Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞLERİNE İLİŞKİN YASAL DÜZENLEMENİN İLKELERİ:
1) Herkesin, önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız olarak, kanunların suç saymadığı amaçlarla, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı vardır.
2) Genel ve yerel seçim zamanlarında seçim kanunlarına göre yapılacak toplantılar ve gösteri yürüyüşleri; kanun ya da gelenek ve göreneklere göre yapılan tören, şenlik, karşılama, uğurlamalarla bilim, sanat, spor etkinlikleri bu yasa hükümlerine tabi değildir.
3) Açık toplantılar ve gösteri yürüyüşleri, mabetler, sağlık kurumları, kamu yönetimi binaları içinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin l kilometre uzağındaki yerler ile can ve mal güvenliği bakımından önlem alınması mümkün olamayacağı mülki amirliklerce, önceden ilan edilmiş yerler dışında, her yerde yapılır. Mülki amirliklerin ilana ilişkin kararlarının iptali için, herkes ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde idari dava açabileceği gibi; toplantı ve gösteri yürüyüşü için başvuruda bulunanlar da, başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açabilirler.
4) Açık toplantılar ve gösteri yürüyüşlerini düzenleyenlerle güvenlik görevlileri, toplantının güvenlik içinde yapılabilmesi, kamu düzeninin bozulmaması; toplantı alanı ve gösteri güzergahı dışındaki can ve mal güvenliği önlemlerinin aksamaması için toplantı alanında ve gösteri güzergahında (cankurtaran, itfaiye v.b. araçların geçebilmesi olanağını sağlamak üzere), toplantı ve yürüyüş düzeninin bozulmamasını da gözeterek bir trafik şeridi ayırır.
5) Açık toplantı veya gösteri yürüyüşü yapacak olanlar, toplantının veya gösteri yürüyüşünün gün ve saatini en az 48 saat önce toplantının veya gösteri yürüyüşünün yapılacağı yerdeki mülki amirliğe bildirirler.
6) Süresinde bildirimde bulunulmayan bir toplantıda veya gösteri yürüyüşünde güvenlik sağlanamamış veya kamu düzeninin bozulmuş ya da güvenlik önlemlerinin yeterince alınmamış olması yüzünden suç işlenmişse, ancak bu takdirde toplantı veya yürüyüşü düzenleyen sorumlular, zamanında bildirimde bulunmadıklarından cezalandırılabilirler. Tüzel kişilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, toplantı ve gösteri yürüyüşü için bildirdikleri amacın dışına çıkıp çıkmadıkları, bu kuruluşların kendi organlarını ilgilendirir ve onlar tarafından değerlendirilebilir. Güvenliği sağlanmış, kamu düzenini bozmayan ve eylemli olarak şiddetin kullanıldığı tecavüz olayı bulunmayan toplantı ve yürüyüşlerin, amaçları dışına çıkıp çıkmadığı, idare tarafından takdir edilemez; suç işlendiği kanaatine varılmışsa, toplantı ve gösteri yürüyüşü bittikten sonra tutanaklara veya ihbarlara göre ceza soruşturması yapılabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin suçlar ve bu suçların cezaları Türk Ceza Kanunu'nda gösterilir.,
7) Mülki amir, yapılacağı bildirilmiş olan toplantı veya gösteri yürüyüşü sırasında,
alınacak önlemlere rağmen, güvenliğin sağlanamayacağını ve kamu düzeninin ciddi
olarak bozulmasını önlemenin mümkün olamayacağını, gerekçesiyle birlikte mahkemeye sunarak, toplantı veya gösteri yürüyüşünün 30 günü aşmamak üzere ertelenmesi için tedbir kararı verilmesini isteyebilir. Nöbetçi mahkeme 24 saat içinde bu istemi karara bağlar. Toplantı saatine kadar mahkeme karar vermemişse, toplantı yapılır.
1) Herkesin, önceden izin almaksızın, silahsız ve saldırısız olarak, kanunların suç saymadığı amaçlarla, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı vardır.
2) Genel ve yerel seçim zamanlarında seçim kanunlarına göre yapılacak toplantılar ve gösteri yürüyüşleri; kanun ya da gelenek ve göreneklere göre yapılan tören, şenlik, karşılama, uğurlamalarla bilim, sanat, spor etkinlikleri bu yasa hükümlerine tabi değildir.
