- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,097
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 310s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 719
- TM Yaşı
- 17 Yıl 7 Ay 8 Gün
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük
Ana hatlarıyla Türk inkılap tarihinin aşamaları...
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük
III. Selim Devri Islahatları (1789-1807)
Açık düşünceli ileri görüşlü ve yenilik taraftarı bir insan olan III.Selim yapılan savaşlarda yeniçerilerin yetersizliğini anlamıştır.
a-III.Selim yaptığı bütün ıslahatlara Nizam-ı Cedit (Yeni düzen) denir. Nizam-ı Cedit aynı zamanda kurulan ocağında adıdır.
b-Bu ocağın masraflarını karşılamak üzere İrad-ı Cedit adında bir hazine kuruldu.
c-Ocağın eğitimi için Fransaâdan subaylar getirildi. Selimiye kışlası kuruldu.
d-Dış siyasete önem verildi. Sürekli büyükelçilikler açıldı.
e-Yabancı dil öğrenimine ve kültür hareketlerine önem verildi.
Islahatları bazı çevrelerce iyi karşılanmayan III.Selim, Kabakçı Mustafa İsyanı sonunda tahttan indirildi. (1807) IV. Mustafa padişah oldu.
Islahat Hareketleri
II.Mahmut Devri Islahatları
Alemdar Mustafa Paşa, Anadolu ve Rumeliâde devlet aleyhine güç ve saygınlık kazanan Ayanları İstanbulâa çağırarak 1808âte Senedi İttifak sözleşmesini imzalamıştır. Bu senet uygulanamamıştır.
Asker alanda Nizam-ı Cedit yerine Sekban-ı Cedit ordusunu kurdu.
II.Mahmut Eşkinci Ocağını kurdu. Yine yeniçeriler isyan edince halkın ve ulema sınıfının da desteğiyle yayınlanan bir hattı hümayunla tüm ülkede Yeniçeri Ocağını kaldırdı (1926).
Dönemin ıslahatları:
1-Asakir-i Mansure-i Muhammediye adında yeni bir ordu kurdu.
2-Sadece Deniz Mühendishanesi mezunlarının kaptan olması kararlaştırıldı.
3-Divan örgütü kaldırılarak bakanlıklar kuruldu.
4-Müsadere sistemi kaldırıldı.
5-Posta ve karantina örgütü kuruldu.
6-Askeri amaçlı ilk nüfus sayımı yapıldı.
7-Memurlar için kıyafet zorunluluğu getirildi.
8-Padişah portreleri devlet dairelerine asılmaya başlandı.
9-Medreselerin yanında çağdaş eğitim veren okullar açıldı. İlköğretim zorunlu oldu. Rüştüye (ortaokul) gibi orta dereceli okullar açıldı.
10-Memur yetiştirmek amacıyla Mekteb-i Maarif-i Adliye, Harp okulu, Tıp okulu gibi okullar açıldı.
11-1821âde Tercüme odası adı ile ilk yabancı dil okulu açıldı.
12-Eğitim amacıyla Avrupaâya ilk kez öğrenci gönderildi.
13-İlk resmi gazete Takvim-i Vakayi çıkarıldı.
14-Çuha fabrikası kurulmaya çalışıldı.
15-II.Mahmut ülkeyi tanımak amacıyla yurt gezisine çıkan ilk padişahtır.
Tanzimat Devri (1839-1876)
a-Tanzimat Fermanı 1839: II.Mahmutâun yerine geçen Abdülmecit de reform yanlısı idi bu nedenle devleti kurtarmak, batı desteğini sağlamak amacıyla Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanan reform programını kabul etti. Fermana göre:
1-Müslüman ve Hristiyan tüm Osmanlı halkının ırz, namus, can, mal özgürlüğüne kavuşması
2-Vergilerin herkesin gelirine göre alınması
3-Mahkemelerin açık olması
4-Rüşvet ve iltimasın kaldırılması
5-Askerlik işlerinin bir düzene konulması ve askere alma, bırakılmanın sağlam bir esasa alınması
6-Herkesin mal ve mülk sahibi olabilmesi ve mirasçılarına bırakabilmesi
Önemi:
1-Kişi ve devlet hakları karşılıklı olarak düzenlenmiştir.
2-İlk kez padişah gücü üzerinde kanun gücü egemen olmuş, padişahın yetkiler sınırlandırılmıştır.
Not: Bu özelliklerle ferman anayasal nitelik kazanmıştır.
3-Azınlıklar hukuksal olarak müslüman halka eşit hale getirilmiştir.
4-Azınlıkların askere alınması öngörülmüş askerlik bir vatan görevi haline getirilmiştir.
b-Islahat Fermanı 1856:
Tanzimat Fermanından farklı yönü yalnızca azınlıklar için bazı haklar öngörmesidir. Tanzimat fermanını tamamlayan bir fermandır.
1-Azınlıkları küçük düşürücü sözcüklerin kullanılmaması
2-Yabancı uyrukluların mal ve mülk sahibi olabilmeleri (Vergilerini ödemek koşuluyla)
3-Azınlıkların da devlet memuru olabilmeleri ve her çeşit okula girebilmeleri
4-Mahkemelerin açık olması herkesin kendi dininde yemin edebilmesi
5-Askerlik için bedel sisteminin kabul edilmesi
6-İşkence, dayak ve angaryanın yasaklanması
7-Hristiyanlar il meclisine üye olabilecekler
8-Herkes şirket ve ticari nitelikli kurum kurabilecekti.
Meşrutiyet Dönemleri
Abdülaziz, Jön Türkler (Genç Osmanlılar) tarafından 1876âda tahttan indirildi. Yerine V.Murat padişah oldu. Meşrutiyetin ilanıyla Genç Osmanlılar;
Osmanlı Devletinin parçalanmaktan kurtulacağını,
Avrupa devletlerinin iç işlerimize karışmalarını sona ereceğini,
Azınlık isyanlarının sona ereceğine inanıyorlardı.
V:Murat kısa sürede tahttan indirildi yerine II. Abdülhamit tahta çıktı. 1876âda Kanun-i Esasi yayınlandı. Böylece; İlk kez yönetim sisteminde değişiklik oldu.
XX.Yüzyılın Başında Osmanlı İmparatorluğu
Birinci Dünya Savaşı öncesinde devletlerin iç ve dış politikalarına yön veren iki etken olmuştur. Bunlar, Endüstri (Sanayi) Devrimi ve Fransız İhtilalidir.
Endüstri inkılabı ile;
Aletin yerini makine almış, nüfus da artmıştır.
Yeni birçok buluş ortaya çıkmıştır.
Üretim artmaya başlamış ve insanların üretim için harcadıkları çaba azalmıştır.
Üretimde makinenin kullanımı eşya fiyatlarını ucuzlatmış, fazla üretim geliri artmıştır.
Büyük fabrikaların kurulması işçi sınıfının ortaya çıkmasına, işverenlerle işçiler arasında yeni sosyal ilişkilerin kurulmasına yol açmıştır.
Kentler, endüstri ve ticaret merkezleri haline gelmiştir.
Her milletin kendi devletini kurup kendi kendini yönetmesini öngören milliyetçilik akımı, imparatorlukların yıkılmasına sebep oldu.
Dünyanın sayılı devletlerinden biri olan Osmanlı İmparatorluğu, 18. yüzyıldan itibaren üstünlüğünü kaybetmeye başladı. Bunun nedenlerini şöyle özetleyebiliriz:
Avrupa devletleri, bilim ve teknikteki gelişmelerden yararlanıp askeri, ekonomik ve ticari alanlarda güç kazanırken Osmanlı Devleti bu yeniliklere yabancı kaldı.
Fransız ihtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik hareketi, Osmanlı İmparatorluğu içindeki uluslar arasında hızla yayıldı.
Kapitülasyonlar, Osmanlı Devletinin denetiminden çıkınca, Avrupa Devletleri Osmanlı ülkesini açık pazar haline getirdiler.
Ekonomik durumu düzeltmek için Avrupaâdan borç para alındı. Gelir yaratıcı yatırımların olmaması faizlerin ödenememesine sebep oldu. Alacaklı devletler Duyun-u Umumiye (Genel Borçlar) yönetimini kurdular. İmparatorluğun en sağlam gelirleri olan tuz, tütün, içki, pul vb. gibi gelirlere el konuldu.
Not: Borçların ödenmesi I.Dünya Savaşına kadar düzenli olarak sürdü. Birinci Dünya Savaşına girince ödemeler durduruldu. 1920âde TBMM Duyun-u Umumiye gelirlerine el koymak zorunda kaldı. Konu 1923âte Lozanâda ele alındı. 1928âde Duyun-u Umumiye idaresi kaldırıldı. Borçlarla ilgili işlerin yönetimi Türkiyeâye bırakıldı. 1954âte borçların tamamı ödendi.
Osmanlı Devletinin hem askeri hem de ekonomik alanda çöküşünü önlemek için askerlik ve toplum hayatında ıslahat hareketlerine girişildi. II.Mahmut döneminde de bu çabalar Tanzimat ve Islahat Fermanlarıyla devam etti. İstenilen sonuç alınamadı.
II.Meşrutiyet
Tanzimat ve Islahat fermanlarının getirdiği yenilikleri yeterli bulmayan Türk aydınlarının çabaları ile 1876âda I.Meşrutiyet ilan edildi. Meclis-i Mebusan toplandı. Mithat Paşa ve arkadaşları tarafından tarihimizin ilk Anayasası (Kanuni Esasi) hazırlandı. Böylece, mutlak hükümdarlıktan Meşrutiyete doğru bir aşama görmekteyiz.
Bu Anayasa padişaha geniş yetkiler tanımış, denetim mekanizması oluşturulamamıştır.
Meclis üyesi ancak padişahın onayı ile yasa önerisinde bulunabilir.
Meclisçe çıkarılan yasa ancak padişahın onayı ile yürürlüğe girebilir.
Halka çok az demokratik haklar sağlamasına rağmen halk yönetimde az da olsa sesini duyurabilmiştir.
14 Şubat 1878â padişah parlamentoyu dağıtmıştır. Böylece, monarşik-teokratik idare yeniden gündeme geldi. 1908 yılına kadar sürecek olan II.Abdülhamitâin baskı (istibdat) yönetimi başlamıştır.
II.Abdülhamitâin baskı dönemine son vererek meşrutiyet yönetimini yeniden kurmak amacıyla kurulan İttihat ve Terakki Cemiyetiânin yoğun çalışmaları başladı. Cemiyetin ileri gelenlerinden Niyazi Bey ve Enver Paşa ayaklanarak yönetimi tehdit ettiler. Ayaklanmaların ülke çapına yayılmasından çekinen II.Abdülhamit, Meclisi yeniden açarak Kanun-i Esasiyeâyi yürürlüğe koydu. (23 Temmuz 1908)
II.Meşrutiyet, I.Dünya Savaşının sonuna kadar on yıl devam etmiştir. İttihat ve Terakki partisi Osmanlıcık düşüncesini terkederek Türkçülük akımını benimsemiştir.
Not: I.Meşrutiyet döneminde savunulan ve uygulamaya konmaya çalışılan düşünce akımı âOsmanlıcılıkâ tır.
Hükümdarın parlamenter düzenlerde görülmeyen yetkileri kaldırılmış, Hükümet Meclisi Mebusana karşı sorumlu hale getirilmiştir. Dış siyasette; Alman taraftarlığı izlenmiş ve Osmanlı İmparatorluğuânu İngiltere, Fransa ve Rusyaâya karşı korumaktadır. Kaybedilen toprakları geri alma politikası güdülmüştür. İttihat ve Terakki Partisiânin bu politikası Osmanlı Devletini 20.yy başlarında üç büyük savaşa sürüklemiştir.
31 Mart Olayı (13 Nisan 1909)
Osmanlı Devletinde mevcut yönetimi ve anayasal düzeni yıkmaya yönelik ilk isyan hareketidir.
Meşrutiyet yönetimine karşı olanlar teşkilatlanıyorlardı. Bunların başında gelen Ahrar Örgütünün liderinin İstanbulâda öldürülmesi üzerine Derviş Vahdet adında bir gazeteci meşrutiyet yönetimini yıkmaya yönelik bir ayaklanma başlattı. Yönetim eleştirildi. İttihat ve Terakki yöneticileri yönetime tam egemen olamamışlar, mecliste karışıklar başlamıştır. Tarihimizde bu gericilik olayına â31 Mart Vakasıâ denir. Selanik ve Edirneâde bulunan kuvvetlerden âHareket Ordusuâ adında bir ordu oluşturuldu. Mahmut Şevket Paşa komutasındaki bu ordunun Kurmaybaşkanı Mustafa Kemal idi. Ordu İstanbulâa gelerek ayaklanmayı bastırdı.
II.Abdülhamit tahttan indirilip V.Mehmet Reşat padişah ilan edildi. Ülkedeki iç karışıklıklardan diğer devletler yararlandılar.
Avusturya-Macaristan, Bosna-Hersekâi topraklarına kattı. (1908)
Bulgarlar bağımsızlıklarını ilan ederek Osmanlı Devletinden ayrıldılar. Bulgaristan Krallığını kurdular. (1908)
Girit Rumları ayaklandılar. (1908)
Trablusgarp Savaşı (1911-1912)
Osmanlı Devletinin Kuzey Afrikaâda bulunan Cezayir ve Tunus vilayetleri Fransa tarafından işgal edilmişti. Mısır İngiltereânin kontrolündeydi. Milliyetçilik hareketlerinin etkisiyle 1870âde birliğini tamamlayan İtalya sömürgeleşmeye yöneldi. Gelişen sanayisi için hammadde ve pazar kaynağı aramaya başladı. Habeşistanâa karşı yaptığı savaşta başarısız oldu. Başarısızlığını kapatmak için İtalyaâya yakın olan Trablusgarpâı ele geçirmek istedi. Osmanlı yönetimi zayıf ve ekonomik durumu bozuktu. İtalya hiçbir gerekçe göstermeden Trablusgarp ve Bingaziâyi istemiştir; istekleri kabul edilmeyince Trablusgarpâı işgale başlamışlardır.
Trablusgarp halkını örgütlemek ve direnişi artırmak amacıyla Mustafa Kemal ve Enver Paşaânın da içinde bulunduğu bazı subaylar bölgeye gönderilmiştir. Mustafa Kemal, Derne ve Tobrukâta ilk askeri başarılarını elde etmiş, İtalyanların bölgeyi işgalini engellemiştir. İtalyanlar işgali çabuklaştırmak için Oniki adayı işgal etmişler Çanakkale Boğazını ablukaya almışlardır.
Balkan Savaşlarının başlaması ve Osmanlı Devletinin barış istemesi üzerine, İtalyanlarla Uşi Antlaşması yapıldı. (1912)
Kuzey Afrikaâdaki son toprağımız olan Trablusgarp ve Bingazi İtalyaâya bırakıldı.
Oniki Ada; Balkan Savaşlarının sonuna kadar geçici kaydıyla İtalyanlara bırakılmıştır. Balkan savaşlarından sonran Oniki adayı terketmeyen İtalyanlar, II.Dünya Savaşını yitirdikleri için bu adaları Yunanistanâa verdiler. (1947)
Not: Oniki adanın kaybedilmesi ile Egeâdeki Türk egemenliği sarsılmaya başladı. Avrupa ve Balkan devletlerince Osmanlı Devletinin ne kadar güçsüz olduğu anlaşılmıştır.
Mustafa Kemal Trablusgarpâtaki başarılarından dolayı Binbaşı rütbesini aldı.
Balkan Savaşları (1912-1913)
Osmanlı topraklarında başlayan milliyetçilik hareketlerini Rusyaânın desteklemesi Slavcılık ve Ortodoksları koruma politikası Balkan uluslarını kışkırtması
Almanyaânın 1871âde birliğini sağlayarak Osmanlı Devletine yaklaşmasından rahatsız olan İngiltereânin Rusya ile yakınlaşma politikası. İngiltere, Rusya ile Tallin (Reval-1908) de gizli bir anlaşma yaparak Rusyaâyı İstanbul ve Boğazlar üzerinde serbest bıraktı.
Osmanlı Devletinin Balkanlardaki varlığına son vermek isteyen Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ, Rusyaânın aracılığıyla aralarında anlaşarak Türkleri Balkanlardan atmak istediler. Trablusgarp savaşı da onları cesaretlendirdi. Balkan ulusları Osmanlı Devletinden Makedonyaâda ıslahat yapmasını istediler. Bu istekleri reddedilince savaş ilan ettiler.
I.Balkan Savaşı (1912)
Deneyimli subay ve askerlerin terhis edilmesi, parti çekişmeleri nedeniyle komutanlar arasındaki anlaşmazlıklar, silah, yiyecek, araç-gereç gibi konularda eksikliklerin olması Osmanlı ordusunun cephelerde yenilmesine neden oldu.
Bulgarlar Çatalcaâya kadar gelerek İstanbulâu tehdit etmeye başladılar. Sırp, Karadağ ve Yunanlılar Makedonyaâyı tamamen işgal ettiler. Durumdan yararlanan Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti. Yunanlılar İmroz (Gökçeada) ve Bozcaada dışındaki adaları işgal etti.
Aralık 1912âde Balkan Yarımadasının yeni siyasal haritası belirlenmek üzere Londra konferansı toplandı. Konferans sonunda Balkan devletleriyle Osmanlı Devleti arasında Londra Antlaşması imzalandı.
Midye-Enez çizgisinin batısındaki bütün Balkan toprakları kaybedildi. Midye-Enez çizgisi Osmanlı Devletiyle Bulgaristan arasında sınır kabul edildi.
İmroz ve Bozcaada dışında kalan tüm Ege adaları Yunanistanâa verildi.
Not: Londra konferansı sürerken İstanbulâda İttihat ve Terakki Partisi yöneticileri tarafından bir hükümet darbesi düzenlendi. Bab-ı Ali Baskını verilen bu olayda Kamil Paşa hükümeti düşürülerek Mahmut Şevket Paşanın hükümet kurması sağlandı.
I.Balkan Savaşı Avrupa ve Egeâdeki Osmanlı varlığını tamamen sona erdirmiştir.
II.Balkan Savaşı (1913)
Bulgaristanâın daha fazla toprak almasını kabul etmeyen Yunanistan, Karadağ, Sırbistan ve I.Balkan Savaşına katılmayan Romanya birleşerek Bulgaristanâa karşı savaş açtılar. Bulgarların üst üste yenilmesi, Doğu Trakyadaki birliklerini batıya kaydırmasından faydalanan Osmanlı Ordusu Midye-Enez çizgisini aşarak Edirne ve Kırklareliâni geri aldı. Bulgarların barış istemesi üzerine 1913âte İstanbul Antlaşması yapıldı.
Edirne, Kırklareli, Dimetoka Osmanlı Devletine geri verildi. Batı Trakya ve Dedeağaç Bulgaristanâda kaldı.
Yunanistanâla Atina Antlaşması yapıldı. (1913)
Girit ve Ege adaları Yunanistanâa verildi. Yunanistanâda kalan Türklerin durumu da düzenlendi.
Not: Balkan Devletleri Bükreş Antlaşması (1913) ile Bulgaristanâdan aldıkları toprakları paylaşmışlardır.
Sırbistan ve Karadağâın Osmanlı Devletiyle sınırı kalmadığı için antlaşma imzalanmamıştır.
Batı Trakya, tüm Makedonya, Arnavutluk, Ege adaları kaybedilmiş Osmanlı Devletinin Avrupaâdaki varlığı Doğu Trakya ile sınırlandırılmıştır.
İttihat ve Terakki yöneticileri birçok alanda yeniliklere girişmiş, orduya yeni bir düzen verilmiş, ordu gençleştirilmiştir. Orduyu modernize etmek için Almanlarla işbirliğine girişilmiş bu yakınlaşma Osmanlı Devletinin I.Dünya savaşına girmesine neden olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı (1914-1918)
1-Birinci Dünya Savaşının Sebepleri ve Savaşın Gelişmesi
19.yy içinde Avrupaâda sanayileşme hız kazandı. Bunun sonucu olarak gelişen, genişleyen sömürgecilik anlayışı diğer kıtaları da etkisi altına aldı. Devletlerin çıkar çatışmaları, karşılıklı ekonomik rekabete dönüştü.
Siyasi birliklerini tamamlayan Almanya ve İtalya, 19.yüzyılın sonlarına doğru kuvvetli birer devlet haline geldiler. Almanya sanayide hızla gelişti. Hammadde ihtiyacını karşılamak için sömürgeciliğe önem verdi, dünya pazarlarının bir bölümünü ele geçirdi. Almanyaânın deniz ticaret filosu önem kazandı. Deniz ticaret filosunu korumak ve sömürgelerini elde tutmak için deniz kuvvetlerini güçlendirdi. Bu durum İngiltereâyi telaşlandırdı. İngiltere ve Almanya arasında rekabet doğdu.
Çıkar çatışmaları, Avrupa devletlerinin kendi aralarında bloklaşmalarına sebep oldu. 1883âte Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğunu, İtalya âüçlü ittifakâ devletlerini oluşturdular. 1907âde buna karşılık İngiltere, Rusya, Fransa âüçlü itilafâ devletlerini oluşturdular.
1914 Haziran ayı sonlarında Saraybosnaâyı ziyaret eden Avusturya-Macaristan veliahdı bir Sırp milliyetçi tarafından öldürüldü. Bu olay savaşın başlamasına bahane oldu. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Sırbistanâa savaş ilan etti. Böylece Birinci Dünya Savaşı başlamış oldu.
Rusya, Sırbistanâın yanında yeraldı. Fransa Rusyaâyı destekledi. Almanlar Fransa ve Rusyaâya savaş açtı. İngiltere de imzaladığı anlaşma gereğince Fransa ve Rusyaânın yanında savaşa katıldı. Bir süre tarafsız kalan İtalya, batı ve güney Anadolu kıyılarının kendisine verileceği vaadedildiği için İtilaf Devletleri yanında yeraldı.
Savaşın Avrupaâda başlaması uzak doğuya olan ilgiyi azalttı. Japonya Almanyaânın sömürgelerine saldırınca o da savaşa girmiş oldu. Savaş devam ederken değişik zamanlarda Romanya, Yunanistan, Portekiz, Brezilya, ABD de itilaf (anlaşma) devletleri yanında savaşa katıldılar.
I. Dünya Savaşına Katılan Devletler
Avusturya, Sırbistan: 28 Temmuz 1914
Almanya, Rusya: 1 Ağustos 1914
Fransa, Belçika: 3 Ağustos 1914
İngiltere: 5 Ağustos 1914
Karadağ: Sırbistanâla birlikte savaşa girdiği kabul edilir.
Japonya: 23 Ağustos 1914
Osmanlı İmparatorluğu: 11 Kasım 1914
İtalya: 24 Mayıs 1915
Bulgaristan: 14 Ekim 1915
Romanya: 28 Ağustos 1916
ABD: 6 Nisan 1917
Yunanistan: 26 Haziran 1917
Bunun yanı sıra İsviçre, İsveç, Norveç, Danimarka ve İspanya gibi Avrupa Devletleri I.Dünya savaşında tarafsız kaldılar.
Osmanlı Devletinin I. Dünya Savaşına Girmesi
Trablusgarp ve Balkan savaşlarından yeni çıkan Osmanlı Devleti başlangıçta tarafsız kaldı, savaşa katılmadı. Ekonomi zayıf, halk yorgun idi. Bazı devlet adamlarına göre savaşa girmeyip tarafsız kalmak en güvenilir yoldu.
İtilaf (anlaşma) devletleri, Osmanlı Devletinin tarafsız kalmasını istiyordu. Nedeni;
Osmanlı Devleti savaşa katılmasa İngiltereânin uzak doğuya giden yolu güvenlik altında olacak ve yeni cepheler açılmayacaktı. İtilaf devletleri Osmanlı Devletine kapitülasyonları kaldırabileceklerini söylediler.
Almanya ise Osmanlı Devletinin kendi yanında savaşa girmesini istiyordu. Çünkü Osmanlı Devleti;
Rusyaâyı üzerine çekerek Doğu Avrupa cephelerinin ferahlamasına yardım edecekti.
Süveyş kanalının denetimini ele geçirirse, İngiltere sömürgelerine giden yol kapanmış olacaktı.
Anlaşma (itilaf) devletlerini İran ve Irak petrollerinden yoksun bırakacaktı.
Halifelik nüfuzundan yararlanarak İngiliz sömürgelerindeki müslümanları da etkileyecekti.
İktidarda bulunan İttihat ve Terakki partisinin ileri gelenlerinden Enver Paşa Alman taraftarı idi. Almanya savaşı kazanacak Osmanlı Devleti de son zamanlarda kaybettiği toprakları geri alabilecekti. Enver Paşa ve arkadaşları bu düşüncelerle Almanya ile bir antlaşma yaptılar. Akdenizâde İngiliz donanmasından kaçan Goben ve Breslav isimli Alman savaş gemileri Osmanlı Devletine sığındılar. Osmanlı Devleti tarafından savaş gemilerine Yavuz ve Midilli adı verildi. Gemiler Karadenizâe çıkıp Rus limanlarını topa tuttular. Bunun üzerine İtilaf devletleri Osmanlı Devletine savaş açtı. Osmanlı Devleti, I.Dünya savaşına girmiş oldu. (1914)
Osmanlı Devletinin Savaştığı Cepheler
1-Kafkas Cephesi:
Nedeni:
Almanya, Bakü petrollerini ele geçirmek amacıyla Osmanlıları yönlendirmiştir. Enver Paşa ise; Panturanizm düşüncesinin etkisiyle Orta Asyaâdaki Türkleri Rusya etkisinden kurtarıp Osmanlı Devletinin çatısı altında toplamak istemiştir.
Ruslar, Erzurum, Muş, Bitlis, Trabzon ve Erzincan illerini ele geçirdiler. Çanakkale savaşlarından sonra bu cephe komutanlığına atanan Mustafa Kemal, Muş ve Bitlisâi Ruslardan geri almıştır.
Not: Birinci Dünya Savaşı sonlarında Çarlık rejiminin yıkılması sonucu Rusya, Osmanlı Devleti ile Brest Litowsk Barışıânı imzalayarak 1878 Berlin Antlaşmasıyla almış olduğu Kars, Ardahan, Batumâu geri vermiştir. Kafkas cephesi savaşları sırasında ele geçirdiği toprakları da geri vermiştir.
2-Çanakkale Cephesi:
Nedenleri:
İtilaf devletleri tarafından;
Sosyal ve ekonomik bunalıma düşen Avrupaânın doğusunda Almanlara karşı zor anlar yaşayan Ruslara yardım etmek
İstanbul ve boğazları ele geçirerek Osmanlı Devletini savaş dışı bırakmak
Savaşa henüz girmemiş olan Balkan Devletlerini kendi yanlarında savaşa sokarak, Bulgaristan ve Avusturya-Macaristanâa karşı yeni bir cephe açmak
Doğu Akdenizâdeki egemenliklerini sağlamlaştırmak amaçları doğrultusunda, açılmıştır.
Sonuçları:
İtilaf Devletlerinin boğazları ve İstanbulâu almaları önlenmiştir.
Rusyaâya gerekli yardım gönderilememiştir.
Doğu cephesinde Almanyaâya üstünlük sağlanamadığı için savaş uzamıştır.
İngiliz ve Fransız gemileri büyük kayıplara uğramıştır.
Yarım milyona yakın insanın ölmesine neden olmuştur.
Mustafa Kemal büyük bir üne kavuşmuş, ulusal mücadelenin önderi olarak kabul edilmesinde önemli bir etken olmuştur.
Not: İtilaf Devletleri Bulgaristanâın savaşa girmesini önlemek için, Makedonyaânın bir kısmını Bulgaristanâa vermek istemişler Yunanistan ile Sırbistan bu duruma razı olmamışlardır.
Osmanlı Devleti, Bulgaristanâın kendi yanlarında savaşa girmesi için İstanbul antlaşmasıyla aldığı Dimetokaâyı Bulgaristanâa vermiştir. Böylece İstanbul-Berlin hattı ulaşımı sağlanmıştır.
3-Kanal Cephesi
Nedenleri:
1-Mısırâı İngilizlerden geri almak
2-Süveyş kanalını ele geçirerek
Bu cephe, Almanyaânın planlaması ve desteği ile İngiltereâye karşı Osmanlı Devleti tarafından açılmıştır.
Sonuçları:
Osmanlı Devleti bu cephede,
1-Arapların İngilizlerle işbirliği yapması
2-Almanyaânın söz verdiği yardımı göndermemesi
3-İklim koşullarının elverişsizliği, İngilizlerin sayı-malzeme bakımından üstün olması ve cepheyi iyi savunmaları sonucunda başarısız olmuştur.
4-Irak Cephesi
Nedeni;
İngiltereânin, Türk kuvvetlerinin İranâa ve Hindistanâa girmesini önlemek, kuzeye çıkıp karayolu ile Ruslarla birleşme amacını gerçekleştirmek istemesi.
Sonucu:
İngilizler, Güney Irakâa ve Adenâe asker çıkardılar. Kütül-Amareâde Türk kuvvetleri tarafından esir edildiler. Bu başarı uzun sürmedi. Basraâya yeniden kuvvet çıkaran İngilizler, Bağdatâa kadar ilerlediler.
5-Suriye-Filistin Cephesi
Nedeni:
İngilizler, Süveyş ve Irak cephelerinde yenilerek, Suriyeâye geri çekilen Osmanlı Ordularını tamamen bu bölgeden çıkarmak, Arapları kışkırtarak onların çoğunlukta oldukları bölgeleri nüfuzları altına almak için saldırıya geçtiler.
Sonucu:
Mustafa Kemal komutasındaki Osmanlı Ordusu (7.Ordu) büyük başarılar elde etti. Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanması ve Mustafa Kemalâin İstanbulâa geri çağrılması sonucunda İngilizler Suriyeâyi ele geçirmişlerdir.
6-Diğer Cepheler
Osmanlı Devleti müttefiklerine yardım amacıyla Makedonya ve Galiçya cephelerine de asker göndermiştir. Ancak bu cephelerde de yenilgiler alınmış ve başarı sağlanamamıştır.
Birinci Dünya Savaşının Sonuçları
3 Mart 19182de Rusya Brest-Litowsk antlaşmasını imzalayarak savaştan çekildi. Kafkas cephesi kapandı. Rusyaânın savaştan çekilmesiyle İttifak devletleri İtilaf devletlerine üstünlük sağladı. ABDânin savaşa girmesi bu üstünlüğü sona erdirdi. Savaşın sonucu belirlendi.
Savaş ittifak(bağlaşma) devletlerinin yenilgisiyle sonuçlandı. Milyonlarca insan ölmüş, şehirler yakılıp yıkılmıştır.
Avrupaânın haritası yeniden çizildi, imparatorluklar yıkıldı ve yerlerine yeni devletler kuruldu. Devletlerin yönetim şekillerinde köklü değişiklikler meydana geldi.
Savaşın getirdiği maddi ve manevi zararlar, devletleri barış ve güvenliği sağlamak, devletler arasında çıkabilecek anlaşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla Milletler Cemiyeti kuruldu.
Bu savaş sonunda imzalanan ateşkes antlaşmaları şunlardır:
1-Bulgaristan, Selanik Ateşkes Antlaşması
2-Avusturya-Macaristan, Villaguiste Ateşkes Antlaşması
3-Osmanlı Devleti, Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918)
4-Almanya, Rethandes Ateşkes Antlaşması
Ateşkes antlaşmalarından sonra barış görüşmelerine başlandı.
Birinci Dünya Savaşını Bitiren Barış Antlaşmaları
1-Versay Barış Antlaşması (28 Haziran 1919)
İtilaf devletleri ile Almanya arasında imzalanmıştır.
2-Sen Germen Barış Antlaşması (10 Eylül 1919)
İtilaf devletleri ile Avusturya arasında imzalanmıştır.
3-Nöyyı Barış Antlaşması (27 Kasım 1919)
İtilaf devletleri ile Bulgaristan arasında imzalanmıştır.
4-Triyanon Barış Antlaşması (4 Haziran 1920)
İtilaf devletleri ile yeni kurulan Macaristan Krallığı arasında imzalanmıştır.
5-Sevr Barış Antlaşması (10 Ağustos 1920)
İtilaf devletleri ile Osmanlı Devleti arasında imzalanmıştır. Fakat TBMM ile Türk halkının kabul etmemesi ve bağımsızlık savaşının başarılı olması sonucunda yürürlüğe girmemiştir.
Birinci Dünya Savaşı Sonunda Osmanlı İmparatorluğunun Durumu
Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918)
Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu devletler topluluğu, Birinci Dünya Savaşında yenilince Osmanlı Devleti de savaştan çekildi. İttihat ve Terakki Partisi üyeleri gizlice yurdu terkettiler. Talat Paşanın istifası üzerine iktidara geçen Ahmet İzzet Paşa hükümeti, İngilizler aracılığıyla Anlaşma (itilaf) devletlerinden barış istedi. Bahriye Nazırı Rauf Beyin başkanlığındaki Osmanlı kurulu ile Anlaşma devletleri adına İngiliz Amirali Caltrop , Limni Adasının Mondros limanında yapılan Mondros Ateşkes Antlaşması Mebusan Meclisi tarafından oybirliği ile kabul edilmiştir. İmzalanma nedenleri:
Almanyaânın yenilmesi, Alman desteği olmadan Osmanlı Devletinin savaşı sürdürecek gücünün olmaması
Wilson İlkelerinin yayınlanması
İngilizlerin hoşgörüsüyle daha sonra kârlı bir barış antlaşmasının imzalanacağının sanılması
Padişahın, İngilizlerin yardımıyla saltanatı ve halifeliği korumak istemesi
Not: Padişah V.Mehmet Reşat Birinci Dünya Savaşının son yılında ölmüş, yerine VI.Mehmet Vahdettin geçmiştir.
Mondros Ateşkesinin koşulları:
1-İstanbul ve Çanakkale Boğazları açılacak ve bu yerlerdeki askeri üsler İtilaf devletlerince işgal edilecektir.
2-Ordu terhis edilecek, orduya ait silahlar, taşıtlar, cephane ve donatım İtilaf devletlerine teslim edilecektir.
3-Donanma İtilaf devletlerinin gösterecekleri limanlarda göz altında tutulacaklardır.
4-Osmanlı Devleti müttefikleriyle olan bütün ilişkilerini kesecektir.
5-Toros tünelleri, İtilaf devletleri tarafından işgal edilecektir.
6-Bütün haberleşme, ulaşım araç ve gereçleri İtilaf devletlerinin denetimi altında bulundurulacaktır.
7-İtilaf devletleri, kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa, herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecektir. (7.madde)
8-Anlaşma imzalandığında, Anadolu dışında bulunan Türk askerleri en yakın İtilaf devleti askeri birliklerine teslim olacaktır.
9-Vilayet-i Sitte denilen Doğu Anadoluâdaki altı ilde (Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Sivas ve Bitlis) karışıklık çıktığı takdirde İtilaf devletleri bu illerin herhangi bir bölümünü işgal edebileceklerdir.
Antlaşmanın Önemi:
Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti fiilen sona ermiştir.
Kayıtsız şartsız teslim belgesi özelliği taşıyan bu antlaşma, Osmanlı ülkesinin bütünüyle işgal edilmesine elverişli ortam hazırlamaktaydı.
Boğazların işgali ile Anadolu ve Rumeli bağlantısı kesilecek İstanbulâun güvenliği de tehlikeye düşecekti. Osmanlı Devletinin boğazlar üzerindeki egemenliği sona ermiş olacaktır.
Ordunun büyük bir bölümü terhis edilip silahlarına el konulacaktı. Bu uygulama ile Osmanlı Devleti, savunma gücünden yoksun bırakılacaktı.
7.maddenin uygulanmasıyla, Wilson ilkelerine göre Türklerin denetiminde kalması gereken Anadolu toprakları da İtilaf devletleri tarafından işgal edilmiştir.
24.maddenin uygulanmaya çalışılması sonucunda doğudaki Ermeniler bağımsız bir devlet kurmak amacıyla ayaklanmışlardır.
Toros tünellerinin işgali, telgraf, telefon ve telsizin denetim altında tutulması ülkenin tümüne yönelik işgalin ilk işaretleridir.
Mondros Ateşkes Antlaşmasının Uygulanması
Kısa bir süre sonra;
İngilizler: Musul, Antep, Urfa, Maraş, Batum, Karsâı işgal etmişler, Samsun ve Merzifonâa asker göndermişlerdir.
Fransızlar: Dörtyol, Mersin ve Adana yöreleri ile Afyonâu işgal ettiler.
İtalyanlar: Antalya, Bodrum, Kuşadası, Marmaris, Konya çevresine asker çıkarmışlardır.
13 Kasım 1918âde İtilaf devletleri gemileri İstanbul limanına demir attı. İstanbul fiilen işgal edildi.
Not: İşgaller karşısında padişah VI.Mehmet Vahdettin Kanun-i Esasiyeânin maddesine dayanarak âzorunlu siyası sebeplerden dolayıâ Meclis-i Mebusanâı feshetmiş, böylece meşruti idare süresiz olarak kaldırılmıştır.(21 Aralık 1918)
Osmanlı İmparatorluğunun Paylaşılması Tasarıları
Anlaşma (itilaf) Devletleri Birinci Dünya Savaşı sırasında yaptıkları gizli antlaşmalarla Osmanlı İmparatorluğunu kağıt üzerinde paylaşmışlardır. Bundan dolayı Mondros Ateşkes antlaşmasının çok ağır koşullar taşıması bir rastlantı değildir.
İngiltere; Fransa ve Rusya aralarında Sykes Pykot Antlaşmasını imzalamışlardır. (1916) Antlaşmaya göre
İngiltereâye; Ürdün ve Irak,
Fransaâya Suriye, Kuzey Irak ve Mersinâden Mardinâe kadar uzanan iç bölgeler,
Rusyaâya; Boğazlar ve Doğu Anadolu verildi.
Not: Bu paylaşma planında Rusyaânın Birinci Dünya Savaşından çekilmesiyle değişiklik olmuştur. İtilaf Devletleri Boğazlarda uluslararası bir komisyon kurmayı, Doğu Anadoluâda ise kendilerine bağlı uydu bir Ermeni devleti yaşatmayı planlamışlardır.
Paris Barış Konferansı (18 Ocak 1919)
Toplanma amacı: İtilaf Devletleri, I.Dünya Savaşından yenik ayrılan devletlerle yapacakları antlaşmaların esaslarını saptamak amacıyla toplanmışlardır. 32 devletin temsilcileri katılmıştır. Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristanâla imzalanacak barış antlaşmaları hazırlanmıştır.
Konferans sürerken İngiltere, Batı Anadoluâdaki müslümanların, hristiyanları katletmek üzere olduklarını ileri sürmüş ve Rumların sayıca fazla olduklarını bahane ederek Amerikan delegelerini etkilemiş Anadoluânun paylaşılmasına Yunanistanâı da ortak etmiştir. Bunun nedenler:
1-İngiltereânin Doğu Akdenizâdeki çıkarlarını sürdürmek istemesi
2-Batı Anadoluâda çıkarları bulunan İngilizlerin İtalyaâya güvenememesi, İtalya gibi güçlü bir devlet yerine kukla Yunanistanâı tercih etmesi
3-Yunanlıların, Ege bölgesinin kendilerine ait olduğu ve bu bölgede nüfus yoğunluğuna sahip oldukları şeklinde propaganda yapmaları
Yukarıda sıralanan nedenler İtalyaânın İtilaf Devletleriânden kopma sürecini başlattı.
Azınlıkların Çalışmaları
Anlaşma Devletleriânin işgalleri Rum ve Ermeni azınlıkları da harekete geçirdi. Anlaşma Devletleri kendi işgallerini nasıl Mondros Ateşkes Antlaşmasına dayandırıyorlarsa; Rum ve Ermeni azınlıklar da Türk yurdundan pay istemek için Wilson ilkelerini kendilerine dayanak aldılar.
Wilson İlkeleri:
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilson, savaşa girerken bir bildiri yayınlamıştı. Bu bildiri ile İttifak (Bağdaşma) devletlerine güvenceler vererek savaşın bir an önce bitmesi için bazı temel ilkeler belirleniyordu. Bu ilkelere göre;
1-Savaş sonunda, yenenler yenilenlerden toprak almayacaklar.
2-Yenenler yenilenlerden savaş tazminatı istemeyecekler
3-Anlaşmazlıkları barış yoluyla çözümlemek için uluslararası bir örgüt oluşturulacak
4-Devletler arasında gizli antlaşmalar yapılmayacak
5-Osmanlı Devleti ile ilgili maddesine göre;
Osmanlı İmparatorluğunun Türk bölgelerine kesin egemenlik tanınmalıdır. Ancak, Türk egemenliğinde yaşayan başka uluslara da kendi kendini yönetme hakkı verilmelidir.
Boğazlar her devlete açık olmalıdır.
Wilson ilkeleri, Osmanlı Devletinin durumunu belirlemek için nüfus ölçüsünü ortaya atmıştır. İşte Rum ve Ermeni azınlıklar bu ölçüyü kendi çıkarlarına yorumlayarak çalışmalara giriştiler. Hiçbir ilde Rumlar ve Ermeniler çoğunluk oluşturmadıkları halde belli bölgelerde âçoğunluktayızâ savlarıyla ortaya çıktılar.
İzmirâin İşgali (15 Mayıs 1919)
Paris Barış Konferansında, İngilizlerin isteğiyle Anadoluânun paylaşılmasına ortak edilen Yunanistan konferansta alınan kararlar gereği İzmirâe asker çıkarıp, işgal etmiş ve binlerce Türkün öldürülmesine neden olmuştur.
Padişah ve İstanbul Hükümetinin işgaller karşısında kayıtsız kalmaları üzerine tüm yurtta işgalleri kınayan miting ve gösteriler yapılmıştır. Yunan ordusunun işgali iç bölgelere kaydırması sonucunda Kuva-i Milliye oluşmaya başlamıştır.
İzmirâin işgali; Türkler arasında birleştirici bir etki yapmış, ulusal bilincin uyanmasına ve hızla yayılmasına neden olmuştur.
Osmanlı Devletinde Siyasi Gelişmeler ve Cemiyetler
Osmanlı Devletinin I.Dünya Savaşından çekilmesinden sonra, ülkeyi savaşa sokan İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri yurdu terketmişlerdir. Sadrazamlığa Ahmet İzzet Paşa getirilmiştir. Sadrazam padişahla itilaf devletlerine karşı izlenecek politikada anlaşmazlığa düşmüşlerdir. Ahmet İzzet Paşa görevden çekilmiş, yerine atanan Tevfik Paşa hükümeti kurmuştur. Bir süre sonra o da görevden ayrılmış ve yerine padişahla aynı görüşleri paylaşan Damat Ferit Paşa gelmiştir. Yeni sadrazam padişah gibi düşünüyor İngiltereânin koruyuculuğunu sağlamaktan başka çıkar yol olmadığını açıkça söylüyordu. Damat Ferit Paşa hükümetinin bu tutumu Mustafa Kemal Paşaânın Amasya Genelgesindeki âHükümet görevlerinin gereklerini yerine getiremiyor. Bu durum ulusumuzu yok tanıtıyor.â yargısının gerekçesini oluşturacaktır.
Ulusal Varlığa Zararlı Cemiyetler
1-Azınlıkların kurduğu zararlı cemiyetler
a-Mavi Mira Derneği:
Rum kilisesinin desteğindeki bu derneğin amacı İstanbul, Bursa, Bandırma, Tekirdağ, Kırklareli yörelerindeki Rum azınlığı, örgütlemek, silahlandırmak, çeteler kurmak, Yunanistan yararına kamuoyu yaratmak ve Türk halkına karşı çete savaşını sürdürmektir. Göçmenler komisyonu, Rum okullarının izcilik kolları, Yunan Kızılhaç örgütü, bazı yabancı okullar Anadoluâdaki Rum kiliseleri bu derneğin direktifleri ile çalışmaktadır.
b-Pontus Rum Derneği:
Yeniden canlandırılan Etnik-i Eterya derneği ile birlikte, Doğu Karadeniz illerindeki çalışmalarını yoğunlaştırıyordu. Bu bölgede ayrı bir Rum devleti kurmak istemiştir.
c-Ermenilerin Kurduğu Cemiyetler
Ermeni patriği Zevan efendi Rum dernekleri ile beraber çalışarak bir Rum-Ermeni birliği komitesi oluşturmuştur. Ermeni örgütleri Doğu Anadoluâda geniş bir bölgeyi içine alacak bir Ermeni devleti amaçlıyordu. Özellikle ABD ve Fransaâdan destek görüyordu. (Hınçak ve Taşnak Cemiyetleri)
2-Türklerin Kurduğu Zararlı Cemiyetler
a-Sulh ve Selameti Osmaniye Fırkası:
Vatanın kurtuluşunun, padişahın ve halifenin buyruklarına sıkı sıkıya uymakla mümkün olacağına inanan bir cemiyettir. İngilizlerden maddi destek görmüştür.
b-Kürt Teali Cemiyeti:
Amacı Wilson ilkelerinden faydalanarak bağımsız Kürdistan devletini kurmaktır. Dernek ulusal kurtuluş hareketine karşı çıkmıştır.
c-Teali İslam Cemiyeti:
Halifenin buyruklarına ve şeriat kurallarına uymakla Osmanlı Devletinin kurtulacağını savunur. İstanbulâda medrese öğrencileri tarafından kurulmuştur. Konyaâda da şubeler açmıştır.
d-Wilson İlkeleri Cemiyeti:
Bu cemiyetin kurucuları Amerikan mandasına taraftardırlar.
e-Hürriyet ve İtilaf Fırkası:
1911 yılında İttihat ve Terakki Cemiyetine karşı kurulan bu parti, Mondros Ateşkes antlaşmasından sonra ulusal mücadeleye karşı olan cemiyetleri bünyesinde toplamıştır.
f-İngiliz Muhipler (Sevenler) Cemiyeti:
İngiliz gizli servisince yönlendirilen dernek, İngiltereânin doğu siyasetini destekler. Merkezi İstanbulâdu. İngiltere ile Osmanlı saltanatı arasındaki ilişkileri kuvvetlendirmek amacıyla kuruldu. Çalışmaları Hürriyet ve İtilaf fırkasınca desteklendi. Asıl amacı, ulusal direniş girişimlerini yok etmektir.
Ulusal Cemiyetler
Ortak özellikleri
1-Bölgesel amaçlarla kurulmuşlardır.
2-Yayın yoluyla bulundukları bölgelerde, Türklerin çoğunlukta olduklarını dünya kamuoyuna duyurarak işgallerin haksızlığını savunmuşlardır.
3-İşgalleri ve azınlık faaliyetleri engellemek amacıyla kurulmuşlardır.
4-Birbirlerinden kopuk ve bağımsız hareket etmişlerdir.
5-Gerekirse silahlı mücadele başvurma kararı almışlardır.
6-Ulusal bilincin gelişmesine, yayılmasına, canlı tutulmasına kaynak olmuşlardır.
7-Sivas kongresinde (7 Eylül 1919) Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleşerek ulusal nitelik kazanmışlardır.
a-Trakya Paşaeli Cemiyeti:
Edirne merkezidir. Trakya ve Marmaraânın Yunanistanâa verilmesini önlemeye ve bölgedeki azınlıkların yıkıcı faaliyetlerini engellemeye çalışmışlardır. Silahlı direniş hazırlıkları yapmıştır.
b-İzmir Müdafaa-i Hukuk-i Osmaniye Cemiyeti:
İşgalden önce İzmirâde kurulan bu cemiyet, İzmirâin ve Batı Anadoluânun Yunanistanâa verilmesini engellemeye çalışmış, düşman işgaline silahla karşı koymayı ilke olarak kabul etmiştir. Bölgesel direnme kuruluşlarına silah, cephane sağlamakta yardımcı olmuştur.
Cemiyet ismini İzmirâin işgal edileceği haberinin alınması üzerine âİzmir Reddi İlhak Cemiyetiâ olarak değiştirmiştir.
c-Kilikyalılar Cemiyeti:
İstanbulâda kuruldu. Amacı, Adana ve çevresindeki düşman işgallerine karşı, direniş hareketlerini teşkilatlandırmaktır.
d-Trabzon Muhafaza-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti:
Trabzon ve çevresinin Rumlara verilmesini ve Pontus Rum devletinin kurulmasını önlemek için kuruldu.
e-Şark İlleri Müdafaa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti:
Genel merkezi İstanbulâda olan bu cemiyet Erzurum ve Elazığâda şubeler açmıştır.
Doğu illerimizin Ermenilere verilmesini engellemek amacıyla kuruldu.
Ermeniler lehine yapılan propagandaları engellemek için çalışmıştır.
Hiçbir şekilde göç edilmemesini, Doğu Anadoluânun tarihi ve kültürü ile Türk yurdunun ayrılmaz bir parçası olduğunu savunuyordu.
Daha sonra Erzurum Kongresinin toplanmasını sağlamıştır.
Kurtuluş Savaşı
Kurtuluş Savaşı
Nutuk 15-20 Ekim 1927âde Cumhuriyet Halk Fırkasının Ankaraâdaki ikinci kongresinde okunmuştur.
A-Hazırlık Dönemi
1-Kuvayi Milliye Hareketi
a-Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşından yenik ayrılmıştır.
b-Mondros Ateşkes antlaşmasını imzalamıştır.
c-Ordunun büyük bir kısmı terhis edilmiş, elinden silahları alınmış, vatan savunma gücünden yoksun bırakılmıştır.
d-Osmanlı Hükümeti, bu olumsuz gelişmeler karşısında kayıtsız kalmış, işgal devletleriyle işbirliğine gitmiştir.
Bu sebepler milletin tepkisine yol açmış Kuvayi Milliyeânin (Ulusal Kuvvetlerin) oluşmasına neden olmuştur.
Vatanı koruma ve bağımsız yaşama duygusunu harekete geçirdi. Ulusal derneklerin miting ve yayın yoluyla, mahalli kurtuluş birliklerinin silahlı, işgal kuvvetlerine karşı başlattıkları direnme hareketlerine Kuvayi Milliye Hareketi denir. Bu hareketin özel amacı sadece belli bir bölgenin kurtarılmasına yöneliktir.
Kuvayi Milliye Birlikleri
a-Düzenli bir ordu niteliğine sahip değildi. Eli silah tutan herkesin katıldığı küçük silahlı gruplardı.
b-Düşman ordusunu yıpratarak ilerleyişlerini yavaşlatmışlardır.
c-İçinde önceden dağıtılmış ordu mensupları ve her kesimden halk vardı.
d-Düzenli ordu kurulması aşamasına kadar askeri boşluğu doldurmuşlardır.
e-TBMMâye karşı çıkan ayaklanmaların bastırılmasında etkin rol oynamışlardır.
f-Ulusal bilincin uyandırılmasını sağlamışlardır. Ortak düşünce, vatan topraklarını savunmak ve Türk ulusunu onuruyla yaşatmaktı.
Not: Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasından sonra 1918âde Trakyaânın yunanlılarca işgaline karşı koymak amacıyla âTrakya Paşaeli Cemiyetiâ kuruldu. Bu dernek, düşman hareketlerine karşı kurulan ilk hareketi oluşturmuştur. İzmirâin işgalinden sonra ise bu tür dernekler ve silahlı direnişçilerin sayıları artmış, bunların tümüne âKuvayi Milliyeâ denilmiştir.
2-Batı Cephesinin Kurulması
Yunanlılar İzmirâi işgal ettikten sonra; Yunan birlikleri Menemen, Manisa ve Turgutluâya girdiler. Milli kuvvetlerin direnmesiyle karşılaştıkalrı için daha fazla ileriye gidemediler.
Güneye doğru ilerleyen düşman kuvvetleri Aydın ve Nazilliâye girmişlerdir.
Bir yandan da denizden çıkardıkları kuvvetlerle Ayvalıkâı işgal etmişlerdir.
Menemen üzerinden hareket eden düşman birlikleri Bergamaâyı işgal etti.
Düşmana karşı direnmenin giderek artması, bazı bölgelerde zafer sayılabilecek başarıların kazanılması, ulusal bilincin güçlenmesine yardımcı olmuştur. 1919 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında Balıkesir ve Alaşehir âde toplanan Milli kongrelerle Batı Anadoluâdaki Kuvayi Milliye birliklerinin insan ve malzeme açısından desteklenmesine ve ortak bir cephe oluşturulmasına çalışılmıştır.
Bu çalışmalar sonucunda Yunanlılar karşısında Ayvalık kıyılarından başlayıp Soma, Akhisar, Salihli, Nazilli kasabalarının batısından geçen bir hat üzerinde ulusal bir cephe (Batı Cephesi) oluşturulmuştur.
Sivas Kongresinde alınan karar sonucu 9 Eylül 1919âda Ali Fuat (Cebesoy) Paşa Batı Anadoluâdaki Kuvayi Milliye birliklerine komutan olarak atanmıştır.
3-Mustafa Kemalâin Samsunâa Çıkışı (19 Mayıs 1919)
Mustafa Kemalâin Samsunâa çıkışından TBMMânin açılışına kadar geçen süre ulusal mücadelenin hazırlık dönemini oluşturur ve kongreler dönemi olarak adlandırılır.
Mustafa Kemal; İstanbulâun resmen olmasa da işgal altında bulunmasından dolayı kurtuluşun ancak Anadoluâda gerçekleştirileceğine inanıyordu.
30 Nisan 1919âda 9.Ordu müfettişliğine atanan Mustafa Kemalâin padişahça bu göreve getirilmesinin nedenleri şunlardır.
1-Birinci Dünya Savaşına Osmanlı Devletinin girmesine neden olan İttihatçı asker kadro ile ters düşmesi ve bu kadroyu eleştirmesi
2-İstanbulâa geldikten sonra padişah ve çevresinde güven verici bir izlenim bırakması, o dönemin ünlü komutanlarından biri olması
3-İstanbul hükümetinin, Doğu Karadenizâde Pontuscu rumlara karşı sivil direnişçilerle birleşen askerler üzerinde Mustafa Kemalâin caydırıcı bir etki yapacağını düşünmesi
Mustafa Kemalâin gerçekleştirmek istediği temel amaç nedir?
Türk halkını, tehlikelere karşı uyarıp halkı örgütlemek ve bağımsızlık mücadelesini başlatarak kayıtsız şartsız ulus egemenliğine dayanan bağımsız bir Türk Devleti kurmaktır.
Bölgedeki tüm askeri ve sivil makamlara emir verme yetkisi olan Mustafa Kemal Samsunâda;
a-Bütün yurttaki orduların ve silahların anlaşma devletlerine teslimini engellemeye çalıştı.
b-Müdafaa-i Hukuk gruplarıyla ilişki kurarak âbölgesel kurtuluşâ görüşünü ulusal bir niteliğe ve birliğe yükseltmeye çalıştı.
19 Mayıs-25 Mayıs 1919 tarihleri arasında Samsunâda kalan Mustafa Kemal, İngilizlerin denetimindeki bir şehirde istediklerini yapamayacağı için 25 Mayısâta Havzaâya geçti. Burada;
1-Anadoluâda dağınık bulunan birliklerin komutanlarını kendisine bağladı.
2-Ateşkes hükümlerine göre askerlerin terhislerini önlemeye çalıştı.
3-Yurdun her köşesinde mitingler düzenlettirme yolunda buyruklar verdi.
4-Yapılacak mitinglerde azınlıklara kötü davranılmamasını istedi.
Mustafa Kemal Paşa, hem ordunun hem de ulusun savaşa hazır hale getirilebilmesi amacıyla çeşitli komutanlarla (Erzurum-Kazım Karabekir, Sivas-Rıfat Bele, Ankara-Ali Fuat Cebesoy) görüş birliğine varmıştır.
4-İşgallere Karşı İlk Direniş
İşgal kuvvetlerine karşı ilk direniş Güney cephesinde Dörtyolâda başladı. 19 Aralık 1918 halk, Fransızlara silahla karşı koydu.
5-Amasya Genelgesi â 22 Haziran 1919
12 Haziran 1919âda Amasyaâya geçen Mustafa Kemal, burada hazırladığı genelgeyi tüm valiliklere ve ordu komutanlıklarına göndermiştir. Genelgenin halk üzerindeki etkisini artırmak amacıyla Rauf Orbay, Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoyâa da imzalatmıştır.
Mustafa Kemal bu genelge ile, ülkenin içinde bulunduğu durumu, İstanbul hükümetinin tutumunu, bu durumdan nasıl kurtulabileceğimizi ve yapılacak işleri şöyle belirlemiştir:
1-Vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir.
2-İstanbulâdaki hükümet üstlendiği sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum ulusumuzu yok olmuş gibi göstermektedir.
3-Ulusun bağımsızlığını yine ulusun dayanma gücü ve kararlığı kurtaracaktır.
4-Ulusun durumunu gözden geçirmek ve hak isteyen sesini dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden uzak bir ulusal kurulun varlığı gereklidir.
5-Anadoluânun her yönden en güvenli yeri olan Sivasâta ulusal bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır.
6-Bunun için tüm illerin her bölgesinden ulusun güvenini kazanmış üç delegenin seçilerek olabildiğince hızla yetişmek üzere, hemen yola çıkarılması gerekmektedir. Her olasılığa karşı, durumun ulusal bir sır olarak saklanması gereklidir.
7-Ulusal kongreye katılacak delegelerin seçimini Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak dernekleri ile belediyeler yapacaklardır.
8-Askeri ve ulusal birlikler hiçbir biçimde dağıtılmıyacaklardır.
Önemi:
1-Kurtuluş Savaşının amacını, gerekçesini ve yöntemini açıklamıştır.
Amacı: Yurdu kurtarmak
Gerekçe ve yöntemi: İstanbul hükümetinin görev yapmaması nedeniyle ulusun kendi kendini kurtarmak zorunda olması
2-Kurtuluş savaşı için atılmış ilk önemli adım olup, Türk ulusu ilk kez hem Anlaşma devletlerine hem de Osmanlı hükümetine karşı ayaklanmaya davet edilmiştir. Bir âihtilal beyannamesiâ niteliğindedir.
3-Türk halkına, ulusal egemenliğine kavuşması için yapılan bir çağrıdır. İlk kez ulusal egemenlik ilkesinden söz edilmiştir.
4-Kurtuluş çalışmaları için ulusal kurulun gerektiği, kongreler yoluyla örgütlenme kararlaştırılmıştır. Çözümler önerilmiştir.
İngilizlerin baskısı sonucunda 23 Haziranâa Mustafa Kemal 9. Ordu müfettişliğinden alınmış ve kendisiyle hiçbir ilişkiye girilmemesi, sözünün dinlenmemesi bütün ülkeye duyurulmuştur.
Mustafa Kemal 8-9 Temmuz 1919âda askerlik mesleğinden ayrıldığını İstanbulâa bildirmiştir.
6-Erzurum Kongresi (23 Temmuz-7 Ağustos 1919)
Mondros Ateşkes Antlaşmasının bir maddesine göre, Doğu Anadoluâdaki altı ilde karışıklıklar çıktığı takdirde bu yerler işgal edilebilecekti. Bu maddede asıl amaç, Doğu Anadoluâda Ermenilere yurt sağlamaktı.
Doğu illerinin haklarının savunulması gerekiyordu. Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti bu amaçla kuruldu. Cemiyet oluşacak tehlikelere karşı mücadelenin yöntem ve hedeflerini belirlemek için bir kongre toplamaya karar verdi.
Bitlis, Erzurum, Sivas ve Trabzon delegelerinin katılmasıyla toplanmıştır. 23 Temmuz 1919âda toplanan kongre Mustafa Kemalâi Kongre başkanlığına seçti. 14 gün süren kongrede bir âtüzükâ ile bir âbildiriâ hazırlandı. Alınan kararlar:
1-Ulusal sınırlar için vatan bir bütündür, bölünemez.
2-Ne türlü olursa olsun, yabancıların topraklarımıza girmesine ve işlerimize karışmasına karşıyız. Ve Osmanlı hükümetinin dağılması halinde , ulus birlikte direnecek ve yurdu savunacaktır.
3-Yurdun ve bağımsızlığının korunmasına ve güvenliğin sağlanmasına İstanbul hükümetinin gücü yetmezse, amacı gerçekleştirmek için, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri ulusal kongrece seçilecektir. Kongre toplanmamışsa bu seçimi Temsilciler kurulu yapacaktır.
4-Ulusal gücü etken ve ulusal iradeyi egemen kılmak temel ilkedir.
5-Hıristiyan azınlıklara siyasal egemenliğimizi ve toplumsal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.
6-Yabancı devletlerin koruyuculuğu ve güdümü kabul edilemez.
7 Ağustos 1919âda kongre Mustafa Kemal başkanlığında, dokuz kişilik bir temsil heyetini seçerek çalışmalarına başladı.
Önemi:
1-Ulusal sınırlar içinde vatanın bir bütün olduğu ve milli güçlerle ulusal egemenliğin sağlanması gerektiği ilk defa Erzurum kongresinde kararlaştırılmıştır.
2-Amacı, toplanış şekli, niteliği bakımından bölgesel olmakla beraber işgallere karşı, yurdun her yanında mücadele edilmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Bu nedenle, ulusal nitelikli, ulusal egemenliğin gerçekleştirilmesini esas alan ilk kongredir.
3-İlk kez yeni bir devletin kurulması düşüncesi belirtilmiştir.
4-İlk kez manda ve himaye fikri reddedilmiş, ilk kez yabancı ve azınlıklara ayrıcalıklar verilmeyeceği açıklanmıştır.
5-Sivas kongresine ışık tutmuş, ana ilkeleri saptayarak yaygınlaştırmış, Misak-ı milli kararlarına öncülük etmiştir.
7-Balıkesir Kongresi (26-30 Temmuz)
Toplanış amacı ve aldığı kararlar bakımından bölgesel bir kongredir. Yunanlılara karşı mücadele etmek amacıyla toplanmıştır. Ege Bölgesindeki direnişin örgütlenmesinde etkili olmuş, padişaha bağlılık bildirilmiştir. Amasya genelgesini onaylamıştır.
8-Alaşehir Kongresi (15-25 Ağustos 1919)
Balıkesir ve Erzurum kongresi sonuçlarını görüşmek için toplanmıştır. Bölgesel nitelikte bir kongredir.
1-Amasya Genelgesi kararlarına uyulması onaylanmıştır.
2-Batı Anadoluâda Yunanlılara karşı direnilecek, silahlanma, askere alınma gibi her türlü işlem yapılacaktı.
3-Gerekirse anlaşma devletlerinden de yardım istenecekti.
4-Sivas kongresi katılma konusunda kongre üyeleri pek olumlu düşünmemiştir.
9-Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)
Amasya Genelgesinde alınan karar doğrultusunda Eylülâde çalışmalarına başladı.
Sivas kongresinde;
1-Vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığının sağlanması konusunda, Erzurum kongresinde alınmış olan kararlar aynen kabul edildi.
2-Türk vatanının parçalanmasını önlemek için Anadolu ve Rumeliâde etkin olan direniş örgütleri âAnadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetiâ adı altında birleştirilmiştir.
3-Kongre Mustafa Kemalâin başkanlığında bir Temsil Heyeti seçerek çalışmalarını tamamladı. Temsil Heyetiâne, kongre adına görev yapma yetkisi verildi.
4-Yayın yoluyla propaganda için İrade-i Milliye Gazetesinin çıkarılması kararlaştırılmıştır.
5-Padişah tarafından kapatılan Osmanlı Mebuslar Meclisinin toplanmasına çalışılacağı belirtilmiştir.
6-Batı Anadoluâda Kuvayi Milliye komutanlığına Ali Fuat Paşa getirilmiştir.
Önemi:
1-Ulusal derneklerin birleştirilmesiyle kuvvetlerin bir merkezden aynı amaç doğrultusunda yönlendirilmesi sağlandı.
2-Bağımsızlık için manda gibi isteklerden vazgeçilmiştir.
3-İstanbulâdaki hükümetin tutumuna karşı kesinlikle cephe alınmış ve padişaha Meclis-i Mebusanâı toplaması için baskıda bulunulmuştu.
4-Sivas Kongresi amacı, toplanış biçimi ve aldığı kararlarla ulusal bir kongredir.
5-Temsil Heyetini oluşturarak TBMM açılana kadar, Anadolu hareketini yürütme görevini üstlenmiştir.
6-Ali Fuat Paşanın atanmasıyla ilk kez yürütme gücünü kullanmıştır.
7-Taşıdığı özellikleriyle milli egemenliğin gerçekleştirilmesinde önemli bir adım atmıştır.
8-Sivas Kongresinde Temsil Heyetinin sayısı 16 kişiye çıkarılarak âHeyet-i Temsiliye vatanın Heyet-i Umumiyesini temsil eder.â kararı alındı.
10-Osmanlı Hükümetleri ve Temsil Heyeti
Mustafa Kemal İstanbulâda yasal bir hükümet kuruluncaya kadar Anadolu ile İstanbulâun resmi haberleşmesinin kesilmesini emretti. Hükümetle ilgili yazışmaların Sivasâtaki Temsil Heyeti ile yapılmasını ilgililere bildirdi. Bunun üzerine fazla direnemeyen Damat Ferit Paşa, istifa etmek zorunda kaldı. 4 Ekim 1919âda yerine Ali Rıza Paşa atandı. Böylece Sivas Kongresinde öngörülen hedeflerden biri gerçekleşmiş oluyordu.
11-Amasya Görüşmesi (20-22 Ekim 1919)
Amasya Görüşmeleri İstanbul Hükümetinin temsilcileriyle Anadolu arasında geçmiştir. Şu konularda anlaşmaya varıldı.
1-Türk vatanının bağımsızlığı ve bütünlüğü korunacaktır.
2-Müslüman olmayan topluluklara siyasi egemenlik ve sosyal dengemizi bozacak nitelikteki haklar verilmeyecektir.
3-Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetiânin hukuki varlığını İstanbul hükümeti tanıyacaktır.
4-Mebuslar Meclisi, Anadoluâda İstanbul hükümetinin uygun göreceği güvenilir bir yerde toplanacaktır. Milletvekili seçimi serbest ve müdahalesiz yapılacaktır.
Önemi:
1-İstanbul hükümetinin, Anadolu hareketini tanıdığını gösteriyor.
2-Mustafa Kemal, Temsil Heyetiâni yeni bir devletin hükümetiymiş gibi Osmanlı Hükümetinin karşısında oturtmuş ve isteklerinin çoğunluğunu kabul ettirmiştir. Temsil Heyetinin hem nüfuzunu hem de güvenilirliğini artırmıştır.
3-O dönem kadar Anadoluâya katılmakta tereddüt edenlerin kesin karar vererek, Anadolu hareketlerine katılmaları hızlanmıştır.
Belirtilen kararları İstanbul Hükümeti kabul etmedi.
12-Temsil Kurulunun Ankaraâya Gelmesi (27 Aralık 1919)
Meclise katılacak mebuslarla görüşmek üzere Ankaraâya giden Atatürk, bu arada Temsilciler Kuruluânun Sivasâtan Ankaraâya taşınmasına karar verdi.
Ankaraânın merkez seçilme nedenleri:
1-Anadoluânun her yeriyle haberleşme ve ulaşımın yeterli olması
2-İstanbulâa yakın olması, hükümet çalışmalarının kolayca izlenebileceği
3-Cephelere yakın olması, Kuvayi Milliye ile iletişim sağlayabilecek konumda olması
4-Ankara henüz işgale uğramamış güvenli bir konumdaydı.
Ankara ulusal mücadelenin merkezi oldu. Burada alınan kararlar yurdun her tarafında yankılanmaya, bağımsızlık savaşı da adım adım amacına ulaşmaya başladı.
13-Meclisi-i Mebusanâın Açılması
Seçimler yapılıyordu. Müdafaa-i Hukuk Cemiyetiânin adayları her yerde kazanıyordu. Mustafa Kemal Erzurum milletvekili seçilmiştir.
Mustafa Kemal, Meclis-i Mebusanâdan Müdafaa-i Hukuk grubunun oluşmasını ve İstanbulâa gitmemesine rağmen kendisinin meclis başkanı seçilmesini istemiştir. Böylece Anadoluâdaki ulusal hareketin Meclisi Mebusana egemen olduğu anlatılmış olacak ve Müdafaa-i Hukuk grubunun öncülüğünde yurdun kurtarılması için kararlar alınacaktı.
Meclis 12 Ocak 1920âde toplandı.
Mustafa Kemal başına getirilmemiş, Müdafaa-i Hukuk grubu yerine âFelah-ı Vatanâ (Vatanın Kurtuluşu) grubu oluşmuştur. Reşat Hikmet Bey de meclis başkanlığına seçildi.
28 Ocak 1920âde âMisak-ı Milliâ (Ulusal And) kabul edildi.
Not: Misak-ı Milli, Amasya Genelgesinden beri yapılan hazırlıkların, oluşan bilincin son Osmanlı Parlamentosuânda benimsenmesidir.
Misak-ı Milliânin kapsamı:
1-30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi imzalandığı andaki sınırlar esas alınarak kabul edilecektir. Düşman kuvvetlerinin işgali altında bulunan, çoğunluğu Arap olan yerlerin kaderi, ora halkının serbestçe vereceği karara bağlı kalacaktır.
2-Halkın oyu ile Anavatana katılan Kars, Ardahan, Artvin için gerekirse tekrar oylama yapılacaktır.
3-Batı Trakyaânın hukuki durumu, ora halkının serbestlikle beyan edeceği oya uygun olacaktır.
4-İstanbul ve Marmara her türlü tehlikeden uzak tutulursa, boğazların dünya ticaretine açılması mümkün olacaktır.
5-Azınlıkların hakları, komşu ülkelerdeki müslüman halkın haklarının korunması koşuluyla kabul edilecektir.
6-Milli ve ekonomik gelişmemizi sağlamak amacıyla, tam bir bağımsızlık sağlanması gerekir. Kapitülasyonlar kaldırılmalıdır. Bunlar kabul edilmezse barış yapmak imkansızdır.
Önemi:
1-Milli ve bölünmez bir Türk ülkesinin sınırları belirlenmiştir.
2-Kongrelerde belirlenen ulusal isteklerin Osmanlı Parlamentosuna yansımasıdır. Bu bakımdan Anadolu hareketinin ilk büyük siyasal zaferidir.
3-Kars, Ardahan, Artvin, Batı Trakya ve Arap topraklarında halk oylamasının yapılması önerilerek, tartışma konusu olan topraklarda, sorunların barışçı yollarla çözümünden yana olunduğu gösterilmiştir.
Misak-ı Milliânin sonuçları:
1-Alınan kararlar, Anlaşma Devletlerini kızdırdı. İstanbul hükümetine karşı baskılarını artırdılar.
2-Ali Rıza Paşa hükümeti görevden ayrıldı, yerine Salih Paşa hükümet kurdu.
3-Kararın geri alınması için milletvekillerine baskı yaptılar. Milletvekillerini tutukladılar.
4-16 Mart 1920âde İstanbul resmen işgal ettiler.
14-İstanbulâun İşgali (16 Mart 1920)
Sonuçları:
1-İstanbulâdan kaçan milletvekilleri, asker, yazar ve memur Ankaraâya gelerek ulusal mücadeleye güç kattılar. TBMMânin toplanması için haklı bir neden ve ortam hazırlandı.
2-Salih Paşa görevinden çekildi, yerine Damat Ferit Paşa tekrar atandı.
3-Osmanlı Mebuslar Meclisi padişah tarafından 11 Nisan 1920âde kapatıldı.
4-Kuvayi Milliye hareketine karşı Kuvayi İnzibatiye (Halifelik Ordusu) oluşturuldu.
5-Saltanat ve halifelik yanlıları bu kurumları kurtarabilmek için ulusal mücadeleyi desteklemeye başladılar.
6-Ulusal mücadeleye karşı bir fetva yayınlandı. (4 Mayıs 1920)
7-Bu işgalle beraber Osmanlı Devleti tarihe karıştı. Bu durum Lozanâda tüm devletlerce kabul edildi.
Not: Mustafa Kemal, İstanbulâun işgali üzerine ilk önlem olarak, bütün illere ve komutanlara gönderdiği telgraflarla, Hıristiyan halka karşı bir tepki olmamasını sağladı. İşgali İstanbulâdaki elçilikler nezdinde protesto etti. İşgalci güçlerin yayınladığı bildirilerin de telgrafhanelerden geri çevrilmesini sağladı.
TBMMânin Açılması (23 Nisan 1920)
TBMM 23 Nisan 1920âde Ankaraâda kurulmuştur.
Bu meclisin temeli Erzurum kongresinde atılmış, Sivas kongresinde de Milli Meclis kurulması yolunda karar alınmıştır.
Meclisin açılmasıyla Temsil Kurulunun görevi sona ermiştir.
Kapatılan Meclis-i Mebusanâın üyelerinden bir kısmı da yeni meclise üye olarak kabul edilmişlerdir.
Meclis başkanlığına Mustafa Kemal seçilmiş, onun teklifiyle Meclis aşağıdaki kararları almıştır.
1-Hükümet kurmak gereklidir.
2-Geçici bir hükümet başkanı tanımak ya da padişah vekili atamak doğru değildir.
3-Mecliste beliren milli iradenin yurdun alın yazısına doğrudan doğruya el koymasını kabul etmek temel ilkedir. TBMMânin üzerinde bir kuvvet yoktur.
4-Yasama ve yürütme görevleri TBMMâye aittir.
5-Meclis içerisinden seçilecek olan bir kurul, hükümet görevi görür. Meclis Başkanı da hükümet başkanıdır.
6-Padişah ve halife, baskı ve zordan kurtarıldığı zaman, meclisin koyacağı yasal kurallar uyarınca durumunu alır.
Kararların önemi:
1-âHükümet kurmak gereklidir.â maddesi ile Meclis kuruculuk niteliğinin bulunduğunu göstermiştir.
2-İkinci madde ile devamlılığını belirtmiştir.
3-âTBMM üstünde bir kuvvet yoktur.â maddesi ile İstanbul hükümetinin hukuken yık saymış, millet iradesi hakim kılınmıştır.
4-TBMM önce yasama ve yürütme sonra da âgaflet, hıyanetâ içinde bulunanlara karşı çıkarılan Hıyaneti-i Vataniye Kanunu ile yargı gücünü aldı. Buna âGüçler Birliğiâ ilkesi denir.
5-Bir ihtilal meclisidir. Millet iradesine dayandığı ve milli egemenlik ilkesini esas aldığı için demokratik karakterde ve yapıdadır.
6-İlk zamanlarda, ulusal birliğin bozulmasını önlemek, padişah ve halife yanlılarını da mücadeleye çekmek amacıyla TBMM bu kurumların durumlarını askıya almış ve her türlü tartışmanın dışında tutmuştur.
7-23 Nisan 1920âde açılıp, 1 Nisan 1923âte seçimlerin yenilenmesine kadar görev yapan meclise I.TBMM denir.Hem millet egemenliğini geliştirmiş hem de Kurtuluş savaşını yönetmiştir.
I.Meclis inkılap olarak sadece saltanatı kaldırmıştır.
TBMM ile İstanbul Hükümeti Arasındaki Mücadele
TBMM ve Anadoluâda kurulan düzeni yıkmak isteyen Damat Ferit, amacına ulaşmak için her türlü yola başvurmuştur. Bunlardan birincisi halkı ayaklandırarak TBMMâyi güçsüz ve yetkisiz bir duruma düşürmek ve etkisiz kılmaktı. İkincisi ise, işgalci devletlerle hemen bir antlaşma yapmaktı. Böylece savaş hali sona ermiş sayılacak, halk yeni bir savaş için uğraşan Mustafa Kemalâi Takip etmeyecek ve çabaları boşa gidecekti.
TBMMâye Karşı Ayaklanmalar
Doğrudan İstanbul Hükümetince Yürütülen Ayaklanmalar
Anzavur ayaklanması
Kuvayi İnzibatiye ayaklanması
İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletlerinin Kışkırtmasıyla Çıkan Ayaklanmalar
Bolu, Düzce, Hendek; Adapazarı ayaklanmaları
Yozgat ayaklanması
Afyon ayaklanması
Konya ayaklanması
Milli Aşireti ayaklanması
Azınlıkların çıkardığı ayaklanmalar
Kuvayi Milliye yanlısı olup saha sonra ayaklananlar
TBMMânin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Tedbirler
TBMMânin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Tedbirler
TBMM varlığını tehdit eden bu ayaklanmaların İstanbul hükümeti ve işgal devletleri tarafından çıkarıldığını biliyordu. Bu nedenle de önlemleri de bunlara yönelik almıştır.
a-İstanbul ile her türlü resmi ilişkilerin ve haberleşmenin kesilmesi
b-İstanbul hükümetinin tüm işlemlerin yok sayılması
c-Şeyhülislamın halkı kışkırtıcı nitelikteki fetvalarına karşılık, Ankara müftüsü (Rıfat Börükçü) nün gerçek vatan hainlerinin İstanbul hükümetinin başında bulunanlar olduğuna ilişkin fetvalarının yayınlanması
d-TBMM ayaklanmaları önlemek ve gücünü artırmak için 29 Nisan 1920âde Hıyanet-, Vataniye kanununu çıkarmıştır.
TBMM, ulusu temsil üstün bir güç olduğundan, ona karşı ayaklananlar sözle bile olsa varlığını inkar edenler vatan haini sayılacak ve cezalandırılacaktı.
İstanbulâdan gelen hiçbir evrak kabul edilmeyecek ve geri gönderilecektir. Buna uymayanlar vatan haini sayılacak ve cezalandırılacaktır.
Bütün bunlar, yeni bir devlet düzeninin kurulduğunun işaretleri olduğu gibi, İstanbulâun Ankara üzerindeki yıkıcı etkilerini silmeye yönelik tedbirlerdir.
Ayaklananları yargılayıp cezalandırabilmek amacıyla TBMM milletvekilleri arasında seçilecek kişilerin oluşturduğu İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur.
Ayaklanmaların bastırılmasında önemli rol oynayan İstiklal Mahkemeleri düzenli ordunun kurulmasında etkili olmuş, Meclis otoritesini sağlanmış, Cumhuriyet ilkelerinin yerleştirilmesinde de çok önemli rol oynamıştır.
Sevr Barış Antlaşması (10 Ağustos 1920)
Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde yenen devletler, yenilen devletlere ağır koşullarda antlaşmalar imzalatırken, Osmanlı Devleti ile ateşkes antlaşması imzalamakla yetinmişlerdir. Ancak 10 Ağustos 1920âde Sevr Barış Antlaşması imzalanmıştır.
İtilaf devletlerinin aralarında anlaşmazlıklar olmasına rağmen bu antlaşmanın imzalanma nedenleri:
1-TBMMânin açılması. Yeni Türk Devletinin kuruluşunun 30 Nisan 1920âde dünyaya duyurulması
2-Anadolu hareketinin güçlenmesi karşısında İstanbul hükümetinin varlığını sürdürebilmek amacıyla anlaşma devletleriyle hemen bir barış anlaşması imzalayarak Anadolu Hareketine son vermek istemesi
3-Anlaşma devletlerinin Anadolu hareketinin güçlenmesi üzerine kendi anlaşmazlıklarının bir kenara bırakmaları
4-İngiltereânin desteklediği Yunan kuvvetlerinin 22 Haziran 1920âde Bursa-Uşak çizgisini aşarak Batı Anadoluâda işgallere başlaması, Trakyaâyı işgal etmeleri üzerine Osmanlı yöneticilerinin telaşa düşmesi
Barış imzalanırsa; savaş sona erecek, halk rahat edecek, Mustafa Kemal de yalnız kalacaktı.
Osmanlı tarihinin kara lekesi olan Sevr Barış Antlaşması 10 Ağustos 1920âde Damat Ferit Paşa tarafından imzalandı.
Anlaşmanın koşulları
1-Boğazlar bütün devletlere daima açık olacak, Türklerin bulunmadığı bir komisyon tarafından yönetilecekti.
2-Ege Bölgesinin büyük bir bölümü ile Doğu Trakya Yunanlılara verilecekti.
3-Doğu Anadoluâda Bağımsız Ermenistan ve Kürdistan isimli iki devlet kurulacaktı.
4-Antalya ve Konya dahil İç Batı Anadolu İtalyaâya verilecekti.
5-Adanaâdan Sivasâa kadar İç Anadolu Fransızlara ait olacaktı.
6-Osmanlı İmparatorluğuna bağlı Suriye, Irak, Arabistan Fransızlarla İngilizler arasında paylaşılacaktı.
7-İç güvenliği sağlamak için 50.000-70.000 kişilik ordu bulundurulabilecek ancak ağır silahlar olmayacaktı.
8-Ekonomik, adli ve mali kapitülasyonlar galip devletlerin çıkarına yeniden düzenlenecek, azınlıklara geniş haklar verilecekti.
9-Osmanlı Devleti anlaşmaya uymazsa, İstanbul elinden alınacaktı.
Özellikleri
Osmanlı Devletini fiilen sona erdirmiştir.
Osmanlı Devletinin imzaladığı son antlaşmadır.
Osmanlı parlamentosunun onayından geçmediği için Kanun-i Esasiye ters düşmüştür. Osmanlı Parlamentosu yurdunun parçalanmasına razı olmayarak Misak-ı Milliyi kabul etmişti. Padişah anlaşmayı imzalayarak milli iradeye de karşı geliyordu.
TBMM ve Türk halkı tarafından kabul edilmediği için yürürlüğe girmemiştir.
Sevrâe Karşı Tepkiler
Sevr Barışına TBMMânin tepkisi çok daha büyük olmuştur.
1-TBMM, 19 Ağustos 1920âde yaptığı toplantıda, Sevr Barışını imzalayanları ve onaylayanları vatan haini ilan etmiştir.
2-Sevr Barışını kesinlikle tanımadığını tüm ilgili devletlere bildirmiştir.
3-Padişah ve Osmanlı yöneticilerinin vatan haini olduklarının anlaşılması halkın direnme gücünü kamçılamış ve ulusal mücadeleye katılım hız kazanmıştır.
İstiklal Mahkemelerinin Kurulması
Olağanüstü yetkiler taşıyan İstiklal Mahkemeleri Hıyaneti Vataniye Kanunu ile 18 Eylül 1920âde kurulmuştur.
1949âda İstiklal Mahkemelerinin kuruluşunu oluşturan kanun kaldırılmıştır.
Düzenli Ordunun Kurulması
Osmanlı İmparatorluğunda ordu gerilemiştir. Modern esaslara dayanan ordu II.Mahmut tarafından kuruldu. Kurulan bu ordu XIX. Yüzyıldaki yenilik hareketlerine öncülük etti. II.Meşrutiyet ordunun eseridir.
8 Kasım 1920âde TBMM ile kurulan devletin buyruğunda Ordu, tekrar örgütlendirilmiştir. Gücünü ulusal egemenlikten alan ordu Kurtuluş Savaşını başarıyla tamamlayacaktır.
Düzenli ordu kurulmasının sebepleri
1-Kuvayi Milliye birliklerinin askerlik yeteneğinden yoksun olması otorite altına alınamaması
2-Olumsuz çalışmaları sonucunda halkın, Kuvayi Milliye birliklerine güven duygusunun azalması
3-Yunan ilerleyişini durdurulamaması Batı Anadoluânun büyük bir kısmının Yunanlıların eline geçmesi
Mustafa Kemal Paşanın TBMMâde yaptığı konuşmalar sonuç verdi. Batı cephesi yeni ordunun ihtiyaçlarına göre Çerkez Ethem birlikleri dışında yeni baştan düzenlendi. Güneyde Kuvayi Milliye birlikleri Fransızlara karşı başarılıydı. Buradaki birlikler düzen ve disiplin altına alındı.
Doğu Cephesi Ermeni Sorunu
1878 Berlin antlaşmasından sonra İngiltere ve Rusyaânın çıkarları doğrultusunda Ermeni ayaklanmaları başladı. Birinci Dünya Savaşı başlayınca Ruslar ülkelerinden getirdikleri Ermeni birliklerini Doğu Anadoluâda kullandılar. Osmanlı ülkesinde yaşayan Ermeniler de Rusların yanında yer almıştır. Doğu Anadoluânun savunmasını zorlaştırdıkları için hükümet orada yaşayan Ermenileri bir başka yere göç ettirdi. (1915 Tehcir Yasası) Ermeniler Suriye ve Lübnanâa yerleştiler. Göç ettirilen Ermenilerin bir bölümü savaş hali, salgın hastalık ve asayişsizlik nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Bu olay Ermeniler tarafından günümüze kadar kullanılmıştır.
Wilson ilkelerinden hareketle batılı devletler ABDânin mandasında Doğu Anadoluâda bir Ermenistan devletinin kurulmasını kararlaştırmışlardı. Amerikan senatosunun Ermenilerin Doğu Anadoluâda çoğunlukta bulunup bulunmadığını incelemek üzere gönderdiği General Harbordâun araştırması sonucunda Ermenilerin azınlıkta olduğu ortaya çıktı.
Not: Birinci Dünya Savaşı sırasında yayınlanan Wilson ilkeleriyle ilk defa bağımsız bir Ermeni devletinden söz ediliyordu.
Sevr antlaşmasında Doğu Anadoluâda Ermeni devleti kurulması maddesi yer almıştır.
Ana hatlarıyla Türk inkılap tarihinin aşamaları...
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük
III. Selim Devri Islahatları (1789-1807)
Açık düşünceli ileri görüşlü ve yenilik taraftarı bir insan olan III.Selim yapılan savaşlarda yeniçerilerin yetersizliğini anlamıştır.
a-III.Selim yaptığı bütün ıslahatlara Nizam-ı Cedit (Yeni düzen) denir. Nizam-ı Cedit aynı zamanda kurulan ocağında adıdır.
b-Bu ocağın masraflarını karşılamak üzere İrad-ı Cedit adında bir hazine kuruldu.
c-Ocağın eğitimi için Fransaâdan subaylar getirildi. Selimiye kışlası kuruldu.
d-Dış siyasete önem verildi. Sürekli büyükelçilikler açıldı.
e-Yabancı dil öğrenimine ve kültür hareketlerine önem verildi.
Islahatları bazı çevrelerce iyi karşılanmayan III.Selim, Kabakçı Mustafa İsyanı sonunda tahttan indirildi. (1807) IV. Mustafa padişah oldu.
Islahat Hareketleri
II.Mahmut Devri Islahatları
Alemdar Mustafa Paşa, Anadolu ve Rumeliâde devlet aleyhine güç ve saygınlık kazanan Ayanları İstanbulâa çağırarak 1808âte Senedi İttifak sözleşmesini imzalamıştır. Bu senet uygulanamamıştır.
Asker alanda Nizam-ı Cedit yerine Sekban-ı Cedit ordusunu kurdu.
II.Mahmut Eşkinci Ocağını kurdu. Yine yeniçeriler isyan edince halkın ve ulema sınıfının da desteğiyle yayınlanan bir hattı hümayunla tüm ülkede Yeniçeri Ocağını kaldırdı (1926).
Dönemin ıslahatları:
1-Asakir-i Mansure-i Muhammediye adında yeni bir ordu kurdu.
2-Sadece Deniz Mühendishanesi mezunlarının kaptan olması kararlaştırıldı.
3-Divan örgütü kaldırılarak bakanlıklar kuruldu.
4-Müsadere sistemi kaldırıldı.
5-Posta ve karantina örgütü kuruldu.
6-Askeri amaçlı ilk nüfus sayımı yapıldı.
7-Memurlar için kıyafet zorunluluğu getirildi.
8-Padişah portreleri devlet dairelerine asılmaya başlandı.
9-Medreselerin yanında çağdaş eğitim veren okullar açıldı. İlköğretim zorunlu oldu. Rüştüye (ortaokul) gibi orta dereceli okullar açıldı.
10-Memur yetiştirmek amacıyla Mekteb-i Maarif-i Adliye, Harp okulu, Tıp okulu gibi okullar açıldı.
11-1821âde Tercüme odası adı ile ilk yabancı dil okulu açıldı.
12-Eğitim amacıyla Avrupaâya ilk kez öğrenci gönderildi.
13-İlk resmi gazete Takvim-i Vakayi çıkarıldı.
14-Çuha fabrikası kurulmaya çalışıldı.
15-II.Mahmut ülkeyi tanımak amacıyla yurt gezisine çıkan ilk padişahtır.
Tanzimat Devri (1839-1876)
a-Tanzimat Fermanı 1839: II.Mahmutâun yerine geçen Abdülmecit de reform yanlısı idi bu nedenle devleti kurtarmak, batı desteğini sağlamak amacıyla Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanan reform programını kabul etti. Fermana göre:
1-Müslüman ve Hristiyan tüm Osmanlı halkının ırz, namus, can, mal özgürlüğüne kavuşması
2-Vergilerin herkesin gelirine göre alınması
3-Mahkemelerin açık olması
4-Rüşvet ve iltimasın kaldırılması
5-Askerlik işlerinin bir düzene konulması ve askere alma, bırakılmanın sağlam bir esasa alınması
6-Herkesin mal ve mülk sahibi olabilmesi ve mirasçılarına bırakabilmesi
Önemi:
1-Kişi ve devlet hakları karşılıklı olarak düzenlenmiştir.
2-İlk kez padişah gücü üzerinde kanun gücü egemen olmuş, padişahın yetkiler sınırlandırılmıştır.
Not: Bu özelliklerle ferman anayasal nitelik kazanmıştır.
3-Azınlıklar hukuksal olarak müslüman halka eşit hale getirilmiştir.
4-Azınlıkların askere alınması öngörülmüş askerlik bir vatan görevi haline getirilmiştir.
b-Islahat Fermanı 1856:
Tanzimat Fermanından farklı yönü yalnızca azınlıklar için bazı haklar öngörmesidir. Tanzimat fermanını tamamlayan bir fermandır.
1-Azınlıkları küçük düşürücü sözcüklerin kullanılmaması
2-Yabancı uyrukluların mal ve mülk sahibi olabilmeleri (Vergilerini ödemek koşuluyla)
3-Azınlıkların da devlet memuru olabilmeleri ve her çeşit okula girebilmeleri
4-Mahkemelerin açık olması herkesin kendi dininde yemin edebilmesi
5-Askerlik için bedel sisteminin kabul edilmesi
6-İşkence, dayak ve angaryanın yasaklanması
7-Hristiyanlar il meclisine üye olabilecekler
8-Herkes şirket ve ticari nitelikli kurum kurabilecekti.
Meşrutiyet Dönemleri
Abdülaziz, Jön Türkler (Genç Osmanlılar) tarafından 1876âda tahttan indirildi. Yerine V.Murat padişah oldu. Meşrutiyetin ilanıyla Genç Osmanlılar;
Osmanlı Devletinin parçalanmaktan kurtulacağını,
Avrupa devletlerinin iç işlerimize karışmalarını sona ereceğini,
Azınlık isyanlarının sona ereceğine inanıyorlardı.
V:Murat kısa sürede tahttan indirildi yerine II. Abdülhamit tahta çıktı. 1876âda Kanun-i Esasi yayınlandı. Böylece; İlk kez yönetim sisteminde değişiklik oldu.
XX.Yüzyılın Başında Osmanlı İmparatorluğu
Birinci Dünya Savaşı öncesinde devletlerin iç ve dış politikalarına yön veren iki etken olmuştur. Bunlar, Endüstri (Sanayi) Devrimi ve Fransız İhtilalidir.
Endüstri inkılabı ile;
Aletin yerini makine almış, nüfus da artmıştır.
Yeni birçok buluş ortaya çıkmıştır.
Üretim artmaya başlamış ve insanların üretim için harcadıkları çaba azalmıştır.
Üretimde makinenin kullanımı eşya fiyatlarını ucuzlatmış, fazla üretim geliri artmıştır.
Büyük fabrikaların kurulması işçi sınıfının ortaya çıkmasına, işverenlerle işçiler arasında yeni sosyal ilişkilerin kurulmasına yol açmıştır.
Kentler, endüstri ve ticaret merkezleri haline gelmiştir.
Her milletin kendi devletini kurup kendi kendini yönetmesini öngören milliyetçilik akımı, imparatorlukların yıkılmasına sebep oldu.
Dünyanın sayılı devletlerinden biri olan Osmanlı İmparatorluğu, 18. yüzyıldan itibaren üstünlüğünü kaybetmeye başladı. Bunun nedenlerini şöyle özetleyebiliriz:
Avrupa devletleri, bilim ve teknikteki gelişmelerden yararlanıp askeri, ekonomik ve ticari alanlarda güç kazanırken Osmanlı Devleti bu yeniliklere yabancı kaldı.
Fransız ihtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik hareketi, Osmanlı İmparatorluğu içindeki uluslar arasında hızla yayıldı.
Kapitülasyonlar, Osmanlı Devletinin denetiminden çıkınca, Avrupa Devletleri Osmanlı ülkesini açık pazar haline getirdiler.
Ekonomik durumu düzeltmek için Avrupaâdan borç para alındı. Gelir yaratıcı yatırımların olmaması faizlerin ödenememesine sebep oldu. Alacaklı devletler Duyun-u Umumiye (Genel Borçlar) yönetimini kurdular. İmparatorluğun en sağlam gelirleri olan tuz, tütün, içki, pul vb. gibi gelirlere el konuldu.
Not: Borçların ödenmesi I.Dünya Savaşına kadar düzenli olarak sürdü. Birinci Dünya Savaşına girince ödemeler durduruldu. 1920âde TBMM Duyun-u Umumiye gelirlerine el koymak zorunda kaldı. Konu 1923âte Lozanâda ele alındı. 1928âde Duyun-u Umumiye idaresi kaldırıldı. Borçlarla ilgili işlerin yönetimi Türkiyeâye bırakıldı. 1954âte borçların tamamı ödendi.
Osmanlı Devletinin hem askeri hem de ekonomik alanda çöküşünü önlemek için askerlik ve toplum hayatında ıslahat hareketlerine girişildi. II.Mahmut döneminde de bu çabalar Tanzimat ve Islahat Fermanlarıyla devam etti. İstenilen sonuç alınamadı.
II.Meşrutiyet
Tanzimat ve Islahat fermanlarının getirdiği yenilikleri yeterli bulmayan Türk aydınlarının çabaları ile 1876âda I.Meşrutiyet ilan edildi. Meclis-i Mebusan toplandı. Mithat Paşa ve arkadaşları tarafından tarihimizin ilk Anayasası (Kanuni Esasi) hazırlandı. Böylece, mutlak hükümdarlıktan Meşrutiyete doğru bir aşama görmekteyiz.
Bu Anayasa padişaha geniş yetkiler tanımış, denetim mekanizması oluşturulamamıştır.
Meclis üyesi ancak padişahın onayı ile yasa önerisinde bulunabilir.
Meclisçe çıkarılan yasa ancak padişahın onayı ile yürürlüğe girebilir.
Halka çok az demokratik haklar sağlamasına rağmen halk yönetimde az da olsa sesini duyurabilmiştir.
14 Şubat 1878â padişah parlamentoyu dağıtmıştır. Böylece, monarşik-teokratik idare yeniden gündeme geldi. 1908 yılına kadar sürecek olan II.Abdülhamitâin baskı (istibdat) yönetimi başlamıştır.
II.Abdülhamitâin baskı dönemine son vererek meşrutiyet yönetimini yeniden kurmak amacıyla kurulan İttihat ve Terakki Cemiyetiânin yoğun çalışmaları başladı. Cemiyetin ileri gelenlerinden Niyazi Bey ve Enver Paşa ayaklanarak yönetimi tehdit ettiler. Ayaklanmaların ülke çapına yayılmasından çekinen II.Abdülhamit, Meclisi yeniden açarak Kanun-i Esasiyeâyi yürürlüğe koydu. (23 Temmuz 1908)
II.Meşrutiyet, I.Dünya Savaşının sonuna kadar on yıl devam etmiştir. İttihat ve Terakki partisi Osmanlıcık düşüncesini terkederek Türkçülük akımını benimsemiştir.
Not: I.Meşrutiyet döneminde savunulan ve uygulamaya konmaya çalışılan düşünce akımı âOsmanlıcılıkâ tır.
Hükümdarın parlamenter düzenlerde görülmeyen yetkileri kaldırılmış, Hükümet Meclisi Mebusana karşı sorumlu hale getirilmiştir. Dış siyasette; Alman taraftarlığı izlenmiş ve Osmanlı İmparatorluğuânu İngiltere, Fransa ve Rusyaâya karşı korumaktadır. Kaybedilen toprakları geri alma politikası güdülmüştür. İttihat ve Terakki Partisiânin bu politikası Osmanlı Devletini 20.yy başlarında üç büyük savaşa sürüklemiştir.
31 Mart Olayı (13 Nisan 1909)
Osmanlı Devletinde mevcut yönetimi ve anayasal düzeni yıkmaya yönelik ilk isyan hareketidir.
Meşrutiyet yönetimine karşı olanlar teşkilatlanıyorlardı. Bunların başında gelen Ahrar Örgütünün liderinin İstanbulâda öldürülmesi üzerine Derviş Vahdet adında bir gazeteci meşrutiyet yönetimini yıkmaya yönelik bir ayaklanma başlattı. Yönetim eleştirildi. İttihat ve Terakki yöneticileri yönetime tam egemen olamamışlar, mecliste karışıklar başlamıştır. Tarihimizde bu gericilik olayına â31 Mart Vakasıâ denir. Selanik ve Edirneâde bulunan kuvvetlerden âHareket Ordusuâ adında bir ordu oluşturuldu. Mahmut Şevket Paşa komutasındaki bu ordunun Kurmaybaşkanı Mustafa Kemal idi. Ordu İstanbulâa gelerek ayaklanmayı bastırdı.
II.Abdülhamit tahttan indirilip V.Mehmet Reşat padişah ilan edildi. Ülkedeki iç karışıklıklardan diğer devletler yararlandılar.
Avusturya-Macaristan, Bosna-Hersekâi topraklarına kattı. (1908)
Bulgarlar bağımsızlıklarını ilan ederek Osmanlı Devletinden ayrıldılar. Bulgaristan Krallığını kurdular. (1908)
Girit Rumları ayaklandılar. (1908)
Trablusgarp Savaşı (1911-1912)
Osmanlı Devletinin Kuzey Afrikaâda bulunan Cezayir ve Tunus vilayetleri Fransa tarafından işgal edilmişti. Mısır İngiltereânin kontrolündeydi. Milliyetçilik hareketlerinin etkisiyle 1870âde birliğini tamamlayan İtalya sömürgeleşmeye yöneldi. Gelişen sanayisi için hammadde ve pazar kaynağı aramaya başladı. Habeşistanâa karşı yaptığı savaşta başarısız oldu. Başarısızlığını kapatmak için İtalyaâya yakın olan Trablusgarpâı ele geçirmek istedi. Osmanlı yönetimi zayıf ve ekonomik durumu bozuktu. İtalya hiçbir gerekçe göstermeden Trablusgarp ve Bingaziâyi istemiştir; istekleri kabul edilmeyince Trablusgarpâı işgale başlamışlardır.
Trablusgarp halkını örgütlemek ve direnişi artırmak amacıyla Mustafa Kemal ve Enver Paşaânın da içinde bulunduğu bazı subaylar bölgeye gönderilmiştir. Mustafa Kemal, Derne ve Tobrukâta ilk askeri başarılarını elde etmiş, İtalyanların bölgeyi işgalini engellemiştir. İtalyanlar işgali çabuklaştırmak için Oniki adayı işgal etmişler Çanakkale Boğazını ablukaya almışlardır.
Balkan Savaşlarının başlaması ve Osmanlı Devletinin barış istemesi üzerine, İtalyanlarla Uşi Antlaşması yapıldı. (1912)
Kuzey Afrikaâdaki son toprağımız olan Trablusgarp ve Bingazi İtalyaâya bırakıldı.
Oniki Ada; Balkan Savaşlarının sonuna kadar geçici kaydıyla İtalyanlara bırakılmıştır. Balkan savaşlarından sonran Oniki adayı terketmeyen İtalyanlar, II.Dünya Savaşını yitirdikleri için bu adaları Yunanistanâa verdiler. (1947)
Not: Oniki adanın kaybedilmesi ile Egeâdeki Türk egemenliği sarsılmaya başladı. Avrupa ve Balkan devletlerince Osmanlı Devletinin ne kadar güçsüz olduğu anlaşılmıştır.
Mustafa Kemal Trablusgarpâtaki başarılarından dolayı Binbaşı rütbesini aldı.
Balkan Savaşları (1912-1913)
Osmanlı topraklarında başlayan milliyetçilik hareketlerini Rusyaânın desteklemesi Slavcılık ve Ortodoksları koruma politikası Balkan uluslarını kışkırtması
Almanyaânın 1871âde birliğini sağlayarak Osmanlı Devletine yaklaşmasından rahatsız olan İngiltereânin Rusya ile yakınlaşma politikası. İngiltere, Rusya ile Tallin (Reval-1908) de gizli bir anlaşma yaparak Rusyaâyı İstanbul ve Boğazlar üzerinde serbest bıraktı.
Osmanlı Devletinin Balkanlardaki varlığına son vermek isteyen Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ, Rusyaânın aracılığıyla aralarında anlaşarak Türkleri Balkanlardan atmak istediler. Trablusgarp savaşı da onları cesaretlendirdi. Balkan ulusları Osmanlı Devletinden Makedonyaâda ıslahat yapmasını istediler. Bu istekleri reddedilince savaş ilan ettiler.
I.Balkan Savaşı (1912)
Deneyimli subay ve askerlerin terhis edilmesi, parti çekişmeleri nedeniyle komutanlar arasındaki anlaşmazlıklar, silah, yiyecek, araç-gereç gibi konularda eksikliklerin olması Osmanlı ordusunun cephelerde yenilmesine neden oldu.
Bulgarlar Çatalcaâya kadar gelerek İstanbulâu tehdit etmeye başladılar. Sırp, Karadağ ve Yunanlılar Makedonyaâyı tamamen işgal ettiler. Durumdan yararlanan Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti. Yunanlılar İmroz (Gökçeada) ve Bozcaada dışındaki adaları işgal etti.
Aralık 1912âde Balkan Yarımadasının yeni siyasal haritası belirlenmek üzere Londra konferansı toplandı. Konferans sonunda Balkan devletleriyle Osmanlı Devleti arasında Londra Antlaşması imzalandı.
Midye-Enez çizgisinin batısındaki bütün Balkan toprakları kaybedildi. Midye-Enez çizgisi Osmanlı Devletiyle Bulgaristan arasında sınır kabul edildi.
İmroz ve Bozcaada dışında kalan tüm Ege adaları Yunanistanâa verildi.
Not: Londra konferansı sürerken İstanbulâda İttihat ve Terakki Partisi yöneticileri tarafından bir hükümet darbesi düzenlendi. Bab-ı Ali Baskını verilen bu olayda Kamil Paşa hükümeti düşürülerek Mahmut Şevket Paşanın hükümet kurması sağlandı.
I.Balkan Savaşı Avrupa ve Egeâdeki Osmanlı varlığını tamamen sona erdirmiştir.
II.Balkan Savaşı (1913)
Bulgaristanâın daha fazla toprak almasını kabul etmeyen Yunanistan, Karadağ, Sırbistan ve I.Balkan Savaşına katılmayan Romanya birleşerek Bulgaristanâa karşı savaş açtılar. Bulgarların üst üste yenilmesi, Doğu Trakyadaki birliklerini batıya kaydırmasından faydalanan Osmanlı Ordusu Midye-Enez çizgisini aşarak Edirne ve Kırklareliâni geri aldı. Bulgarların barış istemesi üzerine 1913âte İstanbul Antlaşması yapıldı.
Edirne, Kırklareli, Dimetoka Osmanlı Devletine geri verildi. Batı Trakya ve Dedeağaç Bulgaristanâda kaldı.
Yunanistanâla Atina Antlaşması yapıldı. (1913)
Girit ve Ege adaları Yunanistanâa verildi. Yunanistanâda kalan Türklerin durumu da düzenlendi.
Not: Balkan Devletleri Bükreş Antlaşması (1913) ile Bulgaristanâdan aldıkları toprakları paylaşmışlardır.
Sırbistan ve Karadağâın Osmanlı Devletiyle sınırı kalmadığı için antlaşma imzalanmamıştır.
Batı Trakya, tüm Makedonya, Arnavutluk, Ege adaları kaybedilmiş Osmanlı Devletinin Avrupaâdaki varlığı Doğu Trakya ile sınırlandırılmıştır.
İttihat ve Terakki yöneticileri birçok alanda yeniliklere girişmiş, orduya yeni bir düzen verilmiş, ordu gençleştirilmiştir. Orduyu modernize etmek için Almanlarla işbirliğine girişilmiş bu yakınlaşma Osmanlı Devletinin I.Dünya savaşına girmesine neden olmuştur.
Birinci Dünya Savaşı (1914-1918)
1-Birinci Dünya Savaşının Sebepleri ve Savaşın Gelişmesi
19.yy içinde Avrupaâda sanayileşme hız kazandı. Bunun sonucu olarak gelişen, genişleyen sömürgecilik anlayışı diğer kıtaları da etkisi altına aldı. Devletlerin çıkar çatışmaları, karşılıklı ekonomik rekabete dönüştü.
Siyasi birliklerini tamamlayan Almanya ve İtalya, 19.yüzyılın sonlarına doğru kuvvetli birer devlet haline geldiler. Almanya sanayide hızla gelişti. Hammadde ihtiyacını karşılamak için sömürgeciliğe önem verdi, dünya pazarlarının bir bölümünü ele geçirdi. Almanyaânın deniz ticaret filosu önem kazandı. Deniz ticaret filosunu korumak ve sömürgelerini elde tutmak için deniz kuvvetlerini güçlendirdi. Bu durum İngiltereâyi telaşlandırdı. İngiltere ve Almanya arasında rekabet doğdu.
Çıkar çatışmaları, Avrupa devletlerinin kendi aralarında bloklaşmalarına sebep oldu. 1883âte Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğunu, İtalya âüçlü ittifakâ devletlerini oluşturdular. 1907âde buna karşılık İngiltere, Rusya, Fransa âüçlü itilafâ devletlerini oluşturdular.
1914 Haziran ayı sonlarında Saraybosnaâyı ziyaret eden Avusturya-Macaristan veliahdı bir Sırp milliyetçi tarafından öldürüldü. Bu olay savaşın başlamasına bahane oldu. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Sırbistanâa savaş ilan etti. Böylece Birinci Dünya Savaşı başlamış oldu.
Rusya, Sırbistanâın yanında yeraldı. Fransa Rusyaâyı destekledi. Almanlar Fransa ve Rusyaâya savaş açtı. İngiltere de imzaladığı anlaşma gereğince Fransa ve Rusyaânın yanında savaşa katıldı. Bir süre tarafsız kalan İtalya, batı ve güney Anadolu kıyılarının kendisine verileceği vaadedildiği için İtilaf Devletleri yanında yeraldı.
Savaşın Avrupaâda başlaması uzak doğuya olan ilgiyi azalttı. Japonya Almanyaânın sömürgelerine saldırınca o da savaşa girmiş oldu. Savaş devam ederken değişik zamanlarda Romanya, Yunanistan, Portekiz, Brezilya, ABD de itilaf (anlaşma) devletleri yanında savaşa katıldılar.
I. Dünya Savaşına Katılan Devletler
Avusturya, Sırbistan: 28 Temmuz 1914
Almanya, Rusya: 1 Ağustos 1914
Fransa, Belçika: 3 Ağustos 1914
İngiltere: 5 Ağustos 1914
Karadağ: Sırbistanâla birlikte savaşa girdiği kabul edilir.
Japonya: 23 Ağustos 1914
Osmanlı İmparatorluğu: 11 Kasım 1914
İtalya: 24 Mayıs 1915
Bulgaristan: 14 Ekim 1915
Romanya: 28 Ağustos 1916
ABD: 6 Nisan 1917
Yunanistan: 26 Haziran 1917
Bunun yanı sıra İsviçre, İsveç, Norveç, Danimarka ve İspanya gibi Avrupa Devletleri I.Dünya savaşında tarafsız kaldılar.
Osmanlı Devletinin I. Dünya Savaşına Girmesi
Trablusgarp ve Balkan savaşlarından yeni çıkan Osmanlı Devleti başlangıçta tarafsız kaldı, savaşa katılmadı. Ekonomi zayıf, halk yorgun idi. Bazı devlet adamlarına göre savaşa girmeyip tarafsız kalmak en güvenilir yoldu.
İtilaf (anlaşma) devletleri, Osmanlı Devletinin tarafsız kalmasını istiyordu. Nedeni;
Osmanlı Devleti savaşa katılmasa İngiltereânin uzak doğuya giden yolu güvenlik altında olacak ve yeni cepheler açılmayacaktı. İtilaf devletleri Osmanlı Devletine kapitülasyonları kaldırabileceklerini söylediler.
Almanya ise Osmanlı Devletinin kendi yanında savaşa girmesini istiyordu. Çünkü Osmanlı Devleti;
Rusyaâyı üzerine çekerek Doğu Avrupa cephelerinin ferahlamasına yardım edecekti.
Süveyş kanalının denetimini ele geçirirse, İngiltere sömürgelerine giden yol kapanmış olacaktı.
Anlaşma (itilaf) devletlerini İran ve Irak petrollerinden yoksun bırakacaktı.
Halifelik nüfuzundan yararlanarak İngiliz sömürgelerindeki müslümanları da etkileyecekti.
İktidarda bulunan İttihat ve Terakki partisinin ileri gelenlerinden Enver Paşa Alman taraftarı idi. Almanya savaşı kazanacak Osmanlı Devleti de son zamanlarda kaybettiği toprakları geri alabilecekti. Enver Paşa ve arkadaşları bu düşüncelerle Almanya ile bir antlaşma yaptılar. Akdenizâde İngiliz donanmasından kaçan Goben ve Breslav isimli Alman savaş gemileri Osmanlı Devletine sığındılar. Osmanlı Devleti tarafından savaş gemilerine Yavuz ve Midilli adı verildi. Gemiler Karadenizâe çıkıp Rus limanlarını topa tuttular. Bunun üzerine İtilaf devletleri Osmanlı Devletine savaş açtı. Osmanlı Devleti, I.Dünya savaşına girmiş oldu. (1914)
Osmanlı Devletinin Savaştığı Cepheler
1-Kafkas Cephesi:
Nedeni:
Almanya, Bakü petrollerini ele geçirmek amacıyla Osmanlıları yönlendirmiştir. Enver Paşa ise; Panturanizm düşüncesinin etkisiyle Orta Asyaâdaki Türkleri Rusya etkisinden kurtarıp Osmanlı Devletinin çatısı altında toplamak istemiştir.
Ruslar, Erzurum, Muş, Bitlis, Trabzon ve Erzincan illerini ele geçirdiler. Çanakkale savaşlarından sonra bu cephe komutanlığına atanan Mustafa Kemal, Muş ve Bitlisâi Ruslardan geri almıştır.
Not: Birinci Dünya Savaşı sonlarında Çarlık rejiminin yıkılması sonucu Rusya, Osmanlı Devleti ile Brest Litowsk Barışıânı imzalayarak 1878 Berlin Antlaşmasıyla almış olduğu Kars, Ardahan, Batumâu geri vermiştir. Kafkas cephesi savaşları sırasında ele geçirdiği toprakları da geri vermiştir.
2-Çanakkale Cephesi:
Nedenleri:
İtilaf devletleri tarafından;
Sosyal ve ekonomik bunalıma düşen Avrupaânın doğusunda Almanlara karşı zor anlar yaşayan Ruslara yardım etmek
İstanbul ve boğazları ele geçirerek Osmanlı Devletini savaş dışı bırakmak
Savaşa henüz girmemiş olan Balkan Devletlerini kendi yanlarında savaşa sokarak, Bulgaristan ve Avusturya-Macaristanâa karşı yeni bir cephe açmak
Doğu Akdenizâdeki egemenliklerini sağlamlaştırmak amaçları doğrultusunda, açılmıştır.
Sonuçları:
İtilaf Devletlerinin boğazları ve İstanbulâu almaları önlenmiştir.
Rusyaâya gerekli yardım gönderilememiştir.
Doğu cephesinde Almanyaâya üstünlük sağlanamadığı için savaş uzamıştır.
İngiliz ve Fransız gemileri büyük kayıplara uğramıştır.
Yarım milyona yakın insanın ölmesine neden olmuştur.
Mustafa Kemal büyük bir üne kavuşmuş, ulusal mücadelenin önderi olarak kabul edilmesinde önemli bir etken olmuştur.
Not: İtilaf Devletleri Bulgaristanâın savaşa girmesini önlemek için, Makedonyaânın bir kısmını Bulgaristanâa vermek istemişler Yunanistan ile Sırbistan bu duruma razı olmamışlardır.
Osmanlı Devleti, Bulgaristanâın kendi yanlarında savaşa girmesi için İstanbul antlaşmasıyla aldığı Dimetokaâyı Bulgaristanâa vermiştir. Böylece İstanbul-Berlin hattı ulaşımı sağlanmıştır.
3-Kanal Cephesi
Nedenleri:
1-Mısırâı İngilizlerden geri almak
2-Süveyş kanalını ele geçirerek
Bu cephe, Almanyaânın planlaması ve desteği ile İngiltereâye karşı Osmanlı Devleti tarafından açılmıştır.
Sonuçları:
Osmanlı Devleti bu cephede,
1-Arapların İngilizlerle işbirliği yapması
2-Almanyaânın söz verdiği yardımı göndermemesi
3-İklim koşullarının elverişsizliği, İngilizlerin sayı-malzeme bakımından üstün olması ve cepheyi iyi savunmaları sonucunda başarısız olmuştur.
4-Irak Cephesi
Nedeni;
İngiltereânin, Türk kuvvetlerinin İranâa ve Hindistanâa girmesini önlemek, kuzeye çıkıp karayolu ile Ruslarla birleşme amacını gerçekleştirmek istemesi.
Sonucu:
İngilizler, Güney Irakâa ve Adenâe asker çıkardılar. Kütül-Amareâde Türk kuvvetleri tarafından esir edildiler. Bu başarı uzun sürmedi. Basraâya yeniden kuvvet çıkaran İngilizler, Bağdatâa kadar ilerlediler.
5-Suriye-Filistin Cephesi
Nedeni:
İngilizler, Süveyş ve Irak cephelerinde yenilerek, Suriyeâye geri çekilen Osmanlı Ordularını tamamen bu bölgeden çıkarmak, Arapları kışkırtarak onların çoğunlukta oldukları bölgeleri nüfuzları altına almak için saldırıya geçtiler.
Sonucu:
Mustafa Kemal komutasındaki Osmanlı Ordusu (7.Ordu) büyük başarılar elde etti. Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanması ve Mustafa Kemalâin İstanbulâa geri çağrılması sonucunda İngilizler Suriyeâyi ele geçirmişlerdir.
6-Diğer Cepheler
Osmanlı Devleti müttefiklerine yardım amacıyla Makedonya ve Galiçya cephelerine de asker göndermiştir. Ancak bu cephelerde de yenilgiler alınmış ve başarı sağlanamamıştır.
Birinci Dünya Savaşının Sonuçları
3 Mart 19182de Rusya Brest-Litowsk antlaşmasını imzalayarak savaştan çekildi. Kafkas cephesi kapandı. Rusyaânın savaştan çekilmesiyle İttifak devletleri İtilaf devletlerine üstünlük sağladı. ABDânin savaşa girmesi bu üstünlüğü sona erdirdi. Savaşın sonucu belirlendi.
Savaş ittifak(bağlaşma) devletlerinin yenilgisiyle sonuçlandı. Milyonlarca insan ölmüş, şehirler yakılıp yıkılmıştır.
Avrupaânın haritası yeniden çizildi, imparatorluklar yıkıldı ve yerlerine yeni devletler kuruldu. Devletlerin yönetim şekillerinde köklü değişiklikler meydana geldi.
Savaşın getirdiği maddi ve manevi zararlar, devletleri barış ve güvenliği sağlamak, devletler arasında çıkabilecek anlaşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla Milletler Cemiyeti kuruldu.
Bu savaş sonunda imzalanan ateşkes antlaşmaları şunlardır:
1-Bulgaristan, Selanik Ateşkes Antlaşması
2-Avusturya-Macaristan, Villaguiste Ateşkes Antlaşması
3-Osmanlı Devleti, Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918)
4-Almanya, Rethandes Ateşkes Antlaşması
Ateşkes antlaşmalarından sonra barış görüşmelerine başlandı.
Birinci Dünya Savaşını Bitiren Barış Antlaşmaları
1-Versay Barış Antlaşması (28 Haziran 1919)
İtilaf devletleri ile Almanya arasında imzalanmıştır.
2-Sen Germen Barış Antlaşması (10 Eylül 1919)
İtilaf devletleri ile Avusturya arasında imzalanmıştır.
3-Nöyyı Barış Antlaşması (27 Kasım 1919)
İtilaf devletleri ile Bulgaristan arasında imzalanmıştır.
4-Triyanon Barış Antlaşması (4 Haziran 1920)
İtilaf devletleri ile yeni kurulan Macaristan Krallığı arasında imzalanmıştır.
5-Sevr Barış Antlaşması (10 Ağustos 1920)
İtilaf devletleri ile Osmanlı Devleti arasında imzalanmıştır. Fakat TBMM ile Türk halkının kabul etmemesi ve bağımsızlık savaşının başarılı olması sonucunda yürürlüğe girmemiştir.
Birinci Dünya Savaşı Sonunda Osmanlı İmparatorluğunun Durumu
Mondros Ateşkes Antlaşması (30 Ekim 1918)
Osmanlı Devletinin içinde bulunduğu devletler topluluğu, Birinci Dünya Savaşında yenilince Osmanlı Devleti de savaştan çekildi. İttihat ve Terakki Partisi üyeleri gizlice yurdu terkettiler. Talat Paşanın istifası üzerine iktidara geçen Ahmet İzzet Paşa hükümeti, İngilizler aracılığıyla Anlaşma (itilaf) devletlerinden barış istedi. Bahriye Nazırı Rauf Beyin başkanlığındaki Osmanlı kurulu ile Anlaşma devletleri adına İngiliz Amirali Caltrop , Limni Adasının Mondros limanında yapılan Mondros Ateşkes Antlaşması Mebusan Meclisi tarafından oybirliği ile kabul edilmiştir. İmzalanma nedenleri:
Almanyaânın yenilmesi, Alman desteği olmadan Osmanlı Devletinin savaşı sürdürecek gücünün olmaması
Wilson İlkelerinin yayınlanması
İngilizlerin hoşgörüsüyle daha sonra kârlı bir barış antlaşmasının imzalanacağının sanılması
Padişahın, İngilizlerin yardımıyla saltanatı ve halifeliği korumak istemesi
Not: Padişah V.Mehmet Reşat Birinci Dünya Savaşının son yılında ölmüş, yerine VI.Mehmet Vahdettin geçmiştir.
Mondros Ateşkesinin koşulları:
1-İstanbul ve Çanakkale Boğazları açılacak ve bu yerlerdeki askeri üsler İtilaf devletlerince işgal edilecektir.
2-Ordu terhis edilecek, orduya ait silahlar, taşıtlar, cephane ve donatım İtilaf devletlerine teslim edilecektir.
3-Donanma İtilaf devletlerinin gösterecekleri limanlarda göz altında tutulacaklardır.
4-Osmanlı Devleti müttefikleriyle olan bütün ilişkilerini kesecektir.
5-Toros tünelleri, İtilaf devletleri tarafından işgal edilecektir.
6-Bütün haberleşme, ulaşım araç ve gereçleri İtilaf devletlerinin denetimi altında bulundurulacaktır.
7-İtilaf devletleri, kendi güvenliklerini tehdit edecek bir durum ortaya çıkarsa, herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecektir. (7.madde)
8-Anlaşma imzalandığında, Anadolu dışında bulunan Türk askerleri en yakın İtilaf devleti askeri birliklerine teslim olacaktır.
9-Vilayet-i Sitte denilen Doğu Anadoluâdaki altı ilde (Erzurum, Van, Harput, Diyarbakır, Sivas ve Bitlis) karışıklık çıktığı takdirde İtilaf devletleri bu illerin herhangi bir bölümünü işgal edebileceklerdir.
Antlaşmanın Önemi:
Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti fiilen sona ermiştir.
Kayıtsız şartsız teslim belgesi özelliği taşıyan bu antlaşma, Osmanlı ülkesinin bütünüyle işgal edilmesine elverişli ortam hazırlamaktaydı.
Boğazların işgali ile Anadolu ve Rumeli bağlantısı kesilecek İstanbulâun güvenliği de tehlikeye düşecekti. Osmanlı Devletinin boğazlar üzerindeki egemenliği sona ermiş olacaktır.
Ordunun büyük bir bölümü terhis edilip silahlarına el konulacaktı. Bu uygulama ile Osmanlı Devleti, savunma gücünden yoksun bırakılacaktı.
7.maddenin uygulanmasıyla, Wilson ilkelerine göre Türklerin denetiminde kalması gereken Anadolu toprakları da İtilaf devletleri tarafından işgal edilmiştir.
24.maddenin uygulanmaya çalışılması sonucunda doğudaki Ermeniler bağımsız bir devlet kurmak amacıyla ayaklanmışlardır.
Toros tünellerinin işgali, telgraf, telefon ve telsizin denetim altında tutulması ülkenin tümüne yönelik işgalin ilk işaretleridir.
Mondros Ateşkes Antlaşmasının Uygulanması
Kısa bir süre sonra;
İngilizler: Musul, Antep, Urfa, Maraş, Batum, Karsâı işgal etmişler, Samsun ve Merzifonâa asker göndermişlerdir.
Fransızlar: Dörtyol, Mersin ve Adana yöreleri ile Afyonâu işgal ettiler.
İtalyanlar: Antalya, Bodrum, Kuşadası, Marmaris, Konya çevresine asker çıkarmışlardır.
13 Kasım 1918âde İtilaf devletleri gemileri İstanbul limanına demir attı. İstanbul fiilen işgal edildi.
Not: İşgaller karşısında padişah VI.Mehmet Vahdettin Kanun-i Esasiyeânin maddesine dayanarak âzorunlu siyası sebeplerden dolayıâ Meclis-i Mebusanâı feshetmiş, böylece meşruti idare süresiz olarak kaldırılmıştır.(21 Aralık 1918)
Osmanlı İmparatorluğunun Paylaşılması Tasarıları
Anlaşma (itilaf) Devletleri Birinci Dünya Savaşı sırasında yaptıkları gizli antlaşmalarla Osmanlı İmparatorluğunu kağıt üzerinde paylaşmışlardır. Bundan dolayı Mondros Ateşkes antlaşmasının çok ağır koşullar taşıması bir rastlantı değildir.
İngiltere; Fransa ve Rusya aralarında Sykes Pykot Antlaşmasını imzalamışlardır. (1916) Antlaşmaya göre
İngiltereâye; Ürdün ve Irak,
Fransaâya Suriye, Kuzey Irak ve Mersinâden Mardinâe kadar uzanan iç bölgeler,
Rusyaâya; Boğazlar ve Doğu Anadolu verildi.
Not: Bu paylaşma planında Rusyaânın Birinci Dünya Savaşından çekilmesiyle değişiklik olmuştur. İtilaf Devletleri Boğazlarda uluslararası bir komisyon kurmayı, Doğu Anadoluâda ise kendilerine bağlı uydu bir Ermeni devleti yaşatmayı planlamışlardır.
Paris Barış Konferansı (18 Ocak 1919)
Toplanma amacı: İtilaf Devletleri, I.Dünya Savaşından yenik ayrılan devletlerle yapacakları antlaşmaların esaslarını saptamak amacıyla toplanmışlardır. 32 devletin temsilcileri katılmıştır. Almanya, Avusturya-Macaristan, Bulgaristanâla imzalanacak barış antlaşmaları hazırlanmıştır.
Konferans sürerken İngiltere, Batı Anadoluâdaki müslümanların, hristiyanları katletmek üzere olduklarını ileri sürmüş ve Rumların sayıca fazla olduklarını bahane ederek Amerikan delegelerini etkilemiş Anadoluânun paylaşılmasına Yunanistanâı da ortak etmiştir. Bunun nedenler:
1-İngiltereânin Doğu Akdenizâdeki çıkarlarını sürdürmek istemesi
2-Batı Anadoluâda çıkarları bulunan İngilizlerin İtalyaâya güvenememesi, İtalya gibi güçlü bir devlet yerine kukla Yunanistanâı tercih etmesi
3-Yunanlıların, Ege bölgesinin kendilerine ait olduğu ve bu bölgede nüfus yoğunluğuna sahip oldukları şeklinde propaganda yapmaları
Yukarıda sıralanan nedenler İtalyaânın İtilaf Devletleriânden kopma sürecini başlattı.
Azınlıkların Çalışmaları
Anlaşma Devletleriânin işgalleri Rum ve Ermeni azınlıkları da harekete geçirdi. Anlaşma Devletleri kendi işgallerini nasıl Mondros Ateşkes Antlaşmasına dayandırıyorlarsa; Rum ve Ermeni azınlıklar da Türk yurdundan pay istemek için Wilson ilkelerini kendilerine dayanak aldılar.
Wilson İlkeleri:
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Wilson, savaşa girerken bir bildiri yayınlamıştı. Bu bildiri ile İttifak (Bağdaşma) devletlerine güvenceler vererek savaşın bir an önce bitmesi için bazı temel ilkeler belirleniyordu. Bu ilkelere göre;
1-Savaş sonunda, yenenler yenilenlerden toprak almayacaklar.
2-Yenenler yenilenlerden savaş tazminatı istemeyecekler
3-Anlaşmazlıkları barış yoluyla çözümlemek için uluslararası bir örgüt oluşturulacak
4-Devletler arasında gizli antlaşmalar yapılmayacak
5-Osmanlı Devleti ile ilgili maddesine göre;
Osmanlı İmparatorluğunun Türk bölgelerine kesin egemenlik tanınmalıdır. Ancak, Türk egemenliğinde yaşayan başka uluslara da kendi kendini yönetme hakkı verilmelidir.
Boğazlar her devlete açık olmalıdır.
Wilson ilkeleri, Osmanlı Devletinin durumunu belirlemek için nüfus ölçüsünü ortaya atmıştır. İşte Rum ve Ermeni azınlıklar bu ölçüyü kendi çıkarlarına yorumlayarak çalışmalara giriştiler. Hiçbir ilde Rumlar ve Ermeniler çoğunluk oluşturmadıkları halde belli bölgelerde âçoğunluktayızâ savlarıyla ortaya çıktılar.
İzmirâin İşgali (15 Mayıs 1919)
Paris Barış Konferansında, İngilizlerin isteğiyle Anadoluânun paylaşılmasına ortak edilen Yunanistan konferansta alınan kararlar gereği İzmirâe asker çıkarıp, işgal etmiş ve binlerce Türkün öldürülmesine neden olmuştur.
Padişah ve İstanbul Hükümetinin işgaller karşısında kayıtsız kalmaları üzerine tüm yurtta işgalleri kınayan miting ve gösteriler yapılmıştır. Yunan ordusunun işgali iç bölgelere kaydırması sonucunda Kuva-i Milliye oluşmaya başlamıştır.
İzmirâin işgali; Türkler arasında birleştirici bir etki yapmış, ulusal bilincin uyanmasına ve hızla yayılmasına neden olmuştur.
Osmanlı Devletinde Siyasi Gelişmeler ve Cemiyetler
Osmanlı Devletinin I.Dünya Savaşından çekilmesinden sonra, ülkeyi savaşa sokan İttihat ve Terakki Cemiyeti üyeleri yurdu terketmişlerdir. Sadrazamlığa Ahmet İzzet Paşa getirilmiştir. Sadrazam padişahla itilaf devletlerine karşı izlenecek politikada anlaşmazlığa düşmüşlerdir. Ahmet İzzet Paşa görevden çekilmiş, yerine atanan Tevfik Paşa hükümeti kurmuştur. Bir süre sonra o da görevden ayrılmış ve yerine padişahla aynı görüşleri paylaşan Damat Ferit Paşa gelmiştir. Yeni sadrazam padişah gibi düşünüyor İngiltereânin koruyuculuğunu sağlamaktan başka çıkar yol olmadığını açıkça söylüyordu. Damat Ferit Paşa hükümetinin bu tutumu Mustafa Kemal Paşaânın Amasya Genelgesindeki âHükümet görevlerinin gereklerini yerine getiremiyor. Bu durum ulusumuzu yok tanıtıyor.â yargısının gerekçesini oluşturacaktır.
Ulusal Varlığa Zararlı Cemiyetler
1-Azınlıkların kurduğu zararlı cemiyetler
a-Mavi Mira Derneği:
Rum kilisesinin desteğindeki bu derneğin amacı İstanbul, Bursa, Bandırma, Tekirdağ, Kırklareli yörelerindeki Rum azınlığı, örgütlemek, silahlandırmak, çeteler kurmak, Yunanistan yararına kamuoyu yaratmak ve Türk halkına karşı çete savaşını sürdürmektir. Göçmenler komisyonu, Rum okullarının izcilik kolları, Yunan Kızılhaç örgütü, bazı yabancı okullar Anadoluâdaki Rum kiliseleri bu derneğin direktifleri ile çalışmaktadır.
b-Pontus Rum Derneği:
Yeniden canlandırılan Etnik-i Eterya derneği ile birlikte, Doğu Karadeniz illerindeki çalışmalarını yoğunlaştırıyordu. Bu bölgede ayrı bir Rum devleti kurmak istemiştir.
c-Ermenilerin Kurduğu Cemiyetler
Ermeni patriği Zevan efendi Rum dernekleri ile beraber çalışarak bir Rum-Ermeni birliği komitesi oluşturmuştur. Ermeni örgütleri Doğu Anadoluâda geniş bir bölgeyi içine alacak bir Ermeni devleti amaçlıyordu. Özellikle ABD ve Fransaâdan destek görüyordu. (Hınçak ve Taşnak Cemiyetleri)
2-Türklerin Kurduğu Zararlı Cemiyetler
a-Sulh ve Selameti Osmaniye Fırkası:
Vatanın kurtuluşunun, padişahın ve halifenin buyruklarına sıkı sıkıya uymakla mümkün olacağına inanan bir cemiyettir. İngilizlerden maddi destek görmüştür.
b-Kürt Teali Cemiyeti:
Amacı Wilson ilkelerinden faydalanarak bağımsız Kürdistan devletini kurmaktır. Dernek ulusal kurtuluş hareketine karşı çıkmıştır.
c-Teali İslam Cemiyeti:
Halifenin buyruklarına ve şeriat kurallarına uymakla Osmanlı Devletinin kurtulacağını savunur. İstanbulâda medrese öğrencileri tarafından kurulmuştur. Konyaâda da şubeler açmıştır.
d-Wilson İlkeleri Cemiyeti:
Bu cemiyetin kurucuları Amerikan mandasına taraftardırlar.
e-Hürriyet ve İtilaf Fırkası:
1911 yılında İttihat ve Terakki Cemiyetine karşı kurulan bu parti, Mondros Ateşkes antlaşmasından sonra ulusal mücadeleye karşı olan cemiyetleri bünyesinde toplamıştır.
f-İngiliz Muhipler (Sevenler) Cemiyeti:
İngiliz gizli servisince yönlendirilen dernek, İngiltereânin doğu siyasetini destekler. Merkezi İstanbulâdu. İngiltere ile Osmanlı saltanatı arasındaki ilişkileri kuvvetlendirmek amacıyla kuruldu. Çalışmaları Hürriyet ve İtilaf fırkasınca desteklendi. Asıl amacı, ulusal direniş girişimlerini yok etmektir.
Ulusal Cemiyetler
Ortak özellikleri
1-Bölgesel amaçlarla kurulmuşlardır.
2-Yayın yoluyla bulundukları bölgelerde, Türklerin çoğunlukta olduklarını dünya kamuoyuna duyurarak işgallerin haksızlığını savunmuşlardır.
3-İşgalleri ve azınlık faaliyetleri engellemek amacıyla kurulmuşlardır.
4-Birbirlerinden kopuk ve bağımsız hareket etmişlerdir.
5-Gerekirse silahlı mücadele başvurma kararı almışlardır.
6-Ulusal bilincin gelişmesine, yayılmasına, canlı tutulmasına kaynak olmuşlardır.
7-Sivas kongresinde (7 Eylül 1919) Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleşerek ulusal nitelik kazanmışlardır.
a-Trakya Paşaeli Cemiyeti:
Edirne merkezidir. Trakya ve Marmaraânın Yunanistanâa verilmesini önlemeye ve bölgedeki azınlıkların yıkıcı faaliyetlerini engellemeye çalışmışlardır. Silahlı direniş hazırlıkları yapmıştır.
b-İzmir Müdafaa-i Hukuk-i Osmaniye Cemiyeti:
İşgalden önce İzmirâde kurulan bu cemiyet, İzmirâin ve Batı Anadoluânun Yunanistanâa verilmesini engellemeye çalışmış, düşman işgaline silahla karşı koymayı ilke olarak kabul etmiştir. Bölgesel direnme kuruluşlarına silah, cephane sağlamakta yardımcı olmuştur.
Cemiyet ismini İzmirâin işgal edileceği haberinin alınması üzerine âİzmir Reddi İlhak Cemiyetiâ olarak değiştirmiştir.
c-Kilikyalılar Cemiyeti:
İstanbulâda kuruldu. Amacı, Adana ve çevresindeki düşman işgallerine karşı, direniş hareketlerini teşkilatlandırmaktır.
d-Trabzon Muhafaza-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti:
Trabzon ve çevresinin Rumlara verilmesini ve Pontus Rum devletinin kurulmasını önlemek için kuruldu.
e-Şark İlleri Müdafaa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti:
Genel merkezi İstanbulâda olan bu cemiyet Erzurum ve Elazığâda şubeler açmıştır.
Doğu illerimizin Ermenilere verilmesini engellemek amacıyla kuruldu.
Ermeniler lehine yapılan propagandaları engellemek için çalışmıştır.
Hiçbir şekilde göç edilmemesini, Doğu Anadoluânun tarihi ve kültürü ile Türk yurdunun ayrılmaz bir parçası olduğunu savunuyordu.
Daha sonra Erzurum Kongresinin toplanmasını sağlamıştır.
Kurtuluş Savaşı
Kurtuluş Savaşı
Nutuk 15-20 Ekim 1927âde Cumhuriyet Halk Fırkasının Ankaraâdaki ikinci kongresinde okunmuştur.
A-Hazırlık Dönemi
1-Kuvayi Milliye Hareketi
a-Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşından yenik ayrılmıştır.
b-Mondros Ateşkes antlaşmasını imzalamıştır.
c-Ordunun büyük bir kısmı terhis edilmiş, elinden silahları alınmış, vatan savunma gücünden yoksun bırakılmıştır.
d-Osmanlı Hükümeti, bu olumsuz gelişmeler karşısında kayıtsız kalmış, işgal devletleriyle işbirliğine gitmiştir.
Bu sebepler milletin tepkisine yol açmış Kuvayi Milliyeânin (Ulusal Kuvvetlerin) oluşmasına neden olmuştur.
Vatanı koruma ve bağımsız yaşama duygusunu harekete geçirdi. Ulusal derneklerin miting ve yayın yoluyla, mahalli kurtuluş birliklerinin silahlı, işgal kuvvetlerine karşı başlattıkları direnme hareketlerine Kuvayi Milliye Hareketi denir. Bu hareketin özel amacı sadece belli bir bölgenin kurtarılmasına yöneliktir.
Kuvayi Milliye Birlikleri
a-Düzenli bir ordu niteliğine sahip değildi. Eli silah tutan herkesin katıldığı küçük silahlı gruplardı.
b-Düşman ordusunu yıpratarak ilerleyişlerini yavaşlatmışlardır.
c-İçinde önceden dağıtılmış ordu mensupları ve her kesimden halk vardı.
d-Düzenli ordu kurulması aşamasına kadar askeri boşluğu doldurmuşlardır.
e-TBMMâye karşı çıkan ayaklanmaların bastırılmasında etkin rol oynamışlardır.
f-Ulusal bilincin uyandırılmasını sağlamışlardır. Ortak düşünce, vatan topraklarını savunmak ve Türk ulusunu onuruyla yaşatmaktı.
Not: Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasından sonra 1918âde Trakyaânın yunanlılarca işgaline karşı koymak amacıyla âTrakya Paşaeli Cemiyetiâ kuruldu. Bu dernek, düşman hareketlerine karşı kurulan ilk hareketi oluşturmuştur. İzmirâin işgalinden sonra ise bu tür dernekler ve silahlı direnişçilerin sayıları artmış, bunların tümüne âKuvayi Milliyeâ denilmiştir.
2-Batı Cephesinin Kurulması
Yunanlılar İzmirâi işgal ettikten sonra; Yunan birlikleri Menemen, Manisa ve Turgutluâya girdiler. Milli kuvvetlerin direnmesiyle karşılaştıkalrı için daha fazla ileriye gidemediler.
Güneye doğru ilerleyen düşman kuvvetleri Aydın ve Nazilliâye girmişlerdir.
Bir yandan da denizden çıkardıkları kuvvetlerle Ayvalıkâı işgal etmişlerdir.
Menemen üzerinden hareket eden düşman birlikleri Bergamaâyı işgal etti.
Düşmana karşı direnmenin giderek artması, bazı bölgelerde zafer sayılabilecek başarıların kazanılması, ulusal bilincin güçlenmesine yardımcı olmuştur. 1919 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında Balıkesir ve Alaşehir âde toplanan Milli kongrelerle Batı Anadoluâdaki Kuvayi Milliye birliklerinin insan ve malzeme açısından desteklenmesine ve ortak bir cephe oluşturulmasına çalışılmıştır.
Bu çalışmalar sonucunda Yunanlılar karşısında Ayvalık kıyılarından başlayıp Soma, Akhisar, Salihli, Nazilli kasabalarının batısından geçen bir hat üzerinde ulusal bir cephe (Batı Cephesi) oluşturulmuştur.
Sivas Kongresinde alınan karar sonucu 9 Eylül 1919âda Ali Fuat (Cebesoy) Paşa Batı Anadoluâdaki Kuvayi Milliye birliklerine komutan olarak atanmıştır.
3-Mustafa Kemalâin Samsunâa Çıkışı (19 Mayıs 1919)
Mustafa Kemalâin Samsunâa çıkışından TBMMânin açılışına kadar geçen süre ulusal mücadelenin hazırlık dönemini oluşturur ve kongreler dönemi olarak adlandırılır.
Mustafa Kemal; İstanbulâun resmen olmasa da işgal altında bulunmasından dolayı kurtuluşun ancak Anadoluâda gerçekleştirileceğine inanıyordu.
30 Nisan 1919âda 9.Ordu müfettişliğine atanan Mustafa Kemalâin padişahça bu göreve getirilmesinin nedenleri şunlardır.
1-Birinci Dünya Savaşına Osmanlı Devletinin girmesine neden olan İttihatçı asker kadro ile ters düşmesi ve bu kadroyu eleştirmesi
2-İstanbulâa geldikten sonra padişah ve çevresinde güven verici bir izlenim bırakması, o dönemin ünlü komutanlarından biri olması
3-İstanbul hükümetinin, Doğu Karadenizâde Pontuscu rumlara karşı sivil direnişçilerle birleşen askerler üzerinde Mustafa Kemalâin caydırıcı bir etki yapacağını düşünmesi
Mustafa Kemalâin gerçekleştirmek istediği temel amaç nedir?
Türk halkını, tehlikelere karşı uyarıp halkı örgütlemek ve bağımsızlık mücadelesini başlatarak kayıtsız şartsız ulus egemenliğine dayanan bağımsız bir Türk Devleti kurmaktır.
Bölgedeki tüm askeri ve sivil makamlara emir verme yetkisi olan Mustafa Kemal Samsunâda;
a-Bütün yurttaki orduların ve silahların anlaşma devletlerine teslimini engellemeye çalıştı.
b-Müdafaa-i Hukuk gruplarıyla ilişki kurarak âbölgesel kurtuluşâ görüşünü ulusal bir niteliğe ve birliğe yükseltmeye çalıştı.
19 Mayıs-25 Mayıs 1919 tarihleri arasında Samsunâda kalan Mustafa Kemal, İngilizlerin denetimindeki bir şehirde istediklerini yapamayacağı için 25 Mayısâta Havzaâya geçti. Burada;
1-Anadoluâda dağınık bulunan birliklerin komutanlarını kendisine bağladı.
2-Ateşkes hükümlerine göre askerlerin terhislerini önlemeye çalıştı.
3-Yurdun her köşesinde mitingler düzenlettirme yolunda buyruklar verdi.
4-Yapılacak mitinglerde azınlıklara kötü davranılmamasını istedi.
Mustafa Kemal Paşa, hem ordunun hem de ulusun savaşa hazır hale getirilebilmesi amacıyla çeşitli komutanlarla (Erzurum-Kazım Karabekir, Sivas-Rıfat Bele, Ankara-Ali Fuat Cebesoy) görüş birliğine varmıştır.
4-İşgallere Karşı İlk Direniş
İşgal kuvvetlerine karşı ilk direniş Güney cephesinde Dörtyolâda başladı. 19 Aralık 1918 halk, Fransızlara silahla karşı koydu.
5-Amasya Genelgesi â 22 Haziran 1919
12 Haziran 1919âda Amasyaâya geçen Mustafa Kemal, burada hazırladığı genelgeyi tüm valiliklere ve ordu komutanlıklarına göndermiştir. Genelgenin halk üzerindeki etkisini artırmak amacıyla Rauf Orbay, Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoyâa da imzalatmıştır.
Mustafa Kemal bu genelge ile, ülkenin içinde bulunduğu durumu, İstanbul hükümetinin tutumunu, bu durumdan nasıl kurtulabileceğimizi ve yapılacak işleri şöyle belirlemiştir:
1-Vatanın bütünlüğü ve ulusun bağımsızlığı tehlikededir.
2-İstanbulâdaki hükümet üstlendiği sorumluluğun gereklerini yerine getirememektedir. Bu durum ulusumuzu yok olmuş gibi göstermektedir.
3-Ulusun bağımsızlığını yine ulusun dayanma gücü ve kararlığı kurtaracaktır.
4-Ulusun durumunu gözden geçirmek ve hak isteyen sesini dünyaya duyurmak için her türlü etki ve denetimden uzak bir ulusal kurulun varlığı gereklidir.
5-Anadoluânun her yönden en güvenli yeri olan Sivasâta ulusal bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır.
6-Bunun için tüm illerin her bölgesinden ulusun güvenini kazanmış üç delegenin seçilerek olabildiğince hızla yetişmek üzere, hemen yola çıkarılması gerekmektedir. Her olasılığa karşı, durumun ulusal bir sır olarak saklanması gereklidir.
7-Ulusal kongreye katılacak delegelerin seçimini Müdafaa-i Hukuk, Redd-i İlhak dernekleri ile belediyeler yapacaklardır.
8-Askeri ve ulusal birlikler hiçbir biçimde dağıtılmıyacaklardır.
Önemi:
1-Kurtuluş Savaşının amacını, gerekçesini ve yöntemini açıklamıştır.
Amacı: Yurdu kurtarmak
Gerekçe ve yöntemi: İstanbul hükümetinin görev yapmaması nedeniyle ulusun kendi kendini kurtarmak zorunda olması
2-Kurtuluş savaşı için atılmış ilk önemli adım olup, Türk ulusu ilk kez hem Anlaşma devletlerine hem de Osmanlı hükümetine karşı ayaklanmaya davet edilmiştir. Bir âihtilal beyannamesiâ niteliğindedir.
3-Türk halkına, ulusal egemenliğine kavuşması için yapılan bir çağrıdır. İlk kez ulusal egemenlik ilkesinden söz edilmiştir.
4-Kurtuluş çalışmaları için ulusal kurulun gerektiği, kongreler yoluyla örgütlenme kararlaştırılmıştır. Çözümler önerilmiştir.
İngilizlerin baskısı sonucunda 23 Haziranâa Mustafa Kemal 9. Ordu müfettişliğinden alınmış ve kendisiyle hiçbir ilişkiye girilmemesi, sözünün dinlenmemesi bütün ülkeye duyurulmuştur.
Mustafa Kemal 8-9 Temmuz 1919âda askerlik mesleğinden ayrıldığını İstanbulâa bildirmiştir.
6-Erzurum Kongresi (23 Temmuz-7 Ağustos 1919)
Mondros Ateşkes Antlaşmasının bir maddesine göre, Doğu Anadoluâdaki altı ilde karışıklıklar çıktığı takdirde bu yerler işgal edilebilecekti. Bu maddede asıl amaç, Doğu Anadoluâda Ermenilere yurt sağlamaktı.
Doğu illerinin haklarının savunulması gerekiyordu. Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti bu amaçla kuruldu. Cemiyet oluşacak tehlikelere karşı mücadelenin yöntem ve hedeflerini belirlemek için bir kongre toplamaya karar verdi.
Bitlis, Erzurum, Sivas ve Trabzon delegelerinin katılmasıyla toplanmıştır. 23 Temmuz 1919âda toplanan kongre Mustafa Kemalâi Kongre başkanlığına seçti. 14 gün süren kongrede bir âtüzükâ ile bir âbildiriâ hazırlandı. Alınan kararlar:
1-Ulusal sınırlar için vatan bir bütündür, bölünemez.
2-Ne türlü olursa olsun, yabancıların topraklarımıza girmesine ve işlerimize karışmasına karşıyız. Ve Osmanlı hükümetinin dağılması halinde , ulus birlikte direnecek ve yurdu savunacaktır.
3-Yurdun ve bağımsızlığının korunmasına ve güvenliğin sağlanmasına İstanbul hükümetinin gücü yetmezse, amacı gerçekleştirmek için, geçici bir hükümet kurulacaktır. Bu hükümet üyeleri ulusal kongrece seçilecektir. Kongre toplanmamışsa bu seçimi Temsilciler kurulu yapacaktır.
4-Ulusal gücü etken ve ulusal iradeyi egemen kılmak temel ilkedir.
5-Hıristiyan azınlıklara siyasal egemenliğimizi ve toplumsal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.
6-Yabancı devletlerin koruyuculuğu ve güdümü kabul edilemez.
7 Ağustos 1919âda kongre Mustafa Kemal başkanlığında, dokuz kişilik bir temsil heyetini seçerek çalışmalarına başladı.
Önemi:
1-Ulusal sınırlar içinde vatanın bir bütün olduğu ve milli güçlerle ulusal egemenliğin sağlanması gerektiği ilk defa Erzurum kongresinde kararlaştırılmıştır.
2-Amacı, toplanış şekli, niteliği bakımından bölgesel olmakla beraber işgallere karşı, yurdun her yanında mücadele edilmesi gerektiği kararlaştırılmıştır. Bu nedenle, ulusal nitelikli, ulusal egemenliğin gerçekleştirilmesini esas alan ilk kongredir.
3-İlk kez yeni bir devletin kurulması düşüncesi belirtilmiştir.
4-İlk kez manda ve himaye fikri reddedilmiş, ilk kez yabancı ve azınlıklara ayrıcalıklar verilmeyeceği açıklanmıştır.
5-Sivas kongresine ışık tutmuş, ana ilkeleri saptayarak yaygınlaştırmış, Misak-ı milli kararlarına öncülük etmiştir.
7-Balıkesir Kongresi (26-30 Temmuz)
Toplanış amacı ve aldığı kararlar bakımından bölgesel bir kongredir. Yunanlılara karşı mücadele etmek amacıyla toplanmıştır. Ege Bölgesindeki direnişin örgütlenmesinde etkili olmuş, padişaha bağlılık bildirilmiştir. Amasya genelgesini onaylamıştır.
8-Alaşehir Kongresi (15-25 Ağustos 1919)
Balıkesir ve Erzurum kongresi sonuçlarını görüşmek için toplanmıştır. Bölgesel nitelikte bir kongredir.
1-Amasya Genelgesi kararlarına uyulması onaylanmıştır.
2-Batı Anadoluâda Yunanlılara karşı direnilecek, silahlanma, askere alınma gibi her türlü işlem yapılacaktı.
3-Gerekirse anlaşma devletlerinden de yardım istenecekti.
4-Sivas kongresi katılma konusunda kongre üyeleri pek olumlu düşünmemiştir.
9-Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919)
Amasya Genelgesinde alınan karar doğrultusunda Eylülâde çalışmalarına başladı.
Sivas kongresinde;
1-Vatanın bütünlüğü ve bağımsızlığının sağlanması konusunda, Erzurum kongresinde alınmış olan kararlar aynen kabul edildi.
2-Türk vatanının parçalanmasını önlemek için Anadolu ve Rumeliâde etkin olan direniş örgütleri âAnadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetiâ adı altında birleştirilmiştir.
3-Kongre Mustafa Kemalâin başkanlığında bir Temsil Heyeti seçerek çalışmalarını tamamladı. Temsil Heyetiâne, kongre adına görev yapma yetkisi verildi.
4-Yayın yoluyla propaganda için İrade-i Milliye Gazetesinin çıkarılması kararlaştırılmıştır.
5-Padişah tarafından kapatılan Osmanlı Mebuslar Meclisinin toplanmasına çalışılacağı belirtilmiştir.
6-Batı Anadoluâda Kuvayi Milliye komutanlığına Ali Fuat Paşa getirilmiştir.
Önemi:
1-Ulusal derneklerin birleştirilmesiyle kuvvetlerin bir merkezden aynı amaç doğrultusunda yönlendirilmesi sağlandı.
2-Bağımsızlık için manda gibi isteklerden vazgeçilmiştir.
3-İstanbulâdaki hükümetin tutumuna karşı kesinlikle cephe alınmış ve padişaha Meclis-i Mebusanâı toplaması için baskıda bulunulmuştu.
4-Sivas Kongresi amacı, toplanış biçimi ve aldığı kararlarla ulusal bir kongredir.
5-Temsil Heyetini oluşturarak TBMM açılana kadar, Anadolu hareketini yürütme görevini üstlenmiştir.
6-Ali Fuat Paşanın atanmasıyla ilk kez yürütme gücünü kullanmıştır.
7-Taşıdığı özellikleriyle milli egemenliğin gerçekleştirilmesinde önemli bir adım atmıştır.
8-Sivas Kongresinde Temsil Heyetinin sayısı 16 kişiye çıkarılarak âHeyet-i Temsiliye vatanın Heyet-i Umumiyesini temsil eder.â kararı alındı.
10-Osmanlı Hükümetleri ve Temsil Heyeti
Mustafa Kemal İstanbulâda yasal bir hükümet kuruluncaya kadar Anadolu ile İstanbulâun resmi haberleşmesinin kesilmesini emretti. Hükümetle ilgili yazışmaların Sivasâtaki Temsil Heyeti ile yapılmasını ilgililere bildirdi. Bunun üzerine fazla direnemeyen Damat Ferit Paşa, istifa etmek zorunda kaldı. 4 Ekim 1919âda yerine Ali Rıza Paşa atandı. Böylece Sivas Kongresinde öngörülen hedeflerden biri gerçekleşmiş oluyordu.
11-Amasya Görüşmesi (20-22 Ekim 1919)
Amasya Görüşmeleri İstanbul Hükümetinin temsilcileriyle Anadolu arasında geçmiştir. Şu konularda anlaşmaya varıldı.
1-Türk vatanının bağımsızlığı ve bütünlüğü korunacaktır.
2-Müslüman olmayan topluluklara siyasi egemenlik ve sosyal dengemizi bozacak nitelikteki haklar verilmeyecektir.
3-Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetiânin hukuki varlığını İstanbul hükümeti tanıyacaktır.
4-Mebuslar Meclisi, Anadoluâda İstanbul hükümetinin uygun göreceği güvenilir bir yerde toplanacaktır. Milletvekili seçimi serbest ve müdahalesiz yapılacaktır.
Önemi:
1-İstanbul hükümetinin, Anadolu hareketini tanıdığını gösteriyor.
2-Mustafa Kemal, Temsil Heyetiâni yeni bir devletin hükümetiymiş gibi Osmanlı Hükümetinin karşısında oturtmuş ve isteklerinin çoğunluğunu kabul ettirmiştir. Temsil Heyetinin hem nüfuzunu hem de güvenilirliğini artırmıştır.
3-O dönem kadar Anadoluâya katılmakta tereddüt edenlerin kesin karar vererek, Anadolu hareketlerine katılmaları hızlanmıştır.
Belirtilen kararları İstanbul Hükümeti kabul etmedi.
12-Temsil Kurulunun Ankaraâya Gelmesi (27 Aralık 1919)
Meclise katılacak mebuslarla görüşmek üzere Ankaraâya giden Atatürk, bu arada Temsilciler Kuruluânun Sivasâtan Ankaraâya taşınmasına karar verdi.
Ankaraânın merkez seçilme nedenleri:
1-Anadoluânun her yeriyle haberleşme ve ulaşımın yeterli olması
2-İstanbulâa yakın olması, hükümet çalışmalarının kolayca izlenebileceği
3-Cephelere yakın olması, Kuvayi Milliye ile iletişim sağlayabilecek konumda olması
4-Ankara henüz işgale uğramamış güvenli bir konumdaydı.
Ankara ulusal mücadelenin merkezi oldu. Burada alınan kararlar yurdun her tarafında yankılanmaya, bağımsızlık savaşı da adım adım amacına ulaşmaya başladı.
13-Meclisi-i Mebusanâın Açılması
Seçimler yapılıyordu. Müdafaa-i Hukuk Cemiyetiânin adayları her yerde kazanıyordu. Mustafa Kemal Erzurum milletvekili seçilmiştir.
Mustafa Kemal, Meclis-i Mebusanâdan Müdafaa-i Hukuk grubunun oluşmasını ve İstanbulâa gitmemesine rağmen kendisinin meclis başkanı seçilmesini istemiştir. Böylece Anadoluâdaki ulusal hareketin Meclisi Mebusana egemen olduğu anlatılmış olacak ve Müdafaa-i Hukuk grubunun öncülüğünde yurdun kurtarılması için kararlar alınacaktı.
Meclis 12 Ocak 1920âde toplandı.
Mustafa Kemal başına getirilmemiş, Müdafaa-i Hukuk grubu yerine âFelah-ı Vatanâ (Vatanın Kurtuluşu) grubu oluşmuştur. Reşat Hikmet Bey de meclis başkanlığına seçildi.
28 Ocak 1920âde âMisak-ı Milliâ (Ulusal And) kabul edildi.
Not: Misak-ı Milli, Amasya Genelgesinden beri yapılan hazırlıkların, oluşan bilincin son Osmanlı Parlamentosuânda benimsenmesidir.
Misak-ı Milliânin kapsamı:
1-30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi imzalandığı andaki sınırlar esas alınarak kabul edilecektir. Düşman kuvvetlerinin işgali altında bulunan, çoğunluğu Arap olan yerlerin kaderi, ora halkının serbestçe vereceği karara bağlı kalacaktır.
2-Halkın oyu ile Anavatana katılan Kars, Ardahan, Artvin için gerekirse tekrar oylama yapılacaktır.
3-Batı Trakyaânın hukuki durumu, ora halkının serbestlikle beyan edeceği oya uygun olacaktır.
4-İstanbul ve Marmara her türlü tehlikeden uzak tutulursa, boğazların dünya ticaretine açılması mümkün olacaktır.
5-Azınlıkların hakları, komşu ülkelerdeki müslüman halkın haklarının korunması koşuluyla kabul edilecektir.
6-Milli ve ekonomik gelişmemizi sağlamak amacıyla, tam bir bağımsızlık sağlanması gerekir. Kapitülasyonlar kaldırılmalıdır. Bunlar kabul edilmezse barış yapmak imkansızdır.
Önemi:
1-Milli ve bölünmez bir Türk ülkesinin sınırları belirlenmiştir.
2-Kongrelerde belirlenen ulusal isteklerin Osmanlı Parlamentosuna yansımasıdır. Bu bakımdan Anadolu hareketinin ilk büyük siyasal zaferidir.
3-Kars, Ardahan, Artvin, Batı Trakya ve Arap topraklarında halk oylamasının yapılması önerilerek, tartışma konusu olan topraklarda, sorunların barışçı yollarla çözümünden yana olunduğu gösterilmiştir.
Misak-ı Milliânin sonuçları:
1-Alınan kararlar, Anlaşma Devletlerini kızdırdı. İstanbul hükümetine karşı baskılarını artırdılar.
2-Ali Rıza Paşa hükümeti görevden ayrıldı, yerine Salih Paşa hükümet kurdu.
3-Kararın geri alınması için milletvekillerine baskı yaptılar. Milletvekillerini tutukladılar.
4-16 Mart 1920âde İstanbul resmen işgal ettiler.
14-İstanbulâun İşgali (16 Mart 1920)
Sonuçları:
1-İstanbulâdan kaçan milletvekilleri, asker, yazar ve memur Ankaraâya gelerek ulusal mücadeleye güç kattılar. TBMMânin toplanması için haklı bir neden ve ortam hazırlandı.
2-Salih Paşa görevinden çekildi, yerine Damat Ferit Paşa tekrar atandı.
3-Osmanlı Mebuslar Meclisi padişah tarafından 11 Nisan 1920âde kapatıldı.
4-Kuvayi Milliye hareketine karşı Kuvayi İnzibatiye (Halifelik Ordusu) oluşturuldu.
5-Saltanat ve halifelik yanlıları bu kurumları kurtarabilmek için ulusal mücadeleyi desteklemeye başladılar.
6-Ulusal mücadeleye karşı bir fetva yayınlandı. (4 Mayıs 1920)
7-Bu işgalle beraber Osmanlı Devleti tarihe karıştı. Bu durum Lozanâda tüm devletlerce kabul edildi.
Not: Mustafa Kemal, İstanbulâun işgali üzerine ilk önlem olarak, bütün illere ve komutanlara gönderdiği telgraflarla, Hıristiyan halka karşı bir tepki olmamasını sağladı. İşgali İstanbulâdaki elçilikler nezdinde protesto etti. İşgalci güçlerin yayınladığı bildirilerin de telgrafhanelerden geri çevrilmesini sağladı.
TBMMânin Açılması (23 Nisan 1920)
TBMM 23 Nisan 1920âde Ankaraâda kurulmuştur.
Bu meclisin temeli Erzurum kongresinde atılmış, Sivas kongresinde de Milli Meclis kurulması yolunda karar alınmıştır.
Meclisin açılmasıyla Temsil Kurulunun görevi sona ermiştir.
Kapatılan Meclis-i Mebusanâın üyelerinden bir kısmı da yeni meclise üye olarak kabul edilmişlerdir.
Meclis başkanlığına Mustafa Kemal seçilmiş, onun teklifiyle Meclis aşağıdaki kararları almıştır.
1-Hükümet kurmak gereklidir.
2-Geçici bir hükümet başkanı tanımak ya da padişah vekili atamak doğru değildir.
3-Mecliste beliren milli iradenin yurdun alın yazısına doğrudan doğruya el koymasını kabul etmek temel ilkedir. TBMMânin üzerinde bir kuvvet yoktur.
4-Yasama ve yürütme görevleri TBMMâye aittir.
5-Meclis içerisinden seçilecek olan bir kurul, hükümet görevi görür. Meclis Başkanı da hükümet başkanıdır.
6-Padişah ve halife, baskı ve zordan kurtarıldığı zaman, meclisin koyacağı yasal kurallar uyarınca durumunu alır.
Kararların önemi:
1-âHükümet kurmak gereklidir.â maddesi ile Meclis kuruculuk niteliğinin bulunduğunu göstermiştir.
2-İkinci madde ile devamlılığını belirtmiştir.
3-âTBMM üstünde bir kuvvet yoktur.â maddesi ile İstanbul hükümetinin hukuken yık saymış, millet iradesi hakim kılınmıştır.
4-TBMM önce yasama ve yürütme sonra da âgaflet, hıyanetâ içinde bulunanlara karşı çıkarılan Hıyaneti-i Vataniye Kanunu ile yargı gücünü aldı. Buna âGüçler Birliğiâ ilkesi denir.
5-Bir ihtilal meclisidir. Millet iradesine dayandığı ve milli egemenlik ilkesini esas aldığı için demokratik karakterde ve yapıdadır.
6-İlk zamanlarda, ulusal birliğin bozulmasını önlemek, padişah ve halife yanlılarını da mücadeleye çekmek amacıyla TBMM bu kurumların durumlarını askıya almış ve her türlü tartışmanın dışında tutmuştur.
7-23 Nisan 1920âde açılıp, 1 Nisan 1923âte seçimlerin yenilenmesine kadar görev yapan meclise I.TBMM denir.Hem millet egemenliğini geliştirmiş hem de Kurtuluş savaşını yönetmiştir.
I.Meclis inkılap olarak sadece saltanatı kaldırmıştır.
TBMM ile İstanbul Hükümeti Arasındaki Mücadele
TBMM ve Anadoluâda kurulan düzeni yıkmak isteyen Damat Ferit, amacına ulaşmak için her türlü yola başvurmuştur. Bunlardan birincisi halkı ayaklandırarak TBMMâyi güçsüz ve yetkisiz bir duruma düşürmek ve etkisiz kılmaktı. İkincisi ise, işgalci devletlerle hemen bir antlaşma yapmaktı. Böylece savaş hali sona ermiş sayılacak, halk yeni bir savaş için uğraşan Mustafa Kemalâi Takip etmeyecek ve çabaları boşa gidecekti.
TBMMâye Karşı Ayaklanmalar
Doğrudan İstanbul Hükümetince Yürütülen Ayaklanmalar
Anzavur ayaklanması
Kuvayi İnzibatiye ayaklanması
İstanbul Hükümeti ve İtilaf Devletlerinin Kışkırtmasıyla Çıkan Ayaklanmalar
Bolu, Düzce, Hendek; Adapazarı ayaklanmaları
Yozgat ayaklanması
Afyon ayaklanması
Konya ayaklanması
Milli Aşireti ayaklanması
Azınlıkların çıkardığı ayaklanmalar
Kuvayi Milliye yanlısı olup saha sonra ayaklananlar
TBMMânin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Tedbirler
TBMMânin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Tedbirler
TBMM varlığını tehdit eden bu ayaklanmaların İstanbul hükümeti ve işgal devletleri tarafından çıkarıldığını biliyordu. Bu nedenle de önlemleri de bunlara yönelik almıştır.
a-İstanbul ile her türlü resmi ilişkilerin ve haberleşmenin kesilmesi
b-İstanbul hükümetinin tüm işlemlerin yok sayılması
c-Şeyhülislamın halkı kışkırtıcı nitelikteki fetvalarına karşılık, Ankara müftüsü (Rıfat Börükçü) nün gerçek vatan hainlerinin İstanbul hükümetinin başında bulunanlar olduğuna ilişkin fetvalarının yayınlanması
d-TBMM ayaklanmaları önlemek ve gücünü artırmak için 29 Nisan 1920âde Hıyanet-, Vataniye kanununu çıkarmıştır.
TBMM, ulusu temsil üstün bir güç olduğundan, ona karşı ayaklananlar sözle bile olsa varlığını inkar edenler vatan haini sayılacak ve cezalandırılacaktı.
İstanbulâdan gelen hiçbir evrak kabul edilmeyecek ve geri gönderilecektir. Buna uymayanlar vatan haini sayılacak ve cezalandırılacaktır.
Bütün bunlar, yeni bir devlet düzeninin kurulduğunun işaretleri olduğu gibi, İstanbulâun Ankara üzerindeki yıkıcı etkilerini silmeye yönelik tedbirlerdir.
Ayaklananları yargılayıp cezalandırabilmek amacıyla TBMM milletvekilleri arasında seçilecek kişilerin oluşturduğu İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur.
Ayaklanmaların bastırılmasında önemli rol oynayan İstiklal Mahkemeleri düzenli ordunun kurulmasında etkili olmuş, Meclis otoritesini sağlanmış, Cumhuriyet ilkelerinin yerleştirilmesinde de çok önemli rol oynamıştır.
Sevr Barış Antlaşması (10 Ağustos 1920)
Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde yenen devletler, yenilen devletlere ağır koşullarda antlaşmalar imzalatırken, Osmanlı Devleti ile ateşkes antlaşması imzalamakla yetinmişlerdir. Ancak 10 Ağustos 1920âde Sevr Barış Antlaşması imzalanmıştır.
İtilaf devletlerinin aralarında anlaşmazlıklar olmasına rağmen bu antlaşmanın imzalanma nedenleri:
1-TBMMânin açılması. Yeni Türk Devletinin kuruluşunun 30 Nisan 1920âde dünyaya duyurulması
2-Anadolu hareketinin güçlenmesi karşısında İstanbul hükümetinin varlığını sürdürebilmek amacıyla anlaşma devletleriyle hemen bir barış anlaşması imzalayarak Anadolu Hareketine son vermek istemesi
3-Anlaşma devletlerinin Anadolu hareketinin güçlenmesi üzerine kendi anlaşmazlıklarının bir kenara bırakmaları
4-İngiltereânin desteklediği Yunan kuvvetlerinin 22 Haziran 1920âde Bursa-Uşak çizgisini aşarak Batı Anadoluâda işgallere başlaması, Trakyaâyı işgal etmeleri üzerine Osmanlı yöneticilerinin telaşa düşmesi
Barış imzalanırsa; savaş sona erecek, halk rahat edecek, Mustafa Kemal de yalnız kalacaktı.
Osmanlı tarihinin kara lekesi olan Sevr Barış Antlaşması 10 Ağustos 1920âde Damat Ferit Paşa tarafından imzalandı.
Anlaşmanın koşulları
1-Boğazlar bütün devletlere daima açık olacak, Türklerin bulunmadığı bir komisyon tarafından yönetilecekti.
2-Ege Bölgesinin büyük bir bölümü ile Doğu Trakya Yunanlılara verilecekti.
3-Doğu Anadoluâda Bağımsız Ermenistan ve Kürdistan isimli iki devlet kurulacaktı.
4-Antalya ve Konya dahil İç Batı Anadolu İtalyaâya verilecekti.
5-Adanaâdan Sivasâa kadar İç Anadolu Fransızlara ait olacaktı.
6-Osmanlı İmparatorluğuna bağlı Suriye, Irak, Arabistan Fransızlarla İngilizler arasında paylaşılacaktı.
7-İç güvenliği sağlamak için 50.000-70.000 kişilik ordu bulundurulabilecek ancak ağır silahlar olmayacaktı.
8-Ekonomik, adli ve mali kapitülasyonlar galip devletlerin çıkarına yeniden düzenlenecek, azınlıklara geniş haklar verilecekti.
9-Osmanlı Devleti anlaşmaya uymazsa, İstanbul elinden alınacaktı.
Özellikleri
Osmanlı Devletini fiilen sona erdirmiştir.
Osmanlı Devletinin imzaladığı son antlaşmadır.
Osmanlı parlamentosunun onayından geçmediği için Kanun-i Esasiye ters düşmüştür. Osmanlı Parlamentosu yurdunun parçalanmasına razı olmayarak Misak-ı Milliyi kabul etmişti. Padişah anlaşmayı imzalayarak milli iradeye de karşı geliyordu.
TBMM ve Türk halkı tarafından kabul edilmediği için yürürlüğe girmemiştir.
Sevrâe Karşı Tepkiler
Sevr Barışına TBMMânin tepkisi çok daha büyük olmuştur.
1-TBMM, 19 Ağustos 1920âde yaptığı toplantıda, Sevr Barışını imzalayanları ve onaylayanları vatan haini ilan etmiştir.
2-Sevr Barışını kesinlikle tanımadığını tüm ilgili devletlere bildirmiştir.
3-Padişah ve Osmanlı yöneticilerinin vatan haini olduklarının anlaşılması halkın direnme gücünü kamçılamış ve ulusal mücadeleye katılım hız kazanmıştır.
İstiklal Mahkemelerinin Kurulması
Olağanüstü yetkiler taşıyan İstiklal Mahkemeleri Hıyaneti Vataniye Kanunu ile 18 Eylül 1920âde kurulmuştur.
1949âda İstiklal Mahkemelerinin kuruluşunu oluşturan kanun kaldırılmıştır.
Düzenli Ordunun Kurulması
Osmanlı İmparatorluğunda ordu gerilemiştir. Modern esaslara dayanan ordu II.Mahmut tarafından kuruldu. Kurulan bu ordu XIX. Yüzyıldaki yenilik hareketlerine öncülük etti. II.Meşrutiyet ordunun eseridir.
8 Kasım 1920âde TBMM ile kurulan devletin buyruğunda Ordu, tekrar örgütlendirilmiştir. Gücünü ulusal egemenlikten alan ordu Kurtuluş Savaşını başarıyla tamamlayacaktır.
Düzenli ordu kurulmasının sebepleri
1-Kuvayi Milliye birliklerinin askerlik yeteneğinden yoksun olması otorite altına alınamaması
2-Olumsuz çalışmaları sonucunda halkın, Kuvayi Milliye birliklerine güven duygusunun azalması
3-Yunan ilerleyişini durdurulamaması Batı Anadoluânun büyük bir kısmının Yunanlıların eline geçmesi
Mustafa Kemal Paşanın TBMMâde yaptığı konuşmalar sonuç verdi. Batı cephesi yeni ordunun ihtiyaçlarına göre Çerkez Ethem birlikleri dışında yeni baştan düzenlendi. Güneyde Kuvayi Milliye birlikleri Fransızlara karşı başarılıydı. Buradaki birlikler düzen ve disiplin altına alındı.
Doğu Cephesi Ermeni Sorunu
1878 Berlin antlaşmasından sonra İngiltere ve Rusyaânın çıkarları doğrultusunda Ermeni ayaklanmaları başladı. Birinci Dünya Savaşı başlayınca Ruslar ülkelerinden getirdikleri Ermeni birliklerini Doğu Anadoluâda kullandılar. Osmanlı ülkesinde yaşayan Ermeniler de Rusların yanında yer almıştır. Doğu Anadoluânun savunmasını zorlaştırdıkları için hükümet orada yaşayan Ermenileri bir başka yere göç ettirdi. (1915 Tehcir Yasası) Ermeniler Suriye ve Lübnanâa yerleştiler. Göç ettirilen Ermenilerin bir bölümü savaş hali, salgın hastalık ve asayişsizlik nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Bu olay Ermeniler tarafından günümüze kadar kullanılmıştır.
Wilson ilkelerinden hareketle batılı devletler ABDânin mandasında Doğu Anadoluâda bir Ermenistan devletinin kurulmasını kararlaştırmışlardı. Amerikan senatosunun Ermenilerin Doğu Anadoluâda çoğunlukta bulunup bulunmadığını incelemek üzere gönderdiği General Harbordâun araştırması sonucunda Ermenilerin azınlıkta olduğu ortaya çıktı.
Not: Birinci Dünya Savaşı sırasında yayınlanan Wilson ilkeleriyle ilk defa bağımsız bir Ermeni devletinden söz ediliyordu.
Sevr antlaşmasında Doğu Anadoluâda Ermeni devleti kurulması maddesi yer almıştır.

