- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,034
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 5m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 8 Ay 26 Gün
- Başarım Puanı
- 719
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
KİTABIN ADI TUT- ANKH- AMON 3000 Yıllık Gizem
KİTABIN YAZARI Turgay TUNA
YAYINEVİ VE ADRESİ Güncel Yayıncılık â Cağaloğlu / İSTANBUL
BASIM TARİHİ 1999
KİTABIN YAYIM MAKSADI Son on yıldır, antik Mısırâa olan ilgi ülkemizde de oldukça artış göstermiş; bu aşamada, piyasada Mısırâdan ithal edilen hatıra eşyaları satışa sunulmuş, yoğun talep karşısında eski Mısırâla ilgili bir çok kitap yayımlanmıştır. Ancak piyasada satılan eski Mısırâla ilgili kitaplar genelde yabancı kaynaklı olduklarından, Mısırâda yaşamış ve eski Mısırâın izini sürmüş bir Türk olarak yazar, bu tür bir kitabı yazmayı kendisine görev bilerek kitabı kaleme almıştır.
KİTABIN ÖZETİ :
TUT â ANKH â AMON ( 3000 YILLIK GİZEM )
1822 Yılında Fransız dahi Jean Francois Champollionânun Mısır hiyeroglif alfabesini deşifre etmesiyle beraber, tapınak, mezar duvarları ve papirüslerdeki yazılar tek tek çözülmeye ve gizemlerle dolu eski Mısır tarihinin bilinmeyenleri yavaş yavaş ortaya çıkartılmaya başlanmıştır. Tarımdan avlanmaya, el sanatlarından dansa, ev eşyalarından mutfak aletlerine kadar eski Mısırâdaki günlük yaşantının bütün malzemeleri mezarlarda ve yaşadıkları zamanın en büyük tanıkları olan mumyalar üzerinde toplanmıştır. Bugüne kadar ortaya çıkartılan Mısırâdaki mezarların en önemlilerinden biri de şüphesiz genç yaşta cinayete kurban gitmiş Kral Tutankhamonâun olağanüstü zenginlikteki mezarı ve gizemli mumyasıdır.
İngiliz zenginlerinden Lord Carnarvon tarafından finanse edilen , aynı zamanda Lord Carnarvonâla yakın dost olan ünlü arkeolog Howard Carter, Kral Tutankhamonâun mezarını 1922 yılında bularak adını tarih sayfalarında ölümsüzleştirmiştir.
Eski Mısırâlıların kimi zaman ibis kuşu, kimi zaman da maymun kafalı olarak simgeleştirdikleri bilgelik ve bellek tanrısı Tut veya Toth; yaşam veya yaşamın anahtarı anlamına gelen Ankh ve son olarak Mısır mitolojisindeki tanrılar tanrısının adını vurgulayan Amon veya Amen sözcükleri bu firavunun adının anlamını belirtmekte olup, Mısırbilimciler tarafından tek bir sözcükle yani TUTANKHAMON adıyla literatüre geçirilmiştir.
Kitap altı bölümden oluşmaktadır. Kitapta hem arkeolog Howard Carterâın yaşadığı ve firavunun mezarını bulduğu 1900âlü yıllar, hem de Kral Tutankhamonâun çocuk yaşta Mısır Firavunu olduğu ve kimliği açıklığa kavuşmamış bir kişi tarafından başına sert bir cisimle vurularak öldürüldüğü M.Ö. 1334 â 1324 yılları parça parça anlatılmaktadır.
Tutankhamonâun kayınbabası IV ncü Amenofis, öteki adıyla Akhenatonâdur. IV ncü Amenofis tahta çıktığı zaman tanrılar tanrısı AMONâun adını tapınaklardan sildirip â Tek bir tanrı vardır. O da güneşin kendisi ATONâdur.â diyerek adını Akhenaton, yani â Güneşin Sevgilisi â olarak değiştirmiştir.Yüzyıllar boyu eski Mısırâın başkenti olan, Amon kültürünün merkezi, Karnak tapınağının bulunduğu Tebâi terkederek, yeni başkent ilan ettiği âGüneşin Ufku â anlamına gelen Akhetaton şehrine yerleşmiştir.
Eşinin adı Nefertiti idi.Akneton ile Nefertitiânin altı kızları olmuş, ilk iki kızı babaları henüz tahtta iken ölmüşlerdir.Çocuklar arasındaki üçüncü prenses Anksenpaaton ise sonradan Tutankamon adını alacak aynı yaşlardaki Tutankaton ile evlenmiştir. Anksenpaaton'un babasının krallığının 8 nci yılında dünyaya geldiği ve Tutankhamonâla 10 â 11 yaşlarında evlendiği bilinmektedir.
Akhenaton öldükten sonra kısa bir süre için tahtta meydana gelen boşluğu bu Çocuk Kral ile Çocuk Kraliçe doldurmuştur. Ama ülkenin yönetimi perde arkasından idareye el koymuş, çok kuvvetli ve otoriter bir kişilik olan Başrahip AY tarafından gerçekleştirilmiştir.
Tutankhatonâun firavunluğunun ilk yıllarında Mısır halkı din konusunda çelişkiler yaşamış ve ayaklanmışlardır. Bunun üzerine Tutankhaton adını Tutankamon olarak değiştirmiş ve Krallığı Akhetatonâdan Karnak Tapınağıânın bulunduğu Tebâe taşımıştır. Eşinin adı da Anksenamon olarak değiştirilmiştir.
Bundan sonra Tutankhamon halkın sevgisini kazanmış, Karnak Tapınağını tamir ettirmiş, Mısır gelirinin büyük bir kısmını tapınaklara aktarmıştır.
Genç Kral M.Ö. 1324 yılının entrikalar içinde boğulup giden günlerinden birinde başına sert bir cisimle vurularak öldürülmüştür.
Ölümünden sonra 70 gün süreyle mumyalama işlemine tabi tutulmuş; iç organları çıkarılarak vazolara konulmuş, vücudu temizlenmiş ve tüm olarak birkaç km. uzunluğundaki sargılarla sarılarak mumyalama işi tamamlanmıştır. Sargılar arasındaki düğümler içine değerli taşlarla süslenmiş broşlar konulmuştur.
Bu 70 gün içerisinde aynı zamanda mezar da kazılmış, duvardaki resimler ve yazılar büyük bir ustalıkla yapılmıştır.
MEZARIN AÇILIŞI
1890 yıllarında Mısırâa gelip incelemelerde bulunmuş olan Howard Carter, Krallar Vadisiânde ortaya çıkartılmamış bir mezarın daha olduğuna inanmaktadır. 1907 yılında kitaplarını ve notlarını alarak Mısırâa gelir ve yakın dostu Lord Carnarvonâla 1907- 1912 yılları arasında gerçekleştirdikleri kazılarda birçok arkeolojik buluntuyu ortaya çıkarırlar. Ama yeni bir mezar bulunamamıştır. Bir süre kazılara ara verilir. Bu sırada I nci Dünya Savaşı patlak verir. Ama onlar, bıkmadan usanmadan tonlarca taşı, toprağı kaldırarak, kazılmamış her yeri araştırırlar. 1921 yılına kadar devam eden araştırmalar sonunda kazılacak tek bir yer kalmıştır.Son ümitleri de kazılmayan bu yerdedir. Çalışmalara ara verilerek İngiltereâye dönerler.1922 yılı Ekim ayı sonunda Carter yakın dostu Lord Carnarvonâu Londraâda bırakarak Mısırâa döner ve kazı çalışmalarına başlar. 4 Kasım günü mezarın girişi bulunur. 5 Kasımâda giriş temizlenir ve kapıya ulaşılır. Carter kapının mezar soyguncuları tarafından açılmadığını sevinçle görür.
Mezarın açılışını çok sevdiği dostu Lord Carnarvonâla gerçekleştirmek istediğinden mezar girişini tekrar kapatarak emniyete alır. Lord Carnarvonâa telgraf çekerek ümit ettikleri şeyi bulduğunu ve kendisini Mısırâa beklediğini haber verir. Lord Carnarvon da 20 Kasımâda Mısırâa geleceğini bildirir.
24 Kasımâda tekrar çalışmalara başlanır ve kapı girişi tamamen ortaya çıkarılır. 25 Kasım günü koridorun sonundaki kapı açılarak 29 metrekare büyüklüğündeki ölü eşyaları odasına ulaşılır. Odanın görüntüsü masallardaki Ali Baba mağarasından farksızdır. Oda içerisinde Kralın abanoz ağacından yapılmış ve kralın gerçek boyutlarında, silahları ile bir kapıda nöbet tutan iki heykeli ile, her biri sanat harikası olan kıymetli taşlarla bezenmiş paha biçilmez pek çok eser bulunmaktadır.29 M2âlik bu odanın boşaltılması tam üç yıl sürer ve hiç bir malzemeye zarar verilmeden büyük bir titzlikle çalışılır.
17 Şubat 1923 cuma günü saat 14:15âte 20 kadar seçkin davetlinin önünde iki heykel arasındaki örme duvar açılır ve Kralın mumyasının bulunduğu lahit odasına ulaşılır. Lahit altınla kaplı bir sandukanın içerisindedir. Odanın diğer tarafında 3,5m. uzunluğunda ve 1,5 m. genişliğinde firavunun hazinesinin bulunduğu küçük bir oda ile karşılaşılır.O güne dek eski Mısırâa ait böyle eşsiz ve güzel bir hazineye rastlanmamıştır.
Kralın lahitinin etrafındaki ahşaptan yapılmış sanduka büyük bir titizlikle açılır ve içinden insan vücudu şeklinde yine üzeri altınla kaplı başka bir lahit; bunun içinden de antropoit bir lahit daha çıkar. Üçüncü lahit de açıldığında üzeri keten sargılarla sarılmış, o güne dek arkeoloji tarihinde başka hiç bir mezarda eşine rastlanmamış, 185cm. boyunda 110,4 kg. ağırlığında, som altından yapılmış, bir lahit daha çıkar. Yeni çıkan bu lahit de insan vücudu şeklinde yapılmış ve baş kısmına Kral Tutankhamonâun yüzü ustalıkla işlenmiştir. Bu lahitte açıldığında Kralın sargılanmış mumyasına rastlanır. Yine baş kısmında som altından yapılmış, gözlerinden saçlarına kadar kıymetli taşlarla süslü ölü maskesi çıkar.
Sargıların üzerine reçine döküldüğünden mumya yerinden oynatılamaz ve 11 Kasım 1925 tarihinde Kahire Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Bölümü laboratuarında otopsi yapılmak üzere masaya yatırılır. Büyük güçlüklerle sargılar açılır. Yapılan otopsi sırasında mumyanın üzerindeki sargılar arasından 143 adet broş çıkarılır. Mumyanın yüzünde altın maske olduğundan dökülen reçine yüz kısmına zarar vermemiştir. Kralın boynunda kolye şeklinde dizili 121 adet daha broş bulunur.
Otopsi kurulunun yazmış olduğu raporda Tutankhamonâun iskelet yapısının 164cm.boyunda olduğu, yapılan kemik araştırmalarında öldüğü zaman 167-168 cm. boyunda ve 18-19 yaşlarında olduğu belirtilmiştir. Tutankhamonâun mumyası üzerinde yapılan bilimsel araştırmalarda genç Kralın kafatası kemiğinde saptanan darbe izleri başına vurulan sert bir cisimle öldüğünü doğrulamaktadır.
GİZEMLİ OLAYLAR
Tutankamon mezarının açılışında kapı üzerinde bulunan bir tablette â Fravunun rahatını bozacak her kim olursa olsun, ölümün kanatları üzerinde olacaktır.â cümlesine rastlanılmıştır. Yine mezarda bulunan küçük bir heykelcik üzerinde â Ben çölün kızgın ateşiyle buraya girecek hırsızları geri püskürtmek için Tutankhamonâun mezarını korumaktayım.â sözleri yazılıdır.
1929 yılına kadar Tutankhamon mezarının kazılarıyla yakından ve uzaktan ilişkisi olan toplam 22 kişi ölür. Aralarında Lord Carnarvonâun da bulunduğu bu 22 kişinin ölüm nedeni dönemin Tıp şartlarının yetersizliklerinden dolayı tam olarak teşhis edilemez.
KİTABIN YAZARI Turgay TUNA
YAYINEVİ VE ADRESİ Güncel Yayıncılık â Cağaloğlu / İSTANBUL
BASIM TARİHİ 1999
KİTABIN YAYIM MAKSADI Son on yıldır, antik Mısırâa olan ilgi ülkemizde de oldukça artış göstermiş; bu aşamada, piyasada Mısırâdan ithal edilen hatıra eşyaları satışa sunulmuş, yoğun talep karşısında eski Mısırâla ilgili bir çok kitap yayımlanmıştır. Ancak piyasada satılan eski Mısırâla ilgili kitaplar genelde yabancı kaynaklı olduklarından, Mısırâda yaşamış ve eski Mısırâın izini sürmüş bir Türk olarak yazar, bu tür bir kitabı yazmayı kendisine görev bilerek kitabı kaleme almıştır.
KİTABIN ÖZETİ :
TUT â ANKH â AMON ( 3000 YILLIK GİZEM )
1822 Yılında Fransız dahi Jean Francois Champollionânun Mısır hiyeroglif alfabesini deşifre etmesiyle beraber, tapınak, mezar duvarları ve papirüslerdeki yazılar tek tek çözülmeye ve gizemlerle dolu eski Mısır tarihinin bilinmeyenleri yavaş yavaş ortaya çıkartılmaya başlanmıştır. Tarımdan avlanmaya, el sanatlarından dansa, ev eşyalarından mutfak aletlerine kadar eski Mısırâdaki günlük yaşantının bütün malzemeleri mezarlarda ve yaşadıkları zamanın en büyük tanıkları olan mumyalar üzerinde toplanmıştır. Bugüne kadar ortaya çıkartılan Mısırâdaki mezarların en önemlilerinden biri de şüphesiz genç yaşta cinayete kurban gitmiş Kral Tutankhamonâun olağanüstü zenginlikteki mezarı ve gizemli mumyasıdır.
İngiliz zenginlerinden Lord Carnarvon tarafından finanse edilen , aynı zamanda Lord Carnarvonâla yakın dost olan ünlü arkeolog Howard Carter, Kral Tutankhamonâun mezarını 1922 yılında bularak adını tarih sayfalarında ölümsüzleştirmiştir.
Eski Mısırâlıların kimi zaman ibis kuşu, kimi zaman da maymun kafalı olarak simgeleştirdikleri bilgelik ve bellek tanrısı Tut veya Toth; yaşam veya yaşamın anahtarı anlamına gelen Ankh ve son olarak Mısır mitolojisindeki tanrılar tanrısının adını vurgulayan Amon veya Amen sözcükleri bu firavunun adının anlamını belirtmekte olup, Mısırbilimciler tarafından tek bir sözcükle yani TUTANKHAMON adıyla literatüre geçirilmiştir.
Kitap altı bölümden oluşmaktadır. Kitapta hem arkeolog Howard Carterâın yaşadığı ve firavunun mezarını bulduğu 1900âlü yıllar, hem de Kral Tutankhamonâun çocuk yaşta Mısır Firavunu olduğu ve kimliği açıklığa kavuşmamış bir kişi tarafından başına sert bir cisimle vurularak öldürüldüğü M.Ö. 1334 â 1324 yılları parça parça anlatılmaktadır.
Tutankhamonâun kayınbabası IV ncü Amenofis, öteki adıyla Akhenatonâdur. IV ncü Amenofis tahta çıktığı zaman tanrılar tanrısı AMONâun adını tapınaklardan sildirip â Tek bir tanrı vardır. O da güneşin kendisi ATONâdur.â diyerek adını Akhenaton, yani â Güneşin Sevgilisi â olarak değiştirmiştir.Yüzyıllar boyu eski Mısırâın başkenti olan, Amon kültürünün merkezi, Karnak tapınağının bulunduğu Tebâi terkederek, yeni başkent ilan ettiği âGüneşin Ufku â anlamına gelen Akhetaton şehrine yerleşmiştir.
Eşinin adı Nefertiti idi.Akneton ile Nefertitiânin altı kızları olmuş, ilk iki kızı babaları henüz tahtta iken ölmüşlerdir.Çocuklar arasındaki üçüncü prenses Anksenpaaton ise sonradan Tutankamon adını alacak aynı yaşlardaki Tutankaton ile evlenmiştir. Anksenpaaton'un babasının krallığının 8 nci yılında dünyaya geldiği ve Tutankhamonâla 10 â 11 yaşlarında evlendiği bilinmektedir.
Akhenaton öldükten sonra kısa bir süre için tahtta meydana gelen boşluğu bu Çocuk Kral ile Çocuk Kraliçe doldurmuştur. Ama ülkenin yönetimi perde arkasından idareye el koymuş, çok kuvvetli ve otoriter bir kişilik olan Başrahip AY tarafından gerçekleştirilmiştir.
Tutankhatonâun firavunluğunun ilk yıllarında Mısır halkı din konusunda çelişkiler yaşamış ve ayaklanmışlardır. Bunun üzerine Tutankhaton adını Tutankamon olarak değiştirmiş ve Krallığı Akhetatonâdan Karnak Tapınağıânın bulunduğu Tebâe taşımıştır. Eşinin adı da Anksenamon olarak değiştirilmiştir.
Bundan sonra Tutankhamon halkın sevgisini kazanmış, Karnak Tapınağını tamir ettirmiş, Mısır gelirinin büyük bir kısmını tapınaklara aktarmıştır.
Genç Kral M.Ö. 1324 yılının entrikalar içinde boğulup giden günlerinden birinde başına sert bir cisimle vurularak öldürülmüştür.
Ölümünden sonra 70 gün süreyle mumyalama işlemine tabi tutulmuş; iç organları çıkarılarak vazolara konulmuş, vücudu temizlenmiş ve tüm olarak birkaç km. uzunluğundaki sargılarla sarılarak mumyalama işi tamamlanmıştır. Sargılar arasındaki düğümler içine değerli taşlarla süslenmiş broşlar konulmuştur.
Bu 70 gün içerisinde aynı zamanda mezar da kazılmış, duvardaki resimler ve yazılar büyük bir ustalıkla yapılmıştır.
MEZARIN AÇILIŞI
1890 yıllarında Mısırâa gelip incelemelerde bulunmuş olan Howard Carter, Krallar Vadisiânde ortaya çıkartılmamış bir mezarın daha olduğuna inanmaktadır. 1907 yılında kitaplarını ve notlarını alarak Mısırâa gelir ve yakın dostu Lord Carnarvonâla 1907- 1912 yılları arasında gerçekleştirdikleri kazılarda birçok arkeolojik buluntuyu ortaya çıkarırlar. Ama yeni bir mezar bulunamamıştır. Bir süre kazılara ara verilir. Bu sırada I nci Dünya Savaşı patlak verir. Ama onlar, bıkmadan usanmadan tonlarca taşı, toprağı kaldırarak, kazılmamış her yeri araştırırlar. 1921 yılına kadar devam eden araştırmalar sonunda kazılacak tek bir yer kalmıştır.Son ümitleri de kazılmayan bu yerdedir. Çalışmalara ara verilerek İngiltereâye dönerler.1922 yılı Ekim ayı sonunda Carter yakın dostu Lord Carnarvonâu Londraâda bırakarak Mısırâa döner ve kazı çalışmalarına başlar. 4 Kasım günü mezarın girişi bulunur. 5 Kasımâda giriş temizlenir ve kapıya ulaşılır. Carter kapının mezar soyguncuları tarafından açılmadığını sevinçle görür.
Mezarın açılışını çok sevdiği dostu Lord Carnarvonâla gerçekleştirmek istediğinden mezar girişini tekrar kapatarak emniyete alır. Lord Carnarvonâa telgraf çekerek ümit ettikleri şeyi bulduğunu ve kendisini Mısırâa beklediğini haber verir. Lord Carnarvon da 20 Kasımâda Mısırâa geleceğini bildirir.
24 Kasımâda tekrar çalışmalara başlanır ve kapı girişi tamamen ortaya çıkarılır. 25 Kasım günü koridorun sonundaki kapı açılarak 29 metrekare büyüklüğündeki ölü eşyaları odasına ulaşılır. Odanın görüntüsü masallardaki Ali Baba mağarasından farksızdır. Oda içerisinde Kralın abanoz ağacından yapılmış ve kralın gerçek boyutlarında, silahları ile bir kapıda nöbet tutan iki heykeli ile, her biri sanat harikası olan kıymetli taşlarla bezenmiş paha biçilmez pek çok eser bulunmaktadır.29 M2âlik bu odanın boşaltılması tam üç yıl sürer ve hiç bir malzemeye zarar verilmeden büyük bir titzlikle çalışılır.
17 Şubat 1923 cuma günü saat 14:15âte 20 kadar seçkin davetlinin önünde iki heykel arasındaki örme duvar açılır ve Kralın mumyasının bulunduğu lahit odasına ulaşılır. Lahit altınla kaplı bir sandukanın içerisindedir. Odanın diğer tarafında 3,5m. uzunluğunda ve 1,5 m. genişliğinde firavunun hazinesinin bulunduğu küçük bir oda ile karşılaşılır.O güne dek eski Mısırâa ait böyle eşsiz ve güzel bir hazineye rastlanmamıştır.
Kralın lahitinin etrafındaki ahşaptan yapılmış sanduka büyük bir titizlikle açılır ve içinden insan vücudu şeklinde yine üzeri altınla kaplı başka bir lahit; bunun içinden de antropoit bir lahit daha çıkar. Üçüncü lahit de açıldığında üzeri keten sargılarla sarılmış, o güne dek arkeoloji tarihinde başka hiç bir mezarda eşine rastlanmamış, 185cm. boyunda 110,4 kg. ağırlığında, som altından yapılmış, bir lahit daha çıkar. Yeni çıkan bu lahit de insan vücudu şeklinde yapılmış ve baş kısmına Kral Tutankhamonâun yüzü ustalıkla işlenmiştir. Bu lahitte açıldığında Kralın sargılanmış mumyasına rastlanır. Yine baş kısmında som altından yapılmış, gözlerinden saçlarına kadar kıymetli taşlarla süslü ölü maskesi çıkar.
Sargıların üzerine reçine döküldüğünden mumya yerinden oynatılamaz ve 11 Kasım 1925 tarihinde Kahire Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Bölümü laboratuarında otopsi yapılmak üzere masaya yatırılır. Büyük güçlüklerle sargılar açılır. Yapılan otopsi sırasında mumyanın üzerindeki sargılar arasından 143 adet broş çıkarılır. Mumyanın yüzünde altın maske olduğundan dökülen reçine yüz kısmına zarar vermemiştir. Kralın boynunda kolye şeklinde dizili 121 adet daha broş bulunur.
Otopsi kurulunun yazmış olduğu raporda Tutankhamonâun iskelet yapısının 164cm.boyunda olduğu, yapılan kemik araştırmalarında öldüğü zaman 167-168 cm. boyunda ve 18-19 yaşlarında olduğu belirtilmiştir. Tutankhamonâun mumyası üzerinde yapılan bilimsel araştırmalarda genç Kralın kafatası kemiğinde saptanan darbe izleri başına vurulan sert bir cisimle öldüğünü doğrulamaktadır.
GİZEMLİ OLAYLAR
Tutankamon mezarının açılışında kapı üzerinde bulunan bir tablette â Fravunun rahatını bozacak her kim olursa olsun, ölümün kanatları üzerinde olacaktır.â cümlesine rastlanılmıştır. Yine mezarda bulunan küçük bir heykelcik üzerinde â Ben çölün kızgın ateşiyle buraya girecek hırsızları geri püskürtmek için Tutankhamonâun mezarını korumaktayım.â sözleri yazılıdır.
1929 yılına kadar Tutankhamon mezarının kazılarıyla yakından ve uzaktan ilişkisi olan toplam 22 kişi ölür. Aralarında Lord Carnarvonâun da bulunduğu bu 22 kişinin ölüm nedeni dönemin Tıp şartlarının yetersizliklerinden dolayı tam olarak teşhis edilemez.

