noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Cannn6161 1
Cannn6161
onur akbaş 1
onur akbaş
PrimeAC 1
PrimeAC
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
romegames 1
romegames
Fethi Polat 1
Fethi Polat
xranzei 1
xranzei
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Biyolojik Terimler > M,N

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan turkmmo
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 606

turkmmo

Level 1
Gold Üye
Katılım
17 Eyl 2008
Konular
31,034
Mesajlar
0
Online süresi
5m 10s
Reaksiyon Skoru
208
Altın Konu
0
TM Yaşı
17 Yıl 8 Ay 27 Gün
Başarım Puanı
719
MmoLira
40
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

||| M |||

1) Maddenin Sakınımı (Korunumu) Yasası (): Bir kimyasal reaksiyonda atomların yeniden meydana gelmediğini ya da ortadan kalkmadığını, fakat sadece tipini değiştirdiğini ifade eden temel fizik yasası.

2) Malpigi Borucukları (Marcello MALPHİGİ, 17.yüzyıl İtalyan anatomisti): Arthropodların bir çoğunda boşaltım organıdır.

3) Marsupialia (Latince: Marsupium-kese): Keseliler. Memelilerin Metateria alt sınıfı. Karın bölgesinde bulunan bir kese ile tanınırlar. Çok erken doğan yavrular bir süre bu kesede taşınır.

4) Matriks (Latince: Mater-madde): Bağ dokusu hücreleri tarafından salınan ve onların etrafını çeviren cansız madde. Genellikle kalın ve ağ şeklinde örülmüş mikroskobik liflerden yapılmıştır.

5) Mayoz (Eski Yunanca: Meiosis-indirgenme, azalma): Bir çeşit çekirdek bölünmesidir. Orijinal hücredeki kromozom sayısının yarısına, yani haploit sayıda kromozoma sahip yavru hücrelerle sonuçlanan genellikle ardışık iki hücre bölünmesi.

6) Medulla (Latince: Medius-orta): a) Bir organın iç kısmı, örneğin böbrek medullası.
b) Omuriliğe bitişik olarak yer alan beynin en arka kısmı.

7) Medüz (Eski Yunanca: Medusa-mitolojide üç gorgondan biri): Deniz anasıdır. Bazı sölenterlerin hayat devrelerinde serbest yüzen, şemsiye şeklinde bir formdur.

8) Megagametofit (Eski Yunanca: Megas-büyük+Gamete-kadın+Phyton-bitk): Heterosporlu bitkilerde dişi gametofit.

9) Megaspor (Eski Yunanca: Megas-büyük+Sporos-tohum): Megasporangiumda oluşan büyük spor. Gelişerek megegametofiti oluşturur.

10) Mekanoreseptör (): Dokunma, basınç, işitme ve denge gibi mekanik duyguları algılayan bir duyu hücresi ya da duyu organı.

11) Mekanoreseptör (): Dokunma, basınç, işitme ve denge gibi mekanik duyguları algılayan bir duyu hücresi ya da duyu organı.

12) Melanin (Eski Yunanca: Melas-siyah): Birçok memelinin integümentinde bazen da diğer organlarda bulunan koyu kahverenkli ve siyah renkli pigment.

13) Melanin (Eski Yunanca: Melas-siyah): Birçok memelinin integümentinde bazen da diğer organlarda bulunan koyu kahverenkli ve siyah renkli pigment.

14) Melez gücü (Latince: Hybrida-melez): Birbiriyle ilgisi olmayan soylardan gelen ve genetik bakımdan farklı olan fertlerin birleşmesi sonunda yavru meydana gelmesi ve bu yavruların yaşamak için atalarından daha iyi uyum göstermesi.

15) Melez gücü (Latince: Hybrida-melez): Birbiriyle ilgisi olmayan soylardan gelen ve genetik bakımdan farklı olan fertlerin birleşmesi sonunda yavru meydana gelmesi ve bu yavruların yaşamak için atalarından daha iyi uyum göstermesi.

16) Menapoz (Eski Yunanca: Men-ay+Pause-aralık): Kadınlarda kırk-elli yaşları arasında ay halinin sona erdiği periyot.

17) Menapoz (Eski Yunanca: Men-ay+Pause-aralık): Kadınlarda kırk-elli yaşları arasında ay halinin sona erdiği periyot.

18) Menstruasyon (Eski Yunanca: Menstrualis-aylık): Eğer hamile değilse dişinin üretken olduğu periyotta genellikle, yaklaşık olarak 4 hafta ara ile tekrarlanan fizyolojik uterus kanaması.

19) Menstruasyon (Eski Yunanca: Menstrualis-aylık): Eğer hamile değilse dişinin üretken olduğu periyotta genellikle, yaklaşık olarak 4 hafta ara ile tekrarlanan fizyolojik uterus kanaması.

20) Meristem (Eski Yunanca: Merizein-bölünme): Mitoz bölünmeyle başka hücreler yapabilen, farklılaşmamış embriyonik bitki dokusu.

21) Meristem (Eski Yunanca: Merizein-bölünme): Mitoz bölünmeyle başka hücreler yapabilen, farklılaşmamış embriyonik bitki dokusu.

22) Merozoit (Eski Yunanca: Meros-kısım, parça+Zoon-hayvan): Sıtma paraziti olan Plazmodium'un insandaki devresinde şizontların parçalanmasıyla oluşan genç formlardan biri. Bunlar insan vücudunda dolaşan kana geçerler ve orada yeni eritrositlere saldırırlar.

23) Merozoit (Eski Yunanca: Meros-kısım, parça+Zoon-hayvan): Sıtma paraziti olan Plazmodium'un insandaki devresinde şizontların parçalanmasıyla oluşan genç formlardan biri. Bunlar insan vücudunda dolaşan kana geçerler ve orada yeni eritrositlere saldırırlar.

24) Mesajcı RNA (m RNA): Nukleusta sentez edilip sitoplazmadaki ribozomlara geçen özel bir RNA çeşididir. Ribozomlardaki RNA ile birleşir ve bir enzim ya da diğer bazı özel protein sentezleri için kalıp görevi yapar. (elçi RNA, haberci RNA)

25) Mesajcı RNA (m RNA): Nukleusta sentez edilip sitoplazmadaki ribozomlara geçen özel bir RNA çeşididir. Ribozomlardaki RNA ile birleşir ve bir enzim ya da diğer bazı özel protein sentezleri için kalıp görevi yapar. (elçi RNA, haberci RNA)

26) Metabolizma (Eski Yunanca: Metabollein-değiştirmek): Canlı organize maddenin yapıldığı ve korunduğu fiziksel ve kimyasal olayların tümü. Enerji ve maddeyi organizmanın kullanması için hazır hale getiren dönüşümler.

27) Metabolizma (Eski Yunanca: Metabollein-değiştirmek): Canlı organize maddenin yapıldığı ve korunduğu fiziksel ve kimyasal olayların tümü. Enerji ve maddeyi organizmanın kullanması için hazır hale getiren dönüşümler.

28) Metafaz (Eski Yunanca: Meta-sonra, ötesinde, üstünde+Phasis): Mitoz bölünme de kromozomların ekvator düzleminde sıralandığı ve uzunlamasına ayrılmış gibi görüldüğü, profazı izleyen evre.

29) Metafaz (Eski Yunanca: Meta-sonra, ötesinde, üstünde+Phasis): Mitoz bölünme de kromozomların ekvator düzleminde sıralandığı ve uzunlamasına ayrılmış gibi görüldüğü, profazı izleyen evre.

30) Metafita (Eski Yunanca: Meta-sonra+Phyton-bitki): Bryophyta ve Tracheophyta filumlarına ait ileri bitkilerdir. Sporofit gelişiminde embriyonik evreler bulunur.

31) Metafita (Eski Yunanca: Meta-sonra+Phyton-bitki): Bryophyta ve Tracheophyta filumlarına ait ileri bitkilerdir. Sporofit gelişiminde embriyonik evreler bulunur.

32) Metamerizm (Eski Yunanca: Meta-ile+Meros-kısım, parça): Annelid ve Chordat'larda olduğu gibi dizisel segmentlerden yapılmış olma durumu.

33) Metamerizm (Eski Yunanca: Meta-ile+Meros-kısım, parça): Annelid ve Chordat'larda olduğu gibi dizisel segmentlerden yapılmış olma durumu.

34) Metamorfoz (Eski Yunanca: Meta-sonra, ötesinde, üstünde+Morpho): Başkalaşım. Bir gelişme evresinden diğerine ani geçiş. Örneğin, bir larvanın ergine geçişi.

35) Metanefroz (Eski Yunanca: Meta-sonra, ötesinde, üstünde+Zoon-h): Protozoa dışında, hücreleri farklılaşarak dokuları oluşturan tüm çok hücrelileri içine alan hayvanlar dünyasının bir bölümü.

36) Meyve (): Bir bitkide tohum ve tohumu çevreleyen kısımları içeren olgunlaşmış ovaryum.

37) Mezenşim (Eski Yunanca: Meses-orta+Enchyme-aşılamak): Omurgalı embriyosunda ve bazı omurgasızların erginlerinde bulunan genellikle yıldızsı hücrelerin oluşturduğu gevşek ağsı yapı.

38) Mezoderm (Eski Yunanca: Mesos-orta+Derma-deri): Ektoderm ve endoderm arasında bulunan üç germ tabakasından ortadaki.

39) Mezofil (Eski Yunanca: Mesos-orta+Phylon-yaprak): Yaprağın iç kısmında bulunan ince çeperli ve kloroplastça zengin hücreler.

40) Mezofitler (Eski Yunanca: Mesos-orta+Phytos-bitki): Orta derecedeki nemli iklimde yaşayan kara bitkileri.

41) Mezoglea (Eski Yunanca: Mesos-orta+Gloia-zamk): Sölenterlerde ektoderm ile endoderm arasında bulunan jelatinimsi matriks.

42) Mezonefroz (Eski Yunanca: Mesos-orta+Nephroz-böbrek): Bir omurgalı embriyosunda pronefrozdan sonraki böbrek. Sölomun orta kısmına doğru olan mezonefroz kanalları gelişir ve arkinefrik kanala boşalır.

43) Mikron (Eski Yunanca: Micros-küçük): Metrik sistemde bir ölçü birimi. Bir milimetrenin binde biri.

44) Mikrosporangium (Eski Yunanca: Micros-küçük+Sporos-tohum+Angeion-da): Mikro sporları oluşturmak için mayozla bölünen mikrospor ana hücrelerini içeren küçük polen keseleri.

45) Mikrosporlar (Eski Yunanca: Micros-küçük+Sporos-tohum): Çimlenerek erkek gametofitleri oluşturan küçük, eşeysiz haploit sporlar.

46) Miksidema (Eski Yunanca: Myxa-mukus+Oidema-şişme): Erginlerde troksin salgısı eksikliğinde ortaya çıkan bir durumdur. Metabolizma hızının yavaşlaması ve vücut ısının düşmesiyle belirlenir.

47) Mimikri (Eski Yunanca: Mimos-taklit etmek): Bir organizmanın yaşamını sürdürebilmek amacıyla bazı diğer canlı ya da cansız nesnelere benzeyerek yaptığı uyum.

48) Mirasidyum (Eski Yunanca: Meirakidion-gençlik dolu kişi): Parazit Trematoda'ların ilk larva evresi.

49) Misel (Eski Yunanca:Mykes-mantar+Helos-tırnak): Bir mantarı oluşturan dallanmış ipliklerin (hif) tümü.

50) Mitokondriler (Eski Yunanca: Mitos-iplik+Chondrion-tanecik): Elektron taşıma sistemi ve bazı enzimleri içeren yuvarlak ya da uzamış şekildeki hücre içi organelleri. Oksidatif fosforilasyonun yapıldığı bölgeler.

51) Mitoz (Eski Yunanca: Mitos-iplik+Osis-durum, koşul): Bir hücre ya da çekirdek bölünmesi şeklidir. Bu bölünmeyle oluşan her iki yavru nukleus, atasal nukleusun sahip olduğu tümüyle aynı tamamlayıcı kromozomları alır.

52) Miyopluk (Eski Yunanca: Myein-kapamak+Ops-göz): Yakını görürlük. Göz yuvarlığı aşırı derecede uzamış ve retina, merceğin fazla uzağında kalmıştır. Işık ışınları retinanın önündeki bir noktada birleşip yeniden ayrılarak retinaya ulaştığından bulanık görüntü meydana gelir.

53) Miyozin (Eski Yunanca: Myes-kas): Kasta bulunan bir çözünebilir protein. Aktin ile birlikte kas liflerinin kasılıp gevşemesini sağlar.

54) Mol (Eski Yunanca: Moles-şekilsiz kütle): Gram kütlesi molekül ağırlığına eşit olan bir kimyasal madde miktarı, kendisini oluşturan atomların atom ağırlıkları toplamıdır.

55) Molekül (Latince: Molecula-küçük kütle): Maddenin büyük ölçüde özelliklerine ve yapısına sahip bileşimin ya da kovalent bağlarla bağlı bir elementin en küçük parçası.

56) Monera (Eski Yunanca: Moneres-tek): Gerçek bir çekirdek ve plastidlerden yoksun eşeysel üremenin çok ender olduğu ya da hiç olmadığı bakteriler ve mavi-yeşil algler gibi en basit mikroorganizmaları içeren bir sistematik grup.

57) Mongolizm (): Bireylerin yüz, göz kapakları, dil ve vücudun diğer kısımlarının anormalliği ile ortaya çıkan bir kongenital bozukluk. Zeka ve fiziksel gelişim büyük ölçüde gerilemiştir. 18. ya da 21. kromozomun trizomisi nedeniyle ortaya çıkar.

58) Monoik (Eski Yunanca: Mono-tek+Oikos-ev): Tek evcikli. Aynı bitki üzerinde hem erkek hem de dişi çiçekleri ya da kozalakları taşıyan bitki.

59) Monokotiledon (Eski Yunanca: Monos-tek+Kotyledon-fincan biçiminde): Angiospermae sınıfının bir alt sınıfı. Tek çenek yaprağı olan bitkileri içerir. Örneğin buğdaygiller, zambak ve orkide.

60) Monomer (Eski Yunanca: Monos-tek+Meros-kısım, parça): Diğerlerine bağlanarak polimer yapabilen molekül ağırlığı nispeten küçük bileşiğin basit bir molekülü.

61) Morfogenez (Eski Yunanca: Morphe-şekil+gennan-oluşturmak): Vücudun bir kısmının ya da özel bir organın şekil, büyüklük ve diğer yapılarının gelişimi.

62) Motor Birim (): Bütün iskelet kası liflerinin tek bir motor nöron tarafından uyarılması.

63) Mukoza (): Mukoz zar. Örneğin sindirim kanalını örten zar.

64) Multipi alleller (): Tek bir lokusun farklı fenotipleri oluşturan üç ya da daha fazla seçenek durumu.

65) Mutasyon (): Bir gendeki kalıcı ve kalıtlanan değişiklik.

66) Muton (): Değişince organizmanın bir mutantının meydana gelmesine neden olan kromozomun en küçük parçası.

67) Mutualizm (): Ayrı ayrı yaşayamayan, beraber olmaktan yararlanan farklı türden iki organizmanın oluşturduğu birlik.

68) Myelin (Eski Yunanca: Myelos-ilik, öz): Merkezi sinir siteminde ve bazı periferal sinirlerde ki sinir hücrelerinin aksonları etrafında bir kılıf oluşturan yağlı madde.

