Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


Kendi İçimizden Gelen Güzel Bir Gücümüz Var

Cagataye95

Kozmik - Eşduyum
Fahri Üye
VIP Üye
TM Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
13 Mar 2009
Konular
3,413
Mesajlar
16,836
Beğeniler
1,457
MmoLira
126
DevLira
0
#1
Beşiktaş'ın önde gelen muhabirlerinden Fotomaç Gazetesi Yazarı Fatih Doğan, başarılı futbolcu Tomas Zapotocny ile Beşiktaş Dergisi için bir araya geldi, ortaya keyifli bir söyleşi çıktı
Fotomaç Gazetesi Beşiktaş Yazarı Fatih Doğan, başarılı futbolcu Tomas Zapotocny ile Beşiktaş Dergisi için bir araya geldi, ortaya keyifli bir söyleşi çıktı...

Bir tarafta Fotomaç Gazetesi'nin Beşiktaş yazarlarından Fatih Doğan, diğer tarafta Beşiktaş'ın yetenekli futbolcularından Tomas Zapotocny... Fatih Doğan'ın her sorusuna büyük bir özenle yanıt veren futbolcumuz, röportaj yapılırken duvarda asılı olan 100. yıl şampiyonluk kutlaması fotoğraflarını göstererek, "Beni şampiyonluk yolunda en motive eden şeylerden birisi de tesislerimizin duvarlarında asılı olan fotoğraflar... Bu fotoğraflara baktığım zaman, tüylerim diken diken oluyor. Ben de kupayı kaldırdığım bir fotoğrafın bu duvarlarda olmasını istiyorum ve iki kupa için böyle bir şansımız var" dedi.

F.Doğan: Futbolcu olarak yetenekli olmanın ötesinde kimliğinle ve karakterinle de Beşiktaş'ta seni gördüğümüz için mutluyuz. Gözlemlerime göre, sen de 106 yıldır var olan Beşiktaşlı duruşuna çok çabuk adapte oldun.

T.Zapotocny: Çok teşekkürler (Türkçe söylüyor)...

F.Doğan: Futbol, yaşamında neyi ifade ediyor?

T.Zapotocny: Futbol, artık hayatımda en üst sıradaki öncelik değil. Daha gençken ve hayatımda henüz ailem yokken benim için sadece futbol vardı. Başka bir şey düşünmezdim. Futbolla yatar futbolla kalkardım. Evlendikten ve özellikle de çocuklarım olduktan sonra futbol, hayatımda daha alt sıralara geçti. Benim için şu anda en önemli öncelik, ailem ve onların sağlığı. Belki şöyle desem daha doğru olur, futbolu işim olarak algılıyorum.

F.Doğan: Futbolculuk yaşamın bittikten sonra yine futbolun içinde yer almayı düşünüyor musun?


T.Zapotocny: Çocukluğumdan beri hayatımda futbol olduğu için elbette futbolun içinde kalmayı tercih ederim. Eskiden beri kafamda, futbolu bıraktıktan sonra antrenör olmak vardı. Ama hem kendim hem de futbol hayatım olgunlaştıkça bu düşüncem değişti. Antrenörlük, eskiden düşündüğüm kadar kolay bir meslek değil. Sürekli stres ve baskı altındasınız. Futbolculuktan daha fazla ailenizden ayrı kalıyorsunuz. Daha fazla bir zaman ayırmanız lazım. Hayat ne getirir hiç bilinmez ama şimdiki düşüncem menajer olmak ya da scout olup çeşitli ligleri ve oyuncuları takip etmek, genç yetenekleri çıkartmak.

F.Doğan: Avrupa'da birçok yeri dolaştın. Sanırım 3-4 dil biliyorsun.

T.Zapotocny: Çekce dışında iki yabancı dili yeterli şekilde konuşuyorum. İtalyanca'yı iyi, İngilizce'yi de çat pat... İngilizce'mi geliştirmek ilerideki hedeflerimden biri... Ayrıca Türkçe dersleri alıyorum.

F.Doğan: Futbol, aileni rahat bir şekilde geçindirecek kadar sana güzellikler sundu mu?

T.Zapotocny: Futbolcu olarak kazandıklarımdan hiç şikayet edemem. Futbolcular, özellikle de iyi kulüplere transfer olunca iyi ücretler alıyorlar. Udinese'ye ardından da Beşiktaş'a geldim. Ama şöyle bir gerçek de var; futbolculuk hayatı çok kısa... Diğer işlerde olduğu gibi 60 yaşınıza kadar çalışıp, ondan sonra emekli olmuyorsunuz. Emekliliğiniz çok erken geliyor. Hatta sakatlık yüzünden futbol hayatınız gerektiğinden çok önce bitebiliyor. Dolayısıyla çok da garanti paralar yok. Futbolculuk hayatımın bitmesine yakın gelecekle ilgili planlarım biraz daha netleşir. Ama şu ana kadar hem kendim hem de ailem adına hiç şikayetçi değilim.

F.Doğan: Aile kavramına çok vurgu yapıyorsun. Bir kızın, bir oğlun var. Çocukların senin için ne ifade ediyor?

T.Zapotocny: Çok fazla... Çok fazla şey ifade ediyor... Bu konuda konuşmak gerçekten zor. Aslında dünyanın gidişatını görünce onlar hakkında endişe etmiyor değilim. Dünyadaki açlık, küresel ısınma ya da yaşanan savaşlar yüzünden endişem artıyor. Çocuklarım benim her şeyim...

F.Doğan: Peki, eşinle tanışmanız nasıl oldu?

T.Zapotocny: Öncelikle şunu söylemeliyim, eşimi çok seviyorum, onunla çok mutluyum ve birbirinden güzel iki çocuğumuz var. Umarım onunla olan beraberliğim ölene kadar devam eder. Tanışmamız ise şöyle oldu; yaşadığımız kasaba küçük bir yerdi ve sürekli gittiğimiz bir cafede karşılaştık. Arkadaşlarımız aracılığıyla tanıştık ve kendisine sinemaya gitmeyi teklif ettim. Sonra da aramızdaki her şey başladı.

F.Doğan: Gençlik aşkı...

T.Zapotocny: 22 Mart'ta evliliğimizin yedinci yılını kutladık. Evlenmeden de iki yıl önce tanışmıştık. 19 yaşımdan beri, dokuz yıldır beraberiz.

F.Doğan: Sahada yırtıcı bir şekilde ve yüreğini ortaya koyarak oynayan futbolcular, genellikle evde kuzu gibi, naif olurlar. Sen de bu fotoğrafa giriyor musun?

T.Zapotocny: Babamdan aldığım biraz asabiyet, saman alevi gibi parlama durumlarım var. Ama bunu eve hiç yansıtmıyorum. Evde her zaman son derece sevecen ve sakin oluyorum. Aramızda bir tartışma geçtiğinde gerçekten sakin bir şekilde tartışmayı bilmediğim için sessiz kalıp, alttan almayı her zaman için tercih ediyorum. Hatta küçük tartışmalar yaşadıktan sonra eşim bana "Keşke seninle bağıra çağıra kavga edebilsem. Senin susman beni çıldırtıyor" der.

F.Doğan: Yemek yapmakla aran nasıl? Sahadaki kadar bu konuda da becerikli misin?

T.Zapotocny: Aslında en kötü yaptığım şeylerden biri... Mutfakta gerçekten rezaletim. Sadece makarna gibi basit yemekleri yapmayı becerebilirim. İyi yemek yapan arkadaşlarımı gördüğümde çok takdir ederim ama ben hiç beceremem.

F.Doğan: Özellikle dinlediğin müzik tarzı ya da gruplar var mı?

T.Zapotocny: Dinlediğim belli bir tarz olduğunu söyleyemem. Rock'tan pop'a, hiphop'a kadar her türlü müzik türünü zevkle dinlerim.

F.Doğan: Film izlemeyi sever misin?

T.Zapotocny: Özellikle kamplarda pek yapacak bir şey olmadığı için arkadaşlarla sürekli film izliyoruz. Aksiyonların yanı sıra dram türünü çok seviyorum.

F.Doğan: Bazı futbolcular arabalara çok meraklıdır ve son model arabalar kullanırlar.

T.Zapotocny: Bu tür konularda sıradan bir adam olduğumu söyleyebilirim. Arabalara, modaya, kılık-kıyafete ekstra ilgim yoktur. Özellikle çocuklarım doğduktan sonra harcadığım parayı ailemin geleceği için her zaman kontrol etme ihtiyacı içindeyim. Onlara güzel bir gelecek, güzel bir yaşam sağlamak ve içinde bulunduğumuz koşulları daha da iyileştirmek için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum. Kimi şeyler, bu nedenle bana lüks geliyor.

F.Doğan: İstanbul'da yaşamak hakkında neler düşünüyorsun?

T.Zapotocny: Kısaca şunu söylemem gerekirse, İstanbul devasa bir şehir ve İstanbul'da korkunç bir trafik var. Gelirken çok büyük beklentilerimiz yoktu ama kısa sürede İstanbul bizi çok şaşırttı. Ailece İstanbul'u çok seviyoruz. Birkaç hafta önce, bir izin günümüzde nihayet tarihi ve turistik yerleri gezme şansına ulaştık. Hem tarihi inanılmaz hem de çok çok çok güzel bir şehir.

F.Doğan: Futbola geri dönecek olursak, geldiğin günden beri tribünler sana büyük bir sevgi ve ilgi gösterdi. İnönü, taraftar, atmosfer hakkında neler söylemek istersin?

T.Zapotocny: Böyle bir tecrübeyi hayatımda ilk kez yaşadım. İnanılmaz bir his, Beşiktaş taraftarının önünde oynamak... Gerçekten çok özel taraftarlarımız var. Bugüne kadar önünde oynadığım taraftarlar arasında Beşiktaşlılar'ı kesinlikle bir numaraya koyarım. Maç boyunca durum ne olursa olsun bizi destekliyorlar. Stadımız da gerçekten anlatılamayacak kadar özel bir stat. Örneğin Fenerbahçe'nin stadı son derece modern ama bizim stadımız, tarihi bir yerde yapılmış, kendisi içinde tarihi özellikleri barındıran ve tam olarak kelimelerle bunu ifade etmem çok zor ama her şeyiyle daha önce oynadığım bütün statlara göre daha özel... Bilmiyorum, bu taraftardan mı kaynaklanıyor, stadın şeklinden, yapısından mı kaynaklanıyor... Ama belki de dünya üzerinde bulunması güç statlardan birine sahibiz. Emin olun ki şampiyon olup, o statta, o taraftarların önünde, o atmosferde şampiyonluğu doyasıya kutlamak istiyorum. Ve bu eminim hiçbir şeye değişmeyeceğim bir tecrübe olacaktır.

F.Doğan: Trabzonspor'a attığın golden sonra, hakkını verdiğin, çok güzel bir sevincin vardı. Sence şampiyonluk sevincinin hakkı nedir?

T.Zapotocny: Umarım şampiyonluğu benim o golü kutladığımdan çok daha güzel bir şekilde kutlarız. Mesela 100. yıldaki şampiyonluk kutlamalarındaki bayrağı gördüm. Dehşet bir şeydi. Şampiyon olduğumuzda Beşiktaş'ta, Beşiktaşlılar'la beraber orada olmayı, kutlama yapmayı çok istiyorum. Herkesle sokaklarda olmak istiyorum. Çek Cumhuriyeti'nde şampiyon olduğumuzda Liberec'in meydanındaki küçük kaleye çıktık. Altımızdaki meydan binlerce taraftarla doluydu. Şimdi bile o anı hatırladığımda tüylerim diken diken oluyor. Aynı şeyi kesinlikle Beşiktaş'ta da yaşamak istiyorum.

F.Doğan: Galatasaray da, Trabzonspor da ve Sivasspor da şampiyon olacağını iddia ediyor. Sen de oyuncusu olarak Beşiktaş'ın şampiyon olacağını söylüyorsun. Bunu nasıl gerekçelendirirsin?

T.Zapotocny: Elbette her takımın böyle söylemesi anlaşılır bir şey. Futbol biraz da psikolojik bir oyun. Böyle söylemek de futbolun taktiklerinden birisi. Beşiktaş'ın neden diğerlerinin arasından sıyrılıp şampiyon olacağına ilişkin basit ve tek bir cevap vermek mümkün değil. Ama takımda hissettiğim, gördüğüm çok güzel ortak bir karakter var. Kendi içimizden gelen güzel bir gücümüz var. Örneğin, onların sahasında Sivasspor'a 1-0 yenik duruma düşen başka bir takım olsaydı ikinci golü çok rahat yiyebilirdi. Ama bizim o gün, çok zor şartlar ve atmosfere rağmen beraberliği sağlayıp, hatta biraz daha üstün oynadığımızı söyleyebilirim. Bu da bize, bu takımda çok ciddi bir karakter ve birbirini desteklemekten gelen çok güzel bir güç olduğunu gösteriyor. Takım karakterimiz savaşçılık oldu. Herkes skoru elde etmek için elinden gelen desteği sonuna kadar veriyor. Dolayısıyla şampiyonluk yolumuz açık.

F.Doğan: Fenerbahçe ve Galatasaray'ın İnönü Stadı'na gelecek olmasını avantaj olarak görüyor musun?

T.Zapotocny: Bu maçları dört gözle bekliyorum. Bana anlatılan, bu maçlarda stadın atmosferinin şimdikinden daha da özel olduğu, tamamen dolu tribünlerin takıma inanılmaz destek verdiği... Bir yandan da onlarla kapatılmamış bir hesabımız var. Bence, kendi stadımızda oynayacağımız bu derbi maçlardan başarılı olarak ayrılacağız.

F.Doğan: Fabian ve Yusuf'un transferleri yapıldı... Ayrıca ikinci yarıyla birlikte sistem değişikliği oldu. İkinci yarıyı bu gelişmelerle analiz edebilir misin?

T.Zapotocny: Elbette bu iki oyuncunun gelmesi takımı güzelleştirdi ve futbolun kalitesini artırdı. İkisi de çok önemli oyuncular; kazanmayı bilen, kazanan tipte oyuncular... Örneğin Fabian Ernst, hem savaşçı hem de çok kaliteli bir oyuncu. Önünüzde böyle bir oyuncu olunca çok daha fazla rahatlıyorsunuz. Elbette ki bu transferler bizim ikinci yarıdaki performansımızı çok fazla etkiledi. Sistem açısından bakarsak da, belki dışarıdan çok fazla belli olmuyor ama maçtan maça taktiğimiz birazcık oynuyor. Aslında ilk yarıyla aynı taktikle oynuyoruz, sadece ufak tefek değişiklikler oluyor.

F.Doğan: Mustafa Denizli, çok başarılı bir teknik adam. Uluslararası başarıları var. Futbolcular olarak sizin hocayla iletişiminiz nasıl?

T.Zapotocny: Antrenörümüz, en yaşlı oyuncudan en gencine kadar herkesle aynı şekilde iletişim kuruyor. Bence bu çok güzel bir şey. Takımın mümkün mertebe bir arada olması için, çeşitli faaliyetler düzenlenmesine ön ayak oldu. Takımın, takım olmasını, herkesin birbirine destek olmasını istiyor. Şunu da görmek mümkün ki, hoca takımda savaşçı oyuncuları görmek istiyor. Sahanın bir ucundan diğer ucuna kadar kat edecek, maçın başından sonuna kadar savaşacak, yüzde 101'ini sahaya koyacak oyuncuları istiyor.

F.Doğan: Attığın bir golden sonra, golünü Ertuğrul Sağlam'a hediye ettin. Niçin böyle bir şey yaptın?

T.Zapotocony: Bir kere takımdan ayrılmasına üzülmüştüm. Son derece talihsiz bir karşılaşma sonrasında istifa etti. Onunla beraber çalışıyor olmaktan mutluydum ve kendisini seviyordum. Benim Beşiktaş'a gelmem de Ertuğrul Sağlam zamanında oldu, beni oynatmayı çok istediğini biliyordum. Onunla olamamanın da burukluğuyla golü ona hediye etmek istedim.

F.Doğan: Bence çok şık bir hareketti. Metalist maçından sonra birçok futbolcunun o gece uyuyamadığı söylendi. Sen de uyuyamayan futbolcular arasında mıydın?

T.Zapotocony: O futbolcular arasında en kötü durumda olan bendim. Hiç kimse bu sonucu beklemiyordu. Metalist korkunç bir performans gösterdi. Bu performansı kimse beklemiyordu. Gruplara çok kolay kalırız, diye düşünüyorduk. Dinamo Kiev'e elense de Metalist'in geldiği noktayı görünce herkes yanıldığını anladı.

F.Doğan: Son olarak, eklemek istediğin bir şey var mı?

T.Zapotocony: Beni şampiyonluk yolunda en motive eden şeylerden birisi de tesislerimizin duvarlarında asılı olan fotoğraflar...

Bu fotoğraflara baktığım zaman, tüylerim diken diken oluyor. Ben de kupayı kaldırdığım bir fotoğrafın bu duvarlarda olmasını istiyorum ve iki kupa için böyle bir şansımız var.

F.Doğan: Teşekkür ederim.
 
Üst