- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,034
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 5m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 8 Ay 24 Gün
- Başarım Puanı
- 719
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Bir Savaşçı Vedası
Bilin ki, kaybetsem de, hep devlerle savaştım
Ölmeden son bir defa saldırıp gideceğim
Benim silahım yoktu, ellerimle dövüştüm
Bu yalnız savaşlarda çıldırıp gideceğim
Bu dünya baştan yalan, bir alem var, gerçektir
Ben kime eğileyim, Tanrı bir, Tanrı tektir
Bilirim ki, amenna, kefenin cebi yoktur
Ceplerimi kanımla doldurup gideceğim
Bir sen kal bu meydanda, bu nasıl bir savaştır
Bir sen gerçeği unut, ya bu nasıl bir düştür
Gelen bir akıl versin , bu ne garip bir iştir
Elalemi kendime güldürüp gideceğim
Kalbimde bir bayrak var, asırlarca yası var
Kırk parçaya bölünmüş bir milletin düşü var
Gökyüzünün mavisi, bir bozkurtun başı var
Ben o bayrağı göğe kaldırıp gideceğim
Ben kar olup yağayım, bu dağ sevmesin beni
İmanlı bir Türk'üm ya, sol-sağ sevmesin beni
Ben bu çağı sevmedim, bu çağ sevmesin beni
Hayallerimi en son öldürüp gideceğim.
Güzel Türkistan
Güzel Türkistan sana ne oldu?
Seher vaktinde güllerin soldu,
Çemenler solmuş kuşlar hem feryat
Hepsi mahzun, olmaz mı dil şad?
Bilmem niçin kuşlar uçmaz bahçelerinde
Birliğimizin sarsılmaz dağı
Ümidimizin sönmez çerağı
Birleş ey halkım, gelmiştir çağı,
Bezensin şimdi Türkistan bağı.
Davran halkım artık yeter bunca cevr ü cefalar
Bayrağını al, kalbin uyansın,
Kulluk, esaret kamilen yansın,
Kur yeni devlet düşman irkilsin
Yüce Türkistan ayağa kalksın
Kendi öz vatanının gül bahçelerinde.
Adamım
Neden suratın asık neden gül benzin soldu
Yine neler neler düşündün adamım
Neden öyle irkildin neden yüzünü döndün
Bilirsin o sebepten hala kafam çok bozuk
Nasıl da çıldırmıştım ben o gün devdim
Nasılda parlamıştım alevlenmiştim
Öldürdüm inan öldürdüm inan
Öldürdüm kahrolayım.
Arkamda kapkara çarpık gölgeler
Depremler İhtilaller çökük damlar
Ağlıyorsun adamım ağlıyorsun adamım
Ağlama gül ki kendimi bulayım
Dışarıda kar yağıyor sokaklar boş değilmiş
Ciğaram var sen çay demle adamım
Unutmadan bakıver gece gözüyle gördüm
Kıvrılmış penceresi şu bizim yan odanın
Nasıl da bozulmuştum nasıl haykırdım
Nasılda sinirlendim biliyorsun ya
Geliyordum ansızın karşıma çıkıverdi
Şu bizim evin penceresi
Arkamda kapkara çarpık gölgeler
Depremler İhtilaller çökük damlar
Ağlıyorsun adamım ağlıyorsun adamım
Ağlama gül ki kendimi bulayım.
Biz Geleceğiz
Elbette gece bitecek gardaş
Elbette şafak sökecek gardaş
Elbette güneş doğacak gardaş
Güneşle birlikte biz geleceğiz
Seccâdemiz ve Kitab'ımızla
İmanımız ve Sancağımız'la
İlahimiz ve Marşlarımız'la
Güneşle birlikte biz geleceğiz
Allah'a olan saygımız ile
İnsan'a olan sevgimiz ile
Sevdaya çalan Ülkümüz ile
Güneşle birlikte biz geleceğiz
Allah'ım sen bize yardım et diye
Şehitler katında Yüce Secde'ye
Sevda diyarından zulmün üstüne
Güneşle birlikte biz geleceğiz
Biz geleceğiz biz geleceğiz
Güneşle birlikte biz geleceğiz
Başbuğumuz Türkeş'tir
Binlerce şehit verdik
Cennetten güller derdik
Bu davanın uğruna
Nelere göğüs gerdik
Meydanlara biz çıktık
Ateşleri biz yaktık
Zulüm sehpalarına
Üç hilâli biz çaktık
Geldi geçti eylüller
Yine yeşerdi güller
Biz bize kurbanız dost
Bizi ne bilsin eller
Hakk'a giden erleriz
Sıradan neferleriz
Başbuğ adı geçende
Gümbür gümbür gürleriz
Türkeş'tir Türkeş'tir
Başbuğumuz Türkeş'tir
Ülkücüler kardeştir
Başbuğumuz Türkeştir
Otuz Kupona
Radyo televizyon gazete dergi
Her bir şey meydanda sergi var sergi
Esnafa çiftçiye koy peşin vergi
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Taksitle araba taksit taksit ev
Enflasyon kudursun dev olsun dev
İstersen küfür et istersen sev
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Sınavı düşünme ! kitabın bizden
Bedava deneme sınavın bizden
Yarıçıplak hatunlar son avın bizden
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Bardak, tabak, oyuncak, halı verdiler
Denizin dibinde yalı verdiler
Gül yaprağı gösterip, çalı verdiler
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Fatih'e İstanbul, Yavuz'a Mısır
Yüz kupona kilim, kırk kupon hasır
Kuponla gelecek ülkeye huzur
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
En son hediyeyi kızlar tanıttı
Gümbür gümbür çalan sazlar tanıttı
Utanmaz arlanmaz yüzler tanıttı
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Kampanya dönemi geldi - geçiyor
Uyuma vatandaş fırsat kaçıyor
Millet çatır - çatır kupon seçiyor
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Her satırdan şiddet nefret akıyor
Kalemler bölücü tohum ekiyor
Ekranlar salyalı pislik kokuyor
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Makyaj, giyim - kuşam bunların işi
En sağlıklı yaşam bunların işi
'Siz emredin paşam' bunların işi
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
İhtilâl yaparsın manşet atarlar
'Nü' resim yaparsın topa tutarlar
Hangisini saysam katar katarlar
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Demokrasi lâiklik insan hakları
Örtüyle başladı ilk yasakları
İrtica geliyor (!) son tuzakları
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Lâiklik - Şeriat kavgası bitsin
Ülkeme duyulan bu nefret yetsin
Sevmeyen şerefsiz defolsun gitsin
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Görüntü Kemâlist aslı komünist
Hesaplar çok ince tam oportünist
Bunlar hem yalaka , hem kapitalist
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Atatürk maskesi işin yapısı
Atatürk'e kurban olsun hepisi
Bizim ulan memleketin tapusu
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Deniz Türkiye'li Önkuzu Türk'tü
Ay-yıldız bayrağı en büyük farktı
Evita sevenler Ülkü'den korktu
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Kılıçkıran Özmen dağda gezmedi
Karakol basmadı huzur bozmadı
Beşbin şehit verdik kimse yazmadı
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Her günüm cenaze her günüm şehit
Çektiğim acıya Yaradan şahit
Bir kısmına sebep bir it oğlu it
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Kimine Rusya'da bedava tatil
Bedava dinamit bedava fitil
Laf bize gelince ââfaşist bir katil''
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Düşman gelmiş kapımıza dayanmış
Dört yanımız kampanyaya boyanmış
Kutuplara yaz gelmiş bak onlar da uyanmış
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Çanakkale hiç kampanya görmedi
Dumlupınar kampanyaya girmedi
Kocatepe mega kupon vermedi
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan.
Yerde Kalmasın
Seksendört yılında Siirt ilinde
İlk pusuyu kurdular Eruh yolunda
Mehmedim'in türküsü alem dilinde
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Okullar camiler yanmış yıkılmış
Üç günlük bebeğe kurşun sıkılmış
Analar hep yasta boynu bükülmüş
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Yakılan köyleri anlatır biri
Dili dolaşıyor benzi sapsarı
Gidenler bir daha dönmüyor geri
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Suriye Bekaa dolaşıp durdun
Çoluğu çocuğu ölüme sürdün
Birinci dersini Kenya'da gördün
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Gözün aydın olsun â'yurda hoş geldin''
Onbeş yıl bekledik niye geç kaldın
Sürdüğün saltanat bitmezmi bildin
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Fırsat verilirse hizmet edecek
Çoban olup dağda davar güdecek
Bir yolunu bulsa Şam'a gidecek
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Bu rezil yüzünden ne canlar yandı
Otuzbin can gitti ocaklar söndü
â'Annem de Türk'' dedi Kıble'ye döndü
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Suriye İran Irak destek olmasın
Avrupa bu işe köstek olmasın
Gerek yok gözlemci filan gelmesin
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Pişmanlık yasası çıksın ! ne demek
Bunun Türkçesi âkatile af' demek
Abesle iştigal resmen halt yemek
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Yetim yavruların yükselen sesi
Hakim bey savcı bey dinleyin bizi
Kırılsın o kalem yazmasın yazı
Asın bu katili nefes almasın,
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Ağlayan sızlayan analar gördüm
Düşündüm taşındım kararı verdim
İlmeği yağladım urganı gerdim
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Şehit Hüseyin'in oğlu büyümüş
Mahkemede bir bak yiğit ne imiş
Biz kararı verdik yok artık dönüş
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Yerin yurdun belli rahat olsunlar
Adresin İmralı böyle bilsinler
Dağdaki itlerin gelip alsınlar
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Avukatlar gelip gelip gitsinler
İmralı havası alıp gitsinler
Savunmana delil bulup gitsinler
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Yetmiş avukata ne gerek vardı
Dangalos Dallama gelse yeterdi
Üçü bir arada olup biterdi
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Şehidin geride oğlu kızı var
Yanmış yüreklerde dinmez sızı var
Bir bilsen kellende kimin gözü var
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Şehitlikte açık görüş olmuyor
Feribotla bacı kardeş gelmiyor
Olanları aklım fikrim almıyor
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Cümle şehitlerin adı sorulsun
Kıssadan hisse hesap görülsün
Fazla uzatmayın kalem kırılsın
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Okulumu Çaldılar
Paşa paşa geldiler
Kalemimi aldılar
Koca koca amcalar
Okulumu çaldılar
ââKırk yıllık baş örtüsü
Türban oldu yavrucum
Bu arada okulun
Kurban oldu yavrucum
Bu nasıl demokrasi
Bu ne biçim özgürlük
Millet bakar da görmez
Bu ne acayip körlük''
Benim yaşım başım ne
Ne yapmışım suçum ne
Okulumu istiyom
Sokaklarda işim ne
Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
O, rukü olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat.. .
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
Ya Rab, Bu Uğursuz Gecenin Yok Mu Sabahı?
Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!
Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!
diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!
Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında,
Yâ Rab, o cehennemle bu tûfan arasında,
Toprak kesilip, kum kesilip Âlem-i İslâm;
Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm!
Bîzâr edecek, korkuyorum, Cedd-i Hüseyn'i,
En sonra, salîb ormanı görmek Harameyn'i!...
Bin üç yüz otuz beş senedir, arz-ı Hicaz'ın
Âteşli muhitindeki sûzişli niyâzın
Emvâcı hurûş-âver olurken melekûta?
Sönsün de, İlâhi, şu yanan meş'al-i vahdet,
Teslis ile çöksün mü bütün âleme zulmet?
Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman
Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?
Enfâs-ı habisiyle beş on rûh-u leimin,
Solsun mu o parlak yüzü Kur'an-ı Hakim'in?
İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet?
Yâ Rab, bu ne husrandır, İlâhi, bu ne zillet?
Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede mânâ?
Zâlimleri adlin, hani öldürmedi hâlâ!
Câni geziyor dipdiri... Can vermede mâsûm!
Suç başkasınındır da niçin başkası muhkûm?
Lâ yüs'ele binlerce sual olmasa du kurbân;
İnsan bu muammalara dehşetle nigeh-bân!
Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık;
Bir uykuya daldık ki: cehennemde uyandık!
Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi yakacaktın...
Yaksaydın a mel'unları... Tuttun bizi yaktın!
Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi:
Binlerce cevâmi' yıkılıp hâke serildi!
Kalmışsa eğer bir iki mâbed, o da mürted:
Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed!
Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,
Bir giryede bin ailenin mâtemi çağlar!
En kanlı şenâatle kovulmuş vatanından,
Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan!
İslâm'ı elinden tutacak, kaldıracak yok...
Nâ-hak yere feryâd ediyor: âcize hak yok!
Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhi?
Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!
4 Cemaziyelevvel 1331
28 Mart 1329
(1913)
Sakarya Türküsü
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.
Akışta denetlenmiş, büyük, küçük, kainat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!..
Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal.
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski günleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına es, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üçbeş damla kan, ırmak üçbeş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını aşsalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve Ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son Peygamber kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..
O Erler ki...
O erler ki , gönül fezasındalar,
Toprakta sürünme ezasındalar.
Yıldızları tesbih tesbih çeker de,
Namazda arka saf hizasındalar.
İçine nefs sızan ibadetlerin,
Birbiri ardınca kazasındalar.
Günü her dem dolup her dem başlayan,
Ezel senedinin imzasındalar.
Bir an yabancıya kaysa gözleri,
Bir ömür gözyaşı cezasındalar.
Her rengi silici aşk ötesi renk;
O rengin kavuran beyzasındalar.
Ne cennet tasası ve ne cehennem;
Sadece Allah'ın rızasındalar.
1983
Bayraksızlar
Bayraksızlar bayraksızlar
Yere düşse bayrak sızlar
Nerden bilsin kıymetini
Soysuz sopsuz bayraksızlar
Ne olurdu yazmasaydım
Ben bu kara yazıyı
Bilmeseydi namert soysuz
İçimdeki sızıyı
Yıldızların isyanı var
Hilâl taşıyan felek
Damla damla kan akıyor
Delik deşik bu yürek
Al rengine kara bağlar
Yastadır deli gönül
Aşık'ın olmuşum senin
Hastadır deli gönül
Renginde şehitlik gizli
Hilâlinde mana var
Yüreğimde saklamışım
Kurbanında kına var
Toprağa düşse yiğit
Ölüm güç verir bize
İnancıma teslim oldum
Zulüm güç verir bize
Uğrunda ölen yiğit
Kim ne bilsin ne kadar
Geriye ne can kaldı
Hepsini kurban adar
Yamacında gezindiğin
Şimdi dağlar ağlasın
Bayrağım hançerlendi
Şimdi çağlar ağlasın
Bayrak yere düşerken
Alkışlayan piçleri
Kahredecek Türk milleti
Destek veren güçleri
Susmayın ey milletim
Bayraksızda ar olmaz
Susar ise yiğitler
Vatan bize yar olmaz
Başı bozuk yaylada
Pusuları kurdular
İki yaşında yiğit
Kürşad'ımı vurdular
Bundan gayrı düşmanım
Bayrağa ters bakanlar
Artık hesap vermeli
Dağı taşı yakanlar
Meleküt aleminde
Destan olan can bizim
Dalgalansın bayrağım
Üstündeki kan bizim
Dört aylık bebeklere
Kurşun sıkan nerdesin
Nereye gidersen git
Öleceğin yerdesin
Hükmü ilâhi varsa
Belki korur Yaradan
Kan düşmanı olmuşuz
Çekilsinler aradan
Bu vatanın ekmeğii
Gözünüze durmalı
Yiğit bir can gelmeli
Sizden hesap sormalı
Sefai'yem yaşamak ki
Bundan gayrı ar gelir
Ay yıldızlı bayrağa
Bu yeryüzü dar gelir!
Bilin ki, kaybetsem de, hep devlerle savaştım
Ölmeden son bir defa saldırıp gideceğim
Benim silahım yoktu, ellerimle dövüştüm
Bu yalnız savaşlarda çıldırıp gideceğim
Bu dünya baştan yalan, bir alem var, gerçektir
Ben kime eğileyim, Tanrı bir, Tanrı tektir
Bilirim ki, amenna, kefenin cebi yoktur
Ceplerimi kanımla doldurup gideceğim
Bir sen kal bu meydanda, bu nasıl bir savaştır
Bir sen gerçeği unut, ya bu nasıl bir düştür
Gelen bir akıl versin , bu ne garip bir iştir
Elalemi kendime güldürüp gideceğim
Kalbimde bir bayrak var, asırlarca yası var
Kırk parçaya bölünmüş bir milletin düşü var
Gökyüzünün mavisi, bir bozkurtun başı var
Ben o bayrağı göğe kaldırıp gideceğim
Ben kar olup yağayım, bu dağ sevmesin beni
İmanlı bir Türk'üm ya, sol-sağ sevmesin beni
Ben bu çağı sevmedim, bu çağ sevmesin beni
Hayallerimi en son öldürüp gideceğim.
Güzel Türkistan
Güzel Türkistan sana ne oldu?
Seher vaktinde güllerin soldu,
Çemenler solmuş kuşlar hem feryat
Hepsi mahzun, olmaz mı dil şad?
Bilmem niçin kuşlar uçmaz bahçelerinde
Birliğimizin sarsılmaz dağı
Ümidimizin sönmez çerağı
Birleş ey halkım, gelmiştir çağı,
Bezensin şimdi Türkistan bağı.
Davran halkım artık yeter bunca cevr ü cefalar
Bayrağını al, kalbin uyansın,
Kulluk, esaret kamilen yansın,
Kur yeni devlet düşman irkilsin
Yüce Türkistan ayağa kalksın
Kendi öz vatanının gül bahçelerinde.
Adamım
Neden suratın asık neden gül benzin soldu
Yine neler neler düşündün adamım
Neden öyle irkildin neden yüzünü döndün
Bilirsin o sebepten hala kafam çok bozuk
Nasıl da çıldırmıştım ben o gün devdim
Nasılda parlamıştım alevlenmiştim
Öldürdüm inan öldürdüm inan
Öldürdüm kahrolayım.
Arkamda kapkara çarpık gölgeler
Depremler İhtilaller çökük damlar
Ağlıyorsun adamım ağlıyorsun adamım
Ağlama gül ki kendimi bulayım
Dışarıda kar yağıyor sokaklar boş değilmiş
Ciğaram var sen çay demle adamım
Unutmadan bakıver gece gözüyle gördüm
Kıvrılmış penceresi şu bizim yan odanın
Nasıl da bozulmuştum nasıl haykırdım
Nasılda sinirlendim biliyorsun ya
Geliyordum ansızın karşıma çıkıverdi
Şu bizim evin penceresi
Arkamda kapkara çarpık gölgeler
Depremler İhtilaller çökük damlar
Ağlıyorsun adamım ağlıyorsun adamım
Ağlama gül ki kendimi bulayım.
Biz Geleceğiz
Elbette gece bitecek gardaş
Elbette şafak sökecek gardaş
Elbette güneş doğacak gardaş
Güneşle birlikte biz geleceğiz
Seccâdemiz ve Kitab'ımızla
İmanımız ve Sancağımız'la
İlahimiz ve Marşlarımız'la
Güneşle birlikte biz geleceğiz
Allah'a olan saygımız ile
İnsan'a olan sevgimiz ile
Sevdaya çalan Ülkümüz ile
Güneşle birlikte biz geleceğiz
Allah'ım sen bize yardım et diye
Şehitler katında Yüce Secde'ye
Sevda diyarından zulmün üstüne
Güneşle birlikte biz geleceğiz
Biz geleceğiz biz geleceğiz
Güneşle birlikte biz geleceğiz
Başbuğumuz Türkeş'tir
Binlerce şehit verdik
Cennetten güller derdik
Bu davanın uğruna
Nelere göğüs gerdik
Meydanlara biz çıktık
Ateşleri biz yaktık
Zulüm sehpalarına
Üç hilâli biz çaktık
Geldi geçti eylüller
Yine yeşerdi güller
Biz bize kurbanız dost
Bizi ne bilsin eller
Hakk'a giden erleriz
Sıradan neferleriz
Başbuğ adı geçende
Gümbür gümbür gürleriz
Türkeş'tir Türkeş'tir
Başbuğumuz Türkeş'tir
Ülkücüler kardeştir
Başbuğumuz Türkeştir
Otuz Kupona
Radyo televizyon gazete dergi
Her bir şey meydanda sergi var sergi
Esnafa çiftçiye koy peşin vergi
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Taksitle araba taksit taksit ev
Enflasyon kudursun dev olsun dev
İstersen küfür et istersen sev
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Sınavı düşünme ! kitabın bizden
Bedava deneme sınavın bizden
Yarıçıplak hatunlar son avın bizden
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Bardak, tabak, oyuncak, halı verdiler
Denizin dibinde yalı verdiler
Gül yaprağı gösterip, çalı verdiler
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Fatih'e İstanbul, Yavuz'a Mısır
Yüz kupona kilim, kırk kupon hasır
Kuponla gelecek ülkeye huzur
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
En son hediyeyi kızlar tanıttı
Gümbür gümbür çalan sazlar tanıttı
Utanmaz arlanmaz yüzler tanıttı
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Kampanya dönemi geldi - geçiyor
Uyuma vatandaş fırsat kaçıyor
Millet çatır - çatır kupon seçiyor
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Her satırdan şiddet nefret akıyor
Kalemler bölücü tohum ekiyor
Ekranlar salyalı pislik kokuyor
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Makyaj, giyim - kuşam bunların işi
En sağlıklı yaşam bunların işi
'Siz emredin paşam' bunların işi
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
İhtilâl yaparsın manşet atarlar
'Nü' resim yaparsın topa tutarlar
Hangisini saysam katar katarlar
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Demokrasi lâiklik insan hakları
Örtüyle başladı ilk yasakları
İrtica geliyor (!) son tuzakları
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Lâiklik - Şeriat kavgası bitsin
Ülkeme duyulan bu nefret yetsin
Sevmeyen şerefsiz defolsun gitsin
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Görüntü Kemâlist aslı komünist
Hesaplar çok ince tam oportünist
Bunlar hem yalaka , hem kapitalist
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Atatürk maskesi işin yapısı
Atatürk'e kurban olsun hepisi
Bizim ulan memleketin tapusu
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Deniz Türkiye'li Önkuzu Türk'tü
Ay-yıldız bayrağı en büyük farktı
Evita sevenler Ülkü'den korktu
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Kılıçkıran Özmen dağda gezmedi
Karakol basmadı huzur bozmadı
Beşbin şehit verdik kimse yazmadı
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Her günüm cenaze her günüm şehit
Çektiğim acıya Yaradan şahit
Bir kısmına sebep bir it oğlu it
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Kimine Rusya'da bedava tatil
Bedava dinamit bedava fitil
Laf bize gelince ââfaşist bir katil''
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Düşman gelmiş kapımıza dayanmış
Dört yanımız kampanyaya boyanmış
Kutuplara yaz gelmiş bak onlar da uyanmış
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan
Çanakkale hiç kampanya görmedi
Dumlupınar kampanyaya girmedi
Kocatepe mega kupon vermedi
Uyan Türk evlâdı uyuma uyan
Otuz kupona alınmadı bu Vatan.
Yerde Kalmasın
Seksendört yılında Siirt ilinde
İlk pusuyu kurdular Eruh yolunda
Mehmedim'in türküsü alem dilinde
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Okullar camiler yanmış yıkılmış
Üç günlük bebeğe kurşun sıkılmış
Analar hep yasta boynu bükülmüş
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Yakılan köyleri anlatır biri
Dili dolaşıyor benzi sapsarı
Gidenler bir daha dönmüyor geri
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Suriye Bekaa dolaşıp durdun
Çoluğu çocuğu ölüme sürdün
Birinci dersini Kenya'da gördün
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Gözün aydın olsun â'yurda hoş geldin''
Onbeş yıl bekledik niye geç kaldın
Sürdüğün saltanat bitmezmi bildin
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Fırsat verilirse hizmet edecek
Çoban olup dağda davar güdecek
Bir yolunu bulsa Şam'a gidecek
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Bu rezil yüzünden ne canlar yandı
Otuzbin can gitti ocaklar söndü
â'Annem de Türk'' dedi Kıble'ye döndü
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Suriye İran Irak destek olmasın
Avrupa bu işe köstek olmasın
Gerek yok gözlemci filan gelmesin
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Pişmanlık yasası çıksın ! ne demek
Bunun Türkçesi âkatile af' demek
Abesle iştigal resmen halt yemek
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Yetim yavruların yükselen sesi
Hakim bey savcı bey dinleyin bizi
Kırılsın o kalem yazmasın yazı
Asın bu katili nefes almasın,
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Ağlayan sızlayan analar gördüm
Düşündüm taşındım kararı verdim
İlmeği yağladım urganı gerdim
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Şehit Hüseyin'in oğlu büyümüş
Mahkemede bir bak yiğit ne imiş
Biz kararı verdik yok artık dönüş
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Yerin yurdun belli rahat olsunlar
Adresin İmralı böyle bilsinler
Dağdaki itlerin gelip alsınlar
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Avukatlar gelip gelip gitsinler
İmralı havası alıp gitsinler
Savunmana delil bulup gitsinler
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Yetmiş avukata ne gerek vardı
Dangalos Dallama gelse yeterdi
Üçü bir arada olup biterdi
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Şehidin geride oğlu kızı var
Yanmış yüreklerde dinmez sızı var
Bir bilsen kellende kimin gözü var
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Şehitlikte açık görüş olmuyor
Feribotla bacı kardeş gelmiyor
Olanları aklım fikrim almıyor
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Cümle şehitlerin adı sorulsun
Kıssadan hisse hesap görülsün
Fazla uzatmayın kalem kırılsın
Asın bu katili nefes almasın
Şehidimin kanı yerde kalmasın
Okulumu Çaldılar
Paşa paşa geldiler
Kalemimi aldılar
Koca koca amcalar
Okulumu çaldılar
ââKırk yıllık baş örtüsü
Türban oldu yavrucum
Bu arada okulun
Kurban oldu yavrucum
Bu nasıl demokrasi
Bu ne biçim özgürlük
Millet bakar da görmez
Bu ne acayip körlük''
Benim yaşım başım ne
Ne yapmışım suçum ne
Okulumu istiyom
Sokaklarda işim ne
Çanakkale Şehitlerine
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!"
Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ!
Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.
Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm.
Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
"O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi.
Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar...
O, rukü olmasa, dünyada eğilmez başlar,
Vurulmuş tertemiz alnından uzanmış yatıyor;
Bir hilal uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i...
Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi...
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
"Gömelim gel seni tarihe!" desem, sığmazsın.
Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab...
Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
"Bu, taşındır" diyerek Kabe'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan;
Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...
Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;
Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat.. .
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.
Ya Rab, Bu Uğursuz Gecenin Yok Mu Sabahı?
Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!
Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!
diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!
Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında,
Yâ Rab, o cehennemle bu tûfan arasında,
Toprak kesilip, kum kesilip Âlem-i İslâm;
Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm!
Bîzâr edecek, korkuyorum, Cedd-i Hüseyn'i,
En sonra, salîb ormanı görmek Harameyn'i!...
Bin üç yüz otuz beş senedir, arz-ı Hicaz'ın
Âteşli muhitindeki sûzişli niyâzın
Emvâcı hurûş-âver olurken melekûta?
Sönsün de, İlâhi, şu yanan meş'al-i vahdet,
Teslis ile çöksün mü bütün âleme zulmet?
Üç yüz bu kadar milyonu canlandıran îman
Olsun mu beş on sersemin ilhâdına kurban?
Enfâs-ı habisiyle beş on rûh-u leimin,
Solsun mu o parlak yüzü Kur'an-ı Hakim'in?
İslâm ayak altında sürünsün mü nihâyet?
Yâ Rab, bu ne husrandır, İlâhi, bu ne zillet?
Mazlûmu nedir ezmede, ezdirmede mânâ?
Zâlimleri adlin, hani öldürmedi hâlâ!
Câni geziyor dipdiri... Can vermede mâsûm!
Suç başkasınındır da niçin başkası muhkûm?
Lâ yüs'ele binlerce sual olmasa du kurbân;
İnsan bu muammalara dehşetle nigeh-bân!
Eyvâh! Beş on kâfirin îmanına kandık;
Bir uykuya daldık ki: cehennemde uyandık!
Mâdâm ki, ey adl-i İlâhi yakacaktın...
Yaksaydın a mel'unları... Tuttun bizi yaktın!
Küfrün o sefil elleri âyâtını sildi:
Binlerce cevâmi' yıkılıp hâke serildi!
Kalmışsa eğer bir iki mâbed, o da mürted:
Göğsündeki haç, küfrüne fetvâ-yı müeyyed!
Dul kaldı kadınlar, babasız kaldı çocuklar,
Bir giryede bin ailenin mâtemi çağlar!
En kanlı şenâatle kovulmuş vatanından,
Milyonla hayâtın yüreğinden gidiyor kan!
İslâm'ı elinden tutacak, kaldıracak yok...
Nâ-hak yere feryâd ediyor: âcize hak yok!
Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhi?
Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!
4 Cemaziyelevvel 1331
28 Mart 1329
(1913)
Sakarya Türküsü
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.
Akışta denetlenmiş, büyük, küçük, kainat;
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava öksüz, bu dava büyük!..
Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal.
Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;
Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış eski günleri an!
Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
Mermerlerin nabzında hala çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgar o sedayı: Allah bir!
Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.
Vicdan azabına es, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
İnsan üçbeş damla kan, ırmak üçbeş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağını aşsalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve Ben, gözyaşıyla ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son Peygamber kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..
O Erler ki...
O erler ki , gönül fezasındalar,
Toprakta sürünme ezasındalar.
Yıldızları tesbih tesbih çeker de,
Namazda arka saf hizasındalar.
İçine nefs sızan ibadetlerin,
Birbiri ardınca kazasındalar.
Günü her dem dolup her dem başlayan,
Ezel senedinin imzasındalar.
Bir an yabancıya kaysa gözleri,
Bir ömür gözyaşı cezasındalar.
Her rengi silici aşk ötesi renk;
O rengin kavuran beyzasındalar.
Ne cennet tasası ve ne cehennem;
Sadece Allah'ın rızasındalar.
1983
Bayraksızlar
Bayraksızlar bayraksızlar
Yere düşse bayrak sızlar
Nerden bilsin kıymetini
Soysuz sopsuz bayraksızlar
Ne olurdu yazmasaydım
Ben bu kara yazıyı
Bilmeseydi namert soysuz
İçimdeki sızıyı
Yıldızların isyanı var
Hilâl taşıyan felek
Damla damla kan akıyor
Delik deşik bu yürek
Al rengine kara bağlar
Yastadır deli gönül
Aşık'ın olmuşum senin
Hastadır deli gönül
Renginde şehitlik gizli
Hilâlinde mana var
Yüreğimde saklamışım
Kurbanında kına var
Toprağa düşse yiğit
Ölüm güç verir bize
İnancıma teslim oldum
Zulüm güç verir bize
Uğrunda ölen yiğit
Kim ne bilsin ne kadar
Geriye ne can kaldı
Hepsini kurban adar
Yamacında gezindiğin
Şimdi dağlar ağlasın
Bayrağım hançerlendi
Şimdi çağlar ağlasın
Bayrak yere düşerken
Alkışlayan piçleri
Kahredecek Türk milleti
Destek veren güçleri
Susmayın ey milletim
Bayraksızda ar olmaz
Susar ise yiğitler
Vatan bize yar olmaz
Başı bozuk yaylada
Pusuları kurdular
İki yaşında yiğit
Kürşad'ımı vurdular
Bundan gayrı düşmanım
Bayrağa ters bakanlar
Artık hesap vermeli
Dağı taşı yakanlar
Meleküt aleminde
Destan olan can bizim
Dalgalansın bayrağım
Üstündeki kan bizim
Dört aylık bebeklere
Kurşun sıkan nerdesin
Nereye gidersen git
Öleceğin yerdesin
Hükmü ilâhi varsa
Belki korur Yaradan
Kan düşmanı olmuşuz
Çekilsinler aradan
Bu vatanın ekmeğii
Gözünüze durmalı
Yiğit bir can gelmeli
Sizden hesap sormalı
Sefai'yem yaşamak ki
Bundan gayrı ar gelir
Ay yıldızlı bayrağa
Bu yeryüzü dar gelir!
