Ddm

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan turkmmo
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 927

turkmmo

Level 1
Katılım
17 Eyl 2008
Konular
31,034
Mesajlar
0
Online süresi
5m 10s
Reaksiyon Skoru
208
Altın Konu
0
TM Yaşı
17 Yıl 8 Ay 28 Gün
Başarım Puanı
719
MmoLira
40
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

İÇİNDEKİLER

DİDİM

A. GENEL ÖZELLİKLERİ
B. TARİHÇE
C. TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
1. Bafa Gölü ve Menderes Deltası
2. Priene
3. Milet
a.Tiyatro
b.Milet Müzesi
4. Apollon Tapınağı
5. Medusa
a.Medusa Efsanesi
6. Diğer Antik Kentler
a.Faustina Hamamı
b.Capito Hamamı
c.Anıtsal Çeşme
d.Tanrı Ambarı
e. Delphinion
f. İyonik Stoa
g. Athena Tapınağı
h. Herakleia Antik Kenti
7. Didim'e Nasıl Gidilir?





DİDİM
A. GENEL ÖZELLİKLERİ

1991 yılında ilçe olan DİDİM, doğuda Muğla il sınırı ve Akbük Körfezi, batıda ve güneyde Ege Denizi, kuzeyde Bafa Gölü ve Menderes Nehri ile sınırlanmış bir yarımada şeklindedir.
Bağlı bulunduğu il olan Aydın'a 106 km. Söke'ye 53 km. Kuşadasına 73 km. ve Bodrum'a
110 km. uzaklıkta olup, nüfusu 1990 sayımına göre 10.400 ve yüzölçümü 300 km2 dir.
Didim, Bakanlık belgeli ve Belediye belgeli 200 tesisi ile 15.000 yatak kapasitesine sahiptir.
Didim, içinde ve çevresinde turistik anlamda çok değerli olan tarihi eserler,ören yerleri, antik kent kalıntıları ve sahil şeridinde dinlenme tesisleri ile bölgeyi dünya çapında önemli bir turizm merkezi konumuna getirirken bir tarafta Dilek Yarımadası, bir tarafta Menderes Deltası ve Bafa Gölü ile bir tarih, efsane ve doğa ilçesi olduğunu göstermektedir.
Yaklaşık 60 km. sahil şeridine sahip olan Didim'in onlarca koyu vardır.
Didim; su sporları, balıkçılık, traking, avcılık, tarihi eserler, deniz, güneş ve doğayı sevenlerle, gençlik ve öğrenci turizmi, sağlık amaçlı tedaviler için de ideal bir tatil beldesidir.
Altınkum'da denizimizin üzerinde batan güneşin yarattığı renkler eşine az rastlanacak güzelliktedir. Altınkum kızıl bir hal alır. Kıyı lokantalarından herhangi birinde içkinizi yudumlarken bu muhteşem güzelliği doya doya yaşayabilirsiniz. Deniz, güneş ve kum arayanlar için mükemmel bir sahil beldesidir.
İklimi: Didim’de Akdeniz iklimi hakimdir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. Ortalama sıcaklık 17.6 °C, ortalama yağışlı gün sayısı 80.6, ortalama yağış miktarı 677,5 mm/yıl' dır. Didim , 37°-44' ve 38°-08' kuzey enlemleri ile 27°-23' ve 28°-52' doğu boylamları arasında kalır

B. TARİHÇE
Zeus ve Leto'nun oğlu güneş, ışık, müzik ve kehanet tanrısı Apollon, kökeni Hititler'e kadar inen bir Anadolu Tanrısıdır. Tanrı Apollon bir gün, Didim yöresinde çobanlık yapan Brankhos'a rastladı. Ondan çok hoşlandı ve ona biliciliğin (kehanetin) sırlarını öğretti. Çoban Brankhos, bugün Apollon Tapınağı'nın yerinde bulunan defne ormanı ve su kaynağının yanında, Apollon adına ilk tapınağı kurdu.
Zaman içinde Brankhos soyundan gelenler "Brankhitler" olarak anıldılar ve çok uzun süre Apollon Tapınağı'nın yöneticiliğini yaptılar.
"Didyma", "Brankhidai" (Brankhitler ülkesi) olarak da adlandırılmaktadır.
Didim sözcüğü, "İKİZ KARDEŞ" anlamındadır. Tanrı Apollon, Tanrıça Artemis'in ikiz kardeşidir. Artemis adına Efes'de, bugün dünyanın yedinci harikası kabul edilen "Artemis Tapınağı" vardır.
Milet-Apollon Tapınağı arasında uzanan "KUTSAL YOL" sonunda bir mola noktası "Artemis Kutsal Alanı" bulunmaktadır.
M.Ö. 7. ve 6. yüzyılda Apollon tapınağının ünü çok yaygındı. Mabet, Antik dünyanın en önemli kehanet merkezlerinden biriydi. M.Ö. 6. yy.'da Milet ve Didim arasında "KUTSAL YOL" yapılmış, Apollon'un tunç heykeli Mabet'e hediye edilmiştir. Milet sikkelerinde bu heykel yer almaktadır.
Apollon tapınağının yapımı M.Ö. 8. yy.'a kadar iner. İyon nizamındaki bu tapınak, 35x85 m. ölçülerinde olup, M.Ö. 494 yılında "LADE DENİZ SAVAŞI"ndan sonra Persler tarafından yağmalanarak, Tanrı Apollon'un "Kanakhos" tarafından tapılan tunç heykeli "Ekbatana"ya (İRAN) götürülmüştür. Tahrip edilen tapınağın yerine, Hellenistik dönemde "Büyük İskender"in katkısıyla daha büyüğü yapılmaya başlanmıştır. Eserin mimarları, "Milet'li Daphnis" ile "Efes'li Paionios"tur. Paionios, Efes'teki Artemis Tapınağı'nın da mimarıdır. Tapınağın yapımına yardım eden Suriye Kralı "Selevkos", Ekbatana'ya götürülen Apollon heykelini geri getirtmiştir. Yeni yapılan ve bugün gördüğümüz tapınağın ölçüleri yaklaşık 109x51 m.dir.

C. TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
1. Bafa Gölü ve Menderes Deltası
Eskiden Ege Denizi'nin bir koyu olan Bafa Gölü'nün, Büyük Menderes nehri tarafından taşınan alüvyonlar neticesinde denizle olan ilşkisi kesilmiş ve bu koy bir gün ''lagün'' haline dönüşmüştür. Göl Didim'e 30 Km mesafede, Söke - Milas Karayolu'nun doğusunda yer almakta olup, 7 bin hektarlık alanı kaplamaktadır. Maksimum derinliği 25 metre
kadardır. Gölün su kaynağı, Büyük Menderes nehrinin düzenli taşkınlıkları ve etrafındaki dağlıklardan gelen yeraltı ve yer üstü sularıdır. 1985 yılın Devlet Su İşleri tarafından yaptırılan taşkın önleme seti, Bafa Gölü'nün Büyük Menderes Nehri ile olan ilişkisini kesmiş, sonuç olarak da göl seviyesini iki metre düşürmüştür. Bu ise gölün biyolojik üretgenliğinin giderek azalmasına sebep olmuştur.
Tipik Akdeniz bitki örtüsünün gözlendiği göl çevresi, zeytinlik ve çam ormanları ile kaplıdır. Gölde irili ufaklı adalar mevcuttur. Bunların en önemlisi ikiz ada, Menet Adası ve Hayalet Adadır.
Yapılan araştırmalar neticesinde gölün en az Büyük Menderes deltası kadar önemli olduğu ortaya çıkartılmıştır. Uluslararası önemli kuş alanları listesinde yer alan göl ve çevresinde, Dün çağında nesli tehlike altında olan Cüce, Karabatak ve Deniz Kartalı gibi kuş türlerinin ürediği, bunun yanı sıra gölün kış aylarında yüzlerce ördek ve su kuşu türü tarafından beslenme ve barınma yeri olarak kullanıldığı tespit edilmiştir.
Gölün Zoo-plankton ve su bitkileri açısından çok zengin olmasından bir çok balık türünün gölde yaşanmasına imkan sağlanmaktadır. Denizden göle değişik zamanlarda göç eden çeşitli balık türleri gölde beslenmekte ve kısa zamanda erişmektedirler. Fakat bu, özellikle gölün su seviyesinin düşmesi ile yok olmakla karşı karşıya kalmıştır.
Balıkçılık açısından çok büyük kaynaklara sahip olan gölde 700 den fazla üyesi bulunan Su ürünleri Kooperatifi bulunmaktadır.
Civarda yaşayan halkın yanı sıra, diğer bölgelerden gelen balıkçılar için de büyük ekonomik değere sahiptir. Son yıllarda gölün stokunda büyük miktarda azalmalara neden olmuştur. Bu azalmanın en büyük nedeni ise Büyük Menderes Nehri'nin su rejiminin değiştirilmesi ve nehir ile Bafa Gölü arasında inşa edilmiş taşkın seddidir. Ayrıca Göl etrafında yaşayan çiftçiler, tarım alanlarını sulamak için gerekli suyun yanı sıra küçük ve büyükbaş hayvanlarının su ihtiyacını da gölden karşılamaktadırlar. Fakat son yıllarda göl seviyesinde meydana gelen iki metreye ulaşan azalma suyun tuzluluğunu artırmakla ve kullanım imkanını azaltmaktadır.
Biyolojik yapısı nedeniyle, bilimsel araştırmalar için bulunmaz bir merkez olan Bafa Gölü, 1994 yılında ''Tabiat Parkı'', göl ile ilişkili bulunan Menderes Deltası Milli Park statüsü kazanmıştır.
Menderes Deltası, geniş bir alanda bereketli toprakları ve aynı şekilde bereketli dalyanları içermektedir. Delta ve Bafa Gölü; içinde barındırdığı hayvan ve bitki türleri, farklı doğal güzellikleri ile keşfetme duygusuna gem vurmayanlara, yeni ufuklar sunmaktadır.

2. Priene
Priene Anadolu'nun batı kıyılarında ki antiklerin en ilgi çekicilerindendir. Kalıntılar günümüze oldukca korunarak gelmiştir ve ziyaretcilerin yararına en uygun şekilde kazılmıştır. Priene küçük bir yerdir, yapılarıda küçüktür. Çoğu kentin ilk dönemlerine aittir. Birçok ören yerinde rastlanan Roma yapılarıyla Prienede karşılaşılmaz.
Priene tam olarak bir Yunan kentidir. Priene' nin ilk yerleşim yeri kesinlikle bilinmemektedir. Priene, Atina' yı daima ana kenti gibi görmüş ve ilkgünden İon birliğine üye olmuştur. Bir izine rastlanamayan eski kent hiç kuşkusuz Büyük Menderes'in çamurları arasında gömülüdür. İki etken Priene' ye önem kazandırır. Bunlardan biri antik çağın yedi bilgesinden biri olan Bias' ın Priene' de yetişmesidir.Bias' ın ünü Priene' ye de ün katmıştır. İkinci etken , Panionion için seçilen yerin Priene toprakları içinde bulunması ve buranın yönetiminde de büyük hak sahibi olmasıdır. Panionion' un kurulduğu kıyı şeridinde Samoslularda hak iddia etmişler, iki kent arasında ki anlaşmazlık yüzyıllar boyunca sürmüş ve her seferinde Priene üstün gelmiştir. Bu arada Maiandros ( Büyük Menderes ) her geçen gün kenti doldurduğu için Priene' nin yeri bugün kü kalıntılarının olduğu bölgeye taşınmıştır. Yeni kentin inşaatına Büyük İskender' in M.Ö. 334 yılndaki ziyareti sırasında başlanmıştır. İskender Athena Tapınağı' nın masraflarını ödeyecek , karşılığında ithaf hakkını kendisine almıştır. Priene deki ilk kazılarda bu ithaf yazıtı ortaya çıkartılmıştır. Ne yazıkki bugün bu yazıtlar Londra daki British Museum' da sergilenmektedir.
Kent yüksek bir kayalığın eteğindeki eğim üzerine kurulmuştur. Yukarıda dağın tepesine antik çağdaki adı Telonia olan Akropolis kurulmuştur. Akropolis de bir garnizon görev yapmakta, komutanların dört aylık görev dönemleri olmakta ve bu dönem içinde hiç bir şekilde akropolisi terkedemezlerdi. Eski savunma duvarlarının bazı parçalarına günümüzde de rastlanmaktadır.Akropolis' e dar bir patikadan çıkılmakta olup yukarıda muhteşem bir manzara sizi beklemektedir.
3. Milet
Didim'e 20 Km. uzaklıkta yer alan Milet Antik Kenti, İyonya bölgesinde olup; 12 iyon kentinin oluşturduğu dini ve siyasi birlik olan Panionion'un en önemli üyelerinden birisi idi. İsmi ve kuruluşu ile ilgili bir çok fikir ve söylenti vardır.
Hitit metinlerinde geçen Milawanda Veya Milada isimleri ile bağlantılı olduğu söylenir. Bu kelimelerin anlamı;Ana tanrıçaya veya tapkı yerine giden yolun sahibi anlamındadır. Didyma Apollon Tapınağı'na giden yolun sahibidir.
Yine Milet adı, kuruluşunda önemli rol olmayan Miletos, Giritteki Miletos şehrinin adı ile bağlantılı olabilir.
Kentin kuruluşu mitolojiye göre; Deıone adı ile bilinen Akakallis, Girit kralı Minos'un kızı idi. Apollon ile birlikte olması sonucu üç oğlu olur. Bunlardan birisi olan Miletos'u, doğduğu zaman babasının korkusundan dolayı orman bırakır. Çocuğu kurtlar ve çobanlar büyütürler. Büyüyen Miletos dedesinin kendisini öldürteceğini anlayınca, Anadolu'ya kaçar ve Milet kentini kurar. Maiandros'un (Menderes nehri tanrısı) kızı Kyane ile evlenir. Ondan olan iki oğlu Kaunnus ve Byblık de kendi adlarıyla bilinen şehirleri kurarlar. Tarihe göre ise; Atina kralı Kadros'un oğlu Pyloslu Neleus önderliğindeki grup M.Ö.X veya Xl.yüzyılında Milet'e gelerek Karyalı yerli erkekleri öldürüp onların dul kalan eşleriyle evlenerek Milet kentini kurarlar. Athene tapınağı çevresinde yapılan kazılarla Miken dönemlerine ait Megaçömlek bulunmuştur. Bunlardan bazıları M.Ö. 1600'e kadar inmektedir.
Homeros'un ilyada'sında, Milet'in karyalılari Strabonda ise Giritlilerce kurulduğu söylenir. İlyada'da miletli prenslerin, Turuvalılarla omuz omuza Yunanlılar'a karşı savaştıkları yazıdır.
Kuruluşu nasıl ve kimlerce olduğu pek önemli olmayan Milet Kenti, yüzyıllarca ihtişamını korumuş ve hepsinden önemlisi bilim, sanat, ve kültür merkezi olmuş, antik çağın uygarlığına yön vermiştir. Milet 7. ve 6. yüzyıllarda en parlak dönemini yaşamıştır. M.Ö. 670 yılından sonra kurmuş olduğu doksana yakın koloni sayesinde çok zevginleşerek antik dünyanın metropolü haline gelmiştir. Kurduğu koloniler arasında bugünkü Sinop, Samsun, Giresun, Trabzon, Gemlik, Erdek ve Mısır'daki Naukratis şehirleri sayılabilir.
M.Ö. 546 Da Lidya'nın başkenti Sardes'le birlikte Perslerin eline geçen kent, M.Ö 499'da öteki İyon şehirlerinden yardımları ile Perslerin elindeki Sardes'i yakmıştır. Milet kenti, M.Ö. 494 de yapılan ünlü Lade Deniz Savaşı'nda müttefik donanmasının yenilmesi üzerine Perslerce yakılıp yıkılmış, Didyma Apllon Tapınağı yağmalanmıştır. Milet halkının büyük bir çoğunluğu esir edilmiş, Mezepotamya'da Dicle kıyısındaki Ampe şehirine sürgün edilmişlerdir. Bu olan üzerine trajedi yazarı Phrynıkos ''Miletos'un zaptı'' adlı eseri yazmış, bu oyun Atina'da halkı çok etkilemiş ve üzüntüye neden olduğu için oyun yasaklanmış ve yazarına bin drahmi para cezası verilmiştir. M.Ö, 479'da Attika-Delos birliğine giren Milet daha sonraki yıllarda Hippodarmos planına göre yeniden kurulmuştur. Hellenistik dönemde de ticaret ve sanat ananında gelişen merkez, Roma döneminde bağımsız bir kent olarak Anadolu'nun en büyük metropollerinden birisi olmuştur. Bugün ayakta kalan eserlerin büyük bir çoğunluğu o döneme aittir.
M.S III.yüzyıla doğru, Menderes nehirinin yavaş yavaş Latmos körfezini doldurması sonucu Myus, Priene, Herakleia gibi şehirlerin göçmenleri Milet'e gelirler. Menderes'in doldurma işlmei Milet'i de etkilemeye başlar. M.S. 263 de Gotlarca yağmalanan Milet şehri, Bizans döneminde de önemini Piskoposluk merkezi olarak devam ettirir. Milet 1079'da türkler'in eline geçer. 1261 de Karya'da kurulan Menteşe beylerinden Orhan 1333 de kendi adına bastırdığı sikkelerde kentin adını Palatia olarak yazdırır. 1424 yılında II.murat zamanında osmanlılar'a geçen şeir, artık köy haline dönüşmeye başlar. Etrafı bataklık haline gelmiştir. Hatta Evliya Çelebi seyyahatnamesi'nde Balat'a geldiğinde çok ağır havasından eşeklerin ile anıramadığından, meyan kökü, buğday ve arpanın Menderes'ten faydalanarak ticaretin yapıldığından bahseder. 1955 yılına kadar köy olarak varlığını devam ettiren Milet / Balat bu yıldaki deprem sonucu tamamen terkedilir. Milet'teki ilk kazılara 1899 yılında Th. Wiegand Berlin Kraliyet müzesi adına başlanmıştır. I. Dünya şavaşı'nda kesintiye uğrayan kazılara halen devam edilmektedir.
M.Ö. 5.yüzyıla doğru Milet alfabesi Atina'nın resmi alfabesi olmuştur. Milet ticarete çok başarılı idi. M.Ö.6.yüzyılda Milet yünleriçok ün kazanmıştır. Öyle ki Samos'lu bir yönetici Polykrates aynı cinsi koyunları yetiştirmek için Milet'ten damızlık hayvan almıştı. Milet kumaşları ve kilimleri lüks eşyalar arasındaydı. Hatta M.S 3. ve 4.yüzyıllarda bile özellikle erguvan rengindeki Milet kumaşları çok aranan mallar arasındaydı. Milet seramikleri yalnızca İyon sahillerinde değil, Karadeniz'deki konilerde ve Mısır'da da kullanılıyordu. Milet; yün ve seramikten başka, boya maddeleri, maden, buğday da ihraç etmekteydi. Milet antik çağda deniz kıyısında bir liman kenti idi. Milet'in; üçü tiyatro önünde (ki bunlardan birisi Athena Limanı olarak anılırdı) diğeri tiyatronun arkasındaki meşhur aslanlı liman olmak üzere dört limanı vardı. Günümüzde sadece aslanlı limanın aslanları gözükmektedir. Bu liman gibi diğeri de dolmuş durumdadır. Menderes zamanla tüm denizi doldurarak kenti, bugün denizden kuşucumu 10 km. uzaklaştırmıştır. Milet önündeki ünlü Lade Adası dugünkü Batmaz/ Batı köyü'nün tepeleri halindedir. Büyük olan kentte hemen her döneme ait çeşitli yapılar vardır. Bunların bir kısmı antik, bir kısmı da Türk-İslam eseridir.

a. Tiyatro
Milet'e ilk girişte, anıtsal bir eser olarak karşımıza ilk çıkan yapıdır. Anadolu tiyatroları içerisinde en görkemlisi, en sağlam şekilde kalanı ve en etkileyicisidir. Kuruluşu M.Ö. 4.yüzyıldadır. M.Ö. 140 da bugünkü şekilde kurulmuş, daha sonradan M.Ö. 75-100 yılarındaikinci kat oturma sıraları, M.S 300'de sahte binası inşaa edilmiştir. Ön cephe
genişliği140 metredir. Toplam seyirci kapasitesi 15 bindir. Tiyatro denize bakması sebebiyle çok güzeldir. İmrapatorun yeri en alt sırada idi. İmparatorun başı üzerindeki tenteneyi taşıyan dört sütundan ikisi bugün insutu olarak yerlerinde durmaktadır. Sonraki yıllarda 3 katta savunma maçlı kale inşaa edilmiştir. Bizans ve islami
dönemlerde kullanılmıştır. Denizden yüksekliği 40 metre kadar olan tiyatronun mermerlerinin deniz yolu ile yakın çevreden getirildiği bilinmektedir.
b.Milet Müzesi
Milet ören yeri içerisinde, bir de müze bulunmaktadır. 03.10.1973 Yılında ziyaret açılan Milet Müzesi, MİLET, Didim, Priene başta olmak üzere, yöremizdeki arkeolojik buluntulara ec sahipliği yapmaktadır. Üç teşhir salonu, aslanlar galerisi ve açık teşhir alanı bulunan Müze'nin hizmet binası kullanılamaz raporu verildği için yaklaşık dört yıl kapalı kaldı. Bu dönemde Didim ilçe merkezi'ne taşınması gündeme gelen Müze, 2004 yılında aynı yerinde yeniden hizmete açıldı. Müze'nin hizmet binası sorunu, henüz kalıcı bir çözüme kavuşmamıştır.
4. Apollon Tapınağı
Didim' in girişinde, Batı Anadolu kıyılarının en etkileyici bağımsız anıtı olarak kabul edilen Apollon Tapınağı yükselir. Tapınağın anıtsal boyutları ve benzersiz planı kadar , çok iyi bir durumda korunagelmesi de hayranlık uyandırmaktadır. Yunan dünyasında Apollon Tapınağı' nı boyutları bakımından önemli bir farkla geride bırakacak herhangi bir
tapınak yoktur. Hellenistlik dönemde tasarlanan Apollon Tapınağı, dev boyutlu mimarlık yapıtlarının Roma'lıların tekelinde olmadığını göstermektedir. Didyma hiçbir zaman bir kent niteliği taşımamıştır. Tapınak ve onun yönetiminde ki bilicilik , Miletos toprakları içerisindedir ve rahibi de kentin önde gelen resmi görevlileri arasında yer almıştır. Didyma adı Yunancadan değil, Anadolu dillerinden kaynaklanır. Rastlantı olarak Yunanca " ikizler " anlamına gelen didymi sözcüğüne benzemesi, Apollon ve ikiz kız kardeşi Artemis' le ilişkili olduğu sanısını uyandırmaktadır. Apollon Tapınağı bir Bilicilik Merkezi durumundadır. Milet ve çevre kentlerden gelen ziyaretciler Panormos Limanından ( Mavişehir yakınlarında) karaya çıkarak, tapınağa bir kutsal yol ile ulaştıkları bilinmektedir. Kusal yolun iki tarafında heykeller sıralanmıştır.
M.Ö. 6. yy tarihlenen bu heykellerden bir çoğu 1858 yılında Newton tarafından British Museum' a gönderilmelerine kadar orjinal yerlerinde kalmışlardır. Çoğu Arkalik döneme ait dik bir biçimde oturan figürleri betimler. Bazıları yazıtlıdır. Kutsal yol heykelleri arasında bir aslan ile bir sfenks heykeli de vardır. Bu heykellerin orjinalları olmasada yerlerine kopyalarının bile konması bir önem taşımaktadır.
Didyma tarihinin erken evresi Tapınağın Persler tarafından yıkılmasıyla sona erdi. M.Ö. 494 yılında İona ayaklanması başarısızlıkla sonuçlanıp Miletos düşünce, Dareison hem tapınak hem de bilicilik yerini yağmalayarak yıktırmıştır. Perslerin çaldığı bronz Apollon heykelini 150 yıl sonra İskender almış ve Didyma ya geri vermiştir.
Pers yıkımının ardından bilicilik merkezinin toparlanması uzun sürmüştür. Ama İskender' in gelişyle inşaat hızlanmış ve bilicilik pınarı yeniden kaynamıştır. Hayata dönen bilicilik kurumu İskender' in tanrı Zeus' un öz oğlu olduğunu ve Gaugamela' da zafer kazanacağını muştulamıştır. Yine de Didyma, asıl canlanmasını Seleukos' a borçludur. Eski tapınağın bulunduğu yerde bugün kalıntıları bulunan dev yapının inşaatını M.Ö. 300 yılında Seleukos başlatmıştır.Yeni kutsal alan kısa zamanda büyük bir üne ve zenginliğe kavuşmuştur. Ama M.Ö. 278 yılında istilacı Galatların saldırılarından çok zarar görmüştür. M.Ö. 277 yılına ait çıkartılan bir yazıtta savaştan çok zarar ve yağma görüldüğü, tapınakta Artemis hazinesindeki kaidelerden hiç bir eser kalmadığı yazmaktadır.Henüz tamamlanmayan yapı ise ayakta kalabilmişti. 200 yıl kadar Miletoslular kendi imkanları ile onu tamamlamaya çalıştılar. Ama tapınak hiçbir zaman tamamlanamadı. Örneğin taşların çoğu perdahlanmadı, sutunların livleri tamamlanamadı.
5. Medusa
Didim'in en önemli sembollerinden biri olan Medusa ; Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının dişi canavarı olan üç Gorgona' dan biridir. Bu üç kız kardeşten yalnızca yilan saçlı Medusa ölümlüdür ve kendisine bakanları taşa çevirme güçüne sahiptir. Bu sebeple Antik dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak için Medusa kabartmaları ve resimleri kullanılmıştır.
Medusa' nın hayatı hakkında mitolojide birkaç değişik rivayet bulunmaktadır. Bu rivayetlerden elimize geçenlerin hepsini bu bölümde yayınlayacağız. Bütün Medusa rivayetlerinde ortak nokta Medusa'nın Perseus tarafından başının kesilerek öldürüldüğü ve Medusa'nın kanından Kanatlı at Pegasos ve Khrysaor doğmuştur.Yandaki resimde bu konu işlenmiştir. Apollo Taınağında da Medusa figürleri kullanılmak istenmiştir, ne varki tapınağın inşaası bir türlü bitmediği için bir çok Medusa figürü yarım kalmış ve günümüze bu şekilde ulaşmıştır. Yinede en güzel işlenmiş ve koruna gelmiş Medusa figürlerinden birisi Didim Apollon Tapınağı bahçesinde girişde sağ tarafta bulunmaktadır. Didimdek ki Medusa fotoğraflarını burada özellikle küçük boyutlu yayınlıyoruz, fırsat ayağınızın altında, gezin ve gözlerinizle bu güzelliği görün istiyoruz. Ayrıca tapınakta çeşitli sebeplerle yarı kalmış bir çok Medusa figürüde kabartmaların yapılmasında izlenilen yol ve teknikleri görmeniz açısından önemli olacaktır.
Tarihi zenginlikleri bakımından bir cennet olan ülkemizde etkileyici Medusa figürlerinden iki tanesi de İstanbul Yerebatan Sarnıçı' da bulunmaktadır. Sarnıcın kuzeybatı köşesindeki iki sutunun altında kaide olarak kullanılan Roma Çağına ait iki Medusa başı bulunmaktadır.
IV. yüzyıla ait bu başların hangi yapıtlardan alındığı bilinmemekle birlikte Genç Roma Çağına ait antik bir yapıdan sökülerek buraya getirildiği ve sarnıcın inşaatında salt sutun kaidesi olarak ihtiyaç duyulduğu için kullanıldığı araştırmacılar tarafından kabul görmektedir.Medusa başı eski Bizans'ta kılıç kabzalarına ve sutun kaidelerine ters ve yan olarak işlenmiş ve böylelikle kötülüklerden korunulacağına inanılmıştır. Yerebatan Sarnıcındaki iki Medusa başından biri ters diğeride yan olarak sutun kaidelerine yerleştirilmiştir. Burada birkez daha dikkatinizi çekmek isteriz ki antik tarihi yapıları en hor kullanan ve ençok tahribatı veren topluluk Bizanslılar olmuştur.Bunun örneklerini Yerebatan sarnıçına getirilen Medusa başlarında, Milet te , İasos da ve hemen hemen tüm antiklerde görmekteyiz
a.Medusa Efsanesi
Medusa, yaşamına çok güzel bir genç kız olarak başlamıştır. O kadar güzeldir ki tanrıçaların kıskançlığını üzerinde toplamış, tanrıları da peşinde koşturmuştur. Tanrıça Athena ( Zeus'un en çok sevdiği kızı) onu çok kıskanmaktadır özellikle. Denizlerin tanrısı Poseidon ise Medusa'ya hayrandır. Başı öylesine dönmüştür ki bir gün Athena'nın tapınağında Medusa'ya zorla sahip olur.
Bu durumu kendisi için aşağılayıcı bulan Athena, Medusa'yı gorgon yaparak cezalandırır. Çok çirkinleşmiş, saçları yılana dönüşmüştür, yüzüne bakanlar taş kesilmektedir. Medusa insan olduğu için ölümlüdür. Gorgon yapma cezasını az bulur Athena ve Perseus'la iş birliği yaparak Medusa'nın başını kestirir. Başı kesildiği anda Medusa'nın Poseidon'dan olma çocukları Pegasus ve Chrysar gövdesinden dışarı fırlarlar. Medusa'dan sıçrayan kan damlaları Libya çöllerine düşer ve birer yılana dönüşürler.
Perseus, Medusa'nın kesik kafasını alır gider. Athena ise Medusa'nın derisini yüzüp Aegis'in markası yapar. İki damla kanını kral Erichthonius'a hediye eder. Bu iki damla kandan biri öldürücü zehirdir,diğeri ise panzehirdir, tüm hastalıklara deva olmaktadır.
6. Diğer Antik Kentler
a.Faustina Hamamı
Tiyatronun 150 metre güneyinde yer alan hamam, Anadolu'nun en büyük hamamlarından birisidir. Hamam Roma İmparatoru Marcus Avrelıus (161-180) zamanında karısı Faustina ıı aına yaptırmıştır. 77,50x79,41 metre ebadındadır. Bizans döneminde Anastasius (491-518) zamanında Miletli bilgin İllustrios'un hayreleriyle onarılarak kullanıma devam etmiştir.
Apoditerium (soyunma kısmı)da bulunan Nusa heykelleri İstanbul Arkeoloji Müzasi'ndedir. Buradan frigidariuma (soğukluk) geçilir. Ortada büyük bir havuz vardır. Havuzun kenarlarında çeşme görevi bir aslan heykeli ile Maiandrios (nehir tanrısı) heykelleri Milet Müzesi'ne alınmış yerlerine kopyaları koyulmuştur. Frigidarium'dan sonra Caldarium'a (sıcak kısım) geçilir. Sıcak hava hem duvarlarda, hemde döşemelerde künkler içine dolaşarak bu kısmı ısıtıyordu. Bu bölümden sonra Tepidarıum'a (ılık kısım) geçilir yine buradan soyunma kısmına geçiliyordu.
b.Capito Hamamı
MS. 41-54. Vergılıus Capito, İmparator Clavdius'un yakın dostu ve mali işlerini gören yüksek bir memuru idi. Hamam onun tarafından yaptırılmıştır.
c.Anıtsal Çeşme
MS. 2.yüzyılda, Roma döneminde yapılmıştır. 17 metre yüksekliğinde, üç katlı idi. Genişliği ise yirmi metreye yaklaşır. Tanrı ve tanrıça heykelleri ile Nymphe (Su Perileri)lerle süslü idi.


d.Tanrı Ambarı
163X13 Metredir. Geç helenistik döneme aittir. Yüz kırkı tam ve ikisi yarım olmak üzere yüzkıriki sütün çatısı taşımaktaydı.
Bunlardan başka Helenistik Hereon, Roma Hereon'u liman kapısı, Demeter Tapınağı, Serapis Tapınağı, Dionysos Tapınağı ve Michael Kilisesi, Laodike binası, Gimnazyum,
Sinagog, Bizans Şapeli, yuvarlak kilise, müze karşısındaki Roma Hamamı, şehir surları, Nekropol-ler, Osmanlı ve antik su kemerleri, Milet'in diğer görünebilir eserleridir.
e. Delphinion
Apollon açık hava tapınağı, Milet kentine iki önemli kült vardır. Athena ve Apollon ışık, müzik tanrısıdır. Burada delphin yani yunus balığı nedeniyle denizlerin hakimi ve koruyucusu olarak kabul ve ibadet görmüştür. Delphinion'un hemen limanın yanında olması Milet gibi bir liman kenti için önemli olduğunu göstermektedir. Delphinion aynı zamanda devlet arşivi şehir meclisi binalarında bulunurken; Giritte, Knossos'da olduğu gibi, Milette de Delphinion da bulunmaktadır. Yazıtlar arasında her ıl yapılan bayramlarda masrafı ve idareyi üstlenen zengin Miletliler'in adlarının belirtilmesi ve listeye her yıl bir isim eklenmesi nedeniyle bu listeler M.Ö.6 yüzyıldan Hırıstinanlık dönemine kadar uzamakla ve adeta bir takvim görevi görmektedir.
f. İyonik Stoa
İmparator Clavdius zamanında, M.S 50 yılı civarında Vergilius Capito zamanında yaptırılarak imparatora sunulmuştur. Tören Caddesi uzunluğunda ve caddenin doğusuna yer alır. Altı basamaklı bir merdivenle çıkılır. İyon düzeninde otuz beş sutunlu bir sundurma şeklindedir.
g. Athena Tapınağı
M.Ö.5 yüzyılın ilk yarışında yapılmıştır. 18x30 metre ebadındadır. İyon düzeninde olan tapınağın bugün sadece podyumu görülmektedir.

