(I) a. 1. Madenî para, bozuk para: Hiç olmazsa birkaç kuruş bozuk ver! -M. Ş. Esendal. 2. sf. Bozulmuş olan: Daracık ve bozuk kaldırımlardan çamurlu sular akıyordu. -T. Buğra. 3. sf. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ): Ağzındaki birkaç bozuk dişten şüphe ettim. -R. N. Güntekin. 4. sf. mec. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık: Bozgun sırasında Ankara'da meclisin havası pek bozuktu. -F. R. Atay. 5. sf. mec. Kızgın, sıkıntılı: Süleyman'ı adada yüzü o kadar bozuk ve korkunç buldu ki. -H. E. Adıvar.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 339
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 247
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 444
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 415
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 2K