- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,034
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 5m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 9 Ay 6 Gün
- Başarım Puanı
- 719
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
AŞIK VEYSEL (1894 -1973) Türk Halk şiirinin en güçlü temsilcilerinden biri olan Aşık Veysel, Rumi 1310, Miladi1894yılında Sivasa bağlı Şarkışla İlçesinin Sivrialan Köyünde doğmuştur. Bunu Üçyüzonda gelmiş idim cihana mısraıyla kendisi de teyit etmektedir. Babasının adı Ahmet, annesinin adı Gülizardır. Aşık Veyselin kendisinden büyük Ali isminde bir ağabeyi ile kendisinden küçük Elif isminde bir kız kardeşi vardır. Veysel, yedi yaşına kadar her sağlıklı çocuk gibi büyüdü. Fakat yedi yaşında o yıl Sivasta salgın olan çiçek hastalığına yakalanarak sağ gözünü kaybetti. Bir müddet sonra da sol gözüne perde indi. Babası sol gözündeki perdeyi aldırmak için şimdi Yozgat iline bağlı Akdağmadenindeki göz doktoruna götürmeye karar verir. Ancak kader, oyununu oynamaya devam eder. Bir gün anası inek sağarken Veysel de onu seyre dalar. O sırada babası, Veyselin arka tarafından yanlarına doğru gelir. Veysel, babasının geldiğini duymaz. Babasının Veysel diye seslenmesiyle arkaya döner. Arkaya dönmesiyle birlikte babasının koltuğunun altındaki övendire (ucu çivili sivri değnek) Veyselin sol gözüne saplanır. O gözünü de maalesef kaybeder. Veysel bu olayı: Genç yaşımda felek vurdu başıma Aldırdım elimden iki gözümü Yeni değmiş idim yedi yaşıma Kayıb ettim baharımı yazımı Diyerek hüzünle hatırlayacaktır. Peşpeşe gelen bu aksilikler sonucu babası, Veyseli avutmak için halk şairlerinin şiirlerini ezberleterek oyalamaya çalışır. Veysel sever şiirle uğraşmayı... Köylerine gelen halk ozanlarını büyük ilgiyle dinler, onlara yakınlık duyar. Onun bu durumu babasının gözünden kaçmaz. Derdini unutsun diye Veysele bir saz alır. Veysel sazla uğraşmaya, çalmaya başlar. İlk saz dersini babasının yakın arkadaşı Çamşıhlı Ali Ağadan alır. Bu arada Veyselin yaşı da gittikçe ilerler. Ailesi onu evlendirmeye karar verir. Aynı köyden Esma adlı biriyle evlendirirler. Veyselin, Esmadan iki çocuğu olur. İkinci çocuğu daha on günlük iken anasının memesi ağzına tıkanarak ölür. Veysel yıkılır ama bu yıkılışla da kalmaz. Eşi Esma evden kaçar. Bu da yetmez anne ve babasını kaybeder. Felaket bir kere gelmesin, gelince üst üste gelir. Bu defa da Esmadan doğan birinci çocuğunu kaybeder. Bu felaketlerden sonra Veysel, içine kapanır. Kimseyle konuşmaz, görüşmez olur. Tek dostu sırdaşı sazdır. Sazıyla dertleşir, konuşur, ağlar... Veyselin bu durumu hem akrabalarını, hem de komşularını çok üzer. Bir araya gelip Veyseli tekrar evlendirmeye karar verirler. Evlendirirler de Veyseli. Yeni karısından Veyselin yedi çocuğu olur. Bu çocuklardan bbiri ölür ama ikisi oğlan, dördü kız altısı yaşar. Veysel bu arada başka aşıkların türkülerini çalıp söyler. Bilinmez bir nedenle hiç kendi türkülerini çalıp söylemez. Ta ki ünlü şairimiz Ahmet Kutsi Tecer ile tanışana kadar. Ahmet Kutsi Tecer, Veyseli sever, beğenir. Onu teşvik eder, kendine güvenini sağlar. İşte o zaman Veysel yavaş yavaş kendi eserlerini çalış söylemeye başlar. Cumhuriyetimizin Onuncu yılında bütün ozanlar Cumhuriyet ve Atatürk üzerine şiirler yazarlar. Bu ozanlar arasında Veysel de vardır. Yazdığı şiiri hem Ankarada, hem de İstanbul Radyosunda çalıp okur. Atatürk, kendisiyle tanışmak isterse de kısmet olmaz. Böylece Veysel, çok istediği halde Atatürkle tanışmak fırsatını kaçırır. Kendine güveni artan Veysel, artık köyünde durmaz. Adaşı Küçük Veyselle bütün yurdu gezer. Gezdiği yerlerde çalıp söyler ve büyük beğeni kazanır. Çeşitli köy Enstitülerinde saz öğretmenliği yapar. Ünü bütün yurda yayılır. 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi ona Ana dilimiz ve Milli birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı vatani hizmet tertibinden özel bir kanunla o günkü parayla (500 TL) maaş bağlar. SANATI VE KİŞİLİĞİ Veysel ârif bir halk adamıdır. O, tıpkı Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi işi diyen Yunus gibi dostluk, kardeşlik ve insan sevgisiyle doludur. Kin, düşmanlık, nefret, fitne ve çekememezlik gibi kelimeler Veyselin şahsiyetinde yer bulamaz. Türk milleti iki şeye çok önem verir: Sadakat (vefa) ve dostluk (güven).