h. Herakleia Antik Kenti
Herakleis, olağan üstü güzellikteki kent duvarları ve büyüleyici doğal görüntüsüyle Anadoludaki Antik Kentler arasında en etkileyicilerinden birisidir ve kalıntıları kısmen
Helenistik dönemdendir. Ören yerine Bafa Gölünden gidilebileceği gibi karadan Söke - Milas karayolu üzerinden de gidilebilir. Herakleia Antik Kenti bugünkü Kapıkırı köyü sınırları içindedir.
Hallen Çağı'nda Herakleia denizle bağlantılıydı. Strabon'dan öğrendiğimize göre onun döneminde hala bir demirleme yeri vardı.
Hellenistik ve Roma Döneminde kent, olasıkla deniz ticareti nedeniyle zenginleşmiş ve gelişim göstermiştir. Herakleia Erken Hristiyanlık ve Bizans çağlarında da parlak günler yaşamıştır. Bafa Gölü üzerindeki küçük romantik adalarda bu son iki dönemden kalan kiliseler ve manastırlar görülmeye değerdir.

7. Didim'e Nasıl Gidilir?
Hava yolunu tercih edenler için Bodrum Hava alanı, Didim'in yanı başında hizmet veriyor. Kara yolunu kullananlar İzmir kent içine girmeden çevre yolu ile Aydın istikametinde rahat bir yolculuk yaparak, Bodrum yönünde oto yoldan ayrılıp Didim sapağını kullanarak Güzergahı tamamlayabilirler. Selçuk üzerinden gelenler sahil yolunu kullanırlarsa Kuşadası'nı görme veya Söke dışından geçerek gelirken rahat, oldukça geniş, viraj ve rampa ile karşılaşmadan yolculuk yapabilirler büyük bölümü tamamlanan Bafa Gölü kıyısı geçilirken yapılmakta olan bazı bölümlerde, yol kenarı malzeme ve iş makinelerine dikkat etmek gerekiyor.

 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)