- Katılım
- 28 Ocak 2009
- Konular
- 571
- Mesajlar
- 5,225
- Reaksiyon Skoru
- 644
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 4 Ay 21 Gün
- Başarım Puanı
- 241
- MmoLira
- -29
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Hollandalının Türkiye hayali de gerçek oldu...
Türkiye`de oynadığı iki yılda Fenerbahçeli taraftarın gönlüne taht kuran eski futbolcu Pierre van Hooijdonk her fırsatta hayranı olduğunu dile getirdiği İstanbul`a döndü. A Milli Takım Teknik Direktörü Guus Hiddink`in yardımcılığı ve A2 Milli Takımı`nın teknik patronluğu görevlerini üstlenen van Hooijdonk`u soru yağmuruna tuttuk.
Hiddink çağırmasa gelir miydi? Alex`i kıskanıyor mu? Rıdvan Dilmen`in dillere pelesenk olan “Bir Alex değil“ sözüne neden “Pierre van Hooijdonk da bir Alex değil“ yanıtını veriyor? Frikiklerinin sırrı ne? İstanbul`a geldiğinde ilk ne yapıyor? Burada en çok neyi özledi? Oğlu Sydney babasının yerini alacak mı? Hayat ona mı güzel?
Yıllarca futbol oynadınız, şimdi teknik direktörlük yapıyorsunuz. Hangisi daha zor?
Teknik direktör olmak daha zormuş.
Neden?
Çünkü pek çok kişiye önderlik yapıyorsunuz. Futbol oynadığınızda oyun içinde üzerinize düşeni yerine getiriyorsunuz, oyunun gidişatından direkt etkileniyorsunuz. Ama teknik direktörseniz tüm oyuncuları yönlendirip onlara taktik verip oyun içinde alternatifler üretiyorsunuz. Kolay bir iş değil.
Her iyi futbolcu iyi bir teknik direktör olabilir mi?
Bunun bir garantisi yok. Çünkü teknik direktörlük için farklı yetenekleriniz olmalı. Örneğin konuşma yeteneği gibi. Eğer iyi konuşuyorsanız futbolcularınızı inandırabilirsiniz. Konuşurken rahat değilseniz ve bunu belli ederseniz futbolcular üzerinde iyi bir izlenim bırakmazsınız, onları ikna edemezsiniz. Sizin yüzünüze, hareketlerinize bakarlar. Bunu iyi biliyorum çünkü ben de oyuncuydum. Bir teknik direktörün oyuncuların ismini doğru söylemesi, düzgün telaffuz etmesi bile küçük ama önemli bir detay.
Frikikleriniz çok meşhurdu. Size benzeyen futbolcu var mı? Bizce Alex bile sizin gibi değil.
Alex bana yakın.
Ama bir Pierre van Hooijdonk değil!
Evet ama Pierre van Hooijdonk da bir Alex değil.
Alex`i kıskanıyor musunuz?
Niye ki?
Çok başarılı, Türkiye`de çok seviliyor.
Alex harika biri. Şampiyonluktan sonra mesaj attım, tebrik ettim. Yedi yıldır Türkiye`de oynuyor, her yıl daha da iyi oluyor. Birlikte bir yıl oynadık, Tam bir fenomen. İnsanlar bana birlikte oynadığın en iyi oyuncu kim diye soruyor. Cevabım Alex. Onu bir yıl içinde toplasan beş kez bile sinirli görmedim.
Frikik sırrım ince hesap yapmak
Sadece frikikler üzerinden değerlendirsek?
Kariyerim boyunca her sezon en az altı-yedi golümü frikikten attım. Benim gibi atan kim var... İstatistiklere bakmak lazım. Mesela Fenerbahçe`de Alex; Beşiktaş`ta Simao, Quaresma, Guti; Galatarasaray`da...
Galatasaray`da kimse yok!
Gerçekten öne çıkan biri yok. Trabzonspor`da Alanzinho frikik atıyor.
Peki iyi frikik atmanın bir sırrı var mı?
Ben topu kalenin hizasına koyar, yüzümü kaleye dönerim. Vururken en ince ayrıntıyı hesaplarım. Benim vuruşum farklıdır çünkü topla arama diğer futbolcuların koyduğundan daha fazla mesafe koyarım.
Oyuncularınıza bunu öğretiyor musunuz?
