- Katılım
- 27 Eki 2010
- Konular
- 3,339
- Mesajlar
- 9,521
- Online süresi
- 17m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 660
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 15 Yıl 7 Ay 21 Gün
- Başarım Puanı
- 358
- MmoLira
- 14
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Eğer bir oyun yapımcısı olsaydım, en son yapacağım şey bu aralar bir fps oyunu piyasaya sürmek olurdu. Modern Warfare 2 gibi bir fırtınanın etkileri tam olarak bitmiş değilken, ardına gelen yeni bir fps oyunu ne kadar ilgi toplar gerçekten merak konusu. Neyse ki Zombie Studios bizi bu meraktan kurtarmak için piyasaya bir fps oyunu sürdü. Bakalım Zombie Studios`un imzasını taşıyan Rogue Warrior oyunu nasıl bir satış başarısı gösterebilecek. Sessiz sedasız geliştirilen ve ardından hiçbir tanıtım yapılmadan piyasaya sürülen Rogue Warrior, Richard Marcinko`nun bir kitabının ismi. Zaten oyunda bu kitaptan esinlenerek yapılmış ve kitapla aynı ismi almış. Bakalım Modern Warfare 2`nin ardından gelen bu fps oyunu ne kadar başarılı bir yapım olmuş gelin buna incelememizle bir göz atalım.
Amerika`nın Kara Murat`ı
Oyunumuzu incelemeye, klasik olarak hikâyesiyle başlayalım. Yukarıdaki başlığı kullanma nedenimi de zaten bu sayede anlayacaksınız. Oyundaki karakterimiz olan Richard Marcinko yani namı değer Rogue Warrior tek başına bir orduya bedel bir savaşçı. Rogue Warrior konu itibari ile 1980`li yıllardaki Kuzey Kore`de geçen olayları konu alıyor. Amerikan İstihbarat Birimi aldığı bilgiler sonrasına Kuzey Kore`de kitlesel imha silahları olduğunu öğrenir ve bunları bulup yok etmesi içinde Marcinko`yu görevlendirir. Marcinko`da takar beline dededen kalma 15liğini düşer Kore yollarına. Düşmesine düşerde, yanına ne bir yoldaş alır, nede askeri bir destek. Zaten oyun boyunca da Marcinko`yla bütün silahların yerlerini bir bir bulup, onları imha ediyoruz. Yani bütün oyun boyunca tek başımıza bütün Kore ordusuyla çarpışıyoruz. Rogue Warrior`un hikâyesi özetle bu şekilde diyebilirim, daha fazlasını merak edenler oyunla aynı ismi taşıyan kitabı satına alıp detaylı bir şekilde bilgi sahibi olabilirler. Tabi bu Amerikan kahramanlıklarına karnı tok değilse. Neyse, eleştiriyi bir kenara bırakıp oyunumuzu anlatmaya başlayalım, bakalım tek başımıza Kore ordusunu dize getirebilmek okunduğu kadar kolay mıymış?
Yalnız Kahraman Marcinko
Oyuna girdiğimizde detaylı bir giriş videosu ile karşılaşmadan direk aksiyonun içine dalıyoruz. Tek görevimiz, Kore askerlerini öldürüp, kitlesel imha silahlarını yok etmek. Aslında amacımız birçok insanın hayatını kurtarmak fakat oyunun sonuna kadar bütün Kore ordusunu katlettiğimiz için, Marcinko`da bir kitlesel imha silahı görevi görmüş oluyor. O kadar masraf yapıp Kore`ye atom bombası atana kadar sal Marcinko`yu tamam işte, dümdüz etsin ortalığı.
Rogue Warrior`da oyun boyunca tek başımıza ilerliyoruz. Yani herhangi bir takım olayı yok. Oyunumuz klasik bir fps oyunu çizgisinin biraz dışında. Rogue Warrior`daki siper alma ve speed kill özellikleri, onu diğer fps oyunlarından farklı kılıyor. Düşmanınızın arkası dönükken ona iyice yaklaşırsanız ekranın altında speed kill yazısı çıkıyor ve size belirtilen tuşa bastığınız anda araya ufak bir animasyon videosu giriyor. Bu videoda Marcinko`nun düşmanınızı nasıl acımasızca öldürdüğünü izliyorsunuz. Marcinko speed kill olayında genelde bıçağına başvuruyor ama yerine göre bazen adamı camdan atıyor, bazen iş tezgâhında çalışmakta olan testereyle adamın kafasını kesiyor. Bu sahneler aslında bir hayli yaratıcı olmuş ve oyunda hoşuma giden ender bölümlerden. Diğer bir olay ise karakterimizin siper alması. Oyunda siper olarak kullanabileceğimiz birçok nesne var. Mesela bir fabrika baskınında ortalık dev kutularla dolu oluyor ve bunları siper olarak kullanabiliyorsunuz. Modern Warfare 2 ‘de ki gibi tahtaların mermi geçirme özelliği olmadığından dolayı, bu kutuları siper olarak kullanmamızın da bir mahsuru olmuyor. Siper alma tuşuna bastığımızda bakış açısı değişiyor ve fps tarzından tps tarzına geçiyor. Karakterimizi duvara yaslanmış bir şekilde görüyoruz fakat kamera sabit olarak çakıldığından siper aldığımızda sadece yaslandığımız yerin arkasını görebiliyoruz. Yani bir düşman biz görmeden önümüze geçerse bizim işimizi rahatlıkla bitirebiliyor.
Rogue Warrior`da düşmanlarımız bir iki mermiyle yere serilebiliyorlar. Bizim için ise bu rakam yeterli değil. Üzerimize aralıksız olarak bir şarjörü boşaltırlarsa ancak bizi öldürebiliyorlar. Oyundaki sağlık sistemi Modern Warfare 2`deki gibi. Aşırı derecede hasar aldığınızda ekran kızarıyor ve hemen bir yere siper almanız gerekiyor. Ateş almayan bir yere geçtikten 3- 5 saniye sonra iyileşiyorsunuz. Eee yalnızlık kolay değil, kendi yaralarınızı da kendiniz sarıyorsunuz. Arkanızdan size desteğe gelen kimseniz yok çünkü.
Gizlice Öldürmek mi? Benim Adım Marcinko, Sam Fisher Değil!
Rogue Warrior`da bahsettiğim speed kill özelliği aslında gizlilik üzerine temellendirilmiş bir silah. Çünkü sizi bir defa fark ettiler mi silahla çatışmaktan başka şansınız kalmıyor. Zaten her görevin başında bize verilen bilgilendirmede silaha minimum düzeyde başvurmamızı ve düşmanlarımızı bizi fark etmeden sessizce öldürmemiz gerektiğini söylüyorlar. Eee tabi bu durum pek Marcinko`ya göre bir şey değil. Zaten oyunda buna el verişli ne bir ortam, ne de materyal var. Mesela karanlık yerlerde düşmanlarımız bizi göremese daha güzel olurdu. Ya da adamın arkasından depar atarak yaklaştığımızda sağır numarası yapmayı bırakıp kim bu arkamdan koşarak gelen diyerek bize doğru dönüp bakması daha mantıklı bir hareket olurdu. Gerçi bunun sebebi oyunun yapay zekâ eksikliği de olabilir. Çünkü düşmanlarınızın tek yaptığı şey size doğru ateş etmek. Birde ara sıra iki siper arasında dolaşarak yerlerini değiştiriyorlar işte.
Arkadan yaklaşıp hızlı öldürme animasyonlarını eklediğin bir oyuna, gizliliğin temel öğeleri olan, gölge göstergesi ve ses göstergesi koymasan büyük bir eksi almış olursun. Bu sözüm yapımcılaraydı. Hâlbuki dediğim göstergeler olsaydı, oyun tadından yenmezdi. Bunun dışında oyunun diğer büyük bir eksiği ise zıplama fonksiyonunun olmaması. Gerçi oyun bu özellikten yoksun olarak tasarlandığından zıplamaya pek ihtiyacınız olmuyor ama ara sıra bunu yadırgayabiliyorsunuz. Açıkçası bu zamana kadar oynadığım hemen hemen tüm fps oyunlarında zıplama tuşu vardı. Neyse buda oyunun ufak bir eksisi diyerek geçiyorum.
Oyunda yanımızda iki adet silah taşıyabiliyoruz. Bu iki silahın yanı sıra 10 tanede el bombası kontenjanımız var. Size önerim, göreve başladığınız silahlarla devam etmeyin, çünkü öldürdüğünüz Korelilerden sizin silahınızın mermisi çıkmıyor. O yüzden ilk öldürdüğünüz Koreliden silahını alın, böylece çatışmanın tam ortasında silahsız kalıp, geriye dönüp silah aramak zorunda kalmazsınız. Rogue Warrior, 3 farklı zorluk derecesine sahip. En kolayı seçtiğinizde bile oyun o kadarda kolay olmuyor. O yüzden gaza gelip en zor seviyeyi seçmeyin, ilk görevi birle tamamlayamayabilirsiniz. Çünkü bir kere fark edildiniz mi bütün silahlar otomatikman size dönüyor. Yani bir kişinin sizi görmesi yeterli bir şey. Bu da bana biraz saçma geldi.
Genel Yorum
Rogue Warrior genel olarak başarılı bir yapım değil. Fakat diğer fps oyunlarıyla karşılaştırdığımızda boş bir oyun olmadığını da söyleyebilirim. Oyundaki speed kill olayı gerçekten hoşuma gitti. En azından silahı elimize alıp devamlı Kore`li askerleri taramaktan çok daha iyidir. Oyunun grafikleri ise başarılı denilebilecek seviyede. Sadece bazı bölümlerde o kadar karanlık oluyor ki siz bile düşmanlarınızı zor fark ediyorsunuz. Çevre ile etkileşim son derece kısıtlı. Adamları vurduğunuzda veya kafasına bıçağı sapladığınızda çıkması gereken kan nedense çıkmıyor. Bu detaylarda oyunun görsel yönden eksileri diyebilirim. Ama genel olarak grafikler fena değil diyebilirim. Fakat seslendirmeler için aynı şeyi söylemem mümkün değil. Zaten karakterimizin ağzı son derece bozuk. Biri ateş etmeye başladığında bizim Marcinko`da ona sövmeye başlıyor. Bunun yanında konuştuğu zaman ses, sanki telsizden falan gelirmişçesine çıkıyor. Yani kısacası oyunun seslendirmeleri o kadarda parlak değil diyebilirim. Eğer fps oyunlarının hastasıyım diyorsanız Rogue Warrior`u alın oynayın derim. Ama sadece zaman geçsin diye alacağım diyorsanız, kendinize daha iyi yapımlar bulun derim. Unutmayın… Herkes oyun oynar!
Amerika`nın Kara Murat`ı
Oyunumuzu incelemeye, klasik olarak hikâyesiyle başlayalım. Yukarıdaki başlığı kullanma nedenimi de zaten bu sayede anlayacaksınız. Oyundaki karakterimiz olan Richard Marcinko yani namı değer Rogue Warrior tek başına bir orduya bedel bir savaşçı. Rogue Warrior konu itibari ile 1980`li yıllardaki Kuzey Kore`de geçen olayları konu alıyor. Amerikan İstihbarat Birimi aldığı bilgiler sonrasına Kuzey Kore`de kitlesel imha silahları olduğunu öğrenir ve bunları bulup yok etmesi içinde Marcinko`yu görevlendirir. Marcinko`da takar beline dededen kalma 15liğini düşer Kore yollarına. Düşmesine düşerde, yanına ne bir yoldaş alır, nede askeri bir destek. Zaten oyun boyunca da Marcinko`yla bütün silahların yerlerini bir bir bulup, onları imha ediyoruz. Yani bütün oyun boyunca tek başımıza bütün Kore ordusuyla çarpışıyoruz. Rogue Warrior`un hikâyesi özetle bu şekilde diyebilirim, daha fazlasını merak edenler oyunla aynı ismi taşıyan kitabı satına alıp detaylı bir şekilde bilgi sahibi olabilirler. Tabi bu Amerikan kahramanlıklarına karnı tok değilse. Neyse, eleştiriyi bir kenara bırakıp oyunumuzu anlatmaya başlayalım, bakalım tek başımıza Kore ordusunu dize getirebilmek okunduğu kadar kolay mıymış?
Yalnız Kahraman Marcinko
Oyuna girdiğimizde detaylı bir giriş videosu ile karşılaşmadan direk aksiyonun içine dalıyoruz. Tek görevimiz, Kore askerlerini öldürüp, kitlesel imha silahlarını yok etmek. Aslında amacımız birçok insanın hayatını kurtarmak fakat oyunun sonuna kadar bütün Kore ordusunu katlettiğimiz için, Marcinko`da bir kitlesel imha silahı görevi görmüş oluyor. O kadar masraf yapıp Kore`ye atom bombası atana kadar sal Marcinko`yu tamam işte, dümdüz etsin ortalığı.
Rogue Warrior`da oyun boyunca tek başımıza ilerliyoruz. Yani herhangi bir takım olayı yok. Oyunumuz klasik bir fps oyunu çizgisinin biraz dışında. Rogue Warrior`daki siper alma ve speed kill özellikleri, onu diğer fps oyunlarından farklı kılıyor. Düşmanınızın arkası dönükken ona iyice yaklaşırsanız ekranın altında speed kill yazısı çıkıyor ve size belirtilen tuşa bastığınız anda araya ufak bir animasyon videosu giriyor. Bu videoda Marcinko`nun düşmanınızı nasıl acımasızca öldürdüğünü izliyorsunuz. Marcinko speed kill olayında genelde bıçağına başvuruyor ama yerine göre bazen adamı camdan atıyor, bazen iş tezgâhında çalışmakta olan testereyle adamın kafasını kesiyor. Bu sahneler aslında bir hayli yaratıcı olmuş ve oyunda hoşuma giden ender bölümlerden. Diğer bir olay ise karakterimizin siper alması. Oyunda siper olarak kullanabileceğimiz birçok nesne var. Mesela bir fabrika baskınında ortalık dev kutularla dolu oluyor ve bunları siper olarak kullanabiliyorsunuz. Modern Warfare 2 ‘de ki gibi tahtaların mermi geçirme özelliği olmadığından dolayı, bu kutuları siper olarak kullanmamızın da bir mahsuru olmuyor. Siper alma tuşuna bastığımızda bakış açısı değişiyor ve fps tarzından tps tarzına geçiyor. Karakterimizi duvara yaslanmış bir şekilde görüyoruz fakat kamera sabit olarak çakıldığından siper aldığımızda sadece yaslandığımız yerin arkasını görebiliyoruz. Yani bir düşman biz görmeden önümüze geçerse bizim işimizi rahatlıkla bitirebiliyor.
Rogue Warrior`da düşmanlarımız bir iki mermiyle yere serilebiliyorlar. Bizim için ise bu rakam yeterli değil. Üzerimize aralıksız olarak bir şarjörü boşaltırlarsa ancak bizi öldürebiliyorlar. Oyundaki sağlık sistemi Modern Warfare 2`deki gibi. Aşırı derecede hasar aldığınızda ekran kızarıyor ve hemen bir yere siper almanız gerekiyor. Ateş almayan bir yere geçtikten 3- 5 saniye sonra iyileşiyorsunuz. Eee yalnızlık kolay değil, kendi yaralarınızı da kendiniz sarıyorsunuz. Arkanızdan size desteğe gelen kimseniz yok çünkü.
Gizlice Öldürmek mi? Benim Adım Marcinko, Sam Fisher Değil!
Rogue Warrior`da bahsettiğim speed kill özelliği aslında gizlilik üzerine temellendirilmiş bir silah. Çünkü sizi bir defa fark ettiler mi silahla çatışmaktan başka şansınız kalmıyor. Zaten her görevin başında bize verilen bilgilendirmede silaha minimum düzeyde başvurmamızı ve düşmanlarımızı bizi fark etmeden sessizce öldürmemiz gerektiğini söylüyorlar. Eee tabi bu durum pek Marcinko`ya göre bir şey değil. Zaten oyunda buna el verişli ne bir ortam, ne de materyal var. Mesela karanlık yerlerde düşmanlarımız bizi göremese daha güzel olurdu. Ya da adamın arkasından depar atarak yaklaştığımızda sağır numarası yapmayı bırakıp kim bu arkamdan koşarak gelen diyerek bize doğru dönüp bakması daha mantıklı bir hareket olurdu. Gerçi bunun sebebi oyunun yapay zekâ eksikliği de olabilir. Çünkü düşmanlarınızın tek yaptığı şey size doğru ateş etmek. Birde ara sıra iki siper arasında dolaşarak yerlerini değiştiriyorlar işte.
Arkadan yaklaşıp hızlı öldürme animasyonlarını eklediğin bir oyuna, gizliliğin temel öğeleri olan, gölge göstergesi ve ses göstergesi koymasan büyük bir eksi almış olursun. Bu sözüm yapımcılaraydı. Hâlbuki dediğim göstergeler olsaydı, oyun tadından yenmezdi. Bunun dışında oyunun diğer büyük bir eksiği ise zıplama fonksiyonunun olmaması. Gerçi oyun bu özellikten yoksun olarak tasarlandığından zıplamaya pek ihtiyacınız olmuyor ama ara sıra bunu yadırgayabiliyorsunuz. Açıkçası bu zamana kadar oynadığım hemen hemen tüm fps oyunlarında zıplama tuşu vardı. Neyse buda oyunun ufak bir eksisi diyerek geçiyorum.
Oyunda yanımızda iki adet silah taşıyabiliyoruz. Bu iki silahın yanı sıra 10 tanede el bombası kontenjanımız var. Size önerim, göreve başladığınız silahlarla devam etmeyin, çünkü öldürdüğünüz Korelilerden sizin silahınızın mermisi çıkmıyor. O yüzden ilk öldürdüğünüz Koreliden silahını alın, böylece çatışmanın tam ortasında silahsız kalıp, geriye dönüp silah aramak zorunda kalmazsınız. Rogue Warrior, 3 farklı zorluk derecesine sahip. En kolayı seçtiğinizde bile oyun o kadarda kolay olmuyor. O yüzden gaza gelip en zor seviyeyi seçmeyin, ilk görevi birle tamamlayamayabilirsiniz. Çünkü bir kere fark edildiniz mi bütün silahlar otomatikman size dönüyor. Yani bir kişinin sizi görmesi yeterli bir şey. Bu da bana biraz saçma geldi.
Genel Yorum
Rogue Warrior genel olarak başarılı bir yapım değil. Fakat diğer fps oyunlarıyla karşılaştırdığımızda boş bir oyun olmadığını da söyleyebilirim. Oyundaki speed kill olayı gerçekten hoşuma gitti. En azından silahı elimize alıp devamlı Kore`li askerleri taramaktan çok daha iyidir. Oyunun grafikleri ise başarılı denilebilecek seviyede. Sadece bazı bölümlerde o kadar karanlık oluyor ki siz bile düşmanlarınızı zor fark ediyorsunuz. Çevre ile etkileşim son derece kısıtlı. Adamları vurduğunuzda veya kafasına bıçağı sapladığınızda çıkması gereken kan nedense çıkmıyor. Bu detaylarda oyunun görsel yönden eksileri diyebilirim. Ama genel olarak grafikler fena değil diyebilirim. Fakat seslendirmeler için aynı şeyi söylemem mümkün değil. Zaten karakterimizin ağzı son derece bozuk. Biri ateş etmeye başladığında bizim Marcinko`da ona sövmeye başlıyor. Bunun yanında konuştuğu zaman ses, sanki telsizden falan gelirmişçesine çıkıyor. Yani kısacası oyunun seslendirmeleri o kadarda parlak değil diyebilirim. Eğer fps oyunlarının hastasıyım diyorsanız Rogue Warrior`u alın oynayın derim. Ama sadece zaman geçsin diye alacağım diyorsanız, kendinize daha iyi yapımlar bulun derim. Unutmayın… Herkes oyun oynar!
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 45
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 22
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 14
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 22
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 17



