NovaLst 1
NovaLst
SLyFeLLowTR 1
SLyFeLLowTR
xranzei 1
xranzei
InfernoShade 1
InfernoShade
shrpnl 1
shrpnl
D 1
delimuratt
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
kralhakan2009 1
kralhakan2009
Vahsi Uzman 1
Vahsi Uzman
Cannn6161 1
Cannn6161
onur akbaş 1
onur akbaş
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Swat 4 Hakkında Herşey

Katılım
6 Ara 2009
Konular
103
Mesajlar
158
Online süresi
12m 1s
Reaksiyon Skoru
7
Altın Konu
0
TM Yaşı
16 Yıl 6 Ay 7 Gün
Başarım Puanı
129
MmoLira
15
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

swat4dv0.jpg



Platform: PC
Tür: Action [First-person, Modern, Taktik, Shooter]
Multiplayer: Var [Internet, LAN]

Yayıncı: Vivendi Games
Yapımcı: Irrational Games
Çıkış Tarihi: 2005 Mart

Minimum Sistem Gereksinimleri:
1.0 GHz P3 veya Athlon işlemci 256 MB RAM, 32 MB GeForce2 veya 64 MB ATI Radeon, DirectX 9.0c, 450 MB boş hdd alanı

*İNCELEME*

Hiç Superman adlı şahsiyetin ya da diğer iyi kahramanların gerçek olmasını dilediğiniz olmuş muydu? Bir yerde bir sorun olduğu zaman oraya hemen ulaşıp ve tüm problemleri kökünden halleden cinsten bir kahramandan bahsediyorum. Hiç hayal ettiniz mi? O zaman her şey ne kadar da kolay olurdu değil mi? Gelin görün ki bu bahsettiklerimiz hayal olmaktan bir adım daha ileri gidemeyecek düşünceler. Peki iyi kahramanlarımız yok, hiçbir suçlu uçan biri tarafından yakalanmıyor ya da yüksek binalardan örümcek ağı ile sarkan kimse yok. Peki bizi kim kurtaracak? (hep bir ağızdan; SWAT timiiii..!)

Yine bir seri oyununun son perdesiyle karşılaştık geçtiğimiz günlerde. Hatırı sayılır bir hayran kitlesi olan SWAT serisi son oyunuyla biz oyuncularda sıcacık bir gülümseyiş bıraktı. SWAT 3'ün devam niteliği olan oyunda esas olarak bir tema farkı yok. Oyunda yine 5 kişiden oluşan bir SWAT timinin lideri pozisyonunda olacağız. Yine birçok maceraya atılıp, birçok rehine kurtaracağız. İşte tüm bu karmaşanın içinde sürüp gidecek tüm senaryo. Sürekli bir aksiyon hali, aman vurulmayayım, adamlarımdan birine bir şey olmasın, yok efendim rehinelere zeval gelmesin diye çırpınıp duracağız SWAT 4'te.

Emekli, dul ve yetimin yanında

Oyunun konusu gerçekten açık. Size verilen görevleri layıkıyla yerine getirmeye çalışıyorsunuz. Tabi çalışma şeklinize göre de görev sonunda merkezden puan alıyorsunuz. Oyunu CS serileri ile karıştıran arkadaşlarımızın 50 puandan üst bir puana zor ulaşacağını şimdiden hatırlatmak isterim. Oyunda zorluk seviyesine göre merkezden almakta olduğunuz bir puan var. Örnağin, bu puan 50 olarak belirlendiyse tüm operasyonu bu puanı geçecek şekilde düzenlemelisiniz. Operasyon sırasındaki hareketleriniz, elemanlarınızın hareketleri hep bu puana + ya da – yönde etki edecektir. Yine örneğin, silahı yere bırakan bir suçluyu vurmanız puanınızı düşürecektir. Kesinlikle al silahı dal içeri herkesi tara, geleni geçeni öldür tarzı bir oyun değil bu, zaten SWAT serisini tanıyanlar bilirler. Polis olmanın bilinciyle kesinlikle herkesi canlı ele geçirmek esas hedefiniz. Zira bu hedeften saparak herkesi katlederseniz psikopat bir katilden aşağıya kalır bir yanınızın olmadığını rahatlıkla görebileceksiniz.

Oyunda nerede darda biri varsa yardımına koşacaksınız. Superman'in vekili olarak bıraktığı işlere biz bakıyoruz anlayacağınız. Gayet titiz çalışıp, iyi planlamalar yapmak zorundasınız. Bilmeniz gereken en önemli unsur ise sadece kendi canınızın değil ekibinizde bulunan diğer 4 elemanınızın ve civarda bulunan rehinelerin sağlığı. Tüm operasyona başlarken bu önemli kıstası göz önünde bulundurmak zorundasınız, aksi halde yukarıda bahsettiğim 50 puan barajını yakalamanız ciddi anlamda zor olacak. Bu puana ulaşamamanız bölümü geçememenize, bölümü geçememeniz de monitör ile sinir harbi yaşamanıza neden olacaktır.

Birimiz hepimiz için


Tüm operasyonlarımız takım çalışmasının bir örneği olacak. Zaten tasarlanan bölümler de bu unsuru pekiştirir cinsten. Hedefe bir bütün olarak en iyi şekilde ulaşabildiğiniz gibi tek başınıza da bin bir türlü zorlukla ulaşabilirsiniz. Oyunda olursa olmazımız (?), ana karakter pozisyonundaki amcamızın hayatını kaybetmemesi. Diğer 4 takım üyesi hiç istemenize rağmen hayatını kaybedebilir, fakat bu oyuna son verme nedeni değil kesinlikle. Kendimiz hayatta kaldıktan sonra kalan sağlar bizimdir felsefesi ile görevlere devam etmek mümkün. Yapımcıların tahammül edemediği diğer bir nokta ise rehinelerin ölmesi. Anında görev sona eriyor. Sonuçta bizim görevimiz zaten rehineleri ya da başka deyişle sivilleri kurtarmak. Onları öldürdükten sonra ne için varız ki?

Oyunda dikkat etmemiz gereken başlı başına birkaç madde var. Bunlardan biri bölüme başlarken alacağımız brifringler -ki bu brifringleri hem sesli hem de yazılı bir biçimde alabiliyoruz. Bunun yanında 911 ile yapılan telefon konuşması da bize bilgi açısından sunuluyor. Diğer bir madde de elemanlarımızın ekipman seçimi. Her elemanımızın farklı yetenekleri bulunduğundan onları yetenekleri doğrultusunda kuşatmanız gerekiyor. Örneğin keskin nişancı olan kardeşimize tutup da pompalı ailesinden bir silah seçmek pek de mantıklı olmasa gerek. Tabi ki bir lider olarak kendimizin de ekipmanları kusursuz olmalı. Bunlar başarı için olmazsa olmazlar. Bir de, yine oyuna girmeden şüpheli şahsın resimleri varsa bu resimlerin de bize yol gösterici olacağı kesin.

Takım elemanlarını kullanmaktan bahsetmişken, nasıl kullanacağımız konusuna da değinmeden geçmeyelim. Diyelim ki dış ortamdan binaya giriş yapacaksınız. Burada size sunulan bir seçenek binaya nerden girmek istediğiniz. Bunu da operasyonun selameti açısından uygun bir yöntemle belirlemelisiniz. Girişi belirlendikten sonra binaya ilk girişi kapı aç-dal içeri diye yapmıyorsunuz. Optiwand Mirror adı verilen ve arama kurtarma ekipleri tarafından da Search Cam diye ifade edilen bir cihaz sayesinde kapının arkasını görebiliyorsunuz. Eğer içerdeki manzarada ellerinde silah bulunan şüpheliler sizi bekliyor durumdaysa takım elemanlarınızdan kapıyı açar açmaz içeri sis bombası atmalarını istiyorsunuz. Bu sayede içerde durumu kontrol altına daha kolay alıyorsunuz. Zira bu 'Search Cam'vari alet köşelerde de çok işe yarıyor. 180 derece dönen kamerası sayesinde köşe başından köşenin arkasının görüp ona göre tedbir alabiliyorsunuz.

En yoğun biçimde kullanacağınızı tahmin ettiğim komut ise Move and Clear; yani ilere ve temizle. Türkçe manası ile bize pek bir şey ifade etmese de komutu kullandığımız alanda, örneğin bir kapı ağzında bu komutu verirsek, tüm elemanlarımız hemen odaya girip içersini kontrol ediyorlar. Eğer içerde şüpheliler varsa onlarla çatışıyorlar yahut da içersinin temiz olduğuna dair size bilgi veriyorlar. Bu bir nevi liderliğin keyfi olarak da görülebilir. Yani, ateşe ilk siz atlamıyorsunuz, veya atlamayabiliyorsunuz. Fakat şunu da göz önünde bulundurmakta fayda var; eğer her bölgeye tim elemanlarını önceden yollarsanız bölüm sonu gelmeden tek başınıza kaldığınızı anlamanız pek güç olmayacak. Sizin de tim lideri olarak elinizi taşın altına sokmanız şart. Sürekli birilerini bir yerlere yollayarak operasyonda başarı sağlayamazsınız.

Go go go!


Her ne kadar 5 kişilik bir ekip de olsak, takımımızı iki gruba bölmemiz de mümkün. Bu aslında ilk başta çok güzel bir özellik gibi görünse de iyi bir plan yapmadan takımı ayırmak genelde felaketle sonuçlanıyor. Örneğin, takımınız birini bir bölgede asayiş için tutarken diğer takımınız ile beraber başka ortamlarda şüpheli avına çıkabilirsiniz. Fakat başında olmadığınız tim şüpheliler tarafından gafil avlanabilir. Bu yüzden bu konuda çok hassas davranmanız gerekiyor. Tab tuşu ile sağ alt köşede hangi takımı kontrol ettiğimizi görmek mümkün zaten. Eğer renk altın rengi ise bu, tüm ekibin bir arada olduğuna delalet oluyor. Mavi renk varsa o zaman yalnızca mavi takımı kontrol ediyorsunuz demektir. Aynı şekilde sadece kırmızı takımı kontrol etmek de mümkün. Yalnız yüksek puanlar için genelde tam bir takım çalışması yapmanızı tavsiye ederim. Her elemanı gerektiği kadar kullanmalı, üzerine düşenden fazla sorumluluk yüklememelisiniz. Bunu 14 bölüm boyunca yapabilirseniz tam bir lider oldunuz demektir.

Hep bahsettik; amacımız önce canlı ele geçirmek diye. Peki bu canlı ele geçirdiğimiz sivilleri ya da şüphelileri ne yapacağız? Tabi ki kelepçeleyeceğiz. Keşke sorgulama gibi bir şansımız da olsaydı. Bu oyuncuyu gaza getiren bir unsur olurdu, fakat yalnızca "h" tuşu ile kelepçeyi seçtikten sonra sol mouse tuşu ile bar dolana kadar bekliyoruz. Zaten şüpheli veya sivil diz çökmüş bir vaziyette arkasını dönerek kelepçenin takılmasını bekliyor. Ardından kelepçe taktığımız kişiyi merkeze bildiriyoruz. Aynı şekilde ölü veya yaralı insanları da merkeze bildirmek zorunluluğumuz var. Ve bir nokta daha; şüphelinin kullandığı suç aygıtını da topluyoruz. Her odaya girdiğimizde ya da yeni bir bölgeye geçtiğimizde orta mouse ya da f tuşu ile anonslar yapmamız gerekiyor. Bu anonslar sayesinde silahını bırakmaya niyetli suçlular silahlarını bırakıp teslim eliyorlar. Böylece çatışmaya girmeden, kan dökmeden suçluyu yakalamış oluyorsunuz ki bu da puan açısından oldukça verimli. Yine bu anonslar sayesinde sivillerin de sizden haberdar olup kendilerini güvende hissetmelerini sağlayabiliyorsunuz.

Peki herkes böyle kuzu gibi teslim mi oluyor? Elbette ki hayır. Sonuna kadar çatışmaya kararlı suçlular da yok değil. İşte o zaman iş daha kritik bir noktaya geliyor. Şüpheliye nişan alırken öldürücü noktalara değil de genelde yaralama amaçlı atışlar yapmanız gerekli. Öldürürseniz de kimse size niye öldürdünüz demiyor ama gelin görün ki puanlar aynı hoşgörüyü göstermiyor Önce silah tutan eline ateş edip silahını düşürmesini, ya da sürekli kaçmakta ise ayağına ateş edip topallamasını, dolayısıyla da teslim olmasını sağlayabilirsiniz. Bu konuda oyunun en hassas noktası, düşmanın 2-3 kurşunla can verme şansı olduğu gibi bizim de aynı şansa ortak olduğumuz.

Bölüm içi save bulunmamasından dolayı bölüme tekrardan başlamak gerçekten tam ölüm. Düşünün ki tüm rehinleri kurtardınız, tüm görevler tamam. Sadece bir suçlu ile boğuşuyorsunuz. Bir anlık gafletten vücudunuza 2 ya da 3 kurşun alırsanız maalesef ölüyorsunuz. Bu da her şeyi yeniden yapma anlamına geliyor ki, bir noktadan sonra yeniden başlamalar insanı sıkıyor. İşte bu zor duruma düşmemek için her adımınızı iyi düşünüp iyi kontrol etmelisiniz. Bir ayrıntı daha, isabet aldığınız yere göre vücudunuz tepki veriyor. Örneğin kolunuzdan yaralandınız -ki bunu sol alt köşede görmek mümkün- o zaman nişan kabiliyeti bir hayli zayıflıyor. Bu da bölümün sonunu getirmenizi zorlaştırıyor.

Her zaman olduğu gibi son bölümde yine teknik detaylar ve oynanabilirliğe göz atmak istiyorum. Oynanabilirlik konusunda düşüncelerim gerçekten çok olumlu, güzel şeyler vaat ediyor biz oyunculara. Oyunda ufak tefek hatalar yok değil ama bunları da görmezden gelebiliriz sanırım. Özellikle takım elemanlarının, suçluların ve sivillerin yapay zekaları gerçekten çok iyi. Takımdaki elemanlardan birine emir verdiğiniz zaman donup kalmıyor, söylediğinizi layıkıyla yapmaya çalışıyor. Suçlular da öyle mantar gibi dolanmıyorlar ortada. Genelde hiç beklemediğiniz bir yerden karşınıza çıkıyorlar ve sürpriz diyerek sizi vurmaları pek de eğlenceli olmuyor. (Tecrübeye sabittir) Özetle, oynanabilirlik konusunda tama yakın bir puan alıyor SWAT 4.

Oyunda canınızı sıkacak, hatta sinirlerinize hakim olmanızı hayli zorlaştıracak tek şey ise oyunun çok geç açılıp loading kısımlarında çok beklemeniz. Tez canlı oyuncular yükleme ekranındaki barın bitmek bilmeyen bir dolma süresi içinde olduğunu çok açık ve net hissedecekler. Aynı soruna sahip Half-Life 2'yi de anmadan geçemeyeceğim.

Son zamanlarda ekran kartlarımızı oldukça zorlayan FPS'lerin yanında biraz daha sönük bir grafik dizaynına sahip SWAT 4, aman aman grafikler vaat etmiyor haliyle. Yalnız detaylarda en ufak eksiklik gözüme çarpmadı. Fakat grafik anlamda bunu oyuna pek yansıtamamışlar. Ama yine de oyunun grafiklerine kötü demek de mümkün değil. Çok iyi ile iyi arasında bir çizgiye sahip. Sesler ise gerçekten mükemmel. Bu noktada tam puan aldıkları kesin. Gerek adrenalin yükselten müzikler, gerekse karakter seslendirmeleri son derece başarılı. Buna bir de gerçeği aratmayan silah seslerini eklemek de mümkün. Kendine has tarzı ile kendine ait bir çizgi yaratan SWAT serisi, son oyunuyla çıtayı gerçekten çok yukarılara taşımış. Taktiği ve FPS'nin kendine özgü çizgisi olan aksiyonu çok güzel bir şekilde kaynaştıran oyun seri fanlarını oldukça memnun edecek cinsten.

Kısacası, bir takım lideri olup onun sorumluluklarına ortak olmayı istiyorsanız, bir hayat kurtarmanın size verdiği mutluluğu başka bir şeyden alamıyorsanız ve öldürmekten çok yakalamak zevkli geliyor ise bu oyun şimdiden ağzınızın suyunu akıtmalı. Kesinlikle kaçırılmaması gereken bir yapım olduğunu düşünüyorum. Hayatla bağlantımızın kopmaması gerektiği bu günlerde (Öğrencilerden bahsediyorum) esaretimizden yararlanıp bizi koltuklarımıza bağlarsa şaşırmayın.

*İZLENİM*


Atası maziye dayanan bazı oyunlar vardır, yıllardan beri devam oyunlarıyla para kazandırır yapımcısına. Para kazandırır, çünkü ilk oyunun dışındaki yapımların her biri oyun dünyasına yeni bir şeyler katmak için değil, yapımcıların karnını doyurmak için yapılır. Ve bu oyunların çoğu, daha iyi görseller ile teknolojik açıdan günün standartlarını yakalamaya, belki biraz da standartları aşmaya niyetlidirler. Her ne kadar bazılarınız bu satırları okurken bana karşı çıkacak olsa da ben bu açıdan seri oyunlarına karşıyım. (GTA gibi oyunları tenzih ederim, onlar ayrı bir olay) Ancak bazı seri oyunları var ki değme yeni yapımları ağlatacak cinsten yeniliğe, üstüne üstlük teknolojik gelişmişliğe sahipler. Böyle oyunları görüp de merak içinde beklememek, kendimi suçlu hissetmeme sebep oluyor.

Ülkemizde de birçok kişinin sevgisini kazanan SWAT serisi, kökleri geçmişe dayanan değil de daha yeni çıkan bir oyun olsaydı ne kadar ilgi görürdü bilemiyorum; zira oyun dünyasının polis-terörist-rehine muhabbetlerini aşalı çok oldu. Ancak şurası şüphe götürmez bir gerçek ki seri oyunu olsa da olmasa da SWAT 4, her açıdan oyun açlığımızı doyuracak gibi görünen kalorisi yüksek bir tarif olacak. (yazının sonunda söyleyeceğim şeyi baştan söyledim, pişman değilim, yine olsa yine yaparım)

System Shock 2 gibi bir referansı olan ve Tribes: Vengeance, Freedom Force vs. the Third Reich gibi başarılı olması muhtemel yapımlar gündeminde olan başarılı firma Irrational Games tarafından geliştirilmekte olan SWAT 4'te, teröristlerin ruhlarını bedenlerinden almaya, rehineleri de özgürlüğe kavuşturmaya çalışan 5 kişilik iyilik meleği SWAT timini kontrol ediyor olacağız. Evet, 2. Dünya Savaşı'ndan bile daha baygınlık veren bir temaya sahip SWAT 4. Ancak elbette ki bu onun bir eksisi değil, zira serinin diğer oyunları da aynı konuyu işleyerek çok başarılı olmayı başarmıştı.

SWAT 4'ün bir diğer eksisi (gibi görünen) özelliği ise önceki oyunlardaki görev yapısını koruması olabilir, zira oyunda kolaydan zora doğru bir örgüde seyreden görev akışı bulunmuyor. Akranı Rainbow Six'te olduğu gibi tekli görevlere atanan ve rehine kurtarmakla yükümlü SWAT timi, görevlerden önce üsten alacağı brifing ile ortamın nasıl olduğu hakkında bilgi sahibi olabilecek. Görevlere giderken karşınıza çıkan ekipman ekranında günümüz teknolojisinin el verdiği düzeyde gelişmiş ölüm makineleri ile takımınızı donatabiliyor, aynı zamanda gideceğiniz noktaları adım adım belirleyebiliyorsunuz.

Bunun dışında belli bölümlere özel olmak kaydıyla özel birimleri de ekibinize katabiliyorsunuz; örneğin bazı noktalara kuş uçurtmayan keskin nişancılar yerleştirip mekanın çevresindeki kuşların yok olmasını sağlayabiliyorken gözünü düşman katletme hırsı bürümüş patlayıcı uzmanlarını repertuarınıza katarak daha bir ateşli (!) hale getirebiliyorsunuz takımınızı.

SWAT 4 sadece 14 bölümden oluşuyor olsa da oyun sadece 14 bölümden ibaret değil; training, quick mission ve instant action kısımlarına da sahip oyun aynı zamanda co-operative olarak da oynanabiliyor, bu da arkadaşlarınızla SWAT'ı bitirmek için farklı ve zevkli bir ortam hazırlıyor. Bunun dışında yapımcılar, oyun piyasaya çıktıktan sonra yayınlayacakları mod yapım programı ile SWAT 4 ismini uzun süre gündemde tutmayı planlıyorlar.

Los Angeles eyaletinde düzeni sağlayan SWAT ekibi, 4. oyunla beraber New York'a seyahat ediyor. Genel olarak kapalı yapılarda ve ofis benzeri mekanlarda geçecek olan oyunda, Unreal motorunun da katkısıyla, detaylı ve gerçeğe uygun yapılar bulunuyor. Obje ve karakterlerin ince detayına kadar işlenmiş olmasının gözlere olan etkisi bir yana, gerçekçiliği de körükleyecek ve dolayısıyla atmosferi etkileyecek olması çok önemli bir nokta. Ekran görüntülerinden de görülebileceği üzere gayet sistem canavarı gibi görünen oyun aynı zamanda Pixel Shader 3.0 desteğine ve Dirextx 9.0 efektlerine sahip. Havok fizik motorunun da tuz biberi olduğu oyunu acısız bir şekilde oynamak için sağlam bir bilgisayar şart gibi görünüyor.

Sadece görsellik değil, gerçekçilik iddiası da bulunan grafiklerin ortamın havasına göre hazırlandığı da belirtiliyor. SWAT 4; Roma, Paris gibi turistik mekanlarda geçmediği için (Rainbow Six'e saygılar) genelde darmadağın, harap ve bitap düşmüş mekanlarda terörist avcılığı yapıyor olacağız. Bunun dışında hafiften gerilimli atmosferi sebebiyle oyunda gün ışığı göremeyecek olmamamız da ayrı bir enteresan durum, buradan da Max Payne'e selamlarımızı iletiyoruz.

Yeni oyunun şerefine kısmen yenilenmiş bir arayüz kullanan oyunda, Rainbow Six: Raven Shield'dakine benzer bir yapı bizleri karşılayacak. SWAT 3'te de kullanılan ve hayli başarılı olmasına karşın SWAT serisine alışık olmayanların burun kıvırdığı arayüzde, örneğin, herhangi bir yere bakınca yapabileceğiniz şeyler karşınıza çıkıyor ve kolaylıkla birini seçip cürümünüzü görebiliyorsunuz. Misal, sıradan bir kapıyı açmak için dahi bir sürü taktik var; kapıyı sakin bir şekilde açabilir, adamınıza açtırabilir, adamınıza açtırıp kendiniz girebilir, adamınıza açtırıp bomba atıp girebilir, bomba atarak girebilir, kapıyı kırarak girebilir, adamınıza açt... guzzzz..

Çoğu taktik-aksiyon oyununun en çok saç yolduran problemi olan "takım elemanlarının zekadan yoksun olmaları sebebiyle komik bir şekilde takılıp kalmaları" sendromunu aşmış gibi görünen SWAT 4'te gerek takım elemanları, gerekse düşmanlar gelişmiş yapay zekaya sahip olacaklar, en azından yapımcıların söylediği bu. Ancak çoğu yapımcının oyun çıkmadan önce bu tarz açıklamalarda bulunduğu göz önüne alınırsa (Daikatana'nın bile aşmış yapay zekaya sahip olacağını iddia ediyorlardı utanmazlar) oyunu görmeden bir şey söylemek zor.

En başta sözünü ettiğim teknik açıdan gelişmiş ancak yeni bir şey içermeyen oyun klasmanına gireceğini düşünmediğim bir yapım SWAT 4. Görevlere giderken alabilecek olduğumuz işlevi küçük ama faydası büyük oyuncaklar, oynanışa farklı bir derinlik ve strateji katacak. Örneğin yanınıza aldığınız bir patlayıcı uzmanıyla kapıyı patlatıp büyük bir gürültü eşliğinde temizliğe koyulabileceğiniz gibi sessizce bir bomba sallayıp girebilmeniz de mümkün. (bu da biraz gürültülü olabilir gerçi) Takımınızı iki kişilik iki gruba ayırabilecek olmamız da gerçekten farklı bir deneyim olacağını düşündüğüm bir yenilik. 2 kişilik ölüm takımınızla ilerlerken diğer takımı ise kısmen siz yöneteceksiniz. Takım bireylerinin kasketlerine yerleştirebileceğiniz ufak bir kamera ile tek bir merkezden iki takımı da yönetebilecek olmamız oyuna kesinlikle derinlik katacak olan bir unsur olacak.

SWAT timi "yere bakan yürek yakan" modunda sessiz bir biçimde son durağına yaklaşıyor. Şu anda sıkı bir beta test aşaması geçiren ve hatalarından arındırılan oyun, 2005'in ilk çeyreğinde PC'lerde nükleer bomba etkisi yaratabilecek potansiyele sahip. Umarız bu nükleer bomba yapımcıların ellerinde değil, oyun dünyasında patlar.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst