romegames 1
romegames
bikral 1
bikral
PrimeAC 1
PrimeAC
shrpnl 1
shrpnl
Agora Metin2 1
Agora Metin2
xranzei 1
xranzei
Bvural41 1
Bvural41
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Karan2offical 1
Karan2offical
Fethi Polat 1
Fethi Polat
Hikaye Ekle

papatya

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan Selen1994
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 214

Selen1994

Level 17
TM Üye
Üye
Katılım
21 Ara 2010
Konular
3,444
Mesajlar
12,365
Reaksiyon Skoru
135
Altın Konu
0
TM Yaşı
15 Yıl 6 Ay
Başarım Puanı
275
Yaş
34
MmoLira
-11
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini yaşama açtı. Doğal içgüdüleriyle hemen beslenmeye başladı. Ne bulursa yedi. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde, kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başladı. Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da, rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıktı.Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya başladı. Dağlar tepeler aştı, ormanın her yerini dolaştı. Derken rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye geldi.

Çevresine şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya gördü. Içinden "Ne muhteşem bir çiçek " diye geçirdi. Zaman kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin üzerinden geçip doğruca onun yanında aldı soluğu.
Merhaba" dedi papatyaya, "Sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek istedim. "Nazlı papatya şöyle bir baktı konuğuna ve "Merhaba " dedi, "Ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten."Kelebek ona yaşam öyküsünü, nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlattı. Papatya da ona kendinden söz etti. Gece olunca birlikte yıldızları ve ateşböceklerinin danslarını seyrettiler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı güneşin yakıcı ışınlarından korudu. Minik kelebek papatyayı çok sevdi. O kadar çok sevdi ki, bir türlü onun yanından ayrılamadı. Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyordu. Ama cesaret edip de bunu papatyaya söyleyemedi bir türlü. Onu kırmaktan, incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korktu. Papatya da kelebeği çok sevdi ama o da bir türlü söyleyemedi sevgisini. Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği kaybedeceğinden korktu. Böylece saatler saatleri kovaladı. Günler geçip de, kelebek artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya döndü ve " Üzgünüm, ama senden ayrılmam gerekecek " dedi. Papatya buna bir anlam veremedi ve " Neden? " diye sordu. "Yoksa benim yanımda mutsuz musun? " " Hayır " dedi kelebek. "Sen benim yaşamıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü yalnızca üç gündür ve ben de ömrümü tamamladım. Artık kelebeklerin ölmediği bir yere gitmeliyim. " Papatya bu duruma çok üzüldü ama yapacak bir şey yoktu. Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde, son bir çabayla papatyaya "Seni seviyorum"diyebildi ancak.

Papatya donakaldı. Yalnızca "Ben de…" diyebildi kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğuldu. Içinden" Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim " diye geçirdi. Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına dayanamadı. Bir süre sonra yaprakları önce soldu, sonra da dökülmeye başladı. Her düşen yaprakta papatya, içinden "Seviyormuş" diye geçirdi.

Işte o günden bu yana, bunu bilen âşıklar, sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sordu.

"Seviyor mu, sevmiyor mu?" diye…
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst