onur akbaş 1
onur akbaş
IronTalonX 1
IronTalonX
D 1
delimuratt
berzahx 1
berzahx
PrimeAC 1
PrimeAC
DEVLOPER 1
DEVLOPER
ShadowFon 1
ShadowFon
mavzermete 1
mavzermete
romegames 1
romegames
InfernoShade 1
InfernoShade
Fethi Polat 1
Fethi Polat
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

DEMİR BÜKEY ve TRAFİK

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan LincolnYasin
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 675

LincolnYasin

Level 10
TM Üye
Katılım
25 Eki 2008
Konular
1,492
Mesajlar
5,728
Online süresi
2m 28s
Reaksiyon Skoru
183
Altın Konu
0
TM Yaşı
17 Yıl 7 Ay 25 Gün
Başarım Puanı
242
MmoLira
1
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!




Demir Bükey'in ileri sürüş teknikleri ve trafik sorunları üzerine düşünceleri..

Türkiye'de kimse sürüş tekniği konusunun bilincinde değil. Bu yüzden kimse hatanın kendisinde olduğunu kabul etmiyor. 'Yol kaygandı', 'otomobil kontrolden çıktı' diyor. Polis raporlarında 'aşırı hız' diye yazar. Nedir bu aşırı hız? Neye göre aşırı hız? Aşırı hız değişkenlere göre kendi hız limitini aşmak demektir ama, onlar sadece trafik tabelalarına bağlıyor. Halbuki alakası yok.

Bütün bunları analiz ettiğinizde ortaya iki kara delik çıkıyor. Bir; bu aleti kullanmasını nasıl öğrenmişiz? Bir sürücü kursuna gidip bir ehliyet almak mecburiyetinde olduğumuz için gitmişiz ama öğrenememişiz. Kendi kendimize öğrenmeye çalışmışız ya babadan ya büyükten ya da usta şoförden yardım almışız. Ama bize otomobil kullanmayı öğreten kişi ne şekilde öğrenmiş? Aynı yöntemle. Dolayısıyla yanlışlar babadan oğula geçiyor.

İkincisi, kullandığımız aleti tanımıyoruz. Hiçbir bilgisi olmayan ya da yanlış bilgilerle donatılmış bir kişi, tanımadığı bir aleti okuma düzeyi ne kadar iyi olursa olsun hakkıyla kullanamaz.

Yaşama şansı!

'Defansif sürücülük' kavramı şu şekilde özetlenebilir. Seni öldürecek binlerce neden var. Bunlar iyileşene kadar sen kendini koru. Ülke şartlarını gerçekçi olarak ortaya koy, hiç bağırıp çağırmadan bu ortamda sağ kalmaya çalış. Bunu da yapabilmenin en pratik yöntemi doğru bilgiyi sağduyu, saygı, hoşgörü ve gerektiğinde beceriyle uygulayabilmektir. En büyük yaşam şansı budur.

Kazanın bir saniye öncesine hazır olabilmek!

Demir Bükey Eğitim Organizasyonu Eğitim Programı'nda otomobil kullanmasını öğrencilerimize maalesef baştan öğretmek zorunda kalıyoruz. Bir aracı hareket ettirmek önemli değildir. Onu kontrol altında tutup gerektiğinde yavaşlatabilmek önemlidir. Örneğin 36 bin litrelik petrol taşıyan bir tankeri kullanan ağır vasıta şoförüne, buzun üzerinde ABS freninde ve en ufak bir direksiyon hareketinde yaşanan sapmaları, kaymaları gösteriyoruz.

Bir döner kavşağı 27km/saat yerine 33 km/saatlik bir hızla dönmeye çalıştığı zaman arkasının 'pat' diye yattığını görüyor. Oysa kabinde bunu hissetmezsin bile. Ağır vasıta şoförü fren yapmaktan korkar, gerekli yavaşlamayı da doğal olarak acil durumlarda doğru yapabilmesi mümkün değildir. Dikkat edin sürücü frenden önce manevra yapmaya çalışır ve bütün terslikler o zaman başlar.

Altın bir kural vardır, bir yere çarpacaksan veya yoldan çıkacaksan önce yavaşlamayı sağla ki, hiç değilse çarpışma en düşük hızda gerçekleşsin. Zarar azalsın. Bugün ABS freninin nasıl kullanılacağını sürücüler bilmiyor. Acil durumda fren pedalının sonuna kadar basamaz. 10 kişinin 10'u da bunu bilmiyor. Bastığını zannediyor. Öyle bir basacaksın ki frene sonuna kadar ancak o zaman en kısa sürede durabilirsin.

Biz insanları kazanın bir saniye öncesine hazırlamaya çalışıyoruz. Acil duruma düşen biri üç tane kardinal hata yapmıştır. Tehlikeyi görmek için bakmamış, bakmış ama görmemiş, görmüş fakat nasıl bir tehlike olduğunu tanımlayamamış, ondan sonra da içine düşmüştür. Kaza önlenemez olana denir. Önlenebilir olana kaza denmez. Yaptığımız bu ikisi arasındaki farkı insanlara canlı olarak göstermek.

Profesörler de kaza yapar!

Türkiye'de 5 kilometrede bir kaza yapanla 500 kilometrede bir kaza yapan aynı kabul ediliyor. Toplam kat edilen km başına düşen kaza oranını gösteren bir istatistik Türkiye'de yok. Ağır vasıta şoförleri için 'trafik canavarı' deniliyor ama aslında alakası yok. Ağır vasıta şoförleri Türkiye'deki en iyi şoförlerdir. Çünkü toplam kat ettiği km bakıldığında kaza sayısının çok az olduğu görülür. En fazla kazayı binek otomobil sürücüleri ve hatta yüksek eğitim düzeyindeki kişiler yapıyor. Niye? Yanlış özgüvenden. 'Ben sağduyuluyum, 30 yıldır kaza yapmadım' diyen birinden korkarım. Matematik profesörü olmak aracı çok iyi kullanabileceğiniz anlamına gelmez. Almanya'da, Amerika'da hangi okuldan mezun olduğunuzu sormazlar, eğer ehliyet imtihanı geçemezseniz, bu konudaki bilgi ve becerinizi ortaya koyamazsanız kimse size ehliyet vermez."

Kuralları koyanlar da uygulayanlar da suçlu!

Her gün otomobiller ve sürüş teknikleri hakkında hiçbir bilgisi olmayan 500 kişiyi trafiğe salıyoruz. Sonra da çok özel, kendimize has, çok pahalı yöntemlerle onları yakalamaya çalışıyoruz. Ülkemizin şu anki durumunu kısaca böyle tarif edebiliriz. Kuralları koyanlar da uygulayanlar da konudan habersiz. Bu da çok doğal. Onlar da Mars'tan gelmediler ki. Aramızdan çıkan arkadaşlarımız. Türkiye'de doğruları öğretmek neden imkansız? Çünkü kişi çok küçük yaşlarından beri anasından, babasından, etrafındaki herkesten yanlışları öğrenmiş. Trafiğe bakıyor, doğru yapan yok. Nasıl öğrenecek bu çocuk? Doğruları ortaya koyamadığınız bir ülkede doğruları öğretmek çok zor.

Trafikte yapılan yanlışların en büyük takipçisi medya. Mustafa Sandal'ın 'Araba' klibine baktığımızda o sarı otomobille yapılmaması gereken ne kadar yanlışlık varsa yapılıyor. Parçayı seviyorum o ayrı. Bir reklamda BMC kamyon görünüyor, adam geliyor, sürücü koltuğuna kuruluyor, dikiz aynasında görüşü kısıtlayan koskocaman bir maşallah asılı. Bütün bunların eksik olduğunu ya da yanlış olduğunu söyleyecek kimse yok. Biz işte bu noktadayız.

Kara noktaların ıslahı

Karayolları kara noktaların ıslahı için 91 milyon dolarlık bir bütçe ayırmış. Bu konuda çalışmalar yapmak üzere İsveç'ten arkadaşlar geldi. Bende onlara şunu sordum: 'İsveçliler Türkiye'yi ne kadar tanıyor? Neyi tetkik ediyorlar? Türk sürücüsünün alışkanlıklarını biliyorlar mı?' Hayır. O zaman niye bize sormuyorsunuz? Biz Türk olmasak Demir Jones olsak bu iş olurdu."

Bugün kara noktaların ıslahına ayrılan 91 milyon dolarlık bütçenin %10'u trafik eğitimine harcanırsa neler yapılabileceğinin bir dökümünü yapmıştık. 9.1 milyon dolara bin 200 sürücü kursu eğitmenin eğitimi, 5 bin trafik polisinin eğitimi, 500 uzman trafik polisi eğitmeninin eğitimi, 20 bin okul aracı servis sürücüsünün eğitimi yapılabilir. Bu ne demek biliyor musunuz? Çocukların eğitimine başlamak demek. Uygulamalı bir laboratuar gibi.

Bunlara ek olarak yapabileceklerimiz şunlar: Bin şehirlerarası otobüs sürücüsünün eğitimi, bin 500 devlet erkanı makam sürücüsünün eğitimi, turist taşıyan bin araç sürücüsünün eğitimi. Üç adet makro eğitim alanı, tüm alt yapı ve ekipmanlarıyla ki bu aşağı yukarı birer milyon dolarlık bir iştir. Yılda 50 bin ilkokul öğrencisine interaktif eğitim verebilecek iki adet mobil eğitim karavanı...

Balık baştan kokar!

Türkiye'de trafiğin durumunu irdelemek için size üç örnek vermek istiyorum. Birincisi, dünyanın hangi ülkesinde bu kadar çok devlet büyüğünün trafik kazalarına karıştığını duydunuz? Bilmeyenler için bir örnek; İngiltere'de Advance Driving Institute'ü 1950'li yıllarda kuran kişi bizzat Margeret Tacher'ın kendisidir. Türkiye ben şahsen hiçbir devlet büyüğünü emniyet kemeri takarken ya da çözerken görmedim.

Sokağa çıkma yasağının olduğu bir sayım günü bomboş yollarda 33 tane kaza yaptık. Guniess rekorlar kitabı bir gün bunu yazacak. Sen insanları evinde oturttuğun bir günde gel de 33 kaza yap. İmkanı var mı? Şimdi buna ne diyorlar? Kara nokta. Hemen orayı kara nokta yapalım. İyileşme sağlayalım, hemen ilk yardım istasyonu kuralım. Ceset torbası noktasına kadar geldik. Biz bu kadar çok uluslu şirkete bu eğitimi verirken devletin bizden bu eğitimi almamakta direnmesinin ardında yatan düşünce şu: 'Ben eğer bir başka Türk'ten böyle bir eğitim alırsam, benim bilgi düzeyim ve konumum sarsılır.' Onun için hep yabancılara gideriz. Çünkü yabancıya gitmek, kabul edilebilir bir olaydır.

Sabah gazetesinin haftalık otomobil dergisinden alıntıdır.


 
Paylasım icin tesekkurler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst