Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


Yıldırım ve Demirörenin pazarlığı!..

Cagataye95

Kozmik - Eşduyum
Fahri Üye
VIP Üye
TM Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
13 Mar 2009
Konular
3,413
Mesajlar
16,836
Beğeniler
1,457
MmoLira
121
DevLira
0
#1
'Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ile Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören’in buluşup yemek yemesi ve Kupa finalinin yerini tartışması nasıl bir olaydı sizce?..' Milliyet Gazetesi yazarı Ercan Güven'in köşe yazısı:
Yıldırım ve Demirören'in "pazarlığı"!..

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ile Beşiktaş Başkanı Yıldırım Demirören'in buluşup yemek yemesi ve Kupa finalinin yerini tartışması nasıl bir olaydı sizce?
Çağdaş Türkiye'nin fotoğrafı mı?
Uygar futbolumuzun göstergesi mi?
Mantıklı ve düzeyli bir sportif ilişki mi?
Şayet futbolumuzun ve onun içindeki insan unsurunun nitelikleri, söz konusu çağdaşlık, uygarlık, mantık ve düzey ile "iyi ilişkiler" içinde olsaydı, belki!..
Ama halimiz belli...
Aziz Yıldırım ile Yıldırım Demirören bile "yanlış anlaşılma" ihtimalini hissedip Sivasspor Başkanı Mecnun Odyakmaz'a yemek masasından telefon ediyorlar "aman kupa ile şampiyonluğu bölüşüyoruz falan sanma" diyorlar.
Öyle bir durumdayız ki, çağdaş, uygar, mantıklı ve düzeyli yemeği "izah edebilmek için" hakareti göze alıyor taraflar.
Evet... Hakaret!.. Ben Mecnun Odyakmaz'ın yerinde olsam, "Ne demek istiyorsun kardeşim, ben bu hesaplara girecek kadar ilkel biri miyim" derdim.
"İnsan başkasını da kendisi gibi bilir" özdeyişinden yola çıkar ve levrekle somonu boğazlarına dizerdim.
Yapmadı... Çünkü toplumsal algılamamıza göre "şike" de mübah, "şikeden şüphelenmek" de. Herkes, aksi ispat edilene kadar üçkağıtçı bu ülkede!
Geçen sene Beşiktaş ve Galatasaray başkanları buluştuğunda söylenenleri hatırlayın lütfen. Özellikle Fenerbahçe esip gürlemişti. Roller değişince karakter de mi değişiyor, yoksa rahmetli Erol Taş'a "kötü adam" diye saldıranların torunları, bir karış ilerleyemiyor mu zihinsel yolda?
Neden böyleyiz peki?
Bir kulübün başkanı, "kupa" peşinde koşarken evini, işini ihmal edip sağlığını bile hiçe sayıyor, emek, para, zaman harcayıp karşılığında ancak eşit miktarda "sevgi" ve "yergi" elde edebiliyorsa... Yani "bilanço" sıfıra sıfır elde var sıfırsa...
Yine de "başkan" olarak kalmak istiyorsa... O kupayı kazanmak için "her şeyi yapabileceği" gibi bir kanı uyanıyor toplumda.
"Adam hayatını koymuş ortaya, elinden ne gelirse artık"!..
Diğer başkan aynen... Takımı gelip gelsin diye cebinde taşıdığı "okunmuş taş"ı öpen, para, statü, karizma sahibi bir "fanatikten" kural dışı anlaşmalar bekleyen halkımızı kim suçlayabilir ki?
"Şampiyonluğu o kadar istiyor ki, kupayı boş ver kolunu iste verir"!
İmaj budur...
Elbette acımasız ve peşin hükümlüdür. Ama budur.
Düzeltmek, Sivasspor Başkanı'na telefon etmekle değil, doğru mesaj ve imajı için uğraşmak, rakiplerin uğradığı haksızlıkta da dik durmak, asaleti ve adaleti bayraklaştırmakla ve bunu istisnasız yıllarca uygulamakla olur.
Her olayda. Her zaman. Herkes için.
Aziz Yıldırım ile Yıldırım Demirören'in uluorta yemeğini "gizli pazarlık" olarak sunmak ve futbolumuzun acı çorbasına biraz daha zehir katarak bundan tiraj/reyting kapmak isteyen "komplo" teorisyenlerine biz yanıt veririz; merak etmesinler.
Nasıl mı?.. Efendice; olmazsa kendi silahlarıyla. Bizim de komplo teorisi üretecek kadar zekamız var çok şükür...
Futbolumuz komplocuların söylediği kadar bataktaysa, ürettikleri senaryoların "temiz", "samimi" ve sadece kamu menfaati için yapılmış olma ihtimali kaçta kaç acaba?
Bakın açıkça yazayım... Ben iki başkanın "pazarlık" için bir araya geldiğine inanmıyorum.
Mecnun Odyakmaz'ın telefon gelmese bile inanmayacağını biliyorum.
Yemeğe "pazarlık" diyenlerin de söylediklerine inanmadıklarından eminim.
İnanması muhtemel olan sokaktaki insan.
Hepimiz işin pis tarafına dikkat çekince kaçınılmaz... Onları da suçlayamıyorum.
Çağdaş, uygar, mantıklı ve düzeyli günleri bekliyorum ümitsizce.
 
Üst