- Katılım
- 19 Şub 2011
- Konular
- 376
- Mesajlar
- 2,854
- Reaksiyon Skoru
- 548
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 193
- TM Yaşı
- 15 Yıl 2 Ay 3 Gün
- MmoLira
- -512
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Çocukluk çağında korkular yoğun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Kimi çocuklar korkuyu ailelerinden öğrendikleri halde, kimi çocuklar arkadaşlarından ya da televizyondan öğrenmektedirler.
Aileleri tarafından istedikleri yapılmadığı zaman korkutulan çocuklar korkmayı öğrenmekte daha sonra bu korku devam etmektedir.
Bazı çocuklar ani seslerden korku duydukları halde, bazı çocuklar korku nedir bilmeden büyümektedir.
Çocuklar arasında bu farklılığı yaratan faktörlerden bir diğeri de anne babanın bilhassa annenin korku karşısındaki tutumudur.
Çok sık korkuya kapılan endişeleri olan bir annenin çocuğuda korkmayı öğrenecektir.
Aynı şekilde, "Dışarı çıkma kaçırırlar, başkalarıyla konuşma sana kötülük ederler" şeklinde sözlerle büyüyen çocuklar kendilerinin sürekli tehdit altında hissedeceklerdir.
Cinsiyet farklılıklarına yönelik yetiştirmede benzer korkuyu yaratacaktır. Kız çocukları sürekli başına bir şey geleceği korkusu ile yetiştirilirken, erkek çocukları "erkek adam korkmaz" sözleriyle büyüyecek, korktuğu zaman bile korkusunu söyleyemeyecektir.
Aslında korku tüm insanların içinde olan ve onları korumaya yönelik bir korunma içgüdüsüdür. Ancak bu içgüdünün çok yoğun olarak yaşanması ve korkunun süreklilik arz etmesi o insanın yaşamını kısıtlayacaktır. Bu durum çocuklarda daha belirgin olarak kendisini gösterecektir.
Bir şey olmasın diye yanımızdan ayırmadığımız çocuklarımız biz istesek bile yanımızdan ayrılmaz olacaktır. Öyle ki anaokuluna başladığında annenin dizinin dibinden ayrılmayacak, kendi başına yatmayacak, bir odada tek başına zaman geçiremeyecektir.
Aynı şekilde dövmekle korkuttuğumuz çocuklarımız en ufak bir sözden endişeye kapılacaktır.
Benzer şekilde televizyon haberleri ya da bizim onları yorumlayışımız çocuklarda korku yaratacak, hırsızın kendisinin kaçırmasından, ya da çocuk hırsızlarının çocukları kaçırmasından endişeye kapılacaklardır. Bu nedenle çocukların yanında konuşurken çok dikkatli olmamız gerekecektir.
Biz korkutmasak bile arkadaşlarından korkulu hikayeler duyup korkabileceklerdir.
Bütün bunlara baktığımızda çocukluk çağının korkuya çok yatkın bir çağ olduğunu görmekteyiz. Bunun nedeni bilinmeyenlerin onları kaygılandırmasıdır. Benzer şekilde anne babayı kaybetme korkusu da çocuklarda gözlemlediğimiz yaygın bir korkudur.
Korkuların yoğunlaştığı durumlarda tedavi planlaması faydalı olacaktır.
Çocukluk çağlarındaki korkular zamanında tedavi edilmediğinde ileride daha büyük korkulara ve paniklere dönüşebilecektir. Bu nedenle korkuların mutlaka önemsenmesi ve yaşantısını ne kadar etkilediğini iyi değerlendirmemiz gerekir.
Onları korkutmaktan uzak durmalı, bize sorduklarında dilimiz döndüğü kadar korkularını atacak açıklamalar getirmeliyiz.
Bunu yapamadığımız durumlarda profesyonel bir yardım almak korkuları aşmak için yardımcı olacaktır.
Kaynak: Dr. R. Sabri YURDAKUL
Kimi çocuklar korkuyu ailelerinden öğrendikleri halde, kimi çocuklar arkadaşlarından ya da televizyondan öğrenmektedirler.
Aileleri tarafından istedikleri yapılmadığı zaman korkutulan çocuklar korkmayı öğrenmekte daha sonra bu korku devam etmektedir.
Bazı çocuklar ani seslerden korku duydukları halde, bazı çocuklar korku nedir bilmeden büyümektedir.
Çocuklar arasında bu farklılığı yaratan faktörlerden bir diğeri de anne babanın bilhassa annenin korku karşısındaki tutumudur.
Çok sık korkuya kapılan endişeleri olan bir annenin çocuğuda korkmayı öğrenecektir.
Aynı şekilde, "Dışarı çıkma kaçırırlar, başkalarıyla konuşma sana kötülük ederler" şeklinde sözlerle büyüyen çocuklar kendilerinin sürekli tehdit altında hissedeceklerdir.
Cinsiyet farklılıklarına yönelik yetiştirmede benzer korkuyu yaratacaktır. Kız çocukları sürekli başına bir şey geleceği korkusu ile yetiştirilirken, erkek çocukları "erkek adam korkmaz" sözleriyle büyüyecek, korktuğu zaman bile korkusunu söyleyemeyecektir.
Aslında korku tüm insanların içinde olan ve onları korumaya yönelik bir korunma içgüdüsüdür. Ancak bu içgüdünün çok yoğun olarak yaşanması ve korkunun süreklilik arz etmesi o insanın yaşamını kısıtlayacaktır. Bu durum çocuklarda daha belirgin olarak kendisini gösterecektir.
Bir şey olmasın diye yanımızdan ayırmadığımız çocuklarımız biz istesek bile yanımızdan ayrılmaz olacaktır. Öyle ki anaokuluna başladığında annenin dizinin dibinden ayrılmayacak, kendi başına yatmayacak, bir odada tek başına zaman geçiremeyecektir.
Aynı şekilde dövmekle korkuttuğumuz çocuklarımız en ufak bir sözden endişeye kapılacaktır.
Benzer şekilde televizyon haberleri ya da bizim onları yorumlayışımız çocuklarda korku yaratacak, hırsızın kendisinin kaçırmasından, ya da çocuk hırsızlarının çocukları kaçırmasından endişeye kapılacaklardır. Bu nedenle çocukların yanında konuşurken çok dikkatli olmamız gerekecektir.
Biz korkutmasak bile arkadaşlarından korkulu hikayeler duyup korkabileceklerdir.
Bütün bunlara baktığımızda çocukluk çağının korkuya çok yatkın bir çağ olduğunu görmekteyiz. Bunun nedeni bilinmeyenlerin onları kaygılandırmasıdır. Benzer şekilde anne babayı kaybetme korkusu da çocuklarda gözlemlediğimiz yaygın bir korkudur.
Korkuların yoğunlaştığı durumlarda tedavi planlaması faydalı olacaktır.
Çocukluk çağlarındaki korkular zamanında tedavi edilmediğinde ileride daha büyük korkulara ve paniklere dönüşebilecektir. Bu nedenle korkuların mutlaka önemsenmesi ve yaşantısını ne kadar etkilediğini iyi değerlendirmemiz gerekir.
Onları korkutmaktan uzak durmalı, bize sorduklarında dilimiz döndüğü kadar korkularını atacak açıklamalar getirmeliyiz.
Bunu yapamadığımız durumlarda profesyonel bir yardım almak korkuları aşmak için yardımcı olacaktır.
Kaynak: Dr. R. Sabri YURDAKUL


