- Katılım
- 9 Ağu 2009
- Konular
- 10,503
- Mesajlar
- 76,744
- Online süresi
- 2d 17h
- Reaksiyon Skoru
- 3,271
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 16 Yıl 10 Ay 10 Gün
- Başarım Puanı
- 661
- Yaş
- 30
- MmoLira
- 797
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Virtua Tennis
Dünyanın en büyük Grand Slam'ı olarak gösterilen Wimbledon Tenis turnuvası yeni tamamlandı. Bayanlarda tenis dünyasının Amerikan yıldızı Serena Williams finalde ablası Venus Williams'ı mağlup ederek üçüncü kez şampiyonluğa ulaştı. Erkeklerde ise bu seneki Wimbledon zaferi ile 16'ncı Grand Slam'ını kazanan Federer hem yeniden bir numaraya yükseldi, hem de en çok Grand Slam kazanan tenisçi ünvanını tekeline aldı. Ülkemizde ise taraftar olarak pek bu spora ilgi yok, meslek olarak ilgilenenler ise bir elin parmakları kadar az. Halbuki sporu biraz yakından tanısak inanıyorum ki ilgimizde ülkece artacaktır. Peki bu sporu nasıl yakından tanıyabilirsiniz? Çok kolay Virtua Tennis 2009 oynayarak.
FEDERER`İ YENMEK
Virtua Tennis 2009'un en büyük avantajı PC platformunda alanında tek olması. Bu sebepten dolayı tenis oyunu oynamak isteyen herkes ister istemez bu oyuna yönelecektir. Ancak oyun yapımcıları bu durumu fazla su istimal etmeyerek bizlere bu kıtlıkta yetebilecek bir oyun sunmuşlar.
Virtua Tennis 2009`da ünlü tenisçileri seçerek istersek dostlarımızla, istersek de bilgisayara karşı mücadele ediyoruz. Bunun haricinde oyunda asıl bizi ilgilendiren bölüm ise "World Tour" seçeneği. World Tour oyunun kariyer modu ve biz burada bir tenisçi yaratarak onu zirveye taşımaya çalışıyoruz. Tabi ki dünya turuna başlamadan önce ilk olarak tenisçimizi oluşturuyoruz. Karakter yaratma ekranı gördüğüm en kötü karakter yaratma ekranı diyebilirim. Çok az seçenek içerisinden hangi şıkkı seçerseniz seçin, sonuç hep birbirine benziyor. Bunu zaten oyuna başladığınızda da anlıyorsunuz. Ünlü olmayan tenisçilerin görünüşleri hep birbirine benziyor, ya saçları ya da gözleri farklı yapılmış. Turnuva esnasında kendizi sanki daha önceki turlarda da aynı tenisçilerle karşılaşmışsınız gibi hissediyorsunuz.
World Tour'a amatör bir tenisçi olarak başlıyorsunuz ve profesyonel bir tenisçi olarak zirveye çıkmayı hedefliyorsunuz. Bu açıdan baktığınız da World Tour bir hayli uzun sürüyor. Çünkü amatör branşta geride bırakmanız 99, profesyonel branşta da geride bırakmanız gereken 99 tenisçi var. Size tavsiyem eğer çabuk yükselmek istiyorsanız, girdiğiniz her turnuvaya hem teklerde hem çiftlerde katılın, böylece sıralamada daha çabuk yükseleceksiniz. Ancak ne kadar iyi olursanız olun profesyonel bir tenisçi olmak bir kaç sezonunuza mal oluyor.
Oyunun zorluk seviyeleri ise iyi ayarlanmış. Easy seçeneği gerçekten çok kolayken, hard seçeneği en azıyla yeni başlayanlar için oldukça zor. Tabi daha sonra oyuna ayak uydurdukça en zor seçenekteki en zor maçlar bile size kolay gelmeye başlayabilir.
İyi bir tenisçi olması için karakterimizin gelişmiş yeteneklere ihtiyaçları var. Karakterimizin yeteneklerini geliştirmek için ise, isterseniz Tenis Akademisi'nde antrenman yapıyorsunuz, isterseniz mini oyunlarla antrenman yapıyorsunuz ya da dostunuz olan diğer tenisçilerle hazırlık maçları yapıyorsunuz. Tenis akademsi ve mini oyunlar karakterimizin tek bir yönde ve yüksek bir şekilde gelişmesini sağlarken, hazırlık maçları ise tüm yönlerde fakat düşük bir miktarda gelişmesini sağlıyor. Sizlere ya hazırlık maçı yapmanızı ya da Tenis Akademisi'ni öneriyorum. Çünkü bu iki antrenman her türlü gelişiminizi sağlarken, mini oyunlarda belirtilen hedefe ulaşamamanız halinde karakteriniz hiç gelişme göstermiyor, üstüne üstlük birde stamina(dayanıklılık) göstergesinde azalma oluyor. Staminanız tükendiğinde ise tenisçiniz sakatlanıyor. Sakatlıkları önlemek için ise, enerji içeceği içme, 1 haftalık evde dinlenme ya da 2 haftalık tatile çıkma seçenekleri mevcut. Örneğin 2 haftalık tatile çıktınız, bu durumda o iki hafta içerisindeki mevcut turnuvalara katılamıyorsunuz ve sıralamadaki yükselişiniz sekmeye uğramış oluyor. Bu yüzden stamina durumunuzu iyi ayarlamanızı tavsiye ederim.
Oyundaki mini oyunlar oldukça zevkli. Tenis topuyla tetris oynama, hayvanları besleme, gemileri batırma gibi çeşit çeşit oyunlar mevcut. Yani bir nevi hem eğlenip hem öğreniyorsunuz. Sistem ise şöyle işliyor, sizden belli bir puana ulaşmanız isteniyor, eğer size verilen süre içerisinde o puana ulaşırsanız karakteriniz gelişiyor, ulaşamazsanız hiçbir gelişme kat edemiyorsunuz. Oyundaki mini oyunları tamamladıkça levelleri artıyor, daha da zorlaşıyorlar, ayrıca yeni mini oyunlar da açılıyor. Aynı durum Tenis Akademisi içinde geçerli. Akademideki görevleri yaptıkça yeni görevler ekleniyor.
WIMBLEDON`I KAZANMA SIRASI SİZDE
Karakterimizin 3 farklı yönünü geliştirebiliyoruz. Groundstrokes, footwork & technique ve de serve & volley. Groundstroke karakterimizin forehand ve backhand vuruşlarını geliştiriyor. Footwork & technique ise hızını ve vuruşlardaki yeteneğini daha da geliştirirken, serve & volley ise file önündeki oyunumuza ve servis atışlarımıza doğrudan etki ediyor. Bu özelliklerin 3'ünü de orantılı bir şekilde geliştirerek çok iyi bir tenisçi oluşturabilirsiniz. Yalnız katıldığımız turnuvalardan sonra bu özelliklerimizde bir gelişme olmaması doğrusu saçma olmuş. Düşünsenize hazırlık maçında gelişme sağlıyoruz ama turnuvada hiçbir gelişme olmuyor.
Oyunda katıldığımız turnuvalarda para ödülü de kazanıyoruz ve bu ödülü karakterimize yeni tişört, şort, raket gibi yeni aksesuarlar almakta kullanabiliyor ya da kapalı tenis sahalarını açmakta kullanabiliyoruz. Bunun yanında örneğin karakterin görünüşü hoşunuza gitmemeye başladı. Hiç sorun değil. Belli bir bedel ödeyerek karakterinizin görünüşünü baştan yapılandırabilirsiniz.
Oyun grafik konusunda ise vasatı aşamamış. Ünlü tenisçiler görünüş olarak asıllarına benzemelerine karşın oldukça özensiz duruyorlar. Bununla birlikte ünlü olmayan tenisçilerin hepsinin birbirine benzemesi grafikler konusunda bir handikap oluşturuyor. Oyundaki kortlar ise tasarım olarak asıllarına benzemelerine karşın görsellik olarak sınıfta kalıyorlar. Bütün kortların zeminleri halı gibi dümdüz ve detaysız. Ayrıca kortların zeminine doğru baktığımızda sürekli olarak gezinen bir sis kümesi görüyoruz, bilhassa bu durum çim kortlarda göze çok çarpıyor. Topun hareket halindeyken arkasında oluşturduğu sarı ışığa göz yumsam da, her topa vurduğumuzda oluşan toz bulutuna bir anlam veremedim. O kadar tenis maçı izlemişimdir, hiç birinde de topa vurulduğunda toz bulutu oluştuğunu görmedim.
Sanırsam bir sorunda sahalardaki ışıklandırmalarda mevcut. Kort içinde nereye hareket ederseniz edin, gölgeniz hep aynı pozisyonda kalıyor. Artık ışınlar nasıl bir açıyla geliyorsa? Gerçi bu soruyu yapımcılara sormak gerek.
Oyunun menüsünde çalan müzik hoşuma gitse de, maç esnasında çalan yüksek tempolu türünü tam anlayamadığım müzikler pek hoşuma gitmedi. Üstelik bazı müzikler oyundaki her sayıdan sonra baştan çalmaya başladığı için bir süre sonra insana bıkkınlık vermeye başlıyor.
Oyunda çim ya da toprak kort fark etmez, top zeminle her temas ettiğinde aynı sesi ve tepkiyi veriyor. Yani sesinde ne bir kalınlaşma ya da yerden sekmelerinde ne bir azalma meydana geliyor. Her kortta oyunlar aynı tempoda oynanıyor. Çığlıklarıyla meşhur Sharapova, Virtua Tennis 2009'da adeta öksürürmüş gibi bağırıyor. Taraftar desteği de Sharapova`nın sesi gibi düşük bir seviyede kalmış, sanki seyircileri birisi zorla alkışlattırıyor gibi düşük bir tempodaki taraftar desteği bizleri bekliyor.
Virtua Tennis 2009'un beni en tatmin eden ve zaten bize en çok gereken yönüne geldi sıra. Oyun, oynanış bakımından oldukça rahat, oyuncuyu kasmayan bir yapıda olmuş. Vuruşlarınızda doğru zamanlama yapmanız çok önemli. Yönettiğiniz karakter her türlü topu karşılamaya çalışıyor ancak yanlış zamanda tuşa basarsanız bu sizi oyunun sonraki kısmında zora sokuyor. Çünkü oyuncunuz önceki topu karşılamak için pozisyonunu bozuyor ve kendisini toparlamakta geç kaldığı için de oyunun üstünlüğü rakibe geçiyor. Servis atışlarınız da ise eğer doğru açıyı ayarlayabilirseniz Federer'inkine benzer "ace"ler sizleri bekliyor. Ancak bu işte oldukça zor olmuş, ne kadar uğraşsam da ace için gereken dengeyi bir türlü kavrayamadım.
Oyunda 2 farklı kamera açısı mevcut. Bir açı karakterinizi arkadan alacak şekilde ayarlanmışken diğeri biraz daha yüksek ve sahayı hafif kuş bakışı görecek şekilde tasarlanmış. Ben şahsen 2. kamera açısını tercih ediyorum, çünkü böylelikle sahanın her yerini rahat bir şekilde görüyor ve yapacağım hamlemi daha erkenden düşünebiliyorum.
MAÇ SAYISI
Eğer tenise ufacık bir merakınız bile varsa bu oyunu oynamanızı tavsiye ediyorum. Oyun sizi tatmin etmeye yeter mi bilmiyorum ancak beni tatmin etti. Ayrıca bilgisayar kullanıcıları için şuan tek tenis oyununun bu oyun olması nedeniyle, elimizdekiyle yetinmek zorundayız. Ayrıca sanal alemde de olsa Federer, Nadal, Ivanovic gibi dünya starlarına kortlarda diz çöktürmenin de ne olursa olsun ayır bir tadı var. Güzel oyunlu günler..
Saygılarımla ... ßéLa_07
Dünyanın en büyük Grand Slam'ı olarak gösterilen Wimbledon Tenis turnuvası yeni tamamlandı. Bayanlarda tenis dünyasının Amerikan yıldızı Serena Williams finalde ablası Venus Williams'ı mağlup ederek üçüncü kez şampiyonluğa ulaştı. Erkeklerde ise bu seneki Wimbledon zaferi ile 16'ncı Grand Slam'ını kazanan Federer hem yeniden bir numaraya yükseldi, hem de en çok Grand Slam kazanan tenisçi ünvanını tekeline aldı. Ülkemizde ise taraftar olarak pek bu spora ilgi yok, meslek olarak ilgilenenler ise bir elin parmakları kadar az. Halbuki sporu biraz yakından tanısak inanıyorum ki ilgimizde ülkece artacaktır. Peki bu sporu nasıl yakından tanıyabilirsiniz? Çok kolay Virtua Tennis 2009 oynayarak.
FEDERER`İ YENMEK
Virtua Tennis 2009'un en büyük avantajı PC platformunda alanında tek olması. Bu sebepten dolayı tenis oyunu oynamak isteyen herkes ister istemez bu oyuna yönelecektir. Ancak oyun yapımcıları bu durumu fazla su istimal etmeyerek bizlere bu kıtlıkta yetebilecek bir oyun sunmuşlar.
Virtua Tennis 2009`da ünlü tenisçileri seçerek istersek dostlarımızla, istersek de bilgisayara karşı mücadele ediyoruz. Bunun haricinde oyunda asıl bizi ilgilendiren bölüm ise "World Tour" seçeneği. World Tour oyunun kariyer modu ve biz burada bir tenisçi yaratarak onu zirveye taşımaya çalışıyoruz. Tabi ki dünya turuna başlamadan önce ilk olarak tenisçimizi oluşturuyoruz. Karakter yaratma ekranı gördüğüm en kötü karakter yaratma ekranı diyebilirim. Çok az seçenek içerisinden hangi şıkkı seçerseniz seçin, sonuç hep birbirine benziyor. Bunu zaten oyuna başladığınızda da anlıyorsunuz. Ünlü olmayan tenisçilerin görünüşleri hep birbirine benziyor, ya saçları ya da gözleri farklı yapılmış. Turnuva esnasında kendizi sanki daha önceki turlarda da aynı tenisçilerle karşılaşmışsınız gibi hissediyorsunuz.
World Tour'a amatör bir tenisçi olarak başlıyorsunuz ve profesyonel bir tenisçi olarak zirveye çıkmayı hedefliyorsunuz. Bu açıdan baktığınız da World Tour bir hayli uzun sürüyor. Çünkü amatör branşta geride bırakmanız 99, profesyonel branşta da geride bırakmanız gereken 99 tenisçi var. Size tavsiyem eğer çabuk yükselmek istiyorsanız, girdiğiniz her turnuvaya hem teklerde hem çiftlerde katılın, böylece sıralamada daha çabuk yükseleceksiniz. Ancak ne kadar iyi olursanız olun profesyonel bir tenisçi olmak bir kaç sezonunuza mal oluyor.
Oyunun zorluk seviyeleri ise iyi ayarlanmış. Easy seçeneği gerçekten çok kolayken, hard seçeneği en azıyla yeni başlayanlar için oldukça zor. Tabi daha sonra oyuna ayak uydurdukça en zor seçenekteki en zor maçlar bile size kolay gelmeye başlayabilir.
İyi bir tenisçi olması için karakterimizin gelişmiş yeteneklere ihtiyaçları var. Karakterimizin yeteneklerini geliştirmek için ise, isterseniz Tenis Akademisi'nde antrenman yapıyorsunuz, isterseniz mini oyunlarla antrenman yapıyorsunuz ya da dostunuz olan diğer tenisçilerle hazırlık maçları yapıyorsunuz. Tenis akademsi ve mini oyunlar karakterimizin tek bir yönde ve yüksek bir şekilde gelişmesini sağlarken, hazırlık maçları ise tüm yönlerde fakat düşük bir miktarda gelişmesini sağlıyor. Sizlere ya hazırlık maçı yapmanızı ya da Tenis Akademisi'ni öneriyorum. Çünkü bu iki antrenman her türlü gelişiminizi sağlarken, mini oyunlarda belirtilen hedefe ulaşamamanız halinde karakteriniz hiç gelişme göstermiyor, üstüne üstlük birde stamina(dayanıklılık) göstergesinde azalma oluyor. Staminanız tükendiğinde ise tenisçiniz sakatlanıyor. Sakatlıkları önlemek için ise, enerji içeceği içme, 1 haftalık evde dinlenme ya da 2 haftalık tatile çıkma seçenekleri mevcut. Örneğin 2 haftalık tatile çıktınız, bu durumda o iki hafta içerisindeki mevcut turnuvalara katılamıyorsunuz ve sıralamadaki yükselişiniz sekmeye uğramış oluyor. Bu yüzden stamina durumunuzu iyi ayarlamanızı tavsiye ederim.
Oyundaki mini oyunlar oldukça zevkli. Tenis topuyla tetris oynama, hayvanları besleme, gemileri batırma gibi çeşit çeşit oyunlar mevcut. Yani bir nevi hem eğlenip hem öğreniyorsunuz. Sistem ise şöyle işliyor, sizden belli bir puana ulaşmanız isteniyor, eğer size verilen süre içerisinde o puana ulaşırsanız karakteriniz gelişiyor, ulaşamazsanız hiçbir gelişme kat edemiyorsunuz. Oyundaki mini oyunları tamamladıkça levelleri artıyor, daha da zorlaşıyorlar, ayrıca yeni mini oyunlar da açılıyor. Aynı durum Tenis Akademisi içinde geçerli. Akademideki görevleri yaptıkça yeni görevler ekleniyor.
WIMBLEDON`I KAZANMA SIRASI SİZDE
Karakterimizin 3 farklı yönünü geliştirebiliyoruz. Groundstrokes, footwork & technique ve de serve & volley. Groundstroke karakterimizin forehand ve backhand vuruşlarını geliştiriyor. Footwork & technique ise hızını ve vuruşlardaki yeteneğini daha da geliştirirken, serve & volley ise file önündeki oyunumuza ve servis atışlarımıza doğrudan etki ediyor. Bu özelliklerin 3'ünü de orantılı bir şekilde geliştirerek çok iyi bir tenisçi oluşturabilirsiniz. Yalnız katıldığımız turnuvalardan sonra bu özelliklerimizde bir gelişme olmaması doğrusu saçma olmuş. Düşünsenize hazırlık maçında gelişme sağlıyoruz ama turnuvada hiçbir gelişme olmuyor.
Oyunda katıldığımız turnuvalarda para ödülü de kazanıyoruz ve bu ödülü karakterimize yeni tişört, şort, raket gibi yeni aksesuarlar almakta kullanabiliyor ya da kapalı tenis sahalarını açmakta kullanabiliyoruz. Bunun yanında örneğin karakterin görünüşü hoşunuza gitmemeye başladı. Hiç sorun değil. Belli bir bedel ödeyerek karakterinizin görünüşünü baştan yapılandırabilirsiniz.
Oyun grafik konusunda ise vasatı aşamamış. Ünlü tenisçiler görünüş olarak asıllarına benzemelerine karşın oldukça özensiz duruyorlar. Bununla birlikte ünlü olmayan tenisçilerin hepsinin birbirine benzemesi grafikler konusunda bir handikap oluşturuyor. Oyundaki kortlar ise tasarım olarak asıllarına benzemelerine karşın görsellik olarak sınıfta kalıyorlar. Bütün kortların zeminleri halı gibi dümdüz ve detaysız. Ayrıca kortların zeminine doğru baktığımızda sürekli olarak gezinen bir sis kümesi görüyoruz, bilhassa bu durum çim kortlarda göze çok çarpıyor. Topun hareket halindeyken arkasında oluşturduğu sarı ışığa göz yumsam da, her topa vurduğumuzda oluşan toz bulutuna bir anlam veremedim. O kadar tenis maçı izlemişimdir, hiç birinde de topa vurulduğunda toz bulutu oluştuğunu görmedim.
Sanırsam bir sorunda sahalardaki ışıklandırmalarda mevcut. Kort içinde nereye hareket ederseniz edin, gölgeniz hep aynı pozisyonda kalıyor. Artık ışınlar nasıl bir açıyla geliyorsa? Gerçi bu soruyu yapımcılara sormak gerek.
Oyunun menüsünde çalan müzik hoşuma gitse de, maç esnasında çalan yüksek tempolu türünü tam anlayamadığım müzikler pek hoşuma gitmedi. Üstelik bazı müzikler oyundaki her sayıdan sonra baştan çalmaya başladığı için bir süre sonra insana bıkkınlık vermeye başlıyor.
Oyunda çim ya da toprak kort fark etmez, top zeminle her temas ettiğinde aynı sesi ve tepkiyi veriyor. Yani sesinde ne bir kalınlaşma ya da yerden sekmelerinde ne bir azalma meydana geliyor. Her kortta oyunlar aynı tempoda oynanıyor. Çığlıklarıyla meşhur Sharapova, Virtua Tennis 2009'da adeta öksürürmüş gibi bağırıyor. Taraftar desteği de Sharapova`nın sesi gibi düşük bir seviyede kalmış, sanki seyircileri birisi zorla alkışlattırıyor gibi düşük bir tempodaki taraftar desteği bizleri bekliyor.
Virtua Tennis 2009'un beni en tatmin eden ve zaten bize en çok gereken yönüne geldi sıra. Oyun, oynanış bakımından oldukça rahat, oyuncuyu kasmayan bir yapıda olmuş. Vuruşlarınızda doğru zamanlama yapmanız çok önemli. Yönettiğiniz karakter her türlü topu karşılamaya çalışıyor ancak yanlış zamanda tuşa basarsanız bu sizi oyunun sonraki kısmında zora sokuyor. Çünkü oyuncunuz önceki topu karşılamak için pozisyonunu bozuyor ve kendisini toparlamakta geç kaldığı için de oyunun üstünlüğü rakibe geçiyor. Servis atışlarınız da ise eğer doğru açıyı ayarlayabilirseniz Federer'inkine benzer "ace"ler sizleri bekliyor. Ancak bu işte oldukça zor olmuş, ne kadar uğraşsam da ace için gereken dengeyi bir türlü kavrayamadım.
Oyunda 2 farklı kamera açısı mevcut. Bir açı karakterinizi arkadan alacak şekilde ayarlanmışken diğeri biraz daha yüksek ve sahayı hafif kuş bakışı görecek şekilde tasarlanmış. Ben şahsen 2. kamera açısını tercih ediyorum, çünkü böylelikle sahanın her yerini rahat bir şekilde görüyor ve yapacağım hamlemi daha erkenden düşünebiliyorum.
MAÇ SAYISI
Eğer tenise ufacık bir merakınız bile varsa bu oyunu oynamanızı tavsiye ediyorum. Oyun sizi tatmin etmeye yeter mi bilmiyorum ancak beni tatmin etti. Ayrıca bilgisayar kullanıcıları için şuan tek tenis oyununun bu oyun olması nedeniyle, elimizdekiyle yetinmek zorundayız. Ayrıca sanal alemde de olsa Federer, Nadal, Ivanovic gibi dünya starlarına kortlarda diz çöktürmenin de ne olursa olsun ayır bir tadı var. Güzel oyunlu günler..
Saygılarımla ... ßéLa_07


