- Katılım
- 29 Kas 2009
- Konular
- 2,077
- Mesajlar
- 33,404
- Online süresi
- 21694s
- Reaksiyon Skoru
- 2,992
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 386
- Yaş
- 32
- TM Yaşı
- 16 Yıl 4 Ay 25 Gün
- MmoLira
- -1,011
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
O Türk edebiyatına yön vermiş bir şair ve verdiği eserleri tartışılmaz. Kürk Mantolu Madonna işte bu eser Türk edebiyatının en iyi romanlarından biridir. Bazı kitaplar vardır içinde kaybolursunuz bazı kitaplar vardır sizi uzağa götürür. Ve Herşey Kesmeşeker'in Maria şarkısıyla başlamıştı ordaki Maria ile burdaki Maria tıpa tıp aynı. Ve Şimdi Kürk Mantolu Madonna'yı yorumlayalım. Roman'ın şüphesiz kahramanı Raif beydir. Raif ilk bakışta çok sıradan, işi ve evi arasında dönüp duran bir hayata sahip. Neredeyse hiç konuşmaz ve sessiz biridir.
Bir gün raif bey gerçekten çok hastalanır ve kendisinden işyerindeki masasında bulunan eşyaları getirmesini rica eder. bu eşyaların arasında bir de defter vardır. raif bey'in bu defterin yakılmasını istemesine rağmen ondan okumak için izin almayı başarır.
defter aslında bir günlük değildir. sadece yıllar sonra karşılaştığı eski bir dosttan sonra belki kendisinin de inanamadığı hayatını ve geçmişini bir anda kağıda dökmüştür. her şey 10 yıl önce raif'i babasının almanya'ya sabunculuk öğrenmeye göndermesiyle başlar.
Ve kitaptan bir alıntı.
" yaşamak, tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek, hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak; herkesden daha çok, daha kuvvetli yaşadığını, bir ana bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak. ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, onu bekleyerek yaşamak.
dünyada bundan daha ferah verici bir şey olabilir miydi? "
evet böyle birşeydi. Herşey bir sergide Kürk mantolu madonna'yu görmekle başladı. O her gün gelip onu görüyordu ama sergiye gelenler ona tuhaf gözle bakıyordu. Hatta bir gün bir kadın bunu tuhaf bakışlarla süzdü. Ama bu kadın'ın kürk mantolu madonna olduğunu bilmiyordu. Bir süre sonra bunuda öğrendi. Onu hep takip ediyordu, ve sonunda onunla tanışmış ahbap olmuştu. Çoğu zaman ikisinden ses çıkmaz çoğu zamanda heryere birlikte giderlerdi.
Raif sevmek için bütün fedakarlıkları göze alıyordu. Seviyorduda , ona yakın olmak onun için önemliydi. Diğer insanlardan daha önemliydi işte bu insan Maria idi. Ve raif'i çok etkilemişti. Ona yakın olmak derken fiziksel olarak değil tabiki de. O, maria ile ahbaptı. Maria , raif'e herşeyini anlatıyordu , raif'te onu güzelce dinliyordu. Hatta Maria ilk başlarda raif'in bambaşka bir erkek olduğunu düşünüyordu, ama sonra erkeklerin hepsinin aynı olduğunu düşündü. O bunda önceden gelen bir düşünceydi. Yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi, aralarında sorunda vardı. Hayatınızda kaç maria tanıdınız kaç maria sizi etkiledi ben bilmem ama Kesmeşeker'in Maria'sı bir ikincisi de Kürk Mantolu Madonna'nın Maria'sı bunlar insanın üzerinde büyük etki bırakır.
Maria , ne varsa onla paylaşıyordu. Arkadaşlıktanda öteydi ama raif ona açılamıyordu. Çünkü Maria'nın söyledikleri raif'i sarsmıştı ya da ben öyle hissettim. Benden hiçbirşey isteme diyordu Maria. Raif'te bundan utanıyordu, çok şey istemiyordu . Onun için mutluluk Kürk Mantolu Madonna'sı ile birlikte olmaktı. Gözleri ondan başkasını görmüyordu. Maria'yı seven çok insan vardı. Herşeye rağmen O Maria'yı kabullenmişti. Kıskanmıyordu. Bir gün neden kıskanmadığını Maria'da merak etmişti. Ve yine sessizlik oluştu. Maria daha fazla konuşurken , raif bey fazla sesini çıkarmaz sadece onu dinlerdi.
Noel geldiğinde bunlar yine birliktedir. Sabahlara kadar içmek Maria'nın tek isteğidir aynı Kesmeşeker şarkısında olduğu gibi. Ne kadar çok benzerlik var değil mi, sarhoş olmayıda severdi. Bir defa ikisi kendilerini kaybetmişti ama ellerinde de değildi. Ama ikinci defa içtiklerinde biri sarhoş değildi. Raif bey onunla ilgili hiç kötü şey düşünmezdi , çünkü o onu her haliyle kabul etmişti.
Maria'yı bir gün raif bey eve bırakır. Ama Maria bu defa raif bey hakkında farklı düşünür ama sarhoştur bununda etkisi var tabi. Ama raif bey'in aklından kötü birşey geçmemiştir. Bütün iyiliklerine rağmen Maria , Raif bey'i sevmediğini söyler. Ama Raif bey herşeye rağmen onu seviyordu hemde karşılık beklemeden . Çünkü onun için ona bakmak bile yeterliydi. Dostça bir yaklaşım ve gülüş raif bey için kafiydi.
Ve kitabın en can alıcı noktası şu sözler sanırım, en azından bende büyük iz bıraktı.
"bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey."
"kadın, sevebileceği zaman sevmiyor, ancak tatmin edilmeyen arzulara üzülüyor, kırılan benliğini tamir etmek istiyor,kaybedilen fırsatlara yanıyor ve bunlar ona aşk çehresi altında görünüyordu."
Bunları alıntı olarak kitaptan aldım. Raif beyi hiç kimse sevmemişti o ise birşeylerden kaçıyordu. Bunu kitabı okuduğunuzda beni daha iyi anlayacaksınız. Maria ile ayrıldıklarında raif bey'de üzüntü hakimdi. Hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağını düşünüyordu. Çünkü bir insana bir insan yeterliydi ama olmayınca...
Ve Raif bey o umutsuz Maria'ya umut saçıyordu. Maria ,erkeklere karşı nefret içindeydi. Ama raif bey onunla arkadaş olduktan sonra Maria düşüncelerini şu sözlerle açıkladı.
''"şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum! bu eksik sana değil, bana ait...bende inanmak noksanmış...beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum..bunu şimdi anlıyorum.demek ki insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar...ama şimdi inanıyorum...sen beni inandırdın...seni seviyorum..."
Ayrıldıklarında demiştik, ayrıldığında raif bey ondan büyük bir üzüntü içindeydi. Adeta kimseyi görmek istemiyordu, rengi atmıştı.Ve Raif bey ondan ayrıldığında şöyle diyordu.
''zaten kadınlar pek acayip mahluklardı. bütün hatıralarımı toplayarak bir hüküm vermek istediğim zaman, kadınların hiçbir zaman sahiden sevemeyecekleri neticesine varıyordum. kadın sevebileceği zaman sevmiyor, ancak tatmin edilmeyen arzulara üzülüyor, kırılgan benliğini tamir etmek istiyor, kaybedilen fırsatlara yanıyor ve bunlar ona aşk çehresi altında görünüyordu.'' bunlar ise raif' in, aşkına karşılık bulduğuna inanmaktan vazgeçtiği anda aklından geçenlerdi. bir insanın bir insana yeteceğine inanmıştı ama ''her şeyin bir hayal, aldatıcı bir rüya'' olduğunu görünce inanmak ve ümit etmek kabiliyetini de yitirdiğini düşündü. düşündü ve yanıldı.
Sokaklarda dolaşıyordu, duvarlara bakıp birşey görme isteği içindeydi. Ondan haberde bekliyordu hem de onu arıyordu. Bir gün Maria'nın evine gitti ve maria'yı bulamadı. Komşusu Maria'nın hastalandığını söyledi. Bu Raif bey'i doğal olarak sarstı. Raif bey heryerde onu arıyordu. Ve sonunda o da hastaneyi buldu. Sonra Maria , Raif bey'e kendisinin daha iyi bakacağını söylüyordu. Ve eve götürdü ona her gün baktı . Taa ki ölene kadar. Ve Kürk Mantolu Madonna artık ölmüştü.
Ve O öldükten sonra raif bey için hayatın bir anlamı yoktur. Onu bir insan ancak bu kadar tesir altına alabilirdi. O da Maria Puder diğer adıyla Kürk Mantolu Madonna idi. Ve böyle bir aşk ancak kitaplarda geçer herhalde. Bu kitap uzun zaman okumak istediklerim arasındaydı ve okudum. Benide tesir altına aldı. Anlatabildiysem ne mutlu bana.
- Katılım
- 13 Ağu 2009
- Konular
- 3,814
- Mesajlar
- 53,116
- Reaksiyon Skoru
- 343
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 375
- Yaş
- 33
- TM Yaşı
- 16 Yıl 8 Ay 13 Gün
- MmoLira
- -2
- DevLira
- 0
Tesekkürler.
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 23
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 17
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 20
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 19
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 17





