- Katılım
- 8 May 2009
- Konular
- 620
- Mesajlar
- 2,005
- Online süresi
- 42m 13s
- Reaksiyon Skoru
- 91
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 17 Yıl 1 Ay 11 Gün
- Başarım Puanı
- 190
- Yaş
- 29
- MmoLira
- -79
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
Roman Özeti KURTLAR SOFRASI Atilla İLHAN
1.KİTABIN KONUSU:
Toplumsal ilişkiler ve sorunlar ışığında ele alınan bireyler arası ilişkiler
Atilla İLHAN tarafından detaylı bir boyutla incelenerek işlenmiştir. Kitapta ülkedeki iş çevrelerini
basın ve eğlence endüstrisini gazeteci Mahmut Bey`in kişiliği de ele alınarak
yaşanan dönemi tüm çıplaklığı ile ortaya koymuştur.
2.KİTABINÖZETİ:
Mahmut Bey
üzerinde çalıştığı haberlerle ilgili olarak Katip Rıza ile görüşmek üzere randevulaşır. Fakat randevu yerine geldiğinde ortada katip yerine bir başkası ile karşılaşır. Kendisini Katip Rıza`nın gönderdiğini söyleyen kişi; kendisi ile gelmesini ister. Beraber giderken iki kişi daha ortaya çıkar ve üçü birlikte Mahmut Bey`in üzerine saldırırlar. Mahmut Bey
bir yolunu bulur ve aralarından kaçarak kurtulur. Mahmut Bey
Katip Rıza`ya ulaşamamıştır ve onu mutlaka bulması gerekmektedir. Buluşmayı önceden öğrenen gangster bozuntuları Katip Rıza`yı iyice benzetip bir köşeye atmış ve başına da üç nöbetçi bırakmışlardır.
Mahmut Bey Katip Rıza`nın izini bulur. Hemen bir plan yaparak Katip Rıza`yı gangsterlerin elinden kurtarır ve beraberce Beyazıt`ta Acem`in Sabahçı Kahvesi`nde soluğu alırlar.
Mahmut Bey sigarasını içerken aklından tek geçen şey Sezai YILMAZ`nın adresini bulmaktır. Ancak bu adam ve onun adresi sayesinde
birbiri ile ilgisi yokmuş gibi gözüken birçok olay çözülebilecek
aynı zamanda arsa spkülasyonuna ve inşaat yolsuzluklarına kadar birçok olayın perde arkası aydınlanacaktır. Katip Rıza intikamını almak için Yazmacı`nın adresini bulur. Mahmut`u bir düşüncedir alır. Böyle bir sırada İstanbuldan ayrılmak
gazeteyi ve Ümit`i bırakmak doğrumu diye uzun süre düşünür. Mahmut ERSOY tüm bu düşüncelerinden sıyrılarak İZMİR`e gitmeye karar verir.
Gazetenin diğer çalışanlarından Ragıp da tedirgindir. Akşamdan beri elini ayağını tutan onu dürüst bir iş sahibi etmeyen huzursuzluğun altında tevkif edilme korkusu bulunmaktadır. Siyasetin ne kadar çetrefilli bir iş olduğunu o zaman anlar. Ama gazetecilik iç güdüsü ile duyduğunu
gördüğünü yazmak istediği de vardır. Ona ters gelen taraf
sustuğu zaman korkuyor anlamının ortaya çıkmasıdır. Gazetede çıkan fıkranın konusu olan adam; iki defa haklı çıkması
üç defa yerinde tenkidi yüzünden yarın cezaevini boylayacak olursa korku düpedüz içine girmiş anlamına gelecek. Birden aklına Mahmut`un sözleri gelir.
- “ … sen bir iki seçimle her şeyin küt diye yoluna gireceğini mi sanıyordun? Yok be. Ragıp! Asıl çekişme bundan sonra başlayacak bu gelenler gidenlerden farklı olmadıkları
hatta belki daha kötü oldukları için
bütün ettikleri vaatlerin altından kalkmak isteyeceklerdir. Sen
ben karşılarına dikilmezsek
bunca gayreti
bir iyimserliğe harcamış olmaz mıyız?“
Kirli işlerin adamı İbrahim
iri ve ağır bulduğu suratındaki yuvarlak gözleri ile Mordohay`ı ve Seyit Sabri`yi etkisi altına alır. Mordohay`ı içten içe bir korku sarıyor. Seyit Sabri`nin baş eğdiyi bir fikre baş kaldırma ise
Mordohay`ın adeta vazifesidir. O kadar mı? Birisi nasıl kıpır kıpır koltuğunda ve dünyadaki yerinde kendisini rahatsız hisseder; Oysa öteki iğneli beşikte olsa bile
bir bulut kadar rahattır. Birisi nasıl küçük hesapların
buçuk liretlerin birkaç sıfırlı küstah çeklerin
büyük bonoların adamıdır. Mordohay`la iki çift lakırtı etmek sorunda kalırsanız
kendinizi gerek sosyal
gerekse entellektüel bakımdan hiç değilse size eşit bir kimse karşısında mı bulursunuz? Seyit Sabri
sakallarını tel tel gözümüzün camına batırarak
size mutlaka kapıcı muamelesi yapılacaktır. Ama birincisi Yiddiş ve İbranice dahil altı dil konuşurmuş. Konuşmakla da kalmaz
bütün bu dillerde yayımlanan kitapları bulur buluşturur
ipek böceği Sabri ile okurmuş.İkincisi ise yarım Fransızcası ve İngilizcesi ile gittiği ve gideceği herhangi bir yabancı ülkede
yemek listelerinden ve uçak tarifelerinden başka
hiçbir şeyi okumak külfetine katlanmazmış. İkisi de döviz kaçakçılığı yapar ama Yardımseverler Cemiyeti hesabına hayır işlenmiş gibi …
Gece sabaha karşı balıkçılar denizde başsız bir erkek cesedi bulurlar. Bir dizi araştırma sonucunda başsız bedenin Mahmut ERSOY` a ait olduğu anlaşılır. Faili meşhul bir cinayet olarak kayıtlara geçer.
Mordohay ve Seyit Sabri`nin ellerini uzatmadığı köse
burunlarını sokmadığı delik kalmamıştır. Bir o uçtan
diğer uca
taa otuzlardan beri ithalat
ihracat derken
oluk oluk para akıtan bir kazanç değirmeni kuruvermişlerdir. Limanlardan gemiler mi kalkıyor? Sözün gelişi Hamburg limanında gemiler mi bekliyor? Marsilya`da Rıhtım işçileri kendilerini kamçılayıp simsiyah bir gemiye büyük kasalar mı yüklüyor? Her şey bu tırnaklarını kemiren Yahudi Mordohay MORDA için ! Bankalar caddesinde
Şişhane`ye en yakın
en müthiş üç binadan birisinin giriş kapısında beyaz mermer üzerine siyah harflerle “ Akın İş Hanı “ yazıyor. Bu han şirketin; Şirket Seyit Sabri ile Mordohay`ın malı. İbrahim CURA`nın hesaplarına göre
onlar sadece ithalat ve satış kârları üzerine yaşasalar
yıllık safi gelirleri bütün lükslerine yeter de artar bile. Oysa taban tabana zıt her halleri ve hareketleri ile birbirlerini iten bu iki adam Seyit Sabri ve Mordohay
yanlız bir noktada tartışmasız birleşiyorlar.: Daima daha çok kazanma ! Servet bir yerden sonra bütün dikişleri söküyor; ardından koşanları hep usul usul kanun dışında hem de fark ettirmeden beşeri olmayana götürüyor. Biri otuz beş yıllarında buhran sırasında
biri vergi zamanında
iki büyük iflas tehlikesi geçirdikten sonra firmasını kale gibi korumuş para avcısı iki canavar.
Bu canavarın işlerine burnunu sokanlar da Mahmut Bey gibi görüyorlar.
Mahmut ERSOY bir İnkilap çocuğuydu! Bir İnkilap Şeyhi idi.
Basını
diyor; parayla soysuzlaştırmak istiyor. Çünkü yanlız paranın kuvvetine inanıyorlar. Ahlak ölçülerini de yapan bu; saadet ölçülerini de. Daha çok kazanmak
daha zengin olmak için
iktidara mı gelmeli? Bunu açıklamaya kalkışan
ya besleyip evcilleştirecekler ya da kaba kuvvete başvurup
dize getirmeye çalışacaklar. Onların karşısında
her şeyden çok
halka ve fikirlere tutunmak gerekli. Halka ve devrimci fikirlere.
Bu böyle yürümez
Ümit! dedi. Bir şeyler yapmayı düşünmek gerek. Artık bir şeyler yapmayı düşünmek yeter
artık bir şeyler yapmak lazım. Gerekirse tehlikeli hatta ümitsiz
fakat sonrakilere örnek teşkil edebilecek
elle tutulur
gözle görülür hareketler! Onlar duruyorlar mı? Baksana çatal dişleri
çamurlu burunlarıyla
kurtlar gibi herşeyi göze alarak saldırıyorlar. Ete
ekmeğe
suya her şey onların pençeleri arasında kalıyor. Memleket bir kurt sofrasına döndü. Bu vaziyet karşısında
senin
benim
yapabileceğimiz pek fazla bir şey yok.
Fakat asıl
en önemli sözünü Ümit`i usulca öptükten sonra dudaklarını kulağına yaklaştırıp gizli bir aşk sözü gibi fısıltıyla söylemişti.
Memleket bir kurtlar sofrasına dönmüş ise isyan haktır.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
27 MAYIS öncesinde Türkiye`deki
iş çevrelerini
basın ve eğlence endüstrisini
gençlik kesiminin durumunu yansıtmış
bir memleketin nasıl kurtlar sofrası haline gelebileceği hakkında bize ders vermiştir.
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:
Mahmud Ersoy: Romanın kahramanı Kurtuluş Savaşı'na katılmış
Kuvayı Milliye ruhuyla dolu Hüsnü Faik Bey'in çıkardığı ve "1945'te diktatörlüğe ilk baş kaldıran gazetelerden" Birlik gazetesinde yazardır.
Zihni Keleşoğlu: Atatürk devrim ve ilkelerini yaşatmaya azimli bir kadronun karşısında cami yaptırarak para hırsını gizlemek
bağışlatmak isteyen bir tip
Hüsnü Faik Bey: Birlik gazetesi sahibi
Mahmud`un cinayetini aydınlatmasında Ümit`e yardım eden kişi.
Ümit: Keleşoğlu`nun ölmüş karısından doğma
Paris'te okumuş kızı
aynı zamanda Mahmud`un sevgilisi.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Bu kitap biraz da bizim halihazırda içinde bulunduğumuz milli durumu anlatıyo olması dolayısıyla zevkle okuyabileceğiniz bir hal alıyor. İnsanların içindeki para kazanma hırsının nasıl doruk noktasına çıkabileceğini ve bunun kendisine engel olmak isteyen insanlara nasıl zarar verebileceği hakkında güzel bir örnek teşkil ediyor.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:
1925 yılında İzmir`in Menemen İlçesi'nde doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi`ndeki yüksek öğrenimini yarıda bıraktı
gazete ve dergilerde çalıştı. Demokrat İzmir Gazetesi Genel Yayın Müdürlüğü ve Başyazarlığı'ndan
Ankara`da Bilgi Yayınevi Danışmanlığı'na geldi (1973-1980). Çeşitli gazetelerde köşe yazarlığını sürdürdü (1968- ) (Yeni Ortam
Dünya
Milliyet
Söz
Güneş
Meydan)
1950`li yıllarda Vatan Gazetesi`nde sinema eleştirileri yazdı
senaryo yazarlığına başladı. Senaryolarında Ali Kaptanoğlu adını kullandı. Bel başlı filmleri: Yalnızlar Rıhtımı (Lütfi Akad)
Ateşten Damlalar (Memduh Ün)
Rıfat Diye Biri (Ertem Gönenç)
Şoför Nebahat (Metin Erksan)
Devlerin Öfkesi (Nevzat Pesen)
Ver Elini İstanbul (Aydın Arakon). Şimdi İstanbul`da bağımsız yazar.
İlk şiiri Balıkçı Türküsü
Yeni Edebiyat Gazetesi'nde çıkmıştı (sayı: 23
1.10.1941)
ilk düzyazısı ise (Kültürümüz Üzerine Düşünceler) Balıkesir`de yayınlanan Türk Dili Gazetesi`nde (29.10.1944). Duvar kitabına aldığı Cabbaroğlu Mehemmed şiirinin 1946 CHP Şiir Yarışması`nda ikincilik almasıyla tanındı. Şairliğinin ilk on yılını
destan boyutlarıyla ve duygusal
gergin bir hava içinde
İkinci Dünya Savaşı`nın Avrupa`yı saran bezginlik çöküntülerini yansıtmaya adamıştı.
Zamanla (1955- ) toplumcu kollayışı bırakmamakla birlikte
tek insanın duygu dünyasından kesitler verdi; artistik abartmalarla ve yerli dünya görüşüne de yaslanarak
bireysel temaları işledi. Aynı gerginlik ve gerilim kendine özgü bir söz dizim ve hazinesiyle at başı
çarpıcı benzetmelerle zenginleşmiş romanlarında da görülür. Eleştiride uzun zaman toplumcu gerçekçilik ilkelerine bağlı kalmıştı.
1.KİTABIN KONUSU:
Toplumsal ilişkiler ve sorunlar ışığında ele alınan bireyler arası ilişkiler
2.KİTABINÖZETİ:
Mahmut Bey
Mahmut Bey Katip Rıza`nın izini bulur. Hemen bir plan yaparak Katip Rıza`yı gangsterlerin elinden kurtarır ve beraberce Beyazıt`ta Acem`in Sabahçı Kahvesi`nde soluğu alırlar.
Mahmut Bey sigarasını içerken aklından tek geçen şey Sezai YILMAZ`nın adresini bulmaktır. Ancak bu adam ve onun adresi sayesinde
Gazetenin diğer çalışanlarından Ragıp da tedirgindir. Akşamdan beri elini ayağını tutan onu dürüst bir iş sahibi etmeyen huzursuzluğun altında tevkif edilme korkusu bulunmaktadır. Siyasetin ne kadar çetrefilli bir iş olduğunu o zaman anlar. Ama gazetecilik iç güdüsü ile duyduğunu
- “ … sen bir iki seçimle her şeyin küt diye yoluna gireceğini mi sanıyordun? Yok be. Ragıp! Asıl çekişme bundan sonra başlayacak bu gelenler gidenlerden farklı olmadıkları
Kirli işlerin adamı İbrahim
Gece sabaha karşı balıkçılar denizde başsız bir erkek cesedi bulurlar. Bir dizi araştırma sonucunda başsız bedenin Mahmut ERSOY` a ait olduğu anlaşılır. Faili meşhul bir cinayet olarak kayıtlara geçer.
Mordohay ve Seyit Sabri`nin ellerini uzatmadığı köse
Bu canavarın işlerine burnunu sokanlar da Mahmut Bey gibi görüyorlar.
Mahmut ERSOY bir İnkilap çocuğuydu! Bir İnkilap Şeyhi idi.
Basını
Bu böyle yürümez
Fakat asıl
Memleket bir kurtlar sofrasına dönmüş ise isyan haktır.
3.KİTABIN ANA FİKRİ:
27 MAYIS öncesinde Türkiye`deki
4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ:
Mahmud Ersoy: Romanın kahramanı Kurtuluş Savaşı'na katılmış
Zihni Keleşoğlu: Atatürk devrim ve ilkelerini yaşatmaya azimli bir kadronun karşısında cami yaptırarak para hırsını gizlemek
Hüsnü Faik Bey: Birlik gazetesi sahibi
Ümit: Keleşoğlu`nun ölmüş karısından doğma
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Bu kitap biraz da bizim halihazırda içinde bulunduğumuz milli durumu anlatıyo olması dolayısıyla zevkle okuyabileceğiniz bir hal alıyor. İnsanların içindeki para kazanma hırsının nasıl doruk noktasına çıkabileceğini ve bunun kendisine engel olmak isteyen insanlara nasıl zarar verebileceği hakkında güzel bir örnek teşkil ediyor.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:
1925 yılında İzmir`in Menemen İlçesi'nde doğdu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi`ndeki yüksek öğrenimini yarıda bıraktı
1950`li yıllarda Vatan Gazetesi`nde sinema eleştirileri yazdı
İlk şiiri Balıkçı Türküsü
Zamanla (1955- ) toplumcu kollayışı bırakmamakla birlikte
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 102
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 89
- Cevaplar
- 2
- Görüntüleme
- 155
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 27



