- Katılım
- 22 Şub 2011
- Konular
- 2,801
- Mesajlar
- 5,369
- Reaksiyon Skoru
- 367
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 230
- TM Yaşı
- 15 Yıl 2 Ay 1 Gün
- MmoLira
- -101
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Yazıma başlamadan önce “Bir Celtics Hikayesi“ adlı ilk yazımı, değerli vakitlerini harcayıp okuyan, güzel sözlerle beğenilerini gösteren ve bana bu fırsatı veren basketbolhaber ekibine teşekkürü bir borç bilirim ve inşallah bundan sonraki yazılarımda da takdirinizi kazanabilirim.
NBA`da konferans yarı finallerinin tüm hızıyla devam ettiği bu günlerde, 3 mayıs günü lig başkanı David Stern beklenen açıklamayı yaptı ve LEbron James MVP ödülünü üst üste ikinci kez kazanma başarısı gösteren dokuz oyuncunun ardından onuncu sıradaki yerini aldı.Ödülü Lebron`un anasının ak sütü gibi hakkettiği taraflı tarafsız herkesin ortak kanısıydı.Ancak, doğruyu söylemek gerekirse bu adam çıtayı o kadar yükselttiki önümüzdeki sezon birisinin bu ödülü Lebron`dan alması için, ya sezonu triple-douple ortalamayla tamamlaması ya da 45 sayı civarı ortalama yapması gerekli gibi gözüküyor.NBA tarihine şöyle bir göz attığımızda ortaya çıkan manzara oldukça ilginç.Normal sezonu ortalamaları 30 sayı 7 ribaund ve 7 asist`in üzerinde tamamlayabilen tek bir oyuncu olabilmiş, o da tahmin edebileceğiniz üzere “Majesteleri Michael Jordan“.NBA`nın gelmiş geçmiş en büyük oyuncusu olarak kabul edilen Michael Jorden`ın bile bunu bir kez başarabildiğini göz önüne alırsak, Lebron James`in üst üste ikinci sezon bunu başarması, sanırım kastetdiğim çıta seviyesi hakkında bize biraz ip ucu vermiş olabilir.İşin en ilginç tarafı, Lebron bu ortalamaları yaparken sanki hiç zorlanmıyor ve bu çok basit bir şeymiş gibi bizlere izlettiriyor.Açıkçası sizleri klasik bir Lebron James biyografisi gibi bolca rakam ve çok fazla istatistiki veriye dayanan bir yazı yazıp sıkmak yerine, neden “EN“ MVP başlığını attığımı açıklayan bir yazı yazmak istiyorum.Lebron`u bu kadar değerli kılan bir çok özelliğin en başında 30 sayı ortalama yakalarken bunu Kobe Bryant ya da diğer skorerler gibi çok düşük yüzde ve çok top kullanarak değilde, takım oyunu içinde %50.3 gibi gayet iyi olan saha içi yüzdesiyle başarması geliyor.Diyeceksiniz ki: “2006 all-star maçını izlemedin mi kardeşim Lebron ne kadar bencildi“ diye.Bu konuda haklısınız ama ben de size diyorum ki: “‘Her güzelin küçük bir kusuru olur“.
NBA`ya adım atarken Kobe Bryant, Tracy, McGrady ve Grant Hill gibi oyunculara “yeni Michael Jordan“ damgası vurulmak istendi.Ancak orataya çıkan durumda hiç birisinin o kalibrede olmadığı anlaşıldı.Tabiki bu oyuncular arasında Kobe Bryant`ın hakkını yemek olmaz ama onunda sadece çok iyi bir skorer ve takım iyiyken çok iyi bir oyuncu olduğunu da unutmamak gerekli.Kobe`nin kazandığı ilk üç şampiyonluğun Shaquille O`Neal önderliğinde geldiğini, geçen sezonki şampiyonlukta ise Paul Gasol gibi bi devin yardımları sayesinde geldiğini unutmayalım.Biz tekrar Lebron James`e dönecek olursak, insanlık sınırlarını zorlayan, Allah verigisi bir fiziğe sahip olan Lebron`un en önemli özelliklerindenbirisi de; daha önce sadece Majestelerinde olan, gözlerine baktığımız zaman gördüğümüz kazanma arzusu.Son zamanlarda: “acaba Lebron James, Michael Jordan olabilecek mi?“ sorusuyla hem görsel hem de yazılı medyada sıkça karşılaşır olduk. Bence, Lebron James Michael Jordan`ın bilgisayarla versiyonu yükseltilip tekrar NBA sahalarına gönderilmiş hali. Bahsettiğimiz adamın 2.03 boyunda ve 115 kilo ağırlığında bir kas yığını olduğunu unutmayalım.
“EN“ MVP`nin kazanma arzusunun ne safhada olduğunu sadece hücum yönüne bakarak değilde, savunma yönüne bakarak da anlayabiliyoruz.Son üç sezonda üst üste en iyi savunma beşine de seçilen Lebron`un kariyer top çalma ortalamasının1.7 ve 1.0′lıkta blok ortalamasıyla mücadele ettiğini atlarsak sanırım büyük bir haksızlık yapmış oluruz.Ayrıca, bu rakamlar dışında maçın kritik anlarında rakibin en iyi oyuncusunu, oynadığı pozisyon ve fiziğine bakmadan savunduğu ve bunda ne kadar etkili olduğuna defalarca şahit olduk.
Lebron James`i diğer bir çok yıldız oyuncunun önüne taşıyan, saha içi bir çok faktör daha sıralayabiliriz. Ama saha dışı faktörlere de bakacak olursa; bu adam, Jason Kidd gibi karısına şiddet gösterip hapse girmedi, Kobe gibi tecavüz suçundan yargılanmadı ya da Gilbert Arenas gibi soyunma odasına silah getirmedi.Yani anlatmaya çalıştığım, Lebron James`in MVP ödülünü dahi, büyük bir parti vermek yerine okuduğu lisenin spor salonunda ailesi, takım arkadaşları ve hiç kopmadığı lise arkadaşlarıyla birlikte alan, kendisini sadece basketboluyla ispatlamak isteyen gercek bir süperstardır.Lebron`un kendini herkese ispatlayabilmesi ve hakkettiği saygıyı görebilmesi için yapması gereken tek bir şey kaldı; o da artık vakti gelen şampiyonluk yüzüğü.Play-off`lar öncesinde Lebron yaptığı bir açıklamada, artık şampiyonluk vaktinin geldiğini ve takım arkadaşlarıyla sadece buna odaklandıklarını dile getirmiştir ve Chicago serisi de bu sözlerin en büyük kanıtı niteliğindeydi.
NBA tarihinde üç kez üst üste MVP ödülünü alan Bill Russel, Wilth Chamberlain ve Lary Bird zamanındaki basketbol ile şimdi oynanan basketbol arasındaki farkalara rağmen, sağlık sorunu olmadığı sürece Lebron James`in bu isimlerin arasına gireceğini düşünmek pek fazla hayalcilik olmaz sanırım.
Sizlerle, Lebron James`in neden “EN“ MvP olduğunu düşündüğümü hem saha içi hem de saha dışı bir çok faktörle elimden geldiği kadarıyla paylaşmaya çalıştım.Kimimiz seviyoruz, kimimiz sevmiyoruz ama gerçek olan bir şey varsa o da Lebron James`i izleme fırsatımız olduğu için, ne kadar şanslı basketbol severler olduğumuzdur.Bir de, bu yaz Türkiye`de düzenlenecek olan Dünya Basketbol Şampiyonasına Amerika Milli Takımı ile birlikte gelseydi bizler için mükemmel bir şampiyona olacaktı.Biliyorum ki sizler de benim gibi: “Ahh Lebron ahhh, ne vardı gelmeyecek?“ diye sitem ediyorsunuz ama ne yapalım artık kısmet değilmiş, inşallah başka bahara…
NBA`da konferans yarı finallerinin tüm hızıyla devam ettiği bu günlerde, 3 mayıs günü lig başkanı David Stern beklenen açıklamayı yaptı ve LEbron James MVP ödülünü üst üste ikinci kez kazanma başarısı gösteren dokuz oyuncunun ardından onuncu sıradaki yerini aldı.Ödülü Lebron`un anasının ak sütü gibi hakkettiği taraflı tarafsız herkesin ortak kanısıydı.Ancak, doğruyu söylemek gerekirse bu adam çıtayı o kadar yükselttiki önümüzdeki sezon birisinin bu ödülü Lebron`dan alması için, ya sezonu triple-douple ortalamayla tamamlaması ya da 45 sayı civarı ortalama yapması gerekli gibi gözüküyor.NBA tarihine şöyle bir göz attığımızda ortaya çıkan manzara oldukça ilginç.Normal sezonu ortalamaları 30 sayı 7 ribaund ve 7 asist`in üzerinde tamamlayabilen tek bir oyuncu olabilmiş, o da tahmin edebileceğiniz üzere “Majesteleri Michael Jordan“.NBA`nın gelmiş geçmiş en büyük oyuncusu olarak kabul edilen Michael Jorden`ın bile bunu bir kez başarabildiğini göz önüne alırsak, Lebron James`in üst üste ikinci sezon bunu başarması, sanırım kastetdiğim çıta seviyesi hakkında bize biraz ip ucu vermiş olabilir.İşin en ilginç tarafı, Lebron bu ortalamaları yaparken sanki hiç zorlanmıyor ve bu çok basit bir şeymiş gibi bizlere izlettiriyor.Açıkçası sizleri klasik bir Lebron James biyografisi gibi bolca rakam ve çok fazla istatistiki veriye dayanan bir yazı yazıp sıkmak yerine, neden “EN“ MVP başlığını attığımı açıklayan bir yazı yazmak istiyorum.Lebron`u bu kadar değerli kılan bir çok özelliğin en başında 30 sayı ortalama yakalarken bunu Kobe Bryant ya da diğer skorerler gibi çok düşük yüzde ve çok top kullanarak değilde, takım oyunu içinde %50.3 gibi gayet iyi olan saha içi yüzdesiyle başarması geliyor.Diyeceksiniz ki: “2006 all-star maçını izlemedin mi kardeşim Lebron ne kadar bencildi“ diye.Bu konuda haklısınız ama ben de size diyorum ki: “‘Her güzelin küçük bir kusuru olur“.
NBA`ya adım atarken Kobe Bryant, Tracy, McGrady ve Grant Hill gibi oyunculara “yeni Michael Jordan“ damgası vurulmak istendi.Ancak orataya çıkan durumda hiç birisinin o kalibrede olmadığı anlaşıldı.Tabiki bu oyuncular arasında Kobe Bryant`ın hakkını yemek olmaz ama onunda sadece çok iyi bir skorer ve takım iyiyken çok iyi bir oyuncu olduğunu da unutmamak gerekli.Kobe`nin kazandığı ilk üç şampiyonluğun Shaquille O`Neal önderliğinde geldiğini, geçen sezonki şampiyonlukta ise Paul Gasol gibi bi devin yardımları sayesinde geldiğini unutmayalım.Biz tekrar Lebron James`e dönecek olursak, insanlık sınırlarını zorlayan, Allah verigisi bir fiziğe sahip olan Lebron`un en önemli özelliklerindenbirisi de; daha önce sadece Majestelerinde olan, gözlerine baktığımız zaman gördüğümüz kazanma arzusu.Son zamanlarda: “acaba Lebron James, Michael Jordan olabilecek mi?“ sorusuyla hem görsel hem de yazılı medyada sıkça karşılaşır olduk. Bence, Lebron James Michael Jordan`ın bilgisayarla versiyonu yükseltilip tekrar NBA sahalarına gönderilmiş hali. Bahsettiğimiz adamın 2.03 boyunda ve 115 kilo ağırlığında bir kas yığını olduğunu unutmayalım.
“EN“ MVP`nin kazanma arzusunun ne safhada olduğunu sadece hücum yönüne bakarak değilde, savunma yönüne bakarak da anlayabiliyoruz.Son üç sezonda üst üste en iyi savunma beşine de seçilen Lebron`un kariyer top çalma ortalamasının1.7 ve 1.0′lıkta blok ortalamasıyla mücadele ettiğini atlarsak sanırım büyük bir haksızlık yapmış oluruz.Ayrıca, bu rakamlar dışında maçın kritik anlarında rakibin en iyi oyuncusunu, oynadığı pozisyon ve fiziğine bakmadan savunduğu ve bunda ne kadar etkili olduğuna defalarca şahit olduk.
Lebron James`i diğer bir çok yıldız oyuncunun önüne taşıyan, saha içi bir çok faktör daha sıralayabiliriz. Ama saha dışı faktörlere de bakacak olursa; bu adam, Jason Kidd gibi karısına şiddet gösterip hapse girmedi, Kobe gibi tecavüz suçundan yargılanmadı ya da Gilbert Arenas gibi soyunma odasına silah getirmedi.Yani anlatmaya çalıştığım, Lebron James`in MVP ödülünü dahi, büyük bir parti vermek yerine okuduğu lisenin spor salonunda ailesi, takım arkadaşları ve hiç kopmadığı lise arkadaşlarıyla birlikte alan, kendisini sadece basketboluyla ispatlamak isteyen gercek bir süperstardır.Lebron`un kendini herkese ispatlayabilmesi ve hakkettiği saygıyı görebilmesi için yapması gereken tek bir şey kaldı; o da artık vakti gelen şampiyonluk yüzüğü.Play-off`lar öncesinde Lebron yaptığı bir açıklamada, artık şampiyonluk vaktinin geldiğini ve takım arkadaşlarıyla sadece buna odaklandıklarını dile getirmiştir ve Chicago serisi de bu sözlerin en büyük kanıtı niteliğindeydi.
NBA tarihinde üç kez üst üste MVP ödülünü alan Bill Russel, Wilth Chamberlain ve Lary Bird zamanındaki basketbol ile şimdi oynanan basketbol arasındaki farkalara rağmen, sağlık sorunu olmadığı sürece Lebron James`in bu isimlerin arasına gireceğini düşünmek pek fazla hayalcilik olmaz sanırım.
Sizlerle, Lebron James`in neden “EN“ MvP olduğunu düşündüğümü hem saha içi hem de saha dışı bir çok faktörle elimden geldiği kadarıyla paylaşmaya çalıştım.Kimimiz seviyoruz, kimimiz sevmiyoruz ama gerçek olan bir şey varsa o da Lebron James`i izleme fırsatımız olduğu için, ne kadar şanslı basketbol severler olduğumuzdur.Bir de, bu yaz Türkiye`de düzenlenecek olan Dünya Basketbol Şampiyonasına Amerika Milli Takımı ile birlikte gelseydi bizler için mükemmel bir şampiyona olacaktı.Biliyorum ki sizler de benim gibi: “Ahh Lebron ahhh, ne vardı gelmeyecek?“ diye sitem ediyorsunuz ama ne yapalım artık kısmet değilmiş, inşallah başka bahara…

