- Katılım
- 29 May 2010
- Konular
- 11,132
- Mesajlar
- 23,292
- Reaksiyon Skoru
- 1,078
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 16 Yıl 9 Gün
- Başarım Puanı
- 475
- MmoLira
- -74
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Böyle mi olacaktı! Dünya Kupası'nda forma giymek her futbolcunun hayallerini süsler... Meşin yuvarlağa can veren ayaklar, milyon dolarlar kazansa da izleyerek büyüdükleri Dünya Kupası'nda oynamak için yapabilecekleri tüm fedekarlıkları yaparlar.
Sakatlanırlar, bıçak altına yatarlar, gecesine gündüzüne katıp çalışırlar, tüm yaşantısını değiştirerek transfer olurlar, belki de kazançlarını ikinci plana atarlar... Tek bir hedef için, sadece Dünya Kupası'nda mücadele edecek olan o kadronun içerisinde olabilmek, o havayı tenefüz edebilmek için.
Teknik direktörlerin dudaklarının arasından çıkacak o sihirli sözcükler, futbolcuların kariyerleri kadar sosyal yaşantılarını da derinden etkiler... Kimisi tatil yapar, o zevki ağlamaz, kimisi sabaha kadar eglenir ama içi yanar, kimisi de ne kadar futbol sevdalısı olsa da gidemediği Dünya Kupası'nı izlemez, protesto eder kendince...
Futbolcunun, Dünya Kupası'na çağırılmama hikayesi; bir öğrencinin sınıfta kalmasına benzer; aşağılanmasına, arkadaşlarından koparılmasına... Sporx.com editör ve yazarlarından Fatih ŞAMLIOĞLU, 2010 Dünya Kupası'nda 'sürpriz bir şekilde' olmayacak yıldızları sizler için kaleme aldı.
SAMIR NASRI - FRANSA:
Raymond Domenech'in kurbanları arasında yer alan Samir Nasri, 23 yaşında Dünya Kupası'nda oynama fırsatını kaçırdı! Arsenal'de bu sezon yaşadığı sakatlıklar nedeniyle fazla forma şansı bulamayan ancak oynadığı maçlardaki başarılı performanslı ile dikkatleri üzerine çeken Nasri, en az Alou Diarra ya da Marc Planus kadar Milli formayı hak eden bir isimdi... Şu ana kadar müthiş Fransız jenarasyona zarar vermekten başka bir faaliyetin altına imza atamayan 'sanatsever' Domenech, giderayak Nasri'yi de yaktı.
KARIM BENZEMA - FRANSA:
Onun da kaderi tıpkı Samir Nasri gibi aslında... Müthiş başlayan bir kariyer, parlayan yıldız, kasıp kavuran bir transfer ve daha fazlası... Real Madrid'de Gonzalo Higuain'in performansı altında ezilen ve kulübeye mahkum olan Benzama, 2010 Dünya Kupası'nda kendisini bir kez daha ispat etmek istiyordu. Kötü geçen bir sezonun ardından elde avuçta bir Dünya Kupası macerası kalmıştı ancak Raymond Domenech, Benzema'ya o şansı da vermedi. Henry'in eli sayesinde Afrika vizesi alan Fransa'da aday kadro açıklanmadan önce Domenech'in bir sürpriz yaparak 'veteran golcüyü' Dünya Kupası'na götürmeyeceği konuşuluyordu ancak piyango Karim Benzema'ya vurdu. Benzema'nın yerine Toulose'de bu sezon oldukça vasat bir performans sergileyen Andre-Pierre Gignac olacak...
RONALDINHO - BREZİLYA:
Brezilya futbolunun yetiştirdiği en büyük yetenekler arasında gösterilen Ronaldinho, Dunga'nın kadro katliamından nasibini alanlar arasında başı çekiyor. Takımın başına geçtiğinden bu yana kadro tercihlerini neye göre yaptığı bir türlü çözülemeyen Dunga, Ronaldinho konusundaki tavrını Güney Amerika elemlerinde de belli etti aslında. Oynattığı sistem gereği Brezilya gibi bir takımı, yaratıcı bir oyuncuya muhtaç hale getiren Dunga, Dünya Kupası'nda yaşayacağı olası bir başarısızlık sonrası, -AC Milan'da hiç de fena bir performans sergilemeyen- Ronaldinho'yu neden kadroya çağırmadığının hesabını kimseye veremez!
MARCELO - BREZİLYA:
Real Madrid gibi yıldızlar ile bezenen bir kadroda en fazla forma giyen oyuncular arasında yer alan Marcelo, 2010 Dünya Kupası'nda olmayacak. Takımda bir sol bek kullanmak yerine, 'sağ bek' olan Maicon ve Daniel Alves'ten birini sol bek mevkiine monte eden Dunga, bu iki oyuncunun sol koridordaki alternatifi olarak Michael Bastos'u kadrosuna dahil etti. Sezon geneline bakıldığı zaman Bastos'tan daha istikrarlı olan ve daha iyi bir performans sergileyen Marcelo, Güney Afrika'da olmayı beklerken kendisini bir anda Brezilya sahillerinde buldu.
Real Madrid'deki başarılı performansı ile Brezilya Milli Takımı'nı hak ettiğini her fırsatta kanıtlayan Marcelo için en büyük şansızlıklık şüphesiz Dunga'nın yıkılamayan oyun şablonu ve oyuncu tercihleri oldu. Dunga, Brezilya'nın başında olduğu ve Maicon - Daniel Alves ikilisi sakatlanmadığı ya da futbolu bırakmadığı sürece Marcelo, Andre Santos gibi isimler Milli formaya biraz daha uzak kalacak.
ESTEBAN CAMBIASSO - ARJANTİN:
Eski büyük futbolcuların, bazı 'takıntılarının' olması çalıştırdıkları takımların kadro yapılarını da derinden etkiliyor aslında... Arjantin'in başına geçtiğinden bu yana 100'e yakan futbolcu deneyen Maradona'nın 2010 Dünya Kupası öncesinde açıkladığı kadro büyük tartışmalar yarattı. Özellikle bir isim var ki, bu isim Dünya Kupası'nın ardından efsane Maradona'nın başını yakabilir. Belki de kariyerinin en parlak günlerini geçiren ve başarılı performansını Inter ile bu sezon Şampiyonlar Ligi de dahil olmak üzere üç kupa alarak taçlandıran Esteban Cambiasso'nun 2010 Dünya Kupası'nda forma giyemeyecek olması, oyuncu için önemli olsa da Maradona için oldukça normal bir durum. Cambasso'nun oyun sistemine paralellik göstermediğini ifade eden Maradona'nın 35'lik Juan Sebastian Veron tercihini hep beraber tartışmaya devam edelim...
KEVİN KURANYİ - ALMANYA:
Bu sezon Almanya'da müthiş bir performans sergileyen Kevin Kuranyi, Joachim Löw'ün kara listesinde olan futbolcular sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Almanya'nın başında olduğu sürece Kuranyi'nin takımda olmayacağını ifade eden Löw, golcü oyuncunun yerine Mario Gomez, Lukas Podolski, Miroslav Klose ve Stefan Kiessling'i Afrika'ya götürdü. Kuranyi'nin performansa göre Löw'ün tercihleri arasında yer almadığı bilinen bir gerçek... İstatistikler de kişisel sorunların, performans raporunun önüne geçtiğini işaret ediyor... Klose ve Gomez'in bu sezon oynadıkları maç sayısı Kevin Kuranyi'nin oynadığı maç sayısının altında... Nokta...
JAVIER ZANETTİ - ARJANTİN:
Cambiaso gibi Maradona kurbanı olan bir başka isim ise Javier Zanetti... Hemen hemen her tercihinde yaman bir çelişki olan Maradona'nın tercihlerini anlamak gerçekten oldukça zor... Angel Di Maria'nın önünü açmak için Zanetti'yi kadrosuna davet etmeyen Maradona, tıpkı 35 yaşındaki Veron'a yaptığı gibi 136 kez Milli formayı sırtına geçiren Javier Zanetti'yi onurlandıramadı! Yapamadığı jestin yanı sıra futbol döneminin olgunluk çağını yaşayan Zanetti gibi profesyonelin Di Maria'yadan fazlasının olup, eksiğinin olmadığını da çözümleyemeyen Maradona, sansasyonel hayatının etkisi, anlamsız tercihleri ve teknik adamlıktaki başarısız performansı ile her geçen gün büyük isminin üzerini örtüyor.
DANIEL GÜİZA - İSPANYA:
İspanyol basını tarafından "Sürpriz ama akıllıca bir karar" olarak yorumlanan Daniel Güiza olayı, İspanya kadar Türkiye'de de büyük bir yankı uyandırdı. Özellikle Türkiye'de attığından çok kaçırdığı goller ile medyanın bir numaralı malzemesi haline gelen ve 14 milyon milyon avro'luk bonservis bedeli ile dillerden düşmeyen Güiza, buna rağmen İspanya Milli Takımı'nda sürekli olarak kendisine yer bulmayı başardı. Luis Aragones döneminde takımın vazgeçilmez 'alternatif' oyuncuları arasında yer alan Güiza, Vicente del Bosque döneminde de kadroda kendisine sürekli yer buldu. 2010 Dünya Kupası öncesi aday kadroda olması beklenen Güiza, Athletico Bilbao santrforu Llronte'nin yükselen formu ile kadrodışı kalma tehlikesiyle ile başbaşa kaldı... Llronte'nin yüksek formuna bir de Güiza'nın son dönemde Fenerbahçe'de yaşadığı dramatik durum eklenince, Vicente del Bosque de Dünya Kupası kadrosunu güvendiği değil; zorunda olduğu oyunculardan kurmak zorunda kaldı. Güiza'nın Dünya Kupası'nda olmaması, Fenerbahçe'nin de transfer planlarına sağlam bir sekte vurdu...
RUUD VAN NISTELROOY - HOLLANDA:
Bazı teknik adamlar vardır, tam anlamıyla bazı oyunculara 'takıktırlar'. Bert van Marwijk'in Ruud van Nistelrooy konusunda tavrı da bu şekilde açıklanır işte... Hollanda'nın yetiştirdiği en büyük golcülerden biri olan ve başarısı 'diğerleri gibi' sadece Hollanda'da sınırlı kalmayan; Avrupa'da da sert rüzgarlar estiren 'Bay Gol' kariyerinin son Dünya Kupası'nda olamayacak. Real Madrid'de yaşadığı sakatlığın ardından Hamburg'a transfer olan ve Bundesliga temsilcisinde en azından Dünya Kupası'na gidecek kadar bir performans ortaya koyan Ruud, ne yapsa olmadı, ne yapsa başaramadı Bert van Marwijk'in aklına girmeyi... 2008'de Milli Takımı bıraktığını açıklayan Nistelrooy'un, 2010 Dünya Kupası'na gitmek için 2009'da bu fikrinden vazgeçtiğini belirtmekte fayda var...
FABIO GROSSO - İTALYA:
İtalya'nın 2006 Dünya Kupası'nı kazanmasında en büyük paya sahip olan Fabio Grosso, Marcello Lippi tarafından Güney Afrika kadrosuna dahil edilmedi. 2006 Dünya Kupası'ndan sonra istikrarsız bir performans sergileyen ve iki takım değiştiren Grosso, yaşadığı her şeye rağmen İtalya'nın aday kadrosuna yer alabilecek isimlerden biriydi. Çalıştırdığı her takımda aldığı keskin kararlar ile tanınan Lippi, İtalya Milli Takımı macerasında da kendisinden ödün vermedi. Başarılı bir takım oluşturmanın istikrarlı bir oyun kurgusundan geçtiğini savunan deneyimli teknik adam, "Ben kararlarımı bazı veriler ışığında veririm ve benim için de önemli olan veri istikrardır. Grosso'da bu var mıydı?" şeklinde bir açıklama yaparak Grosso kararının arkasında durdu. Grosso, bu sezon yaşadığı sakatlıkların da etkisiyle Serie A'da 22 maçta ilk 11'de forma giydi! Hatırlatılır...
Sakatlanırlar, bıçak altına yatarlar, gecesine gündüzüne katıp çalışırlar, tüm yaşantısını değiştirerek transfer olurlar, belki de kazançlarını ikinci plana atarlar... Tek bir hedef için, sadece Dünya Kupası'nda mücadele edecek olan o kadronun içerisinde olabilmek, o havayı tenefüz edebilmek için.
Teknik direktörlerin dudaklarının arasından çıkacak o sihirli sözcükler, futbolcuların kariyerleri kadar sosyal yaşantılarını da derinden etkiler... Kimisi tatil yapar, o zevki ağlamaz, kimisi sabaha kadar eglenir ama içi yanar, kimisi de ne kadar futbol sevdalısı olsa da gidemediği Dünya Kupası'nı izlemez, protesto eder kendince...
Futbolcunun, Dünya Kupası'na çağırılmama hikayesi; bir öğrencinin sınıfta kalmasına benzer; aşağılanmasına, arkadaşlarından koparılmasına... Sporx.com editör ve yazarlarından Fatih ŞAMLIOĞLU, 2010 Dünya Kupası'nda 'sürpriz bir şekilde' olmayacak yıldızları sizler için kaleme aldı.
SAMIR NASRI - FRANSA:
Raymond Domenech'in kurbanları arasında yer alan Samir Nasri, 23 yaşında Dünya Kupası'nda oynama fırsatını kaçırdı! Arsenal'de bu sezon yaşadığı sakatlıklar nedeniyle fazla forma şansı bulamayan ancak oynadığı maçlardaki başarılı performanslı ile dikkatleri üzerine çeken Nasri, en az Alou Diarra ya da Marc Planus kadar Milli formayı hak eden bir isimdi... Şu ana kadar müthiş Fransız jenarasyona zarar vermekten başka bir faaliyetin altına imza atamayan 'sanatsever' Domenech, giderayak Nasri'yi de yaktı.
KARIM BENZEMA - FRANSA:
Onun da kaderi tıpkı Samir Nasri gibi aslında... Müthiş başlayan bir kariyer, parlayan yıldız, kasıp kavuran bir transfer ve daha fazlası... Real Madrid'de Gonzalo Higuain'in performansı altında ezilen ve kulübeye mahkum olan Benzama, 2010 Dünya Kupası'nda kendisini bir kez daha ispat etmek istiyordu. Kötü geçen bir sezonun ardından elde avuçta bir Dünya Kupası macerası kalmıştı ancak Raymond Domenech, Benzema'ya o şansı da vermedi. Henry'in eli sayesinde Afrika vizesi alan Fransa'da aday kadro açıklanmadan önce Domenech'in bir sürpriz yaparak 'veteran golcüyü' Dünya Kupası'na götürmeyeceği konuşuluyordu ancak piyango Karim Benzema'ya vurdu. Benzema'nın yerine Toulose'de bu sezon oldukça vasat bir performans sergileyen Andre-Pierre Gignac olacak...
RONALDINHO - BREZİLYA:
Brezilya futbolunun yetiştirdiği en büyük yetenekler arasında gösterilen Ronaldinho, Dunga'nın kadro katliamından nasibini alanlar arasında başı çekiyor. Takımın başına geçtiğinden bu yana kadro tercihlerini neye göre yaptığı bir türlü çözülemeyen Dunga, Ronaldinho konusundaki tavrını Güney Amerika elemlerinde de belli etti aslında. Oynattığı sistem gereği Brezilya gibi bir takımı, yaratıcı bir oyuncuya muhtaç hale getiren Dunga, Dünya Kupası'nda yaşayacağı olası bir başarısızlık sonrası, -AC Milan'da hiç de fena bir performans sergilemeyen- Ronaldinho'yu neden kadroya çağırmadığının hesabını kimseye veremez!
MARCELO - BREZİLYA:
Real Madrid gibi yıldızlar ile bezenen bir kadroda en fazla forma giyen oyuncular arasında yer alan Marcelo, 2010 Dünya Kupası'nda olmayacak. Takımda bir sol bek kullanmak yerine, 'sağ bek' olan Maicon ve Daniel Alves'ten birini sol bek mevkiine monte eden Dunga, bu iki oyuncunun sol koridordaki alternatifi olarak Michael Bastos'u kadrosuna dahil etti. Sezon geneline bakıldığı zaman Bastos'tan daha istikrarlı olan ve daha iyi bir performans sergileyen Marcelo, Güney Afrika'da olmayı beklerken kendisini bir anda Brezilya sahillerinde buldu.
Real Madrid'deki başarılı performansı ile Brezilya Milli Takımı'nı hak ettiğini her fırsatta kanıtlayan Marcelo için en büyük şansızlıklık şüphesiz Dunga'nın yıkılamayan oyun şablonu ve oyuncu tercihleri oldu. Dunga, Brezilya'nın başında olduğu ve Maicon - Daniel Alves ikilisi sakatlanmadığı ya da futbolu bırakmadığı sürece Marcelo, Andre Santos gibi isimler Milli formaya biraz daha uzak kalacak.
ESTEBAN CAMBIASSO - ARJANTİN:
Eski büyük futbolcuların, bazı 'takıntılarının' olması çalıştırdıkları takımların kadro yapılarını da derinden etkiliyor aslında... Arjantin'in başına geçtiğinden bu yana 100'e yakan futbolcu deneyen Maradona'nın 2010 Dünya Kupası öncesinde açıkladığı kadro büyük tartışmalar yarattı. Özellikle bir isim var ki, bu isim Dünya Kupası'nın ardından efsane Maradona'nın başını yakabilir. Belki de kariyerinin en parlak günlerini geçiren ve başarılı performansını Inter ile bu sezon Şampiyonlar Ligi de dahil olmak üzere üç kupa alarak taçlandıran Esteban Cambiasso'nun 2010 Dünya Kupası'nda forma giyemeyecek olması, oyuncu için önemli olsa da Maradona için oldukça normal bir durum. Cambasso'nun oyun sistemine paralellik göstermediğini ifade eden Maradona'nın 35'lik Juan Sebastian Veron tercihini hep beraber tartışmaya devam edelim...
KEVİN KURANYİ - ALMANYA:
Bu sezon Almanya'da müthiş bir performans sergileyen Kevin Kuranyi, Joachim Löw'ün kara listesinde olan futbolcular sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Almanya'nın başında olduğu sürece Kuranyi'nin takımda olmayacağını ifade eden Löw, golcü oyuncunun yerine Mario Gomez, Lukas Podolski, Miroslav Klose ve Stefan Kiessling'i Afrika'ya götürdü. Kuranyi'nin performansa göre Löw'ün tercihleri arasında yer almadığı bilinen bir gerçek... İstatistikler de kişisel sorunların, performans raporunun önüne geçtiğini işaret ediyor... Klose ve Gomez'in bu sezon oynadıkları maç sayısı Kevin Kuranyi'nin oynadığı maç sayısının altında... Nokta...
JAVIER ZANETTİ - ARJANTİN:
Cambiaso gibi Maradona kurbanı olan bir başka isim ise Javier Zanetti... Hemen hemen her tercihinde yaman bir çelişki olan Maradona'nın tercihlerini anlamak gerçekten oldukça zor... Angel Di Maria'nın önünü açmak için Zanetti'yi kadrosuna davet etmeyen Maradona, tıpkı 35 yaşındaki Veron'a yaptığı gibi 136 kez Milli formayı sırtına geçiren Javier Zanetti'yi onurlandıramadı! Yapamadığı jestin yanı sıra futbol döneminin olgunluk çağını yaşayan Zanetti gibi profesyonelin Di Maria'yadan fazlasının olup, eksiğinin olmadığını da çözümleyemeyen Maradona, sansasyonel hayatının etkisi, anlamsız tercihleri ve teknik adamlıktaki başarısız performansı ile her geçen gün büyük isminin üzerini örtüyor.
DANIEL GÜİZA - İSPANYA:
İspanyol basını tarafından "Sürpriz ama akıllıca bir karar" olarak yorumlanan Daniel Güiza olayı, İspanya kadar Türkiye'de de büyük bir yankı uyandırdı. Özellikle Türkiye'de attığından çok kaçırdığı goller ile medyanın bir numaralı malzemesi haline gelen ve 14 milyon milyon avro'luk bonservis bedeli ile dillerden düşmeyen Güiza, buna rağmen İspanya Milli Takımı'nda sürekli olarak kendisine yer bulmayı başardı. Luis Aragones döneminde takımın vazgeçilmez 'alternatif' oyuncuları arasında yer alan Güiza, Vicente del Bosque döneminde de kadroda kendisine sürekli yer buldu. 2010 Dünya Kupası öncesi aday kadroda olması beklenen Güiza, Athletico Bilbao santrforu Llronte'nin yükselen formu ile kadrodışı kalma tehlikesiyle ile başbaşa kaldı... Llronte'nin yüksek formuna bir de Güiza'nın son dönemde Fenerbahçe'de yaşadığı dramatik durum eklenince, Vicente del Bosque de Dünya Kupası kadrosunu güvendiği değil; zorunda olduğu oyunculardan kurmak zorunda kaldı. Güiza'nın Dünya Kupası'nda olmaması, Fenerbahçe'nin de transfer planlarına sağlam bir sekte vurdu...
RUUD VAN NISTELROOY - HOLLANDA:
Bazı teknik adamlar vardır, tam anlamıyla bazı oyunculara 'takıktırlar'. Bert van Marwijk'in Ruud van Nistelrooy konusunda tavrı da bu şekilde açıklanır işte... Hollanda'nın yetiştirdiği en büyük golcülerden biri olan ve başarısı 'diğerleri gibi' sadece Hollanda'da sınırlı kalmayan; Avrupa'da da sert rüzgarlar estiren 'Bay Gol' kariyerinin son Dünya Kupası'nda olamayacak. Real Madrid'de yaşadığı sakatlığın ardından Hamburg'a transfer olan ve Bundesliga temsilcisinde en azından Dünya Kupası'na gidecek kadar bir performans ortaya koyan Ruud, ne yapsa olmadı, ne yapsa başaramadı Bert van Marwijk'in aklına girmeyi... 2008'de Milli Takımı bıraktığını açıklayan Nistelrooy'un, 2010 Dünya Kupası'na gitmek için 2009'da bu fikrinden vazgeçtiğini belirtmekte fayda var...
FABIO GROSSO - İTALYA:
İtalya'nın 2006 Dünya Kupası'nı kazanmasında en büyük paya sahip olan Fabio Grosso, Marcello Lippi tarafından Güney Afrika kadrosuna dahil edilmedi. 2006 Dünya Kupası'ndan sonra istikrarsız bir performans sergileyen ve iki takım değiştiren Grosso, yaşadığı her şeye rağmen İtalya'nın aday kadrosuna yer alabilecek isimlerden biriydi. Çalıştırdığı her takımda aldığı keskin kararlar ile tanınan Lippi, İtalya Milli Takımı macerasında da kendisinden ödün vermedi. Başarılı bir takım oluşturmanın istikrarlı bir oyun kurgusundan geçtiğini savunan deneyimli teknik adam, "Ben kararlarımı bazı veriler ışığında veririm ve benim için de önemli olan veri istikrardır. Grosso'da bu var mıydı?" şeklinde bir açıklama yaparak Grosso kararının arkasında durdu. Grosso, bu sezon yaşadığı sakatlıkların da etkisiyle Serie A'da 22 maçta ilk 11'de forma giydi! Hatırlatılır...

