raderde 1
raderde
Cannn6161 1
Cannn6161
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
melankolıa18 1
melankolıa18
romegames 1
romegames
Krutzo 1
Krutzo
shrpnl 1
shrpnl
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Charles de montesquıeu

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan zeyn0
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 2K

zeyn0

Gönüllerin Admini
Fahri Üye
TM Üye
Katılım
7 Eki 2010
Konular
9,213
Mesajlar
34,101
Reaksiyon Skoru
4,131
Altın Konu
1
TM Yaşı
15 Yıl 8 Ay 4 Gün
Başarım Puanı
400
MmoLira
183
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Charles-Louis de Secondat, Baron de La Brède et de Montesquieu (18 Ocak, 1689 – 10 Şubat, 1755), daha çok bilinen adıyla Montesquieu, bir Fransız politik düşünürüdür.
Kuvvetler ayrımı esasını ortaya atmıştır. 20 yıl üzerinde çalıştığı De l'esprit des lois adlı kitabında yasama, yürütme ve yargı'yı birbirlerinden ayırmanın önemini vurgulamıştır.
Charles-Louis de Secondat Montesquieu. 1689-1755 yılları arasında yaşamış Fransız filozofu. Bir siyaset sosyolojisi geliştiren Montesquieu, esas ününü toplum, hukuk ve yönetim tarzı konusunda gerçekleştirdiği karşılaştırmalı araştırmadan almıştır. Siyaset ve hukuk konusunda tümevarımsal ve deneysel bir yaklaşımı benimseyen filozof, olguları kaydetmek yerine anlamayı, fenomenleri konu alan karşılaştırmalı bir soruşturmayı, tarihsel gelişmenin ilkelerine ilişkin sistematik bir araştırmanın temeli yapmayı itmiştir. Siyaset konusuna, şu halde bir tarih filozofu olarak yaklaşan Montesquieu, farklı politik toplumlardaki farklı pozitif hukuk sistemlerinin çok çeşitli faktörlere, örneğin, halkın karakterine, ekonomik koşullarla iklime, vs., göreli olduğunu söylemiştir. O, işte bütün bu temel koşullara, "yasaların ruhu" adını vermiştir. Montesquieu bu bağlamda, üç tür yönetim tarzını birbirinden ayırmış ve bu devletlere uygun düşen yönetici ilke, iklim ve topraktan söz etmiştir. Buna göre, despotizm büyük devletlere, sıcak iklimlere uygun düşer ve korkuya dayanır. Britanya örneğinde olduğu gibi, ne soğuk ve ne de sıcak olan bir iklimin hüküm sürdüğü, orta büyüklükteki devletlere uygun düşen yönetim biçimi, monarşidir; söz konusu yönetim biçimi, şan ve şerefe dayanır. Buna karşın, soğuk iklimlere ve küçük devletlere uygun düşen rejim, demokrasidir; demokrasinin yönetici ilkesinin erdem olduğunu öne süren Montesquieu, tüm insanlar için geçerli olan tek bir doğa yasası ve evrensel bir insan doğası olduğunu kabul eden akılcılığa şiddetle karşı çıkmış ve kuvvetler ayrılığı prensibini ortaya atmıştır.
Montesquieu`nun doğumu, İnsan Hakları Bildirisinin İngiliz Parlamentosunca onaylandığı yıla, yani büyük Fransız devriminden tam yüz yıl önceye rastlar. Ailesi Bordeaux`nun eşrafındandı. Daha çocukluğunda büyükleri gibi onun da Parlementoya girmesi kararlaştırılmış, eğitimi ona göre düzenlenmiştir. Bu yüzden, Fen Bilimlerine karşı duyduğu eğilimi körletmek zorunda kalmıştır. 1716 yılında da, amcasının ölümü üzerine Bordeaux Parlamentosuna başkan seçilmiştir.

1721 yılında yayımladığı ilk eseri “Acem Mektupları“ (Lettres Persanes), büyük ilgiyle karşılanmıştır. Paris`i görmeye gelen iki İranlı`nın, kurulu düzeni, görenekleri, gelenekleri, yeni bir gözle incelemeleri, en olağan durumlar karşısında şaşkınlığa düşmeleri, birçok doğruyu sarsmak, yerleşmiş kanıların sakatlığını belirtmek bakımından verimli bir yol olmuştur. Fransız ulusu belki de ilk defa olarak, kendisine doğru diye belletilenlerin bir yabancı açısından bakılınca ne denli eğri görünebileceklerini anlıyor, XIV. Louis krallığının, zorbalığa kayarak nasıl soysuzlaştığını, şaşmaz sanılan bir çok değerin kofluğunu iki Acemin ağzından dinliyordu. Gerçi Montesquieu, çağının Doğuya karşı beslediği ilgiden yararlanmış, İranlı`ları konuşturmuştu ama, bir göstermelikten başka bir şe değildi bu; aslında, bu yergilerin, bu alayların tümü, daha sonraları kaleme alacağı “Yasaların ruhu“ (De l`esprit des lois) adlı incelemesindeki ana fikirlere dayanıyordu.

“Hayatımda hemen hemen hiç üzülmedim, sıkıntı da çekmedim“ diyebilen Montesquieu`nun en büyük merakı gezmek, dünyayı görmekti. Gençliğinde, “Binbir Gece Masalları“nı, Jean Chardin`in “İran ve Doğu Hindistan“ adlı yolculuk notlarını okurdu. 1728`den 1731 yılına kadar çeşitli ülkeleri dolaştı, kendine malzeme topladı ama, Doğu`ya kadar bir türlü uzanamadığı için, bu konuda Chardin`in verdiği bilgiyle yetinmek zorunda kaldı. Fransa`ya dönünce, babadan kalma Brede şatosuna yerleşti, geceli gündüzlü bir çalışma dönemine girdi. Acem Mektupları`nın sağladığı ünle, bu başarı sayesinde elde ettiği Fransız akademyası üyeliğiyle yetinmek istemiyor, ilk eserinde ortaya koyduğu gözlemleri bilimsel bir yönteme vurmayı tasarlıyordu, “Romalıların büyüklüğü ve düşüşü“ adlı incelemesi bu alanda giriştiği ilk deneme oldu. Tarih çalışmalarının bu kadar ilerlediği günümüzde bile Romanın neden büyüdüğünü, neden düştüğünü anlamak, altından kalkılamayacak kadar zor bir iş iken, Montesquieu`nun bunu kendi çağının imkansızlıkları içinde başarabilmesi zekasının üstünlüğüne en büyük kanıttır.

Nihayet devlet ve siyasi teorisi bakımından haklı olarak en büyük ve önemli eseri sayılan “De L`esprit Des Lois“ (Kanunların ruhu) nu, yirmi yıla yakın bir çalışmadan sonra, 1743`te tamamlamış, 1748`de Cenevre`de bastırmıştır. Montesqueiu, bu eserini basılmadan önce yakın arkadaşlarına okumuş. Onlar da, bu kitabın on sekizinci yüzyılın en önemli eseri olduğunu belirterek, yayınlamasından doğacak tehlikelere işaretle basılmamasını tavsiye etmişlerdi.

Otuz bir kitaptan oluşan eser, altı kısma ayrılmıştır. İlk sekiz kitap hukuk ve hükumete tahsis olunmuştu; Onu takip eden beş kitapta da askeri ve mali meselelerden bahsedilmektedir. Üçüncü kısmı teşkil eden altı kitapta örf, adet ve iklim şartlarının tesiri incelenmiştir. Dördüncü kısmın dört kitabı, iktisadi meselelere ayrılmıştır. Beşinci kısımdaki üç kitap dinden, son beş kitapta Roma, Fransız hukukları ile feodal hukuktan bahsetmektedir.

Papa tarafından okunması yasak listeye geçirilen bu büyük eserin değeri çok geçmeden anlaşılmış ve dünyanın dört bucağından övgüler yağmaya başlamıştır. Esasında Montesquieu`yu düşman olan Voltaire bile 5 Ocak 1759`da bir Hollandalıya yazdığı mektupta “Kanunların ruhu“ hakkında şunları yazıyordu : “Kabul ediyorum ki, Montesqueiu`nun zaafları vardır. O, bazen bir tarif yerine bir epigram bir yeni fikir yerine bir antitez sunmaktadır. Buna rağmen o, her zaman için düşünen ve okuyanı düşündüren başarılı ve derin bir bilgin olarak kalacaktır. Kanunlar hakkındaki kitabı, başkalarına hükmedenler için imtihan verip, diploma almaları gereken bir ibret hazinesi olmalıdır. O baki kalacak, broşür yazarları ise faniliğe karışacaktır“ Son yıllarını daha çok la Brede şatosunda istirahatle geçiren Montesquieu 1755`te ölmüş ve St. Sulpice kilisesine gömülmüştür.

ÖZET :

• 1689-1755 yılları arasında yaşamış, Fransız hukukçu ve politikacı filozof; yürütme ve yargı kuvvetlerinin ayrılmaları konusunda öncülük yapmıştır.

• Bir siyaset sosyolojisi geliştiren Montesquieu, esas ününü toplum, hukuk ve yönetim tarzı konusunda gerçekleştirdiği karşılaştırmalı araştırmadan almıştır. Siyaset ve hukuk konusunda tümevarımsal ve deneysel bir yaklaşımı benimseyen filozofun olguları kaydetmek yerine anlamayı seçmesi, onu fenomenleri konu alan karşılaştırmalı bir soruşturmayı, tarihsel gelişmenin ilkelerine ilişkin sistematik bir araştırmanın temeli yapmaya itmiştir. Siyaset konusuna, şu halde bir tarif filozofu olarak yaklaşan Montesquieu, farklı politik toplumlardaki farklı pozitif hukuk sistemlerinin çok çeşitli faktörlere, örneğin, halkın karakterine, ekonomik koşullarla iklime, vs. göreli olduğunu söylemiştir. O, işte bütün bu temel koşullara, “yasaların ruhu“ adını vermiştir.

• Montesquieu, bu bağlamda, üç tür yönetim tarzını birbirinden ayırmış ve bu devletlere uygun düşen yönetici ilke, iklim ve topraktan söz etmiştir. Buna göre, despotizm büyük devletlere, sıcak iklimlere uygun düşer ve korkuya dayanır. Britanya örneğinde olduğu gibi, ne soğuk ne de sıcak olan bir iklimin hüküm sürdüğü, orta büyüklükteki devletlere uygun düşen yönetim biçimi, monarşidir; söz konusu yönetim biçimi, şan ve şerefe dayanır. Buna karşın, soğuk iklimlere ve küçük devletlere uygun düşen rejim, demokrasidir; demokrasinin yönetici ilkesinin erdem olduğunu öne süren Montesquieu, tüm insanlar için geçerli olan tek bir doğa yasası ve evrensel bir insan doğası olduğunu kabul eden akılcılığa şiddetle karşı çıkmış ve kuvvetler ayrılığı prensibini ortaya atmıştır.
 
Paylasım icin tesekkurler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst