Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


Siselenmis dogal kaynak suyu ile çesme suyu arasindaki farkliliklar nelerdir?

BoRa{TR}

Level 7
TM Üye
Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
26 Ocak 2009
Mesajlar
1,514
Beğeniler
131
MmoLira
0
DevLira
0
#1


Siselenmis dogal kaynak suyu ile çesme suyu arasindaki farkliliklar nelerdir?
Gerçekten de çok önemli farkliliklar vardir. En önemli farkliliklar sunlardir:


a)Dogal kaynak suyunun siselenmis olmasi, söz konusu kaynak suyuna dolum yapilabilmesi için Saglik Bakanligi'nin çok siki olan yönetmelik hükümlerine göre ruhsat alindigi, sürekli denetim altinda oldugu ve halk sagligi açisindan bir risk tasimadigi yönünde bir güvencenin var oldugu anlamini tasir. Diger taraftan çesme suyunda bu sekilde güçlü bir güvenceden bahsetmek mümkün degildir.

b)Siselenmis dogal kaynak suyunda su kaynaktan ilk çiktigi haliyle saf ve temizdir. Ilave bir isleme gerek kalmaksizin direkt olarak suyu kaynagindan içebilirsiniz. Suyun safligi ve temizligi yeryüzüne ilk çikis noktasindan yani kaynadigi noktadan tam otomatik makinelerde siseye dolumuna ve kapatilmasina kadar çok siki kontrol altindadir. Diger taraftan genel olarak suyun çesmeye kadar olan yolculugu farklidir: çesme suyunda su kaynaklari dereler, nehirler seklinde yüzey sularina dönüsmekte ve bu sular yüzeyden bulasan her türlü kirletici unsurlari da (zirai ve tarim ilaçlari kalintilari, metaller, parazit, mikrop ve virüsler) tasiyarak toplanma havzalarina ya da barajlara gelmektedir. Bu sekilde toplanmis sular muhtelif filtreleme, klorlama ve dezenfeksiyon islemlerinden geçirildikten sonra su sebeke borulari vasitasiyla konutlara pompalanmaktadir. Bu proseslerde kullanilan klor gibi dezenfektanlar saglik açisindan uzun vadede kanserojen riskler tasimaktadir, ayrica borularda ve su depolarinda var olabilecek her türlü yabanci madde, pas, toprak, parazit, mikrop ve virüsler gibi unsurlar da çesme suyu içinde konutlara ulasmaktadir.

c)Genelde çesme sulari içinde tasidigi klor gibi dezenfektanlarin etkisiyle rahatsiz edici bir koku ve lezzete sahiptirler. Siselenmis sularda ise sadece suyun kendi dogal tadindan bahsedebiliriz.

d)Siselenmis dogal kaynak suyu sonuçta hijyenligi, ambalaji ve markasi ile tüketicinin albenisi ve güvenini kazanmak zorunda olan ticari bir maldir. Yapilan yatirimlar çok büyüktür; bazi gayri ciddi firmalar disinda akliselim hiçbir su sanayicisi tüketicisinin sagligini riske atarak kendi sirketinin piyasadan silinme riskini göze alamaz. Genel olarak söylemek gerekirse; çesme suyu üretim ve hizmetinde bulunan kamunun kaliteye dönük motivasyonu özel sektördeki kadar olamamaktadir.

e)Yapilan üretim hacimlerinde, hizmet verilen tüketici sayilarinda ve bu nedenle de kalite anlayisinda çesme suyu ile siselenmis su arasinda büyük bir farklilik vardir. Çesme suyunda kamu tarafindan çogu kez yüzbinlerin ya da milyonlarin su ihtiyacini vasat kalitede dahi olsa karsilama zorunlulugu sözkonusu iken; siselenmis suda nispeten çok daha az sayida tüketicinin ihtiyacini en iyi kalitede karsilamak seklindeki ticari düsünce esastir.

Günde ne kadar su içmeliyiz?

Su vücudumuzdan sindirim, terleme ve nefes alma yoluyla sürekli kaybolmaktadir. Temel prensip olarak sunu söyleyebiliriz: Kaybolan su miktari mutlaka yerine konmalidir.
Yaklasik olarak bir gün içersinde vücut agirligimizin en az 1/36’si kadar su almaliyiz. Örnegin 72 kg. agirligindaki birisinin günlük su ihtiyaci en az 2 litredir. Bu ihtiyacin bir kisminin muhtelif yiyecekler yolu ile alindigini varsaysak bile bir yetiskinin günde en az 1.5 litre su içmesi gerekmektedir. Bu miktar beslenme uzmanlarinca yetiskinlere tavsiye edilen asgari miktardir.

Suyun insan yasamindaki önemi nedir?

Su, insan yasaminda hayati bir önem tasimaktadir. Sadece yasam için gerekli bir nesne degil aslinda yasamin kendisidir su. Yeryüzünde ilk yasamin basladigi yerdir ve bizi çevreleyen tabiat ana ve canlilarin yasami için ikamesi olmayan çok degerli bir elementtir. Suyun bollugu halinde degeri tam anlasilamaz iken yoklugu halinde ölümle es anlamlidir.

Gerçekten de, insan vücudu büyük oranda sudan olusmaktadir. Vücudumuzdaki su orani yasam sürecimiz boyunca degisim göstermektedir. Yeni dogan bir bebekte vücut agirliginin %75’i sudan olusmakta iken bu oran çocuklarda %70, yetiskinlerde %60 ve yaslilarda %50 seklindedir. Yetiskin bir insan bir kismi yiyeceklerden karsilanmak üzere günde 2-3 litre suya ihtiyaç duyar.
Suyun insan vücudunda çok önemli islevleri vardir. Bunlardan baslicalari söyledir:

a)Su biyolojik bir çözücüdür ve bu çözücü rolüyle vitaminlerin ve minerallerin hem vücutta tasinmasini, hem de çözülmesini saglar,

b)Su vücut sicakliginin düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynar,

c)Derinin nemlenmesinde, toksinlerin atilmasinda ve vücudun temizlenmesinde temel bir görev üstlenir,

d)Böbreklerin çalismasini kolaylastirir,

e)Kayganlastirici bir madde olmasi nedeniyle birçok organin gerektigi gibi çalismasini saglar.

Dogal Kaynak Sulari herhangi bir islemden geçiriliyor mu?

Dogal Kaynak Sulari’nintadi tamamen dogaldir ve herhangi bir katki maddesi veya kimyasal bir islem yapilmamaktadir.

Sadece dogal kaynak sulari ile ilgili yönetmelikte de izin verildigi sekilde fiziksel bir islem olan filtrasyon ve ozonlama yapilmaktadir. Filtrasyon, suyun kaynak noktasindan kopup gelebilecek micron seviyesindeki kum zerreciklerini tutmak için yapilir. Ozonlama ise dolumu yapilmis sisenin yani ürünün hijyenligini temin etmek amaciyla suyun içine 0.2-0.4 ppm arasi miktarlarda O3 (Ozon) gazinin verilmesi islemidir. Ozonlama yöntemi hijyen güvenligi için bütün dünyada su üreticilerinin uzun yillardir en yaygin olarak kullandigi güvenilir bir yöntemdir. Bu islem, siseye su dolumun hemen öncesinde yapilmakta ve tam hijyenlik saglanarak ürünününuzun süreler bozulmadan saklanabilmesine imkan vermektedir. Dolumdan sonra sisedeki suyun içinde bulunan ozon gazi, ortam sicakligina bagli olarak 5-20 saat arasinda kendiliginden yok olmakta ve bildigimiz oksijene dönüsmektedir.

Siselenmis bir suyun kullanma ömrünü etkileyen faktörler nelerdir?

Bu detayli bir cevabi gerektiren bir sorudur. Burada 4 önemli faktörü birlikte düsünmeliyiz:

a)Sise ambalajinin hava geçirgenliginin derecesi : Sise ambalajinin cinsi ve kalinligi hava geçirgenligini belirler. Bu da sonuçta sözkonusu ambalajin dis ortam kokularina karsi korunmali olup olmayacagini belirler. Cam sisede bu sorundan bahsedilemezken, moleküler yapilarindan dolayi pet ve polycarbonat ambalajlardaki sular için dis ortam kokularina karsi korunma saglanmalidir.


b)Suyun mineral konsantrasyonu (sert veya yumusak olusu) : Yumusak sularin mineral konsantrasyonu daha az ve daha saf olduklarindan ortamdaki kokulari sert sulara göre daha fazla çekerler.


c)Üretim asamasinda %100 hijyenligin saglanip saglanamadigi konusu : Eger üretim asamasinda tam bir hijyenlik saglanamaz ise, dolum esnasinda suyun içinde çok az miktarda mikroorganizma kalsa bile ilerleyen günlerde suyun bozulmasi (yesillenme, pamukçuk yapma gibi) kaçinilmaz olacaktir.

d)Siselenmis suyun saklanma kosullari : Özellikle hava ve koku geçirgenliklerinden dolayi pet ambalajindaki sularin iyi sartlarda saklanmasi gerekir; bu kalitesinin korunmasina ve dolayisiyla kullanma ömrüne olumlu etki eder.

Siselenmis bir suyu hangi kosullarda saklamaliyiz?

Suyunuzu serin (5-15 derece), karanlik (günes isigindan uzak) ve kuru (%50 nemden az) bir yerde saklamalisiniz. Ayrica özellikle suyunuzu kimyasallar, deterjanlar, temizlik maddeleri, benzin ve bunun gibi maddelerden mümkün oldugunca uzak tutmalisiniz. Çünkü su saf bir maddedir ve bizim çevrede algilayamadigimiz kokulari dahi yavasça kendisine çekme özelligini tasir.

Suyun sert olmasi ne demektir?

Yeryüzünde sular buharlasarak bulutlarda depolanmakta ve tekrar yeryüzüne yagmur olarak dönerken atmosferdeki karbondioksiti çözer ve bir miktar asidik hale gelir. Bu asidik yagmur suyu muhtelif kaya katmanlarindan ve akiferlerden kalsiyum karbonati çözmektedir. Iste bu çözülmüs mineralleri tasiyan sulara sert su denmektedir. Bir suyun sert olma derecesi kalsiyum karbonatin ilgili suda ne kadar çözüldügüne baglidir. Benzer kimyasal reaksiyonlar magnezyum sulfat, klorid, asit silisit tuzu ve demir için de geçerlidir. Ancak, çözülmüs haldeki kalsiyum karbonat bir suyun sertligine en fazla katki yapan elementtir.

Kullanilan çesitli damacana siseleri hakkinda bilgi verir misiniz? Bu siseler ortalama kaç defa kullanilmaktadir? Çok kullanilirsa sagligimiza olumsuz bir etkisi olur mu?

Damacana segmentinin %99’undan fazlasina hakim olan ambalaj tipi; polycarbonat hammaddesinden imal edilmis olan 19.2 litrelik geri-dönüslü damacana sisesidir. Üretim teknolojisi olarak enjeksiyon ve ekstruzyon olmak üzere 2 farkli teknoloji kullanilmaktadir. Türkiye’de bu segmentte faaliyet gösteren ilk firmalar o gün için tek bir damacana sise üreticisi olmasindan ve bu üreticinin sadece ekstruzyon yöntemi ile sise imal ediyor olmasindan dolayi bu ise ekstruzyon tip siseler ile baslamislardir.

Ancak, artik trend daha pahalli olmasina ragmen enjeksiyon tip siseler lehine degismektedir. Her ne kadar enjeksiyon teknolojisinde kulp yapilamiyor olmasina ragmen (ki kulplu siseler artik kulplu kismin iyi yikanip yikanmadigina dair soru isaretlerinden dolayi pekçok firma tarafindan tercih edilmiyor) enjeksiyon sisenin dayanikliligi, seffafligi ve su sizdirmamasi (sise nakliye sirasinda yan yatirildiginda sise boyun ölçüleri çok hassas olarak üretilebilen enjeksiyon tip siseler kapak tarafindan tam kapatilabilmektedir) nedeniyle artik enjeksiyon tip siseler sektörde iyice agirlik kazanmistir. Yapilan bütün yeni damacana sise üreten makine yatirimlarinin bu yönde oldugu bilinmektedir.

Bu siseler dolum ve tasima esnasinda kaza ile kirilmadigi sürece ve tahminen ortalama ömürleri olan 50-60 defa kullanilmaktadir. Bu da yaklasik 4 yillik bir süreye karsilik gelmektedir. Daha fazla kullanilmasi halinde saglik açisindan herhangi bir olumsuzluk sözkonusu degildir. Zaten Saglik Bakanligi’nin da bu yönde bir sinirlamasi yoktur. Genelde, çok kullanilmis siselerin yüzü yiprandigi için estetik yönüyle tüketiciye cazip gelmemektedir.

 
Üst