Futbolcu topa iyi vuramıyorsa öğretemem. Çünkü zaten bir yeteneğinin olması gerekiyor. Ama frikik çalıştırdığımız yetenekli oyuncularımız var.
Size şimdi en popüler soruyu soracağız: Bir gün Fenerbahçe`nin teknik direktörü olmak ister misiniz?
Bu soru bana o kadar çok soruldu ki... Şu anda federasyonla çalışıyorum ve halimden çok memnunum. Onlarla birlikte çıktığım yol henüz bitmedi, daha uzun yolumuz var.
Belki bir gün olursunuz. Bunu hayal ediyor musunuz?
Sadece bir hayalim vardı o da profesyonel futbolcu olmaktı. Onu gerçekleştirdim. Şimdi de sevdiğim bir işi yapıyorum. Fenerbahçe teknik direktörlüğüne odaklanmak istemiyorum. Çünkü futbolda her an her şey olabilir.
Peki yakın gelecekteki hedefleriniz neler?
Koç olarak en yüksek düzeyde çalışmak, Türk Milli Takımı ile 2012`de Avrupa Şampiyonası`na gidebilmek. Çünkü Türkiye`de çok fazla yetenek var, eğer katılamazsa çok yazık olur. Bu deneyimi futbolcuların da yaşaması çok önemli.
Potansiyel var diyorsunuz ama mesela İspanyol ya da Alman liginden sonra Türkiye`deki maçları izlediğimizde gerçekten farklı futbol izliyor gibiyiz. Almamız gereken çok yol var mı?
Bence çok yol almanıza gerek yok. Bu konudaki anahtar şey eğitim. Mesela Hollanda`da çocuklara küçük yaştayken eğitim verilmeye başlanıyor. Çünkü sistem böyle. Bahsettiğiniz ülkelerde daha fazla teknik eğitim veriliyor. Çocuklar 16 yaşına geldiğinde profesyonel liglerde oynuyorlar. Türk futbolcuları sadece A takımda değil, genç takımlarda da iyi yetiştirilmeli.
Feyenoord`un teklifi cazipti ama...
Feyenoord`dan yardımcı antrenörlük teklifi aldınız ama reddedip A2 Türk Milli Takımı`nı kabul ettiniz. Neden?
Feyenoord bana geldiğinde futbolu bırakalı bir yıl olmuştu. Tabii ki çok iyi teklifti, çok heyecanlandım ama hazır değildim. Çünkü yapmak isteyip de yapamadığım çok şey vardı.
Ne gibi?
Mesela gitmek istediğim yerlere gitmek gibi... Belki garip gelecek ama öyle bir özgürlüğe hiç sahip olmamıştım. Futbolu bırakınca dünyayı gezdim; Brezilya, Çin, Güney Kore, Almanya, İsviçre ve Avrupa`da pek çok başka yer. Futbolcuyken de pek çok yere gittim ama bu farklı. Örneğin bir arkadaşım arıyor, Portekiz`e gidelim diyor, atlayıp gidiyoruz.
Guus Hiddink burada olmasaydı yine gelir miydiniz?
Tabii ki... Onun burada olması beni buraya getirdi ama burada yabancı gibi de değilim. Türkiye`de bir geçmişim var.
Neden İstanbul`u bu kadar seviyorsunuz? İstanbul`dan şikayet eden de çok.
Komik olan nedir biliyor musunuz? Türkler yaşadığı ülkenin değerini bilmiyor. Tabii ki ben sadece İstanbul`da yaşadım, mesela Diyarbakır`da değil. Arada büyük fark var. Ama İstanbul inanılmaz bir yer. Burada yaşadığım iki yıl boyunca yurtdışından beni ziyarete gelen arkadaşlarım buraya hayran kaldı. Tamam ben hayranım ama buraya ilk kez gelen arkadaşlarım da aynı şeyi hissediyorsa bu şehirde özel bir şey olduğunu gösteriyor. Pek çok ülkede futbol oynadım ama Türkiye ile aramda farklı bir bağ var.
Peki Türkiye`de İstanbul dışında başka şehirlere gidiyor musunuz?
Hayır gitmiyorum. Tabii ki futbol oynarken maç için Diyarbakır`a, Konya`ya, Malatya`ya filan gittim. Ama oralarda da sadece havaalanıyla otel arasında kalan yerleri gördüm.
İstanbul`da mesela Bağcılar`a gittiniz mi?
Orası neresi?
Buradan bayağı uzakta.
Gitmedim, İstanbul çok büyük bir şehir.
Şu an çalıştığınız genç oyuncularla 2002 Dünya Kupası, sonrasında 2008 Avrupa Şampiyonası`ndaki başarılar tekrarlanır mı?
Türkiye`nin bunu başarabilecek potansiyele sahip olduğuna kesinlikle inanıyorum. Genç nüfusa baktığınızda Türkiye Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası`nda çeyrek final de oynamalı, dereceye de girmeli. Mesela İtalya. 77 milyon kişi var mı orada? Bu nüfusun yüzde 1`i yetenekli olsa bu bile yeter. Mesela Hollanda Türkiye`ye göre insanların daha zengin olduğu bir ülke. Türkiye zengin bir ülke değil ama futbol oynamak için toptan başka bir şeye ihtiyacınız yok ki... Peki neden yeterince yetenekli oyuncu yok. Çünkü iyi bir eğitim şart. Hollanda bu konuda iyi, eğitim iyi veriliyor amatör takımlarda bile. Kurslarda bir sistem izleniyor, bu da fark yaratıyor.
Üç otomobile ne gerek var?
‘Hesap yapmak kolay. Ama her zaman eğitim şart` diyorsunuz. (Eğitim şart cümlesini Türkçe söylüyoruz).
Oooo ne dediniz?
Komedyen Cem Yılmaz var hatta Fenerbahçe taraftarı. O bir reklamda bu repliği kullanmıştı. Bu çok popüler bir cümle...
Cem Yılmaz`ı bilmiyorum ama bunu kullanırım. Bu arada Türkiye`de pek çok oyuncu fakir ailelerden geliyor.
Ya siz?
Ailem orta halliydi. Çok zengin de fakir de değildi. Türkiye`de futbolcular ailelerine bakıyorlar ki bu çok güzel bir şey. Birden ailenin kralı gibi oluyorlar. Sonra geldikleri hayattan bambaşka bir hayat yaşamaya başlıyorlar.
Sonra kazandıkları paralarla lüks otomobiller satın alıyorlar.
Evet bir tane alabilirsin ama üç taneye gerek var mı?
Kendilerini de pek yetiştirmiyorlar. Mesela dil öğrenmek için ders bile almıyorlar.
Kesinlikle haklısınız. Bu da eğitimle ilgili. Tamam parası varsa ikinci el otomobile binmesin ama Türkiye`de biri başarılıysa bunu göstermek zorunda gibi hissediyor kendisini. Sanki bunu göstermezsen insanlar senin başarılı olduğunu düşünmüyor.
Herkes futbolcuların tatlı bir hayat yaşadığını düşünüyor. Şan-şöhret, para her şey sizde. Gerçekten öyle mi?
Evet haklılar, harika bir hayat yaşadım. Aksini söylersem aptallık olur! Beş yaşındayken futbol oynamaya başladım. Futbolu çok seviyordum, yıllar sonra para kazanmaya başlayınca hobimin karşılığında para kazanıyormuşum gibi oldu. 37 yaşımda futbol oynamayı bıraktım, bana kimse şu an futbol oynadığım için para ödemiyor ama hala oynuyorum.
Hayatınızda her şey mi güzel?
Aşağı yukarı... Sağlıklıyım, çocuklarım iyi, mutluyum.
Futbol uğruna fedakarlık yaptığınız oldu mu? Çünkü zor bir iş...
İyi olabilmek için çok fazla çalıştım. 18 yaşımda profesyonel takıma alındığımda çok zayıftım. Geldiğim ligi Türkiye`deki altıncı lig filan gibi düşünün. O zamanlar bir spor mağazasında çalışıyordum, işten sonra antrenmana gidiyordum. Güçlenmek için çok çalıştım. Tabii o zaman arkadaşlarınız dışarı çıkarken siz antrenmandasınız, hafta sonu maçınız var.
Mesut`un stili Zidane`a benziyor
Real Madrid`in Teknik Direktörü Jose Mourinho bize göre en iyi teknik direktör. Sizin hayatınızdaki yeri nedir?
Benfica`da benim teknik direktörümdü. Harika bir ilişkimiz vardı.
Dışarıdan bakıldığında son derece ukala ve sinirli görünüyor.
Kesinlikle değil. Görünüşü karakterinden oldukça farklı. O televizyonda gördüğünüz adamı tersine çevirin öyle biri. Mesela 10 dakika takımdan, sonrasında iki saat dünyadaki diğer her şeyden konuşurduk. Çok iyi huylu. Aynı zamanda çok güçlü bir karaktere sahip. Oyuncularını korur, tüm baskıları kendisi üstlenir.
Bu sezon üç Türk oyuncuyla sahaya çıkacak; Mesut Özil, Nuri Şahin, Hamit Altıntop.
İki Türk oyuncu (gülüyor).
Alman Milli Takımı`nda oynasa da Mesut da Türk. Ayrıca Mesut`un tarzını Zidane`a benzetiyoruz.
Katılıyorum. Zidane benim hayran olduğum bir futbolcu ve Mesut`un da onun tekniğine benzeyen özellikleri var. Oyunda lider olabiliyor. Şu an favoriniz kim diye sorarsanız tabii ki Messi ama Zidane benim dönemimde oynadı ve onun büyük hayranıydım.
Bir başka Hollandalı Rijkaard.
Frank hem çok iyi bir insan hem çok iyi bir teknik direktör.
Ama Türkiye`de başarılı olamadı.
Bu futboldur. Türkiye`de teknik direktör çok kolay kurban ediliyor. Bir adamı göndermek mi zor, 22 adamı mı?
Çocuğunuz var mı?
İki tane. Kızım 6 yaşında Fay, oğlum Sydney 11 yaşında. Kızım İstanbul`da doğdu.
Oğlunuz futbol oynuyor mu?
Oynuyor. Fena değil. Real Madrid`in futbol okulunda. Futbolcu olmasını da isterim, önemli olan onun mutluluğu.
Eşiniz futbolu seviyor mu?
Futbolu seviyor ama evde izleyecek kadar değil. Ben futbol oynarken izliyordu ama şimdi izlemiyor.
Hakkımda bilmediğiniz 5 şey
İstanbul`da en çok balık yemeyi özlüyorum. Bebek`te Posseidon`a gidiyorum balık yemek için.
Tenis oynamaya bayılıyorum. Eğer futbolcu olmasaydım tenisçi olmak için ne gerekiyorsa yapardım.
Şu an Hollanda`da bir Türk`ten Türkçe dersi alıyorum. Yavaş yavaş konuşulduğunda anlıyorum. Türkiye`ye geldiğimde Türkçe kelime haznem her geçen gün biraz daha artıyor.
Ailemde büyükbabam dışında futbol oynayan kimse yoktu. O da zaten profesyonel olarak oynamamış.
Audi S8 marka otomobil kullanıyorum. Spor değil ama çizgi film Taş Devri`ndeki otomobiller gibi de değil!
İnci'nin gözünden
A2 Türk Milli Futbol Takımı`nın teknik direktörlüğünü yapan Pierre van Hooijdonk ile röportajı İngilizce yapıyoruz. Garsona sipariş verirken Türkçe konuşuyor: “Bakar mısınız, üç tane çay lütfen?“
Konuşma sırasında Galatasaray`dan ‘Gala` diye bahsediyor.
İstanbul`da bir evi yok. Şehre geldiğinde otelde kalıyor. Otel en iyisi diyor çünkü akşam odasına girdiğinde her şeyi birinin toplamasının hoşuna gittiğini söylüyor.
Twitter ve Facebook kullanmıyor. İkisini de gereksiz buluyor. “Şu an iki gazeteciyle röportaj yapıyorum diye oraya yazmanın ne anlamı var ki! Zaten tanıdıklarımla telefonda konuşuyorum, diğer insanlar da nerede ne yaptığımı bilmesin“ diyor.
Esra'nın gözünden
Çok mütevazı ve esprili. Kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenleri asla reddetmiyor. Pek çok ünlü ismin aksine röportaj için zaman sınırı koymadı. Tam bir buçuk saat boyunca sıkılmadan sorularımızı yanıtladı.
İstanbul`da kendisine en çok Fenerbahçe`nin başına ne zaman geçeceği soruluyormuş. Bu sorudan epey sıkılmış gibi.
Türkiye`de en beğendiği futbolcunun Trabzonsporlu Burak Yılmaz olduğunu söylüyor. Onun için ‘Modern bir forvet` ifadesini kullanıyor.
Günümüz futbolunun hızlı olmayı gerektirdiği görüşünde: “10 yıl önceki Şampiyonlar Ligi finali ile bu yılki Barcelona-Manchester United finalini karşılaştırın. Sanki birisi hızlı oynama düğmesine basmış. İnanılmazlar.“
Türkiye`de oynadığı iki yılda Fenerbahçeli taraftarın gönlüne taht kuran eski futbolcu Pierre van Hooijdonk her fırsatta hayranı olduğunu dile getirdiği İstanbul`a döndü. A Milli Takım Teknik Direktörü Guus Hiddink`in yardımcılığı ve A2 Milli Takımı`nın teknik patronluğu görevlerini üstlenen van Hooijdonk`u soru yağmuruna tuttuk.
Hiddink çağırmasa gelir miydi? Alex`i kıskanıyor mu? Rıdvan Dilmen`in dillere pelesenk olan “Bir Alex değil“ sözüne neden “Pierre van Hooijdonk da bir Alex değil“ yanıtını veriyor? Frikiklerinin sırrı ne? İstanbul`a geldiğinde ilk ne yapıyor? Burada en çok neyi özledi? Oğlu Sydney babasının yerini alacak mı? Hayat ona mı güzel?
Yıllarca futbol oynadınız, şimdi teknik direktörlük yapıyorsunuz. Hangisi daha zor?
Teknik direktör olmak daha zormuş.
Neden?
Çünkü pek çok kişiye önderlik yapıyorsunuz. Futbol oynadığınızda oyun içinde üzerinize düşeni yerine getiriyorsunuz, oyunun gidişatından direkt etkileniyorsunuz. Ama teknik direktörseniz tüm oyuncuları yönlendirip onlara taktik verip oyun içinde alternatifler üretiyorsunuz. Kolay bir iş değil.
Her iyi futbolcu iyi bir teknik direktör olabilir mi?
Bunun bir garantisi yok. Çünkü teknik direktörlük için farklı yetenekleriniz olmalı. Örneğin konuşma yeteneği gibi. Eğer iyi konuşuyorsanız futbolcularınızı inandırabilirsiniz. Konuşurken rahat değilseniz ve bunu belli ederseniz futbolcular üzerinde iyi bir izlenim bırakmazsınız, onları ikna edemezsiniz. Sizin yüzünüze, hareketlerinize bakarlar. Bunu iyi biliyorum çünkü ben de oyuncuydum. Bir teknik direktörün oyuncuların ismini doğru söylemesi, düzgün telaffuz etmesi bile küçük ama önemli bir detay.
Frikikleriniz çok meşhurdu. Size benzeyen futbolcu var mı? Bizce Alex bile sizin gibi değil.
Alex bana yakın.
Ama bir Pierre van Hooijdonk değil!
Evet ama Pierre van Hooijdonk da bir Alex değil.
Alex`i kıskanıyor musunuz?
Niye ki?
Çok başarılı, Türkiye`de çok seviliyor.
Alex harika biri. Şampiyonluktan sonra mesaj attım, tebrik ettim. Yedi yıldır Türkiye`de oynuyor, her yıl daha da iyi oluyor. Birlikte bir yıl oynadık, Tam bir fenomen. İnsanlar bana birlikte oynadığın en iyi oyuncu kim diye soruyor. Cevabım Alex. Onu bir yıl içinde toplasan beş kez bile sinirli görmedim.
Frikik sırrım ince hesap yapmak
Sadece frikikler üzerinden değerlendirsek?
Kariyerim boyunca her sezon en az altı-yedi golümü frikikten attım. Benim gibi atan kim var... İstatistiklere bakmak lazım. Mesela Fenerbahçe`de Alex; Beşiktaş`ta Simao, Quaresma, Guti; Galatarasaray`da...
Galatasaray`da kimse yok!
Gerçekten öne çıkan biri yok. Trabzonspor`da Alanzinho frikik atıyor.
Peki iyi frikik atmanın bir sırrı var mı?
Ben topu kalenin hizasına koyar, yüzümü kaleye dönerim. Vururken en ince ayrıntıyı hesaplarım. Benim vuruşum farklıdır çünkü topla arama diğer futbolcuların koyduğundan daha fazla mesafe koyarım.
Oyuncularınıza bunu öğretiyor musunuz?
Futbolcu topa iyi vuramıyorsa öğretemem. Çünkü zaten bir yeteneğinin olması gerekiyor. Ama frikik çalıştırdığımız yetenekli oyuncularımız var.
Size şimdi en popüler soruyu soracağız: Bir gün Fenerbahçe`nin teknik direktörü olmak ister misiniz?
Bu soru bana o kadar çok soruldu ki... Şu anda federasyonla çalışıyorum ve halimden çok memnunum. Onlarla birlikte çıktığım yol henüz bitmedi, daha uzun yolumuz var.
Belki bir gün olursunuz. Bunu hayal ediyor musunuz?
Sadece bir hayalim vardı o da profesyonel futbolcu olmaktı. Onu gerçekleştirdim. Şimdi de sevdiğim bir işi yapıyorum. Fenerbahçe teknik direktörlüğüne odaklanmak istemiyorum. Çünkü futbolda her an her şey olabilir.
Peki yakın gelecekteki hedefleriniz neler?
Koç olarak en yüksek düzeyde çalışmak, Türk Milli Takımı ile 2012`de Avrupa Şampiyonası`na gidebilmek. Çünkü Türkiye`de çok fazla yetenek var, eğer katılamazsa çok yazık olur. Bu deneyimi futbolcuların da yaşaması çok önemli.
Potansiyel var diyorsunuz ama mesela İspanyol ya da Alman liginden sonra Türkiye`deki maçları izlediğimizde gerçekten farklı futbol izliyor gibiyiz. Almamız gereken çok yol var mı?
Bence çok yol almanıza gerek yok. Bu konudaki anahtar şey eğitim. Mesela Hollanda`da çocuklara küçük yaştayken eğitim verilmeye başlanıyor. Çünkü sistem böyle. Bahsettiğiniz ülkelerde daha fazla teknik eğitim veriliyor. Çocuklar 16 yaşına geldiğinde profesyonel liglerde oynuyorlar. Türk futbolcuları sadece A takımda değil, genç takımlarda da iyi yetiştirilmeli.
Feyenoord`un teklifi cazipti ama...
Feyenoord`dan yardımcı antrenörlük teklifi aldınız ama reddedip A2 Türk Milli Takımı`nı kabul ettiniz. Neden?
Feyenoord bana geldiğinde futbolu bırakalı bir yıl olmuştu. Tabii ki çok iyi teklifti, çok heyecanlandım ama hazır değildim. Çünkü yapmak isteyip de yapamadığım çok şey vardı.
Ne gibi?
Mesela gitmek istediğim yerlere gitmek gibi... Belki garip gelecek ama öyle bir özgürlüğe hiç sahip olmamıştım. Futbolu bırakınca dünyayı gezdim; Brezilya, Çin, Güney Kore, Almanya, İsviçre ve Avrupa`da pek çok başka yer. Futbolcuyken de pek çok yere gittim ama bu farklı. Örneğin bir arkadaşım arıyor, Portekiz`e gidelim diyor, atlayıp gidiyoruz.
Guus Hiddink burada olmasaydı yine gelir miydiniz?
Tabii ki... Onun burada olması beni buraya getirdi ama burada yabancı gibi de değilim. Türkiye`de bir geçmişim var.
Neden İstanbul`u bu kadar seviyorsunuz? İstanbul`dan şikayet eden de çok.
Komik olan nedir biliyor musunuz? Türkler yaşadığı ülkenin değerini bilmiyor. Tabii ki ben sadece İstanbul`da yaşadım, mesela Diyarbakır`da değil. Arada büyük fark var. Ama İstanbul inanılmaz bir yer. Burada yaşadığım iki yıl boyunca yurtdışından beni ziyarete gelen arkadaşlarım buraya hayran kaldı. Tamam ben hayranım ama buraya ilk kez gelen arkadaşlarım da aynı şeyi hissediyorsa bu şehirde özel bir şey olduğunu gösteriyor. Pek çok ülkede futbol oynadım ama Türkiye ile aramda farklı bir bağ var.
Peki Türkiye`de İstanbul dışında başka şehirlere gidiyor musunuz?
Hayır gitmiyorum. Tabii ki futbol oynarken maç için Diyarbakır`a, Konya`ya, Malatya`ya filan gittim. Ama oralarda da sadece havaalanıyla otel arasında kalan yerleri gördüm.
İstanbul`da mesela Bağcılar`a gittiniz mi?
Orası neresi?
Buradan bayağı uzakta.
Gitmedim, İstanbul çok büyük bir şehir.
Şu an çalıştığınız genç oyuncularla 2002 Dünya Kupası, sonrasında 2008 Avrupa Şampiyonası`ndaki başarılar tekrarlanır mı?
Türkiye`nin bunu başarabilecek potansiyele sahip olduğuna kesinlikle inanıyorum. Genç nüfusa baktığınızda Türkiye Dünya Kupası ve Avrupa Şampiyonası`nda çeyrek final de oynamalı, dereceye de girmeli. Mesela İtalya. 77 milyon kişi var mı orada? Bu nüfusun yüzde 1`i yetenekli olsa bu bile yeter. Mesela Hollanda Türkiye`ye göre insanların daha zengin olduğu bir ülke. Türkiye zengin bir ülke değil ama futbol oynamak için toptan başka bir şeye ihtiyacınız yok ki... Peki neden yeterince yetenekli oyuncu yok. Çünkü iyi bir eğitim şart. Hollanda bu konuda iyi, eğitim iyi veriliyor amatör takımlarda bile. Kurslarda bir sistem izleniyor, bu da fark yaratıyor.
Üç otomobile ne gerek var?
‘Hesap yapmak kolay. Ama her zaman eğitim şart` diyorsunuz. (Eğitim şart cümlesini Türkçe söylüyoruz).
Oooo ne dediniz?
Komedyen Cem Yılmaz var hatta Fenerbahçe taraftarı. O bir reklamda bu repliği kullanmıştı. Bu çok popüler bir cümle...
Cem Yılmaz`ı bilmiyorum ama bunu kullanırım. Bu arada Türkiye`de pek çok oyuncu fakir ailelerden geliyor.
Ya siz?
Ailem orta halliydi. Çok zengin de fakir de değildi. Türkiye`de futbolcular ailelerine bakıyorlar ki bu çok güzel bir şey. Birden ailenin kralı gibi oluyorlar. Sonra geldikleri hayattan bambaşka bir hayat yaşamaya başlıyorlar.
Sonra kazandıkları paralarla lüks otomobiller satın alıyorlar.
Evet bir tane alabilirsin ama üç taneye gerek var mı?
Kendilerini de pek yetiştirmiyorlar. Mesela dil öğrenmek için ders bile almıyorlar.
Kesinlikle haklısınız. Bu da eğitimle ilgili. Tamam parası varsa ikinci el otomobile binmesin ama Türkiye`de biri başarılıysa bunu göstermek zorunda gibi hissediyor kendisini. Sanki bunu göstermezsen insanlar senin başarılı olduğunu düşünmüyor.
Herkes futbolcuların tatlı bir hayat yaşadığını düşünüyor. Şan-şöhret, para her şey sizde. Gerçekten öyle mi?
Evet haklılar, harika bir hayat yaşadım. Aksini söylersem aptallık olur! Beş yaşındayken futbol oynamaya başladım. Futbolu çok seviyordum, yıllar sonra para kazanmaya başlayınca hobimin karşılığında para kazanıyormuşum gibi oldu. 37 yaşımda futbol oynamayı bıraktım, bana kimse şu an futbol oynadığım için para ödemiyor ama hala oynuyorum.
Hayatınızda her şey mi güzel?
Aşağı yukarı... Sağlıklıyım, çocuklarım iyi, mutluyum.
Futbol uğruna fedakarlık yaptığınız oldu mu? Çünkü zor bir iş...
İyi olabilmek için çok fazla çalıştım. 18 yaşımda profesyonel takıma alındığımda çok zayıftım. Geldiğim ligi Türkiye`deki altıncı lig filan gibi düşünün. O zamanlar bir spor mağazasında çalışıyordum, işten sonra antrenmana gidiyordum. Güçlenmek için çok çalıştım. Tabii o zaman arkadaşlarınız dışarı çıkarken siz antrenmandasınız, hafta sonu maçınız var.
Mesut`un stili Zidane`a benziyor
Real Madrid`in Teknik Direktörü Jose Mourinho bize göre en iyi teknik direktör. Sizin hayatınızdaki yeri nedir?
Benfica`da benim teknik direktörümdü. Harika bir ilişkimiz vardı.
Dışarıdan bakıldığında son derece ukala ve sinirli görünüyor.
Kesinlikle değil. Görünüşü karakterinden oldukça farklı. O televizyonda gördüğünüz adamı tersine çevirin öyle biri. Mesela 10 dakika takımdan, sonrasında iki saat dünyadaki diğer her şeyden konuşurduk. Çok iyi huylu. Aynı zamanda çok güçlü bir karaktere sahip. Oyuncularını korur, tüm baskıları kendisi üstlenir.
Bu sezon üç Türk oyuncuyla sahaya çıkacak; Mesut Özil, Nuri Şahin, Hamit Altıntop.
İki Türk oyuncu (gülüyor).
Alman Milli Takımı`nda oynasa da Mesut da Türk. Ayrıca Mesut`un tarzını Zidane`a benzetiyoruz.
Katılıyorum. Zidane benim hayran olduğum bir futbolcu ve Mesut`un da onun tekniğine benzeyen özellikleri var. Oyunda lider olabiliyor. Şu an favoriniz kim diye sorarsanız tabii ki Messi ama Zidane benim dönemimde oynadı ve onun büyük hayranıydım.
Bir başka Hollandalı Rijkaard.
Frank hem çok iyi bir insan hem çok iyi bir teknik direktör.
Ama Türkiye`de başarılı olamadı.
Bu futboldur. Türkiye`de teknik direktör çok kolay kurban ediliyor. Bir adamı göndermek mi zor, 22 adamı mı?
Çocuğunuz var mı?
İki tane. Kızım 6 yaşında Fay, oğlum Sydney 11 yaşında. Kızım İstanbul`da doğdu.
Oğlunuz futbol oynuyor mu?
Oynuyor. Fena değil. Real Madrid`in futbol okulunda. Futbolcu olmasını da isterim, önemli olan onun mutluluğu.
Eşiniz futbolu seviyor mu?
Futbolu seviyor ama evde izleyecek kadar değil. Ben futbol oynarken izliyordu ama şimdi izlemiyor.
Hakkımda bilmediğiniz 5 şey
İstanbul`da en çok balık yemeyi özlüyorum. Bebek`te Posseidon`a gidiyorum balık yemek için.
Tenis oynamaya bayılıyorum. Eğer futbolcu olmasaydım tenisçi olmak için ne gerekiyorsa yapardım.
Şu an Hollanda`da bir Türk`ten Türkçe dersi alıyorum. Yavaş yavaş konuşulduğunda anlıyorum. Türkiye`ye geldiğimde Türkçe kelime haznem her geçen gün biraz daha artıyor.
Ailemde büyükbabam dışında futbol oynayan kimse yoktu. O da zaten profesyonel olarak oynamamış.
Audi S8 marka otomobil kullanıyorum. Spor değil ama çizgi film Taş Devri`ndeki otomobiller gibi de değil!
İnci'nin gözünden
A2 Türk Milli Futbol Takımı`nın teknik direktörlüğünü yapan Pierre van Hooijdonk ile röportajı İngilizce yapıyoruz. Garsona sipariş verirken Türkçe konuşuyor: “Bakar mısınız, üç tane çay lütfen?“
Konuşma sırasında Galatasaray`dan ‘Gala` diye bahsediyor.
İstanbul`da bir evi yok. Şehre geldiğinde otelde kalıyor. Otel en iyisi diyor çünkü akşam odasına girdiğinde her şeyi birinin toplamasının hoşuna gittiğini söylüyor.
Twitter ve Facebook kullanmıyor. İkisini de gereksiz buluyor. “Şu an iki gazeteciyle röportaj yapıyorum diye oraya yazmanın ne anlamı var ki! Zaten tanıdıklarımla telefonda konuşuyorum, diğer insanlar da nerede ne yaptığımı bilmesin“ diyor.
Esra'nın gözünden
Çok mütevazı ve esprili. Kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenleri asla reddetmiyor. Pek çok ünlü ismin aksine röportaj için zaman sınırı koymadı. Tam bir buçuk saat boyunca sıkılmadan sorularımızı yanıtladı.
İstanbul`da kendisine en çok Fenerbahçe`nin başına ne zaman geçeceği soruluyormuş. Bu sorudan epey sıkılmış gibi.
Türkiye`de en beğendiği futbolcunun Trabzonsporlu Burak Yılmaz olduğunu söylüyor. Onun için ‘Modern bir forvet` ifadesini kullanıyor.
Günümüz futbolunun hızlı olmayı gerektirdiği görüşünde: “10 yıl önceki Şampiyonlar Ligi finali ile bu yılki Barcelona-Manchester United finalini karşılaştırın. Sanki birisi hızlı oynama düğmesine basmış. İnanılmazlar.“