3) Açık toplantılar ve gösteri yürüyüşleri, mabetler, sağlık kurumları, kamu yönetimi binaları içinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin l kilometre uzağındaki yerler ile can ve mal güvenliği bakımından önlem alınması mümkün olamayacağı mülki amirliklerce, önceden ilan edilmiş yerler dışında, her yerde yapılır. Mülki amirliklerin ilana ilişkin kararlarının iptali için, herkes ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde idari dava açabileceği gibi; toplantı ve gösteri yürüyüşü için başvuruda bulunanlar da, başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açabilirler.
4) Açık toplantılar ve gösteri yürüyüşlerini düzenleyenlerle güvenlik görevlileri, toplantının güvenlik içinde yapılabilmesi, kamu düzeninin bozulmaması; toplantı alanı ve gösteri güzergahı dışındaki can ve mal güvenliği önlemlerinin aksamaması için toplantı alanında ve gösteri güzergahında (cankurtaran, itfaiye v.b. araçların geçebilmesi olanağını sağlamak üzere), toplantı ve yürüyüş düzeninin bozulmamasını da gözeterek bir trafik şeridi ayırır.
5) Açık toplantı veya gösteri yürüyüşü yapacak olanlar, toplantının veya gösteri yürüyüşünün gün ve saatini en az 48 saat önce toplantının veya gösteri yürüyüşünün yapılacağı yerdeki mülki amirliğe bildirirler.
6) Süresinde bildirimde bulunulmayan bir toplantıda veya gösteri yürüyüşünde güvenlik sağlanamamış veya kamu düzeninin bozulmuş ya da güvenlik önlemlerinin yeterince alınmamış olması yüzünden suç işlenmişse, ancak bu takdirde toplantı veya yürüyüşü düzenleyen sorumlular, zamanında bildirimde bulunmadıklarından cezalandırılabilirler. Tüzel kişilerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, toplantı ve gösteri yürüyüşü için bildirdikleri amacın dışına çıkıp çıkmadıkları, bu kuruluşların kendi organlarını ilgilendirir ve onlar tarafından değerlendirilebilir. Güvenliği sağlanmış, kamu düzenini bozmayan ve eylemli olarak şiddetin kullanıldığı tecavüz olayı bulunmayan toplantı ve yürüyüşlerin, amaçları dışına çıkıp çıkmadığı, idare tarafından takdir edilemez; suç işlendiği kanaatine varılmışsa, toplantı ve gösteri yürüyüşü bittikten sonra tutanaklara veya ihbarlara göre ceza soruşturması yapılabilir. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine ilişkin suçlar ve bu suçların cezaları Türk Ceza Kanunu'nda gösterilir.,
7) Mülki amir, yapılacağı bildirilmiş olan toplantı veya gösteri yürüyüşü sırasında,
alınacak önlemlere rağmen, güvenliğin sağlanamayacağını ve kamu düzeninin ciddi
olarak bozulmasını önlemenin mümkün olamayacağını, gerekçesiyle birlikte mahkemeye sunarak, toplantı veya gösteri yürüyüşünün 30 günü aşmamak üzere ertelenmesi için tedbir kararı verilmesini isteyebilir. Nöbetçi mahkeme 24 saat içinde bu istemi karara bağlar. Toplantı saatine kadar mahkeme karar vermemişse, toplantı yapılır.
1) Tescil edilmemiş topluluklar, açık toplantı veya gösteri yürüyüşünü, en az 48 saat
önce toplantının tarihi, saati ve konusu ile üç kişilik düzenleme kurulu üyelerinin adlarını, adreslerini ikamet belgeleriyle birlikte en büyük mülki amire verirler. Tescil edilmiş tüzel kişilerin yönetim kurulları, düzenleme kurulu sayılır veya yönetim kurulu başkanı veya yetkili üyesi, derneğin üç üyesini düzenleme kurulu olarak atayarak, mülki amirliğe bildirebilir.
Bu bildirim karşılığında, gün ve saati gösteren alındı belgesi verilmesi zorunludur. Bu bildirim, mülki amirlikçe kabul edilmez veya karşılığında alındı belgesi verilmez ise, toplantıyı veya gösteri yürüyüşünü yapacak olanların düzenleyecekleri bir tutanakla notere ihbar yapılır, ihbar saati bildirimin verilme saati sayılır. Noter, bu ihbarı görevlisi aracılığıyla, en çabuk biçimde mülki amirliğe bildirir.
2) Düzenleme kurulu toplantının, amacına uygun olarak gerçekleşmesi için gereken
önlemleri alır ve gerektiğinde güvenlik kuvvetlerinin yardımını ister. Alman önlemlere rağmen sükun ve düzenin sağlanamaması halinde kurul başkanı toplantının sona erdirilmesini idare görevlilerinden isteyebilir. Düzenleme kurulunun sorumluluğu, topluluk toplantı yerinden tamamen ayrılıncaya kadar sürer.
3) Toplantı veya gösteri yürüyüşü, düzenleme kurulu temsilcisi tarafından, bildirimin
verildiği mülki amirliğe yazı ile bildirilmek koşuluyla ve 48 saati geçmemek üzere
ertelenebilir.
4) Toplantı ve gösteri yürüyüşü için verilen gün ve saatten önce ya da sonra ateşli
silahlar veya patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zinciri gibi bereleyici veya boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya sis, gaz ve benzeri maddeler toplantı alanı veya gösteri güzergahında bulunursa, toplantı bütün bu araç ve gereçler ve bunları bulunduranların alan ve güzergah dışına çıkarılmasından sonra yapılır.
5) Kanunun suç saymadığı her konuda kamu düzenini bozmayan her toplantı ve gösteri
serbestçe yapılabilmelidir. Toplantı ve gösterilerle ilgili yasaklamalara özel kanunda değil Ceza Kanunu'nda yer verilir, kanunun suç saydığı eylemler Ceza Kanunu'nda gösterilir; toplantı ve gösterilerin kamu düzenine aykırı olup olmadığı ise yargı içtihatları ile belirlenirse idarenin takdir yetkisini keyfi olarak uygulaması önlenir. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile ilgili yasaklar ve yaptırımları Türk Ceza Kanunu'nda; polisin toplantı veya gösteri yürüyüşünün düzenini sağlarken görevini nasıl yapacağı, Polis Görev ve Yetkileri Kanunu'nda gösterilmelidir.
6) Kanunlardaki kavramlar, çağdaş hukukun genel ilkeleri, anayasa ve uluslararası
sözleşmelerle benimsenmiş ilkeler, bilimsel ve yargısal içtihatlarla birlikte gözönüne
alınarak yorumlanmalıdır. Böylece kamu düzeni kavramı da içtihatlarla belirlenir[1].
Mülkiyet Hakkı (35. Madde)
Anayasamız “mülkiyet hakkı“ başlığı altında; “Herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.“ hükmünü getirmiş olmasına rağmen Türk Telekom tarafından bu anayasal emir de ihlal edilmekte ve kişilerin mülkiyet hakkına keyfi olarak ve kullanıcılar zararına olacak şekilde el konulabilmektedir.
AİHS`nin 6. maddesi de anayasanın ilgili maddesine paralel olarak uluslar arası düzeyde mülkiyet hakkını korumayı amaçlamıştır. Mülkiyet hakkı Çağdaş Batı Uygarlığı`nın temel taşıdır. Bu sebeple 1789 Fransız İnsan Hakları Beyannamesi`nin 17. maddesi mülkiyet hakkını korumaktadır.
önce toplantının tarihi, saati ve konusu ile üç kişilik düzenleme kurulu üyelerinin adlarını, adreslerini ikamet belgeleriyle birlikte en büyük mülki amire verirler. Tescil edilmiş tüzel kişilerin yönetim kurulları, düzenleme kurulu sayılır veya yönetim kurulu başkanı veya yetkili üyesi, derneğin üç üyesini düzenleme kurulu olarak atayarak, mülki amirliğe bildirebilir.
Bu bildirim karşılığında, gün ve saati gösteren alındı belgesi verilmesi zorunludur. Bu bildirim, mülki amirlikçe kabul edilmez veya karşılığında alındı belgesi verilmez ise, toplantıyı veya gösteri yürüyüşünü yapacak olanların düzenleyecekleri bir tutanakla notere ihbar yapılır, ihbar saati bildirimin verilme saati sayılır. Noter, bu ihbarı görevlisi aracılığıyla, en çabuk biçimde mülki amirliğe bildirir.
2) Düzenleme kurulu toplantının, amacına uygun olarak gerçekleşmesi için gereken
önlemleri alır ve gerektiğinde güvenlik kuvvetlerinin yardımını ister. Alman önlemlere rağmen sükun ve düzenin sağlanamaması halinde kurul başkanı toplantının sona erdirilmesini idare görevlilerinden isteyebilir. Düzenleme kurulunun sorumluluğu, topluluk toplantı yerinden tamamen ayrılıncaya kadar sürer.
3) Toplantı veya gösteri yürüyüşü, düzenleme kurulu temsilcisi tarafından, bildirimin
verildiği mülki amirliğe yazı ile bildirilmek koşuluyla ve 48 saati geçmemek üzere
ertelenebilir.
4) Toplantı ve gösteri yürüyüşü için verilen gün ve saatten önce ya da sonra ateşli
silahlar veya patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zinciri gibi bereleyici veya boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya sis, gaz ve benzeri maddeler toplantı alanı veya gösteri güzergahında bulunursa, toplantı bütün bu araç ve gereçler ve bunları bulunduranların alan ve güzergah dışına çıkarılmasından sonra yapılır.
5) Kanunun suç saymadığı her konuda kamu düzenini bozmayan her toplantı ve gösteri
serbestçe yapılabilmelidir. Toplantı ve gösterilerle ilgili yasaklamalara özel kanunda değil Ceza Kanunu'nda yer verilir, kanunun suç saydığı eylemler Ceza Kanunu'nda gösterilir; toplantı ve gösterilerin kamu düzenine aykırı olup olmadığı ise yargı içtihatları ile belirlenirse idarenin takdir yetkisini keyfi olarak uygulaması önlenir. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri ile ilgili yasaklar ve yaptırımları Türk Ceza Kanunu'nda; polisin toplantı veya gösteri yürüyüşünün düzenini sağlarken görevini nasıl yapacağı, Polis Görev ve Yetkileri Kanunu'nda gösterilmelidir.
6) Kanunlardaki kavramlar, çağdaş hukukun genel ilkeleri, anayasa ve uluslararası
sözleşmelerle benimsenmiş ilkeler, bilimsel ve yargısal içtihatlarla birlikte gözönüne
alınarak yorumlanmalıdır. Böylece kamu düzeni kavramı da içtihatlarla belirlenir[1].
Mülkiyet Hakkı (35. Madde)
Anayasamız “mülkiyet hakkı“ başlığı altında; “Herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.“ hükmünü getirmiş olmasına rağmen Türk Telekom tarafından bu anayasal emir de ihlal edilmekte ve kişilerin mülkiyet hakkına keyfi olarak ve kullanıcılar zararına olacak şekilde el konulabilmektedir.
AİHS`nin 6. maddesi de anayasanın ilgili maddesine paralel olarak uluslar arası düzeyde mülkiyet hakkını korumayı amaçlamıştır. Mülkiyet hakkı Çağdaş Batı Uygarlığı`nın temel taşıdır. Bu sebeple 1789 Fransız İnsan Hakları Beyannamesi`nin 17. maddesi mülkiyet hakkını korumaktadır.
Anayasamızın 90. maddesine göre ise usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. 6336 sayılı kanunla onaylanmış ve yürürlüğe konulmuş bulunan AİHS`nin 1 nolu ek protokolünün 1. maddesi şu hükmü içermektedir:
Madde 1: Mülkiyetin korunması
Her gerçek ve tüzel kişi, maliki olduğu şeyleri barışçıl yoldan kullanma hakkına sahiptir. Kamu yararı gerektirmedikçe ve uluslar arası hukukun genel ilkeleri ile hukukun aradığı şartlara uyulmadıkça hiç kimse mülkiyetinden yoksun bırakılamaz.
Bu durumda, Türkiye Cumhuriyeti kurumlarının görevi; mecliste onaylanarak yasalaşan bu maddeyi dikkate alarak iç düzenlemelerini Türkiye`nin taraf olduğu mülkiyeti korumaya yönelik diğer uluslar arası antlaşmalara ve meclisten geçirilerek yasalaşan ilgili maddelere uyumlu hale getirmektir. Böylece batılılaşma ve demokratikleşme çabası sadece imzalanan anlaşmalarla ve uyum yasaları ile kağıt üzerinde kalmaktan çıkarak toplumun yararı doğrultusunda kullanılmışta olacaktır. Ancak Türk Telekom`un sözleşmelerinde açıkça yasalar çiğnenmekte ve mülkiyet hakkı hiçe sayılmaktadır.
AİHM; Akkuş-Türkiye, Aka-Türkiye ve takip eden kararlarıyla oluşan içtihadıyla, devletin mülkiyete saygı ilkesine uymaları gerektiğini, keyfi şekilde ve adil ve tam karşılığı ödenmeden, adil yargılama ilkelerine uyulmadan yapılan kamulaştırma veya devletleştirmelerin hukukun ihlali olduğunu hükme bağlamıştır. Türkiye Devleti`nin resmi kurumlarının yapmış olduğu mülkiyet ihlalleri nedeniyle AİHM`de bir çok kereler mahkum olunmasına ve mağdurlara yüksek tazminatlar ödemek zorunda kalınmasına rağmen, bu ihlalleri önleyici tedbirler alınamamaktadır. Türk Telekom tarafından imzalatılan sözleşme, yukarıda sayılan kriterleri ihlal eder şekilde kullanıcıların mülkiyetini el koymayı içermektedir
Hak Arama Hürriyeti (36. Madde)
Kişiler ve vatandaşlar bir hukuk devleti içinde yaşıyorlarsa, bu devletin bütün faaliyetlerinin yargı denetimine tabi olduğu bir hukuk düzeni içinde bulundukları anlamına gelir. Türk anayasası da Türkiye Cumhuriyeti`nin bir hukuk devleti olduğunu açıkça belirtmiştir. Bunun sonucu olarak; egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, yani kimse millete hükmedemez. Yalnız millet her şeyi bir arada toplanıp yapamayacağına göre, egemenliği kendi içinden çıkan organlar eliyle kullanacaktır. Bu organların arasında yargı da vardır. Esasen yargılama işi egemenliğin en önemli unsurlarından biridir. İşte bu yüzden, anayasa, kanunların bile yargı denetimine tabi olduğunu kabul etmiş ve Anaya Mahkemesi`ni öngörmüştür.
Hak arama hürriyeti, yargı mercilerine başvurulma ile gerçekleştirilecekse, kişiler ilgili mahkemeye bir dilekçe vermek zorundadırlar. Dilekçe vermek için, temyiz kuvvetine sahip ve reşit olmak gerekir. Aksi halde, veli veya bazı şartlarda vasi ilgili kişi namına dava açar. Bunun dışında, bir kimse başkasının yerine hak arama hürriyetini kullanamaz, avukat tutulması istisnadır. ,,
Hak arama hürriyetine paralel olarak, vatandaşlara dilek ve şikayette bulunma hakkı da tanınmıştır. Anayasaya göre, vatandaşlar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri altında tek başlarına veya topluca yetkili makamlara ve TBMM`ye yazı ile başvurma hakkına sahiptirler. Kendiler ile ilgili başvurmaların sonucu, dilekçe sahibine yazılı olarak bildirilir. Dilekçe hakkının kullanılması için, bizzat başvurmak veya mutlaka bir avukatla temsil edilmek gerekmez.
Madde 1: Mülkiyetin korunması
Her gerçek ve tüzel kişi, maliki olduğu şeyleri barışçıl yoldan kullanma hakkına sahiptir. Kamu yararı gerektirmedikçe ve uluslar arası hukukun genel ilkeleri ile hukukun aradığı şartlara uyulmadıkça hiç kimse mülkiyetinden yoksun bırakılamaz.
Bu durumda, Türkiye Cumhuriyeti kurumlarının görevi; mecliste onaylanarak yasalaşan bu maddeyi dikkate alarak iç düzenlemelerini Türkiye`nin taraf olduğu mülkiyeti korumaya yönelik diğer uluslar arası antlaşmalara ve meclisten geçirilerek yasalaşan ilgili maddelere uyumlu hale getirmektir. Böylece batılılaşma ve demokratikleşme çabası sadece imzalanan anlaşmalarla ve uyum yasaları ile kağıt üzerinde kalmaktan çıkarak toplumun yararı doğrultusunda kullanılmışta olacaktır. Ancak Türk Telekom`un sözleşmelerinde açıkça yasalar çiğnenmekte ve mülkiyet hakkı hiçe sayılmaktadır.
AİHM; Akkuş-Türkiye, Aka-Türkiye ve takip eden kararlarıyla oluşan içtihadıyla, devletin mülkiyete saygı ilkesine uymaları gerektiğini, keyfi şekilde ve adil ve tam karşılığı ödenmeden, adil yargılama ilkelerine uyulmadan yapılan kamulaştırma veya devletleştirmelerin hukukun ihlali olduğunu hükme bağlamıştır. Türkiye Devleti`nin resmi kurumlarının yapmış olduğu mülkiyet ihlalleri nedeniyle AİHM`de bir çok kereler mahkum olunmasına ve mağdurlara yüksek tazminatlar ödemek zorunda kalınmasına rağmen, bu ihlalleri önleyici tedbirler alınamamaktadır. Türk Telekom tarafından imzalatılan sözleşme, yukarıda sayılan kriterleri ihlal eder şekilde kullanıcıların mülkiyetini el koymayı içermektedir
Hak Arama Hürriyeti (36. Madde)
Kişiler ve vatandaşlar bir hukuk devleti içinde yaşıyorlarsa, bu devletin bütün faaliyetlerinin yargı denetimine tabi olduğu bir hukuk düzeni içinde bulundukları anlamına gelir. Türk anayasası da Türkiye Cumhuriyeti`nin bir hukuk devleti olduğunu açıkça belirtmiştir. Bunun sonucu olarak; egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, yani kimse millete hükmedemez. Yalnız millet her şeyi bir arada toplanıp yapamayacağına göre, egemenliği kendi içinden çıkan organlar eliyle kullanacaktır. Bu organların arasında yargı da vardır. Esasen yargılama işi egemenliğin en önemli unsurlarından biridir. İşte bu yüzden, anayasa, kanunların bile yargı denetimine tabi olduğunu kabul etmiş ve Anaya Mahkemesi`ni öngörmüştür.
Hak arama hürriyeti, yargı mercilerine başvurulma ile gerçekleştirilecekse, kişiler ilgili mahkemeye bir dilekçe vermek zorundadırlar. Dilekçe vermek için, temyiz kuvvetine sahip ve reşit olmak gerekir. Aksi halde, veli veya bazı şartlarda vasi ilgili kişi namına dava açar. Bunun dışında, bir kimse başkasının yerine hak arama hürriyetini kullanamaz, avukat tutulması istisnadır. ,,
Hak arama hürriyetine paralel olarak, vatandaşlara dilek ve şikayette bulunma hakkı da tanınmıştır. Anayasaya göre, vatandaşlar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri altında tek başlarına veya topluca yetkili makamlara ve TBMM`ye yazı ile başvurma hakkına sahiptirler. Kendiler ile ilgili başvurmaların sonucu, dilekçe sahibine yazılı olarak bildirilir. Dilekçe hakkının kullanılması için, bizzat başvurmak veya mutlaka bir avukatla temsil edilmek gerekmez.
Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması (40. Madde)
Anayasamızın 40.maddesine bakıldığında AİHS` nin 13.maddesinden esinlenildiği görülmektedir. Bu madde ile; Anayasada tanınmış olan hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkese, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. Anayasamız ayrıca, aynı madde ile kamu görevlilerinin kişilere haksız işlemleri sonucu verdikleri zararı da devletin karşılayacağını belirtmiştir. Ancak devletin, bu zara ile ilgili olarak sorumlu olan ilgili görevliye rücu (yönlendirme, devretme) hakkı saklıdır. Aynı zamanda devlet, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yollarına ve hangi mercilere başvuracağını ve bunların sürelerini de belirtmek zorundadır.
Uluslararası Hukuk Alanında Teminat
Uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerin içine öncelikle Uluslararası hukukun genel prensipleri, daha sonra da devletin taraf olduğu sözleşmelerden doğan yükümlülükler girer. Küreselleşen dünyada devletler arasında ekonomik, teknolojik ve çeşitli bakımlardan sınırlar ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla insan hakları kavramı etrafındaki sınırlar da ortadan hızlı bir şekilde kalkmakta ve bu kavram uluslarüstü bir değer haline gelmektedir. İşte bu şekilde evrensel hale gelen insan hakları kavramı etrafında dönen hak ve hürriyetlerin güvence altına alınarak, aykırı gidişlerden korunması ve daha ileri ve kaliteli bir düzeyde gerçekleştirilmesi amacıyla uluslararası kuruluşlar oluşturulmuş ve bu kuruluşlar vasıtasıyla çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.
Uluslararası kuruluşların başında Birleşmiş Milletler ve Avrupa ülkelerinin siyasal birliği olan Avrupa Konseyi gelir.Birleşmiş Milletlerin, kişisel ve sosyal hakları dolayısıyla insan haklarını uluslararası alanda hukukun konusu yaparak teminat altına aldığı belgelerin başında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, BM İnsan Hakları Koruma Sözleşmeleri olan Soykırım Sözleşmesi, Irk Ayrımcılığının Tüm Biçimlerinin Kaldırılması Uluslar Arası Sözleşmesi, Kadınlara Karşı Tüm Ayrımcılık Biçimlerinin Kaldırılması Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Kişisel Ve Siyasal Haklara İlişkin Sözleşme, Ekonomik Sosyal Ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslar Arası Sözleşme, İşkence, Başka Zalimce İnsanlık Dışı Yada Onur Kırıcı Davranışlara Karşı Sözleşmeler gelir Avrupa konseyinin ise insan haklarının teminat altına alınması ve geliştirilmesi konusunda öncülüğünü yaptığı sözleşmenin başında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gelir
Çağdaş demokratik devletlerde, hukukun üstünlüğü geçerli olmakla birlikte başta anayasal kurumlar olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlar ile bunların işleyişleri ve bu işleyişlere yön verenler hukuk kurallarına tabidir. Kurumların örgütlenmesini ve işleyişini belirleyen bu kurallara vatandaşlar kadar siyasi iktidarı kullananlarda mutlaka uymalıdır. Çünkü hukuk kuralları temelde gücünü yine kendisinin oluşturduğu Anayasadan almaktadır. Dolayısıyla hukuk kurallarına uyulduğu ölçüde de hak ve hürriyetler teminat altında olmakta ve Anayasanın üstünlüğü anlayışı gerçekleşmektedir.
Modern Türkiye`nin halen yürürlükteki anayasası bilindiği gibi 1982 tarihlidir. Tarihsel süreç içerisinde 1982 Anayasasında ortaya çıkan ihtiyaçları gidermek, Avrupa Birliğine tam üyelik için gerekli ekonomik ve siyasi kriterleri karşılamak, kamuoyu beklentileri doğrultusunda çağdaş-demokratik standartları ve evrensel normları gerçekleştirmek, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü dolayısıyla anayasanın üstünlüğünü ön plana çıkarmak amacıyla anayasa değişiklikleri yapılmıştır, yapılmaktadır.
Aslında amaçlanan küreselleşen dünyaya uyum sağlamaktır. Bu itibarla insan hakları ve temel özgürlükler alanındaki düzenlemelerde güvencelerin güçlendirilmesi yönünde önemli adımlar atılmaktadır. Dolayısıyla bireyler olarak bizler, hem ulusal ve hem de uluslararası alanda güvence altına alınan ve çerçevesi genişletilen hak ve hürriyetlerimiz ile yaşadığımız toplum ve devlet düzeni içerisinde, bir taraf bir başka deyişle söz sahibi olarak varlığımızı, tabii ki Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti ve ulusu olma azim ve kararından sapmadan gerçekleştirebilmekteyiz.
Anayasamızın 40.maddesine bakıldığında AİHS` nin 13.maddesinden esinlenildiği görülmektedir. Bu madde ile; Anayasada tanınmış olan hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkese, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. Anayasamız ayrıca, aynı madde ile kamu görevlilerinin kişilere haksız işlemleri sonucu verdikleri zararı da devletin karşılayacağını belirtmiştir. Ancak devletin, bu zara ile ilgili olarak sorumlu olan ilgili görevliye rücu (yönlendirme, devretme) hakkı saklıdır. Aynı zamanda devlet, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yollarına ve hangi mercilere başvuracağını ve bunların sürelerini de belirtmek zorundadır.
