Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


Saboteur İncelemesi.

ZeroSystem

Level 5
TM Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
1 Kas 2009
Konular
185
Mesajlar
770
Beğeniler
58
MmoLira
0
DevLira
0
#1
Pandemic Stüdyoları belki kapandı ama giderayak bizlere de son kıyağını yaptı ve oyun dünyasına Saboteur gibi bir oyunu kazandırdı. Saboteur 2. Dünya Savaşı yıllarında geçmesi ve ciddi grafikleriyle ilk anda sizlere efsanevi Mafia oyununu hatırlatabilir, ancak her ne kadar Saboteur iyi bir oyun olsa da Mafia gibi efsane olabilecek bir yapıya sahip değil.

Saboteur’de Sean Devlin adındaki İrlandalı bir araba yarışçısı / tamirciyi yönetiyoruz. Ancak siz onun mesleklerine bakmayın, çünkü kendisi Paris sokaklarındaki karanlığı dağıtıp, şehri aydınlığa kavuşturan bir savaş kahramanıdır. Doğrusu oyuna ilk başladığımda sağlam bir giriş videosu bekliyordum ancak yanımıza bir adam geldi, üç beş cümlelik gaz verici bir konuşmanın ardından Nazilere karşı ilk eylemimizi gerçekleştirdik ve birkaç ay öncesine geri döndük. Asıl hikaye de tam olarak burada başlıyor. Neden Devlin Nazilerden nefret ediyor? Neden bu kadar hayattan bezmiş ve umutsuz bir halde..? Çünkü Naziler Devlin’in kardeşi gibi sevdiği arkadaşını öldürmüştür ve sevdiklerine zarar vermeye çalışmıştır. İşte Devlin’in içindeki bu intikam ateşi onu Fransızların bir numaralı silahı haline getirdi. Artık Devlin Fransızlar için bir kurtuluş, Naziler içinse ölüm manasına gelmektedir.

Saboteur’un senaryosunda ihanet, entrika, acı ve bol aksiyon bulacaksınız. Bayadır bu tür öğeleri içinde barındıran bir senaryo arıyordum ve doğrusu bu oyun bana oldukça iyi geldi. Eminim birçok oyuncu da bu türden senaryoları seviyordur.

PARİS Mİ, SIN CITY Mİ?
Saboteur sandbox, halk tabiriyle GTA türünde bir oyun. Ancak onu piyasadaki benzerlerinden ayıran bir yönü var, o da Paris şehrinin oyunculara sunuluş şekli. Oyuna ilk başladığınızda her yer siyah beyaz, ancak çevrede kırmızı, sarı gibi baskın renkler de var. Belli ki Pandemic çalışanları Sin City filminden oldukça etkilenmişler ve o filmde kullanılan yöntemi oyunlarına aktarmayı uygun görmüşler. Bu siyah-beyaz görüntü aslında Paris’in üzerindeki umutsuzluğu da çok iyi şekilde oyuncuya yansıtıyor. Tabi bütün oyunu bu şekilde siyah-beyaz olarak oynamıyoruz. Görevlerinizi tamamladıkça bölgeler de aydınlığa kavuşmaya başlıyor, yani onlar için tekrardan umut güneşi doğuyor. Pandemic doğrusu bu sistemi çok iyi akıl etmiş, ayrıca uygulamada da oldukça başarılı olmuş. Siyah-beyaz bölgelerden normal bölgelere geçişlerde ki renk tonlamaları çok iyi ayarlanmış, aynı şekilde normal bölgelerden siyah-beyaz bölgelere geçişlerde de ekranınızın renginin yavaş yavaş solması, renk tonlamalarının belirsizleşmesi… Ve sonuç olarak kendinizi umutsuzluğun, siyah-beyazın hakim olduğu bir bölgenin içinde buluyorsunuz. Fikir güzel, uygulama daha da güzel.

Saboteur, baş karakteri Devlin ile de benzerlerinden ayrılıyor. Devlin için Paris’teki en güvenli yerler çatılar. Çünkü şehrin dört bir yanına yayılmış Naziler en az çatılarda bulunuyorlar. Assassin’s Creed’in baş karakteri Altair’i hatırlarsanız şehirdeki evlere ve yapılara ustalıkla tırmanıyordu. İşte Devlin’de de bu yetenek var, Devlin’de Paris’in en yüksek binalarına, gözünü kırpmadan tırmanabiliyor. Ancak kim daha iyi tırmanışçı diye sorarsanız cevabım hiç düşünmeden Altair olur. Devlin’le şehirdeki binalara tırmanmak zevkli olsa da, karakterimizin biraz hantal olması, normalde bazı tutunması gereken yerlere tutunamaması sistemin biraz başarısız bir şekilde oyuna dahil edildiğini gösteriyor. Ancak karakterimizin hareketleri oldukça doğal gözüküyor. Örneğin uzak mesafeli zıplayışlarında kol ve bacak hareketlerinin senkronu oldukça iyi sağlanmış. Ya da koşarken sağa-sola dönüşlerinde tüm vücudun bu eyleme göre ayarlandığını fark edebiliyorsunuz. Normalde oyunlarda bu tür karakter mekanikleri üzerinde pek durulmaz ancak Saboteur bu konuda oldukça başarılı gözüküyor.
 
Üst