- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,034
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 5m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 9 Ay
- Başarım Puanı
- 719
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
İMLÂ KURALLARI
Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ kuralları denir.
Bu kurallardan birçoğu aslında anlama ve telâffuza bağlıdır. Anlam ve telâffuz; akla, mantığa, geleneğe, çoğunluğa vb.ne uyduğu takdirde -zaten yazıldığı gibi okunan ve okunduğu gibi yazılan bir dil olan- Türkçenin imlâsı kolayca halledilecektir.
1. Büyük ve Küçük Harflerin Kullanımı
Alfabemizde (Lâtin alfabesi) her harfin bir büyük, bir de küçük şekli vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harf kullanılmalıdır.
Büyük harfle küçük harf arasında okunuş olarak fark olmasa da yazılış olarak büyük farklar vardır.
Büyük ve küçük harflerin kullanımı ile ilgili kurallar şunlardır:
] Her cümlenin ilk kelimesi büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamayan bir kelime dizisi, öncesi yazılmamış ya da silinmiş bir cümle zannedilebilir.
âBir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!â
âÖmür, yarınlara bağlanan ümitlerle geçip gitmekte, gafilcesine kavgalarla, gürültülerle, didinmelerle tükenip durmadadır. Sen aklını başına al da, ömrünü, şu içinde bulunduğun bugün say.â (Mevlâna)
â Noktayla, iki noktayla, üç noktayla, soru ve ünlem işaretleriyle biten cümlelerden sonra gelen cümleler büyük harfle başlar.
âAh, bilsen biz senin ıstırabını ne iyi anlıyoruz! Biz ki her şeyi görür ve anlarız. Düşün, bir elbiseyle bir vücut arasındaki esrarlı rabıtayı düşün. O elbise ki terzinin elinden vücudun basit hendesesine göre yapılmış mânasız bir kalıp hâlinde çıkar ve sonra bir vücuda yapışıp onun bütün hareketleriyle yaşamaya başlayınca ne hâle gelir, düşün! Başlangıçta hiçbir şey ifade etmeyen elbiseler atılacağı güne kadar vücudun her hareketini saniyesi saniyesine kaydeden korkunç bir hâfızadır. Birçok oturuş şekillerinin kabarttığı diz kapaklarımızı düşün! Her duygunun hususi bir biçim verdiği omuzlarımızı düşün! Kambur vaziyetlerinde nasıl arkaya toplandığımızı, bütün mafsal yerlerinde nasıl halkalaştığımızı düşün! Vücudun sonsuz hareketleri içinde bize düşmeyen pay hangisidir? Bunların içinde sefaletlerin, açlıkların, ihtirasların, cinayetlerin, coşkunlukların, kahkahaların alnımıza çizdiği hep hususî bir çizgi vardır. İnsanlar sanırlar ki, bizim üstümüzdeki her çizgi, her intiba, bir diğer çizgi veya intiba ile silinir, hepsi birbirine karışır, manasız bir halita olur ve sonunda biz eskimiş bulunuruz. Eskiriz, fakat insanlardan evvel eskidiğimiz için onlardan daha ince ve hassas olan biz, bütün çizgiler ve intibalarımızı hep birbirinin içinde saklarız. Bu böyle bir halitadır ki, bunun düğümünü ele geçirebilen göz onu çözdükçe, doğumumuzdan ölümümüze kadar bütün hayatımızı, zamanın atomları içinde sıkıştırır ve bu korkunç, ah, bu korkunç hafıza küpü içinde, mazinin, birbirinin üstünden akan küçük yılanlar hâlinde nasıl kaynaştığını görür. Fakat o göz kimde vardır? Kimsede... Yalnız bizde... Biz, ki her şeyi görür ve anlarız, seni görüyor ve anlıyoruz... Bize artık hikâyeni anlatma!... Ne lüzum var? Biz onu biliyoruz. Ben sana kendi hikâyemi ne diye anlatayım? Sen de onu bilirsin. Beni bir ölünün üstünden çıkardılar. Burada satın alacak adam bekliyorum. Öbürü tıpkı benim gibi, bugün bir ölünün üstünden çıkmadıysa yarın ikinci gün veya üçüncü gün çıkacak. Düşün, düşün, biz insanlardan evvel eskidiğimiz hâlde kaç insan eskitiyoruz? Bizim ıstırabımızı düşün! Biz vücutsuz kalan bir elbise miyiz, yoksa elbisesiz kalmış bir ıstırabın vücudu mu?
(Necip Fazıl, Eski Elbiselerin Hafızası)
Orhun Kitabesiânde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım.
(Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları)
âBu işaretler asıl cümlenin içinde, yani iç cümlede ise sonraki kelime büyük harfle başlamaz:
"Durun!" diye bağırdı annem.
Bu kez çocuk, "Bu peri midir, melek mi?" diye düşünerek, öğretmene hayranlıkla baktı.
âİki noktadan sonra cümle gelmiyorsa, örnekler sıralanıyorsa bunlar büyük harfle başlamaz:
Bazı mastarlar kalıcı nesne adı olmuşlardır: yemek, çakmak, dolma, dondurma, kavurma, buluş...
âÖrneklerle başlayan cümleler de büyük harfle başlar:
Bilgisayar, sinema, tiyatro, internet, fotoğraf gibi hobiler, pahalılık yüzünden lüks gibi görülmektedir.
âCümle içerisinde başkasından aktarılan ve tırnak içinde verilen cümleler de büyük harfle başlar:
Atatürk gençliğe seslenirken ilk önce âEy Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.â demektedir.
âTırnak içinde verilen söz tam bir cümle değilse veya cümlenin baş kısmı verilmemişse büyük harfle başlamaz.
Nabiânin â......... var içindeâ redifli gazeli açıklanacak.
âİki kısa çizgi veya iki virgül arasında verilen ara sözler, ara cümleler, açıklama cümleleri büyük harfle başlamaz.
Bu konuda kararlı olduktan sonra âgeç karar vermiş olsan da- başarıya ulaşırsın.
Başımın ağrısı yazları âsıcaklardan olmalı- daha da artar.
Kalıcı konutları bu yıl sonuna kadar âgeçen seneki lâf- yetiştireceklermiş.
Çıkmamız gereken uygar milletler seviyesini âki bu seviyeye hâlâ çok uzağız- Mustafa Kemal hedef olarak göstermişti bize.
Bu işi 2000 sununa kadar bitireceklerini âinanılacak gibi değil- söylüyorlar.
Bu adam, seni temin ederim, sahtekârın biridir.
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.
âRakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz.
1998 yılında ortaokulu bitirdim.
] Şiirde her mısra (birkaç mısra bir cümle oluştursa da) büyük harfle başlar. Küçük harfle başlatılmış bir mısraın ilk kelimesi veya kelimeleri silinmiş veya yazılmamış zannedilebilir. Günümüz şiir kitaplarında bu kurala çoğunlukla uyulmamaktadır:
...
Bir de baharlar bilirim,
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği.
Anadolu bozkırlarında
İstanbul'dan çıkıp, Diyarbekir'e doğru, tekerleri
Yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğuyla içen
Cesur otobüs pencerelerinden
Bilinçsiz bas kaymasıyla görülen
Evrensen kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.
] Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler:
â Kişi adları ve soyadları, takma adlar, kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları, tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar büyük harfle başlar:
Ali, Meltem, Mehmet, Meral, Yasemin, Uğur, Barkın...
Binbaşı Ömer, Doktor Kenan, Mütercim Asım, Ankaralı Âşık Ömer...
Mustafa Kemal Atatürk, Mehmet Akif Ersoy, Nazım Hikmet Ran, Yavuz Bülent Bakiler, Kâmuran İnan, Victor Hugo, Halil Cibran...
Nedim, Fuzulî, Bakî, Muhibbî (Kanuni), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Eniz Avni), Kirpi (Refik Halit), Deli Ozan (Faruk Nafiz), Halide Salih (Halide Edip), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli)...
Sayın Kenan Evren, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel...
Fatih Sultam Mehmet, Mimar Sinan, Yavuz Sultan Selim, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Deli Petro...
âAkrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz. Ancak akrabalık kelimeleri başta gelirse büyük harfle başlar.
Fahriye abla, Ayşe teyze, Numan amca...
Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal...
âResmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen makam mevki, unvan bildiren kelimeler büyük harfle başlar:
Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör, Sayın Vali...
â Kurum, kuruluş, kurul, müessese, makam, üniversite isimleri:
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege Üniversitesi, Kars Valiliği, Mamak İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü, Bakanlar Kurulu, Emek İnşaat, Millî Kütüphane, Türk Ocağı...
âKurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. ifade eden kelimelerden herhangi biriyle belli ve özel bir kurum, kuruluş vb. kastedildiği zaman bu kelime büyük harfle başlatılabilir:
Bu yıl Meclis yine boş, faydasız ve sadece milletvekillerinin işine gelecek şeylerle uğraşacak gibi.
Son yıllarda Bakanlık, kendi elemanları aleyhine çalışmaya başladı.
â Millet, kavim, boy, oymak, din, mezhep isimleri ve bunlara mensup olanlara verilen isimler:
Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen, Ruslar, Alman, Arap...
Oğuz, Kazak, Tatar, Özbek, Tacik...
Müslüman, Musevî, Hıristiyan...
Müslümanlık, İslâm, Musevîlik, Hıristiyanlık...
Şiilik, Budizm, Malikîlik, Hanefîlik...
Hanefî, Şafiî, Alevî, Budist, Katolik...
âDin ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar. Bazı dinî kavramlar küçük harfle başlar. Tanrı kelimesi özel isim olarak kullanılmıyorsa küçük harfle başlar:
Allah, Tanrı, Cebrail, Zeus, Kibele...
cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü...
Eski Yunan tanrıları...
â Dil ve lehçe isimleri:
Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince, Tibetçe, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca, Oğuzca...
â İl, İlçe, Semt, mahalle, cadde, bulvar, sokak, pasaj, çarşı, park isimleri (bunlarda geçen tüm kelimeler) büyük harfle başlar:
Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir, Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak, Şaziyem Pasajı, Kuyumcular Çarşısı, Güvenpark, Altınpark, Kuğulu Park...
âSaray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb yapı adlarına ait bütün kelimeler büyük harfle başlar:
Topkapı Sarayı, Çankaya Köşkü, Ankara Kalesi, Galata Köprüsü, Atakule...
â Devlet, ülke ve bölge isimleri:
Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Afganistan, İran, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti...
Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara...
Not: Yön bildiren kelimeler bir bölge veya ülke adından önce gelirse büyük, sonra gelirse küçük yazılır.
Kuzey Kıbrısâa tatile gittik.
Kıbrısâın kuzeyine tatile gittik.
Doğu Anadoluânun coğrafyası...
Anadoluânun doğusundaki dağlar...
â Kıta isimleri:
Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Antarktika, Arktika, Avustralya.
â Deniz, okyanus, göl, akar su, boğaz, geçit isimleri:
Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu
Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı ...
â Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:
Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı), Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası...
!
âÇanakkale Boğazı, Gülek Geçidi, Haymana Ovası, Konya Ovası, Van Gölü, Ağrı Dağıâ gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı görülür. Yani iki kelime birden kastedilen varlığa aittir. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle ifade edilemez.
Hâlbuki Hürriyet gazetesi, Marmara denizi, Altay dağları, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır. Erciyes dağı, Erciyes kelimesi ile de ifade edilir.
â Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar. Ancak dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak (astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük; diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins ismi olduğu için küçük harfle başlar:
Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı, Halley...
Ayâın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı pek şaşırtmıştı.
Yazın Güneş ışınları Dünyaâya dik olarak gelir.
Türkiyeânin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.
Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.
Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)
â Kitap, gazete, mecmua, eser, kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge isimleri büyük harfle başlar. Bunlara dahil olmayan kelimeler küçük harfle başlar:
Tercüman (gazetesi), Zaman (gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül; Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi; Halı Dokuyan Kızlar (tablosu), Düşünen Adam (heykeli), Medenî Kanun, Borçlar Hukuku...
â Hayvanlara takılan özel isimler:
Düldül, Sarıkız, Fino, Tekir, Karabaş, Yumoş, Minnoş...
âYer ve millet adlarıyla kurulan birleşik kelimelerdeki özel adlar büyük harfle başlar.
Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Maraş dondurması, Van kedisi...
] Yazı başlıkları, konu adları büyük harfle başlar:
İmlâ Kuralları, Dil Bilgisinin Bölümleri, 19. Yüzyılda Türk Edebiyatının Seyri...
] Gazete ve dergiler konu başlıklarında sadece ilk kelimeyi büyük harfle başlatırlar:
Kamyon eve girdi, Büyük seçim yarın...
] Kitap, gazete, dergi isimleriyle konu başlıklarındaki âile, ve, de, ya da, kiâ bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:
Başarmak ve Kazanmak, Türk Dili ve Edebiyatı, Karga ile Tilki, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım...
] Kitap, gazete, dergi isimleri ve konu başlıkları -dikkat çekmek için- bütünüyle büyük harfle yazılabilir. Bu durumda aralardaki âile, ve, de, ya da, kiâ bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:
BAŞARMAK ve KAZANMAK, TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI, KARGA ile TİLKİ...
(Başka bir bilgi: Yazı başlıkları tamamen büyük harfle yazılmışsa, bağlaçlar da tamamen büyük harfle yazılır. Başlıkların sadece baş harfleri büyük yazılmışsa, bağlaçlar küçük harfle başlar.)
] Mektuplarda ve resmî yazılarda hitapların ilk kelimeleri büyük harfle başlar:
Aziz kardeşim, Canın anneciğim, Sevgili kardeşim Hakan...
] Ay ve gün adları, belirli bir tarih belirttiğinde büyük; bunun dışında küçük harfle başlar:
Bu yıl 2 Eylülâde döneceğiz.
15 Kasım 1999 Pazartesi günü konferans yapılacak.
Bu yıl temmuz sıcaklarında kavrulduk.
Bu sokakta salı günleri pazar kurulur.
]Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar. Yazı birkaç kelimeden oluşuyorsa ilk kelime büyük harfle başlar. Yazı rakamla başlamışsa ondan sonraki kelime küçük harfle başlar.
Giriş, Çıkış, Müdür, Müdüriyet, Vezne, Başkan, Doktor
Otobüs durağı, Şehirler arsı telefon...
III. kat, IV. sınıf, I. blok...
]Kurultay, sempozyum, panel vb toplantıları bildiren özel adlar büyük harfle başlar:
Manas Bilgi Şöleni, Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı...
]Millî ve dinî bayramlarla bayram niteliği kazanmış günler büyük harfle başlar. Ancak genel nitelik arz edenler küçük harfle başlar:
Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Nevruz Bayramı, Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı,
tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı.
] Çağ, dönem ve tarihî olay adları büyük harfle başlar:
Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Millî Mücadele, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı...
] Özel isimlerden türetilen isim, sıfat ve fiiller büyük harfle başlar ve ekleri de kesme işareti ile ayrılmaz. Bu özel isimler türetilen kelimenin içinde kalıyorsa büyük harfle başlamaz:
Türkleşmek, İslâmlaşmak, Türkolog, Darvinci, Sivaslı, Ankaralı, Türkçecilik, Avrupalı...
Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm...
âÖzel isim kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa küçük harfle başlar. Müzik terimleri için de bu geçerlidir:
acem, acemi, hicaz, nihavent, amper, jul, allahlık, donkişotluk...
acembuselik, acemaşiran, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı...
2. Kısaltmaların Yazımı
Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. Yapılan kısaltmaların benimsenmesi, yaygınlaşması ve herkes tarafından anlaşılması gerekir.
AA, AB, ABD, age., AGİK, AIDS, aids, AKM, Alb., Alm., anat., AOÇ, AP, APS, Apt., Ar., Ar. Gör., ark., Asb., ASELSAN, Asist., ASKİ, AŞTİ, AT, Atğm., ATO, AÜ, AÜ, AÜ, Av., B (batı), B. (bay), bağ., BAĞ-KUR, BBC, BCG, BDT, bk. (bakınız), BM, Bn. (bayan), BOTAŞ, Bşk., C. (cilt), DGM, dm, EKG, ed. (edebiyat), FIFA, Fr., g, GAP, gr, HABITAT, Hz., İETT, KBB, km, l, m, Mah., MKE, No. veya Nu., öl., sn (saniye), TIR, TL, yy., zool.
â Kurum, kuruluş, müessese, makam, üniversite adlarının kısaltmalarında bütün harfler büyüktür. Harfler arasına nokta koymaya gerek yoktur.
TRT, TBMM, İTÜ, DSİ, TDK, TTK, MEB, AÜ DTCF, DAÜ, D, B, K, G, KB, GB, KD, GD (son sekizi yön adı)
Bu kısaltmalardan sonra gelen çekim ekleri kesme ile ayrılır. Ekler son harfin okunuşuna göre belirlenir; kelimenin uzun şeklinin okunuşuna göre değil:
MEBâe, TBMMânin, DTCDâne değil DTCFâye, İTÜânden değil İTÜâden
]Bazı kısaltmalar da kelime gibi oluşturulmuştur.
ASELSAN, BOTAŞ, İLESAM, SEKA, TÖMER, TEDAŞ
Bunlara getirilen ekler de düz okunuşa göre belirlenir:
ASELSANâda, BOTAŞâa, İLESAMâın, SEKAânın, TÖMERâden, TEDAŞâta
]Nokta kullanılan kısaltmalar da vardır. Bunlardan sonra getirilen ekler kesmeyle ayrılmaz:
K.K.K., M.Ö., M.S., P.K., T.C.
â Özel isim veya unvan olan bir kelime birkaç harfle kısaltılıyorsa yalnız ilk harf büyük yazılır.
Prof., İst., Doç., Dr., Av., Alb., Gen.
Alm. (Almanca), İng., Kocatepe Mah., Güniz Sok.
Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:
İst.da, Alm.yı, İng.ye
â Özel isim olmayan kelimelerin kısaltması küçük harfle başlar.
C. (cilt), s. (sayfa), bkz.(bakınız), vb. (ve benzeri), vs. (ve saire), is. (isim), sf. (sıfat), hz. (hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (edebiyat), fiz. (fizik), kim. (kimya)
Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:
vb.leri, vs.den, is.ler, sf.lar, hz.da, çev.e, ed.ı, fiz.le, kim.da
âElementlerin ve ölçülerin kısaltmalarında nokta kullanılmaz:
C, Ca, Fe, m, mm, cm, km, g, kg, l, mg...
Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler nokta kullanılmadığı için kesmeyle ayrılır:
mâye, mmâde, cmâyi, kmâye, gâdan, kgâdan, lâde, mgâı
âSert sessizle biten kısaltmalara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde okunuşta sondaki sert ünsüz yumuşamaz:
AGİKâin (agiğin değil agikin), TÜBİTAKâa (tübitağa değil tübitaka)
Ancak âbirlikâ kelimesiyle kurulan kısaltmalarda yumuşama görülür:
ÇUKOBİRLİKâe (çukobirliğe)
3. Ek-Fiilin Yazımı
Ek-fiil isimlerin yüklem olmasını sağlayan ektir..
a. Ek-fiil (imek fiili) eklendiği kelimeye bitişik de yazılabilir ondan ayrı da... Ama genellikle bitiştirilir. Ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uyup uymadığına bakılmaz. Bitişik yazılan ek-fiil âbüyük ve küçük ünlü uyumuâ kurallarına uyar.
1. Sessiz harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki âiâ düşer:
rahatsız idimârahatsızdım,
çocuk iseâçocuksa,
Serkan imişâSerkanâmış,
koşar ikenâkoşarken
Suçlanan ben imişimâbenmişim
Biz imişizâbizmişiz
Meğer sen ne çalışkan imişsinâçalışkanmışsın
Çalışkan imişsinizâçalışkanmışsınız
Adam yirmi yıldır evine hasret imişâhasretmiş
2. Sesli harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki âiâ düşer ve yerine âyâ kaynaştırma harfi gelir: [1]
Bir güzelin hayranı i-di-mâhayranıydım, hayranı idikâhayranıydık
Zeki idiâzekiydi
Ali imişâAliâymiş,
Hasta iseâhastaysa,
Nöbetçi ikenânöbetçiyken,
Merhametli imişlerâmerhametliymişler
Merhametliler imişâmerhametlilermiş
b. Fiillere getirildiğinde onların birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlayan ek-fiil bitişik de ayrı da yazılabilir:
çalışmış i-di-kâçalışmıştık
okuyor i-seâokuyorsa
okuyor i-miş-ler/okuyorlar imişâokuyorlarmış
4. âileâ Edatının (Hem edat, hem bağlaç)Yazımı
Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan âileâ kelimesi âbüyük ve küçük ünlü uyumuâ kurallarına uyar. Ayrı yazıldığında ünlü uyum kuralları aranmaz:
arabası ileâarabasıyla, konu ileâkonuyla,
annem ile babamâannemle babam
Ünlüyle biten kelimelere bitiştirildiğinde, baştaki âiâ ünlüsü düşer ve yerine âyâ kaynaştırma harfi gelir:
Bora ileâBoraâyla, sopa ileâsopayla, dava ileâdavayla, arkadaşı ileâarkadaşıyla, dolayısı ileâdolayısıyla...
Ünsüzle biten kelimelere bitiştirildiğinde, sadece baştaki âiâ ünlüsü düşer, büyük ünlü uyumuna göre âlaâ veya âleâ şeklinde kullanılır.
Murat ileâMuratâla, cam ileâcamla, deve ileâdeveyle...
5. âmiâ Soru Ekinin Yazımı
Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir.
â â-mİâ, kendinden önceki kelimden her zaman ayrı (bir kelime gibi) yazılır:
Gelecek miydin? (fiile)
Sen misin? (isme)
Geldi mi?, okuyor mu?, onlar mı?, özgün mü?...
Sen burada mısın?
Bizi duyuyor musunuz?
İzmir mi yoksa İstanbul mu daha güzel?
Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda?
â Eklendiği kelimenin son sesine, dolayısıyla büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:
Salı mı? Sen mi? O mu? Ölü mü?
â Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.
Seni çağıran bu çocuk muydu?
â Soru anlamı vermediği zamanlarda da ayrı yazılır.
Yağmur yağdı mı dışarı çıkmak isterim.
Güzel mi güzel bir evi var.
6. âdEâ Bağlacının ve â-dEâ Hâl Ekinin Yazımı [2]
âdeâ bağlacı ve âdeâ eki birbirinden kolayca ayırt edilebilir. Aşağıda, edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.
a. âdEâ Bağlacı
Her zaman kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı ve âde, daâ şeklinde yazılır; bitiştirilmez, âte, taâ şeklinde yazılmaz.
âyaâ ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: âya daâ
İsimlerden sonra da kullanılabilir, fiillerden sonra da.
Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar.
Ama ünsüz uyumuna bağlı değildir, yani âte, -ta şekilleri yoktur.
Gölgende ban da bana da yer ver.
Ateşten kızaran bir gül arar da
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.
Bu soruyu Ali de mi bildi?
Sorsan da söylemem.
Çalış da çalış...
Büyüyecek de bana bakacak.
Çalışıp da kazanacaksın.
Alacak ya da [3] almayacak.
b. â-dEâ Hâl Eki
İsim çekim eklerindendir.
İsmin bulunma hâlini yapan hâl ekidir.
Yer ve zaman bildirir.
Sesli uyumlarına uyar.
âdEâ bağlacının yalnız âdeâ, âdaâ biçimleri varken; â-dEâ hâl ekinin â-deâ, â-daâ, â-teâ, â-taâ biçimleri vardır. Bunun sebebi ekin bitişik yazılıyor olmasıdır.
Yapım eki olarak da kullanılabilir:
Eski İstanbul'da ne güzel günler yaşanmış.
Saat yedide mi gelecekmiş?
Her şey yerli yerinde.
Suyu bir yudumda içti.
Siz ayakta kaldınız.
Çamaşırları elde yıkıyormuş.
Yılda yirmi gün izni var.
Yüzde yetmiş başarı vardı.
Ayda yılda bir uğrar oldu.
Elde avuçta ne varsa bitti.
Parmak kalınlığında yaprakları var.
Peyami Safa'nın "Sözde Kızlar"ını okudun mu?
7. âkiâ Bağlacının, â-kiâ İlgi Zamirinin ve â-kiâ Yapım Ekinin Yazımı
Aşağıda bu bağlacın ve iki ekin birbirinden ayırt edilmesi için edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.
a. âkiâ Bağlacı
Sadece âkiâ biçimi vardır.
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
âkiâ ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:
Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
Atatürk diyor ki: ...
Bir şey biliyor ki konuşuyor.
Ben ki hep sizin için çalıştım.
Sınavı kazanabilir miyim ki...
Baktım ki gitmiş.
Ancak bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.
belki, çünkü (ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.
b. â-kiâ İlgi Zamiri
Ek hâlindeki tek zamirdir.
Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece âki şekli vardır:
senin kaleminâseninki, Aliânin eliâAliâninki, onun düşüncesiâonunki...
c. â-kiâ Yapım Eki
İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken â-dEâ hâl ekiyle birlikte kullanılır.
Sadece âki ve az da olsa âkü şekilleri vardır:
bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım...
masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap...
8. Birleşik Kelimelerin Yazımı
a. Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler
b. Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler
9. İkilemelerin Yazımı
İkilemeler genellikle ayrı yazılır. Araya hiçbir noktalama işareti de konmaz.
Anlata anlata, ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek,
Eş dost yüzümüze gülmez mi?
O adam hatır gönül dinlemez.
Bu zamanda ev bark edinmek zor.
Delikanlıda boy pos yerinde.
Marangoz eğri büğrü tahtaları rendeledi.
Bu adamın neyin nesi olduğunu bilen yok.
O kadar üzülme, beterin beteri var.
Yıllar yılı dost bildiğin insanlar hani?
Boşu boşuna herkesi telâşlandırdın.
Meydandaki kalabalığı görünce coştu da coştu.
Bitişik yazılan ikilemeler de vardır:
cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (terlik), yüzgöz (olmak)...
darmadağınık, darmaduman, karmakarışık.
10. Sayıların Yazımı
Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi harfle de yazılabilir.
]Küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar harfle gösterilir.
İki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, yüz yıllık tarih, bin yıldan beri...
Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.
]Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır.
Öğleden sonra saat 17.30âda, 1.500.000 lira, 25 kilometre, 150 kg, 15 metre kumaş, 60.000.000.000 insan...
Saat ve dakikaların metin içinde harfle yazılması da mümkündür.
Saat dokuzda, dokuzu beş geçe, yediye çeyrek kala, sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda...
]Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir:
25, 150, 15.000...
Romen rakamları, yüzyıllarda, hükümdar adlarında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının (harflerinin değil) kullanılması da mümkündür. Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce gelir.
XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, V. Karl, I. Cilt...
]Rakamlardan sonra getirilen ekler kesme işareti (â) ile ayrılır:
Saat 10.30âda, 1972âde, 2000âden, 12ânci...
]Sıra sayıları harfle de gösterilebilir, rakamla da:
beşinci, yirmi ikinci...
Rakamlardan sonra, sıra belirtmek üzere nokta da kullanılabilir, â-ncİâ eki de:
16., 20., XXI., 16âncı, 121âinci, 110âuncu...
]Üleştirme sayıları harfle gösterilir:
ikişer, yedişer, dokuzar, üçer üçer, onar onar, ellişer bin lira, yüz yirmi yedişer milyon...
]Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır. Gruplar arasına nokta da konabilir:
22 605, 111 548 600,
22.605, 111.548.600
]Sayılarda kesirler virgülle ayrılır:
15,2 5,26
]Harflerle yazılan birden fazla sayının her biri ayrı yazılır.
Yüz yirmi beş milyon, on altı, yedi yüz iki,
Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde (senet, çek vb.) harflerle yazılan sayıların tamamı, aralarına sonradan başka harfler konmasın diye birbirine bitişik yazılır:
onbirmilyonyediyüzaltmışikibindokuzyüzkırkaltı
11. Tarihlerin Yazımı
a. Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru sıralanır: gg.aa.yyyy:
30 Haziran 1998
30.06.1998
30/06/1998
b. Gün, ay, yıl rakamlarının arasına nokta ya da eğik çizgi konur:
11.12.1999=11/12/1999
c. Tarihlerde aylar harfle de rakamla da yazılabilir. Ayların adı harfle yazılırsa gün, ay ve yıl arasına işaret konmaz:
2 Eylül 2000=02.09.2000
12. Pekiştirmeli Kelimelerin Yazımı
Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır:
dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre
13. Düzeltme İşaretinin Kullanımı
Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece âg, k, lâ ünsüzleri için; uzatma görevi de âa, i ve uâ ünsüzleri için söz konusudur.
a. İnceltme görevi
âBazı yabancı kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, rüzgâr, yegâne
bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân
mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,
ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım [4], mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ, vilâyet
billûr, üslûp, velût
Batı dillerinden alınan kelimelerde de durum böyledir.
plâj, plân, plâk, klâsik, lâhana, lâik (a kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm...
Ses yansımalı kelimeler için de aynı kural geçerlidir.
lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak...
Eğer bu kelimelerden bazılarında düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır:
Hâlâ il hala
Kâr ile kar
b. Uzatma görevi
Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.
Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:
Birincisi: Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazılan kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazılan şekilleri vardır:
Âdet : gelenek, alışkanlık adet : sayı
Yâr : sevgili yar : uçurum
Âlem : dünya, evren alem : bayrak
Şûra : danışma kurulu şura : şu yer
Hâlâ : şimdi hala : babanın kız kardesi
Bu kelimelerin tümü (sadece uzun ünlü ile yazılanları veriyorum):
ââciz, âdem, âdet, âkit, âlâ, âlem, âli, âlim, âmâ, âmin, âşık, âyan, bâtın, dâhi, dâhil, dâr, fâni, hâdis, hâk, hâkim, hâl, hâlâ, hâsıl, hâşâ, hayâ, mâni, nâkil, nâr, nâzım, rahîm, sâdır, sâri, şâhıs, sûra, tâbi, vâkıf, vâris, vâsi, yâd, yârâ
Not: âkatilâ (öldürme) ve âkatilâ (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki âkatilâ kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında âkânin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı, telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.
İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet âiâsini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu âiânin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
Abbasî, adlî, anî, adî, ailevî, anâanevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî, garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sunâî, şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî...
Söyleyişte kısa olan nispet âiâlerine düzeltme işareti konmaz. Çünkü bunlardaki âiâler çekim ekiyle karıştırılmaz.
çengi, çini, tiryaki, zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi...
Bazı Türkçe kelimelerde de nispet âiâsi bulunabilir. Bu kelimelerde ikinci heceler de uzun okunur.
altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî...
Türkü, varsağı, Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet âiâsi ünlü uyumlarına uymuştur.
Nispet âiâsi alan kelimelere ek getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.
ciddîleşmek, resmîlik, millîlik, mahallîleşme...
Eğer bu kelimelerdeki nispet âiâlerinin üzerine düzeltme işareti konmazsa belirtme hâl ekiyle veya iyelik ekiyle karıştırılabilir:
(Türk) askeri, askeri gördüm, askerî elbise
(Türk) tarihi, tarihi bilirim, tarihî eserler
(onun) zihni zihni geliştirir zihnî meseleler
Üçüncüsü: Aynı harflerle yazılan, fakat hem farklı dillerden olan hem de işlevleri ve okunuşları farklı olan âbiâleri ayırt etmek için kullanılır. Farsça olan ve yokluk anlamı veren âbîâ ön ekinde kullanılır; bu ön ekin âileâ anlamı veren Arapça âbiâ ön ekinden ayırt edilmesi sağlanır:
bîçare, bîvefa, bîtaraf;
bihakkın, bizatihi, bilumum...
4. âileâ Edatının (Hem edat, hem bağlaç)Yazımı
Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan âileâ kelimesi âbüyük ve küçük ünlü uyumuâ kurallarına uyar. Ayrı yazıldığında ünlü uyum kuralları aranmaz:
arabası ileâarabasıyla, konu ileâkonuyla,
annem ile babamâannemle babam
Ünlüyle biten kelimelere bitiştirildiğinde, baştaki âiâ ünlüsü düşer ve yerine âyâ kaynaştırma harfi gelir:
Bora ileâBoraâyla, sopa ileâsopayla, dava ileâdavayla, arkadaşı ileâarkadaşıyla, dolayısı ileâdolayısıyla...
Ünsüzle biten kelimelere bitiştirildiğinde, sadece baştaki âiâ ünlüsü düşer, büyük ünlü uyumuna göre âlaâ veya âleâ şeklinde kullanılır.
Murat ileâMuratâla, cam ileâcamla, deve ileâdeveyle...
5. âmiâ Soru Ekinin Yazımı
Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir.
â â-mİâ, kendinden önceki kelimden her zaman ayrı (bir kelime gibi) yazılır:
Gelecek miydin? (fiile)
Sen misin? (isme)
Geldi mi?, okuyor mu?, onlar mı?, özgün mü?...
Sen burada mısın?
Bizi duyuyor musunuz?
İzmir mi yoksa İstanbul mu daha güzel?
Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda?
â Eklendiği kelimenin son sesine, dolayısıyla büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:
Salı mı? Sen mi? O mu? Ölü mü?
â Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.
Seni çağıran bu çocuk muydu?
â Soru anlamı vermediği zamanlarda da ayrı yazılır.
Yağmur yağdı mı dışarı çıkmak isterim.
Güzel mi güzel bir evi var.
6. âdEâ Bağlacının ve â-dEâ Hâl Ekinin Yazımı [2]
âdeâ bağlacı ve âdeâ eki birbirinden kolayca ayırt edilebilir. Aşağıda, edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.
a. âdEâ Bağlacı
Her zaman kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı ve âde, daâ şeklinde yazılır; bitiştirilmez, âte, taâ şeklinde yazılmaz.
âyaâ ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: âya daâ
İsimlerden sonra da kullanılabilir, fiillerden sonra da.
Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar.
Ama ünsüz uyumuna bağlı değildir, yani âte, -ta şekilleri yoktur.
Gölgende ban da bana da yer ver.
Ateşten kızaran bir gül arar da
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.
Bu soruyu Ali de mi bildi?
Sorsan da söylemem.
Çalış da çalış...
Büyüyecek de bana bakacak.
Çalışıp da kazanacaksın.
Alacak ya da [3] almayacak.
b. â-dEâ Hâl Eki
İsim çekim eklerindendir.
İsmin bulunma hâlini yapan hâl ekidir.
Yer ve zaman bildirir.
Sesli uyumlarına uyar.
âdEâ bağlacının yalnız âdeâ, âdaâ biçimleri varken; â-dEâ hâl ekinin â-deâ, â-daâ, â-teâ, â-taâ biçimleri vardır. Bunun sebebi ekin bitişik yazılıyor olmasıdır.
Yapım eki olarak da kullanılabilir:
Eski İstanbul'da ne güzel günler yaşanmış.
Saat yedide mi gelecekmiş?
Her şey yerli yerinde.
Suyu bir yudumda içti.
Siz ayakta kaldınız.
Çamaşırları elde yıkıyormuş.
Yılda yirmi gün izni var.
Yüzde yetmiş başarı vardı.
Ayda yılda bir uğrar oldu.
Elde avuçta ne varsa bitti.
Parmak kalınlığında yaprakları var.
Peyami Safa'nın "Sözde Kızlar"ını okudun mu?
7. âkiâ Bağlacının, â-kiâ İlgi Zamirinin ve â-kiâ Yapım Ekinin Yazımı
Aşağıda bu bağlacın ve iki ekin birbirinden ayırt edilmesi için edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.
a. âkiâ Bağlacı
Sadece âkiâ biçimi vardır.
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
âkiâ ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:
Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
Atatürk diyor ki: ...
Bir şey biliyor ki konuşuyor.
Ben ki hep sizin için çalıştım.
Sınavı kazanabilir miyim ki...
Baktım ki gitmiş.
Ancak bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.
belki, çünkü (ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.
b. â-kiâ İlgi Zamiri
Ek hâlindeki tek zamirdir.
Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece âki şekli vardır:
senin kaleminâseninki, Aliânin eliâAliâninki, onun düşüncesiâonunki...
c. â-kiâ Yapım Eki
İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken â-dEâ hâl ekiyle birlikte kullanılır.
Sadece âki ve az da olsa âkü şekilleri vardır:
bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım...
masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap...
8. Birleşik Kelimelerin Yazımı
a. Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler
b. Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler
9. İkilemelerin Yazımı
İkilemeler genellikle ayrı yazılır. Araya hiçbir noktalama işareti de konmaz.
Anlata anlata, ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek,
Eş dost yüzümüze gülmez mi?
O adam hatır gönül dinlemez.
Bu zamanda ev bark edinmek zor.
Delikanlıda boy pos yerinde.
Marangoz eğri büğrü tahtaları rendeledi.
Bu adamın neyin nesi olduğunu bilen yok.
O kadar üzülme, beterin beteri var.
Yıllar yılı dost bildiğin insanlar hani?
Boşu boşuna herkesi telâşlandırdın.
Meydandaki kalabalığı görünce coştu da coştu.
Bitişik yazılan ikilemeler de vardır:
cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (terlik), yüzgöz (olmak)...
darmadağınık, darmaduman, karmakarışık.
10. Sayıların Yazımı
Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi harfle de yazılabilir.
]Küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar harfle gösterilir.
İki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, yüz yıllık tarih, bin yıldan beri...
Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.
]Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır.
Öğleden sonra saat 17.30âda, 1.500.000 lira, 25 kilometre, 150 kg, 15 metre kumaş, 60.000.000.000 insan...
Saat ve dakikaların metin içinde harfle yazılması da mümkündür.
Saat dokuzda, dokuzu beş geçe, yediye çeyrek kala, sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda...
]Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir:
25, 150, 15.000...
Romen rakamları, yüzyıllarda, hükümdar adlarında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının (harflerinin değil) kullanılması da mümkündür. Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce gelir.
XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, V. Karl, I. Cilt...
]Rakamlardan sonra getirilen ekler kesme işareti (â) ile ayrılır:
Saat 10.30âda, 1972âde, 2000âden, 12ânci...
]Sıra sayıları harfle de gösterilebilir, rakamla da:
beşinci, yirmi ikinci...
Rakamlardan sonra, sıra belirtmek üzere nokta da kullanılabilir, â-ncİâ eki de:
16., 20., XXI., 16âncı, 121âinci, 110âuncu...
]Üleştirme sayıları harfle gösterilir:
ikişer, yedişer, dokuzar, üçer üçer, onar onar, ellişer bin lira, yüz yirmi yedişer milyon...
]Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır. Gruplar arasına nokta da konabilir:
22 605, 111 548 600,
22.605, 111.548.600
]Sayılarda kesirler virgülle ayrılır:
15,2 5,26
]Harflerle yazılan birden fazla sayının her biri ayrı yazılır.
Yüz yirmi beş milyon, on altı, yedi yüz iki,
Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde (senet, çek vb.) harflerle yazılan sayıların tamamı, aralarına sonradan başka harfler konmasın diye birbirine bitişik yazılır:
onbirmilyonyediyüzaltmışikibindokuzyüzkırkaltı
11. Tarihlerin Yazımı
a. Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru sıralanır: gg.aa.yyyy:
30 Haziran 1998
30.06.1998
30/06/1998
b. Gün, ay, yıl rakamlarının arasına nokta ya da eğik çizgi konur:
11.12.1999=11/12/1999
c. Tarihlerde aylar harfle de rakamla da yazılabilir. Ayların adı harfle yazılırsa gün, ay ve yıl arasına işaret konmaz:
2 Eylül 2000=02.09.2000
12. Pekiştirmeli Kelimelerin Yazımı
Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır:
dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre
13. Düzeltme İşaretinin Kullanımı
Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece âg, k, lâ ünsüzleri için; uzatma görevi de âa, i ve uâ ünsüzleri için söz konusudur.
a. İnceltme görevi
âBazı yabancı kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, rüzgâr, yegâne
bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân
mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,
ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım [4], mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ, vilâyet
billûr, üslûp, velût
Batı dillerinden alınan kelimelerde de durum böyledir.
plâj, plân, plâk, klâsik, lâhana, lâik (a kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm...
Ses yansımalı kelimeler için de aynı kural geçerlidir.
lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak...
Eğer bu kelimelerden bazılarında düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır:
Hâlâ il hala
Kâr ile kar
b. Uzatma görevi
Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.
Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:
Birincisi: Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazılan kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazılan şekilleri vardır:
Âdet : gelenek, alışkanlık adet : sayı
Yâr : sevgili yar : uçurum
Âlem : dünya, evren alem : bayrak
Şûra : danışma kurulu şura : şu yer
Hâlâ : şimdi hala : babanın kız kardesi
Bu kelimelerin tümü (sadece uzun ünlü ile yazılanları veriyorum):
ââciz, âdem, âdet, âkit, âlâ, âlem, âli, âlim, âmâ, âmin, âşık, âyan, bâtın, dâhi, dâhil, dâr, fâni, hâdis, hâk, hâkim, hâl, hâlâ, hâsıl, hâşâ, hayâ, mâni, nâkil, nâr, nâzım, rahîm, sâdır, sâri, şâhıs, sûra, tâbi, vâkıf, vâris, vâsi, yâd, yârâ
Not: âkatilâ (öldürme) ve âkatilâ (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki âkatilâ kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında âkânin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı, telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.
İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet âiâsini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu âiânin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
Abbasî, adlî, anî, adî, ailevî, anâanevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî, garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sunâî, şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî...
Söyleyişte kısa olan nispet âiâlerine düzeltme işareti konmaz. Çünkü bunlardaki âiâler çekim ekiyle karıştırılmaz.
çengi, çini, tiryaki, zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi...
Bazı Türkçe kelimelerde de nispet âiâsi bulunabilir. Bu kelimelerde ikinci heceler de uzun okunur.
altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî...
Türkü, varsağı, Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet âiâsi ünlü uyumlarına uymuştur.
Nispet âiâsi alan kelimelere ek getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.
ciddîleşmek, resmîlik, millîlik, mahallîleşme...
Eğer bu kelimelerdeki nispet âiâlerinin üzerine düzeltme işareti konmazsa belirtme hâl ekiyle veya iyelik ekiyle karıştırılabilir:
(Türk) askeri, askeri gördüm, askerî elbise
(Türk) tarihi, tarihi bilirim, tarihî eserler
(onun) zihni zihni geliştirir zihnî meseleler
Üçüncüsü: Aynı harflerle yazılan, fakat hem farklı dillerden olan hem de işlevleri ve okunuşları farklı olan âbiâleri ayırt etmek için kullanılır. Farsça olan ve yokluk anlamı veren âbîâ ön ekinde kullanılır; bu ön ekin âileâ anlamı veren Arapça âbiâ ön ekinden ayırt edilmesi sağlanır:
bîçare, bîvefa, bîtaraf;
bihakkın, bizatihi, bilumum...
14. İki Şekilde Yazılabilen Kelimeler
Bazı kelimelerin söylenişinde âğânin âvâye dönüştüğü görülür. Bunları iki şekilde yazılması ve okunması doğrudur.
döğmekâdövmek; göğermekâgövermek; oğmakâovmak; öğmekâövmek; söğmekâsövmek, öğünâövün...
Söyleyişte ğâv değişimi görülen bu kelimeleri âvâli yazmak daha uygundur.
15. Yabancı Kelimelerde Büyük âiânin Yazımı
Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük âi harfi noktasız yazılır. Ibsen, Indiana... Türkçe metinlerde de bu isimler bu şekilde yazılır. Ancak bu isimler sözlüklerde âiâ sırasında yer alır.
16. Ses Değişikliği Görülen Bazı Kelimelerin Yazımı
âÜnlü daralması görülen Türkçe kelimeler:
söyle-yorâsöylüyor,
anla-yorâanlıyor,
yaşa-yorâyaşıyor,
de-yorâdiyor
de-eâdiye
de-enâdiyen,
de-e-limâdiyelim,
ye-enâyiyen,
ye-inceâyiyince,
ye-ecekâyiyecek,
kork-ma-yorâkorkmuyor,
gel-me-yorâgelmiyor...
Birden çok heceli olan kelimelerde de sadece söyleyişte daralma vardır, atlayarak (âatlıyarak), başlayan (âbaşlıyan), yaşayacak (âyaşıyacak),
atlamayalım (âatlamıyalım), gelmeyen (âgelmiyen), gizleyeli (âgizliyeli)...
âÜnlü düşmesi olan kelimeler:
ağızâağzı, burunâburnu, koyun (bağır, döş)âkoynuna, alınâalnı,
oğulâoğlu, gönülâgönlüm, beniz,âbenzi, ömürâömrüm, cürümâcürmü,
hükümâhükmü, fikirâfikri...
ileri-le-mekâilerlemek, koku-la-makâkoklamak,
kavuş-akâkavşak, uyuâuyku, devir-âdevril-...
neredeânerde, buradaâburda, şuradaâşurda...
kayıpâkaybolmak, emirâemretmek, keşifâkeşfetmek, sabırâsabretmek...
gönülden gönüle, ağıza, buruna, babadan oğula örneklerindeki gibi ekte geniş ünlü varsa hece düşmesi olmayabilir.
oyunu, koyunu vb. hece düşmesi olmayan kelimelerdir.
Özel isimlerde âhâliyle- hece düşmesi olmaz:
Gönülâe, Ömürâü...
â Ünsüz türemesi görülen kelimeler:
affâafâaffetmek, affı
hissâhisâhissetmek, hissi
zannâzanâzannetmek ,zannı
reddâretâreddetmek, reddi
şıkkâşıkâşıkkı,
zemmâzemâzemmetmek,
hallâhalâhalli, halletmek...
fiatâfiyat, faideâfayda, zaifâzayıf,
repertuarârepertuvar, lâboratuarâlâboratuvar,
konservatuarâkonservatuvar, tualâtuval, tualetâtuvalet...
Bu kelimelere benzeyip de ünsüz türemesi görülmeyen kelimeler:
Duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, lâik, puan, suare...
â Ünsüz düşmesi görülen kelimeler:
Türkçede ikiz ünsüz bulunmaz. Bu yüzden Arapçadan dilimize geçmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunduran kelimeler yalın durumunda kullanıldığında ünsüzlerden biri düşer.
hakkâhak, reddâret, hissâhis, zannâzan, zemmâzem, hallâhal, şıkkâşık, afvâaf...
Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi gösterse de yazıda korunur.
çift, rast, serbest...
Farsça âhaneâ kelimesiyle yapılan birleşik kelimelerde âhaâ hecesi korunmalıdır.
Hastahane, pastahane, postahane, muayenehane, yazıhane, sarphane, dökümhane, yatakhane, yemekhane, dershane, eczahane...
Fransızcaâdan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesindeki r, yazıda da konuşmada da korunur.
â nâm değişimi görülen kelimeler:
Türkçe veya yabancı kelimelerde bâden önce gelen n sesi mâye dönüşebilmektedir.
saklanbaçâsaklambaç, dolanbaçâdolambaç, anbarâambar, canbazâcambaz, anberâamber, çeharşenbeâçarşamba, pencşenbeâperşembe, çenberâçember, sünbülâsümbül, penbeâpembe, tenbelâtembel, menbaâmemba...
İstanbul, Safranbolu, Zeytinburnu, düzenbaz, sonbahar, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte mâye doğru bir kayma olmasına rağmen yazda yine ânâ olarak korunur.
â iâı dönüşümü görülen bazı Arapça kelimeler. Bunlarda âkâ sesi daima kalın okunur.
inkılâp, inkıyat...
â bâp değişmesine uğratılan Arapça kelimeler:
âsâden sonra gelen âbâ, âpâye dönüşür.
nispet, ispat, kispet, müspet, naspetmek, tespit, tespih...
âsâden sonra gelmeyen âbâler ise olduğu gibi kalır.
Makbul, ikbal, tatbik, teşbih...
â câç değişmesi görülen ve görülmeyen Arapça kelimeler:
eçhel, içtihat, içtimaî, meçhul...
mescit, tescil, teşci...
â dât değişmesi görülen yabancı kelimeler
Farsça â-darâ soneki bulunduran kelimelerde d, tâye dönüşür.
emektar, minnettar, silâhtar, taraftar...
Bazı Arapça kelimeler:
metfun, methal, methiye, tetkik...
Bazı Arapça kelimelerde âdâ korunmuştur:
takdim, takdir (taktir farklı anlamdadır), takdis, tasdik, tekdir...
â âdinâ kelimesiyle kurulmuş Arapça isimler:
Seyfettin, Necmettin, Hayrettin...
â âabdâ kelimesiyle kurulmuş olan ve âuâlu veya âüâlü kullanılan Arapça isimler:
Abdullah, Abdurrahman...
Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülaziz, Abdülhamit, Abdüsselâm...
17. Hem Ayrı Hem Bitişik Yazılabilen Ekler
Ek-fiilin çekimleri olan âiken, ile, iseâ kelimeleri kendinden önceki kelimeden ayrı yazılır. Ama bunların bitişik yazılış şekilleri de vardır: -ken, -le, -se. Bitişik yazılırken araya kaynaştırma harfi de girebilir.
Ama bu eklerden sadece ââkenâ, hiçbir zaman ünlü uyumlarına uymaz; her kelimeden sonra âikenâ ya da ââkenâ olarak yazılır.
Alır ikenâalırken, okulda ikenâokuldayken,
gelenler ileâgelenlerle, Ali ileâAliâyle, çanta ileâçantayla
olacak iseâolacaksa, okumalı iseâokumalıysa...
18. Ünlü Uyumlarına Aykırı Olan Eklerin Yazımı
â-yor (şimdiki zaman eki): Sadece âyor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır.
geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor...
â-ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece âken şeklinde yazılır.
alırken, koşarken, bakarken... [5]
â-leyin (isimden zarf yapan ek): Ünlü uyumlarına aykırıdır.
sabahleyin, akşamleyin
â-(İ)mtırak (sıfattan sıfat yapan ek):
yeşilimtırak [6], mavimtırak, ekşimtırak...
â-ki (Aitlik eki, ilgi zamiri ve sıfat yapan ek): âbugünkü, dünkü, öbürküâ kelimeleri hariç âki eki ünlü uyumlarına aykırıdır; -ki şeklinde yazılır ve okunur.
onunki, yukarıdaki, akşamki...
â-Taş (isimden isim yapan ek):
meslektaş, ülküdaş...
â-gil (aile bildirir): [7]
halamgil, dayımgil, baklagiller...
19. Alıntı Kelimelerde Kesme İşaretinin Kullanılması-Kullanılmaması [8]
Bazı Arapça kelimeler gırtlak ünsüzü taşıdıkları, Türkçede de bu özelliği anlaşılacak şekilde telâffuz edildiği için kesme işreti barındırırlar:
âanâane, anâanevî, bidâat, cürâet, cürâetkâr, cüzâî, izâan, katâî, katâiyen, katâiyet, kıtâa, kurâa, Kurâan, melâun, mesâul, mesâuliyet, mesâut, meşâale, sunâî, sürâat, şerâî, vakâa.â
Alıntı olup da kesmesiz kullanılan bu yapıda kelimeler de vardır.
defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat...
Aşağıdaki kelimelere iyelik ekinin getirilmesi, aslında kelimenin sonunda bulunup da dilimizde eriyen gırtlak ünsüzünü ortaya çıkarır ve kesme işaretini gerektirir. (Bu kelimelerdeki ekler iyelik ekidir.)
cemâcemâi, cüzâcüzâü, katâkatâı, menâmenâi, nevânevâi, tabâtabâı...
Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini âı, -i biçiminde alırlar. Bunlardan cami ve mâni kelimeleri camisi ve mânisi şeklinde de olabilir. Bunlar yalın hâlde kullanıldıklarında sonlarında tek ünlü vardır.
bayiâbayii, camiâcamii veya camisi, mâniâmânii veya mânisi,
membaâmembaı, mısraâmısraı, sanayiâsanayii...
Bu kelimelere yönelme hâl eki getirildiğinde araya y sesi girebilir de girmeyebilir de. Her iki kullanış da doğrudur:
bayiye, bayie; camiye; camie; membaya, membaa; mevzuya, mevzua, mısraya, mısraa...
bayiyi, bayii; camiyi; camii; membayı, membaı; mevzuyu, mevzuu, mısrayı, mısraı...
Bazı Arapça kelimelerde kısa ünlüden sonra gelen gırtlak ünsüzü dilimizde kaybedilerek ondan önceki ünlü uzun okunur.
dava, mamur, mana, memur, resen, tamim, tecil, tediye, tehir, telif, tesir...
20. Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi
Satır sonunda, yer kalmadığı için yarım kalan kelimelerin bölünmüş olduğunu, yani devamının altta olduğunu göstermek için satır sonunda kısa çizgi kullanılır:
... O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor. Ses-
sizce, titreye titreye ağlıyor.
Birleşik kelimeler de tek kelime gibi telâffuz edilerek heceleme buna göre yapılır.
.................................................. ............................................... ba-
şöğretmen Atatürk .................................................. ................. il-
kokuldayken .................................................. .............Karaosma-
noğluânun......................................... .....................
Kelimeler satır sonunda ve başında bir tek harf kalacak şekilde bölünmez. Aşağıdaki gibi kullanımlar yanlıştır:
.................................................. .............................................a-
rabayla .................................................. ...............................u-
çurtmamızın .................................................. .................cami-
i .................................................. ......................................niha-
î......................................
Doğruları şöyle olacaktır:
.................................................. .......................................ara-
bayla .................................................. ............................uçurt-
mamızın .................................................. ............................ca-
mii .................................................. ...................................ni-
haî....................................
Özel isimlerde ve rakamlarda kesme işareti satır sonuna geliyorsa ve kesme işaretinden sonraki kısmın alt satıra geçmesi gerekiyorsa bu durumda kısa çizgi kullanılmaz:
.................................................. ............. Geçen yıl Ankaraâ
daki akrabalarımıza .................................................. ....1996â
da .................................................
Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez.
.................................................. ...................................meşâ-
aleyi değil .........................meşâa-
leyi olacak ......................... kurâ-
dan değil .........................kurâa-
dan. olacak
âdeâ ve âkiâ bağlacı ile âmiâ soru ekinden önceki kelime satır sonunda kalıyor da bu ek ve bağlaçlar alt satıra iniyorlarsa araya (satır sonuna) kısa çizgi konmaz:
.................................................. ..................... önünde kitap
da yoktu .................................................. .............. gördüm
ki söylüyorum .................................................. ...................................... geçen yıl
mı kazanmış?
Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür.
21. Alıntı Kelimelerin Yazımının Dilimize Uyarlanması-Uyarlanmaması
âDilimize mal olmuş yabancı kelimeler Türkçede söylendiği gibi yazılır.
kulüp, kent, kamu, duvar, merdiven, çamaşır, pencere, kitap, iskele, banka, sigorta, sandalye...
Dilimize mal olan ya da olmayan bazı kelimeler söylendiği gibi yazılmamaktadır:
beysbol, blender, funya, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, kampus, master, mönü...
âİki ünsüzle biten bazı Arapça ve Farsça kelimelerin son iki ünsüzü arasına ünlü girer:
emrâemir, keşfâkeşif, azlâazil, naklânakil, hükmâhüküm, bahsâbahis, fikrâfikir, nutkânutuk, sabrâsabır, şahsâşahıs, şehrâşehir, ilmâilim, zehrâzehir.
Bu kelimelere ünlüyle başlayan bir ek veya yardımcı fiil eklendiğinde, sonradan konan ünlü, yazılışta da okunuşta da düşer.
emirâemretmek
keşifâkeşfi
azilâazli
nakilânakledilmek
hükümâhükmü
bahisâbahsimiz
fikirâfikrin
nutukânutku
sabırâsabretmek
şahısâşahsı
şehirâşehrim
ilimâilminiz
zehirâzehri
zikirâzikreylemek
âİçinde iki veya daha fazla ünsüzün yan yana bulunduğu yabancı kelimeler olduğu gibi yazılır:
alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, orkestra, telgraf...
âİki ünsüzle başlayan ve iki ünsüzle biten batı kökenli kelimeler olduğu gibi yazılır.
gram, gramer, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, program, proje, prova, psikoloji, slogan, spor, stil, stüdyo, trafik, tren...
film, aks, form, lüks, modern, natürmort, risk, slayt, teyp...
âBazı yabancı kelimelerde kelime başında veya iki ünsüz arasında ünlü türemiştir. Bunlar da bu yeni şekilleriyle kullanılırlar:
iskarpin, iskele, istasyon, iskelet, istatistik, kulüp...
âÖn ek, son ek veya edat bulunduran yabancı kelimelerle iki kelimeden oluşan yabancı kelimeler:
alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevsut, namüsait, namütenahi,
Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm,
reorganizasyon, sürrealizm, realizm, romantizm...
otobiyografi, telekart, telekonferans, bankamatik...
âBatı kökenli kelimelerin içindeki ve sonundaki âgâ sesi korunur:
lig, org, morg, biyografi, dogma, magma, monografi, paragraf, program, arkeolog, demagog, diyalog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog...
Ancak âcoğrafya, fotoğraf, topoğrafâ kelimelerinde âgâler âğâye dönmüştür.
âÖdünçlemeler (dilimize mal olmamış kelimeler) özgün imlâları ile yazılır:
by-pass, center, centrum, check-up, fuel-oil, pipeline, pizza, spaghetti...
âBilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan terimler de özgün imlâları ile yazılır.
âYabancı dillerden alıntı yapılan deyim ve sözler özgün imlâları ile yazılır.
Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için; (OV)
22. Yabancı Özel Adların Yazımı
a. Arapça ve Farsça özel adların yazımı
âTürkler tarafından kullanılan kişi adları Türkçedeki söylenişine göre yazılır:
Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Ömer, Rıza, Saadettin
Aynı isimlerin Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığı belirtilecekse yumuşak ünsüzler korunur. Bu imlâ, bilimsel çalışmalarda da kullanılabilir:
Ahmed, Bedreddin, Fuad, Muhammed, Necmeddin, Saadeddin,
âArapça ve Farsça yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır:
Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudi Arabistan, Bağdat, Cidde, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz
b. Lâtin alfabesini kullanan milletlere ait özel isimlerin yazılışı
Yabancı özel adlardan türemiş akım adlarıyla dilimizde eskiden beri Türkçe biçimiyle kullanılan kişi ve yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır. Bunların dışındaki yabancı özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır. Bu kelimelerdeki özel karakterler ve işaretler de mümkün olduğunca (baskı sırasında bulunabiliyorsa) korunur:
Napolyon, Şarlken, Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Hollânda...
Alain, Beethoven, Byron, Shakespeare, Nice, New York, Rio de Janerio, Molière...
Marksist, Dekartçılık, Kartezyenizm...
realist, realizm, romantizm, dadaizm, fütürizm vb.
c. Yunanca adların yazımı
Yunanca isimler, Yunan harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:
Homeros, Herodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Papandreu...
Bazıları dilimiz söyleyişine uyarlanarak kullanılmaktadır:
Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid
d. Rusça adların yazımı
Rusça isimler, Rus harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:
Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy, Petersburg
Ancak âMoskvaâ kelimesi dilimizde âMoskovaâ olarak kullanılmaktadır.
Rusçadan alınan bazı kelimelerin yazımı:
EniseiâYenisey
DostoevskiyâDostoyevski
ÇexovâÇehov
e. Çince ve Japonca adların yazılışı
Çince ve Japonca adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır. Kişi isimlerinde tire kullanılır [9]:
Pekin, Şanghay, Tokyo, Hiroşima, Osaka, Sun Yat-sen, Lin Yu-tang...
23. Diğer Türklere Ait İsimlerin Yazımı
Türk devlet ve topluluklarına ait isimler, ünlüler bakımından Türkiye Türkçesine, ünsüzler bakımından ilgili Türk toplumundaki kullanıma göre yazılır:
Azerbaycan, Özbekistan, Taşkent, Semerkant, Bakû, İslâm Kerimov, Nebi Hazri...
Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade...
Öteden beri tanınan şahısların isimleri Türkçedeki yaygın imlâları ile yazılır:
Cengiz Aytmatov...
Lâtin alfabesinde bulunmayan harfler kullanılmaz:
BaxtiyarâBahtiyar, BaykoñurâBaykonur...
Yazıda doğabilecek karışıklıkların önüne geçmek, yanlış okumayı önlemek, okumayı ve anlamayı kolaylaştırmak, herkesin aynı şekilde yazıp okumasını sağlamak için belirlenmiş olan kurallara imlâ kuralları denir.
Bu kurallardan birçoğu aslında anlama ve telâffuza bağlıdır. Anlam ve telâffuz; akla, mantığa, geleneğe, çoğunluğa vb.ne uyduğu takdirde -zaten yazıldığı gibi okunan ve okunduğu gibi yazılan bir dil olan- Türkçenin imlâsı kolayca halledilecektir.
1. Büyük ve Küçük Harflerin Kullanımı
Alfabemizde (Lâtin alfabesi) her harfin bir büyük, bir de küçük şekli vardır. Yazıda yaygın olarak küçük harf kullanılır. Ancak belirli yerlerde büyük harf kullanılmalıdır.
Büyük harfle küçük harf arasında okunuş olarak fark olmasa da yazılış olarak büyük farklar vardır.
Büyük ve küçük harflerin kullanımı ile ilgili kurallar şunlardır:
] Her cümlenin ilk kelimesi büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamayan bir kelime dizisi, öncesi yazılmamış ya da silinmiş bir cümle zannedilebilir.
âBir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!â
âÖmür, yarınlara bağlanan ümitlerle geçip gitmekte, gafilcesine kavgalarla, gürültülerle, didinmelerle tükenip durmadadır. Sen aklını başına al da, ömrünü, şu içinde bulunduğun bugün say.â (Mevlâna)
â Noktayla, iki noktayla, üç noktayla, soru ve ünlem işaretleriyle biten cümlelerden sonra gelen cümleler büyük harfle başlar.
âAh, bilsen biz senin ıstırabını ne iyi anlıyoruz! Biz ki her şeyi görür ve anlarız. Düşün, bir elbiseyle bir vücut arasındaki esrarlı rabıtayı düşün. O elbise ki terzinin elinden vücudun basit hendesesine göre yapılmış mânasız bir kalıp hâlinde çıkar ve sonra bir vücuda yapışıp onun bütün hareketleriyle yaşamaya başlayınca ne hâle gelir, düşün! Başlangıçta hiçbir şey ifade etmeyen elbiseler atılacağı güne kadar vücudun her hareketini saniyesi saniyesine kaydeden korkunç bir hâfızadır. Birçok oturuş şekillerinin kabarttığı diz kapaklarımızı düşün! Her duygunun hususi bir biçim verdiği omuzlarımızı düşün! Kambur vaziyetlerinde nasıl arkaya toplandığımızı, bütün mafsal yerlerinde nasıl halkalaştığımızı düşün! Vücudun sonsuz hareketleri içinde bize düşmeyen pay hangisidir? Bunların içinde sefaletlerin, açlıkların, ihtirasların, cinayetlerin, coşkunlukların, kahkahaların alnımıza çizdiği hep hususî bir çizgi vardır. İnsanlar sanırlar ki, bizim üstümüzdeki her çizgi, her intiba, bir diğer çizgi veya intiba ile silinir, hepsi birbirine karışır, manasız bir halita olur ve sonunda biz eskimiş bulunuruz. Eskiriz, fakat insanlardan evvel eskidiğimiz için onlardan daha ince ve hassas olan biz, bütün çizgiler ve intibalarımızı hep birbirinin içinde saklarız. Bu böyle bir halitadır ki, bunun düğümünü ele geçirebilen göz onu çözdükçe, doğumumuzdan ölümümüze kadar bütün hayatımızı, zamanın atomları içinde sıkıştırır ve bu korkunç, ah, bu korkunç hafıza küpü içinde, mazinin, birbirinin üstünden akan küçük yılanlar hâlinde nasıl kaynaştığını görür. Fakat o göz kimde vardır? Kimsede... Yalnız bizde... Biz, ki her şeyi görür ve anlarız, seni görüyor ve anlıyoruz... Bize artık hikâyeni anlatma!... Ne lüzum var? Biz onu biliyoruz. Ben sana kendi hikâyemi ne diye anlatayım? Sen de onu bilirsin. Beni bir ölünün üstünden çıkardılar. Burada satın alacak adam bekliyorum. Öbürü tıpkı benim gibi, bugün bir ölünün üstünden çıkmadıysa yarın ikinci gün veya üçüncü gün çıkacak. Düşün, düşün, biz insanlardan evvel eskidiğimiz hâlde kaç insan eskitiyoruz? Bizim ıstırabımızı düşün! Biz vücutsuz kalan bir elbise miyiz, yoksa elbisesiz kalmış bir ıstırabın vücudu mu?
(Necip Fazıl, Eski Elbiselerin Hafızası)
Orhun Kitabesiânde Türk hakanı şöyle diyor: Türk Tanrısı, Türk milleti yok olmasın diye atalarımı gönderdi ve beni gönderdi. Ben hakan olunca gündüz oturmadım, gece uyumadım.
(Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları)
âBu işaretler asıl cümlenin içinde, yani iç cümlede ise sonraki kelime büyük harfle başlamaz:
"Durun!" diye bağırdı annem.
Bu kez çocuk, "Bu peri midir, melek mi?" diye düşünerek, öğretmene hayranlıkla baktı.
âİki noktadan sonra cümle gelmiyorsa, örnekler sıralanıyorsa bunlar büyük harfle başlamaz:
Bazı mastarlar kalıcı nesne adı olmuşlardır: yemek, çakmak, dolma, dondurma, kavurma, buluş...
âÖrneklerle başlayan cümleler de büyük harfle başlar:
Bilgisayar, sinema, tiyatro, internet, fotoğraf gibi hobiler, pahalılık yüzünden lüks gibi görülmektedir.
âCümle içerisinde başkasından aktarılan ve tırnak içinde verilen cümleler de büyük harfle başlar:
Atatürk gençliğe seslenirken ilk önce âEy Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.â demektedir.
âTırnak içinde verilen söz tam bir cümle değilse veya cümlenin baş kısmı verilmemişse büyük harfle başlamaz.
Nabiânin â......... var içindeâ redifli gazeli açıklanacak.
âİki kısa çizgi veya iki virgül arasında verilen ara sözler, ara cümleler, açıklama cümleleri büyük harfle başlamaz.
Bu konuda kararlı olduktan sonra âgeç karar vermiş olsan da- başarıya ulaşırsın.
Başımın ağrısı yazları âsıcaklardan olmalı- daha da artar.
Kalıcı konutları bu yıl sonuna kadar âgeçen seneki lâf- yetiştireceklermiş.
Çıkmamız gereken uygar milletler seviyesini âki bu seviyeye hâlâ çok uzağız- Mustafa Kemal hedef olarak göstermişti bize.
Bu işi 2000 sununa kadar bitireceklerini âinanılacak gibi değil- söylüyorlar.
Bu adam, seni temin ederim, sahtekârın biridir.
Cihan yıkılsa, emin ol, bu cephe sarsılmaz.
âRakamla başlayan cümlelerde rakamdan sonra gelen kelime büyük harfle başlamaz.
1998 yılında ortaokulu bitirdim.
] Şiirde her mısra (birkaç mısra bir cümle oluştursa da) büyük harfle başlar. Küçük harfle başlatılmış bir mısraın ilk kelimesi veya kelimeleri silinmiş veya yazılmamış zannedilebilir. Günümüz şiir kitaplarında bu kurala çoğunlukla uyulmamaktadır:
...
Bir de baharlar bilirim,
Apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği bilemeyeceği.
Anadolu bozkırlarında
İstanbul'dan çıkıp, Diyarbekir'e doğru, tekerleri
Yamalı asfaltları bir ağustos susuzluğuyla içen
Cesur otobüs pencerelerinden
Bilinçsiz bas kaymasıyla görülen
Evrensen kadınların iki büklüm çapa yaptıkları tarla kenarlarında
Çıplak ayakları yumuşak topraklara batmış ırgat çocuklarının
Bir ellerinde bayat bir ekmeği kemirirken
Diğer ellerinde sarkan yemyeşil bir soğanla gelen.
] Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler:
â Kişi adları ve soyadları, takma adlar, kişi adlarından önce ve sonra gelen saygı sözleri, unvanlar ve meslek adları, tarihî kişilerin adlarından önce gelen unvan ve lâkaplar büyük harfle başlar:
Ali, Meltem, Mehmet, Meral, Yasemin, Uğur, Barkın...
Binbaşı Ömer, Doktor Kenan, Mütercim Asım, Ankaralı Âşık Ömer...
Mustafa Kemal Atatürk, Mehmet Akif Ersoy, Nazım Hikmet Ran, Yavuz Bülent Bakiler, Kâmuran İnan, Victor Hugo, Halil Cibran...
Nedim, Fuzulî, Bakî, Muhibbî (Kanuni), Demirtaş (Ziya Gökalp), Tarhan (Ömer Seyfettin), Aka Gündüz (Hüseyin Avni, Eniz Avni), Kirpi (Refik Halit), Deli Ozan (Faruk Nafiz), Halide Salih (Halide Edip), Server Bedi (Peyami Safa), İrfan Kudret (Cahit Sıtkı), Mehmet Ali Sel (Orhan Veli)...
Sayın Kenan Evren, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Hamdi Bey, Mustafa Efendi, Zeynep Hanım, Bay Ali Çiçekçi, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Doktor Behçet Uz, Mareşal Fevzi Çakmak, Yüzbaşı Cengiz Topel...
Fatih Sultam Mehmet, Mimar Sinan, Yavuz Sultan Selim, Genç Osman, Deli İbrahim, Avcı Mehmet, Nişancı Mehmet Paşa, Aslan Yürekli Richard, Deli Petro...
âAkrabalık adları bildiren kelimeler büyük harfle başlamaz. Ancak akrabalık kelimeleri başta gelirse büyük harfle başlar.
Fahriye abla, Ayşe teyze, Numan amca...
Nene Hatun, Baba Gündüz, Dayı Kemal...
âResmî yazılarda saygı bildiren sözlerden sonra gelen makam mevki, unvan bildiren kelimeler büyük harfle başlar:
Sayın Bakan, Sayın Başkan, Sayın Profesör, Sayın Vali...
â Kurum, kuruluş, kurul, müessese, makam, üniversite isimleri:
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege Üniversitesi, Kars Valiliği, Mamak İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü, Bakanlar Kurulu, Emek İnşaat, Millî Kütüphane, Türk Ocağı...
âKurum, merkez, bakanlık, üniversite, fakülte, bölüm vb. ifade eden kelimelerden herhangi biriyle belli ve özel bir kurum, kuruluş vb. kastedildiği zaman bu kelime büyük harfle başlatılabilir:
Bu yıl Meclis yine boş, faydasız ve sadece milletvekillerinin işine gelecek şeylerle uğraşacak gibi.
Son yıllarda Bakanlık, kendi elemanları aleyhine çalışmaya başladı.
â Millet, kavim, boy, oymak, din, mezhep isimleri ve bunlara mensup olanlara verilen isimler:
Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen, Ruslar, Alman, Arap...
Oğuz, Kazak, Tatar, Özbek, Tacik...
Müslüman, Musevî, Hıristiyan...
Müslümanlık, İslâm, Musevîlik, Hıristiyanlık...
Şiilik, Budizm, Malikîlik, Hanefîlik...
Hanefî, Şafiî, Alevî, Budist, Katolik...
âDin ve mitoloji kavramlarını karşılayan özel adlar büyük harfle başlar. Bazı dinî kavramlar küçük harfle başlar. Tanrı kelimesi özel isim olarak kullanılmıyorsa küçük harfle başlar:
Allah, Tanrı, Cebrail, Zeus, Kibele...
cennet, cehennem, uçmak, tamu, sırat köprüsü...
Eski Yunan tanrıları...
â Dil ve lehçe isimleri:
Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince, Tibetçe, Kırgızca, Özbekçe, Tatarca, Oğuzca...
â İl, İlçe, Semt, mahalle, cadde, bulvar, sokak, pasaj, çarşı, park isimleri (bunlarda geçen tüm kelimeler) büyük harfle başlar:
Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir, Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak, Şaziyem Pasajı, Kuyumcular Çarşısı, Güvenpark, Altınpark, Kuğulu Park...
âSaray, köşk, han, kale, köprü, anıt vb yapı adlarına ait bütün kelimeler büyük harfle başlar:
Topkapı Sarayı, Çankaya Köşkü, Ankara Kalesi, Galata Köprüsü, Atakule...
â Devlet, ülke ve bölge isimleri:
Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti, Amerika Birleşik Devletleri, Afganistan, İran, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti...
Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara...
Not: Yön bildiren kelimeler bir bölge veya ülke adından önce gelirse büyük, sonra gelirse küçük yazılır.
Kuzey Kıbrısâa tatile gittik.
Kıbrısâın kuzeyine tatile gittik.
Doğu Anadoluânun coğrafyası...
Anadoluânun doğusundaki dağlar...
â Kıta isimleri:
Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Antarktika, Arktika, Avustralya.
â Deniz, okyanus, göl, akar su, boğaz, geçit isimleri:
Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu
Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı ...
â Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:
Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı), Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası...
!
âÇanakkale Boğazı, Gülek Geçidi, Haymana Ovası, Konya Ovası, Van Gölü, Ağrı Dağıâ gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı görülür. Yani iki kelime birden kastedilen varlığa aittir. Meselâ Çanakkale Boğazı sadece Çanakkale kelimesiyle ifade edilemez.
Hâlbuki Hürriyet gazetesi, Marmara denizi, Altay dağları, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır. Erciyes dağı, Erciyes kelimesi ile de ifade edilir.
â Gezegen ve yıldız adları büyük harfle başlar. Ancak dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak (astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük; diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins ismi olduğu için küçük harfle başlar:
Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı, Halley...
Ayâın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı pek şaşırtmıştı.
Yazın Güneş ışınları Dünyaâya dik olarak gelir.
Türkiyeânin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.
Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.
Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)
â Kitap, gazete, mecmua, eser, kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge isimleri büyük harfle başlar. Bunlara dahil olmayan kelimeler küçük harfle başlar:
Tercüman (gazetesi), Zaman (gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül; Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi; Halı Dokuyan Kızlar (tablosu), Düşünen Adam (heykeli), Medenî Kanun, Borçlar Hukuku...
â Hayvanlara takılan özel isimler:
Düldül, Sarıkız, Fino, Tekir, Karabaş, Yumoş, Minnoş...
âYer ve millet adlarıyla kurulan birleşik kelimelerdeki özel adlar büyük harfle başlar.
Antep fıstığı, Brüksel lâhanası, Hindistan cevizi, İngiliz anahtarı, Maraş dondurması, Van kedisi...
] Yazı başlıkları, konu adları büyük harfle başlar:
İmlâ Kuralları, Dil Bilgisinin Bölümleri, 19. Yüzyılda Türk Edebiyatının Seyri...
] Gazete ve dergiler konu başlıklarında sadece ilk kelimeyi büyük harfle başlatırlar:
Kamyon eve girdi, Büyük seçim yarın...
] Kitap, gazete, dergi isimleriyle konu başlıklarındaki âile, ve, de, ya da, kiâ bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:
Başarmak ve Kazanmak, Türk Dili ve Edebiyatı, Karga ile Tilki, Ya Devlet Başa ya Kuzgun Leşe, Ben de Yazdım...
] Kitap, gazete, dergi isimleri ve konu başlıkları -dikkat çekmek için- bütünüyle büyük harfle yazılabilir. Bu durumda aralardaki âile, ve, de, ya da, kiâ bağlaçlarıyla soru ekinin küçük yazılması gerekir:
BAŞARMAK ve KAZANMAK, TÜRK DİLİ ve EDEBİYATI, KARGA ile TİLKİ...
(Başka bir bilgi: Yazı başlıkları tamamen büyük harfle yazılmışsa, bağlaçlar da tamamen büyük harfle yazılır. Başlıkların sadece baş harfleri büyük yazılmışsa, bağlaçlar küçük harfle başlar.)
] Mektuplarda ve resmî yazılarda hitapların ilk kelimeleri büyük harfle başlar:
Aziz kardeşim, Canın anneciğim, Sevgili kardeşim Hakan...
] Ay ve gün adları, belirli bir tarih belirttiğinde büyük; bunun dışında küçük harfle başlar:
Bu yıl 2 Eylülâde döneceğiz.
15 Kasım 1999 Pazartesi günü konferans yapılacak.
Bu yıl temmuz sıcaklarında kavrulduk.
Bu sokakta salı günleri pazar kurulur.
]Levhalar ve açıklama yazıları büyük harfle başlar. Yazı birkaç kelimeden oluşuyorsa ilk kelime büyük harfle başlar. Yazı rakamla başlamışsa ondan sonraki kelime küçük harfle başlar.
Giriş, Çıkış, Müdür, Müdüriyet, Vezne, Başkan, Doktor
Otobüs durağı, Şehirler arsı telefon...
III. kat, IV. sınıf, I. blok...
]Kurultay, sempozyum, panel vb toplantıları bildiren özel adlar büyük harfle başlar:
Manas Bilgi Şöleni, Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı...
]Millî ve dinî bayramlarla bayram niteliği kazanmış günler büyük harfle başlar. Ancak genel nitelik arz edenler küçük harfle başlar:
Cumhuriyet Bayramı, Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Nevruz Bayramı, Anneler Günü, Öğretmenler Günü, Tıp Bayramı,
tiyatro günü, kitap haftası, film haftası, sağlık haftası, dil kurultayı.
] Çağ, dönem ve tarihî olay adları büyük harfle başlar:
Cilâlı Taş Devri, İlk Çağ, Millî Mücadele, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı...
] Özel isimlerden türetilen isim, sıfat ve fiiller büyük harfle başlar ve ekleri de kesme işareti ile ayrılmaz. Bu özel isimler türetilen kelimenin içinde kalıyorsa büyük harfle başlamaz:
Türkleşmek, İslâmlaşmak, Türkolog, Darvinci, Sivaslı, Ankaralı, Türkçecilik, Avrupalı...
Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm...
âÖzel isim kendi anlamı dışında yeni bir anlam kazanmışsa küçük harfle başlar. Müzik terimleri için de bu geçerlidir:
acem, acemi, hicaz, nihavent, amper, jul, allahlık, donkişotluk...
acembuselik, acemaşiran, bayatî, hicazkâr, türkü, varsağı...
2. Kısaltmaların Yazımı
Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve sembolleştirilmesidir. Yapılan kısaltmaların benimsenmesi, yaygınlaşması ve herkes tarafından anlaşılması gerekir.
AA, AB, ABD, age., AGİK, AIDS, aids, AKM, Alb., Alm., anat., AOÇ, AP, APS, Apt., Ar., Ar. Gör., ark., Asb., ASELSAN, Asist., ASKİ, AŞTİ, AT, Atğm., ATO, AÜ, AÜ, AÜ, Av., B (batı), B. (bay), bağ., BAĞ-KUR, BBC, BCG, BDT, bk. (bakınız), BM, Bn. (bayan), BOTAŞ, Bşk., C. (cilt), DGM, dm, EKG, ed. (edebiyat), FIFA, Fr., g, GAP, gr, HABITAT, Hz., İETT, KBB, km, l, m, Mah., MKE, No. veya Nu., öl., sn (saniye), TIR, TL, yy., zool.
â Kurum, kuruluş, müessese, makam, üniversite adlarının kısaltmalarında bütün harfler büyüktür. Harfler arasına nokta koymaya gerek yoktur.
TRT, TBMM, İTÜ, DSİ, TDK, TTK, MEB, AÜ DTCF, DAÜ, D, B, K, G, KB, GB, KD, GD (son sekizi yön adı)
Bu kısaltmalardan sonra gelen çekim ekleri kesme ile ayrılır. Ekler son harfin okunuşuna göre belirlenir; kelimenin uzun şeklinin okunuşuna göre değil:
MEBâe, TBMMânin, DTCDâne değil DTCFâye, İTÜânden değil İTÜâden
]Bazı kısaltmalar da kelime gibi oluşturulmuştur.
ASELSAN, BOTAŞ, İLESAM, SEKA, TÖMER, TEDAŞ
Bunlara getirilen ekler de düz okunuşa göre belirlenir:
ASELSANâda, BOTAŞâa, İLESAMâın, SEKAânın, TÖMERâden, TEDAŞâta
]Nokta kullanılan kısaltmalar da vardır. Bunlardan sonra getirilen ekler kesmeyle ayrılmaz:
K.K.K., M.Ö., M.S., P.K., T.C.
â Özel isim veya unvan olan bir kelime birkaç harfle kısaltılıyorsa yalnız ilk harf büyük yazılır.
Prof., İst., Doç., Dr., Av., Alb., Gen.
Alm. (Almanca), İng., Kocatepe Mah., Güniz Sok.
Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:
İst.da, Alm.yı, İng.ye
â Özel isim olmayan kelimelerin kısaltması küçük harfle başlar.
C. (cilt), s. (sayfa), bkz.(bakınız), vb. (ve benzeri), vs. (ve saire), is. (isim), sf. (sıfat), hz. (hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (edebiyat), fiz. (fizik), kim. (kimya)
Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler kesmeyle ayrılmaz:
vb.leri, vs.den, is.ler, sf.lar, hz.da, çev.e, ed.ı, fiz.le, kim.da
âElementlerin ve ölçülerin kısaltmalarında nokta kullanılmaz:
C, Ca, Fe, m, mm, cm, km, g, kg, l, mg...
Bu kısaltmalara ek getirilirken kelimenin uzun şeklinin okunuşu esas alınır; ekler nokta kullanılmadığı için kesmeyle ayrılır:
mâye, mmâde, cmâyi, kmâye, gâdan, kgâdan, lâde, mgâı
âSert sessizle biten kısaltmalara ünlüyle başlayan ek getirildiğinde okunuşta sondaki sert ünsüz yumuşamaz:
AGİKâin (agiğin değil agikin), TÜBİTAKâa (tübitağa değil tübitaka)
Ancak âbirlikâ kelimesiyle kurulan kısaltmalarda yumuşama görülür:
ÇUKOBİRLİKâe (çukobirliğe)
3. Ek-Fiilin Yazımı
Ek-fiil isimlerin yüklem olmasını sağlayan ektir..
a. Ek-fiil (imek fiili) eklendiği kelimeye bitişik de yazılabilir ondan ayrı da... Ama genellikle bitiştirilir. Ayrı yazıldığı zaman ünlü uyumlarına uyup uymadığına bakılmaz. Bitişik yazılan ek-fiil âbüyük ve küçük ünlü uyumuâ kurallarına uyar.
1. Sessiz harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki âiâ düşer:
rahatsız idimârahatsızdım,
çocuk iseâçocuksa,
Serkan imişâSerkanâmış,
koşar ikenâkoşarken
Suçlanan ben imişimâbenmişim
Biz imişizâbizmişiz
Meğer sen ne çalışkan imişsinâçalışkanmışsın
Çalışkan imişsinizâçalışkanmışsınız
Adam yirmi yıldır evine hasret imişâhasretmiş
2. Sesli harfle biten kelimeye bitiştiriliyorsa, başındaki âiâ düşer ve yerine âyâ kaynaştırma harfi gelir: [1]
Bir güzelin hayranı i-di-mâhayranıydım, hayranı idikâhayranıydık
Zeki idiâzekiydi
Ali imişâAliâymiş,
Hasta iseâhastaysa,
Nöbetçi ikenânöbetçiyken,
Merhametli imişlerâmerhametliymişler
Merhametliler imişâmerhametlilermiş
b. Fiillere getirildiğinde onların birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlayan ek-fiil bitişik de ayrı da yazılabilir:
çalışmış i-di-kâçalışmıştık
okuyor i-seâokuyorsa
okuyor i-miş-ler/okuyorlar imişâokuyorlarmış
4. âileâ Edatının (Hem edat, hem bağlaç)Yazımı
Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan âileâ kelimesi âbüyük ve küçük ünlü uyumuâ kurallarına uyar. Ayrı yazıldığında ünlü uyum kuralları aranmaz:
arabası ileâarabasıyla, konu ileâkonuyla,
annem ile babamâannemle babam
Ünlüyle biten kelimelere bitiştirildiğinde, baştaki âiâ ünlüsü düşer ve yerine âyâ kaynaştırma harfi gelir:
Bora ileâBoraâyla, sopa ileâsopayla, dava ileâdavayla, arkadaşı ileâarkadaşıyla, dolayısı ileâdolayısıyla...
Ünsüzle biten kelimelere bitiştirildiğinde, sadece baştaki âiâ ünlüsü düşer, büyük ünlü uyumuna göre âlaâ veya âleâ şeklinde kullanılır.
Murat ileâMuratâla, cam ileâcamla, deve ileâdeveyle...
5. âmiâ Soru Ekinin Yazımı
Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir.
â â-mİâ, kendinden önceki kelimden her zaman ayrı (bir kelime gibi) yazılır:
Gelecek miydin? (fiile)
Sen misin? (isme)
Geldi mi?, okuyor mu?, onlar mı?, özgün mü?...
Sen burada mısın?
Bizi duyuyor musunuz?
İzmir mi yoksa İstanbul mu daha güzel?
Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda?
â Eklendiği kelimenin son sesine, dolayısıyla büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:
Salı mı? Sen mi? O mu? Ölü mü?
â Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.
Seni çağıran bu çocuk muydu?
â Soru anlamı vermediği zamanlarda da ayrı yazılır.
Yağmur yağdı mı dışarı çıkmak isterim.
Güzel mi güzel bir evi var.
6. âdEâ Bağlacının ve â-dEâ Hâl Ekinin Yazımı [2]
âdeâ bağlacı ve âdeâ eki birbirinden kolayca ayırt edilebilir. Aşağıda, edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.
a. âdEâ Bağlacı
Her zaman kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı ve âde, daâ şeklinde yazılır; bitiştirilmez, âte, taâ şeklinde yazılmaz.
âyaâ ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: âya daâ
İsimlerden sonra da kullanılabilir, fiillerden sonra da.
Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar.
Ama ünsüz uyumuna bağlı değildir, yani âte, -ta şekilleri yoktur.
Gölgende ban da bana da yer ver.
Ateşten kızaran bir gül arar da
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.
Bu soruyu Ali de mi bildi?
Sorsan da söylemem.
Çalış da çalış...
Büyüyecek de bana bakacak.
Çalışıp da kazanacaksın.
Alacak ya da [3] almayacak.
b. â-dEâ Hâl Eki
İsim çekim eklerindendir.
İsmin bulunma hâlini yapan hâl ekidir.
Yer ve zaman bildirir.
Sesli uyumlarına uyar.
âdEâ bağlacının yalnız âdeâ, âdaâ biçimleri varken; â-dEâ hâl ekinin â-deâ, â-daâ, â-teâ, â-taâ biçimleri vardır. Bunun sebebi ekin bitişik yazılıyor olmasıdır.
Yapım eki olarak da kullanılabilir:
Eski İstanbul'da ne güzel günler yaşanmış.
Saat yedide mi gelecekmiş?
Her şey yerli yerinde.
Suyu bir yudumda içti.
Siz ayakta kaldınız.
Çamaşırları elde yıkıyormuş.
Yılda yirmi gün izni var.
Yüzde yetmiş başarı vardı.
Ayda yılda bir uğrar oldu.
Elde avuçta ne varsa bitti.
Parmak kalınlığında yaprakları var.
Peyami Safa'nın "Sözde Kızlar"ını okudun mu?
7. âkiâ Bağlacının, â-kiâ İlgi Zamirinin ve â-kiâ Yapım Ekinin Yazımı
Aşağıda bu bağlacın ve iki ekin birbirinden ayırt edilmesi için edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.
a. âkiâ Bağlacı
Sadece âkiâ biçimi vardır.
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
âkiâ ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:
Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
Atatürk diyor ki: ...
Bir şey biliyor ki konuşuyor.
Ben ki hep sizin için çalıştım.
Sınavı kazanabilir miyim ki...
Baktım ki gitmiş.
Ancak bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.
belki, çünkü (ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.
b. â-kiâ İlgi Zamiri
Ek hâlindeki tek zamirdir.
Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece âki şekli vardır:
senin kaleminâseninki, Aliânin eliâAliâninki, onun düşüncesiâonunki...
c. â-kiâ Yapım Eki
İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken â-dEâ hâl ekiyle birlikte kullanılır.
Sadece âki ve az da olsa âkü şekilleri vardır:
bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım...
masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap...
8. Birleşik Kelimelerin Yazımı
a. Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler
b. Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler
9. İkilemelerin Yazımı
İkilemeler genellikle ayrı yazılır. Araya hiçbir noktalama işareti de konmaz.
Anlata anlata, ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek,
Eş dost yüzümüze gülmez mi?
O adam hatır gönül dinlemez.
Bu zamanda ev bark edinmek zor.
Delikanlıda boy pos yerinde.
Marangoz eğri büğrü tahtaları rendeledi.
Bu adamın neyin nesi olduğunu bilen yok.
O kadar üzülme, beterin beteri var.
Yıllar yılı dost bildiğin insanlar hani?
Boşu boşuna herkesi telâşlandırdın.
Meydandaki kalabalığı görünce coştu da coştu.
Bitişik yazılan ikilemeler de vardır:
cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (terlik), yüzgöz (olmak)...
darmadağınık, darmaduman, karmakarışık.
10. Sayıların Yazımı
Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi harfle de yazılabilir.
]Küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar harfle gösterilir.
İki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, yüz yıllık tarih, bin yıldan beri...
Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.
]Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır.
Öğleden sonra saat 17.30âda, 1.500.000 lira, 25 kilometre, 150 kg, 15 metre kumaş, 60.000.000.000 insan...
Saat ve dakikaların metin içinde harfle yazılması da mümkündür.
Saat dokuzda, dokuzu beş geçe, yediye çeyrek kala, sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda...
]Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir:
25, 150, 15.000...
Romen rakamları, yüzyıllarda, hükümdar adlarında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının (harflerinin değil) kullanılması da mümkündür. Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce gelir.
XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, V. Karl, I. Cilt...
]Rakamlardan sonra getirilen ekler kesme işareti (â) ile ayrılır:
Saat 10.30âda, 1972âde, 2000âden, 12ânci...
]Sıra sayıları harfle de gösterilebilir, rakamla da:
beşinci, yirmi ikinci...
Rakamlardan sonra, sıra belirtmek üzere nokta da kullanılabilir, â-ncİâ eki de:
16., 20., XXI., 16âncı, 121âinci, 110âuncu...
]Üleştirme sayıları harfle gösterilir:
ikişer, yedişer, dokuzar, üçer üçer, onar onar, ellişer bin lira, yüz yirmi yedişer milyon...
]Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır. Gruplar arasına nokta da konabilir:
22 605, 111 548 600,
22.605, 111.548.600
]Sayılarda kesirler virgülle ayrılır:
15,2 5,26
]Harflerle yazılan birden fazla sayının her biri ayrı yazılır.
Yüz yirmi beş milyon, on altı, yedi yüz iki,
Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde (senet, çek vb.) harflerle yazılan sayıların tamamı, aralarına sonradan başka harfler konmasın diye birbirine bitişik yazılır:
onbirmilyonyediyüzaltmışikibindokuzyüzkırkaltı
11. Tarihlerin Yazımı
a. Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru sıralanır: gg.aa.yyyy:
30 Haziran 1998
30.06.1998
30/06/1998
b. Gün, ay, yıl rakamlarının arasına nokta ya da eğik çizgi konur:
11.12.1999=11/12/1999
c. Tarihlerde aylar harfle de rakamla da yazılabilir. Ayların adı harfle yazılırsa gün, ay ve yıl arasına işaret konmaz:
2 Eylül 2000=02.09.2000
12. Pekiştirmeli Kelimelerin Yazımı
Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır:
dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre
13. Düzeltme İşaretinin Kullanımı
Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece âg, k, lâ ünsüzleri için; uzatma görevi de âa, i ve uâ ünsüzleri için söz konusudur.
a. İnceltme görevi
âBazı yabancı kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, rüzgâr, yegâne
bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân
mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,
ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım [4], mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ, vilâyet
billûr, üslûp, velût
Batı dillerinden alınan kelimelerde de durum böyledir.
plâj, plân, plâk, klâsik, lâhana, lâik (a kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm...
Ses yansımalı kelimeler için de aynı kural geçerlidir.
lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak...
Eğer bu kelimelerden bazılarında düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır:
Hâlâ il hala
Kâr ile kar
b. Uzatma görevi
Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.
Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:
Birincisi: Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazılan kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazılan şekilleri vardır:
Âdet : gelenek, alışkanlık adet : sayı
Yâr : sevgili yar : uçurum
Âlem : dünya, evren alem : bayrak
Şûra : danışma kurulu şura : şu yer
Hâlâ : şimdi hala : babanın kız kardesi
Bu kelimelerin tümü (sadece uzun ünlü ile yazılanları veriyorum):
ââciz, âdem, âdet, âkit, âlâ, âlem, âli, âlim, âmâ, âmin, âşık, âyan, bâtın, dâhi, dâhil, dâr, fâni, hâdis, hâk, hâkim, hâl, hâlâ, hâsıl, hâşâ, hayâ, mâni, nâkil, nâr, nâzım, rahîm, sâdır, sâri, şâhıs, sûra, tâbi, vâkıf, vâris, vâsi, yâd, yârâ
Not: âkatilâ (öldürme) ve âkatilâ (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki âkatilâ kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında âkânin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı, telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.
İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet âiâsini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu âiânin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
Abbasî, adlî, anî, adî, ailevî, anâanevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî, garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sunâî, şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî...
Söyleyişte kısa olan nispet âiâlerine düzeltme işareti konmaz. Çünkü bunlardaki âiâler çekim ekiyle karıştırılmaz.
çengi, çini, tiryaki, zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi...
Bazı Türkçe kelimelerde de nispet âiâsi bulunabilir. Bu kelimelerde ikinci heceler de uzun okunur.
altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî...
Türkü, varsağı, Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet âiâsi ünlü uyumlarına uymuştur.
Nispet âiâsi alan kelimelere ek getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.
ciddîleşmek, resmîlik, millîlik, mahallîleşme...
Eğer bu kelimelerdeki nispet âiâlerinin üzerine düzeltme işareti konmazsa belirtme hâl ekiyle veya iyelik ekiyle karıştırılabilir:
(Türk) askeri, askeri gördüm, askerî elbise
(Türk) tarihi, tarihi bilirim, tarihî eserler
(onun) zihni zihni geliştirir zihnî meseleler
Üçüncüsü: Aynı harflerle yazılan, fakat hem farklı dillerden olan hem de işlevleri ve okunuşları farklı olan âbiâleri ayırt etmek için kullanılır. Farsça olan ve yokluk anlamı veren âbîâ ön ekinde kullanılır; bu ön ekin âileâ anlamı veren Arapça âbiâ ön ekinden ayırt edilmesi sağlanır:
bîçare, bîvefa, bîtaraf;
bihakkın, bizatihi, bilumum...
4. âileâ Edatının (Hem edat, hem bağlaç)Yazımı
Edat ve bağlaç olarak kullanılır.
Yazılışları bakımından aralarında fark yoktur.
Bu kelime kendinden önceki kelimeye bitişik de yazılabilir, ondan ayrı da...
Bitişik yazılan âileâ kelimesi âbüyük ve küçük ünlü uyumuâ kurallarına uyar. Ayrı yazıldığında ünlü uyum kuralları aranmaz:
arabası ileâarabasıyla, konu ileâkonuyla,
annem ile babamâannemle babam
Ünlüyle biten kelimelere bitiştirildiğinde, baştaki âiâ ünlüsü düşer ve yerine âyâ kaynaştırma harfi gelir:
Bora ileâBoraâyla, sopa ileâsopayla, dava ileâdavayla, arkadaşı ileâarkadaşıyla, dolayısı ileâdolayısıyla...
Ünsüzle biten kelimelere bitiştirildiğinde, sadece baştaki âiâ ünlüsü düşer, büyük ünlü uyumuna göre âlaâ veya âleâ şeklinde kullanılır.
Murat ileâMuratâla, cam ileâcamla, deve ileâdeveyle...
5. âmiâ Soru Ekinin Yazımı
Hem isimlere hem de fiillere getirilen bir çekim ekidir.
â â-mİâ, kendinden önceki kelimden her zaman ayrı (bir kelime gibi) yazılır:
Gelecek miydin? (fiile)
Sen misin? (isme)
Geldi mi?, okuyor mu?, onlar mı?, özgün mü?...
Sen burada mısın?
Bizi duyuyor musunuz?
İzmir mi yoksa İstanbul mu daha güzel?
Ağlasam sesimi duyar mısınız mısralarımda?
â Eklendiği kelimenin son sesine, dolayısıyla büyük ve küçük sesli uyumu kurallarına uyar:
Salı mı? Sen mi? O mu? Ölü mü?
â Soru ekinden sonra gelen ekler kendisine bitişik yazılır.
Seni çağıran bu çocuk muydu?
â Soru anlamı vermediği zamanlarda da ayrı yazılır.
Yağmur yağdı mı dışarı çıkmak isterim.
Güzel mi güzel bir evi var.
6. âdEâ Bağlacının ve â-dEâ Hâl Ekinin Yazımı [2]
âdeâ bağlacı ve âdeâ eki birbirinden kolayca ayırt edilebilir. Aşağıda, edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.
a. âdEâ Bağlacı
Her zaman kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı ve âde, daâ şeklinde yazılır; bitiştirilmez, âte, taâ şeklinde yazılmaz.
âyaâ ile birlikte kullanıldığında da ayrı yazılır: âya daâ
İsimlerden sonra da kullanılabilir, fiillerden sonra da.
Kelimenin son hecesine kalınlık-incelik bakımından uyar.
Ama ünsüz uyumuna bağlı değildir, yani âte, -ta şekilleri yoktur.
Gölgende ban da bana da yer ver.
Ateşten kızaran bir gül arar da
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi.
Bu soruyu Ali de mi bildi?
Sorsan da söylemem.
Çalış da çalış...
Büyüyecek de bana bakacak.
Çalışıp da kazanacaksın.
Alacak ya da [3] almayacak.
b. â-dEâ Hâl Eki
İsim çekim eklerindendir.
İsmin bulunma hâlini yapan hâl ekidir.
Yer ve zaman bildirir.
Sesli uyumlarına uyar.
âdEâ bağlacının yalnız âdeâ, âdaâ biçimleri varken; â-dEâ hâl ekinin â-deâ, â-daâ, â-teâ, â-taâ biçimleri vardır. Bunun sebebi ekin bitişik yazılıyor olmasıdır.
Yapım eki olarak da kullanılabilir:
Eski İstanbul'da ne güzel günler yaşanmış.
Saat yedide mi gelecekmiş?
Her şey yerli yerinde.
Suyu bir yudumda içti.
Siz ayakta kaldınız.
Çamaşırları elde yıkıyormuş.
Yılda yirmi gün izni var.
Yüzde yetmiş başarı vardı.
Ayda yılda bir uğrar oldu.
Elde avuçta ne varsa bitti.
Parmak kalınlığında yaprakları var.
Peyami Safa'nın "Sözde Kızlar"ını okudun mu?
7. âkiâ Bağlacının, â-kiâ İlgi Zamirinin ve â-kiâ Yapım Ekinin Yazımı
Aşağıda bu bağlacın ve iki ekin birbirinden ayırt edilmesi için edilmesi gereken noktalar da verilmiştir.
a. âkiâ Bağlacı
Sadece âkiâ biçimi vardır.
Kendinden önceki ve sonraki kelimelerden ayrı yazılır.
Türkçe değil, Farsça bir bağlaçtır ve Türkçe cümle yapısına aykırı olarak kullanılır.
âkiâ ile başlayan bir ara cümle asıl cümlenin içinde kısa çizgiler arasında verilebilir:
Bu ezanlar -ki şahadetleri dinin temeli-
Yağmur yağmadı ki mantarlar ortaya çıksın.
Atatürk diyor ki: ...
Bir şey biliyor ki konuşuyor.
Ben ki hep sizin için çalıştım.
Sınavı kazanabilir miyim ki...
Baktım ki gitmiş.
Ancak bu bağlaç birkaç örnekte kalıplaşarak bitişik yazılmaktadır.
belki, çünkü (ünlü uyumuna girmiş), hâlbuki, mademki, meğerki, oysaki, sanki.
b. â-kiâ İlgi Zamiri
Ek hâlindeki tek zamirdir.
Eklendiği kelimeye -ki sadece isim tamlamasında tamlayana eklenir- bitişik yazılır ve bir ismin (tamlananın) yerini tutar.
Büyük ve küçük ünlü kurallarına uymaz; sadece âki şekli vardır:
senin kaleminâseninki, Aliânin eliâAliâninki, onun düşüncesiâonunki...
c. â-kiâ Yapım Eki
İsimlere eklenerek yer ve zaman bildiren sıfatlar türeten ektir.
Zaman bildiren kelimelerin sonuna doğrudan eklenirken, yer bildiren sıfatlar türetirken â-dEâ hâl ekiyle birlikte kullanılır.
Sadece âki ve az da olsa âkü şekilleri vardır:
bu yılki sınav, yarınki maç, dünkü film, bugünkü aklım...
masadaki kitaplar, duvardaki saat, evdeki hesap...
8. Birleşik Kelimelerin Yazımı
a. Bitişik Yazılan Birleşik Kelimeler
b. Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler
9. İkilemelerin Yazımı
İkilemeler genellikle ayrı yazılır. Araya hiçbir noktalama işareti de konmaz.
Anlata anlata, ev bark, çoluk çocuk, ufak tefek,
Eş dost yüzümüze gülmez mi?
O adam hatır gönül dinlemez.
Bu zamanda ev bark edinmek zor.
Delikanlıda boy pos yerinde.
Marangoz eğri büğrü tahtaları rendeledi.
Bu adamın neyin nesi olduğunu bilen yok.
O kadar üzülme, beterin beteri var.
Yıllar yılı dost bildiğin insanlar hani?
Boşu boşuna herkesi telâşlandırdın.
Meydandaki kalabalığı görünce coştu da coştu.
Bitişik yazılan ikilemeler de vardır:
cırcır (böceği), cızbız, civciv, çıtçıt, dırdır, fırfır, fısfıs, hımhım, hoşbeş, şıpşıp (terlik), yüzgöz (olmak)...
darmadağınık, darmaduman, karmakarışık.
10. Sayıların Yazımı
Sayılar rakamla yazılabildikleri gibi harfle de yazılabilir.
]Küçük sayılar, yüz ile bin sayıları ve daha çok edebî karakter taşıyan metinlerde geçen sayılar harfle gösterilir.
İki hafta sonra, haftanın beşinci günü, üç ayda bir, dört kardeş, üçüncü sınıf, yüz yıllık tarih, bin yıldan beri...
Yaş otuz beş, yolun yarısı eder.
]Buna karşılık saat, para tutarı, ölçü, istatistik verilere ilişkin sayılar ile büyük sayılarda rakam kullanılır.
Öğleden sonra saat 17.30âda, 1.500.000 lira, 25 kilometre, 150 kg, 15 metre kumaş, 60.000.000.000 insan...
Saat ve dakikaların metin içinde harfle yazılması da mümkündür.
Saat dokuzda, dokuzu beş geçe, yediye çeyrek kala, sekizi on dakika üç saniye geçe, meselâ saat onda...
]Sayılar daha çok Arap rakamlarıyla gösterilir:
25, 150, 15.000...
Romen rakamları, yüzyıllarda, hükümdar adlarında, kitap ve dergi ciltlerinde ve kitapların asıl bölümlerinden önceki sayfaların numaralandırılmasında kullanılır. Bu tür örneklerde Arap rakamlarının (harflerinin değil) kullanılması da mümkündür. Hükümdar adlarında kullanılan rakamlar hükümdarın adından önce gelir.
XX. yüzyıl, III. Selim, XIV. Louis, V. Karl, I. Cilt...
]Rakamlardan sonra getirilen ekler kesme işareti (â) ile ayrılır:
Saat 10.30âda, 1972âde, 2000âden, 12ânci...
]Sıra sayıları harfle de gösterilebilir, rakamla da:
beşinci, yirmi ikinci...
Rakamlardan sonra, sıra belirtmek üzere nokta da kullanılabilir, â-ncİâ eki de:
16., 20., XXI., 16âncı, 121âinci, 110âuncu...
]Üleştirme sayıları harfle gösterilir:
ikişer, yedişer, dokuzar, üçer üçer, onar onar, ellişer bin lira, yüz yirmi yedişer milyon...
]Beş ve beşten çok rakamlı sayılar sondan sayılmak üzere üçlü gruplara ayrılarak yazılır. Gruplar arasına nokta da konabilir:
22 605, 111 548 600,
22.605, 111.548.600
]Sayılarda kesirler virgülle ayrılır:
15,2 5,26
]Harflerle yazılan birden fazla sayının her biri ayrı yazılır.
Yüz yirmi beş milyon, on altı, yedi yüz iki,
Ancak para ile ilgili işlem ve belgelerde (senet, çek vb.) harflerle yazılan sayıların tamamı, aralarına sonradan başka harfler konmasın diye birbirine bitişik yazılır:
onbirmilyonyediyüzaltmışikibindokuzyüzkırkaltı
11. Tarihlerin Yazımı
a. Tarihler zaman birimi olarak en kısadan en uzuna doğru sıralanır: gg.aa.yyyy:
30 Haziran 1998
30.06.1998
30/06/1998
b. Gün, ay, yıl rakamlarının arasına nokta ya da eğik çizgi konur:
11.12.1999=11/12/1999
c. Tarihlerde aylar harfle de rakamla da yazılabilir. Ayların adı harfle yazılırsa gün, ay ve yıl arasına işaret konmaz:
2 Eylül 2000=02.09.2000
12. Pekiştirmeli Kelimelerin Yazımı
Pekiştirme sıfatları ve zarfları bitişik yazılır:
dümdüz, sapsarı, mosmor, kapkara, apaçık, tertemiz, çepeçevre, sapasağlam, darmadağınık, yapayalnız, çırılçıplak, çepeçevre
13. Düzeltme İşaretinin Kullanımı
Düzeltme işareti Türkçe olmayan kelimelerde kullanılan bir işarettir. Bu işaret hem uzatma hem de inceltme görevinde kullanılır. İnceltme görevi sadece âg, k, lâ ünsüzleri için; uzatma görevi de âa, i ve uâ ünsüzleri için söz konusudur.
a. İnceltme görevi
âBazı yabancı kelimelerde -Türkçede kalın ünlülerle birlikte kullanılmayan- ince ünsüzler (g, k, l) vardır. Bu ünsüzlerin ince olduğunu, yani ince okunmaları gerektiğini kendilerinden hemen sonra gelen kalın ünlülerin (a, u) üzerine düzeltme işreti koyarak anlarız. Bu ünsüzlerin ince okunmasının gereği asıllarının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
dergâh, gâvur, ordugâh, tezgâh, yadigâr, rüzgâr, yegâne
bekâr, dükkân, hikâye, kâfir, kâğıt, kâr, kâtip, mekân
mahkûm, mezkûr, sükûn, sükût,
ahlâk, evlât, felâket, hâlâ, hilâl, ilâç, ilân, ilâve, iflâs, ihtilâl, istiklâl, kelâm, lâkin, lâle, lâzım [4], mahlâs, selâm, sülâle, telâş, villâ, vilâyet
billûr, üslûp, velût
Batı dillerinden alınan kelimelerde de durum böyledir.
plâj, plân, plâk, klâsik, lâhana, lâik (a kısa okunur) , lâmba, Lâtin, melânkoli, reklâm...
Ses yansımalı kelimeler için de aynı kural geçerlidir.
lâklâk, lâpa lâpa, lâp lâp, lâkırdı, lâppadak...
Eğer bu kelimelerden bazılarında düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır:
Hâlâ il hala
Kâr ile kar
b. Uzatma görevi
Türkçede uzun ünlü yoktur. Arapça ve farsçadan alınan ve uzun ünlü barındıran kelimelerde uzun ünlünün üstüne gerektiğinde düzeltme işareti konur.
Düzeltme işaretinin üç türlü uzatma görevi vardır:
Birincisi: Düzeltme işaretinin bu görevi uzun ünlüleri göstererek yine aynı harflerle yazılan kelimelerin birbirinden ayırt edilmelerini sağlamaktır. Eğer bu kelimelerde düzeltme işareti kullanılmazsa aynı harflerle yazılan başka kelimelerle karıştırılabilir ve yanlış anlamalara yol açılabilir ki bu kelimelerin anlamları çok farklıdır. Zaten bu kelimelerin hepsinin aynı harflerle, hem kısa hem de uzun ünlülerle yazılan şekilleri vardır:
Âdet : gelenek, alışkanlık adet : sayı
Yâr : sevgili yar : uçurum
Âlem : dünya, evren alem : bayrak
Şûra : danışma kurulu şura : şu yer
Hâlâ : şimdi hala : babanın kız kardesi
Bu kelimelerin tümü (sadece uzun ünlü ile yazılanları veriyorum):
ââciz, âdem, âdet, âkit, âlâ, âlem, âli, âlim, âmâ, âmin, âşık, âyan, bâtın, dâhi, dâhil, dâr, fâni, hâdis, hâk, hâkim, hâl, hâlâ, hâsıl, hâşâ, hayâ, mâni, nâkil, nâr, nâzım, rahîm, sâdır, sâri, şâhıs, sûra, tâbi, vâkıf, vâris, vâsi, yâd, yârâ
Not: âkatilâ (öldürme) ve âkatilâ (öldüren) kelimeleri aynı şekilde yazıldıkları ve birbirine karıştırılma ihtimali olduğu hâlde, öldüren anlamındaki âkatilâ kelimesindeki uzun a, düzeltme işareti olmadan kullanılır. Bunun sebebi, düzeltme işareti kullanıldığında âkânin ince (ke) telâffuz edilebileceği endişesidir. Aynı endişe gasıp, kaide, kail, kadir, kelimeleri için de geçerlidir. Bu kelimelerin hangi anlamda kullanıldığı, telâffuzdan ve cümlenin anlamından çıkarılabilir.
İkincisi: Arapça kelimeleri sıfat yapan ve yine Arapça bir ek olan nispet âiâsini belirtme hâl ekinden ve iyelik ekinden ayırt etmek için bu âiânin üzerine konur. Bu harfin üzerinde kullanılmasının gereği aslının öyle oluşu; amacı da yanlış anlam çıkarılmasını engellemektir:
Abbasî, adlî, anî, adî, ailevî, anâanevî, askerî, bedenî, dünyevî, cevabî, edebî, ebedî, fizikî, garbî, hakikî, ırkî, ilmî, irsî, kalbî, mahallî, nebatî, örfî, ruhî, sunâî, şarkî, tarihî, ulvî, ümmî, vasatî, yabanî, zihnî...
Söyleyişte kısa olan nispet âiâlerine düzeltme işareti konmaz. Çünkü bunlardaki âiâler çekim ekiyle karıştırılmaz.
çengi, çini, tiryaki, zenci, Kutsi, Necmi, Ruhi...
Bazı Türkçe kelimelerde de nispet âiâsi bulunabilir. Bu kelimelerde ikinci heceler de uzun okunur.
altunî, bayatî, gümüşî, kurşunî...
Türkü, varsağı, Hüsnü, Lütfü, kırmızı gibi kelimelerde nispet âiâsi ünlü uyumlarına uymuştur.
Nispet âiâsi alan kelimelere ek getirildiğinde düzeltme işareti olduğu gibi kalır.
ciddîleşmek, resmîlik, millîlik, mahallîleşme...
Eğer bu kelimelerdeki nispet âiâlerinin üzerine düzeltme işareti konmazsa belirtme hâl ekiyle veya iyelik ekiyle karıştırılabilir:
(Türk) askeri, askeri gördüm, askerî elbise
(Türk) tarihi, tarihi bilirim, tarihî eserler
(onun) zihni zihni geliştirir zihnî meseleler
Üçüncüsü: Aynı harflerle yazılan, fakat hem farklı dillerden olan hem de işlevleri ve okunuşları farklı olan âbiâleri ayırt etmek için kullanılır. Farsça olan ve yokluk anlamı veren âbîâ ön ekinde kullanılır; bu ön ekin âileâ anlamı veren Arapça âbiâ ön ekinden ayırt edilmesi sağlanır:
bîçare, bîvefa, bîtaraf;
bihakkın, bizatihi, bilumum...
14. İki Şekilde Yazılabilen Kelimeler
Bazı kelimelerin söylenişinde âğânin âvâye dönüştüğü görülür. Bunları iki şekilde yazılması ve okunması doğrudur.
döğmekâdövmek; göğermekâgövermek; oğmakâovmak; öğmekâövmek; söğmekâsövmek, öğünâövün...
Söyleyişte ğâv değişimi görülen bu kelimeleri âvâli yazmak daha uygundur.
15. Yabancı Kelimelerde Büyük âiânin Yazımı
Lâtin harflerini kullanan yabancı milletlerin yazı sistemlerinde büyük âi harfi noktasız yazılır. Ibsen, Indiana... Türkçe metinlerde de bu isimler bu şekilde yazılır. Ancak bu isimler sözlüklerde âiâ sırasında yer alır.
16. Ses Değişikliği Görülen Bazı Kelimelerin Yazımı
âÜnlü daralması görülen Türkçe kelimeler:
söyle-yorâsöylüyor,
anla-yorâanlıyor,
yaşa-yorâyaşıyor,
de-yorâdiyor
de-eâdiye
de-enâdiyen,
de-e-limâdiyelim,
ye-enâyiyen,
ye-inceâyiyince,
ye-ecekâyiyecek,
kork-ma-yorâkorkmuyor,
gel-me-yorâgelmiyor...
Birden çok heceli olan kelimelerde de sadece söyleyişte daralma vardır, atlayarak (âatlıyarak), başlayan (âbaşlıyan), yaşayacak (âyaşıyacak),
atlamayalım (âatlamıyalım), gelmeyen (âgelmiyen), gizleyeli (âgizliyeli)...
âÜnlü düşmesi olan kelimeler:
ağızâağzı, burunâburnu, koyun (bağır, döş)âkoynuna, alınâalnı,
oğulâoğlu, gönülâgönlüm, beniz,âbenzi, ömürâömrüm, cürümâcürmü,
hükümâhükmü, fikirâfikri...
ileri-le-mekâilerlemek, koku-la-makâkoklamak,
kavuş-akâkavşak, uyuâuyku, devir-âdevril-...
neredeânerde, buradaâburda, şuradaâşurda...
kayıpâkaybolmak, emirâemretmek, keşifâkeşfetmek, sabırâsabretmek...
gönülden gönüle, ağıza, buruna, babadan oğula örneklerindeki gibi ekte geniş ünlü varsa hece düşmesi olmayabilir.
oyunu, koyunu vb. hece düşmesi olmayan kelimelerdir.
Özel isimlerde âhâliyle- hece düşmesi olmaz:
Gönülâe, Ömürâü...
â Ünsüz türemesi görülen kelimeler:
affâafâaffetmek, affı
hissâhisâhissetmek, hissi
zannâzanâzannetmek ,zannı
reddâretâreddetmek, reddi
şıkkâşıkâşıkkı,
zemmâzemâzemmetmek,
hallâhalâhalli, halletmek...
fiatâfiyat, faideâfayda, zaifâzayıf,
repertuarârepertuvar, lâboratuarâlâboratuvar,
konservatuarâkonservatuvar, tualâtuval, tualetâtuvalet...
Bu kelimelere benzeyip de ünsüz türemesi görülmeyen kelimeler:
Duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, lâik, puan, suare...
â Ünsüz düşmesi görülen kelimeler:
Türkçede ikiz ünsüz bulunmaz. Bu yüzden Arapçadan dilimize geçmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunduran kelimeler yalın durumunda kullanıldığında ünsüzlerden biri düşer.
hakkâhak, reddâret, hissâhis, zannâzan, zemmâzem, hallâhal, şıkkâşık, afvâaf...
Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi gösterse de yazıda korunur.
çift, rast, serbest...
Farsça âhaneâ kelimesiyle yapılan birleşik kelimelerde âhaâ hecesi korunmalıdır.
Hastahane, pastahane, postahane, muayenehane, yazıhane, sarphane, dökümhane, yatakhane, yemekhane, dershane, eczahane...
Fransızcaâdan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesindeki r, yazıda da konuşmada da korunur.
â nâm değişimi görülen kelimeler:
Türkçe veya yabancı kelimelerde bâden önce gelen n sesi mâye dönüşebilmektedir.
saklanbaçâsaklambaç, dolanbaçâdolambaç, anbarâambar, canbazâcambaz, anberâamber, çeharşenbeâçarşamba, pencşenbeâperşembe, çenberâçember, sünbülâsümbül, penbeâpembe, tenbelâtembel, menbaâmemba...
İstanbul, Safranbolu, Zeytinburnu, düzenbaz, sonbahar, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte mâye doğru bir kayma olmasına rağmen yazda yine ânâ olarak korunur.
â iâı dönüşümü görülen bazı Arapça kelimeler. Bunlarda âkâ sesi daima kalın okunur.
inkılâp, inkıyat...
â bâp değişmesine uğratılan Arapça kelimeler:
âsâden sonra gelen âbâ, âpâye dönüşür.
nispet, ispat, kispet, müspet, naspetmek, tespit, tespih...
âsâden sonra gelmeyen âbâler ise olduğu gibi kalır.
Makbul, ikbal, tatbik, teşbih...
â câç değişmesi görülen ve görülmeyen Arapça kelimeler:
eçhel, içtihat, içtimaî, meçhul...
mescit, tescil, teşci...
â dât değişmesi görülen yabancı kelimeler
Farsça â-darâ soneki bulunduran kelimelerde d, tâye dönüşür.
emektar, minnettar, silâhtar, taraftar...
Bazı Arapça kelimeler:
metfun, methal, methiye, tetkik...
Bazı Arapça kelimelerde âdâ korunmuştur:
takdim, takdir (taktir farklı anlamdadır), takdis, tasdik, tekdir...
â âdinâ kelimesiyle kurulmuş Arapça isimler:
Seyfettin, Necmettin, Hayrettin...
â âabdâ kelimesiyle kurulmuş olan ve âuâlu veya âüâlü kullanılan Arapça isimler:
Abdullah, Abdurrahman...
Abdülkadir, Abdülkerim, Abdülaziz, Abdülhamit, Abdüsselâm...
17. Hem Ayrı Hem Bitişik Yazılabilen Ekler
Ek-fiilin çekimleri olan âiken, ile, iseâ kelimeleri kendinden önceki kelimeden ayrı yazılır. Ama bunların bitişik yazılış şekilleri de vardır: -ken, -le, -se. Bitişik yazılırken araya kaynaştırma harfi de girebilir.
Ama bu eklerden sadece ââkenâ, hiçbir zaman ünlü uyumlarına uymaz; her kelimeden sonra âikenâ ya da ââkenâ olarak yazılır.
Alır ikenâalırken, okulda ikenâokuldayken,
gelenler ileâgelenlerle, Ali ileâAliâyle, çanta ileâçantayla
olacak iseâolacaksa, okumalı iseâokumalıysa...
18. Ünlü Uyumlarına Aykırı Olan Eklerin Yazımı
â-yor (şimdiki zaman eki): Sadece âyor şeklinde yazılır, ünlü uyumlarına aykırıdır.
geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor...
â-ken (zarf-fiil eki): Ünlü uyumlarına aykırıdır. Sadece âken şeklinde yazılır.
alırken, koşarken, bakarken... [5]
â-leyin (isimden zarf yapan ek): Ünlü uyumlarına aykırıdır.
sabahleyin, akşamleyin
â-(İ)mtırak (sıfattan sıfat yapan ek):
yeşilimtırak [6], mavimtırak, ekşimtırak...
â-ki (Aitlik eki, ilgi zamiri ve sıfat yapan ek): âbugünkü, dünkü, öbürküâ kelimeleri hariç âki eki ünlü uyumlarına aykırıdır; -ki şeklinde yazılır ve okunur.
onunki, yukarıdaki, akşamki...
â-Taş (isimden isim yapan ek):
meslektaş, ülküdaş...
â-gil (aile bildirir): [7]
halamgil, dayımgil, baklagiller...
19. Alıntı Kelimelerde Kesme İşaretinin Kullanılması-Kullanılmaması [8]
Bazı Arapça kelimeler gırtlak ünsüzü taşıdıkları, Türkçede de bu özelliği anlaşılacak şekilde telâffuz edildiği için kesme işreti barındırırlar:
âanâane, anâanevî, bidâat, cürâet, cürâetkâr, cüzâî, izâan, katâî, katâiyen, katâiyet, kıtâa, kurâa, Kurâan, melâun, mesâul, mesâuliyet, mesâut, meşâale, sunâî, sürâat, şerâî, vakâa.â
Alıntı olup da kesmesiz kullanılan bu yapıda kelimeler de vardır.
defa, defetmek, heyet, menetmek, mesele, neşe, neşet, sanat...
Aşağıdaki kelimelere iyelik ekinin getirilmesi, aslında kelimenin sonunda bulunup da dilimizde eriyen gırtlak ünsüzünü ortaya çıkarır ve kesme işaretini gerektirir. (Bu kelimelerdeki ekler iyelik ekidir.)
cemâcemâi, cüzâcüzâü, katâkatâı, menâmenâi, nevânevâi, tabâtabâı...
Sonunda gırtlak ünsüzü bulunan kelimeler iyelik ekini âı, -i biçiminde alırlar. Bunlardan cami ve mâni kelimeleri camisi ve mânisi şeklinde de olabilir. Bunlar yalın hâlde kullanıldıklarında sonlarında tek ünlü vardır.
bayiâbayii, camiâcamii veya camisi, mâniâmânii veya mânisi,
membaâmembaı, mısraâmısraı, sanayiâsanayii...
Bu kelimelere yönelme hâl eki getirildiğinde araya y sesi girebilir de girmeyebilir de. Her iki kullanış da doğrudur:
bayiye, bayie; camiye; camie; membaya, membaa; mevzuya, mevzua, mısraya, mısraa...
bayiyi, bayii; camiyi; camii; membayı, membaı; mevzuyu, mevzuu, mısrayı, mısraı...
Bazı Arapça kelimelerde kısa ünlüden sonra gelen gırtlak ünsüzü dilimizde kaybedilerek ondan önceki ünlü uzun okunur.
dava, mamur, mana, memur, resen, tamim, tecil, tediye, tehir, telif, tesir...
20. Satır Sonunda Kelimelerin Bölünmesi
Satır sonunda, yer kalmadığı için yarım kalan kelimelerin bölünmüş olduğunu, yani devamının altta olduğunu göstermek için satır sonunda kısa çizgi kullanılır:
... O zaman gördü ki, küçük çocuk, memleketlisi, minimini yavru ağlıyor. Ses-
sizce, titreye titreye ağlıyor.
Birleşik kelimeler de tek kelime gibi telâffuz edilerek heceleme buna göre yapılır.
.................................................. ............................................... ba-
şöğretmen Atatürk .................................................. ................. il-
kokuldayken .................................................. .............Karaosma-
noğluânun......................................... .....................
Kelimeler satır sonunda ve başında bir tek harf kalacak şekilde bölünmez. Aşağıdaki gibi kullanımlar yanlıştır:
.................................................. .............................................a-
rabayla .................................................. ...............................u-
çurtmamızın .................................................. .................cami-
i .................................................. ......................................niha-
î......................................
Doğruları şöyle olacaktır:
.................................................. .......................................ara-
bayla .................................................. ............................uçurt-
mamızın .................................................. ............................ca-
mii .................................................. ...................................ni-
haî....................................
Özel isimlerde ve rakamlarda kesme işareti satır sonuna geliyorsa ve kesme işaretinden sonraki kısmın alt satıra geçmesi gerekiyorsa bu durumda kısa çizgi kullanılmaz:
.................................................. ............. Geçen yıl Ankaraâ
daki akrabalarımıza .................................................. ....1996â
da .................................................
Gırtlak ünsüzü için kesme kullanılan kelimelerde kesmeli heceler satır sonuna getirilmez.
.................................................. ...................................meşâ-
aleyi değil .........................meşâa-
leyi olacak ......................... kurâ-
dan değil .........................kurâa-
dan. olacak
âdeâ ve âkiâ bağlacı ile âmiâ soru ekinden önceki kelime satır sonunda kalıyor da bu ek ve bağlaçlar alt satıra iniyorlarsa araya (satır sonuna) kısa çizgi konmaz:
.................................................. ..................... önünde kitap
da yoktu .................................................. .............. gördüm
ki söylüyorum .................................................. ...................................... geçen yıl
mı kazanmış?
Özgün imlâsıyla yazılan yabancı kelimeler satır sonunda kendi dillerinin kurallarına göre bölünür.
21. Alıntı Kelimelerin Yazımının Dilimize Uyarlanması-Uyarlanmaması
âDilimize mal olmuş yabancı kelimeler Türkçede söylendiği gibi yazılır.
kulüp, kent, kamu, duvar, merdiven, çamaşır, pencere, kitap, iskele, banka, sigorta, sandalye...
Dilimize mal olan ya da olmayan bazı kelimeler söylendiği gibi yazılmamaktadır:
beysbol, blender, funya, çikolata, entelektüel, firkateyn, fosseptik, kampus, master, mönü...
âİki ünsüzle biten bazı Arapça ve Farsça kelimelerin son iki ünsüzü arasına ünlü girer:
emrâemir, keşfâkeşif, azlâazil, naklânakil, hükmâhüküm, bahsâbahis, fikrâfikir, nutkânutuk, sabrâsabır, şahsâşahıs, şehrâşehir, ilmâilim, zehrâzehir.
Bu kelimelere ünlüyle başlayan bir ek veya yardımcı fiil eklendiğinde, sonradan konan ünlü, yazılışta da okunuşta da düşer.
emirâemretmek
keşifâkeşfi
azilâazli
nakilânakledilmek
hükümâhükmü
bahisâbahsimiz
fikirâfikrin
nutukânutku
sabırâsabretmek
şahısâşahsı
şehirâşehrim
ilimâilminiz
zehirâzehri
zikirâzikreylemek
âİçinde iki veya daha fazla ünsüzün yan yana bulunduğu yabancı kelimeler olduğu gibi yazılır:
alafranga, apartman, biyografi, elektrik, gangster, orkestra, telgraf...
âİki ünsüzle başlayan ve iki ünsüzle biten batı kökenli kelimeler olduğu gibi yazılır.
gram, gramer, grup, kral, kredi, kritik, plân, pratik, problem, program, proje, prova, psikoloji, slogan, spor, stil, stüdyo, trafik, tren...
film, aks, form, lüks, modern, natürmort, risk, slayt, teyp...
âBazı yabancı kelimelerde kelime başında veya iki ünsüz arasında ünlü türemiştir. Bunlar da bu yeni şekilleriyle kullanılırlar:
iskarpin, iskele, istasyon, iskelet, istatistik, kulüp...
âÖn ek, son ek veya edat bulunduran yabancı kelimelerle iki kelimeden oluşan yabancı kelimeler:
alelhusus, alelâcele, bîçare, bilâistisna, bilvesile, bîvefa, ilelebet, lâdinî, lâkayt, naçar, namağlûp, namevsut, namüsait, namütenahi,
Panislâmizm, Panturanizm, Pantürkizm,
reorganizasyon, sürrealizm, realizm, romantizm...
otobiyografi, telekart, telekonferans, bankamatik...
âBatı kökenli kelimelerin içindeki ve sonundaki âgâ sesi korunur:
lig, org, morg, biyografi, dogma, magma, monografi, paragraf, program, arkeolog, demagog, diyalog, jeolog, katalog, monolog, psikolog, Türkolog, ürolog...
Ancak âcoğrafya, fotoğraf, topoğrafâ kelimelerinde âgâler âğâye dönmüştür.
âÖdünçlemeler (dilimize mal olmamış kelimeler) özgün imlâları ile yazılır:
by-pass, center, centrum, check-up, fuel-oil, pipeline, pizza, spaghetti...
âBilim, sanat ve uzmanlık dallarında kullanılan terimler de özgün imlâları ile yazılır.
âYabancı dillerden alıntı yapılan deyim ve sözler özgün imlâları ile yazılır.
Mesele falan değildi öyle,
To be or not to be kendisi için; (OV)
22. Yabancı Özel Adların Yazımı
a. Arapça ve Farsça özel adların yazımı
âTürkler tarafından kullanılan kişi adları Türkçedeki söylenişine göre yazılır:
Ahmet, Bedrettin, Fuat, Mehmet, Necmettin, Ömer, Rıza, Saadettin
Aynı isimlerin Araplar ve Farslar tarafından kullanıldığı belirtilecekse yumuşak ünsüzler korunur. Bu imlâ, bilimsel çalışmalarda da kullanılabilir:
Ahmed, Bedreddin, Fuad, Muhammed, Necmeddin, Saadeddin,
âArapça ve Farsça yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır:
Cezayir, Fas, Filistin, Mısır, Suudi Arabistan, Bağdat, Cidde, Halep, İsfahan, İskenderiye, Medine, Mekke, Şam, Şiraz
b. Lâtin alfabesini kullanan milletlere ait özel isimlerin yazılışı
Yabancı özel adlardan türemiş akım adlarıyla dilimizde eskiden beri Türkçe biçimiyle kullanılan kişi ve yer adları Türkçe söyleyişe göre yazılır. Bunların dışındaki yabancı özel adlar özgün imlâlarıyla yazılır. Bu kelimelerdeki özel karakterler ve işaretler de mümkün olduğunca (baskı sırasında bulunabiliyorsa) korunur:
Napolyon, Şarlken, Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Hollânda...
Alain, Beethoven, Byron, Shakespeare, Nice, New York, Rio de Janerio, Molière...
Marksist, Dekartçılık, Kartezyenizm...
realist, realizm, romantizm, dadaizm, fütürizm vb.
c. Yunanca adların yazımı
Yunanca isimler, Yunan harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:
Homeros, Herodotos, Sokrates, Aristoteles, Platon, Papandreu...
Bazıları dilimiz söyleyişine uyarlanarak kullanılmaktadır:
Herodot, Sokrat, Aristo, Eflâtun, Pisagor, Öklid
d. Rusça adların yazımı
Rusça isimler, Rus harflerinin Lâtin alfabesindeki karşılıkları kullanılarak yazılır:
Çaykovski, Gogol, Puşkin, Tolstoy, Petersburg
Ancak âMoskvaâ kelimesi dilimizde âMoskovaâ olarak kullanılmaktadır.
Rusçadan alınan bazı kelimelerin yazımı:
EniseiâYenisey
DostoevskiyâDostoyevski
ÇexovâÇehov
e. Çince ve Japonca adların yazılışı
Çince ve Japonca adlar, Türkçede yerleşmiş biçimlerine göre yazılır. Kişi isimlerinde tire kullanılır [9]:
Pekin, Şanghay, Tokyo, Hiroşima, Osaka, Sun Yat-sen, Lin Yu-tang...
23. Diğer Türklere Ait İsimlerin Yazımı
Türk devlet ve topluluklarına ait isimler, ünlüler bakımından Türkiye Türkçesine, ünsüzler bakımından ilgili Türk toplumundaki kullanıma göre yazılır:
Azerbaycan, Özbekistan, Taşkent, Semerkant, Bakû, İslâm Kerimov, Nebi Hazri...
Saparmurad Niyazov, Gasım Gasımzade...
Öteden beri tanınan şahısların isimleri Türkçedeki yaygın imlâları ile yazılır:
Cengiz Aytmatov...
Lâtin alfabesinde bulunmayan harfler kullanılmaz:
BaxtiyarâBahtiyar, BaykoñurâBaykonur...

