- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,034
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 5m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 9 Ay
- Başarım Puanı
- 719
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Başkan George W. Bush, telefonu öfkeyle kapatarak babası eski başkan George Herbert Walkerâla aralarındaki gergin konuşmaya son verdi. Yıl 2003âtü. Amerikaânın kırkbirinci ile kırküçüncü başkanları arasındaki münakaşa, baba ile oğul arasında uzun süredir devam eden sürtüşmenin doruk noktasıydı. Baba Bush oğlunun yönetim tarzından memnuniyetsizliğini dile getiriyordu. Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ve yandaşı yeni muhafazakar (neo-convervative veya kısaca neo-con) ideologların dış politikayı etkilemelerine izin verdiği ve Dışişleri Bakanı Colin Powell gibi ılımlıların tavsiyelerini kulak arkası ettiği için oğluna kızıyordu. Başka bir deyişle, George Bushâun kendi babası halkın endişelerini paylaşıyordu.
Baba-oğul münakaşası, başkan Bushâun Amerikan dış politikasının merkezci geleneklerinden ne kadar saptığının bir göstergesiydi. İkinci Dünya Savaşıândan bu yana dış politika ve milli güvenlik, Amerika Başkanlarının tedbirli pragmatizmle yaklaştığı alanlar olmuştu. Savaş ve barış meselelerinde hem liberal Demokratlar, hem de muhafazakar Cumhuriyetçiler, politik veya ideolojik nedenlerle ani ve hesapkitapsız eylemlerin ne kadar tehlikeli olabileceğinin farkındaydılar. Amerikaânın dünyadaki konumuna ilişkin katı tutumlarıyla tanınan Reagan ve Kennedy bile Amerikan askerlerine zarar verecek bir eyleme kalkışmadan önce sükunetle ve enine boyuna konunun muhasebesini yaparlardı.
Baba Bush bu gelenekle büyümüş ve başkan olarak da benimsemişti. 1991âde Irak Savaşıânı başlatması ancak Irak Kuveytâe girdikten ve uluslararası koalisyonun geniş desteğini sağladıktan sonra olmuştu. Savaşın tek amacı olan Kuveytâin kurtarılmasını takiben Amerikan askerlerini durdurmuş, Saddamâı devirmek üzere Bağdatâa yürümemişti.
Baba-oğul münakaşası, başkan Bushâun Amerikan dış politikasının merkezci geleneklerinden ne kadar saptığının bir göstergesiydi. İkinci Dünya Savaşıândan bu yana dış politika ve milli güvenlik, Amerika Başkanlarının tedbirli pragmatizmle yaklaştığı alanlar olmuştu. Savaş ve barış meselelerinde hem liberal Demokratlar, hem de muhafazakar Cumhuriyetçiler, politik veya ideolojik nedenlerle ani ve hesapkitapsız eylemlerin ne kadar tehlikeli olabileceğinin farkındaydılar. Amerikaânın dünyadaki konumuna ilişkin katı tutumlarıyla tanınan Reagan ve Kennedy bile Amerikan askerlerine zarar verecek bir eyleme kalkışmadan önce sükunetle ve enine boyuna konunun muhasebesini yaparlardı.
Baba Bush bu gelenekle büyümüş ve başkan olarak da benimsemişti. 1991âde Irak Savaşıânı başlatması ancak Irak Kuveytâe girdikten ve uluslararası koalisyonun geniş desteğini sağladıktan sonra olmuştu. Savaşın tek amacı olan Kuveytâin kurtarılmasını takiben Amerikan askerlerini durdurmuş, Saddamâı devirmek üzere Bağdatâa yürümemişti.