Uluslararası Hukuk Alanında Teminat
Uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerin içine öncelikle Uluslararası hukukun genel prensipleri, daha sonra da devletin taraf olduğu sözleşmelerden doğan yükümlülükler girer. Küreselleşen dünyada devletler arasında ekonomik, teknolojik ve çeşitli bakımlardan sınırlar ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla insan hakları kavramı etrafındaki sınırlar da ortadan hızlı bir şekilde kalkmakta ve bu kavram uluslarüstü bir değer haline gelmektedir. İşte bu şekilde evrensel hale gelen insan hakları kavramı etrafında dönen hak ve hürriyetlerin güvence altına alınarak, aykırı gidişlerden korunması ve daha ileri ve kaliteli bir düzeyde gerçekleştirilmesi amacıyla uluslararası kuruluşlar oluşturulmuş ve bu kuruluşlar vasıtasıyla çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.
Uluslararası kuruluşların başında Birleşmiş Milletler ve Avrupa ülkelerinin siyasal birliği olan Avrupa Konseyi gelir.Birleşmiş Milletlerin, kişisel ve sosyal hakları dolayısıyla insan haklarını uluslararası alanda hukukun konusu yaparak teminat altına aldığı belgelerin başında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, BM İnsan Hakları Koruma Sözleşmeleri olan Soykırım Sözleşmesi, Irk Ayrımcılığının Tüm Biçimlerinin Kaldırılması Uluslar Arası Sözleşmesi, Kadınlara Karşı Tüm Ayrımcılık Biçimlerinin Kaldırılması Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Kişisel Ve Siyasal Haklara İlişkin Sözleşme, Ekonomik Sosyal Ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslar Arası Sözleşme, İşkence, Başka Zalimce İnsanlık Dışı Yada Onur Kırıcı Davranışlara Karşı Sözleşmeler gelir Avrupa konseyinin ise insan haklarının teminat altına alınması ve geliştirilmesi konusunda öncülüğünü yaptığı sözleşmenin başında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gelir
Çağdaş demokratik devletlerde, hukukun üstünlüğü geçerli olmakla birlikte başta anayasal kurumlar olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlar ile bunların işleyişleri ve bu işleyişlere yön verenler hukuk kurallarına tabidir. Kurumların örgütlenmesini ve işleyişini belirleyen bu kurallara vatandaşlar kadar siyasi iktidarı kullananlarda mutlaka uymalıdır. Çünkü hukuk kuralları temelde gücünü yine kendisinin oluşturduğu Anayasadan almaktadır. Dolayısıyla hukuk kurallarına uyulduğu ölçüde de hak ve hürriyetler teminat altında olmakta ve Anayasanın üstünlüğü anlayışı gerçekleşmektedir.
Modern Türkiye`nin halen yürürlükteki anayasası bilindiği gibi 1982 tarihlidir. Tarihsel süreç içerisinde 1982 Anayasasında ortaya çıkan ihtiyaçları gidermek, Avrupa Birliğine tam üyelik için gerekli ekonomik ve siyasi kriterleri karşılamak, kamuoyu beklentileri doğrultusunda çağdaş-demokratik standartları ve evrensel normları gerçekleştirmek, insan hakları ve hukukun üstünlüğünü dolayısıyla anayasanın üstünlüğünü ön plana çıkarmak amacıyla anayasa değişiklikleri yapılmıştır, yapılmaktadır.
Aslında amaçlanan küreselleşen dünyaya uyum sağlamaktır. Bu itibarla insan hakları ve temel özgürlükler alanındaki düzenlemelerde güvencelerin güçlendirilmesi yönünde önemli adımlar atılmaktadır. Dolayısıyla bireyler olarak bizler, hem ulusal ve hem de uluslararası alanda güvence altına alınan ve çerçevesi genişletilen hak ve hürriyetlerimiz ile yaşadığımız toplum ve devlet düzeni içerisinde, bir taraf bir başka deyişle söz sahibi olarak varlığımızı, tabii ki Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti ve ulusu olma azim ve kararından sapmadan gerçekleştirebilmekteyiz.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 30
- Cevaplar
- 3
- Görüntüleme
- 59
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 32
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 88
