Fethi Polat 1
Fethi Polat
Bvural41 1
Bvural41
OnurBoyla 1
OnurBoyla
mavzermete 1
mavzermete
xranzei 1
xranzei
Manwe Work 1
Manwe Work
noisiv 1
noisiv
Hikaye Ekle

Mondros mütarekesi

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan egekocabas
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 405

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

Osmanlı Devletinde, savaşın sonunu gören İttihat ve Terakki hükümetinin istifasıyla
kurulan Ahmet İzzet Paşa kabinesinin girişimleriyle İngilizlerle irtibata geçerek mütareke
görüşmelerine Rauf (Orbay) başkanlığında bir heyet gönderdi. Limni Adasının Moudros limanında yapılan görüşmeler sonrasında tarih literatürümüze Mondros Mütarekesi olarak
geçen anlaşma imzalandı( 30 Ekim 1918).
Mütareke başlangıçta, çatışmalara son vermiş olmasından ötürü buruk bir
memnuniyetle karşılanmışsa da, günler geçtikçe ve mütareke şartlarının ne kadar elastiki
şekilde hazırlandığı ortaya çıktıkça ülkeye ağır bir karamsarlık havası çökmüştür.
Durumun ağırlığını ilk görenler cephelerdeki komutanlar olmuştur. Mustafa Kemal,
Yakup Şevki ve Ali İhsan Paşalar hükümeti uyarmaya çalışmışlarsa da, İstanbul durumu
kabullenmekten başka yol bulamamıştır.
Mondros Mütarekesinin şartlarını tahlil etmek gerekirse :
Bilindiği gibi mütareke anlaşması, savaş durumuna son veren geçici bir anlaşmadır.
Kesin durum ise barış anlaşmasının imzalanması ve bu anlaşmanın hükümetler tarafından
tasdiki ile belli olur ve yürürlüğe girer. Halbuki, Mondros mütarekesinin imzalanmasından
hemen sonra, İtilâf Devletleri, barış antlaşmasını beklemeye lüzûm görmemişler ve derhal
Osmanlı topraklarını işgale başlamışlardır. Özellikle Türkiye’nin güney bölgelerinde bu
durum daha açık biçimde görülmüştür.
* 1, 2, 3 ve 6. Maddeler açılacak olan İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Karadeniz’deki
mayınlı sahaların İtilâf devletlerine bildirilerek temizlenmesi, sahil koruma dışındaki Türk
savaş gemilerinin belirli limanlarda kalmasına dairdir.
* 5. Madde, sınırların korunmasını ve iç güvenliği sağlayacak miktardan fazla olan
askerlerin terhis edilmesi, bunların silah ve techizatlarının tesliminin denetlenmesini öngörür.
* 7. Madde, İtilâf devletlerinin güvenliklerinin tehlikeye düşmesi halinde, herhangi bir
stratejik bölgeyi işgale haklarının olduğunu;
* 8, 9, 13 ve 14. Maddeler İtilâf devletlerinin demiryollarından, ticaret gemilerinden,
limanlardaki tamir araçlarından faydalanmalarını, kömür ve yağ gibi maddeleri alabilmelerini,
bahrî, askerî ve ticarî malzemenin tahrip edilmesinin önlenmesini;
* 10 ve 12. Maddeler, hükümet yazışmaları dışındaki telgraf ve telsiz haberleşmesinin
denetlenmesini ve Toros tünellerinin İtilâf kuvvetleri tarafından işgal edilmesini;
* 11, 15, 16 ve 17. Maddeler, İran ve Kafkasya’da bulunan Türk kuvvetlerinin harpten
önceki sınırlara çekilmesini; Hicaz, Yemen, Asir, Suriye, Irak, Trablus ve Bingazi’deki Türk
birliklerinin en yakın İtilâf kumandanlıklarına teslim olmalarını ve İtilâf devletlerinin
demiryollarından faydalanarak Kafkasya ve Bakû’yu işgal edebileceklerini;
* 19 ve 20. Maddeler asker ve sivil Alman ve Avusturya teb’asının en kısa zamanda
Türkiye’den ayrılmasını ve Osmanlı Devletinin bu ülkelerle işbirliğine son vermesini; * 4 ve 22. Maddeler İtilâf devletleri ve ermeni esirlerinin derhal serbest bırakılmasını, Türk
esirlerin ise onların emrinde kalmasını;
* 24. Madde Doğu Anadolu vilâyetlerinde ( Erzurum, Sivas, Elazığ, Van, Bitlis ve
Diyarbekir) bir karışıklık çıkması halinde buraları işgal etme hakkının doğacağını;
* 25. Madde ise 31 Ekim 1918’de gece yarısından itibaren her türlü harp halinin sona
ereceğini öngörmektedir.
Görüldüğü gibi mütareke hükümleri oldukça ağırdır. Bilhassa 7. ve 24. Maddeler İtilâf
devletlerinin Anadolu’da istedikleri yerleri kolayca işgal etmelerine uygun zemini hazırlamak
maksadını taşımaktadır. Mütarekenin Türkçe metninde Vilâyât-ı Sitte (altı vilâyet) olarak
geçen bölge İngilizce metinde The six Armenian Vilayets (altı Ermeni vilâyeti) olarak
tanımlanmaktadır ki, anılan bölgede bir Ermenistan kurma tasarısının ne kadar ciddi şekilde
düşünüldüğünü göstermesi bakımından önemli bir ipucudur. Mütareke metninde kullanılan
coğrafî terimlerin de İngiliz ve Türk taraflarınca farklı algılandığı anlaşılmaktadır. Meselâ,
Türk tarafı Suriye ve Irak terimlerini Osmanlı idarî yapısı içindeki Suriye ve Irak vilâyetleri
olarak anlamakta, buna karşılık İngilizler Musul vilâyetini Irak’a dahil saydıklarından 16.
Maddeye göre buradaki Türk birliklerinin teslim olmasını istemekteydiler. Halbuki Musul,
Osmanlı idarî yapısında Irak’tan ayrı bir vilâyetti. Diğer taraftan mütareke metninde Kilikya,
Mezopotamya, Irak gibi sınırları belli olmayan tarihî terimler kullanılmış bu da karışıklığa yol
açmıştır ki bunlar İngilizler tarafından bilerek kullanılmıştır.
Mütareke hükümleri Osmanlı Devletinin elini-kolunu bağlamıştır. Yapılacak işgallere karşı
koyma ihtimali bulunan Türk birlikleri silahsızlandırılarak, denetim altına alınmış, özellikle
sınır bölgelerindeki kuvvetlerin dağıtılması sağlanmaya çalışılmıştır.
Nitekim İtilaf Devletleri de mütarekenin hemen ardından işgal sahalarını
genişletmeye girişmişler ve yukarıda da belirtildiği gibi bu işgallere karşı işk tepkiler de
cephelerdeki komutanlardan gelmiştir.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst