HAKKINDA YAZILANLAR
BİR OSMANLI-ERMENİ AYDIN ve BÜROKRATI: SAHAK ABRO (1825-1900)
Sezai BALCI
Giriş
Osmanlı Devleti`nin son döneminde yaşayan Osmanlı-Ermeni entelektüellerinden biri olan Sahak Abro hakkında iki ansiklopedi maddesi dışında başka bir bilgi bulunmamaktadır . Bu çalışmada Sahak Abro`nun hayatı ve Osmanlı bürokrasisindeki faaliyetleri, Osmanlı arşiv belgelerine göre incelenecektir. Sahak Abro gibi birçok gayrimüslimin, devlet hizmetinde istihdam edilmesi hiç şüphesiz Tanzimat`la birlikte uygulamaya konulan Osmanlılık ideolojisinin bir sonucudur. Tanzimat, Müslümanlar kadar gayrimüslimleri de kapsayan bir süreçtir. Merkezî devlet bürokrasisinde Sahak Abro örneğinde görüldüğü gibi Batı dilleri kadar, Türkçe`yi düzgün yazan ve konuşan eğitimli gayrimüslimlere her kademe ve rütbede rastlamak mümkündür.
1-Babıali Tercüme Odası`ndaki Faaliyetleri ve Eserleri
Sahak Abro, 1825 (h. 1241) yılında İzmir`de doğmuştur . Babasının adı Cevahircioğlu Hacı Ohannes`tir. Adından da anlaşılacağı üzere babası ya da dedesi kuyumcu esnafındandır. Aslen Belgratlı olan İzmirli Abro ailesindendir . İzmir`de Fransızların Propaganda ve Ermenilerin Mesrobyan okullarında yabancı dil ve edebiyat öğrenimi almıştır. Türkçe, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Ermenice ve Rumca bilmektedir.
1849`da (h.1265) 24 yaşında mülâzemetle yani maaşsız olarak Babıâli Tercüme Odası`na girmiştir. Ekim 1849`da maaşı önce 500, daha sonra 2500 kuruşa çıkarılmıştır. Sahak Abro`nun ilk maaşı olan 500 kuruş, İzmir Meclisi tercümanı iken vefat eden akrabası Avodik`in münhal kalan 1000 kuruşluk maaşından ödenmiştir. Sahak Abro, Tercüman Avodik`in yeğeniydi. Sahak Abro`nun yabancı dil bilgisinin kaynağı hiç şüphesiz ki ailesidir. Aileden Tercüman Avodik, 1839`da Kaptan-ı Derya Ahmet Paşa`nın tercümanlık hizmetinde, 1839-1842 arasında 2500 kuruş maaşla Sadaret tercümanlığında , Viyana ve Paris Sefareti baştercümanlığında bulunduktan sonra, bir müddet Babıali Tercüme Odası`nda istihdam edilmiş ve İzmir Meclisi tercümanlığında bulunmuştur. Ailenin eğitime ve özellikle yabancı dil öğrenimine verdiği önem Sahak Abro`da da görülmektedir. Sahak Abro, oğlu Hırant Abro`ya İsviçre`de Lozan Lisesi ve Lozan Akademisi`nde ve Fransa`da Nantes Hukuk Fakültesi`nde Fransızca, Edebiyat ve Hukuk eğitimi aldırmıştır. Hırant Abro da babası gibi Osmanlı İmparatorluğu`nun yıkılmasına kadar devlet hizmetinde bulunarak kesintisiz 38 yıl Babıali Hukuk Müşavirliği yapmıştır. Hırant Abro, bu süre zarfında Murabaha Nizamnamesi`nin ta`dili, 18 Haziran 1887`de Türkiye-Yunanistan Ticaret Antlaşması, 1914`te Türkiye-Bulgaristan Ticaret Antlaşması, 1916`da Türkiye ile Almanya arasında imzalanan konsolosluk, suçluların iadesi, Türk ve Alman vatandaşlarının her iki ülkede ikametlerine dair yapılan antlaşmalarda, yine 1917`de Türkiye ile Avusturya-Macaristan arasında yapılan uluslararası ikili antlaşmalarda hukuk müşaviri olarak önemli hizmetlerde bulunarak 1924`te emekliye ayrılmıştır.
Tercüman Avodik ve oğlu Hırant Abro dışında Sahak Abro`nun akrabaları ile ilgili az da olsa arşiv kayıtlarında bilgi bulunmaktadır. Bunlardan biri de Sahak Abro`nun İzmir`de oturan kardeşi tüccar Kirkor Abro`dur. Kirkor Abro, İzmir`de devletin bazı işlerine yardımcı olmaktaydı. Sahak Abro, Tahrirat-ı Ecnebiye Müdürü iken kardeşi Kirkor`a hizmetlerine karşılık olarak 13 Mayıs 1857`de salise rütbesi verilmiştir. Sahak Abro, Tahrirat-ı Hariciye Katibi iken akrabası olan ve İzmir`de oturan Gül Hanım`a 1000 kuruş maaş bağlatmıştır.
Tercüme Odası`nda çalıştığı süre içinde Hariciye Nezareti`ne gelen Fransızca ve İngilizce evrakı tercüme işiyle meşgul olduğu gibi Nisan 1851`den itibaren Takvim-i Vekâyii`nin Fransızca`ya çevrilmesi işini de Sahak Abro üzerine almış ve bu hizmetine karşılık olarak Takvimhane-i Amire bütçesinden maaşına 500 kuruşluk ilave de yapılmıştır. Takvim-i Vekayii`nin Fransızca`ya çevrilmesini 1856`ya kadar devam ettirmiştir.
Sahak Abro, Babıali Tercüme Odası`nda sadece Takvim-i Vekâyi`in Fransızca`ya tercümesi yanında Hariciye Nezareti`ne, Osmanlı Devleti`nin dış temsilciliklerinden ve İstanbul`da bulunan yabancı devletlerin diplomatlarından gelen her türlü Fransızca evrakın çevirisini de yapmıştır. 1852 yılında tercüme ettiği evrakın sayısı 80`dir. Yine bu dönemde Tercüme Odası`nda mesai arkadaşları içinde daha sonra beraber çalışacakları Asım, Macit paşalarla meşhur sözlükçü Redhouse, Nurettin, Nuri, Said, Rasih, Şakir, Raşid, Tevfik, Remzi Vecihi, Arzuman, Kirkor, Kostaki, Vuliç efendiler bulunmaktadır.
Sahak Abro, Tercüme Odası`ndaki işinin yanı sıra 1850`lerin başından itibaren kitap çevirileri de yapmıştır. Bu sırada Encümen-i Daniş`in de haricî azalarından olan Sahak Abro`nun tespit edebildiğimiz kadarıyla tercümesini yaptığı eserlerden dördü basılmıştır. Bu çevirilerinin ilki Jean Baptiste Say`ın Catechisme d`Economie Politique adlı eserini İlm-i Tedbir-i Menzil adıyla çevirdiği ekonomi-politik kitabıdır. Eserin, 24 Aralık 1851 tarihli Meclis-i Ma`arif ve 9 Ocak 1852 tarihli Meclis-i Vâlâ kararlarıyla “…bilhassa erbâb-ı dâniş ve istidâdda ilim ve icmâli husûlüne ve umum nâsa faideli olacağı…“ gerekçesiyle masrafı ve geliri Sahak Abro`ya ait olmak üzere basılmasına karar verilmiş ve bu çeviriden dolayı Sahak Abro beş bin kuruşla ödüllendirilmiştir. Eser, 1852`de Mühendisoğlu Matba`asında bastırılmıştır. 26 Eylül 1860`ta Maliye Nezareti`ne yazılan bir yazıda, bu kitaptan 50 tanesinin satın alınarak Maarif-i Umumiye Nezareti`ne yollanmasının istenmesi bize kitabın Osmanlı maarif çevrelerinde oldukça itibar gördüğü izlenimini vermektedir. Eser, Osmanlı Devleti`ne modern ekonomi teorilerini tanıtan ilk kitap olma özelliğini taşımaktadır.
Sahak Abro`nun bir diğer çevirisi, Fransız yazar Sekur`un insan vücudunun gelişimini devlete benzeterek güzel ahlâk (ahlâk-ı memdûha) ile insana zarar veren kötülüklerin (agraz-ı muzırra-i insaniye) insanoğluna yaptığı fayda ve zararlarını inceleyerek bu durumu devletin oluşum ve gelişimine uyarlayan eserini Kişver-i Derûn adıyla yayımlanan tercümesidir. Bu eserin de basım masrafı ve geliri Sahak Abro`ya bırakılmıştır. Eser ancak yirmi yıl sonra 1871 yılında Sahak Abro`nun işsiz olduğu dönemde basılmıştır. Yine Türkçe`nin ilk gramer kitaplarından sayılan Ahmet Cevdet Paşa`nın Fuat Paşa ile birlikte yazdığı Kavaid-i Osmaniye`yi 1852`de Fransızca`ya tercüme ederek bastırmış ve kitabın telif hakkını on sene müddetle elinde bulundurmuştur.
Sahak Abro`nun bir başka eseri 1855`te Mustafa Reşit Paşa`nın isteği üzerine kaleme aldığı “Avrupa`da Meşhûr Ministroların Tercüme-i Hâllerine Dair Risâle “ isimli kitabıdır. Sahak Abro, bu eserini dört cilt olarak tasarlamışsa da sadece bir cilt olarak yayımlamıştır. Kitapta Talleyrand (1754-1838), Prens Metternich (1773-1859), Lord Wellington (1769-1852), Kont Nesselrode (1780-1862), Lord Palmerstone`nun (1784-1865) biyografileri ve yaşadıkları dönemin siyasal olayları konusunda bilgiler bulunmaktadır. Sahak Abro`nun bu eseri Meclis-i Maarif-i Umumiye`de görüşülmüş ve kitabın Türk devlet adamları için faydalı olacağı düşünülerek bastırılmasına karar verilmiştir. Fakat bu tercümenin “…herkesin anlayacağı şey olmaması…“ gerekçesiyle sadece isteyenlere verilmek üzere Takvimhane-i Amire Matba`ası`nda 150 adet bastırılmıştır. Türk siyasi hayatında ministro, familya, Luterhane, telgraf, pasaport, konstitüsyon, konstitüsyonel usûl, politika-şinâs, oratör, federe, oporsiyon, konkord, konfederasyon, kongre, senato, parlamento gibi politik ve diplomatik içerikli birçok yabancı kökenli sözcük ilk kez bu derlemede kullanılmıştır.
Basılı eserlerinin dışında Sahak Abro`nun tercüme ettiği ve basılmayan çevirileri de vardır. Bu eserler içinde tespit edebildiklerimiz şunlardır: Tercümesinin güzelliği belgelere konu olmuş olan Voltaire`den On İkinci Şarl Tarihi, Büyük Petro Tarihi, Machiavelli`den Prens (Rifat Paşa ile birlikte); Bufel (?) adlı bir İngiliz yazardan Tarih-i Medeniyet, Amerikalı Rereper`den (?) Avrupa`nın Tedkikat-ı Maneviyesi.
Sahak Abro örneğinde görüldüğü üzere Tanzimat aydını Avrupa ve dünya tarihi ile ilgilenmeye başlamıştır. İlber Ortaylı`ya göre bu ilgi, Tanzimat bürokratlarının bulundukları zamanı ve mekânı saptama bilincinin ürünüdür. XIX. yüzyılda Avrupa tarihine olan bu ilgi, Osmanlı toplumunun konumunu ve geleceğini anlamak isteğiyle başlamıştır.
Sahak Abro`nun kitap ve risâle çalışmaları sadece Fransızca`dan yapılan çevirilerle sınırlı kalmamış, Ermeni cemaati ile de yakından ilgilenmiştir. 28 Şubat 1852-8 Ağustos 1853 tarihleri arasında Krikor Margosyan`la birlikte Noyyan Ağavni (Nuh`un Güvercini) adıyla haftalık Ermenice bir gazete çıkarmıştır. Bu gazete daha sonra maddi imkânsızlık nedeniyle kapanmıştır.
17 Eylül 1855`te “mesâlih-i nazikede istihdam olunduğu“ gerekçesiyle rütbesi saliseden saniye sınıf-ı sânîsine yükseltilerek Babıali Tercüme Odası Mütercim-i Evvelliği`ni vekâleten idare etti. Türkçe ve Fransızca okuyup yazmadaki yeteneği sebebiyle 4 Nisan 1856`da saniye sınıf-ı evvel mütemayizi rütbesi ile ve 3400 kuruş maaşla Divân-ı Hümâyûn Mütercim-i Sânîliğine atanmıştır. Sahak Abro ile birlikte reformcu devlet adamlarını yetiştiren Tercüme Odası, 1821 Yunan isyanından sonra yeniden şekillendirilerek kısa sürede amacına uygun olarak hem iç ve hem de dış siyasette etkili olmuştur. Bu haliyle hem Tanzimat ve hem de Tanzimat sonrası reform hareketlerini hazırlayan bürokratların yetiştiği bir mektep, hem de değişik dillerde Babıâli`ye gelen yazışmaların tercüme edildiği bir memuriyet görümüne giren Tercüme Odası XIX. yüzyılın sonuna kadar bir kişinin kariyerine başlayabileceği “en iyi yer“ olarak görülmüştür. Bu durum, Sahak Abro`nun Osmanlı bürokrasisi içindeki kariyerinden de anlaşılmaktadır.
Bu sırada gerek büyük devletler nezdinde olan Osmanlı elçileri ve gerekse İstanbul`da ikamet eden yabancı elçilikler ile yapılan yazışmalarda Fransızca kullanılmaktaydı. Bu yazışmaların tercümeleri de Babıâli Tercüme Odası tarafından yapılmaktaydı. Özellikle Kırım Savaşı ile birlikte çeşitli devletlerden gelen yazılar ve bunlara verilecek cevapların Tercüme Odası`nca yazılması, savaş ortamında tercüme işlerini çoğaltması üzerine Tercüme Odası`na bağlı olarak Tahrirat-ı Ecnebiye Odası açılmıştır. Divan-ı Hümayun Tercümanı`nın “maiyeti-i umumisi“nde bulunacak olan Tahrirat-ı Ecnebiye Odası`na müdür olarak Rüstem Bey atanmış ve maiyetine de Tercüme Odası`ndan iki mübeyyiz, iki defterci ve bir müstahfızdan oluşan beş kişi atanmıştır. Nizamnamesi`nden anlaşıldığına göre bu odanın görevi Hariciye Nezaretine gelen evrakı tasnif ederek, kayıtlarını tutmak, ilgili birimlere havale ederek ve daha sonra bunları Oda`da muhafaza etmekti. Bu yönüyle Tahriratı-i Ecnebiye Odası, Hariciye Nezaretinin bir tür arşiv dairesi hükmündeydi. Sahak Abro,19 Ocak 1857`de Babıâli Tercüme Odası`nda ikinci mütercim (mütercim-i sânî) iken 6400 kuruş maaşla, Torin maslahatgüzarlığına tayin olunan Rüstem Bey`in yerine Hariciye Nezareti Tahrirat-ı Ecnebiye Odası Müdürlüğüne atandı. Sahak Abro`dan boşalan ikinci mütercimliğe de Pavlaki Musurus getirilmiştir.
2- Cebel-i Lübnan Meselesindeki Faaliyetleri
Islahat Fermanı`nın, Hıristiyanlarla Müslümanları eşit bir hale getirmesi Cebel-i Lübnan`da büyük bir tepki yaratmıştır. Özellikle İngiliz kontrolü altında birleşen Sait Canbolat ve Hattar Ahmet`e bağlı Dürzilerle, Fransızların desteklediği Maruniler arasında 1860`ta Sayda, Matn, Havran, Hesbeya, Raşeya, Zahle ve Dayrülkamer`de büyük çatışmalar meydana gelmiştir. Bu çatışmalar daha sonra Şam`a da sıçramıştır. Osmanlı yerel yönetimi bu çatışmaları önleme adına yeterli ve gerekli tedbirleri almadığı gibi zaman zaman isyanı da desteklemiştir. Babıali isyanların genişlediğini ve korkunç bir şekil aldığını öğrenince işi ehemmiyetle incelemeye başlamış ve Osmanlı belgelerine “mesele-i faci`a-i Şam“ olarak geçen isyanın tahkiki için Hariciye Nazırı Fuat Paşa`yı, 12 Temmuz 1860`ta olağanüstü yetkilerle isyan bölgesine göndermiştir. Fuat Paşa`nın bu memuriyetinde maiyetinde bulunanlardan biri de 10 bin kuruş maaş ve 25 bin
BİR OSMANLI-ERMENİ AYDIN ve BÜROKRATI: SAHAK ABRO (1825-1900)
Sezai BALCI
Giriş
Osmanlı Devleti`nin son döneminde yaşayan Osmanlı-Ermeni entelektüellerinden biri olan Sahak Abro hakkında iki ansiklopedi maddesi dışında başka bir bilgi bulunmamaktadır . Bu çalışmada Sahak Abro`nun hayatı ve Osmanlı bürokrasisindeki faaliyetleri, Osmanlı arşiv belgelerine göre incelenecektir. Sahak Abro gibi birçok gayrimüslimin, devlet hizmetinde istihdam edilmesi hiç şüphesiz Tanzimat`la birlikte uygulamaya konulan Osmanlılık ideolojisinin bir sonucudur. Tanzimat, Müslümanlar kadar gayrimüslimleri de kapsayan bir süreçtir. Merkezî devlet bürokrasisinde Sahak Abro örneğinde görüldüğü gibi Batı dilleri kadar, Türkçe`yi düzgün yazan ve konuşan eğitimli gayrimüslimlere her kademe ve rütbede rastlamak mümkündür.
1-Babıali Tercüme Odası`ndaki Faaliyetleri ve Eserleri
Sahak Abro, 1825 (h. 1241) yılında İzmir`de doğmuştur . Babasının adı Cevahircioğlu Hacı Ohannes`tir. Adından da anlaşılacağı üzere babası ya da dedesi kuyumcu esnafındandır. Aslen Belgratlı olan İzmirli Abro ailesindendir . İzmir`de Fransızların Propaganda ve Ermenilerin Mesrobyan okullarında yabancı dil ve edebiyat öğrenimi almıştır. Türkçe, Fransızca, İngilizce, İtalyanca, Ermenice ve Rumca bilmektedir.
1849`da (h.1265) 24 yaşında mülâzemetle yani maaşsız olarak Babıâli Tercüme Odası`na girmiştir. Ekim 1849`da maaşı önce 500, daha sonra 2500 kuruşa çıkarılmıştır. Sahak Abro`nun ilk maaşı olan 500 kuruş, İzmir Meclisi tercümanı iken vefat eden akrabası Avodik`in münhal kalan 1000 kuruşluk maaşından ödenmiştir. Sahak Abro, Tercüman Avodik`in yeğeniydi. Sahak Abro`nun yabancı dil bilgisinin kaynağı hiç şüphesiz ki ailesidir. Aileden Tercüman Avodik, 1839`da Kaptan-ı Derya Ahmet Paşa`nın tercümanlık hizmetinde, 1839-1842 arasında 2500 kuruş maaşla Sadaret tercümanlığında , Viyana ve Paris Sefareti baştercümanlığında bulunduktan sonra, bir müddet Babıali Tercüme Odası`nda istihdam edilmiş ve İzmir Meclisi tercümanlığında bulunmuştur. Ailenin eğitime ve özellikle yabancı dil öğrenimine verdiği önem Sahak Abro`da da görülmektedir. Sahak Abro, oğlu Hırant Abro`ya İsviçre`de Lozan Lisesi ve Lozan Akademisi`nde ve Fransa`da Nantes Hukuk Fakültesi`nde Fransızca, Edebiyat ve Hukuk eğitimi aldırmıştır. Hırant Abro da babası gibi Osmanlı İmparatorluğu`nun yıkılmasına kadar devlet hizmetinde bulunarak kesintisiz 38 yıl Babıali Hukuk Müşavirliği yapmıştır. Hırant Abro, bu süre zarfında Murabaha Nizamnamesi`nin ta`dili, 18 Haziran 1887`de Türkiye-Yunanistan Ticaret Antlaşması, 1914`te Türkiye-Bulgaristan Ticaret Antlaşması, 1916`da Türkiye ile Almanya arasında imzalanan konsolosluk, suçluların iadesi, Türk ve Alman vatandaşlarının her iki ülkede ikametlerine dair yapılan antlaşmalarda, yine 1917`de Türkiye ile Avusturya-Macaristan arasında yapılan uluslararası ikili antlaşmalarda hukuk müşaviri olarak önemli hizmetlerde bulunarak 1924`te emekliye ayrılmıştır.
Tercüman Avodik ve oğlu Hırant Abro dışında Sahak Abro`nun akrabaları ile ilgili az da olsa arşiv kayıtlarında bilgi bulunmaktadır. Bunlardan biri de Sahak Abro`nun İzmir`de oturan kardeşi tüccar Kirkor Abro`dur. Kirkor Abro, İzmir`de devletin bazı işlerine yardımcı olmaktaydı. Sahak Abro, Tahrirat-ı Ecnebiye Müdürü iken kardeşi Kirkor`a hizmetlerine karşılık olarak 13 Mayıs 1857`de salise rütbesi verilmiştir. Sahak Abro, Tahrirat-ı Hariciye Katibi iken akrabası olan ve İzmir`de oturan Gül Hanım`a 1000 kuruş maaş bağlatmıştır.
Tercüme Odası`nda çalıştığı süre içinde Hariciye Nezareti`ne gelen Fransızca ve İngilizce evrakı tercüme işiyle meşgul olduğu gibi Nisan 1851`den itibaren Takvim-i Vekâyii`nin Fransızca`ya çevrilmesi işini de Sahak Abro üzerine almış ve bu hizmetine karşılık olarak Takvimhane-i Amire bütçesinden maaşına 500 kuruşluk ilave de yapılmıştır. Takvim-i Vekayii`nin Fransızca`ya çevrilmesini 1856`ya kadar devam ettirmiştir.
Sahak Abro, Babıali Tercüme Odası`nda sadece Takvim-i Vekâyi`in Fransızca`ya tercümesi yanında Hariciye Nezareti`ne, Osmanlı Devleti`nin dış temsilciliklerinden ve İstanbul`da bulunan yabancı devletlerin diplomatlarından gelen her türlü Fransızca evrakın çevirisini de yapmıştır. 1852 yılında tercüme ettiği evrakın sayısı 80`dir. Yine bu dönemde Tercüme Odası`nda mesai arkadaşları içinde daha sonra beraber çalışacakları Asım, Macit paşalarla meşhur sözlükçü Redhouse, Nurettin, Nuri, Said, Rasih, Şakir, Raşid, Tevfik, Remzi Vecihi, Arzuman, Kirkor, Kostaki, Vuliç efendiler bulunmaktadır.
Sahak Abro, Tercüme Odası`ndaki işinin yanı sıra 1850`lerin başından itibaren kitap çevirileri de yapmıştır. Bu sırada Encümen-i Daniş`in de haricî azalarından olan Sahak Abro`nun tespit edebildiğimiz kadarıyla tercümesini yaptığı eserlerden dördü basılmıştır. Bu çevirilerinin ilki Jean Baptiste Say`ın Catechisme d`Economie Politique adlı eserini İlm-i Tedbir-i Menzil adıyla çevirdiği ekonomi-politik kitabıdır. Eserin, 24 Aralık 1851 tarihli Meclis-i Ma`arif ve 9 Ocak 1852 tarihli Meclis-i Vâlâ kararlarıyla “…bilhassa erbâb-ı dâniş ve istidâdda ilim ve icmâli husûlüne ve umum nâsa faideli olacağı…“ gerekçesiyle masrafı ve geliri Sahak Abro`ya ait olmak üzere basılmasına karar verilmiş ve bu çeviriden dolayı Sahak Abro beş bin kuruşla ödüllendirilmiştir. Eser, 1852`de Mühendisoğlu Matba`asında bastırılmıştır. 26 Eylül 1860`ta Maliye Nezareti`ne yazılan bir yazıda, bu kitaptan 50 tanesinin satın alınarak Maarif-i Umumiye Nezareti`ne yollanmasının istenmesi bize kitabın Osmanlı maarif çevrelerinde oldukça itibar gördüğü izlenimini vermektedir. Eser, Osmanlı Devleti`ne modern ekonomi teorilerini tanıtan ilk kitap olma özelliğini taşımaktadır.
Sahak Abro`nun bir diğer çevirisi, Fransız yazar Sekur`un insan vücudunun gelişimini devlete benzeterek güzel ahlâk (ahlâk-ı memdûha) ile insana zarar veren kötülüklerin (agraz-ı muzırra-i insaniye) insanoğluna yaptığı fayda ve zararlarını inceleyerek bu durumu devletin oluşum ve gelişimine uyarlayan eserini Kişver-i Derûn adıyla yayımlanan tercümesidir. Bu eserin de basım masrafı ve geliri Sahak Abro`ya bırakılmıştır. Eser ancak yirmi yıl sonra 1871 yılında Sahak Abro`nun işsiz olduğu dönemde basılmıştır. Yine Türkçe`nin ilk gramer kitaplarından sayılan Ahmet Cevdet Paşa`nın Fuat Paşa ile birlikte yazdığı Kavaid-i Osmaniye`yi 1852`de Fransızca`ya tercüme ederek bastırmış ve kitabın telif hakkını on sene müddetle elinde bulundurmuştur.
Sahak Abro`nun bir başka eseri 1855`te Mustafa Reşit Paşa`nın isteği üzerine kaleme aldığı “Avrupa`da Meşhûr Ministroların Tercüme-i Hâllerine Dair Risâle “ isimli kitabıdır. Sahak Abro, bu eserini dört cilt olarak tasarlamışsa da sadece bir cilt olarak yayımlamıştır. Kitapta Talleyrand (1754-1838), Prens Metternich (1773-1859), Lord Wellington (1769-1852), Kont Nesselrode (1780-1862), Lord Palmerstone`nun (1784-1865) biyografileri ve yaşadıkları dönemin siyasal olayları konusunda bilgiler bulunmaktadır. Sahak Abro`nun bu eseri Meclis-i Maarif-i Umumiye`de görüşülmüş ve kitabın Türk devlet adamları için faydalı olacağı düşünülerek bastırılmasına karar verilmiştir. Fakat bu tercümenin “…herkesin anlayacağı şey olmaması…“ gerekçesiyle sadece isteyenlere verilmek üzere Takvimhane-i Amire Matba`ası`nda 150 adet bastırılmıştır. Türk siyasi hayatında ministro, familya, Luterhane, telgraf, pasaport, konstitüsyon, konstitüsyonel usûl, politika-şinâs, oratör, federe, oporsiyon, konkord, konfederasyon, kongre, senato, parlamento gibi politik ve diplomatik içerikli birçok yabancı kökenli sözcük ilk kez bu derlemede kullanılmıştır.
Basılı eserlerinin dışında Sahak Abro`nun tercüme ettiği ve basılmayan çevirileri de vardır. Bu eserler içinde tespit edebildiklerimiz şunlardır: Tercümesinin güzelliği belgelere konu olmuş olan Voltaire`den On İkinci Şarl Tarihi, Büyük Petro Tarihi, Machiavelli`den Prens (Rifat Paşa ile birlikte); Bufel (?) adlı bir İngiliz yazardan Tarih-i Medeniyet, Amerikalı Rereper`den (?) Avrupa`nın Tedkikat-ı Maneviyesi.
Sahak Abro örneğinde görüldüğü üzere Tanzimat aydını Avrupa ve dünya tarihi ile ilgilenmeye başlamıştır. İlber Ortaylı`ya göre bu ilgi, Tanzimat bürokratlarının bulundukları zamanı ve mekânı saptama bilincinin ürünüdür. XIX. yüzyılda Avrupa tarihine olan bu ilgi, Osmanlı toplumunun konumunu ve geleceğini anlamak isteğiyle başlamıştır.
Sahak Abro`nun kitap ve risâle çalışmaları sadece Fransızca`dan yapılan çevirilerle sınırlı kalmamış, Ermeni cemaati ile de yakından ilgilenmiştir. 28 Şubat 1852-8 Ağustos 1853 tarihleri arasında Krikor Margosyan`la birlikte Noyyan Ağavni (Nuh`un Güvercini) adıyla haftalık Ermenice bir gazete çıkarmıştır. Bu gazete daha sonra maddi imkânsızlık nedeniyle kapanmıştır.
17 Eylül 1855`te “mesâlih-i nazikede istihdam olunduğu“ gerekçesiyle rütbesi saliseden saniye sınıf-ı sânîsine yükseltilerek Babıali Tercüme Odası Mütercim-i Evvelliği`ni vekâleten idare etti. Türkçe ve Fransızca okuyup yazmadaki yeteneği sebebiyle 4 Nisan 1856`da saniye sınıf-ı evvel mütemayizi rütbesi ile ve 3400 kuruş maaşla Divân-ı Hümâyûn Mütercim-i Sânîliğine atanmıştır. Sahak Abro ile birlikte reformcu devlet adamlarını yetiştiren Tercüme Odası, 1821 Yunan isyanından sonra yeniden şekillendirilerek kısa sürede amacına uygun olarak hem iç ve hem de dış siyasette etkili olmuştur. Bu haliyle hem Tanzimat ve hem de Tanzimat sonrası reform hareketlerini hazırlayan bürokratların yetiştiği bir mektep, hem de değişik dillerde Babıâli`ye gelen yazışmaların tercüme edildiği bir memuriyet görümüne giren Tercüme Odası XIX. yüzyılın sonuna kadar bir kişinin kariyerine başlayabileceği “en iyi yer“ olarak görülmüştür. Bu durum, Sahak Abro`nun Osmanlı bürokrasisi içindeki kariyerinden de anlaşılmaktadır.
Bu sırada gerek büyük devletler nezdinde olan Osmanlı elçileri ve gerekse İstanbul`da ikamet eden yabancı elçilikler ile yapılan yazışmalarda Fransızca kullanılmaktaydı. Bu yazışmaların tercümeleri de Babıâli Tercüme Odası tarafından yapılmaktaydı. Özellikle Kırım Savaşı ile birlikte çeşitli devletlerden gelen yazılar ve bunlara verilecek cevapların Tercüme Odası`nca yazılması, savaş ortamında tercüme işlerini çoğaltması üzerine Tercüme Odası`na bağlı olarak Tahrirat-ı Ecnebiye Odası açılmıştır. Divan-ı Hümayun Tercümanı`nın “maiyeti-i umumisi“nde bulunacak olan Tahrirat-ı Ecnebiye Odası`na müdür olarak Rüstem Bey atanmış ve maiyetine de Tercüme Odası`ndan iki mübeyyiz, iki defterci ve bir müstahfızdan oluşan beş kişi atanmıştır. Nizamnamesi`nden anlaşıldığına göre bu odanın görevi Hariciye Nezaretine gelen evrakı tasnif ederek, kayıtlarını tutmak, ilgili birimlere havale ederek ve daha sonra bunları Oda`da muhafaza etmekti. Bu yönüyle Tahriratı-i Ecnebiye Odası, Hariciye Nezaretinin bir tür arşiv dairesi hükmündeydi. Sahak Abro,19 Ocak 1857`de Babıâli Tercüme Odası`nda ikinci mütercim (mütercim-i sânî) iken 6400 kuruş maaşla, Torin maslahatgüzarlığına tayin olunan Rüstem Bey`in yerine Hariciye Nezareti Tahrirat-ı Ecnebiye Odası Müdürlüğüne atandı. Sahak Abro`dan boşalan ikinci mütercimliğe de Pavlaki Musurus getirilmiştir.
2- Cebel-i Lübnan Meselesindeki Faaliyetleri
Islahat Fermanı`nın, Hıristiyanlarla Müslümanları eşit bir hale getirmesi Cebel-i Lübnan`da büyük bir tepki yaratmıştır. Özellikle İngiliz kontrolü altında birleşen Sait Canbolat ve Hattar Ahmet`e bağlı Dürzilerle, Fransızların desteklediği Maruniler arasında 1860`ta Sayda, Matn, Havran, Hesbeya, Raşeya, Zahle ve Dayrülkamer`de büyük çatışmalar meydana gelmiştir. Bu çatışmalar daha sonra Şam`a da sıçramıştır. Osmanlı yerel yönetimi bu çatışmaları önleme adına yeterli ve gerekli tedbirleri almadığı gibi zaman zaman isyanı da desteklemiştir. Babıali isyanların genişlediğini ve korkunç bir şekil aldığını öğrenince işi ehemmiyetle incelemeye başlamış ve Osmanlı belgelerine “mesele-i faci`a-i Şam“ olarak geçen isyanın tahkiki için Hariciye Nazırı Fuat Paşa`yı, 12 Temmuz 1860`ta olağanüstü yetkilerle isyan bölgesine göndermiştir. Fuat Paşa`nın bu memuriyetinde maiyetinde bulunanlardan biri de 10 bin kuruş maaş ve 25 bin
Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)
Benzer konular
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 37
- Cevaplar
- 0
- Görüntüleme
- 21
- Cevaplar
- 1
- Görüntüleme
- 22
