ShadowFon 1
ShadowFon
D 1
delimuratt
PrimeAC 1
PrimeAC
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Best Studio 1
Best Studio
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
romegames 1
romegames
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Başörtüsü Eylemlerinde Bu Hafta

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan DeathWoLKeR
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 2
  • Görüntüleme Görüntüleme 153

DeathWoLKeR

Level 9
TM Üye
Katılım
2 Kas 2010
Konular
561
Mesajlar
4,842
Reaksiyon Skoru
240
Altın Konu
0
TM Yaşı
15 Yıl 7 Ay 13 Gün
Başarım Puanı
165
Yaş
38
MmoLira
-14
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu 191. Hafta Basın Açıklamasını Platform adına Musa Kazım YILMAZ yaptı. Açıklamasına ''Ey iman edenler! Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Allah muhakkak ki sabredenlerle beraberdir. Allah yolunda katledilenlere, ''ölüler'' demeyin, zira onlar diridirler fakat siz farkında değilsiniz.(Bakara Suresi 153. – 154. Ayetler) ayetlerini okuayarak başladı...
Açıklamanın Tam Metni:


Rahman, Rahim, Allah'ın adıyla

"Ey iman edenler! Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Allah muhakkak ki sabredenlerle beraberdir. Allah yolunda katledilenlere, ''ölüler'' demeyin, zira onlar diridirler fakat siz farkında değilsiniz."(Bakara Suresi 153. – 154. Ayetler)

Sevgili dostlar, değerli basın mensupları;

ONLARIN DEDİKLERİNİ SÖYLESEYDİK…


Onların dediklerini söyleseydik, peygamberlere yalancılar derdik…
Onların dediklerini söyleseydik, Allah'ın indirdiği kitapları insanlar yazdı derdik…
Onların dediklerini söyleseydik, Allah'ın peygamberlerine ilahlar derdik…
Onların dediklerini söyleseydik, Allah'a oğullar ve kızlar isnat ederdik…
Onların dediklerini söyleseydik, Allah'a ortak ilahlar var derdik…
Onların dediklerini söyleseydik, ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur derdik…
Onların dediklerini söyleseydik, insanların kazandıklarında bizler için de bir pay vardır derdik…
Onların dediklerini söyleseydik, Salihlere ve sıddıklara sahtekarlar derdik…
Onların dediklerini söyleseydik, inananlara mürteci, yobaz derdik…
Onların dediklerini söyleseydik, Allah'a yolunda cihad edenlere teröristler derdik…
Onların dediklerini söyleseydik, Allah yolunda katledilenlere, ölüler derdik!


BİZ ONLARI TANIYORUZ!!!

Allah'ın emirlerine asi gelenler onlar.
Kibir ve istikbarla Allah'a isyan edenler onlar.
Yeryüzünü fesada boğup ıslahtan alıkoyanlar onlar.
Onlar, ben sizin Rabbiniz değil miyim deyip Firavunlaşanlar…
İman etmeyi dahi kendi iznine tabi kılanlar onlar.
Onlar, öldürmeyi ve diriltmeyi kendi ellerinde sayan Nemrutlaşanlar….
Peygamberleri katledenler, kitapları tahrif edenler onlar.
Onlar, Hak ve adalet için kıyam edenleri katleden Yezidleşenler…
Kitaba ve onun ahkâmına savaş açanlar onlar.
Onlar, arzı fesada boğanlar, Tiranlaşanlar…
Ekini, nesli, iyiyi, güzeli katleden onlar.
Onlar, soykırımın alasını yapan Amerikanlar…
Aztek'leri, Maya'ları, Kızılderi'lileri katleden onlar.
Onlar, insanları yurtlarından çıkarıp köleleştiren baronlar…
Kıtaları sömürüp, toprakları işgal edenler onlar.


EMPERYALİZMİN DOST VE MÜTTEFİKLERİNE DE BİR SÖZÜMÜZ VAR!!!

Ağız sizin, söz onların…
Yürek sizin, öz onların…
Zihin sizin, fikir onların…
Kalp sizin, zikir onların…
Ona İslamın karanlık yüzü, İslam'ı terör gösteren adam dediler…
Onu işgallerin ve katliamların ana sebebi saydılar;
İşgalcileri, katliamcıları görmediler, utanmadılar.
Onu sivillerin öldürülmesiyle suçladılar,
Milyonlarca sivili katledenlerle aynı masaya oturup onları alkışladılar.
Konjönktürel şartlar dediler,
Reel politik salatalar yediler.
Muhabbetten, kardeşlikten dem vurdular;
Hümanizm şarkıları söyleyip, kardeşlerimizin katline göz yumdular.
Tövbeye davet ediyoruz onları…
Af dilemeye Allah'tan, özür dilemeye ümmetten…

ONUN DA HATA VE KUSURLARI VARDI…

Her insan gibi… La yüs'el değildi o da…
Kendisinden çevresinden, etkilediklerinden, etkileyemediklerinden kaynaklanan hataları vardı…
Fakat o da bu ailenin bir ferdiydi. Bu ümmetin acılarıyla dertlenirdi.
Öyle olmasaydı terk eder miydi lüks hayatı, milyar dolarları…
Bizler, doğruyu ararken yanlışa isabet edenle, yanlış üzere ısrar edeni ayırt etmesini biliriz.
Hele batıla hak elbisesi giydirip onu hakikat diye sunanı daha iyi biliriz.
Hata ve kusurlarının bağışlanmasını Allah'tan niyaz eder, ümmetten onun için hoşgörü bekleriz. Bazılarının kafirlere, zalimlere, işgalcilere gösterdikleri hoşgörü kadar olmasa bile…

BİZ ONU DA TANIYORUZ!

Gençliğinin baharında;
''Yok mu İslam topraklarının izzetini koruyacak gençler?'' çağrısına koşarak giden di o…
İşgalci Rus'lara karşı en ön cephede coşarak gidendi o…
İşgalin ve zulmün olduğu tüm coğrafyalara dostlarını seferber edendi o…
Kıyam öncülerine, Şeyh Enverlere, Hattap'lara nicelerine rehberlik edendi o…
İşgla sevdalılarının adları değişse de onların kalplerine keder di o…
Gençliğinde bir Mus'ab bin Umeyr,
Orta yaşlarında Ebu Ubeyde,
İhtiyarlığında Halid bin Velid'di o…
Çabası Yezid'e karşı Hüseyin olmak içindi…
Firavunların karşısında bir asa-i Musa, bir balta-i İbrahim'di o.


Ümmetin başı sağ olsun. Başları dik, umutları taze, gelecekleri bahar olsun, beklentileri zafer olsun. Zaferlerle dolu, tevhid ve adalet üzere kurulu bir dünyada yaşama umudu ile hepinizi 192. Haftada aynı yer ve saat'te buluşmak üzere Allah'a emanet ederiz.

KONYA İNANÇ ÖZGÜRLÜKLERİ PLATFORMU


İslami camiadaki zihinsel değişim nereye?

Sakarya Adalet Girişimi'nin 296. hafta açıklamasında “Emperyalist projelerdeki değişim, Müslüman zihinlerin hedef ve taleplerinde dönüşümlere sebep oluyor“ diyerek yaşanan entegrasyon sürecinin risklerine dikkat çekti

Sakarya Adalet Girişimi, adalet ve özgürlük eylemlerinde 296. haftayı geride bırakırken, Başörtüsü Platformu adına ortak basın açıklamasını Diriliş Saati Dergisi'nden Muhammed Emin Duman okudu. Karikatürist İbrahim Özdabak'ın “Ayağa kalk Sakarya“ yazılı dövizlerinin taşındığı eylemde Muhammed Emin Duman, ABD'nin Müslüman halklara yönelik emperyalist politikalarında değişime gittiği ve İslami kodlarla konuşan ama son noktada emperyalizmin temsilcilerine 'yok' diyemeyen “muhafazakâr“ bir anlayışı desteklemeye başladığına dikkat çektiği açıklamasında “Emperyalist projelerdeki bu değişim, Müslüman zihinlerin hedef ve taleplerinde dönüşümlere sebep olarak, aslında en büyük darbeyi “tasavvurlara“ indirmiş oldu. Tasavvurları değişen halkların, kendileri için kolay kolay tehlike olmayacağının farkında olan küresel güçler, Müslüman coğrafyaların zaaflarına nokta atışları yaparak, çürütme operasyonlarına başladılar. Öyle ki farklı coğrafyalardaki “özgürlük“ talepleri, İslami bir zemin yerine liberal bir zeminle sınırlı kalmakla yetindi.“ dedi.

Yasağın bittiğini düşünmek yanıltır

Sakarya Adalet Girişimi adına basın açıklamasını okuyan Muhammed Emin Duman, başörtüsü yasağı gündemine ilişkin olarak “İnsanların zihninde “başörtüsü sorununun hallolduğu“ tarzında oluşan algı, tam da bu sürecin bir yansımasıdır. Yasaklar ve daha önemlisi yasakçı zihniyet, her şekilde devam ederken; çıkartılan bir takım yasaların teorik boyutları ile yetinmemiz, gelinen süreçte hedef ve taleplerimizde bir takım sapmalar yaşadığımızı göstermektedir.“ ifadelerine yer verirken, seçim atmosferine gönderme yaparak şöyle söyledi: “Seçim atmosferine girdiğimiz bugünlerde, her parti ayrı ayrı vaadlerde bulunuyor… Bizim ise sizlere vaadimiz, yine ve tekrar “direniş“ olacaktır. Emperyalistlerin göz boyayıcı, birtakım kısmi özgürlükler üzerinden Müslüman halkları devşirme stratejisine karşı direnişimizi her zaman ve mekânda sürdürmeye devam edeceğiz. Bu mücadele, sadece birilerinin mücadelesi değildir; bu mücadele, kendisini Müslüman olarak tanıtan tüm insanların mücadelesidir.“ Eylemde taşınan ve “Zalimlere meyletmeyin, yoksa ateş size dokunur“ ayetinin taşındığı pankart dikkat çekiciydi.

Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 296. hafta basın açıklamasıdır

Değişen dünya, Müslüman zihinleri de mi değiştiriyor?

Dünya politik sistemi, hedefli bir değişime tabi tutuluyor. Zalim odakların tanım ve araçları değişirken; mazlum halkların talep ve hedefleri de dönüşüyor. Bugün bu değişimin etrafında şekillenen kırılmalara şahit oluyoruz Ortadoğu coğrafyasında. Öyle ki İslami duruşumuzu, etrafımızda olup bitenlere gözümüzü kapatarak şekillendirdiğimizde, geçmişteki söylemlerimizle Ortadoğu'daki “suni dalgalanmayı“ meşrulaştırabiliyoruz. Tam da küresel egemen güçlerin istediği gibi…

Bir dönemim popüler argümanı olan “uluslar arası terörle mücadele“ konsepti, bugün yerini “Müslüman halkların zaaflarından yararlanma“ya bırakarak liberal bir evrimden geçiyor. Artık, geçmiş yüzyılda ve bu yüzyılın başlarında hâkim nota olan “şiddet“ eksenli emperyalist projeler rafa kaldırılıyor ve “esneme katsayısı“ daha yüksek, “müsamaha“ merkezli kültürel kodlamalar devreye sokuluyor.

Daha açık bir ifadeyle; yakın geçmişe kadar Amerikan merkezli emperyalist güçler, düşman ilan ettikleri Müslüman coğrafyalara hiçbir tolerans limiti vermeden, en katı uygulamalarla saldırarak çözüm yolu üretmeye çalışıyorlardı. Bugün ise, daha farklı bir yolu tercih ederek; kültürel olarak İslami kodlarla konuşan, hatta siyasal anlamda da bir noktaya kadar kükreyen, ama son noktada emperyalizmin temsilcilerine 'yok' diyemeyen “muhafazakâr“ toplumlar üretmeyi, kendileri için bir çıkar yol olarak görüyorlar…

Ve maalesef, bu yeni proje, yakın siyasal tarihten habersiz/Amerika'nın şeytanlıklarını televizyondan gördükleri ile açıklamakla yetinen Müslüman kitleler tarafından teveccühle karşılanıyor. Aslına bakarsanız, bu projenin ilk temellenme aşaması ülkemizde filiz verdi ve muhafazakâr kimliğe sahip olan AKP zihniyeti ile, sistemin en dışındaki muhalif Müslüman gruplar bile entegrasyon sürecine dâhil olmaya başladılar.

İşte emperyalist güçler tarafından “maliyetsiz olarak kazanılmış bir başarı“ olarak görülen bu tablo, diğer Müslüman coğrafyalara ithal edilmeye hak kazandı. Neticede, bir sınıra kadar her türlü İslami çıkışı yapabilen, ama o sınırdan sonra hizaya sokulan ve kültürel anlamda da halkına Müslüman olarak yaşamanın her türlü imkânını veren AK Parti liberal zihniyeti, bugün Ortadoğu coğrafyasında model olarak gösterilerek, halkların İslami taleplerden arınmış “suni dalgalanmaları“na olanak sağladı…

Emperyalist projelerdeki bu değişim, Müslüman zihinlerin hedef ve taleplerinde dönüşümlere sebep olarak, aslında en büyük darbeyi “tasavvurlara“ indirmiş oldu. Tasavvurları değişen halkların, kendileri için kolay kolay tehlike olmayacağının farkında olan küresel güçler, Müslüman coğrafyaların zaaflarına nokta atışları yaparak, çürütme operasyonlarına başladılar. Öyle ki farklı coğrafyalardaki “özgürlük“ talepleri, İslami bir zemin yerine liberal bir zeminle sınırlı kalmakla yetindi. Daha fazla refah içerisinde olan, daha özgür hareket edebilen, daha çok kitlelere hitap edebilen hareketler, başarılı olacaklarını sanarlarken, hedeflerinde sapmalar yaşadılar…

Bugün, aynı kırılmalara farklı farklı konularda şahitlik ediyoruz. İnsanların zihninde “başörtüsü sorununun hallolduğu“ tarzında oluşan algı, tam da bu sürecin bir yansımasıdır. Yasaklar ve daha önemlisi yasakçı zihniyet, her şekilde devam ederken; çıkartılan bir takım yasaların teorik boyutları ile yetinmemiz, gelinen süreçte hedef ve taleplerimizde bir takım sapmalar yaşadığımızı göstermektedir bizlere.

Geçmişte de ifade ettiğimiz gibi, başörtüsü mücadelemiz, diğer mücadele mevzilerimizin hiçbirinden bağımsız değildir. Dolayısıyla, “tekil“ mevzuların geçiştirici çözümleriyle yetinmek, bir algı sorununu beraberinde getirecektir.

Sakarya Adalet Girişimi olarak, başörtüsü mücadelemizi, başından itibaren “doğru bir Müslüman algısı“ üzerine bina etmeye çalıştık. Bu da, bizlere, karşılaştığımız anlık olaylar veya çözümlemelerde geçici heyecanlara kapılmak yerine, “akil“ olarak olaylara yaklaşma imkânı verdi.

Rabbimize, bu duruşumuzu bereketlendirmesi için dualar ediyoruz…

Muhterem Sakarya halkı;

Seçim atmosferine girdiğimiz bugünlerde, her parti ayrı ayrı vaadlerde bulunuyor… Bizim ise sizlere vaadimiz, yine ve tekrar “direniş“ olacaktır. Emperyalistlerin göz boyayıcı, birtakım kısmi özgürlükler üzerinden Müslüman halkları devşirme stratejisine karşı direnişimizi her zaman ve mekânda sürdürmeye devam edeceğiz. Bu mücadele, sadece birilerinin mücadelesi değildir; bu mücadele, kendisini Müslüman olarak tanıtan tüm insanların mücadelesidir.

Bizler, her hafta buradayız ve Sakarya'nın onurlu insanlarına, bir kez daha açık çağrıda bulunarak; kendilerini direnişimizi bereketlendirmeye davet ediyoruz…

Tek yol direniş; tek çözüm mücadeledir…


Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu Adına Diriliş Saati Dergisi

VAHÖP'ün (Van Hak ve Özgürlükler Platformu) düzenlemiş olduğu 163.basın açıklaması bugün Van Sanat Sokağında yapıldı. Basın açıklamasını platform adına Fuat Değer okudu

Basın Açıklamasının Tam Metni:

ÖZGÜRLÜK YALNIZ KENDİNE DEĞİL, HERKES İÇİN İSTENDİĞİNDE ÖZGÜRLÜK OLUR

ABD adlı uluslararası terör şebekesinin planlı ve zalim katliamlarının ardı arkası kesilmiyor. Kendi oluşturduğu senaryolarla İslam ülkelerini işgal ve katliamlara girişmekte ve bunu da dünya kamuoyuna kendi güvenliğini gerekçe göstererek işlemektedir. 11 Eylül paranoyası da İslam dünyası üzerindeki yeni konseptin başlangıcı olmasa bile dönüm noktasını oluşturuyordu. Bu, kırılma noktası olarak Müslüman ülkelerin ABD emperyalizmi ve İsrail'in güvenliği için yeni bir sürece işaret ediyordu. Bu sebepleri bahane ederek hem bir "İslamofobia" hem de İslam'a ve Müslümanlara saldırmak için gerekçeler üretti. Afganistan, Irak işgalleri bunun açık örneği ve katledilen milyonlarca masum insan bu çıldırı halinin kurbanı oldu. Usame bin Ladin'i sürekli hedef göstererek hem "İslam ve Terörizm"i bir arada anarak zihinlere işlemek suretiyle bu korku imajını pekiştirdi hem de dünya kamuoyunu bu manipülasyonlarla aldatma yoluna giderek katliam ve işgallerine perde olarak kullandı. En son Pakistan topraklarına tecavüz ederek Usame bin Ladin'i katlettiğini ilan etti. Bunun gerçeklik tarafını ve el-Kaide'nin mücadele anlayışını tartışıyor olsak dahi, bunu bir yana bırakarak, dünyayı kana bulayan Siyonizm ve ABD emperyalizmine karşı Usame bin Ladin imajı bir direniş ve kahramanlık figürü oluşturmuş, kafir ve zalimlerin kalbine korku salmıştır. Bu yönüyle, bu imajı zalim ve kâfirlere karşı önemsiyor, onların kalbine korku salacak yiğitlik hikâyelerinin tükenmeyeceğini tekrar ve inançla ifade ediyoruz. Nitekim bu ölüm haberini, kâbustan uyanmışlığın verdiği sevinç gibi dünyaya duyurmaları da bunu ortaya koymaktadır. Zalimler asla rahat uyuyamayacak ve huzur yüzü görmeyeceklerdir.

Yüksekova'da toplumsal kaos içinde bir müslümanın katledilmesi, geçmişten ders almaya çalışan bizler ve tüm Kürt halkı için endişe vericidir. Zira, yıllardır arzu ettiğimiz barış ortamına gerçek bir dinamit gibi görünen bu hadise, esef verici ve gelecek açısından ürkütücü bir gelişmedir. Ergenekon zihniyetinin yıllardır sürdürmeye çalıştığı bu kardeş kavgası, yeniden alevlendirilmek ve bölge tekrar bir brakuji ortamına çekilmek istenmektedir. Çok çirkin ve tehlikeli bir tezgâhın eşiğinde olduğumuzu, toplumsal sağduyu ve soğukkanlılıkla hareket etmek gerektiğini ısrarla salık veriyoruz. Açık bir şekilde kınadığımız ve lanetlediğimiz bu elim hadisenin tekrar kaşınması ve tırmandırılması riskine karşı; BDP kadrolarının basiretli davranarak olayı gerçekleştirenlerden beri olduklarını, failleri açık ederek bu kaos süreci ile alakalı olmadıklarına dair somut ve yatıştırıcı rol almalarının, sorumlulukları ve siyasi misyonları gereği olduğuna inanıyoruz. Aynı şekilde mağdur taraftan da tahriklere kapılmamalarını ve aynı sağduyu ve soğukkanlılıkla bu zor süreci birlikte atlatmaya davet ederek merhuma Allah'tan rahmet diliyoruz. Geçmişte yaşananların bölgemize, insanımıza, yani hepimize zarar verdiğini ve yalnızca bu durumu arzulayanlara kazanç getirdiğini acı tecrübelerle gördük.

Başörtüsü hala bir suç gibi algılanmaya ve başörtülüler hala aşağılanmaya devam etmektedir. Ülkenin beyni olması gereken, bilim ve düşünce üretmesi gereken üniversitelerin, bu rollerini kavrayamayan ve birilerinin kuyruğu olmakla varlık ispatı içine girdiklerini görüyor olmak acı vericidir. Trakya Üniversitesi ve bazı üniversitelerin bazı bölümlerinde hala bu ilkel ve akıldışı yasak uygulanmaya devam etmektedir. Sadece üniversitelerde değil, geçtiğimiz günlerde Bakırköy Ticaret Meslek Lisesi, Gaziantep Gazikent İMKB İ.Ö Okulu'nda Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk sınavında, Fatih Mahmudiye İ.Ö.Okulu'nda da ALES sınavında başörtüsü düşmanlığı tekrar barbarca gözlendi. 23 Nisan özel oturumunda Sayıştay Üyesi Necla Eroğlu'nun Meclis'ten çıkarılması da yine aynı barbar zihniyetin bir dışa vurumu. Hakeza Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü son sınıf öğrencisi Ahsen Akbulut, ödev için arkadaşları ile randevu alarak gittikleri Tüpraş tesislerine başörtüsü ile alınmadı. Manisa 19 Mayıs Stadyumu'nda Güne Bakış Gazetesi İmtiyaz Sahibi Mevlüt Çırakoğlu ve başörtülü eşi Meryem Çırakoğlu, protokolden çıkarıldı. Çocukların 23 Nisan etkinliklerinde devlet makamlarına oturmaları, ancak çocuk başörtülü değilse izin verilen bir şey olarak görülür. Bu çağdışı mantık devam ettiği müddetçe hak mücadelemiz de devam edecek, haklarımız alınıncaya kadar vazgeçmeyeceğiz.

Öte yandan başörtüsü yasağını icad eden zihniyetle aynı kaynaktan beslenen ve inanç karşısında aynı soysuz tepkiyi veren bir başka hadise de Eskişehir'de bir resim sergisinde yaşanmıştır. Sanatı savunmakla inanca saldırmayı özdeş gören bu zavallı zihniyet, Heykeltıraş Mehmet Aksoy'a destek vermek amacıyla açılan sergide, Camiyi "ucube" ve tesettürlü bir kadını da çirkince, iç çamaşırıyla örtünmüş olarak betimleyen resimlere yer verdi. Bu sergiyi açanın CHP 'li Eskişehir Tepebaşı Belediyesi olması, bir siyasi partinin İslam'a ve Müslümanlara nasıl baktığını da ortaya koymaktadır. İslam'a ve Müslümanlara ağır bir hakaret olan bu tavır dolayısı ile CHP'yi özür dilemeye ve bu edepsiz ve çirkin tavrı karşılıksız bırakmamaya davet ediyoruz. Bu, aynı zamanda inançlar konusunda 'yeni CHP'nin bir sınavı olacak ve son zamanlardaki söylemleri ile ne kadar uyuştuğunu test etmeye imkân verecektir. Şayet bir girişim olmazsa, tüm CHP bu terbiyesizliğe ortak olacaktır.

Başbakan'ın Kürt açılımını bitiren beyanatı da aynı zamanda seçim sürecinde milliyetçiliğe kayan, muhafazakâr bir MHP olmaya başlayan bir Ak Parti profili vermektedir. Bu ülkenin en temel sorunu olan Kürt sorununu önce kabul eden daha sonra oy ve diğer politik kaygılarla "Kürt Sorunu yoktur, Kürt vatandaşların sorunu vardır" şeklinde formüle eden bir başbakanın bu sözü umut kırıcı ve esef vericidir. Ak Parti unutmasın ki Kürt Sorununa son vermezse kendi sonunu hazırlar. Seçim ortamında değişen söylem ve politikalar geçici olsa da bunlara feda edilmeyecek denli hayati ve ağır bir sorun karşısında bir siyasi liderin, Başbakanın böyle ucuz söylemlere yeltenmesi endişe vericidir. Hakeza bölgede Kürt sorunu ve İslami duyarlığı bilinmeyen adaylar göstermesi de bu kaygıyı beslemektedir.

Bir başka konu da; bölgemizde seçim dolayısı ile milletvekili adaylarının özgür ve rahat propaganda yapabilmelerinin önündeki çeşitli engellerdir. Görüşü ve düşüncesi ne olursa olsun her aday seçim çalışmasını tehdit ve baskı görmeden yapabilmeli ve bu hakkına herkes saygı duymalıdır. Bir adaya gösterilebilecek en güçlü tepki ve onun tek adresi ancak sandık olmalıdır. Özgürlük yalnız kendine değil, herkes için istendiğinde özgürlük olur.

Son olarak Ortadoğu halklarının adalet ve özgürlük taleplerini ve bu uğurda akıtılan kanlarını selamlıyor ve destekliyoruz. İngiliz ve ABD emperyalizminin mazlum halkların başına musallat ettikleri diktatörlüklerin ebedi olmadıkları, halkların inancı ve iradesi karşısında birer birer devrildikleri gerçeği, onları besleyen zorbaları bire dehşete düşürmektedir. Kaddafi bahanesi ile Libya'da yeni bir Irak işgaline yeltenen emperyalizme, Libyalı özgürlük sevdalılarının basiretli ve dirençli davranacağını umuyor, Suriye, Tunus, Bahreyn, Yemen, Mısır ve diğer tüm devrimcilere inanç ve coşku ile özgürlük yüklü selam yolluyoruz.

VAHÖP Adına

Mazlumder Van Şube Başkanı

Fuat Değer

VAHÖP (Van Hak ve Özgürlükler Platformu)

Gökkuşağı Derneği, İnsan-Der, Mazlumder Van Şubesi, Anadolu Gençlik Derneği, Memur-Sen, Umut Işığı Derneği, Vim-Der, Ka-Der, Erdem-Der, Özgür-Der Van Şubesi, Verenel Derneği Van Şubesi.
 
Haber İçin Teşekkür Ederim.
 
Teşekkürler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst