Ayyıldız2 | 2008 TR Yapısı • 1-99 Orta Emek Destan • Oto Avsız • 10 Temmuz 21:00 HEMEN TIKLA!
NASA 1979 yılında D.D zeki yaşamı araştırmak amacıyla SETİ projesini başlattı. Uzaya radyo sinyalleri göndermek ve sayısız gezegenlerden gelme ihtimalini düşündüğümüz sinyalleri alarak çözme yoluna gitme, Dünya Dışı uygarlıkları tanıma yolunda atılmış olumlu bir adımdır.
“Dünya Dışı Varlıklardan“dan gelmesi olası radyo dalgalarını dinlemek amacıyla kullanılan Dünyanın belli başlı radyo teleskopları şunlardır:
» The Arecibo İonospheric Observatory, Porto Riko.
» National Radio Astronomy observatory, Green Bank- West Virginia.
» Eski Sovyetler Birliği`ndeki sekiz tabaklı radyo teleskop.
» Kafkaslardaki büyük radyo teleskop.
» ABD`de SETİ Projesi`nde 1979 yılından itibaren kullanılmaya başlanan çok duyarlı radyo teleskoplar. Bunlardan en büyüğü Arizona`daki radyo teleskoptur.
» 1995 yılında Avustralya`nın doğusundaki Parkes Kenti`nde, günümüzün en modern uzay haberleşme merkezi oluşturularak “Phoenix Projesi“ adı altında çalışmalara başlandı
1977 ile 1990 yılları arasında gök bilimciler çok değişik takım yıldızlardan bazı sinyaller aldılar. Bu sinyaller açıklanamadı ve aralarından hiçbiri de yenilenmedi. Şimdi tarihlerine göre sinyalleri incelemeye çalışalım:
15 Ağustos 1977. Yay Takımyıldızı:
Ohio Eyaleti radyo teleskopunda görevli bir araştırmacı “wow“ sesi olarak tanımladığı bir sinyal aldı. Bu sinyal bir daha asla duyulmadı.
10 Ekim 1989.Yay Takımyıldızı:
Harvard META (Megachannel Extra Terrestrial Assay) radyo teleskopundan alınan 40 sinyalden biri kaydedildi.
14 Ağustos 1989.Başak takımyıldızı:
META tarafından bir başka sinyal daha kaydedildi. Dünya Dışı zekanın yayında olduğunu düşündüren türde bir sinyaldi.
16 Ağustos 1989.Balık Takımyıldızı:
Bu kez de META tarafından kaydedilen sinyal belirli aralıklarla tekrarlanıyordu. Kontrol edilme aşamasında kesildi.
15 Kasım 1989.Kasiope Takımyıldızı:
Bu META sinyali bir yıldızdan çok Dünya Dışı varlık tarafından veriliyormuş izlenimini yarattı.
9 mayıs 1990.Yılan Taşıyan Takımyıldızı:
Avustralya`da bulunan Parkes radyo teleskopu tarafından kaydedildi. Büyük bir olasılıkla Dünya Dışı zeka tarafından gönderildiği öne sürüldü.
Yukarıda sıralanan bu radyo sinyallerinin ya da hala açıklığa kavuşturulamayan mesajların alınmış olması insanı gerçekten heyecanlandırıyor: Dünya Dışı varlıkların bizlere ulaşabilmek için yayın yaptıkları fikri, araştırmacılar için son derece gerçekçi bir kanıt gibi görünüyor. Yine de hatırlanması gereken nokta bu mesajların çözülememiş olarak kalmalarıdır. Prof. Sagan`ın dediği gibi mesajlar Dünya Dışı zeka için çok basit olabilir. Fakat biz Dünyalılar bu sinyallerin anlamını çözebilmek için belki de yıllar boyunca araştırma yapmak zorunda kalacağız. Dünya Dışı varlıklar için çok kolay olan bu sinyaller bizim için karmaşık ve gizemli olmaktan öteye gitmiyor.
Her durumda, radyo-astronominin uzayı tanıma konusunda dünyaya büyük yardımları olduğunu inkar edemeyiz. Dünyada bulunan en büyük radyo-radar gözlemevi Puerto Rico adasındadır. Cornell Üniversitesi uzmanları tarafından yönetilen Arecibo gözlem çanağının çapı 305 metredir. Radyo-radar gözlem çanağının yansıtıcı yüzeyi, çanak biçimli bir vadiye daha önce yerleştirilmiş bir kürenin bölümünü oluşturur. Uzayın derinliklerinden radyo dalgaları algılar. Aldığı bu radyo dalgalarını çanağın tepesindeki antene aktarır. Anten elektronik bağlantılarla kontrol odasıyla temas halindedir. Alınan sinyal kontrol odasında çözümlenir. Bunun tersine, teleskop bir radar vericisi olarak kullanılırsa, sinyalle beslenen anten çanağa sinyali geçirir, o da uzaya yansıtır. Arecibo gözlemevi uzaydaki uygarlıklardan sinyal elde etmek için kullanıldığı gibi, bir defasında da Dünyadan bir mesajı M13 adı verilen yıldızlar kümesine göndermek için kullanıldı. Böylece yıldızlar arası diyalog kurma isteğimizi D.D varlıklara da anlatmaya çalışmış olduk.
Radyo dalgaları ışık hızıyla giderler. Bu da yıldızlar arası bir yolculuğa çıkan en hızlı uzay aracından 10.000 kez daha büyük bir sürat demektir. Radyo-teleskoplar, dar frekans dalgaları üzerinden öylesine yoğun sinyaller yayarlar ki , çok geniş yıldızlar arası mesafelerde bile alınabilirler.
Arecibo gözlemevi, Samanyolu galaksisinin orta yerinde 15.000 ışık yılı uzaklıktaki bir gezegende kurulmuş benzer bir gözlemeviyle iletişim kurabilir. Yeter ki, radyo-teleskopumuzu hangi noktaya yönelteceğimiz bilinsin. İleri uygarlıklar haberleşme alanında radyodan daha öte yöntemler geliştirmiş olabilirler. Ne var ki radyo güçlü bir kaynaktır, ucuzdur, hızlı ve basittir. Bizim gibi geri kalmış bir teknolojiye sahip bir uygarlığın, göklerden mesaj alabilmek için radyo teknolojisine başvurmak zorunda kaldığını anlayabilirler.
48619 dünyalı bu yazıyı okudu
Paylaş167
astro, astronomi, astronot, ay, esa, mars, meteor, nasa, spaceship, uydu, uydular, uzay, Uzay Araştırmaları, uzay bilimleri, uzay gemisi, uzay resimleri, uzay tarihi, uzayın özellikleri, uzayın tanımı, uzaylılar, yıldız
uzay
Yorumlarınızda lütfen Türkçe dil bilgisine önem verin.
Sakıncalı olduğunu düşündüğünüz yorumları lütfen bize bildirin. Yorumun yazıldığı yazının başlığını ve ilgili yorumun numarasını belirtmeyi unutmayın.
Sol taraftaki "İletişim" butonuna tıklayarak mesajınızı gönderebilirsiniz.
“UZAY ve YAŞAM OLASILIĞI“ icin 253 yorum
Sayfalar: 26 25 24 23 22 21 20 19 18 17 16 … 1 » Hepsini Göster
253pisagor35: 21 Haziran, 2011 | 21:15 sayın f.karagülün ayrılışı beni üzdü.bilgi düzeyinin yüksekliği tartışılmaz ancak her şey kitapta yazdığı gibi yada hocaların anlattığı gibi değil.onlar samimi de olsalar yönetenler değil çünki düzenin geleceği söz konusu.sayın karagülün bu basit gerçeği algılaması gerekirdi.yani büyüklüğü itibariyle anladığımız şekilde seyahatin mümkün olmadığını bizde biliyoruz,benim kaba hesabıma göre ışık hızıda yetmiyor,da bunlar bizim için geçerli,ışık hızının 20,30,50 belki daha yüksek hızlara ulaşmış olamazlarmı?biz 1000 sene sonra hangi seviyede olacağımızı tahmin bile edemiyoruz,ya onlar 1.000.000 sene ilerdeyse,ve hatta çok daha önce hayat sahnesine çıktılarsa?onların bilim ve teknoloji olarak hangi seviyede olduğunu düşünmemiz mümkün değil,haliyle onların durumunu kendi seviyemize göre kıyaslayamayız.yani bu uzaklıkları aşamazlar demek kendimizi avutmaktır.bırakınız başka galaksiyi birkaç bin ışık yılı öteden bile gelseler vay halimize,kaderimiz tamemen onların elinde demektir.galiba aynı sistem içinde olduğumuzu düşünmek hem daha kolay hem daha hayırlı.belkide jüpiter uydularında geliyorlar veya keşfedemediğimiz başka gezegen yada uydu bilmiyoruz yada bilmemiz istenmiyor.her neyse sayın karagülün yorumlarını okumak isterim,elbette kendi iradesi ancak kararını gözden geçirmeli diye düşünüyorum.her ne kadar karşıt olsada yazıların da derinlik vardı ve bu herkes için geçerli değil,saygılar.
“Dünya Dışı Varlıklardan“dan gelmesi olası radyo dalgalarını dinlemek amacıyla kullanılan Dünyanın belli başlı radyo teleskopları şunlardır:
» The Arecibo İonospheric Observatory, Porto Riko.
» National Radio Astronomy observatory, Green Bank- West Virginia.
» Eski Sovyetler Birliği`ndeki sekiz tabaklı radyo teleskop.
» Kafkaslardaki büyük radyo teleskop.
» ABD`de SETİ Projesi`nde 1979 yılından itibaren kullanılmaya başlanan çok duyarlı radyo teleskoplar. Bunlardan en büyüğü Arizona`daki radyo teleskoptur.
» 1995 yılında Avustralya`nın doğusundaki Parkes Kenti`nde, günümüzün en modern uzay haberleşme merkezi oluşturularak “Phoenix Projesi“ adı altında çalışmalara başlandı
1977 ile 1990 yılları arasında gök bilimciler çok değişik takım yıldızlardan bazı sinyaller aldılar. Bu sinyaller açıklanamadı ve aralarından hiçbiri de yenilenmedi. Şimdi tarihlerine göre sinyalleri incelemeye çalışalım:
15 Ağustos 1977. Yay Takımyıldızı:
Ohio Eyaleti radyo teleskopunda görevli bir araştırmacı “wow“ sesi olarak tanımladığı bir sinyal aldı. Bu sinyal bir daha asla duyulmadı.
10 Ekim 1989.Yay Takımyıldızı:
Harvard META (Megachannel Extra Terrestrial Assay) radyo teleskopundan alınan 40 sinyalden biri kaydedildi.
14 Ağustos 1989.Başak takımyıldızı:
META tarafından bir başka sinyal daha kaydedildi. Dünya Dışı zekanın yayında olduğunu düşündüren türde bir sinyaldi.
16 Ağustos 1989.Balık Takımyıldızı:
Bu kez de META tarafından kaydedilen sinyal belirli aralıklarla tekrarlanıyordu. Kontrol edilme aşamasında kesildi.
15 Kasım 1989.Kasiope Takımyıldızı:
Bu META sinyali bir yıldızdan çok Dünya Dışı varlık tarafından veriliyormuş izlenimini yarattı.
9 mayıs 1990.Yılan Taşıyan Takımyıldızı:
Avustralya`da bulunan Parkes radyo teleskopu tarafından kaydedildi. Büyük bir olasılıkla Dünya Dışı zeka tarafından gönderildiği öne sürüldü.
Yukarıda sıralanan bu radyo sinyallerinin ya da hala açıklığa kavuşturulamayan mesajların alınmış olması insanı gerçekten heyecanlandırıyor: Dünya Dışı varlıkların bizlere ulaşabilmek için yayın yaptıkları fikri, araştırmacılar için son derece gerçekçi bir kanıt gibi görünüyor. Yine de hatırlanması gereken nokta bu mesajların çözülememiş olarak kalmalarıdır. Prof. Sagan`ın dediği gibi mesajlar Dünya Dışı zeka için çok basit olabilir. Fakat biz Dünyalılar bu sinyallerin anlamını çözebilmek için belki de yıllar boyunca araştırma yapmak zorunda kalacağız. Dünya Dışı varlıklar için çok kolay olan bu sinyaller bizim için karmaşık ve gizemli olmaktan öteye gitmiyor.
Her durumda, radyo-astronominin uzayı tanıma konusunda dünyaya büyük yardımları olduğunu inkar edemeyiz. Dünyada bulunan en büyük radyo-radar gözlemevi Puerto Rico adasındadır. Cornell Üniversitesi uzmanları tarafından yönetilen Arecibo gözlem çanağının çapı 305 metredir. Radyo-radar gözlem çanağının yansıtıcı yüzeyi, çanak biçimli bir vadiye daha önce yerleştirilmiş bir kürenin bölümünü oluşturur. Uzayın derinliklerinden radyo dalgaları algılar. Aldığı bu radyo dalgalarını çanağın tepesindeki antene aktarır. Anten elektronik bağlantılarla kontrol odasıyla temas halindedir. Alınan sinyal kontrol odasında çözümlenir. Bunun tersine, teleskop bir radar vericisi olarak kullanılırsa, sinyalle beslenen anten çanağa sinyali geçirir, o da uzaya yansıtır. Arecibo gözlemevi uzaydaki uygarlıklardan sinyal elde etmek için kullanıldığı gibi, bir defasında da Dünyadan bir mesajı M13 adı verilen yıldızlar kümesine göndermek için kullanıldı. Böylece yıldızlar arası diyalog kurma isteğimizi D.D varlıklara da anlatmaya çalışmış olduk.
Radyo dalgaları ışık hızıyla giderler. Bu da yıldızlar arası bir yolculuğa çıkan en hızlı uzay aracından 10.000 kez daha büyük bir sürat demektir. Radyo-teleskoplar, dar frekans dalgaları üzerinden öylesine yoğun sinyaller yayarlar ki , çok geniş yıldızlar arası mesafelerde bile alınabilirler.
Arecibo gözlemevi, Samanyolu galaksisinin orta yerinde 15.000 ışık yılı uzaklıktaki bir gezegende kurulmuş benzer bir gözlemeviyle iletişim kurabilir. Yeter ki, radyo-teleskopumuzu hangi noktaya yönelteceğimiz bilinsin. İleri uygarlıklar haberleşme alanında radyodan daha öte yöntemler geliştirmiş olabilirler. Ne var ki radyo güçlü bir kaynaktır, ucuzdur, hızlı ve basittir. Bizim gibi geri kalmış bir teknolojiye sahip bir uygarlığın, göklerden mesaj alabilmek için radyo teknolojisine başvurmak zorunda kaldığını anlayabilirler.
48619 dünyalı bu yazıyı okudu
Paylaş167
astro, astronomi, astronot, ay, esa, mars, meteor, nasa, spaceship, uydu, uydular, uzay, Uzay Araştırmaları, uzay bilimleri, uzay gemisi, uzay resimleri, uzay tarihi, uzayın özellikleri, uzayın tanımı, uzaylılar, yıldız
uzay
Yorumlarınızda lütfen Türkçe dil bilgisine önem verin.
Sakıncalı olduğunu düşündüğünüz yorumları lütfen bize bildirin. Yorumun yazıldığı yazının başlığını ve ilgili yorumun numarasını belirtmeyi unutmayın.
Sol taraftaki "İletişim" butonuna tıklayarak mesajınızı gönderebilirsiniz.
“UZAY ve YAŞAM OLASILIĞI“ icin 253 yorum
Sayfalar: 26 25 24 23 22 21 20 19 18 17 16 … 1 » Hepsini Göster
253pisagor35: 21 Haziran, 2011 | 21:15 sayın f.karagülün ayrılışı beni üzdü.bilgi düzeyinin yüksekliği tartışılmaz ancak her şey kitapta yazdığı gibi yada hocaların anlattığı gibi değil.onlar samimi de olsalar yönetenler değil çünki düzenin geleceği söz konusu.sayın karagülün bu basit gerçeği algılaması gerekirdi.yani büyüklüğü itibariyle anladığımız şekilde seyahatin mümkün olmadığını bizde biliyoruz,benim kaba hesabıma göre ışık hızıda yetmiyor,da bunlar bizim için geçerli,ışık hızının 20,30,50 belki daha yüksek hızlara ulaşmış olamazlarmı?biz 1000 sene sonra hangi seviyede olacağımızı tahmin bile edemiyoruz,ya onlar 1.000.000 sene ilerdeyse,ve hatta çok daha önce hayat sahnesine çıktılarsa?onların bilim ve teknoloji olarak hangi seviyede olduğunu düşünmemiz mümkün değil,haliyle onların durumunu kendi seviyemize göre kıyaslayamayız.yani bu uzaklıkları aşamazlar demek kendimizi avutmaktır.bırakınız başka galaksiyi birkaç bin ışık yılı öteden bile gelseler vay halimize,kaderimiz tamemen onların elinde demektir.galiba aynı sistem içinde olduğumuzu düşünmek hem daha kolay hem daha hayırlı.belkide jüpiter uydularında geliyorlar veya keşfedemediğimiz başka gezegen yada uydu bilmiyoruz yada bilmemiz istenmiyor.her neyse sayın karagülün yorumlarını okumak isterim,elbette kendi iradesi ancak kararını gözden geçirmeli diye düşünüyorum.her ne kadar karşıt olsada yazıların da derinlik vardı ve bu herkes için geçerli değil,saygılar.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 78
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 126
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 63
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 157