ABD-Japonya İlişkisi

rondoclas06

Level 7
Katılım
8 Ocak 2010
Konular
598
Mesajlar
1,704
Reaksiyon Skoru
46
Altın Konu
0
Başarım Puanı
160
TM Yaşı
16 Yıl 3 Ay 15 Gün
MmoLira
0
DevLira
0

Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!

Milletler Cemiyeti, ABD, İngiltere, Avustralya, ve Hollanda gibi devletler, Japonya'nın Çin'e saldırılarından rahatsız oldu ve uyarı ve diplomatik baskı ile karşılık verdiler.

24 Şubat 1933'te Japonya tepki olarak Milletler Cemiyetinden çekildi.

Japonya'da "ABCD kuşatması" (America, Britain, China ve Dutch'un baş harflerinden) terimi türetilmiş ve milliyetçilik duygusunu güçlendirmeye yardımcı olmuştur.

1939 temmuzunda Japonya üzerindeki baskıyı 1911 ABD-Japonya ticaret paktını iptal ederek arttırdı. Japonya Çin'deki askerî seferine devam etti ve Nazi Almanyası ile I. Dünya Savaşındaki düşmanlığı resmî olarak kaldıran "Anti-Komintern" Anlaşmasını imzaladı.

1940'da Japonya Nazi Almanyası ve Faşist İtalya ile üçlü anlaşmayı imzalayarak "mihver" devletlerini oluşturdu.

Japonya'nın bu hareketleri Birleşik Devletlerin hurda metal ve akaryakıt üzerine de ambargo koymasına ve Panama Kanalını Japon gemilerine kapatmasına neden oldu. Birleşik Devletlerin tepkisi, ABD'deki Japon malvarlıklarını dondurmak ve tam bir akaryakıt amborgosu uygulamak şeklindeydi..[2] Benzin Japonya için en önemli kaynaktı ve kendi kaynakları sınırlı olmakla beraber, Japonya'nın akaryakıt ithalatının %80'i A.B.D'dendi. Açıkçası, donanma ithal akaryakıt stoklarına güvenmekteydi..[3]

Diplomatik görüşmeler 26 Kasım 1941'de Başbakan Hideki Tojo'nun kabinesine bir ultimatom olarak açıkladığı Hull Notası ile doruk noktasına ulaşarak düğümlendi. Japonya kendini, Amerika ve İngiltere'nin isteklerine - ki Çin'deki çatışmaları durdurmak ve Çin'den çekilmeyi içeriyordu- uymak ile genişleme politikasına devam etmek arasında karar vermek durumunda buldu. Japonya geri çekilirse zor'a dayanarak kazanılmış bulunduğu konumunu ve uluslararası ortamda prestijini kaybetmek durumundaydı. Üstelik, ulusal güvenliğine hissedilir bir tehdit olarak, Pasifik ve/veya Doğu Asya ve Japonya etrafında batılı güçlerin kontrolünde bir etki alanının bulunmasından endişelenmekteydi. İmaparator Hirohito zaten bazı askerî önlemler almıştı ve bunları harekete geçirmeye karar verdi, nitekim bu önlemlerden sonraki adım Birleşik Devletler, İngiltere ve Hollanda'yla savaştı. Zaten Nazi Almanyası ve Faşist İtalya ile mihver paktına imza atmak, Japonya'nın Mihver Devletleri ile beraber "Müttefik Güçler" ile savaşılacağı anlamındaydı.Bu saldırının olacağı muhtemeldi ve amerikan komutanları bu konuda uyarılmıştı. Ancak Japonların böyle birşeye kalkışmalarının imkânsız olduğu sanılıyordu.[4]

4 Eylül 1941'de İmparator tarafından Pearl Harbor'a saldırının göz önüne alınıldığı İmparatorluk Konferansının ikincisinde, Japon Kabinesi İmparatorluk Genel Karargahı'nda hazırlanan Pearl Harbor saldırı planları tartışıldı. Ve şu karara bağlandı:[kaynak belirtilmeli]

İmparatorluğumuz nefsini koruma ve savunma amacıyla savaş hazırlıklarını tamamlayacaktır [ve] gerekirse ABD, Britanya ve Hollanda ile savaşma yoluna gitmeye kararlıdır. İmparatorluğumuz aynı zamanda ABD ve Britanya'ya karşı mümkün olan bütün diplomatik önlemleri alacak ve hedeflerimize bu yolla ulaşma gayreti gösterecektir. Ekim ayının ilk on günü içinde taleplerimizin karşılanması ortamının oluşmaması halinde, ABD, Britanya ve Hollanda ile hemen savaş başlatma kararı alacağız
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)