Fethi Polat 1
Fethi Polat
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Scarlet 1
Scarlet
xranzei 1
xranzei
Hikaye Ekle

Dünya Su Varlığı

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan [GM]Phoneix
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 2
  • Görüntüleme Görüntüleme 577

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Su, bireylerin en temel gereksinimi olma ve başlıca ekonomik faaliyetlere kaynaklık etme özelliği ile ulusların devamlılığı için yaşamsal bir kaynaktır. Sosyal ve ekonomik faaliyetlerin sürmesi büyük ölçüde temiz ve yeterli su arzına sahip olmaya bağlıdır. Su kaynaklarının geliştirilmesi ekonomik üretkenlik ve sosyal refaha doğrudan katkı yapmaktadır. Öte yandan, nüfus ve ekonomik faaliyetler arttıkça birçok ülke hızla su sıkıntısı çeker duruma gelmekte ya da ekonomik gelişmeleri kısıtlanmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma politikası doğrultusunda, su kaynaklarını tasarruflu kullanma bilinci yerel, bölgesel, ulusal ve uluslararası her düzeyde geliştirilmelidir.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 1992 yılında Rio de Janerio`da düzenlenen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı`nda dünyada suyun giderek artan öneminden dolayı her yıl 22 Mart gününün "Dünya Su Günü" olarak kutlanmasına karar vermiştir. Ortaya çıkışı, BM Çevre ve Kalkınma Konferansı`nın sonuç metni olan Agenda 21`in su kaynaklarının gelişimi ile ilgili 18. bölümüne dayanan Dünya Su Günü, suyun önemi ile ilgili bilincin geliştirilmesi ve Agenda 21`de sunulan önerilerin uygulanmasının sağlanması için, bütün ülkelerin ulusal düzeyde konferans, seminer, sergi, yayın ve doküman dağıtımı gibi bir dizi etkinlik yapmasını teşvik etmeyi amaçlamaktadır.

Dünya Su Günü 22 Mart 1993 tarihinden bu yana ve her yıl farklı temalarla kutlanmaktadır. Geçen yıl Dünya Sağlık Örgütü`nün (WHO) düzenlediği Dünya Su Günü`nün teması "Su ve Sağlık" idi. Dünyada 1.2 milyar insanın güvenli su kaynaklarına ulaşamadığı ve az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan hastalıkların %10‘nun yetersiz ya da sağlıksız su kaynaklarından kaynaklandığı gerçeği gözönünde bulundurulduğunda, bu temanın önemi daha iyi anlaşılabilecektir. Dünya Su Günü`nün bu yılki teması ise "Su ve Kalkınma" dır. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı`nın (IAEA) öncülük ettiği bu yıl ki Dünya Su Günü`nün önemi, sadece bu önemli olayın 10. yıldönümü olmasından değil, aynı zamanda BM Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı`nın da bu yıl yapılacak olmasından kaynaklanmaktadır. Ulusal düzeyde yapılacak 2002 Dünya Su Günü kutlamaları bu tema ile ilgili kamuoyu duyarlılığını artırarak Zirve hazırlıklarını destekleyecektir. 2003 yılı kutlamaları için öngörülen tema ise "Su ve Felaketler"dir. Bu tema çerçevesinde 2003 Dünya Su Günü, sel ve kuraklık gibi doğal afetlerin önemi ve nedenleri ile ilgili bilgi birikimini artırmaya ve bu felaketlerle nasıl başa çıkılabileceği konusunda çözümler aramaya yönelik bir dizi faaliyetlere sahne olacaktır.

Yeryüzündeki suyun %97`si tuzludur. Geriye kalan ve büyük bir bölümü Kuzey ve Güney Kutuplarında buzullar içinde donmuş olan %3`lük tatlı su kaynakları için insanlar, bitkiler, yaban hayat, tarım ve sanayi rekabet etme durumundadırlar. Son 10 yılda bu kısıtlı su arzı üzerindeki küresel su talebi 6 - 7 kat artmıştır; bu oran dünya nüfusu artış oranının iki katından fazladır. Öte yandan, dünya nüfusunun 2025`de 8.3 milyara, 2050`de ise 10-12 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir. Halen, yoksullar başta olmak üzere, dünyada 2.4 milyar insan yetersiz ve kalitesiz su nedeniyle sağlıksız koşullarda yaşamaktadır. Dünyanın birçok bölgesinde yaşanmakta olana kırsal alanlardan kentlere göç, çok sayıda insanın yeterli sağlık hizmetlerinden, güvenli içme suyundan, çevresel olarak güvenli yaşam koşullarından yoksun alanlarda yaşamalarına sebep olmaktadır.

Uluslararası kuruluşlar, yukarıda bir kısmı sözüedilen sorunlara çözüm arayışları çerçevesinde insan sağlığı, gıda güvenliği, endüstriyel gelişme ve eko-sistemlerin korunması için su kaynaklarının daha etkin bir biçimde kullanılması ve yönetilmesinin gerekliliğine dikkat çekmiştir. BM sistemi içinde yer alan birçok uzman kuruluşun (UNDP, FAO, UNICEF, UNESCO, WHO, WMO) girişimi ile bir seri uluslararası konferans çerçevesinde etkin ve adil su kaynakları kullanımı tartışılmış ve gözden geçirilmiştir. Bu konferanslar arasında: 1972 Stockholm BM İnsan ve Çevre Konferansı, 1977 Mar del Plata BM Su Konferansı, 1991 Delft BM Kalkınma Programı Sempozyumu: Su Sektöründe Kapasite Geliştirme, 1992 Dublin Su ve Çevre Uluslararası Konferansı, 1992 BM Çevre ve Kalkınma Konferansı sayılabilir. Birbirini takip eden tüm bu konferansların sonucunda su kaynaklarının etkin ve adil kullanımına ilişkin bir dizi ilke ve normlar ortaya çıkmıştır.

Bir yandan tarım, içme suyu ve sanayi arasında bir yandan da bu sektörler ve doğal hayat arasında su kullanımına ilişkin rekabet giderek artmaktadır. 1990`ların ortalarına gelindiğinde giderek daha çok bölge ve ülkenin su kıtlığı ile karşılaşması ile dünyada su kaynakları yönetiminde bütüncül yaklaşımların benimsenmesinin gerekliliği ortaya çıkmıştır. Dublin ve Rio ilkelerini ve "Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi" olarak tanımlanan bir dizi ilkeyi eyleme dönüştürmek amacıyla Dünya Su Konseyi (WWC) ve Küresel Su Ortaklığı (GWP) gibi uluslararası sivil toplum kuruluşları kurulmuştur. Bu kuruluşlar, politika-yapıcılar ve kullanıcılar gibi başlıca paydaşlar arasında su ile ilgili sorunlara yönelik ilgiyi artırmaya; ilgili aktörler arasında ortaklıklar kurulmasına ve ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde bütüncül su kaynakları yönetimine ilişkin eylemlerin gerçekleşmesine yönelik faaliyetlerde bulunmaktadırlar.

Türkiye su zengini bir ülke değildir. Uzmanlar ülkemizin 107 milyar m3 su arzına sahip olduğunu vurgulasalar da, mevcut su kaynakları zaman ve mekana göre düzensiz dağılmıştır. Öte yandan ortalama 1300 m3 kişi başına düşen su miktarı ile ülkemiz uluslararası ölçütlere göre su sıkıntısı çeken ülkeler içinde değerlendirilebilmektedir. Türkiye, sosyo-ekonomik kalkınma hedefleri doğrultusunda su kaynaklarını geliştirme projelerine öncelik vermiştir. Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ülkemizin görece yoksul ve geri kalmış bir bölgesinde su, toprak ve insan kaynaklarının kalkınma amacına yönelik geliştirilmesi ve kullanılmasına dönük bir dizi fiziki, sosyal, ekonomik ve kültürel proje ve faaliyetleri kapsamaktadır.

Dünyada birçok bölgede, son elli yılda, ekonomik büyüme hedefleri doğrultusunda ileri teknolojilerin, yöntemlerin ve tekniklerin kullanımına yönelik girişimleri gözlemledik. Öte yandan bu hızlı büyüme süreci içinde aynı girişimler, sosyal eşitsizlik, çevresel yıkım ve ekolojik dengenin temelden sarsılması gibi olgularla mücadelede başarısız kaldılar. Küresel düzeyde kalkınmaya yönelik gözlemlediğimiz bu gelişmeler, kalkınmaya ilişkin genel yaklaşımlarımızda ve GAP`a özgü olarak izlediğimiz kalkınma politikalarında yeni anlayışların benimsenmesine yol açmıştır. Nitekim 1990`ların ilk yıllarından buyana, GAP bölgesinde kalkınmaya ilişkin faaliyetler GAP Bölge Kalkınma İdaresi`nin öncülüğünde "sürdürülebilir kalkınma" yaklaşımı doğrultusunda yürütülmektedir. Güneydoğu Anadolu Projesi`nin nihai hedefi, bölgede yaşayan halkın potansiyel ve tercihlerini eksiksiz bir biçimde yaşama geçirebilecekleri bir ortam yaratmaktır. GAP, su ve toprak kaynakları gibi bölgede yaşamın her unsuruna temel teşkil eden kaynakları etkin ve adil bir biçimde geliştirmeye ve kullanmaya yönelik faaliyetler çerçevesinde kadın, erkek, genç, çocuk, mevcut tüm bölge halkı ve gelecek kuşaklar için seçenekleri ve olanakları genişletmeyi hedeflemektedir.

Yalnızca ekonomik büyüme hedefli kalkınma yaklaşımlarından farklı olarak, sürdürülebilir kalkınma, insanı, kalkınmanın hem aracı hem de amacı olarak odak noktaya koyar. Bölge halkının sosyal ve ekonomik gönence erişimine yönelik projelere öncelik verir. GAP çerçevesindeki eşit, adil, cinsiyet dengeli proje uygulamaları, suyun etkin kullanımına ve katılımcılığa dayalı sulama modelleri, kalkınmanın alt yapısını oluşturan fiziki projelerin, sosyal yapıya, çevreye ve kültür varlıklarına yönelik zararlarını minimuma indirmeye çalışan projeler, kadınlar, baraj göllerinden etkilenen nüfus, çocuklar, gençler, toprakları sulama alanı dışında bulunan çiftçiler gibi dezavantajlı grupların, kalkınmadan olumsuz etkilenmemelerini ve yaratılacak refahın ekonomik geçerliliğini gözeten uygulamaların tümü sürdürülebilir insani kalkınma yaklaşımı içinde değerlendirilmelidir.

Bu yıl, Dünya Su Gününün 10. Yıldönümünü, GAP Bölge Kalkınma İdaresi ve Harran Üniversitesi`nin işbirliği ile GAP`ın kalbi olan Şanlıurfa ilimizde kutluyoruz. Değerli öğretim üyelerinin, uzmanların, öğrencilerin ve Gençlik ve Kültür Evleri`nden gençlerimizin katılımıyla bu yılın teması olan "su ve kalkınma" konusunda bir panel düzenliyoruz. Panel, su geliştirilmesi ve yönetimine ilişkin faaliyetlerin sosyal-ekonomik kalkınma ile olan etkileşimine yönelik birçok hususun farklı aktörler tarafından ele alınmasına olanak sağlayacaktır. Gençlerin, geleceğin karar vericileri ve uygulamacıları olarak, panele etkin katılımı sağlanmaya çalışılmıştır. Bölge halkına küresel ve ulusal düzeyde su arzı, talebi ve kullanımı ile ilgili temel kavramları ve çarpıcı istatistikleri sunmak amacıyla broşürler hazırlanmıştır. Panelde dağıtılacak mini bir su anketi ile de katılımcıların su kullanımı, su ve sağlık, su paylaşımı, su ve kalkınma temaları üzerine görüşleri derlenecektir. Panelde, Mart 2003`de Japonya`da düzenlenecek 3. Dünya Su Forumu`na hazırlık projelerini (Su Sesi ve Sanal Su Forumu) tanıtım amacıyla, Projelerin amaçlarını ve bu Projelere katılım olanak ve yöntemlerini detaylı bir biçimde ele alan broşürler de dağıtılacaktır. Şanlıurfa`daki kutlamalarımız bir şölen havası içinde açık hava halk konseri ile son bulacaktır. Şanlıurfa`daki kutlamalara paralel olarak GAP Bölgesinde Çok Amaçlı Toplum Merkezlerimizde ve Gençlik ve Kültür Evlerinde, bir süre önce Dünya Su Günü ile ilgili dağıttığımız bilgi notları çerçevesinde, söyleşiler düzenlenecektir. Ayrıca Diyarbakır 75. Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezi`nde ve Mardin Gençlik ve Kültür Evinde çocuklarımız ve gençlerimiz "su ve kalkınma" konulu resim faaliyetleri gerçekleştirmişlerdir. Bu ürünler çeşitli etkinlik alanlarında sergilenecek, çocuklarımız ve gençlerimiz UNICEF Türk Milli Komitesi`nin bağışladığı armağanlarla ödüllendirileceklerdir.

Kalkınmanın başlıca itici gücü olan su kaynaklarımızı bilinçli, duyarlı, akılcı, adil ve barışçı biçimde kullanmamız gerekliliğini vurgulayan 22 Mart 200? Dünya Su Günü`nün bölgemiz halkı ve tüm insanlık için kutlu olmasını dilerim
Yeraltı Suları:

Yeryüzünden sızan sular, yeraltında geçirimsiz bir tabakanın içerisindeki kayaların boşluk ve çatlaklarında tutulur. Bu suya yer altı suyu denir. Ülkemiz yer altı bakımından oldukça zengindir. Ör: Marmara`da Adapazarı, Yenişehir, Balıkesir ovaları, Doğu Anadolu`da; Muş, Erzurum, Malatya ovaları. Yer altı suyu bilhassa yarı kurak sahalarımızda tarımsal açıdan çok önemlidir. Ör: Konya-Karapınar, Polatlı-Sivrihisar. Bazı kentlerimizin içme suyunun bir bölümü yer altı suyundan sağlanır. Ör: Bursa, İzmir, Eskişehir, Kütahya, Konya gibi.

Kaynaklar: Yer altı suyunun (çatlaklardan) veya tabaka arasından yüzeye çıkmasıyla kaynaklar oluşur.

BELLİ BAŞLI KAYNAKLARIMIZ
Karstik kaynaklar:
Kireç taşlarının çatlaklarından ve yer altı kanallarından çıkan kaynaklardır. Karstik kaynakların suları gür olup, bazı akarsuları besler. (Manavgat, Köprü çayı). Bazı kentlerimizin içme ve sulama suyunun bir bölümünü karşılar. Ör: Pınarbaşı ve Kemalpaşa`dan çıkan kaynaklar, İzmir`in suyunu karşılar.

Artezyen kaynaklar:
Yer altındaki suların insanlar tarafından sondajla çıkarılmasına denir. Bu tür kaynaklar, Eskişehir, Malatya, Erzurum, İnegöl, Bursa, B. Menderes, Gediz ovalarının kenarlarında Ceylanpınar ve Muş ovalarının çevresinde görülür.

Fay kaynakları:
Fay hatları boyunca çıkan kaynaklarıdır. Bunlar genel olarak Ege ve G. Marmara Bölümünde K. Anadolu fay kuşağı boyunca görülür.
Not: Kaynak sularının kalitesini suyun geldiği kayanın kimyasal özelliği belirler. Silis miktarının fazla olduğu sular tatlıdır. Örnek:İzmir Uludağ, Niksar, Tokat suları örnek verilebilir. Kireçli arazilerden çıkan kaynak suları kireçli, Jipsli sahalarınki ise acı olup içme suyu olarak kullanılamaz.


TÜRKİYE`NİN KAPLICALARI VE MADEN SULARI

Kaplıca: Sıcak su kaynaklarına kaplıca denir. Kaplıcalar genel olarak kırıklar boyunca yer alır. Bu sular bünyesinde mineral içerirler. Bu yüzden eskiden beri; romatizma, bazı deri ve iç hastalıklarının tedavisinde kullanılır.

1- Güney Marmara Kaplıcaları:
Bursa, Balıkesir, Gönen çevresinde çok sayıda kaplıca bulunur. Burada Çekirge, Kaynarca, Yeni, Kükürtlü, Kara Mustafa ve Eski kaplıcalar vardır. Sakarya ilimizde Kuzuluk, Ilıca köy, Kil Hamamı kaplıcaları vardır. Gönen şehrinin bir bölümü kaplıca suları ile ısıtılmaktadır. Ayrıca, Yalova, Oylat, Burhaniye, Susurluk, Balya, Havran`da kaplıcalar bulunur.

2- Batı ve Güney Batı Anadolu Kaplıcaları
Denizli, Manisa,Aydın ve Muğla illerinde çok sayıda kaplıca bulunur.
Denizli`de Karahayıt ve Pamukkale kaplıcaları, Yenice ve Sarayköy kaplıcaları vardır.
İzmir`de; Bolçova ve Şifne, Bergama`da Güzellik kaplıcaları.
Manisa`da; Alaşehir, Eskişehir, Kurşunlu, Salihli, Çamur hamamı vardır.
Muğla; Köyceğiz gölü yakınında, Sultaniye kaplıcası.
Aydın;da Germencik, Çamur ve Ortakçı

3- İç Batı Anadolu ve Maden Suları
Afyon; Afyon maden suyu, Gazlıgöl, Gerek, Kaya, Heybeli, Ömerli, Soğuş, Sandıklı.
Kütahya; Yoncalı, Ilıca, Murat Dağı, Emet, Dereli, Gediz ve Aksaz, Hamam Boğazı , Simav`da Eynal kaplıcası.
Bilecik; Çatlı ve Selçuk içmeleri.
Eskişehir; Bolu ve Düzce`de de önemli kaplıcalar vardır.

4- İç Anadolu:
Ankara`da; Ayaş, Haymana, Kızılcahamam. Ilgın`da; Ilgın. Polatlı`da; Çiftehan.
Aksaray`da, Ziga. Bor`da; Kemerhisar.
Kayseri`de; Tekgöz, Bayramhacı, kaplıcaları, Boğazköprü, Saz,
Niğde`de; Sakarya maden suyu, kazaklı kaplıcası.
Kırşehir`de, Karakurt, Terme, Bulamaclı.
Yozgat; Sorgun, Sarıkaya
Tokat; Sulusaray
Çorum; Figani ve Mecitözü
Amasya; Hamamözü, Kahramanlar içmesi
Samsun`da; Havza ve Ladik kaplıcaları

5- Güney Anadolu Kaplıcaları
Hatay; Reyhanlı. Malatya`da, İspendere ve Balaban. Maraş; Elbistan
Diğer kaplıcalar:
Erzurum; Ilıca, Dumlu ve Pasinler
Ağrı; Diyadin
Trabzon; Bengisu, Şebinkarahisar.
NOT: Maden suyu ve şifalı su kaynakları bünyelerinde çözünmüş halde çeşitli mineral madde, klor, sülfat ve bir karbonhidrat taşır.

Hızla kalkınmakta olan ülkemizde, Denizlerimiz akarsularımız ve göllerimiz ile diğer tüm su kaynaklarımızda görülen kirlenmenin önemi özellikle 2000 yılında nüfuzumuzun 70 milyona ulaşacağı artan kentsel içme suyu ve endüstriyel su talebinin karşılamak durumunda kalınacağı düşünüldüğünde bir kat daha aratmaktadır.
Özellikle kısıtlı olan tatlı su kaynaklarımız korunması gelecekte içme ve kullanma suyu temini amacına hizmette önemli yararlar sağlayacaktır. Yıllık yağış ortalaması 670 mm3 ülkemiz toplam kullana bilir su potansiyeli 104,5 milyar m3/yıldır. Bu miktara akarsu, göl ve yer altı sularımız dahildir. DPT Müsteşarlığı tarafından 5 yıllık kalkınma planında 1985 yılı esas alınarak toplam tüketimin %11.7`sinin içme ve kullanma %78.5` nin tarımsal sulama ve %9.9`unun endüstride kullanıldığı belirtilmiştir.
YERYÜZÜNDEKİ SULARIN DAĞILIMI
İklim bölgeleri ile yağış yükseklikleri arasında çok yakın bir ilişki vardır. Arazi şartlarına da sağlı olarak dünyanın değişik bölgelerinde farklı miktarlarda yağış düştüğünden yer yüzündeki su dağılımı düzenli değildir. Yer yüzündeki suyun tüm insanlığın gereksinimlerini karşılayacak kadar çok olduğu ve dolaysıyla tükenmez bir kaynak olduğu düşünüle bilir. Ancak bu toplam su miktarının %97.6 sı denizlerdeki tuzlu sulardır ve su sular insanların gereksinimini karşılayacak nitelikte değillerdir. Karalardaki toplam su miktarı yeryüzündeki suların %2.4 ünü oluşturmaktadır. Bunun yanız %0.027 si içile bilir şekilde ve hemen yararlana bilir durumdadır.
Susuz yaşam mümkün değildir. İnsan yaşamını sürdüre bilmesi için içme ve kullanma suyu sürekli ve güvenilir bir şekilde temin edilebilir.
Bilindiği gibi insanların içme, kullanma, endüstri ve tarımsal sulama gibi gereksinimlerini karşıladıktan sonra su çeşitli nitelik değişimlerine yani kirlenmeye uğramaktadır. Ayrıca kullanılan su tekrar doğaya geri verilmekte ve böylece içerik ve miktar açısından son derece kısıtlı olduğu belirtilen su kaynakları da kirletilmekte, kullanılma özellikleri yok olmakta ve olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaktadır.
TÜRKİYENİN SU VARLIĞI


Su Bütçesi
Yaklaşık 150 milyon kilometre karelik dünya toprağına, dengesiz biçimde dağılmış, en değerli doğal kaynak sudur. Çöl ve kutup bölgelerinin kapladığı 75 milyon km²`lik kesimde hiç su yoktur. İçimlik suların olmadığı yerde yaşayan insan sayısı 1.8 milyar kişidir. 2.4 milyar kişi ise her türlü sağlıklı içme suyu donanımından yoksundur. Dünyada her yıl 20 milyon kişi pis su yüzünden ya da su yetmezliğinden kaynaklanan hastalıklardan ölüyor. Azalan su kaynakları ile gittikçe çoğalan insanı beslemek için tarım ürünlerini üretmek olanaksızdır. Yıllar ilerledikçe su tüketimi de artmaktadır. 1950`de 1000 km3/yıl olan tüketim, 1991`de 4000 km3/yıl`a ulaşmıştır. 40 yıllık aralıkta su tüketimi dünya nüfus artışının 2 katı olmuştur. Bu hızı arttıranlar çiftçi ve sanayicilerdir.

Yeryüzündeki suların %97`si okyanuslardadır. Geri kalan %3 suyun, %79`u (toplamın %2.37`si) buzullarda, %20`si (toplamın %0.6`sı) yeraltında, %1`i (toplamın %0.03`ü) yüzeyde yer alır. Yüzey sularının %52`si göllerde, %38`i yeryüzündeki nemde, %8`i atmosferdeki su buharında, %1`i nehirlerde ve %1`i de canlı organizmasında yer alır. Su tüketininin %70`i tarımsal amaçlı kullanımla gider. Bunun %40`ı yanlış sulama yöntemi nedeniyle yitiriliyor. M² başına olağan sulama 1 m3/yıl (ya da 3 lt/gün)`dür. Bu sulama hızında dahi, su sığı derinlikte buharlaştığı için toprakta tuz bırakarak aşırı gübre ve tarım ilaçları ile çoraklaşmayı hızlandırmaktadır. Ormanların hızla kesilmesi ile dengesiz su akışı ile gelişen aşınma gelecek 40 yıl içinde dünyada ekilebilir toprakların %30`unun yitirilmesine neden olacaktır.


Türkiye`nin Su Bütçesi
Ülkelere göre kişi başına yıllık su tüketimi; ABD`de 2200 m3/yıl (6000 lt/gün), Fransa`da 725 m3/yıl (2000 lt/gün), Türkiye`de 182 m3/yıl (500 lt/gün), Gana`da 30 m3/yıl (82 lt/gün)`dür.

Türkiye`de suyun 350 lt/gün`ü tarımda kullanıldığına göre; 150 lt/gün`ü temizlik, içimlik ve sanayide kullanılmaktadır. Gelişmişlik sınırı için bir kişinin temizlik ve içimlik su gereksinmesi 200 lt/gün`dür.

Türkiye`deki su üretimi, orman ve otlaklardan 108 milyar m3/yıl`dır. Bunların 64 milyar m3`ü (%59) barajlardan, 9.5 m3`ü (%8.8) yeraltısularından, 34.5 milyar m3`ü (%32) akarsu ve göllerden sağlanır. Bu sular 3.8 milyon hektarlık sulu tarım alanında sulama, 35.000 MW`lık hidroelektrik santrallerde enerji üretimi için ve yerleşim-sanayi alanlarında kullanılır. Sudan dönüştürülen enerjinin toplam enerji içinde aldığı oran %14.4 olup, diğer kaynaklar; odun %19.2, taş kömürü %7.1, linyit kömürü %37.7, asfaltit %5, petrol %11, tezek bitki %9.3, doğalgaz %0.6, jeotermal enerji %0.05`tir.


KAPLICA TURİZMİ
İnsanlar en çok parayı, sağlıklarını yitirmeye başladığı 50 yaşından sonra tüketmektedirler. Türkiye`de deprem kuşakları boyunca ve her deprem olduğunda kaplıca kızgın suyu ve kızgın kuru kayalar vardır ve oluşmaktadır. Dolayısıyla ülkemiz yapılacak yeni araştırma ve yatırımlarla bir Sağlık Ülkesi`ne dönüştürülerek yaz-kış gezginlere, sağaltım yumuşu (hizmeti) vererek ülkeye döviz kazandırabilir. Bu tür araştırma ve kurgulara (tesislere) düşük üremli borçlandırma ile destek olunmalı ve 10 yıl vergi ve geri ödeme alınmamalıdır​
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst