İlk Testere filmi 2004 yılında çekilmişti. Sadece 1.2 milyon dolarlık bir bütçe ile çekilen film, tüm dünyada tam 103 milyon dolar kazandırmıştı. Tabi ki ilk filmin elde ettiği bu beklenmeyen kâr yapımcıların iştahını kabarttı ve 2009 yılına kadar tam 6 tane Testere filmi çekildi. Her sene yeni bir Testere filmi ile karşılaştık. Serideki en büyük kârı ise üçüncü film getirdi.10 milyon dolar harcanan film yapımcılarına tam 164 milyon dolar kazandırdı. Tabi ki her sene yeni bir filmin gelmesi seriye bir kabak tadı getirdi. Üçüncü filmden sonra hasılatların eskisi kadar olmadığı görüldü. Tabi ki her ne kadar eskisi kadar olmasa dahi kar oranı yine %700'ler civarlarında seyrediyor. Lionsgate filmlerden aldığı para ile tatmin olmamış olacak ki birde Saw filminin oyunu için kollarını sıvadı ve filmin isim ve senaryo haklarını sattı. İsim haklarını satın alan firma oyunun geliştirilmesine başlandığını açıklasa da maddi kriz sonrası yapımı durdurduğunu açıkladı. Fakat Konami firması oyunu sahiplendi ve Saw ile ilgili tüm yapım haklarını satın alarak oyunu geliştirme görevini başka bir stüdyoya verdi. Bu sancılı yapım sürecinden sonra Testere oyunu nihayet bizlerle buluştu. Bakalım Saw beklentilerimizi karşılayan bir yapım olmayı başarmış mı? Buyurun oyun incelememize başlayalım.
Hadi... Bir Oyun Oynayalım...
Oyunumuz senaryo olarak birinci ve ikinci filmin arasında geçiyor. Birinci filmden hatırlayacağınız dedektif Tapp oyundaki karakterimiz. Oyunun başında Tapp kendini yaralanmış bir şekilde kafasında Jigsaw'ın o meşhur tuzağı ile birlikte terk edilmiş bir hastane odasında buluyor. Kendine geldiğinde ise klasik olarak karşımızdaki televizyon açılıyor ve Jigsaw'in o sevimsiz bebeği ekranda beliriyor. Bize tuzakla ilgili bilgi verdikten sonra iyi şanlar dileyerek yayınına son veriyor. Ve bundan sonra ise zamana karşı yarışımız başlıyor. Kafamızdaki tuzağı ekrana gelen ok işaretlerini mouse yardımıyla yaparak çıkartmamız gerekiyor. Eğer bunu başaramazsak oracıkta kafamız parçalanıyor ve Testere maceramız başlamadan bitmiş oluyor. Fakat bu ilk tuzak olduğundan öyle pek zorlayıcı bir oyun değil. Tek yapmamız gereken faremizi ekrana gelen oklar yönünde hareket ettirmek. Kafamızdaki tuzaktan kurtulduktan sonra ise bizleri güzel bir bulmaca daha bekliyor. Aslına bakılırsa oyun boyunca birçok güzel bulmaca bizleri bekliyor. Fazla zorlanmadan çözebildiğimiz ve çözdüğümüzde de vay be ben neymişim diyebileceğimiz bulmacalar. Neyse sizlere oyunu biraz daha anlatmak istiyorum. Kafamızda bulunan demir kapanı çıkardıktan sonra az ileride bulunan kapıdan girmek için gidiyoruz fakat kapının üzerinde bir asma kilit olduğunu görüyoruz. Asma kilit üç haneli bir şifreye sahip. Doğal olarak Jigsaw'ın bu şifreyi bir yerlere gizlediğini düşünerek odanın içinde aramaya başlıyoruz. Bu arada oda diye tabir ettiğim mekan bir tuvalet. Tuvaletin içindeki yan yana duran üç kabinin üzerinde kırmızı boya ile yazılmış rakamlar dikkatinizi hemen çekecektir. Fakat bu rakamlar ters bir şekilde yazılmış. Kabinlerin karşısında bulunan aynaya baktığınızda ise rakamları düz olarak görüyorsunuz. Ama o da ne. Rakamların bazıları eksik yazılmış. Yani mesela 7 rakamının üst kısmı yok. Doğal olarak başta bunu 1 olarak okuyorsunuz. Fakat Jigsaw eksik kısımları aynaya çizmiş. Eğer aynaya doğru açıdan bakarsanız rakamları tam olarak okuyorsunuz ve bingo! Şifreyi bulmuş oluyorsunuz. Tabi ki bu odadan çıktım diye sevinmeyin. Daha oyun yeni başlıyor.
Oyunda genel olarak karşımıza bu tarz oyun ve bulmacalar çıkıyor. Zamana karşı yarıştığımız görevlerde genelde bir anahtar veya benzeri bir nesne arıyoruz. Mesela bir bölümde bize iki dakika veriliyor. Bu iki dakika içinde odada bulunan tuvaletlerden birinde bir sigorta var ve onu bulmamız gerekiyor. Eğer sigortayı bulamazsak bomba patlıyor ve ölüyoruz. Aslında sigortayı bulma işi o kadar da zor değil. Doğru tuvaleti bulduğunuzda görüntü röntgen moduna geçiyor ve sigorta veya aradığımız nesne sarı renkte beliriyor. Tabi ki elimizi soktuğumuz yerde ya şırıngalar ya da cam kırıkları oluyor. Doğal olarak belirtilen nesneyi doğru anda yakalamanız gerekiyor. Bunun içinde eliniz tam o nesnenin yakınlarına geldiğinde ekranda size belirtilen tuşa basmanız gerekiyor. Tuşa zamanında basamazsanız ekranda beliren acı göstergesi tamamen doluyor ve karakterimiz elini soktuğu yerden geri çıkartıyor. Can barımızın azalmasının yanı sıra bize verilen sürede daralıyor ve işimiz biraz daha zorlaşıyor.
Hep İnsanları Kurtardın Dedektif... Peki Ya Şimdi...
Testere'de girdiğimiz hemen hemen her odada bir not veya bir kasetle karşılaşıyoruz. Bunlar bize Jigsaw'ın bıraktığı ipuçları veya nasihatleri oluyor. Size yine oyun içinden bir örnekle bunu anlatayım. Oyunda ilerleyen bölümlerden birinde morgu andıran bir odaya giriyoruz. Ortada dört tane sedye bunların üzerinde de dört tane insan var. Bunlardan üç tanesi yaşıyor, sadece bir tanesi ölü. Ölü olanın karnı cam kırıklarıyla doldurulmuş ve bizim aradığımız anahtarda bu cam kırıklarıyla dolu cesedin içine saklanılmış. Burada Jigsaw bize bir not bırakıymış. Notta, bu zamana kadar insanları hep kurtardığımız, şimdi ise kurtulmak için onları öldürmemiz gerektiği yazıyor. Bu bölümde neşteri alıp rastgele birini keserseniz %25 şansınız var. Yanlış kişiyi kesseniz de bir şey olmuyor fakat tam siz keserken adam çırpınmaya başlıyor ve bağırsakları dışarı çıkarak ölüyor. Tabi bu kötü bir görüntü. O yüzden böyle karambole girmenize gerek yok. Çünkü Jigsaw size mutlaka oyunla ilgili bir ipucu bırakmış oluyor. Mesela bahsettiğim bu odada duvarda hastaların çekilmiş mide filmleri bulunuyor. Bu filmlere bakarak anahtar kimdeyse gidip onu kesiyorsunuz. Zaten adamların isimleri ayaklarına bağlı olan kağıtta yazıyor.
Oyunda yürürken bile dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü karakterimizin ayakları çıplak ve Jigsaw yerleri cam kırıklarıyla doldurmuş. Eğer dikkatsiz bir şekilde yürürsek bu cam kırıkları bizim can barımızı bir hayli azaltıyor. Eğer göremeyeceğimiz kadar karanlık bir koridora gelirsek karakterimiz fener niyetine çakmağını çıkartıp yolunu aydınlatıyor. Can barımızı azaltan bir diğer etken ise bu terk edilmiş hastanede bulunan diğer Jigsaw kurbanları. Hastanede bizden başka birçok kurban daha var. Bu kurbanlar kendilerine kurulan tuzaklardan kurtulmak amacıyla bizi gördükleri yerde anlamsız bir şekilde üzerimize saldırıyorlar. Karakterimiz kendisine saldıranlara karşı gard alabiliyor. Ayrıca saldırmamız içinde hafif ve ağır olarak iki atak opsiyonumuz mevcut. Bunun yanında çevreden bulduğumuz neşter, cam parçası gibi nesnelerle de bize saldıranları tek hamlede haklayabiliyoruz. Azalan canımızı da kurbanların üzerinden çıkan yeşil renkteki iğne ile doldurabiliyoruz. Bu iğneyi etraftaki çekmece ve dolap tarzı şeylerden de bulmak mümkün. Bu yeşil iğnenin yanı sıra öldürdüğümüz insanların üzerinden işimize yarayabilecek anahtar vb. nesnelerde bulabiliyoruz. Oyundaki bazı açılmayan kapıları bu anahtarlar ile açabiliyoruz. Bu kapıların ardında da çoğu zaman bir not veya bir kaset buluyoruz. Bazı kilitli kapıları ise maymuncuk usulü ile açıyoruz. Ekrana gelen simgelerin hepsini yan yana getirdiğimizde kilidi kırmış oluyoruz. Fakat her önünüze gelen kapıdan öyle bamm diye dalmanızı önermem. Çünkü bazı kapılarda Jigsaw'ın meşhur pompalı tüfek tuzağı mevcut. Kapıyı dikkatsiz bir şekilde açarsanız içeri girdiğiniz anda kapının hemen üst tarafına kurulmuş tüfek kafanızı bedeninden parçalayarak ayırıyor. Zaten böyle bir kapıyla karşılaştığınızda karakterimiz kapıyı yavaşça açıyor, bu açış esnasında kapının aralığından bir rakam çıkıyor. Siz klavyeden bu rakama bastığınız an tuzak etkisiz kalıyor. Ama zamanında basamaz, ya da yanlış bir tuşa basarsanız ölüyorsunuz. Testere oyununu oynadıkça keşfediyorsunuz. Öyle rpg ağırlıklı bir oyun değil. İçindeki bulmacaların birçoğu çok zevkli. Fakat zamana karşı olan oyunlar insanı strese sokabiliyor.
Genel Yorum
Testere'nin oyununun bu kadar başarılı olabileceğini ben açıkçası beklemezdim. Tps tarzında, Unreal 3 motorunun muazzam grafikleriyle gerçekten güzel bir yapım olmuş. Grafikler kısmen de olsa tatmin edici demek mümkün. Oyundaki seslendirmeler ise filmin oyuncularının yardımıyla yapılmış. Mesela oyundaki Jigsaw'ı filmdeki Testere seslendiriyor. Oyunda filmden tanıdık yüzlere de rastlıyoruz. Amanda gibi. Taktığı o çirkin domuz maskesiyle ara ara karşımıza çıkıyor. Uzun lafın kısası eğer Testere serisini sevdiyseniz bu oyunu kaçırmayın derim. Unutmayın... Herkes oyun oynar!
Hadi... Bir Oyun Oynayalım...
Oyunumuz senaryo olarak birinci ve ikinci filmin arasında geçiyor. Birinci filmden hatırlayacağınız dedektif Tapp oyundaki karakterimiz. Oyunun başında Tapp kendini yaralanmış bir şekilde kafasında Jigsaw'ın o meşhur tuzağı ile birlikte terk edilmiş bir hastane odasında buluyor. Kendine geldiğinde ise klasik olarak karşımızdaki televizyon açılıyor ve Jigsaw'in o sevimsiz bebeği ekranda beliriyor. Bize tuzakla ilgili bilgi verdikten sonra iyi şanlar dileyerek yayınına son veriyor. Ve bundan sonra ise zamana karşı yarışımız başlıyor. Kafamızdaki tuzağı ekrana gelen ok işaretlerini mouse yardımıyla yaparak çıkartmamız gerekiyor. Eğer bunu başaramazsak oracıkta kafamız parçalanıyor ve Testere maceramız başlamadan bitmiş oluyor. Fakat bu ilk tuzak olduğundan öyle pek zorlayıcı bir oyun değil. Tek yapmamız gereken faremizi ekrana gelen oklar yönünde hareket ettirmek. Kafamızdaki tuzaktan kurtulduktan sonra ise bizleri güzel bir bulmaca daha bekliyor. Aslına bakılırsa oyun boyunca birçok güzel bulmaca bizleri bekliyor. Fazla zorlanmadan çözebildiğimiz ve çözdüğümüzde de vay be ben neymişim diyebileceğimiz bulmacalar. Neyse sizlere oyunu biraz daha anlatmak istiyorum. Kafamızda bulunan demir kapanı çıkardıktan sonra az ileride bulunan kapıdan girmek için gidiyoruz fakat kapının üzerinde bir asma kilit olduğunu görüyoruz. Asma kilit üç haneli bir şifreye sahip. Doğal olarak Jigsaw'ın bu şifreyi bir yerlere gizlediğini düşünerek odanın içinde aramaya başlıyoruz. Bu arada oda diye tabir ettiğim mekan bir tuvalet. Tuvaletin içindeki yan yana duran üç kabinin üzerinde kırmızı boya ile yazılmış rakamlar dikkatinizi hemen çekecektir. Fakat bu rakamlar ters bir şekilde yazılmış. Kabinlerin karşısında bulunan aynaya baktığınızda ise rakamları düz olarak görüyorsunuz. Ama o da ne. Rakamların bazıları eksik yazılmış. Yani mesela 7 rakamının üst kısmı yok. Doğal olarak başta bunu 1 olarak okuyorsunuz. Fakat Jigsaw eksik kısımları aynaya çizmiş. Eğer aynaya doğru açıdan bakarsanız rakamları tam olarak okuyorsunuz ve bingo! Şifreyi bulmuş oluyorsunuz. Tabi ki bu odadan çıktım diye sevinmeyin. Daha oyun yeni başlıyor.
Oyunda genel olarak karşımıza bu tarz oyun ve bulmacalar çıkıyor. Zamana karşı yarıştığımız görevlerde genelde bir anahtar veya benzeri bir nesne arıyoruz. Mesela bir bölümde bize iki dakika veriliyor. Bu iki dakika içinde odada bulunan tuvaletlerden birinde bir sigorta var ve onu bulmamız gerekiyor. Eğer sigortayı bulamazsak bomba patlıyor ve ölüyoruz. Aslında sigortayı bulma işi o kadar da zor değil. Doğru tuvaleti bulduğunuzda görüntü röntgen moduna geçiyor ve sigorta veya aradığımız nesne sarı renkte beliriyor. Tabi ki elimizi soktuğumuz yerde ya şırıngalar ya da cam kırıkları oluyor. Doğal olarak belirtilen nesneyi doğru anda yakalamanız gerekiyor. Bunun içinde eliniz tam o nesnenin yakınlarına geldiğinde ekranda size belirtilen tuşa basmanız gerekiyor. Tuşa zamanında basamazsanız ekranda beliren acı göstergesi tamamen doluyor ve karakterimiz elini soktuğu yerden geri çıkartıyor. Can barımızın azalmasının yanı sıra bize verilen sürede daralıyor ve işimiz biraz daha zorlaşıyor.
Hep İnsanları Kurtardın Dedektif... Peki Ya Şimdi...
Testere'de girdiğimiz hemen hemen her odada bir not veya bir kasetle karşılaşıyoruz. Bunlar bize Jigsaw'ın bıraktığı ipuçları veya nasihatleri oluyor. Size yine oyun içinden bir örnekle bunu anlatayım. Oyunda ilerleyen bölümlerden birinde morgu andıran bir odaya giriyoruz. Ortada dört tane sedye bunların üzerinde de dört tane insan var. Bunlardan üç tanesi yaşıyor, sadece bir tanesi ölü. Ölü olanın karnı cam kırıklarıyla doldurulmuş ve bizim aradığımız anahtarda bu cam kırıklarıyla dolu cesedin içine saklanılmış. Burada Jigsaw bize bir not bırakıymış. Notta, bu zamana kadar insanları hep kurtardığımız, şimdi ise kurtulmak için onları öldürmemiz gerektiği yazıyor. Bu bölümde neşteri alıp rastgele birini keserseniz %25 şansınız var. Yanlış kişiyi kesseniz de bir şey olmuyor fakat tam siz keserken adam çırpınmaya başlıyor ve bağırsakları dışarı çıkarak ölüyor. Tabi bu kötü bir görüntü. O yüzden böyle karambole girmenize gerek yok. Çünkü Jigsaw size mutlaka oyunla ilgili bir ipucu bırakmış oluyor. Mesela bahsettiğim bu odada duvarda hastaların çekilmiş mide filmleri bulunuyor. Bu filmlere bakarak anahtar kimdeyse gidip onu kesiyorsunuz. Zaten adamların isimleri ayaklarına bağlı olan kağıtta yazıyor.
Oyunda yürürken bile dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü karakterimizin ayakları çıplak ve Jigsaw yerleri cam kırıklarıyla doldurmuş. Eğer dikkatsiz bir şekilde yürürsek bu cam kırıkları bizim can barımızı bir hayli azaltıyor. Eğer göremeyeceğimiz kadar karanlık bir koridora gelirsek karakterimiz fener niyetine çakmağını çıkartıp yolunu aydınlatıyor. Can barımızı azaltan bir diğer etken ise bu terk edilmiş hastanede bulunan diğer Jigsaw kurbanları. Hastanede bizden başka birçok kurban daha var. Bu kurbanlar kendilerine kurulan tuzaklardan kurtulmak amacıyla bizi gördükleri yerde anlamsız bir şekilde üzerimize saldırıyorlar. Karakterimiz kendisine saldıranlara karşı gard alabiliyor. Ayrıca saldırmamız içinde hafif ve ağır olarak iki atak opsiyonumuz mevcut. Bunun yanında çevreden bulduğumuz neşter, cam parçası gibi nesnelerle de bize saldıranları tek hamlede haklayabiliyoruz. Azalan canımızı da kurbanların üzerinden çıkan yeşil renkteki iğne ile doldurabiliyoruz. Bu iğneyi etraftaki çekmece ve dolap tarzı şeylerden de bulmak mümkün. Bu yeşil iğnenin yanı sıra öldürdüğümüz insanların üzerinden işimize yarayabilecek anahtar vb. nesnelerde bulabiliyoruz. Oyundaki bazı açılmayan kapıları bu anahtarlar ile açabiliyoruz. Bu kapıların ardında da çoğu zaman bir not veya bir kaset buluyoruz. Bazı kilitli kapıları ise maymuncuk usulü ile açıyoruz. Ekrana gelen simgelerin hepsini yan yana getirdiğimizde kilidi kırmış oluyoruz. Fakat her önünüze gelen kapıdan öyle bamm diye dalmanızı önermem. Çünkü bazı kapılarda Jigsaw'ın meşhur pompalı tüfek tuzağı mevcut. Kapıyı dikkatsiz bir şekilde açarsanız içeri girdiğiniz anda kapının hemen üst tarafına kurulmuş tüfek kafanızı bedeninden parçalayarak ayırıyor. Zaten böyle bir kapıyla karşılaştığınızda karakterimiz kapıyı yavaşça açıyor, bu açış esnasında kapının aralığından bir rakam çıkıyor. Siz klavyeden bu rakama bastığınız an tuzak etkisiz kalıyor. Ama zamanında basamaz, ya da yanlış bir tuşa basarsanız ölüyorsunuz. Testere oyununu oynadıkça keşfediyorsunuz. Öyle rpg ağırlıklı bir oyun değil. İçindeki bulmacaların birçoğu çok zevkli. Fakat zamana karşı olan oyunlar insanı strese sokabiliyor.
Genel Yorum
Testere'nin oyununun bu kadar başarılı olabileceğini ben açıkçası beklemezdim. Tps tarzında, Unreal 3 motorunun muazzam grafikleriyle gerçekten güzel bir yapım olmuş. Grafikler kısmen de olsa tatmin edici demek mümkün. Oyundaki seslendirmeler ise filmin oyuncularının yardımıyla yapılmış. Mesela oyundaki Jigsaw'ı filmdeki Testere seslendiriyor. Oyunda filmden tanıdık yüzlere de rastlıyoruz. Amanda gibi. Taktığı o çirkin domuz maskesiyle ara ara karşımıza çıkıyor. Uzun lafın kısası eğer Testere serisini sevdiyseniz bu oyunu kaçırmayın derim. Unutmayın... Herkes oyun oynar!
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 147
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 73
