Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


Warhammer 40,000: Dawn of War II

admin

Admin
TC Kimlik Numarası Doğrulanmış Üye
Site Yetkilisi
Admin
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
13 Eyl 2008
Mesajlar
34,510
Beğeniler
13,558
Yaş
31
MmoLira
672
DevLira
0
#1
İnsan Irkının İmparatoru

Warhammer 40.000 evreninin hikayesinden bahsetmemiz gerekirse öncelikle insanlığın imparatoru olarak bilinen ve gerçek isminin önemi kalmamış tanrısal nitelik taşıyan kişiden bahsetmemiz gerekir. Ellibin yıl kadar süre önce orta Anadolu'da doğdu ve o doğduğunda dört kaos tanrısı henüz ortaya çıkmamışlardı. O doğmadan kısa bir süre önce artık uzaydaki çarpıklığı kullanıp, insanlığı o güçle karanlık güçlerden koruyan şamanlar insanlığın çok büyümesi üzerine çarpıklık üzerindeki güçlerini büyük oranda kaybetmişlerdi ve yeniden dünyaya gelme olanaklarını kaybetmeye başlamışlardı. Artık kesin bir karar verilmesi gerektiğinden bütün şamanlar toplanıp intihar etme kararı aldılar. Bu kararın arkasındaki neden hepsinin güçlerinin ve varlıklarının tek bir kişi üzerinde toplanmasını sağlamak ve ortaya çıkacak olan kişinin ölümsüz olmasıyla beraber insanlığı koruma yetisine sahip olmasıydı. Ölümsüz olduğundan dünyaya tekrar gelmesi gerekmeyecekti. Olaydan bir yıl sonra İmparator doğdu; en güçlü ve ilk psyker ortaya çıktı. Yıllar geçerken gücü sürekli artmaktaydı ve olayların gelişimini izlemekteydi. İnsanlar birbirlerine karşı savaşarak kendilerini yok etmekteydi ve İmparator da on binlerce yıllık yaşamındaki deneyimi ve gücü sayesinde derebeylerini, savaş lordlarını bir bir yıkarak Dünya yani kutsal gezegendeki insanları tek bir bayrak altında toplamıştı. Bundan sonra kendi genlerinden yirmi tane primarch ortaya çıkardı. Amacı evrendeki insan topraklarını bir bir ele geçirip, o toprakları uzaylılardan, yaratıklardan yani insan olmayan her varlıktan arındırıp insanları tam koruması altına almaktı. Kaotik güçlerin etkilerinin bir anda tekrar ortaya çıkmasıyla uzayın derinliklerindeki yirmi primarh ile iletişimleri kesildi. Olayların ertesinde ilk space marineleri primarchlerin geninden yaratıp önce Güneş Sistemini sonra da yıldızları kontrolü altına almaya başladı bu olayın ismine de Büyük Sefer denildi. Sefer devam ederken kayıp primarchleri tekrar buldu ve bulunan bütün primarchler kendi genlerinden yaratılan space marinelerin başına geçirildi.

Kutsal gezegen olan Dünya'ya dönmeden önce kendi askeri yetkilerini primarchlerin ilki ve en başarılısı olan Horus'a verdi ve onu savaş efendisi ilan etti. Diğer primarchler de böylelikle kendi yeteneklerini sergileyebileceklerdi. İmparator, Dünya'ya döndükten sonra insanlık için bir konsey ve askeri olmayan işlerle uğraşmaya başladı.


proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.trgamer.com%2Fimg%2F042009%2Fdawnofwar2_pc%2Fi2.jpg&hash=9c52bc550c31b8f1eeb45bf78e99cb6f


Bir süre sonra Horus kaotik güçlerin oyununa gelerek İmparator'un primarchlere ihanet edeceğini ve hepsini yok ederek tanrı konumuna geçeceğini düşünmeye başlamıştı. Bunla beraber, içindeki hırs da büyüyerek onun yerine geçme isteği yaratmıştı. Onun İmparatorluğa karşı gelmesiyle space marine lejyonlarının yarısı imparatorluğu bir iç savaşa sürükledi. Bir süre sonra İmparator ve Horus, imparatorluk sarayının önünda efsanevi bir savaşla karşılaşmışlar Horus ölmüş ve İmparator da oğluna duyduğu şevkat yüzünden ölümcül bir şekilde yaralanmıştı. Bunun üzerine Dünya'ya en hakin noktada inşa edilen Altın Taht'a oturtuldu. Vücudu hayatı desteklemez konuma geçse de Altın Taht denilen makine sayesinde İmparatorluğu ayakta tutan ve uzayda çok büyük hareket sağlayan güçler imparator tam olarak hayatta olmasa da imparatorluğun elinde olacaktı. Horus'un ölümüyle dört kaos tanrısına tapan chaos marineler uzayın derinliklerine dağıldılar. İmparator, Altın Taht'a çıkmasıyla birlikte tanrı konumuna yükselmişti. İnsanlığı hala bir arada tutan da onun tanrı konumuydu. Şu an onun adına emirleri uygulayan İmparatorluk Konseyi onun görevlerini yerine getirmekte. Ama son yıllarda teknoloji rahiplerine göre taht, onarılamaz halde bir çok fonsiyonunu yerine getirememekte. Bu nedenle insanlık onun "Star Child" olarak yeniden dünyaya geleceğini düşünmekteler. Eğer imparatorun vücudu dağılırsa kaotik güçler insanlığı kontrolü altına alacaklar ve kaos lordları paralel evrenden bulunduğumuz evrene geçiş yapabilecekler.
Kan Kuzgunları (Blood Ravens)

Kan Kuzgunları adı verilen space marineler, gücünü gizlilikten ve bilgi kaynaklarından almaktalar. Onları özel yapan ise onlardaki araştırma, bilgi depolama gibi işleri yapmakla yükümlü yapan kütüphanecilerin sayısının çok fazla olmasıdır. İnsan gücü bin kişiye yakın olan bu ordu, çok uzun süredir dışarıdan kendi içerisine kimseyi kabul etmemişti. Uzun süre sonra kabul edilen tek kişi de bize DoW II'de destek veren savaşçılardan biri olan Thaddeus olacak. Primarch'ı belli olmayan bu ordu, Bilinmezlikler Ordusu olarak da adlandırılmakta. Zaten bu bilinmezliklerden biri de kendi teknolojilerini son ana kadar saklamalarıdır. İşinden çıkılmaz bir durum olmadıkça gereken teknolojiyi kullanmamaktalar. Kendilerine ait gezegenleri olmadığı için gelişmiş savaş gemilerinde sürekli hareket halindeler. Dışarıdan alımları çok kısıtlı olduğundan genetik bozulma oranı diğer space marinelere göre çok az olarak kabul ediliyor. Bize eşlik edeceklerden biri olan Davian Thule, Necronları çok ağır bir yenilgiye uğratmış, necron kafatası ordu sembolüne eklenmiştir ve ordu sloganı "Ölümün üzerindeki zafer!" olmuştur.

Oyun Hakkında

Oyunu yükleyip açtığımda Games for Windows - LIVE girişi karşıma çıkıyor ve girişi yaptıktan sonra tek kişilik senaryoya başlıyorum. Tek kişilik senaryoda önüme bir yıldız sistemi arayüzü geliyor (ki bu sistem 4-5 gezegeni kapsıyor). Gezegen üzerinde belirli bölgeler var ve amacımız genelde o bölgelerdeki düşmanla savaşmak ya da oraya yapılan saldırıları savuşturmaktan ibret ama ara sıra mor bölgelerde özel çatışmalara katılıyoruz ve o özel çatışmalarda genelde oyun üzerinde büyük etkisi olan olaylar gerçekleşiyor. Gerek ilk kez Tyranidler ile karşılaşmak olsun gerek Kan Kuzgunları'nın uzun süredir kayıp halde bulunan bir teknolojisi olsun senaryoya ve oynanışa büyük etkisi oluyor.

Whaaagh!? Oyunun senaryosuna başlar başlamaz orkların saldırılarını savuşturma görevi bize veriliyor ki bu ilk görevlerde oyunun oynanışı ve yapısı hakkında birçok şey öğreniyorsunuz. Birimlerimizin her birinin farklı uzmanlık alanı olmasına karşın her biri en fazla 20 seviyesine gelebilmekte ve seviye atladıkça yeni özellik puanları kazanmakta. Bu özellikler; dayanıklılık, yakın dövüş, ateşli silahlar ve kapasite olarak ayrılabilir. Bunun yanında gezegenin üstündeki gemimizde bulunan depoda düşen eşyaları depolayabiliyoruz. Eşyalar, silahlar (yakın, ateşli), zırhlar, aksesuarlar ve komutan aksesuarları olarak dört türde toplanmakta. Eğer işinize yaramıyorsa onları parçalayıp birimlerinize ortak bir tecrübe puanı kazandırabilirsiniz. En başta birimlerden bahsetmek isterim;


proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.trgamer.com%2Fimg%2F042009%2Fdawnofwar2_pc%2Fi3.jpg&hash=4b6d3ebe3b86cf24846383f4be37b7c7


Forge Commander: İlk olarak bölük halinde bulunmayan ve oyuncunun kullandığı isme sahip olan force commander biriminden bahsetmem gerekir. Bu birim komutan aksesuarı adı verilen özel parçaları zırhına ekleyebilmekte ve bu parçalar sayesinde çeşitli ek yetenekler kazanabilmekte. Bu yeteneklerden bahsetmek gerekirse öncelikle Battle Standard'ın kazandırdığı iyileştirme ve bir süre bölüklere moral verme özelliği örnek verilebilir. Halo ise Force Commander ve çevresindekileri bir süre dokunulmaz yapabilmekte. Bir de teleport ya da uçuş özelliği veren iyi parça daha var ama onları kullanmak istemedim açıkçası. Battle standard hali hazırda kurduğum stratejiyi uygulanması daha kolay hale getiriyor ama bu komutan aksesuarlarından aynı anda sadece bir tane kullanılmakta. Normal aksesuarlardan gelen ve sadece onun kullanabildiği takviye kapsülü çağırma ve yörünge bombardumanı yetenekleri köşeye sıkıştığınızda kullanabileceğiniz son derece yararlı yetenekler. Yakın dövüş yetenekleri daha ağır basan ve neredeyse her tür eşyayı giyebilen bu birim, en güçlü birim olarak da sayılabilinir. Yakından yaptığı saldırılar karşısındaki her türlü düşmanı paramparça etmek için bire bir, haliyle havada uçuşan düşman bedenleri görmek sizin için çok alışılmış bir şey haline gelecektir. Bir çatışmada ilk olarak bu birimi sürmekte fayda vardır.
Tarkus: Düşman ateşine karşı son derece dayanıklı ve çatışmalarda büyük öneme sahip olan bir bölüğün lideri. Bu bölük, ateşli çatışma silahları kullanıp hareketli haldeyken bile savaşabilmekte. Düşmanın dikkatini çekip ateş altındaki başka bir birimi kurtarabilir. Bir çok savaşta bulunmuş bu birim, çevredekileri düşan ateşinden kurtarıp, çatışma sonuna kadar birimlerin ayakta kalmasını sağlar. Destek aksesuarlarını bu birime vermek daha güvenlidir.

Cyrus: Space Marinelerin içinden seçilip özel görevleri yerine getiren be bütün uzaylılara karşı uzman olan bir birim olan Deathwatch'te çalışmış usta bir stratejist ve birmi. Çatışma birimi sayılmayıp, daha çok keşif, suikast, bombalama ve "diriltme" alanlarında kullanılır. Sniper ve flamethrower kullanılabilirler. Sniper silahını kullanmaları bir çok yerde çok faydalı olavaktır ayrıca ileride enerji kullanımları çok düşük olacağı ve yetenekleri açığa çıkmadan kullanabilecekleri için aktif birimlerde tutylmasında fayda vardır. Ayrıca kendilerine özel zırhlar da kullanabilmekteler. Düşmanların haberi olmadan onları bombalayıp diğer birimler gelmeden onların yükünü hafifletebilirler. Eğer diğer birimler yenik düşerlerse onları tekrar ayağa kaldırıp görevin kaybedilmesini önlerler. Çatışmalarda hemen delik deşik olduklarından çatışmadan uzakta tutulmaları gerekmektedir.

Avitus: Yıkıcı birimin başı olup, Emperyal Korumalara karşı kin besler ve Kara Sefer sırasında Kronus'ta bulunmuştur. Gemi içerisinde birimlerin birbirleriyle konuşmaları sırasında sert zaman zaman da aksi dayranışlarıyla öne çıkar. Ağır yıkım güçü olan bu bölük daha çok ağır silahlar taşıyıp, silahını yere kurarak düşmana çok yüksek hasar verebilmektedir. Aktif birimlerde bulunması gereken ve çatışma sırasında force commander ya da tarkusun arkasında bulunması daha yararlıdır çünkü onlara göre daha zayıflardır. Aktif birimler arasında bulunması gereken önemli birimlerden biridir ayrıca ağır silahları sayesinde düşmanın hareket kabiliyetini düşürerek atteş altında kalmalarını sağlar.

Thaeddus: Blood Raven'ların en yeni üyesi olan bu genç marine, belki de zekasıyla diğerlerine göre daha çok öne çıkmaktadır. Uzmanlık alanı hoplayıp zıplayıp düşmanın üzerine konmaktır. Tabi çok dayanıksız bir birime sahip olduğundan saldırıdan sonra hemen geri çekilmeli ya da Tarkus tarafından ona saldıran düşmanların dikkati dağıtılmalıdır. Yanında sis bombası taşıması kaçışı için iyi olacaktır ayrıca yakın saldırılar yaptığından daha dikkatli yönlendirilmesi gerekmektedir. Terminator zırhı ve ağır yakın dövüş silahlarını aldıktan sonra durdurulamaz bir birime dönüşeceğinden tavsiye ederim.

Davian Thule: Dark Crusade sırasında Force Commander olarak görev yapmıştır ve oyunda bizim tarafımızda daha sonraları bir dreadnought olarak rol oynayacaktır. Dreadnought olduğundan saldırıları fazlasıyla can yakıcıdır ama canı düştüğünde robotik bir zırh içinde bulunduğundan iyileştirme güçleri onun için etkisiz olacaktır. O nedenle başka bir birimin yanında tamir malzemesi bulundurması gerekmektedir. Yakın dövüş modunda tutulursa düşmanı ikiye ayırıp havaya fırlatıp sayı yapabilir. En ağır hasarı veren birimdir.


proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.trgamer.com%2Fimg%2F042009%2Fdawnofwar2_pc%2Fi4.jpg&hash=6be10685f39b680d92392208f62741d6


Orklarla karşılaştıktan bir süre sonra anlıyoruz ki orkları kışkırtıp büyük bir sorun haline getiren asıl düşman Eldarlar da başımıza bela olacak... Bu kışkırtmaların ve sorunların üstesinden gelmeye çalışırken bir de onların üzerine Tyranidler denilen ve gezegenleri yok ederek hayatta kalan böceğimsi koloni başımıza bela oluyor. Gayet kalabalık ve insanüstü güçlere sahip olan bu kolonilerin liderleri, diğer liderlere oranla öldürülmesi daha zor bir şekilde karşımıza çıkıyorlar. Dawn of War'da asıl rolü oynayan Gabriel Angelos gelene kadar sistemin tyranidler karşısında yok olmasını önlememiz isteniyor. Captain Angelos hakkında bilgi vermek gerekirse daha ergenlik çağına yeni bastığında space marinelerde liderlik rolü oynayan chaplain rütbesine yükseliyor ve sonraları Kan Kuzgunlarının 3.Birliğinin yönetimini alıyor. Kaos tanrısı Khorne'un korkunç planlarını engelleyip onun tarafından kandırılmış olan kardeşi olarak kabul ettiği Librarian Isador'ü öldürmek zorunda kalıyor ve onun ardından yine kaos güçleri ve orklara karşı savaşırken necronların uyanması üzerine eldarlar ile birlikte onları engelliyor ve şu an birçok sistemi tehditlerden koruyor. Ona bağlı olan saldırı gücü bizim birimlerimizden kat kat yüksek olsa da bizim birkaç marine ile sistemi bu tahditler karşısında ayakta tutmamız ve artık bulunmayan bir teknoloji olan ve yok edilmesi durumunda bir daha yenisi yapılamayacak olan Angel Forge'u korumamız gerekiyor. Thule'un da ölümcül yaralar alması üzerine bütün yük bizim sıratımıza biniyor.
Her neyse şunu belirtmeliyim ki uyguladığımız strateji son derece önemli yani bir çok oyundaki gibi "Bana sopa verin kafalarını deşecem!" yöntemi işe yaramaz. Zaten çok az sayıda olan birimlerimiz de aksi taktirde düşman tarafından eğlence aracı haline gelecektir ve Tyranidler de bu arada gezegenlari tamamen işgal edeceklerdir. Bütün askerleri seçip düşman üzerin hücum etmek istiyorsanız başka bir stratejiye yönelmenizi öneririm. Unutmadan belirteyim ki görevlerde üstün başarıya ulaşırsanız bir günde birden fazla görev yaparak tyranid işgalini daha rahat düşürebilirsiniz. Gezegenler üzerinde bir tyranid işgali seviyesi olduğundan onları takip etmeniz çok önemli. Bölgeler üzerinde ele geçirebileceğiniz İmparator heykeli, fabrika ya da iletişim noktaları var. Bunları ele geçirince saldırı gücünüz yakselebilir ve kazandığınız tecrübe puanı artar. Tabi hepsini elde tutmak yeterince zor çünkü düşman sık sık o noktalara yönelik saldırılar yapıyor ve eğer o saldırıları savuşturamazsanız o noktalar elinizden çıkıyor. Ayrıca savunma yaparken aynı haritada başka bir nokta kontrolünüzde değilse hareket kabiliyeti atmış yeterli seviye seviye üstü Cyrus ile o arada diğer noktayı ele geçirebilirsiniz ama unutmayın ki yanında yeterince patlayıcı olmadan o noktanın çevresindeki yaratıkları temizleyemezsiniz. Bunun yanında görevlerdeki başarınıza bağlı olarak genel bir ünven seviyesi var ve o seviye iki kısımda artıyor; Kurtarıcılık ve Savaşçılık yani buna örnek vermek gerekirse İntikam(savaşçı seviyesi) Sövalyesi(kurtarıcı seviyesi) Naxerillen. Oyunda ana kadronusda sık sık değişiklik yapmamanızı öneririm. Açıkçası ben Thaddeus ve Thule'u pek kullanmadım. Ana kadrom diğer birimlerden oluşmaktaydı çünkü kurtarıcı seviyemin yüksek olması için adam kaybetmeden savaşmam lazımdı ayrıca adamımın ayakta kalması aynı günde fazladan görev yapmam için gereken ek puanı da sağlayabiliyordu. Görev sonu puanı haritada ne kadar büyük bir katliam yaratıldığı, haritanın ne kadar hızlı bitirildığı ve kaç adamın ayakta kaldığına bağlı olarak artıyor ve eğer bunların yoplamı belirli bir seviyeyi geçerse daha fazla puanla beraber fazladan görev de yapabiliyordum.

Baştan belirtmem gerekir ki mükemmel olmasa da defalarca oynanabilecek ve eşi benzeri olmayan bir oynanışa sahip öte yandan birazdan oynanışın kendini tekrar edişini yerecek olsam da ara sıra bu can sıkıcı olsa da oyunun başına oturan kişinin kendini kurtarması fazlasıyla zor oluyor. Oynanıştaki hareketlilik ve ortay çıkan katliam görüntülerinden de bahsetmem gerekir ki oyunda sık sık parçalanan düşmanlar göreceğiz bunun sonucunda da geçtiğimiz yerler kanla kaplı olabilir. Bir noktadan sonra kan efektlerine o kadar alışıyorsunuz ki başka bir strateji oynadığınızda bu efektlerin yokluğunu fazlasıyla hissediyorsunuz. Ses efektlerinden bahsetmeden geçemeyecem ki seslendirmeler oyuna fazlasıyla yakışmış; konuşan marinelerin ses tonları, silah sesleri ya da bir Tyranidin haykırışlerı bazen oyunun içindeymişsiniz gibi hissetmenizi sağlıyor. MMO oyuncularının yakından tanıdığı "loot" yani yağmalama, araklama artık adına ne verirseniz sistemi de oyuna ayrı bir renk katmış ki eşya düştükten sonra onu denemek için sabırsızlanmaya başlayabiliyorsunuz. Neyse değinmek istediğim bir diğer iyi özellik ise co-op sistemi sayesinde düşmanları arkadaşlarınızla birlikte parçalara ayırabiliyorsunuz. Bir arkadaşınızla birlikte oynadığınızda oyun tamamen değişiyor ve çok daha eğlenceli bir hal alıyor. Efeklerin ise bilgisayarınızı gereğinden fazla zorlamayacağından emin olun. Efeklerden bahsetmişken grafiklere de değinmem gerekir ki grafikler de son derece başarılı ve oyuna layık olmuş, ortamdaki paranoyayı ve gerilimi fazlasıyla hissettiriyorlar. Hatta ara sıra kendimi o kadar kaptırmış oluyordum ki savaş naraları atarken, yaratıkları parçayıp gülerken buluyordum kendimi neyse o kadar da abartmayayım.


proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.trgamer.com%2Fimg%2F042009%2Fdawnofwar2_pc%2Fi5.jpg&hash=51fdbc5031b91c7d08ec06d9705857ef


Açıkçası bazı haritaları defalarca yapmak sıkıcı olabiliyor; önceleri çok karışık gelen haritaları artık daha hızlı bitirip kurtulmak için uğraşmaya başlıyorsunuz ve bu neden doğrultusunda fury'den gelen puan zamanla azalıyor ama speed puanı da buna bağlı olarak artıyor. Şunu belirtmem gerek ki zorluk düştükçe oyun anlamını yitiriyor o yüzden oyundan soğumamak için zor bir seviyede oynamanızı öneririm. Ayrıca Warhammer evreni her ne kadar hoşuma giderse gitsin oyundki hikaye anlatımındaki kopukluklar beni düş kırıklığına uğrattı. Buna karşın DoW II kesinlikle oynanması gereken bir oyun.
Çoklu Oyuncu?

Çoklu oyuncu modu başlarda biraz karışık ve saçma gözükse de bunun nedeni daha önce bu şekilde oynamadığızdır. Oyun dinamiklerinin multiplayerda tamamen farklı olması oyunu alışılması zor hale getiriyor ama bir süre sonra bu deli saçması oyun çok eğlenceli bir hal alıyor. Oyuna başlamadan farklı yeteneklere sahip üç farklı ırkın üçer farklı komutanından birini seçiyoruz ve oyun başlıyor. Tek oyuncu modundaki gibi çok oyunculuda da bina kurma seçeneğimiz yok ama el geçirdiğimiz noktalara eklentiler yaparak daha hızlı kaynak elde edebiliyoruz. Bu kaynaklar ile savaşçı ya da araçlar alabiliyoruz. Marineların birimlerinin çoğuna zaten tekli oyuncu modundan alışık olduğumuzdan adaptasyon safhası marine ile oynayanlar için daha kolay geçiyor. Tabi kaynaklarımızı sadece birimlere değil, onların ekipmanlarına da harcayabiliyoruz. Her biri farklı yeteneklere sahip olan savaşçıları neye karşı kullanmamız gerektiğini ve neyden uzak tutmamız gerektiğini öğrenmemiz gerekiyor çünkü verdikleri ve aldıkları hasar karşıdaki birimlere göre büyük farklılıklar gösterebiliyor. Eğer kuzuyu kurtun önüne atarsanız kurt kuzuyu yer. Bütün adamları toplayıp düşman üssünü basma taktiğine girişmeyin çünkü olmuyor... Benim tarafımdan denenmiştir ve tavsiye edilmez. Bunun nedeni ise oyunun tamamen kaynaklar savaşı olması. Düşmanın kaynak ele geçirmesine izin vermeyip ortadaki üretim noktalarına hakim olmak gerekiyor ki düşmanın kaynakları tükendiğinde yani üsse saldırma zamanınız geldiğinde direç uygulayamaması. Kontrol noktaları çoğaldıkça savunmak da bir o kadar zorlaşıyor. O yüzden birimlerinizi kaynak noktalarınıza daha kolay ulaşabilecekleri yerlerde tutmanız gerekiyor ve bazen kaynak noktaları sessiz sedasız ele geçiriliyor. Birisi kaynak noktalarınız ele geçirirse gidin, geri alın. Ara sıra da düşmanın kaynak noktalarını yok edip üretimini zayıflatmanız işinize yarayabilir.


proxy.php?image=http%3A%2F%2Fwww.trgamer.com%2Fimg%2F042009%2Fdawnofwar2_pc%2Fi6.jpg&hash=1bab31a84e0436323e0b4d79a33816d6


Çoklu oyuncu dediğim gibi başta sıkıcı sonra da eğlenceli oluyor. Açıkçası çoklu oyuncu modundan pek bahsetmek istemiyorum çünkü oynamadan ne kadar eğlenceli olduğunu göremiyorsunuz. Oyunların artık birbirini sık sık tekrar ettiği bu zamanlarda böylesine değişik bir yapıya sahip bir oyun size iyi gelebilir ama olaylar öyle bir gelişiyor ki savaşın başlarında yavaş olan çatışma öyle bir hızlanıyor ki tüm dikkatinizi toplamanız gerekebiliyor. Neyse daha ne diyeyim oyun iyi, multiplayer iyi... Uykum geldi, biraz tyranid parçalayıp yatacağım.

Ne diyordum ben?

Neyse çok konuştum herhalde oyunla ilgili biraz daha yazarsam yazdıklarım birbirini tekrar etmeye başlayacak :D. Benim gibi bir Warhammer delisini önce şaşırtan ama fazlasıyla da tatmin eden bu oyuna mükemmel demesem de bunun kesinlikle oynanması gereken bir oyun olduğunu belirteyim (bu cümleyi kaç kere tekrarladım ben de bilmiyorum). Benim yazacağım bu kadar, Emre ve Ömer'in de diyecekleri varmış... Sözü şimdi onlara bırakıyorum. Son olarak da şunu diyeyim; FOR THE EMPEROR!
Yazarlarmız ne dedi?

Ömer Kuplay

Son zamanların oyunlarındaki değişim rüzgarı devam ediyor. Daha önce birçok oyunda bu değişimleri tecrübe etmiştik. DOW 2 ile Relic önceki DOW oyunlarının aksine RTS oyunlarının temeli olan base kurma olayına son vermiş ve bunu gerçekten oynanabilir kılmış. Gelişmiş fizik motoruyla birlikte grafiklerler gözlerimizi okşarken, Company of Heroes ile orjinal oyunun kombine edilesiyle ortaya çıkan yeni oynanış tarzı bizi çatışmanın içine gerçekten sürüklüyor. Her ne kadar multiplayer savaşlar oyuncunun aklını başına almaya yetsede tek kişilik senaryonun uzunluğu oyunun hemen bitmesinden yakınan oyunculara yetecektir. Her türlü ufak detay oyunun seyrini değiştirmesi oyuncuyu gerçekten taktik stratejiye zorluyor ve artık RTS türü için "populasyonu dolduralım, fazla birim basan kazansın" mantığının sonuna gelindiği bir kez daha kanıtlanmış oluyor. Bu yılın en iyi stratejilerinden olan DOW 2, oyun dünyasındaki değişimi güzel bir şekilde harmanlanmış haliyle bizlere gösteriyor.Son söz:"O gezegen" in başarılı strateji oyun yapımcısı kesinlikle Relic.

Emre Acar

Relic Entertainment her zaman RTS oyunlarında yenilikleriyle tanınan bir firma olmuştur. Homeworld piyasaya sürüldüğünde RTS oyunlarına Z ekseni de eklenmişti ve uzayda geçen bir RTS oynamanın ne kadar güzel olduğunu anlamıştık. Relic, yenilikçi hareketini Dawn of War II'de de sürdürmüş ve ortaya RPG / RTS karışımı oldukça güzel bir oyun çıkmış. Oyunu oynarken aynı Diablo'da olduğu gibi karakterlerimi geliştirirken oldukça eğlendiğimi söyleyebilirim. Ancak keşke tek kişilik senayo biraz daha detaylı ve kendini tekrar etmeyen görevlere sahip olsaymış işte o zaman bu oyun gerçek bir klasik olabilirmiş.

Oyunun çoklu oyuncu kısmı da her ne kadar çok güzel olmuşsa Games for Windows - LIVE sistemi yüzünden bir o kadar da katledilmiş. Oyunu internetten oynarken çoğu zaman oyundan düşüyorsunuz veya çok fazla yavaşlama olduğu için oyundan atılıyorsunuz. Açıkçası bu oyunun hem Steam'i, hem de GFWL'i aynı anda istemesi ben dahil çoğu kişiyi kızdıracaktır. Bir oyunu oynamak bu kadar eziyetli olmamalı! Ancak dediğim gibi bu oyun herşeye rağmen alınıp oynanmalı.
 
Üst