- Katılım
- 17 Eyl 2008
- Konular
- 31,034
- Mesajlar
- 0
- Online süresi
- 5m 10s
- Reaksiyon Skoru
- 208
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 9 Ay 6 Gün
- Başarım Puanı
- 719
- MmoLira
- 40
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Öğrenme: Yaşantı sonucu kazanılan nispeten kalıcı izleri olanlar davranış değişikliğidir
n Öğrenme olması için davranış değişikliğinin kalıcı olması gerekir. İlaç alındığında, sarhoşken vb yapılan davranışlar öğrenme değildir.
n Öğrenmede davranışa dönüşebilme potansiyeli olmalı
n Öğrenip öğrenmediğini davranış ortaya çıkarma ile anlıyoruz.
n Psikolojide öğrenme çok önemlidir.
n Çevre + Kalıtım + Zaman faktörleri
n Öğrenme olabilmesi için yaşantı yolu ile olacak, kalıcı olacak, davranış değişikliği olacak.
n İyi davranışların yanında kötü davranışlarıda öğreniyoruz.
ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1- Öğrenenden Kaynaklanan Faktörler
a- Zekası
b- İlgi ve yetenekleri
c- Bireyin öğrenme halindeki durumu
d- İhtiyaçlar
e- Öğrenenin öğrenme sırasındaki kaygı düzeyi
f- Yaş
g- Öğrenin algılayış biçimi
h- Öğrenenin eski bildikleri
2- Öğretilen Materyalden Kaynaklanan Faktörler
a- Öğrenilen materyalin kişi için çekici olup olmadığı
b- Uzun veya kısa olması
c- Materyalin netliği, açıklığı, basitliği
d- Gereksinime uygun olması
e- Ders materyalinin anlatılış biçimi
3- Öğretenden Kaynaklanan Faktörler
a- Öğretenin ayrıntıya kaçmadan yalın net ve öz anlatılması
b- Öğrenenin düzeyine uygun olması
c- Öğreten yansız olmalı
d- Öğretenin konusuna hakim olması
4- Öğrenme Ortamından Kaynaklanan Faktörler
a- Sesli ortam
b- Havanın sıcak veya soğuk olması
c- Kalabalık
d- Işık
e- Öğretmenin hazırladığı psikolojik ortam
n Davranış: Çeşitli uyarıcılara tepki gösteririz. Bu tepkilerin eyleme dönüşmesi davranıştır.
n Davranışların hepsini gözleyemeyiz. Acıyı göremeyiz ama acı karşısında bireyin yaptığı davranışı gözleyebiliriz.
n Hayal kurmada bir davranıştır.
n Uyarıcı: Organizmayı harekete geçirebilecek olan her tür olay iç ve dış kaynaklı olabilir.Uyarıcıların anlamı kişiden kişiye değişebilir.
n Niçin davranışçı kuram deniyor? Çünkü sırf gözlenebilen davranışlarla ilgilendiği için
ÖĞRENMEYİ AÇIKLAYAN KURAMLAR
1-KLASİK KOŞULLANMA
n Klasik koşullanma ile öğrenme çok azdır. (insan davranışlarında)
n Koşulsuz Uyarıcı: Bireyde refleks tepki uyandırmak için hiçbir öğrenme yaşantısına gereksinimi olmayan uyarıcıdır. (refleks tepkiye yolaçan uyarıcıdır)
n Bu tip refleks tepkilerin sayısı azdır.
n Nötr Uyarıcı: Koşulsuz tepkiye yol açmayan uyarıcı
n Nötr uyarıcı koşulsuz tepkinin habercisi
n Bu tür öğrenmeler daha çok hayvanlarda görülür.
n Klasik koşullanma yoluyla öğrenmede, öğrenilmiş bir tepki, koşulsuz uyarıcı, koşulsuz tepki olacak.
n Nötr uyarıcı--------Koşulsuz uyarıcı-------Koşulsuz tepki
(bir zaman sonra çıkarılacak)
TEKRAR
n Sönme olayının gerçekleşmemesi için arada koşılsuz uyarıcı yine verilir.
n Nötr uyarıcı bir zaman sonra koşullu uyarıcı oluyor. Koşulsuz tepkide koşullu tepki oluyor.
n Bazı korkuların, kaygıların, fobilerin temelinde bu öğrenme olabilir.
n Korku koşullanmasına tek bir yaşantı yetiyor.
n Genelleme: Benzer uyarıcılara aynı tepki verme
n Klasik koşullanmada genelleme ve ayırt etme var.
n Ayırt edici uyarıcı: Nötr uyarıcıdan başka uyarıcıya tepki vermeme
n Kızgınlık, sevinç, üzüntü, korku---- 4 temel davranış
n Öğrenme yaşantısı ile koşullanma farklı
2-EDİMSEL ÖĞRENME
n Edim : En küçük davranış birimi
n Davranışlarımızın çok büyük bir kısmı edimsel öğrenme ile oluyor.
n Edimsel öğrenmede bir amaç hedef var
n Davranış-----Sonuç
n Sonuç yine davranışımızı etkiler. Sonuç davranışın tekrar yapılıp yapılmamasını etkiler.
n Edimsel koşullanma: Eğer yapılan bir davranış sonuçları tarafından kontrol ediliyorsa yani davranışın yeniden yapılıp yapılmamasını etkiliyorsa bu tip öğrenmelere edimsel koşullanma yolu ile öğrenme denir.
n Davranış sıklığını arttıram teknikler
a- Olumlu pekiştirme
b- Olumsuz pekiştirme
n Davranış sıklığını azaltan teknikler
c- Birinci tip ceza
d- İkinci tip ceza
n Davranış sıklığı
n ARTAR AZALIR
Ortama uyarıcı Olumlu Pekiştirme I. Tip Ceza
girer
Ortamdan uyarıcı Olumsuz Pekiştirme II. Tip Ceza
çıkar
n Olumlu pekiştirme: Eğer yapılan davranışın sonucu kişi için hoş ise o davranışın tekrarlanma olasılığı artar.
n Olumlu pekiştireç: Davranışı pekiştiren uyarıcıdır.
n Olumsuz pekiştireç: Olumsuz uyarıcıdan kurtaran pekiştireç Örneğin başımız ağrıdığında ilaç alırsak baş ağrımız geçerse başımız ağrıdığında tekrar ilaç alma ihtimalimiz artar.
n Olumsuz pekiştirme: Eğer yapılan davranıştan sonra ortamdan bizim için sevimsiz, hoş olmayan bir uyarıcı çıkıyorsa o davranışı tekrarlama olasılığımız artar.
n Olumsuz pekiştirmede 2 alt özellik
a- Kaçma: Olumsuz uyarıcıyla yüzyüze karşılaşıldığında olan normal kaçmadır.
b- Kaçınma: Olumsuz uyarıcıyla karşılaşacağınız farkedilirse ondan kaçırma, önlem alma
n CEZA
n Ceza istenmeyen davranışların baskı altında tutulmasına ve tamamen ortadan kaldırılmasına çalışır.
n Cezalar olumsuz davranışları tamamen ortadan kaldırmaz. Sadece bir süre gösterilmemesine neden olur.
n 2 tür ceza vardır.
1- I. Tip Ceza: Davranıştan sonra, istenmeyen yada hoş olmayan bir durumla karşılaşırız.Yani ortama olumsuz bir uyarıcı girer. Trafik kazası, dayak
2- II: Tip Ceza: Davranıştan sonra iyi, zevk veren bir durumun yada ödülün ortamdan çekilmesiyle uygulanır. Sevgi esirgemesi, hapse girmesi ile kişinin özgürlüğünün elinden alınması
n NOT: Ceza bizim yorumumuza göre I. Tip veya II. Tip ceza olma niteliği kazanır.
n Ceza Verilmesi Gerekiyorsa:
1- Ceza geciktirilmemelidir. Ceza istenmeyen davranışın hemen ardından verilmelidir. Örneğin hafta içinde yapılan hatalar toplanarak hafta sonunda ceza işlemine geçilmemelidir.
2- Cezada kişinin tüm kişiliği değil, ceza konusu olan davranış odak noktası olmalıdır.
3- Ceza vermeye karar verince, ceza konusu üzerinde tartışılmamalıdır. Cezadan önce bir ikaz yerinde olur.
4- Ceza işlenen suçla doğru orantılı olmalıdır. Cezanın suça uygun olması gerekir.
5- Cezayı çok sık vermemek gerekir.
n Cezanın Olumsuz Özellikleri
1- Ceza kişilerde kaygı, nefret, kin ve saldırganlık gibi davranışların oluşmasına neden olabilir.
2- Ceza sık uygulanırsa kişi arsız olur.
3- Cezayı veren yaptığı işin iyi sonuçlar verdiği sanısına kapılırsa kendisini devamlı bir ceza verme girdabına kaptırılabilir.
4- Ceza gören kişi problemlerin cezayla çözüleceğini sanıp ceza verici model olarak albilir.
5- Kişi cezasını çektikten sonra suçumun bedelini ödedim, başka düzeltilecek bir şey yok diye düşünebilir.
KLASİK ŞARTLANMAYLA EDİMSEL ÖĞRENME ARASINDAKİ FARKLAR
1- Uyarıcının Türü
n Klasik koşullanmada uyarıcı bir ışk bir ses gibi belirli bir olaydır.
n Edimsel öğrenmede ise uyarıcı uzun süreli ve birçok öğesi olan bir durumdur.
2- Öğrenilen Davranımın Türü
n Klasik koşullanmada davranım tıpkı uyarıcı gibi bellidir.
n Edimsel öğrenmede ise davranım uyarıcı türüne göre rastlantısaldır.
3- Davranımın Pekiştirmeyle Olan İlişkisi
n Klasik koşullanmada pekiştirme davranımdan bağımsızdır.
n Edimsel öğrenmede ise pekiştirme davranıma bağlıdır. Denek doğru davranışı yaparsa pekiştirilir.
PEKİŞTİRME TARİFELERİ
1- Davranış Sayısına Bağlı Olanlar
a- Sabit Oranlı: Burada davranışın pekiştirilmesi için yapılan davranışın sayısı önemlidir.
b- Değişken Oranlı: Burada pekiştirilmenin olması için ne kadar sayıda davranım yapılacağı belli değillidir. Kumar, milli piyango. Bunlar sönmeye karşı en dirençli olan pekiştirmelerdir.
2- Geçen Zamana Bağlı Olan
a- Sabit Zamanlı: Burada pekiştirilmenin olması için belli bir zamanın geçmesi gerekir. Her ay başında maaş alınması
b- Değişken Zamanlı: Burada ne zaman pekiştirileceği belli değil.
KADEMELİ OLARAK ÖĞRENME
n Hedef olarak kazandırmak istediğimiz davranışlara ulaşmak için önce bu davranışlara benzeyen ve yaklaşan davranışların pekiştirilmesi ve bu işleme hedef davranışa ulaşana dek devam edilmesine denir.
SÖNME
n Pekiştirilmeyen bir davranış zamanla yapılmasının azlmasına veya yapılmamasına sönme denir.
n Ama sönmeye uğramış davranış tekrar ortaya çıkmaz diye kesin bir hüküm yoktur.
n Değiken oranlı ve değişen zamanlı pekiştirmeler davranışın sönmesine karşı en dirençli olanlardır.
GESTALT TİPİ ÖĞRENME
n Psikolojik gerçek. Herkesin psikolojik gerçeği farklı
n Gestalt anlamlı bütün
n Gestalt tipi öğrenmede bazı şeyler öğreniliyor, eğer anlamlı tam, bütün, basit hale getirmediğimizde bir boşluk olur.
n Bu boşluk rahatsızlık yaratır.
n Bu tamamlanınca Gestalt öğrenme olur.
n Beynimizin tamamlama özelliği var. Herşeyi basit, tam ve anlamlı hale getirmekteyiz. Prognans İlkesi
n Gestalt algı ile ilgili
n Değişmezlik (Büyüklük, parlaklık, şekil), şekil zemin eğilimlerimiz var.
n Gestalt tipi öğrenme gerçekleştiğinde kavrama ile olur. Kalıcı olur. (çünkü biz tamamlıyoruz)
n Böyle bir öğrenme tam ve ani olur. Aha buldum!
n Kolaylıkla genellenebiliyor.
n Hoca anlattıklarını eksik bırakırsa, öğrenci bir eksiklik hisseder. Tamamlamak için düşünür, araştırır.
n Yaşam alanı
n Psikolojik gerçeklik: Tek ve biriciktir. İnsandan insana değişir.
n Fiziksel gerçeklik: Biz olayı yaşarken bir ortamda yaşıyoruz. Bu olayın geçtiği yer, hava bir coğrafi gerçekliktir. Öte yandan böyle bir gerçeklik içinde bulunanların psikolojik gerçekleri farklı farklıdır.
ÖĞRENMENİN FİZYOLOJİK TEMELLERİ
n Öğrenme beynimizde fizyolojik farklılıklar yaratıyor.
n Donald Hebb: Öğrenme kesinlikle fizyolojik değişiklere yol açar. Beyin basit değil, karmaşık bir organdır, sistemdir. İlk yaşantılar çok önemli diyor.
n Hücre birlikleri ve anlama alanları yada bağlantı kurma alanları bu 2 kavramla öğrenmeyi açıklıyor.
n Bazı kavramlar hücre grupları oluşturur
n Hücre gruplarının sayısı artabilir. Bağlantı alanı var.
n Hebbâe göre öğrenme bizim bağlantı gücümüzü arttırır. Bilişsel öğrenme ile ilgili öğrenmenin fizyolojik ve bilişsel boyutlarını vurgulayan ilk kişi
n Öğrenme olması için davranış değişikliğinin kalıcı olması gerekir. İlaç alındığında, sarhoşken vb yapılan davranışlar öğrenme değildir.
n Öğrenmede davranışa dönüşebilme potansiyeli olmalı
n Öğrenip öğrenmediğini davranış ortaya çıkarma ile anlıyoruz.
n Psikolojide öğrenme çok önemlidir.
n Çevre + Kalıtım + Zaman faktörleri
n Öğrenme olabilmesi için yaşantı yolu ile olacak, kalıcı olacak, davranış değişikliği olacak.
n İyi davranışların yanında kötü davranışlarıda öğreniyoruz.
ÖĞRENMEYİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER
1- Öğrenenden Kaynaklanan Faktörler
a- Zekası
b- İlgi ve yetenekleri
c- Bireyin öğrenme halindeki durumu
d- İhtiyaçlar
e- Öğrenenin öğrenme sırasındaki kaygı düzeyi
f- Yaş
g- Öğrenin algılayış biçimi
h- Öğrenenin eski bildikleri
2- Öğretilen Materyalden Kaynaklanan Faktörler
a- Öğrenilen materyalin kişi için çekici olup olmadığı
b- Uzun veya kısa olması
c- Materyalin netliği, açıklığı, basitliği
d- Gereksinime uygun olması
e- Ders materyalinin anlatılış biçimi
3- Öğretenden Kaynaklanan Faktörler
a- Öğretenin ayrıntıya kaçmadan yalın net ve öz anlatılması
b- Öğrenenin düzeyine uygun olması
c- Öğreten yansız olmalı
d- Öğretenin konusuna hakim olması
4- Öğrenme Ortamından Kaynaklanan Faktörler
a- Sesli ortam
b- Havanın sıcak veya soğuk olması
c- Kalabalık
d- Işık
e- Öğretmenin hazırladığı psikolojik ortam
n Davranış: Çeşitli uyarıcılara tepki gösteririz. Bu tepkilerin eyleme dönüşmesi davranıştır.
n Davranışların hepsini gözleyemeyiz. Acıyı göremeyiz ama acı karşısında bireyin yaptığı davranışı gözleyebiliriz.
n Hayal kurmada bir davranıştır.
n Uyarıcı: Organizmayı harekete geçirebilecek olan her tür olay iç ve dış kaynaklı olabilir.Uyarıcıların anlamı kişiden kişiye değişebilir.
n Niçin davranışçı kuram deniyor? Çünkü sırf gözlenebilen davranışlarla ilgilendiği için
ÖĞRENMEYİ AÇIKLAYAN KURAMLAR
1-KLASİK KOŞULLANMA
n Klasik koşullanma ile öğrenme çok azdır. (insan davranışlarında)
n Koşulsuz Uyarıcı: Bireyde refleks tepki uyandırmak için hiçbir öğrenme yaşantısına gereksinimi olmayan uyarıcıdır. (refleks tepkiye yolaçan uyarıcıdır)
n Bu tip refleks tepkilerin sayısı azdır.
n Nötr Uyarıcı: Koşulsuz tepkiye yol açmayan uyarıcı
n Nötr uyarıcı koşulsuz tepkinin habercisi
n Bu tür öğrenmeler daha çok hayvanlarda görülür.
n Klasik koşullanma yoluyla öğrenmede, öğrenilmiş bir tepki, koşulsuz uyarıcı, koşulsuz tepki olacak.
n Nötr uyarıcı--------Koşulsuz uyarıcı-------Koşulsuz tepki
(bir zaman sonra çıkarılacak)
TEKRAR
n Sönme olayının gerçekleşmemesi için arada koşılsuz uyarıcı yine verilir.
n Nötr uyarıcı bir zaman sonra koşullu uyarıcı oluyor. Koşulsuz tepkide koşullu tepki oluyor.
n Bazı korkuların, kaygıların, fobilerin temelinde bu öğrenme olabilir.
n Korku koşullanmasına tek bir yaşantı yetiyor.
n Genelleme: Benzer uyarıcılara aynı tepki verme
n Klasik koşullanmada genelleme ve ayırt etme var.
n Ayırt edici uyarıcı: Nötr uyarıcıdan başka uyarıcıya tepki vermeme
n Kızgınlık, sevinç, üzüntü, korku---- 4 temel davranış
n Öğrenme yaşantısı ile koşullanma farklı
2-EDİMSEL ÖĞRENME
n Edim : En küçük davranış birimi
n Davranışlarımızın çok büyük bir kısmı edimsel öğrenme ile oluyor.
n Edimsel öğrenmede bir amaç hedef var
n Davranış-----Sonuç
n Sonuç yine davranışımızı etkiler. Sonuç davranışın tekrar yapılıp yapılmamasını etkiler.
n Edimsel koşullanma: Eğer yapılan bir davranış sonuçları tarafından kontrol ediliyorsa yani davranışın yeniden yapılıp yapılmamasını etkiliyorsa bu tip öğrenmelere edimsel koşullanma yolu ile öğrenme denir.
n Davranış sıklığını arttıram teknikler
a- Olumlu pekiştirme
b- Olumsuz pekiştirme
n Davranış sıklığını azaltan teknikler
c- Birinci tip ceza
d- İkinci tip ceza
n Davranış sıklığı
n ARTAR AZALIR
Ortama uyarıcı Olumlu Pekiştirme I. Tip Ceza
girer
Ortamdan uyarıcı Olumsuz Pekiştirme II. Tip Ceza
çıkar
n Olumlu pekiştirme: Eğer yapılan davranışın sonucu kişi için hoş ise o davranışın tekrarlanma olasılığı artar.
n Olumlu pekiştireç: Davranışı pekiştiren uyarıcıdır.
n Olumsuz pekiştireç: Olumsuz uyarıcıdan kurtaran pekiştireç Örneğin başımız ağrıdığında ilaç alırsak baş ağrımız geçerse başımız ağrıdığında tekrar ilaç alma ihtimalimiz artar.
n Olumsuz pekiştirme: Eğer yapılan davranıştan sonra ortamdan bizim için sevimsiz, hoş olmayan bir uyarıcı çıkıyorsa o davranışı tekrarlama olasılığımız artar.
n Olumsuz pekiştirmede 2 alt özellik
a- Kaçma: Olumsuz uyarıcıyla yüzyüze karşılaşıldığında olan normal kaçmadır.
b- Kaçınma: Olumsuz uyarıcıyla karşılaşacağınız farkedilirse ondan kaçırma, önlem alma
n CEZA
n Ceza istenmeyen davranışların baskı altında tutulmasına ve tamamen ortadan kaldırılmasına çalışır.
n Cezalar olumsuz davranışları tamamen ortadan kaldırmaz. Sadece bir süre gösterilmemesine neden olur.
n 2 tür ceza vardır.
1- I. Tip Ceza: Davranıştan sonra, istenmeyen yada hoş olmayan bir durumla karşılaşırız.Yani ortama olumsuz bir uyarıcı girer. Trafik kazası, dayak
2- II: Tip Ceza: Davranıştan sonra iyi, zevk veren bir durumun yada ödülün ortamdan çekilmesiyle uygulanır. Sevgi esirgemesi, hapse girmesi ile kişinin özgürlüğünün elinden alınması
n NOT: Ceza bizim yorumumuza göre I. Tip veya II. Tip ceza olma niteliği kazanır.
n Ceza Verilmesi Gerekiyorsa:
1- Ceza geciktirilmemelidir. Ceza istenmeyen davranışın hemen ardından verilmelidir. Örneğin hafta içinde yapılan hatalar toplanarak hafta sonunda ceza işlemine geçilmemelidir.
2- Cezada kişinin tüm kişiliği değil, ceza konusu olan davranış odak noktası olmalıdır.
3- Ceza vermeye karar verince, ceza konusu üzerinde tartışılmamalıdır. Cezadan önce bir ikaz yerinde olur.
4- Ceza işlenen suçla doğru orantılı olmalıdır. Cezanın suça uygun olması gerekir.
5- Cezayı çok sık vermemek gerekir.
n Cezanın Olumsuz Özellikleri
1- Ceza kişilerde kaygı, nefret, kin ve saldırganlık gibi davranışların oluşmasına neden olabilir.
2- Ceza sık uygulanırsa kişi arsız olur.
3- Cezayı veren yaptığı işin iyi sonuçlar verdiği sanısına kapılırsa kendisini devamlı bir ceza verme girdabına kaptırılabilir.
4- Ceza gören kişi problemlerin cezayla çözüleceğini sanıp ceza verici model olarak albilir.
5- Kişi cezasını çektikten sonra suçumun bedelini ödedim, başka düzeltilecek bir şey yok diye düşünebilir.
KLASİK ŞARTLANMAYLA EDİMSEL ÖĞRENME ARASINDAKİ FARKLAR
1- Uyarıcının Türü
n Klasik koşullanmada uyarıcı bir ışk bir ses gibi belirli bir olaydır.
n Edimsel öğrenmede ise uyarıcı uzun süreli ve birçok öğesi olan bir durumdur.
2- Öğrenilen Davranımın Türü
n Klasik koşullanmada davranım tıpkı uyarıcı gibi bellidir.
n Edimsel öğrenmede ise davranım uyarıcı türüne göre rastlantısaldır.
3- Davranımın Pekiştirmeyle Olan İlişkisi
n Klasik koşullanmada pekiştirme davranımdan bağımsızdır.
n Edimsel öğrenmede ise pekiştirme davranıma bağlıdır. Denek doğru davranışı yaparsa pekiştirilir.
PEKİŞTİRME TARİFELERİ
1- Davranış Sayısına Bağlı Olanlar
a- Sabit Oranlı: Burada davranışın pekiştirilmesi için yapılan davranışın sayısı önemlidir.
b- Değişken Oranlı: Burada pekiştirilmenin olması için ne kadar sayıda davranım yapılacağı belli değillidir. Kumar, milli piyango. Bunlar sönmeye karşı en dirençli olan pekiştirmelerdir.
2- Geçen Zamana Bağlı Olan
a- Sabit Zamanlı: Burada pekiştirilmenin olması için belli bir zamanın geçmesi gerekir. Her ay başında maaş alınması
b- Değişken Zamanlı: Burada ne zaman pekiştirileceği belli değil.
KADEMELİ OLARAK ÖĞRENME
n Hedef olarak kazandırmak istediğimiz davranışlara ulaşmak için önce bu davranışlara benzeyen ve yaklaşan davranışların pekiştirilmesi ve bu işleme hedef davranışa ulaşana dek devam edilmesine denir.
SÖNME
n Pekiştirilmeyen bir davranış zamanla yapılmasının azlmasına veya yapılmamasına sönme denir.
n Ama sönmeye uğramış davranış tekrar ortaya çıkmaz diye kesin bir hüküm yoktur.
n Değiken oranlı ve değişen zamanlı pekiştirmeler davranışın sönmesine karşı en dirençli olanlardır.
GESTALT TİPİ ÖĞRENME
n Psikolojik gerçek. Herkesin psikolojik gerçeği farklı
n Gestalt anlamlı bütün
n Gestalt tipi öğrenmede bazı şeyler öğreniliyor, eğer anlamlı tam, bütün, basit hale getirmediğimizde bir boşluk olur.
n Bu boşluk rahatsızlık yaratır.
n Bu tamamlanınca Gestalt öğrenme olur.
n Beynimizin tamamlama özelliği var. Herşeyi basit, tam ve anlamlı hale getirmekteyiz. Prognans İlkesi
n Gestalt algı ile ilgili
n Değişmezlik (Büyüklük, parlaklık, şekil), şekil zemin eğilimlerimiz var.
n Gestalt tipi öğrenme gerçekleştiğinde kavrama ile olur. Kalıcı olur. (çünkü biz tamamlıyoruz)
n Böyle bir öğrenme tam ve ani olur. Aha buldum!
n Kolaylıkla genellenebiliyor.
n Hoca anlattıklarını eksik bırakırsa, öğrenci bir eksiklik hisseder. Tamamlamak için düşünür, araştırır.
n Yaşam alanı
n Psikolojik gerçeklik: Tek ve biriciktir. İnsandan insana değişir.
n Fiziksel gerçeklik: Biz olayı yaşarken bir ortamda yaşıyoruz. Bu olayın geçtiği yer, hava bir coğrafi gerçekliktir. Öte yandan böyle bir gerçeklik içinde bulunanların psikolojik gerçekleri farklı farklıdır.
ÖĞRENMENİN FİZYOLOJİK TEMELLERİ
n Öğrenme beynimizde fizyolojik farklılıklar yaratıyor.
n Donald Hebb: Öğrenme kesinlikle fizyolojik değişiklere yol açar. Beyin basit değil, karmaşık bir organdır, sistemdir. İlk yaşantılar çok önemli diyor.
n Hücre birlikleri ve anlama alanları yada bağlantı kurma alanları bu 2 kavramla öğrenmeyi açıklıyor.
n Bazı kavramlar hücre grupları oluşturur
n Hücre gruplarının sayısı artabilir. Bağlantı alanı var.
n Hebbâe göre öğrenme bizim bağlantı gücümüzü arttırır. Bilişsel öğrenme ile ilgili öğrenmenin fizyolojik ve bilişsel boyutlarını vurgulayan ilk kişi

