İNTİKAMIN BÖYLESİ
Seneyi tam hatırlayamıyorum ama 15 yaş civarındaydım evimizin arka tarafında bir kaç binanın birbirine baktığı bir bahçe vardı bu bahçe bizim futbol sahamızdı ki tum guzel anılarımda buradadır.O aralar mahalleler arası maçlar yapıyoruz çokda çekişmeli geciyor bizim mahalle ve 4 sokak otede olan bir mahalle finale kaldık maç hazırlıklarını yapıyoruz maç günü geldi çattı ancak bahçeye indiğimizde ne görelim mahallemizin pimapen'cisi tezgahlarını bahçeye indirmiş tam sahanın ortasında çalışıyor anlıyacağınız bizim maç ve haftaların emeği suya düştü ama altında kalırmıyız oturduk bir köşeye nasıl intikam alırız diye düşünmeye başladık ortak birkaç fikiri birleştirip hain planıda kurduk arkadaşlarla anlaşıp gece bahçede buluştuk herkez birşeyler getirecekti önceden listeyi hazırlamıştık neyse bana düşen bir kol saatiydi .Herkez getirdiklerini ortaya koydu biraz cam macunu bir kalem biraz ince kablo kol saati birde 9 volt luk pil . Biraz el becerisiyle kısa sürede sahte bir bomba yaptık ve pencinin kapısına yapıştırdık bir süre sonrada dağıldık ertesi gün polis sirenleri ile uyandım mahalleyi polisler işgal etmişti annem bana yataktan cıkmamamı soyluyordu az sonra kapı çaldı gelen polisler evi boşaltacaklarını falan söylediler tüm mahalle boşaltıldıbu arada polislerde temkinli olarak kapıya ulaşmışlardı uzaktan seyrediyorduk dükyan sahibi resmen ağlıyordu
Bende keyiften neredeyse bayılacaktım kısa süre sonra polisler durumu anladı ve herşey yoluna girdi ben hemen eve koştum eee akşama maç vardı
------Askerlik şakası
Hakkari cezaevinde askerliğimi yaptığım sırada çok ağır uykusu olan arkadaşımız altan'ı nöbete kaldırmakta sürekli zorlanıyordum. Nöbet saatine yarım saat kala uyandırmak için uğraşıyordum. Artık gına gelmişti. Kalk altan kalkmaz bu kadar uykusu ağır bir insan ömrümde görmemiştim.
Artık ona bir ders vermek istiyordum. Koğuştaki diğer arkadaşlarla da anlaşarak uyuduğu bir sırada kendisini koğuş yatağına diktim. Sonrada koğuş içindeki acil durum alarmını çaldım. Kendisi de bu gibi acil durumlardan çok tedirgin olduğu için hemen uyanıyordu.
Alarmı duyup da fırlar fırlamaz altındaki yatakla birlikte kalkmaya çalışması görülmeye değerdi. Kalkmak istiyor ama kalkamıyordu. Koğuşta bir kahkaha fırtınası kopmuş. Herkes gülmeye başlamıştı. Altan hala şaşkınlık içinde ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
------------------Yatak mühürü
sene,geçen sene...Adana Çukurova Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğinde okuyorum.Yurt, okul sınırları içerisinde.O zaman 3.sınıftayım.sene başında yeni gelen arkadaşlara "hoşgeldin "şakaları gırla gidiyor tabii.bizim yurda da yeni gelenlerden Rıza diye bi çocuk var.Rıza bizim karşı odaya yerleşti.hemen ona bi şaka yapalım dedik.3 arkadaş Rızanın yanına gittik.hoşgeldin faslından sonra yatacağı yatağı mühürletip mühürletmediğini sorduk.(aslında öyle bi olay yok)O da tabii ki mühürletmediğini söyledi.Bizde ona alt katta muhasebe müdürünün odasına gidip yatağı mühürletmesi gerektiğini söyledik.bizimki,koca yatağı kucakladığı gibi muhasebe odasının yolunu tuttu.odadan içeri girdiğinde muhasebe müdürünün suratını görmeliydiniz.tabi biz müdürle samimiyiz.Rızanın arkasından müdüre bi işaret çaktık.müdürde yatağın her iki yanına şöyle bir baktıktan sonra 20.000.000 TL karşılığında yatağın kenarına bi mühür bastı.çocuk,nazikçe teşekkür edip yatağı odasına çıkardı.biz müdürle kahkahayı bastık tabii. daha sonra o parayla hep beraber pasta ve kola alıp yedik.(tabii Rıza ile beraber) Pastayı yedikten sonra Rıza bize demesin mi:Ya siz ne iyi insanlarmışsınız diye... Gülmekten yerlere yattık ve olayı kendisine anlattık.Olay sonrası söylediği çok ilginçti:
Zaten müdürün 20,000,000 TL istemesinden anlamalıydım...
-----------------------Ton Ton Ton Dardenel Ton
Sene 1995. O yıllar lisedeyim. Günlerden bir gün, arkadaşlarımla oturmuş, okulun spor salonunda iki takımın maçını izliyoruz. Yaklaşık 10 kişiyiz. Birden karnımın acıktığını hissettim. Kantin de, spor salonunun girişinin tam karşısında. Oturduğumuz yerden kantin gözüküyor. O gün de, hala niye olduğunu bilemediğim bir yoğunluk vardı kantinde. Bizimkiler bu kalabalığı spor salonundan gürüyorlardı. Neyse, bir şeyler yemek için arkadaşlardan ayrılıp kantine gittim. Karnımı doyurup tekrar spor salonuna, arkadaşlarımın yanına doğru giderken yerde boş bir "dardenel ton" balık konservesi kutusu gördüm. O sıralarda da bu tip bir şey yeni piyasaya çıkıyordu ve kutusu hoşuma gitti yerden alıp inceleye inceleye gidiyordum. Tam spor salonuna girip arkadaşlarıma doğru yanaşırken birden aklıma bir muziplik geldi. Elimdeki boş konserve kutusunu havaya kaldırarak bir yanda arkadaşlarıma doğru koşmaya bir yandan da soluk soluğa "Millet! Koşun o'lum kantinde bedava dardanel ton dağıtıyolar" diye bağırmaya başladım. Açıkçası arkadaşlarımın bu numarayı yutacaklarını hiç beklemiyordum, fakat bir de baktım 8-10 kişi kantine doğru son sürat koşuyor. Kantindeki kalabalığı da gören arkadaşlar söylediğim şeyi gerçek sanmışlar, iştahla kantine koşuyorlardı. Hele birinin yanındaki ceketini alel acele kapıp öyle bir koşuşu vardı ki, ömrümün sonuna kadar unutamayacağım. Sonra, hayal kırıklığına uğramış bir yüz ifadesiyle kantinden geri geldiler. Ben bir yandana kahkahalar atıyor bir yandan da olayı anlatmaya çalışıyordum. Gerçeği öğrendikten sonraki yüz ifadelerini görecektiniz. Sonuçta uzun yıllar unutamayacağım çok güzel bir anı yaşamış oldum. Lise yıllarımdaki o güzel ortamı hala unutamadım ve çok özlüyorum. Siz çok yaşayın emi Serkan, Emin, Adem, Ertan, İsmail, ...........
--------------------------Cin sakasi..
Selamlar, şimdi size 1971 yılında babamın dayıma yaptığı bir şakayı anlatacağım.
Dayım o zamanlar babamın yanında şirkette bir elemandı. Bir gün dayım ile babamın arasındaki konuşma söyleymiş... Önce dayım kaşınmış ve şöyle demiş:
- Abi be, ben ruhlara cinlere minlere filan inanmıyorum, çünkü görmediğim şeye inanmam. Yok abi öyle şeyler, İmkansız.
Tabiiii babamın aklına o an bir cinlik gelmiş ve söyle demiş:
- Uğur saçmalama olum, Ne dediğini bilmiyorsun sen ! büyük konuşma
- yok be abi, ben inanmam, meymiş cinmiş minmiş, gelsinler de görelim!
- Peki uğur bu senin görüşün ama sonra pişman olma
demiş babam. Neyse o günün akşamında babam işten erken çıkmış ve dooğru dayımlara... Dayım gelmeden önce onun odasındaki yastığının altına bir hortumun ucunu saklamış, hotumun diğer ucunu da pencereden gizlice dışarıya sarkıtmış. Akşam olmuş, dayım işten dönmüş ve rakı muhabbeti, gırgır, şamata derken saat gece 12 sularında babam eve dönme bahanesi ile dayımlardan ayrılmış ama evin arka bahçesinde beklemeye koyulmuş. Neyse, bakmış tüm dayılarım tek tek yatıyor, en son Uğur dayımın ışığı sönmüş. Babam tam yarım saat sonra hortumun ucundan seslenmiş:
- Eyyy insanoğluuuuuuuuuu (Kalın bir sesle)
o an dayımın odasının ışığı yanmış ve dayım sağa sola bakınmış geri yatmış. Ve tekrar gaipten bir ses...
- İnsanoğluuuuuuuuu Öleeeceksiiiiiiiiiiiiiin
dayımın odasının lambası ikinci kez yandığında aynı odada kalan diğer dayıma
-abi be sen ses mes duyuyor musun
demiş. Tabi diğer dayım da:
- Ne lan bu keçii, zırt pırt lambayı yakıyorsun. Yok ses mes, yaz zıbar artık.
Dayım bundan sonra sabaha kadar uyuyamamış ve üç paket sigara bitirmiş. Neyse ertesi gün işyerinde babam dayımı görünce kopmuş. çünkü ayakta duracak hali yok ve uyukluyormuş. Babam sormuş:
- Uğur neyin var?
dayım:
- Abii ben ölüyorum galiba
demiş. ve babam olanı biteni anlatmış dayıma. Anlayın....
biz bu olayı babamın ağzından her dinlediğimizde kopuyoruz.
--------------------------Tuvalet Sakasi
Bir akşam ilçemiz çarşısında arkadaşlarla turluyoruz.
Arkadaşın biri tuvalete girdi.
Eh bizde de muzurluk.
Arkadaş tuvaletteyken onu kapı üstünden su döküp ıslatıcaz.
Daldık arkasından tuvaletlere.
Bütün kapıları çalıyoz sadece biri karşılık veriyor.
Ne bilelim içerde başka adamın olduğunu.
Bir maşrapa suyu kapının üzerinden içeri boca ettik.
Kapı açılıp izbandut gibi adam karşımıza çıktı.
Biz önde ,adam arkada, tabi birden kaçınca para vermedik tuveletçi hepimizin peşinde çıktık çarşıya.
Tabi paçayı yırttık ama karizma reset.
Daha sonra olanları asıl kurbanımız olması gereken arkadaşa anlatınca adam gülmekten mosmor olmuştu. Buda böyle bir dumur olayı
--------------Kemal Sunal isi saka
Yillar once mahallemizde bir arkadasimiz mahallenin guzel bir kizina kafayi takmis.
Biz de Kemal Sunal filminden etkilenerek basladik sakamiza. Kizin agzindan oglana mektup yazip ona asik oldugunu yazdik ve bu gunlerce surdu. Oglan kiza yaziyor ve ben aliyorum karsiligini yazip tekrar oglana veriyorum. Neyse bir gun cocuk kizdan resim istedi bizde yazdik iste. "param yok fakat bana biraz para verirsen cektirir sana gonderirim" diye yazdik. Sozde oglandan parayi alip afiyetle yiyecektik. Ama cocuk bize geldi ve basladi dert yanmaya kiz benden para istedi resim icin ama "bende para yok bana borc verebilirmisin?" demez mi. Biz makaralari koyuverdik dusununsenize biz parayi verecegiz para tekrar bize gelecek ve mecbur olduk cocuga durumu acikladik cok kotu oldu ve dediki "yani butun bunlar sakamiydi!" dedi ve basladi hepimizi kovalamaya. Umarim bize cok kizmamistir cunki kizi cok seviyordu ve noldu biliyormusunuz oglan bu kizla evlendi simdi uc tane gul gibi cocuklari var allah uzun omurler versin saygilarimla.
Taştan top
Çocukken plastik topla maç yapıyoruz. Top patladı, maç yarıda kaldı.
Arkadaşlardan kimin fikriydi bilmiyorum, yarılan topun içine taş dolduralım dedi. Fikir tuttu. Bulduğumuz taşları topun içine tıkıştırdık, sonrada az ilerimize koyduk. yoldan geçenlere " abi, topu bi atsana " diyoruz çocuksu masumluğumuzla. Topa gerilip vuranlarımı ararsınız, kendini Pele sanıp havalara girenlerimi... Ama sonuçta hepsi ayağını tutarak ve morarmış bir yüzle ayrıldı. Bir çocuk vurdu ki onu unutamıyorum. Ayağında tokya ile bir bakkal çırağı gelip topa olanca hızıyla vurdu, ve resmen kemik sesi duyduk. Bağırarak kaçtı gitti. Biz ise gülüştük.
Şimdi düşünüyorum da neden böyle bir şey yaptık, ?...
sadece çocukluk!
------------------------------Evlatlık şakası
Dışarıda kar yağıyor, hiçbir yere çıkamıyorduk.canımız sıkılıyor ne yapsak diye düşünüyorduk.kardeşimin diğer odada ders çalıştığını görünce aklıma ona şaka yapmak geldi.arkadaşıma yapacağımız şakayı anlattım.odaya gittik.
Ve dedim ki;
-Sana çok önemli birşey itiraf edeceğim , ama yemin et kimseye söylemeyeceksin.kardeşimde şaşkın şaşkın yemin etti.sen benim öz kardeşim değilsin biliyormusun ? Seni 5 yaşındayken evlat edindik. Senin gerçek annen ve baban trafik kazasında öldü.18 yaşını doldurduğun için bunu anlatmak istedim.anneme ve babama sakın söyleme çünkü onlar senin bilmeni istemiyorlar dedim.kardeşim hiçbir şey söyleyemedi.sessizce durdu ve küt bayıldı. 5-10 dakika ayıltmaya çalıştık.annem odaya girdi ve bayılan kardeşimi görünce bağırıp ağlamaya başladı.arkadaşımla ne yapacağımızı şaşırdık.ayılınca şaka olduğunu söyledik fakat bir hafta boyunca ne annem bizimle konuştu nede kardeşim.harçlık almak ve dışarı çıkmak yasaktı.yaptığımız şaka elimize yüzüme bulaşmıştı.
Zararlı çıkan biz olduk.
BU ŞAKALAR ALINTIDIR........................ :ka19::ka19:
Seneyi tam hatırlayamıyorum ama 15 yaş civarındaydım evimizin arka tarafında bir kaç binanın birbirine baktığı bir bahçe vardı bu bahçe bizim futbol sahamızdı ki tum guzel anılarımda buradadır.O aralar mahalleler arası maçlar yapıyoruz çokda çekişmeli geciyor bizim mahalle ve 4 sokak otede olan bir mahalle finale kaldık maç hazırlıklarını yapıyoruz maç günü geldi çattı ancak bahçeye indiğimizde ne görelim mahallemizin pimapen'cisi tezgahlarını bahçeye indirmiş tam sahanın ortasında çalışıyor anlıyacağınız bizim maç ve haftaların emeği suya düştü ama altında kalırmıyız oturduk bir köşeye nasıl intikam alırız diye düşünmeye başladık ortak birkaç fikiri birleştirip hain planıda kurduk arkadaşlarla anlaşıp gece bahçede buluştuk herkez birşeyler getirecekti önceden listeyi hazırlamıştık neyse bana düşen bir kol saatiydi .Herkez getirdiklerini ortaya koydu biraz cam macunu bir kalem biraz ince kablo kol saati birde 9 volt luk pil . Biraz el becerisiyle kısa sürede sahte bir bomba yaptık ve pencinin kapısına yapıştırdık bir süre sonrada dağıldık ertesi gün polis sirenleri ile uyandım mahalleyi polisler işgal etmişti annem bana yataktan cıkmamamı soyluyordu az sonra kapı çaldı gelen polisler evi boşaltacaklarını falan söylediler tüm mahalle boşaltıldıbu arada polislerde temkinli olarak kapıya ulaşmışlardı uzaktan seyrediyorduk dükyan sahibi resmen ağlıyordu
Bende keyiften neredeyse bayılacaktım kısa süre sonra polisler durumu anladı ve herşey yoluna girdi ben hemen eve koştum eee akşama maç vardı
------Askerlik şakası
Hakkari cezaevinde askerliğimi yaptığım sırada çok ağır uykusu olan arkadaşımız altan'ı nöbete kaldırmakta sürekli zorlanıyordum. Nöbet saatine yarım saat kala uyandırmak için uğraşıyordum. Artık gına gelmişti. Kalk altan kalkmaz bu kadar uykusu ağır bir insan ömrümde görmemiştim.
Artık ona bir ders vermek istiyordum. Koğuştaki diğer arkadaşlarla da anlaşarak uyuduğu bir sırada kendisini koğuş yatağına diktim. Sonrada koğuş içindeki acil durum alarmını çaldım. Kendisi de bu gibi acil durumlardan çok tedirgin olduğu için hemen uyanıyordu.
Alarmı duyup da fırlar fırlamaz altındaki yatakla birlikte kalkmaya çalışması görülmeye değerdi. Kalkmak istiyor ama kalkamıyordu. Koğuşta bir kahkaha fırtınası kopmuş. Herkes gülmeye başlamıştı. Altan hala şaşkınlık içinde ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
------------------Yatak mühürü
sene,geçen sene...Adana Çukurova Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliğinde okuyorum.Yurt, okul sınırları içerisinde.O zaman 3.sınıftayım.sene başında yeni gelen arkadaşlara "hoşgeldin "şakaları gırla gidiyor tabii.bizim yurda da yeni gelenlerden Rıza diye bi çocuk var.Rıza bizim karşı odaya yerleşti.hemen ona bi şaka yapalım dedik.3 arkadaş Rızanın yanına gittik.hoşgeldin faslından sonra yatacağı yatağı mühürletip mühürletmediğini sorduk.(aslında öyle bi olay yok)O da tabii ki mühürletmediğini söyledi.Bizde ona alt katta muhasebe müdürünün odasına gidip yatağı mühürletmesi gerektiğini söyledik.bizimki,koca yatağı kucakladığı gibi muhasebe odasının yolunu tuttu.odadan içeri girdiğinde muhasebe müdürünün suratını görmeliydiniz.tabi biz müdürle samimiyiz.Rızanın arkasından müdüre bi işaret çaktık.müdürde yatağın her iki yanına şöyle bir baktıktan sonra 20.000.000 TL karşılığında yatağın kenarına bi mühür bastı.çocuk,nazikçe teşekkür edip yatağı odasına çıkardı.biz müdürle kahkahayı bastık tabii. daha sonra o parayla hep beraber pasta ve kola alıp yedik.(tabii Rıza ile beraber) Pastayı yedikten sonra Rıza bize demesin mi:Ya siz ne iyi insanlarmışsınız diye... Gülmekten yerlere yattık ve olayı kendisine anlattık.Olay sonrası söylediği çok ilginçti:
Zaten müdürün 20,000,000 TL istemesinden anlamalıydım...
-----------------------Ton Ton Ton Dardenel Ton
Sene 1995. O yıllar lisedeyim. Günlerden bir gün, arkadaşlarımla oturmuş, okulun spor salonunda iki takımın maçını izliyoruz. Yaklaşık 10 kişiyiz. Birden karnımın acıktığını hissettim. Kantin de, spor salonunun girişinin tam karşısında. Oturduğumuz yerden kantin gözüküyor. O gün de, hala niye olduğunu bilemediğim bir yoğunluk vardı kantinde. Bizimkiler bu kalabalığı spor salonundan gürüyorlardı. Neyse, bir şeyler yemek için arkadaşlardan ayrılıp kantine gittim. Karnımı doyurup tekrar spor salonuna, arkadaşlarımın yanına doğru giderken yerde boş bir "dardenel ton" balık konservesi kutusu gördüm. O sıralarda da bu tip bir şey yeni piyasaya çıkıyordu ve kutusu hoşuma gitti yerden alıp inceleye inceleye gidiyordum. Tam spor salonuna girip arkadaşlarıma doğru yanaşırken birden aklıma bir muziplik geldi. Elimdeki boş konserve kutusunu havaya kaldırarak bir yanda arkadaşlarıma doğru koşmaya bir yandan da soluk soluğa "Millet! Koşun o'lum kantinde bedava dardanel ton dağıtıyolar" diye bağırmaya başladım. Açıkçası arkadaşlarımın bu numarayı yutacaklarını hiç beklemiyordum, fakat bir de baktım 8-10 kişi kantine doğru son sürat koşuyor. Kantindeki kalabalığı da gören arkadaşlar söylediğim şeyi gerçek sanmışlar, iştahla kantine koşuyorlardı. Hele birinin yanındaki ceketini alel acele kapıp öyle bir koşuşu vardı ki, ömrümün sonuna kadar unutamayacağım. Sonra, hayal kırıklığına uğramış bir yüz ifadesiyle kantinden geri geldiler. Ben bir yandana kahkahalar atıyor bir yandan da olayı anlatmaya çalışıyordum. Gerçeği öğrendikten sonraki yüz ifadelerini görecektiniz. Sonuçta uzun yıllar unutamayacağım çok güzel bir anı yaşamış oldum. Lise yıllarımdaki o güzel ortamı hala unutamadım ve çok özlüyorum. Siz çok yaşayın emi Serkan, Emin, Adem, Ertan, İsmail, ...........
--------------------------Cin sakasi..
Selamlar, şimdi size 1971 yılında babamın dayıma yaptığı bir şakayı anlatacağım.
Dayım o zamanlar babamın yanında şirkette bir elemandı. Bir gün dayım ile babamın arasındaki konuşma söyleymiş... Önce dayım kaşınmış ve şöyle demiş:
- Abi be, ben ruhlara cinlere minlere filan inanmıyorum, çünkü görmediğim şeye inanmam. Yok abi öyle şeyler, İmkansız.
Tabiiii babamın aklına o an bir cinlik gelmiş ve söyle demiş:
- Uğur saçmalama olum, Ne dediğini bilmiyorsun sen ! büyük konuşma
- yok be abi, ben inanmam, meymiş cinmiş minmiş, gelsinler de görelim!
- Peki uğur bu senin görüşün ama sonra pişman olma
demiş babam. Neyse o günün akşamında babam işten erken çıkmış ve dooğru dayımlara... Dayım gelmeden önce onun odasındaki yastığının altına bir hortumun ucunu saklamış, hotumun diğer ucunu da pencereden gizlice dışarıya sarkıtmış. Akşam olmuş, dayım işten dönmüş ve rakı muhabbeti, gırgır, şamata derken saat gece 12 sularında babam eve dönme bahanesi ile dayımlardan ayrılmış ama evin arka bahçesinde beklemeye koyulmuş. Neyse, bakmış tüm dayılarım tek tek yatıyor, en son Uğur dayımın ışığı sönmüş. Babam tam yarım saat sonra hortumun ucundan seslenmiş:
- Eyyy insanoğluuuuuuuuuu (Kalın bir sesle)
o an dayımın odasının ışığı yanmış ve dayım sağa sola bakınmış geri yatmış. Ve tekrar gaipten bir ses...
- İnsanoğluuuuuuuuu Öleeeceksiiiiiiiiiiiiiin
dayımın odasının lambası ikinci kez yandığında aynı odada kalan diğer dayıma
-abi be sen ses mes duyuyor musun
demiş. Tabi diğer dayım da:
- Ne lan bu keçii, zırt pırt lambayı yakıyorsun. Yok ses mes, yaz zıbar artık.
Dayım bundan sonra sabaha kadar uyuyamamış ve üç paket sigara bitirmiş. Neyse ertesi gün işyerinde babam dayımı görünce kopmuş. çünkü ayakta duracak hali yok ve uyukluyormuş. Babam sormuş:
- Uğur neyin var?
dayım:
- Abii ben ölüyorum galiba
demiş. ve babam olanı biteni anlatmış dayıma. Anlayın....
biz bu olayı babamın ağzından her dinlediğimizde kopuyoruz.
--------------------------Tuvalet Sakasi
Bir akşam ilçemiz çarşısında arkadaşlarla turluyoruz.
Arkadaşın biri tuvalete girdi.
Eh bizde de muzurluk.
Arkadaş tuvaletteyken onu kapı üstünden su döküp ıslatıcaz.
Daldık arkasından tuvaletlere.
Bütün kapıları çalıyoz sadece biri karşılık veriyor.
Ne bilelim içerde başka adamın olduğunu.
Bir maşrapa suyu kapının üzerinden içeri boca ettik.
Kapı açılıp izbandut gibi adam karşımıza çıktı.
Biz önde ,adam arkada, tabi birden kaçınca para vermedik tuveletçi hepimizin peşinde çıktık çarşıya.
Tabi paçayı yırttık ama karizma reset.
Daha sonra olanları asıl kurbanımız olması gereken arkadaşa anlatınca adam gülmekten mosmor olmuştu. Buda böyle bir dumur olayı
--------------Kemal Sunal isi saka
Yillar once mahallemizde bir arkadasimiz mahallenin guzel bir kizina kafayi takmis.
Biz de Kemal Sunal filminden etkilenerek basladik sakamiza. Kizin agzindan oglana mektup yazip ona asik oldugunu yazdik ve bu gunlerce surdu. Oglan kiza yaziyor ve ben aliyorum karsiligini yazip tekrar oglana veriyorum. Neyse bir gun cocuk kizdan resim istedi bizde yazdik iste. "param yok fakat bana biraz para verirsen cektirir sana gonderirim" diye yazdik. Sozde oglandan parayi alip afiyetle yiyecektik. Ama cocuk bize geldi ve basladi dert yanmaya kiz benden para istedi resim icin ama "bende para yok bana borc verebilirmisin?" demez mi. Biz makaralari koyuverdik dusununsenize biz parayi verecegiz para tekrar bize gelecek ve mecbur olduk cocuga durumu acikladik cok kotu oldu ve dediki "yani butun bunlar sakamiydi!" dedi ve basladi hepimizi kovalamaya. Umarim bize cok kizmamistir cunki kizi cok seviyordu ve noldu biliyormusunuz oglan bu kizla evlendi simdi uc tane gul gibi cocuklari var allah uzun omurler versin saygilarimla.
Taştan top
Çocukken plastik topla maç yapıyoruz. Top patladı, maç yarıda kaldı.
Arkadaşlardan kimin fikriydi bilmiyorum, yarılan topun içine taş dolduralım dedi. Fikir tuttu. Bulduğumuz taşları topun içine tıkıştırdık, sonrada az ilerimize koyduk. yoldan geçenlere " abi, topu bi atsana " diyoruz çocuksu masumluğumuzla. Topa gerilip vuranlarımı ararsınız, kendini Pele sanıp havalara girenlerimi... Ama sonuçta hepsi ayağını tutarak ve morarmış bir yüzle ayrıldı. Bir çocuk vurdu ki onu unutamıyorum. Ayağında tokya ile bir bakkal çırağı gelip topa olanca hızıyla vurdu, ve resmen kemik sesi duyduk. Bağırarak kaçtı gitti. Biz ise gülüştük.
Şimdi düşünüyorum da neden böyle bir şey yaptık, ?...
sadece çocukluk!
------------------------------Evlatlık şakası
Dışarıda kar yağıyor, hiçbir yere çıkamıyorduk.canımız sıkılıyor ne yapsak diye düşünüyorduk.kardeşimin diğer odada ders çalıştığını görünce aklıma ona şaka yapmak geldi.arkadaşıma yapacağımız şakayı anlattım.odaya gittik.
Ve dedim ki;
-Sana çok önemli birşey itiraf edeceğim , ama yemin et kimseye söylemeyeceksin.kardeşimde şaşkın şaşkın yemin etti.sen benim öz kardeşim değilsin biliyormusun ? Seni 5 yaşındayken evlat edindik. Senin gerçek annen ve baban trafik kazasında öldü.18 yaşını doldurduğun için bunu anlatmak istedim.anneme ve babama sakın söyleme çünkü onlar senin bilmeni istemiyorlar dedim.kardeşim hiçbir şey söyleyemedi.sessizce durdu ve küt bayıldı. 5-10 dakika ayıltmaya çalıştık.annem odaya girdi ve bayılan kardeşimi görünce bağırıp ağlamaya başladı.arkadaşımla ne yapacağımızı şaşırdık.ayılınca şaka olduğunu söyledik fakat bir hafta boyunca ne annem bizimle konuştu nede kardeşim.harçlık almak ve dışarı çıkmak yasaktı.yaptığımız şaka elimize yüzüme bulaşmıştı.
Zararlı çıkan biz olduk.
BU ŞAKALAR ALINTIDIR........................ :ka19::ka19: