xranzei 1
xranzei
mavzermete 1
mavzermete
Psych0SoociaL 1
Psych0SoociaL
Hikaye Ekle

Güneş patlamalari

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan MuH0
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 280

HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!

konu1_mercek1_b.jpg



21 Ekim 2003'te uzay hava durumuna ilişkin uyarı yapıldı. "Güneş'te yoğun aktif bölgeler gözleniyor" uyarısını pek çok patlama ve Dünya'ya yönelen koronal kütle atımları izledi. Güneş'te yaşanan bu tür patlamalar gerçekte olağandışı değil...

Dergide okuyacağınız ilginç öyküye dair ipuçlarını bu alıntıda bulabilirsiniz.

Bu ateş 4,6 milyar yıldır, yaşam veren ışığının tadını çıkaran Dünya denilen gezegenin henüz var olmadığı zamanlardan beri yanıyor. Buna karşın bilim insanları, Güneş adını verdiğimiz bu termonükleer reaktörü ancak son 20 yıldır gerçekten anlamaya başladı.

Gökada standartlarına göre değerlendirildiğinde, bizimki gayet sıradan bir yıldız.

Kuşkusuz, içine bir milyon Dünya'nın rahat rahat sığacağı kadar büyük. Ayrıca o kadar yoğun ki, bugün gördüğünüz güneş ışınları Güneş'in merkezinden çıktıkları yolculuklarına son buzul çağından önce başladılar; ışıkkürenin içinden kendilerine yol açmaları yüz binlerce yıl sürdü ve ancak ondan sonra uzaydaki sekiz dakikalık, 150 milyon kilometrelik yolculuklarını tamamlayıp gözlerinize ulaştılar.

Yine de Güneş, genel yıldız sınıflamasında G türü denilen sarı cüceler arasında; o denli yaygın bir tür ki sadece Samanyolu'nda bunlardan milyarlarca var. Ancak evrende –gezegenimiz dışında– bizim için bu kadar doğrudan önemli olan başka hiçbir şey yok. Güneş, yaşamın sürmesini sağlayan tüm enerjilerin kökeni, havanın kaynağı, iklimlerin belirleyicisi ve evrene güç veren süreçlerle en yakın bağlantımız.

La Palma'da 1 metre çapındaki İsveç Güneş Teleskopu'yla yaptığı gözlemlerle yüksek çözünürlük konusunda rekor kıran Scharmer, “Güneş, astrofiziğin Rosetta Taşı. Ancak şifresini henüz tam olarak çözebilmiş değiliz” diyor. (Rosetta, üstündeki yazılarla Mısır hiyeroglif yazısının çözülmesinde anahtar rolü oynadı.)

Galileo ve diğerlerinin Güneş yüzeyi boyunca birtakım lekelerin hareket ettiğini açıklayarak Avrupa'yı şaşkına çevirmelerinin üzerinden dört yüzyılın geçtiği günümüzde dahi, Güneşimizle ilgili en önemli bilgilerden pek çoğu hâlâ gizemini koruyor. Günümüzde uzmanlar, son 20 yıldır uluslararası çapta artan bir ilginin de katkılarıyla yanıtları bulmaya artık çok yaklaştı; bu gelişmede bilgisayar modellemelerindeki ilerlemelerin yanı sıra daha önceleri fark edilemeyen, hatta bazen hayal dahi edilemeyen Güneş olaylarının güç algılanabilir yönlerini gözleyebilen yeni, ileri teknoloji araçlarının payı büyük. Scharmer, “Eskiden yapılan araştırmalar, bir tür güneş dermatolojisiydi” diyor. “Şimdiyse tam anlamıyla astrofizik oldu.”

********

Güneş'in içinde ve yüzeyinde olan hemen her şey gezegenimizi etkilese de, Dünyalılar üzerindeki etkisi en ciddi boyutta olan iki tür Güneş olayı bulunuyor. Bunlardan biri Güneş patlaması: Bu patlama sırasında Güneş yüzeyi üzerinde küçük bir bölgenin bir anda on milyonlarca derece sıcaklığa yükselmesi sonucunda yayılan radyasyon dalgası, iletişim sistemlerinde kesintilere yol açabiliyor, uyduları etkisiz hale getirebiliyor ya da –kuramsal olarak– uzayda yürüyen bir astronotu öldürebiliyor.

Diğer olaysa koronal kütle atımı (CME); bunda Güneş'in halesinden, yani Güneş tacından saatte milyonlarca km. hızla milyarlarca ton elektrik yüklü parçacık kaçıyor. Bu devasa bulutlar Dünya'nın koruyucu manyetosferine çarptığında manyetik alan çizgilerini sıkıştırıp Dünya atmosferinin üst katmanlarına trilyonlarca vat güç yüklüyorlar. Bu da büyük kesintilere yol açacak şekilde elektrik hatlarına aşırı yük bindirebiliyor ve Dünya çevresindeki yörüngelerde bulunan araçlara zarar verebiliyor.

Güneş patlamaları ve CME'ler, şimdiye dek gözlenen en şiddetli dördüncü patlamanın yaşandığı geçtiğimiz Ekim ayında olduğu gibi, genellikle birarada gerçekleşiyor. O dönemde art arda meydana gelen CME'ler gezegenimizi vurdu. Modern algılama aygıtlarının erken uyarısı ile önlem alacak zaman bulduk. Atmosfer o denli elektrik yüklüydü ki kuzey ışıkları taa güneyde, Akdeniz'de bile görülüyordu; buna karşın çok az hasar meydana geldi. Oysa ki 1989'da şiddetli bir CME Dünya'yı vurduğunda, Quebec'te yüksek gerilim ağını çökerterek yaklaşık 7 milyon kişiyi elektriksiz bırakmış ve milyonlarca dolarlık zarara yol açmıştı.

konu1_mercek3_b.jpg




Fotoğraf: SOHO, Avrupa Uzay Dairesi ve NASA


Güneş'in Savurduğu Yumruk

Güneş'in yaydığı en güçlü fırtınalar, koronal kütle atımları (CME). Güneş gazları öylesine sıcak ki, elektrik yüklenerek plazma denilen madde haline bürünüyor. Plazma ve Güneş'in manyetik alanı arasındaki etkileşim, Güneş maksimumu sırasında en çarpıcı boyuta varıyor. Manyetik alan çizgileri aşırı enerjiyle yüklü hale gelip koptuğunda, çok büyük bir plazma bulutu, yani bir CME saatte sekiz milyon kilometrelik bir hızla uzaya doğru fırlıyor. Bunun etkisiyle Dünya'daki manyetik alanın deforme olması, uyduları plazmanın hasar yaratıcı parçacıklarına açık duruma getiriyor. Uygun koşulların bir araya gelmesiyle, bir CME'nin manyetizması Dünya'nın manyetik alanına bağlanabiliyor ve bunun sonucunda atmosferin üst katmanına yeterince enerjinin itilmesi elektrik hatlarında kesintilere yol açabiliyor. SOHO'nun 27 Şubat 2000'de gözlemlediği bu CME doğrudan dünyaya yönelmemişti.


konu1_mercek4_b.jpg




Fotoğraf: TRACE, NASA


Harikalarla Dolu Yıldız

Güneş yüzeyinin NASA uydusu TRACE tarafından Eylül 2000'de çekilen bu görüntüsü ele avuca sığmaz gibi görünebilir; oysa bilimciler bunu "Güneş'te sakin bir gün" olarak nitelendiriyor. Bir başka deyişle, güzel halkaların görüldüğü, ama patlamaların ve koronal kütle atımlarının olmadığı bir gün. TRACE ve SOHO gibi uyduların Güneş dinamiklerini anlamada yeni ufuklar açmasına karşın, Güneş hâlâ birçok sırrı barındırıyor. Fırtınalı yıldızımız bir Güneş fizikçisinin deyişiyle "çapraşık, gizemli ve edalı".

Fırtına Mevsimi Yaklaşıyor

Güneş, yıldızımızı sürekli izleyen Güneş ve Heliyosfer Gözlemevi (SOHO) için hiç batmıyor. SOHO'nun En Uç Morötesi Görüntüleme Teleskopu, Güneş'in Dünya atmosferi tarafından engellenen yüksek enerjili dalga boylarını kaydediyor. Yapay renkle maviye boyanmış olan görüntü normalde gri renkte. Beyaz alanlar Güneş lekelerinden, halkalardan ve çıkıntılar nedeniyle Güneş'in manyetik açıdan en aktif olduğu bölgeleri gösteriyor. Güneş'in manyetik aktivitesi (ve de Güneş lekelerinin sayısı) ortalama olarak her 11 yılda bir doruk noktaya çıkıyor. Kasım 1998'de çekilmiş bu görüntüde, döngü Güneş maksimumu olarak bilinen doruk noktadan yaklaşık iki yıl ötede. Bu noktaya ulaşıldığında, her iki yarıküredeki manyetik aktivite ekvatorun daha yakınına gelmiş ve daha çalkantılı bir hal almış olacak; bunun sonucunda yeryüzündeki yaşamımızı etkileyebilecek fırtınalar ortaya çıkacak.

konu1_mercek2_b.jpg



Fotoğraf: SOHO, Avrupa Uzay Dairesi ve NASA


Yüksek Enerji Yüklü Tipi

Güneş uzmanları en son Güneş maksimumunun yol açtığı ilk büyük çaplı fırtınayı Bastille Günü baskını olarak anıyor. 14 Temmuz 2000'deki güçlü bir güneş patlamasını, yüksek enerji yüklü protonların yaylım ateşi izledi. Resimde bu salvo, SOHO'nun yapay tutulma kameralarının birinde bulunan elektronik detektörlere yönelen bir "kar" bombardımanı gibi görülüyor. Patlamaların sadece küçük bir yüzdesi, Dünya'ya yaklaşık 15 dakikada ulaşan yüksek enerji yüklü protonları yaratır. Atmosferimiz bizleri korusa da, bu parçacıklar uydulara zarar verebilir ve uzayda dolaşan bir astronotu öldürücü dozda radyasyona maruz bırakabilir.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst