Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
Ülkemizi bilim, teknoloji ve yenilikle geleceğe taşımak için çalışırken 48. yılımıza ulaşmanın gurur ve sevincini yaşıyoruz.
1963 yılından bu yana Kurumumuza emek veren herkesi saygıyla selamlıyor, şükranlarımızı sunuyoruz.
Bilgiyle, bilimle atılan temeller üzerinde yükselen medeniyetler, güçlü medeniyetlerdir. Böyle medeniyetleri yaratan milletler hürdür, müreffehtir ve mutludur. Böyle medeniyetleri kucaklayan, bilimi ve bileni koruyan ve yücelten, bilgiyi doğru kullanan devletlerin bekası tartışılamaz. Bu nedenle, bilen, bilgi ve yeteneğini bireyin, toplumun ve insanlığın refah ve gelişmesi için kullanabilen bilge bireyler yetiştirmek, onlara sahip çıkmak, önlerini açmak hepimizin paylaştığı bir vizyon olmalıdır.
Bilim üretilebilirse ve üretilen bilgi kullanılırsa, bilim ve teknoloji kültürü topluma mal edilirse ve bilimsel düşünce sosyal hayatın tüm katmanlarına yayılırsa bilgi toplumu olabiliriz. Bilime ve bilene ihtiyaç ne ölçüde yurt sathına yayılabilirse, o ölçüde başarılı oluruz.
Memnuniyetle ifade etmek isterim ki, bilim, teknoloji ve yenilik özel kesimin, kamu yönetiminin ve toplumun gündemine girmiştir. Gündemin ilk basamaklarına doğru yol almaktadır. Eğitimde, bilim ve teknoloji alanında sağlanacak başarının, dünyadaki ekonomik ve siyasi alanlardaki rekabet gücümüzü yükseltecek en önemli etken olduğu üzerinde ulusal mutabakat oluşmaktadır.
Bilim ve teknoloji, ülkemizde uzun yıllar ihmal edilmiş bir alandı. Bilimsel çalışmaların Türkiye`de yapılması imkânının olmadığı, bilimin, bu alanda dünyada öne çıkmış belirli sayıdaki ülkede yapılabileceği en yaygın kanılardan biriydi. Merhum Fuat Köprülü`nün ifadesiyle, bizler tarafından içeriden, bilim insanlarımızı cezbeden ülkeler tarafından dışarıdan oluşturulan bu kanı, bilim insanlarımızın ve özellikle de gençlerimizin zihinlerine nakşedilmişti.
TÜBİTAK son yıllarda bilim ve teknoloji alanındaki gelişmeler sonunda Türkiye`nin milliyeti ne olursa olsun, araştırmacıların çalışabilecekleri bir seçenek haline geldiğini anlatmak için, çeşitli ülkelerde "Hedef Türkiye" sloganıyla bir dizi çalıştay gerçekleştirmiştir. 2010 yılının sonunda Amerika`da düzenlenen çalıştaya katılan bir bilim insanımızın şu sözleri, sanırım sözü edilen durumu en iyi şekilde ifade etmektedir. “Aslına bakarsanız burada 11 sene yaşadıktan sonra 26 yıl yaşadığım Türkiye`ye gitmek beni korkutuyordu. Çin`de İngilizce konuşulan bir bölgeye gitmekle Türkiye`ye gitmek arasında bir fark yok gibi geliyordu. Araştırma fonlarının yüksekliği ülkemde yapacağım araştırmaların da güçlü olmasına katkı verecektir. Belki ilk aşamada Türkiye`ye bir-iki yıllığına giderek deneme yapılabilir. Zamanın ne getireceğini kim bilir?“
Zamanın ne getireceğini kimse bilemez ama getirdiklerine bakmak gelecek projeksiyonu yapmaya yardımcı olabilir.
TÜBİTAK geleceğe yatırım yapmak üzere görev alanı içinde, araştırmacılar için ülkemizin cazibesinin her geçen gün artmasına katkı sağlamak için mevcut desteklerini etkinleştirirken, yeni programlar oluşturdu. Bu çerçevede 2010 yılında, yurt dışında doktora veya uzmanlığını almış araştırmacılarımızın kariyerlerini yurt içinde başlatabilmeleri için “Doktora Sonrası Geri Dönüş Burs Programı“nı uygulamaya geçirdik. Üniversitelerimizde bir doktora programına kayıtlı olan doktora öğrencisi araştırmacıların yurtiçi dolaşımına katkı sağlamak için yeni bir program daha başlattık. 21. yüzyılın akademik önderliğini yüklenecek, kariyerlerine yeni başlayan doktoralı genç bilim insanlarının çalışmalarına destek vermek için 2004 yılında başlattığımız Ulusal Genç Araştırmacı Kariyer Geliştirme Programımızda, o yıldan beri elde ettiğimiz tecrübeler ışığında önemli iyileştirmeler yaptık.
Ülkemizdeki Ar-Ge personeli sayısını artırmak ve Ar-Ge personelinin mesleklere ve sektörlere göre dağılımını iyileştirmek, ülkemizin araştırmacılar için bir cazibe merkezi haline gelmesini sağlamak amacıyla Bilim ve Teknoloji İnsan Kaynağı Stratejisi ve Eylem Planı hazırlandı. TÜBİTAK koordinasyonunda, çok sayıda kurumumuzun birlikte yaptıkları çalışmalar neticelerini vermeye başladı. Mesela, 403 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununda yapılan değişiklik ile bilim teknoloji alanında Türkiye`ye olağanüstü hizmeti geçmiş veya hizmeti geçeceği düşünülen kimselere vatandaşlığa geçişte ayrıcalık tanındı. Türkiye`nin taraf olduğu anlaşmalar kapsamındaki projelerde çalışacak yabancı uyruklu bilim insanları için, artık çalışma izni şartı aranmıyor. Doçentlik başvuru ve diploma denklik süreçleri kolaylaştırıldı. Üniversite sanayi işbirliğini geliştirmek için döner sermaye uygulamalarındaki sorunları büyük ölçüde ortadan kaldıracak yasal düzenlemeler yapıldı.
Yurtiçinde bunlar olurken uluslararası bağlamda da sevindirici gelişmeler yaşandı. Mesela AB 7. Çerçeve Programı Marie-Curie Uluslararası Yeniden Entegrasyon Hibelerinde Türkiye 2007-2009 yılları arasında programdan en fazla yararlanan 5. ülke konumunda iken, 2010 yılı ilk çağrı sonuçlarına göre programdan en fazla yararlanan 1. ülke konumuna yükseldi. 6.ÇP de dahil olmak üzere sadece, Marie-Curie Tersine Beyin Göçü Programı ile ülkemize dönen araştırmacı sayısı 100`ü aştı.
Bu bilgiler ışığında yukarıda sözü geçen araştırmacı gibi düşünenlere şöyle seslenmek istiyoruz: “Karar sizin. Her ortamın kendine göre olumlu ve olumsuz yanları vardır. Önemli olan, önce kendinize, sonra Türkiye`nin gücüne inanmaktır.“
2004 yılında yola çıkarken, “bugün başarılanların başarılabileceğini“ düşünebilenlerin sayısı da yok denecek kadar azdı. Biz ilk günden bu yana, vizyonumuzun, bize sağlanan kaynakların, stratejik bakış açımızın, tarafsızlığımızın, dünya standartlarında bir sistem kurma öngörümüzün sağladığı özgüvenle inandık.
Tabii ki daha gidilecek çok yolumuz, ulaşılacak çok hedefimiz var. Türkiye her yönüyle büyük bir ülkedir. Ülkemizin sahip olduğu potansiyeli göz önüne aldığımızda, daha çok çalışarak, potansiyelimizin sınırlarını zorlayabiliriz. Daha da önemlisi, bilgimizi ve ortak aklımızı kullanarak, sınırlarımızın ötesine geçebiliriz. Atatürk`ün dediği gibi, ufka değil, ufkun ötesine bakabilen, ufkun ötesine uzanabilen bir ülke haline gelebiliriz.
Ama bu yeni hedeflere doğru ilerlerken, başarılarından güç alan, kendine ve birbirine daha çok inanan, daha çok güvenen bilim insanlarımızla, kurumlarımızla, kuruluşlarımızla birlikte yürüyeceğiz. Kurum olarak tüm birikimimizle, tüm gücümüzle sürdürdüğümüz çalışmalara yılmadan devam edeceğiz.
TÜBİTAK Ailesi adına saygılarımla,
Prof. Dr. Nüket YETİŞ
Başkan