69) Myofibriller (Eski Yunanca: Myes-kas+Latince: Fibrilla-küçük lif): Aktin ve miyozin proteinlerinden oluşan kontraktil, uzun mikros kobik lifler.

||| N |||

1) NAD (): Biyolojik oksidasyonlarda hidrojen akseptörü olarak iş gören bir koenzim olan nikotinamid adenin dinukleotid'in kısalmış şeklidir. (DPN de denir)

2) NADP (): Biyolojik oksidasyonlarda hidrojen akseptörü olarak iş gören bir koenzim olan nikotinamid adenin dinükleotid fosfat'ın kısaltılmış şeklidir. (TPN de denir)

3) Nefridyum (Eski Yunanca: Nephros-böbrek): Yer solucanları ve diğer Annelid'lerde bulunan boşaltım organıdır. Silli bir huni boru ile bitişiğindeki anteriyör sölom boşluğuna uzanır ve buradan bir delikle vücut dışına atılır.

4) Nefron (Eski Yunanca: Nephros-böbrek): Omurgalı böbreğinin anatomik ve işlevsel birimi.

5) Nekton (Eski Yunanca: Nektos-yüzen): Aktif yüzücü organizmalar için kullanılan topluluk adı.

6) Nematosist (Eski Yunanca: Nema-iplik+Kystis-kese): Sölenter'lerde bulunan tutunma, korunma ve av yakalamaya yarayan küçük sokucu bir yapı.

7) Nimf (Latince: Nympha-genç kadın): Pupa evresi geçirmeden erginleşen ve genellikle ergine benzeyen böcek.

8) Nodyum (Latince: Nodus-düğüm): Gövde üzerinde yaprak ya da tomurcuğun geliştiği yer, bir şişkinlik ya da kabartı.

9) Nondisjunction (Ayrılmama): Mayoz bölünmedeki indirgenme sırasında homolog kromozom çiftinin normal olarak ayrılamaması. Çiftin her iki üyesi aynı yavru çekirdeğe geçer ve öteki yavru hücre bu kromozomu taşımaz.

10) Notokord (Eski Yunanca: Noton-sırt+Chorde-kordon): Bütün kordatların embriyosunda ve bazılarının erginlerinde iç iskelet görevi yapan, arka-ön doğrultusunda uzanan çubuk şeklindeki yapı.

11) Notum (Eski Yunanca: Noton-arka, sırt): Vücudun sırt kısmı. Arthropoda'larda her segmentin dorsal elementi.

12) Nukleolus (Latince: Nux-fındık, ceviz): Hücre nukleusu içinde bulunan küre şeklinde yapı. Ribonukleik asit bakımından zengin olup ribozomların sentezlendiği yerler olarak bilinirler.

13) Nutrient (Latince: Nutriti-beslemek): Vücudun metabolik faaliyetlerinde kullanılan herhangi bir maddeyi belirten genel bir terim.

14) Nükleotid (): Bir fosfat grubu, bir beş karbonlu şeker (riboz ya da deoksiriboz) ve bir azotlu baz (pürin ya da pirimidin)dan oluşan bir molekül. Nükleaz enzimi yardımıyla nükleik asitlerin ayrıştığı bir alt birim.

15) Nörohumor (Eski Yunanca: Neuron-sinir+Latince: Humor-sıvı): Nöronun uç kısmıyla salgılanan ve bitişikteki sinir ya da kası aktive eden bir madde.

16) Nöron (Eski Yunanca: Neuron-sinir): Kolleteral ve terminal uzantılarıyla birlikte bir sinir hücresidir. Sinir sisteminin yapısal birimi.

17) Nörosekresyon (Eski Yunanca: Neuron-sinir+Latince: Secrotio-salgı): Sinir hücreleri tarafından hormon yapımı.

18) Nörozis (Eski Yunanca: Neuro-sinir+Esis-durum): Çok değişik belirtilerle ortaya çıkan nispeten hafif ve sıkça görülen psişik bozukluklar. Kuruntu, korku, utançlık ve aşırı duyarlılık gibi.

19) Nörula (Eski Yunanca: Neuro-sinir): İlkel sinir sisteminin oluşturduğu erken embriyonik evre.

20) Nötronlar (): Kütlesi 1 olan hidrojen izotopu hariç bütün elementlerin çekirdeğinde protonlarla beraber bulunan elektrik yüksüz madde parçacıkları.

 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst