemalin 1904-1905 yıllarında Harbiyede Kurmay Yüzbaşı iken 1903 yılında kurulan Beşiktaş Jimnastik Kulübünü tuttuğunu öğrendi. Yüzbaşı, Mustafa Kemalin kurucularının subay ve arkadaşları oldukları; eskrim-kılıç, gülle atma, süngü oyunları, güreş sporu yaptıkları için Beşiktaş Kulübünü tuttuğunu, her gittiği yerde anlatırdı..
Fenerbahçe Başkanı Dr. İsmet Uluğun da bulunduğu Kulüp Başkanları toplantısında karar verildi: ATATÜRK BEŞİKTAŞLI
1964 yılı her Pazartesi günü Türkiye Liginin İstanbul Kulüp Başkanları, İstanbulsporun Mısır hanındaki lokalinde toplanıyordu. Toplantıya katılan kulüp başkanları şöyleydi;
Beşiktaş Hakkı Yeten
Fenerbahçe Dr. İsmet Uluğ
Galatasaray Ulvi Yenal
İstanbulspor Ali Sohtorik
Vefa- Hayrullah Güvenir
Beykoz Ziya Sönmez
Feriköy Dr. Necati Karakaya
Kasımpaşa Mehmet Gür
Karagümrük İbrahim Sevin
Beyoğluspor Napolyon
Dr. İsmet Uluğun Atatürke silah kaçırması anısından sonra, Kulüp Başkanları Atatürkün hangi Kulübü tuttuğunu tartıştılar. En güzel açıklamayı İstanbulspor Kulübü İkinci Başkanı Enis Pankoğlu yaptı; Babam Mustafa Kemalin yanında cephelerde bulunmuş, onun Subayı Yüzbaşı Necatidir. Atatürkün annesi Zübeyde Hanımı Selanikten kaçırıp, getiren Yüzbaşıdır. Mustafa Kemal, Babam ile Derne Cephesinde ve Selanikte bulunurken Beşiktaşı tuttuğunu söylemiş. Babam hasta Fenerbahçeliydi. Yönetim Kurulunda idarecilik yaptı. Fenerbahçenin bir tek maçını kaçırmazdı. Bizlere, - Çocuklar ben maçtayken aranızdan biri ölürse, kesinlikle beni çağırmayın. İşinizi imam efendi halletsin derdi. Babam Fenerbahçeli olmasına rağmen, Atatürkün Beşiktaşa gönülden bağlı olduğunu her yerde söylerdi. Annem Adile Muallime ile teyzem Şekibe Muallime Hanımlar, Mustafa Kemal Samsuna gittikten sonra, Zübeyde Hanımı Beşiktaştaki evinde ziyaret edip, hatırı ile bir ihtiyacı olup olmadığını sormuşlar. Zübeyde Hanımefendi şu cevabı vermiş: Sağolsun Paşa Hazretlerinin Kulübü Beşiktaşın idarecileri, her gün gelip hatırımı sorarlar. Hepsini kendi çocuklarım gibi seviyorum. Paşa Hazretleri ne kadar iyi yapmış, beni buraya getirmiş. Bu konuşmadan sonra Kulüp Başkanları karar verdi:
ATATÜRK BEŞİKTAŞLI
Konu sabitlendi.
teşekkürler.
- Durum
- Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 22
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 45
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 26
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 19
