Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


..:::Türk Sinema Tarihi:::...

kralmustafa

Level 3
Fahri Üye
TM Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
22 Eki 2008
Mesajlar
2,994
Beğeniler
192
MmoLira
0
DevLira
0
#1
ÜRK SİNEMA (YEŞİL ÇAM) TARİHİ


Türkiye’de ilk film gösterimi
Bertrand adlı bir Fransızın II.Abdülhamit zamanında
1896’da
Saray’da yaptığı gösterimler ile başlamıştır. Daha sonraları Fransız firması Pathe’nin temsilcisi Romanya uyruklu Sigmund Weinberg’in yardımlarıyla Beyoğlu yakınlarında halka film gösterilmiştir. Bu filmler genellikle kısa metrajlı belge ve güldürü filmleriydiler. Weinberg
halkın sinemaya gösterdiği ilgiden dolayı
1908’de
Türkiye’deki ilk sinema olan Pathe Sineması’nı yaptırmıştır.

İlk Türk sinema gösterimi Cevat Boyer ile Murat Bey’in Şehzadebaşı’ nda 19 Mart 1908 de başlattığı gösterimdir.
Daha sonraları Şakir Seden ile Fuat Uzkinay
Türk sinemasının açılışını 6 Temmuz 1910’da gerçekleştirirler.

Birinci Dünya Savaşı’nda yedek subay olan Fuat Uzkinay
14 Kasım 1914'te Türk sinema tarihinin ilk belgesel filmini çeker. “ Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı” adı verilen belgesel film 150 metre uzunluğunda ve İTÜ arşivindedir. Daha sonra
Ordu Sinema Dairesi Başkanlığı'na getirilen Fuat Uzkinay
konulu Türk film çekimlerini de 1918’den sonra yürütmüştür.

İstiklal Harbi yıllarında birkaç senaryolu film yapılmışsa da Türk sineması Muhsin Ertuğrul ve Kemal Film ile firmalaşır.
Ateşten Gömlek
Leblebici Horhor
Kız Kulesinde Bir Facia
Sözde Kızlar
Ankara Postası
Karım Beni Aldatırsa
Fena Yol
Aysel Bataklı Damın Kızı
Faruk Kenç ile bilimsel bir tarz geliştiren Türk sineması “Yılmaz Ali ve Dertli Pınar”filmleri ile yeni bir aşama kaydeder.
Baha Gelenbevi’nin “Deniz Kızı ” adlı filmi ile Şadan Kamil’in filmleri
Türk Tiyatrosunu sinema ile birleştirir.

1934’ten sonra Vedat Örfi Bengü'nün Mısır'a giderek bu ülke sinemasının ilk örneklerini vermesi
bizde de melodramın yerleşmesinde etkili olmuştur. Türk sinema izleyicisinin beğenisi melodrama dönük olduğundan
yönetmenler de hızla Mısır filmlerinin uyarlamalarını çekmeye başlamışlardır.

Muhsin Ertuğrul'un yönettiği "Allah'ın Cenneti" adlı filmi türünün en iyi aşk melodramıdır ve sonraki yıllarda bol bol karşılaşacağımız şarkıcı melodramlarının ilk örneğini oluşturur.
1950'li yıllardan sonra
Türk sinemasında "Tiyatrocular Dönemi" nden kademe kademe "Sinemacılar Dönemi" ne geçiş yaşanmıştır. Bu yıllarda sinemaya toplumsal konuların yanında ağırlıklı olarak melodramlar yer alır.

1960'lı yıllarda sinemaya
melodram formuna bağlı
çocuk kahramanların rol aldığı "Sezercik"
"Ömercik"
"Ayşecik" filmleri eklenmiştir.

Arabesk tarzın temellerinin atıldığı fakirlik
sakatlık
karşılıksız aşklar
kader kurbanları vb. dramatik Türk ekolünü yaratmış ve senaryolar aynı üslup ve konuları yıllarca işlemişlerdir.

Kısa zamanda ticari kaygılar sinemasal öğelerin önünü kesmiş
aynı tür filmlerde aynı oyuncular kamera karşısına geçmiştir. Hatta aynı senaryolar
dönemin gözde oyuncularıyla defalarca yinelenmiştir.

TÜRK SİNEMASINDA MELODRAMLARDAN SEÇMELER
FARUK KENÇ
 
Konu Sahibi
Konu Sahibi
kralmustafa

kralmustafa

Level 3
Fahri Üye
TM Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
22 Eki 2008
Mesajlar
2,994
Beğeniler
192
MmoLira
0
DevLira
0
#2
Dertli Pınar - 1943
Hayatımı Mahveden Kadın - 1955
Kaybolan Gençlik - 1955
ÖMER LÜTFİ AKAD
Vurun Kahpeye - 1949
Öldüren Şehir - 1954
Kardeş Kurşunu - 1955
Beyaz Mendil - 1955
Meçhul Kadın - 1955
Kalbimin Şarkısı - 1955
Meyhanecinin Kızı - 1958
Yalnızlar Rıhtımı - 1959
Vesikalı Yârim - 1968
Kader Böyle İstedi - 1968
Seninle Ölmek İstiyorum - 1969
Rüya Gibi - 1971
Bir Teselli Ver - 1971
Mahşere Kadar - 1971
Vahşi Çiçek - 1971
Esir Hayat - 1974
MUHSİN ERTUĞRUL
İstanbul'da Bir Facia-i Aşk - 1922
İstanbul Sokaklarında - 1931
Aysel Bataklı Damın Kızı - 1934
Allah'ın Cenneti - 1939
Şehvet Kurbanı - 1940
Kahveci Güzeli - 1941
Halıcı Kız - 1953
MUHARREM GÜRSES
Zeynep'in Gözyaşları - 1952
İhtiras Kurbanları - 1953
Günah Kadını - 1953
Bir Şoförün Hayatı - 1954
Gülmeyen Yüzler - 1955
Sazlı Damın Kahpesi - 1956
Yayla Güzeli - 1956
Yetimler Ahı - 1956
Günah Köprüsü - 1956
Öldürdüğüm Sevgili - 1956
Yavrularımın Katili - 1957
Allah Korkusu - 1958
Bana Gönül Bağlama - 1958
Yavrum İçin - 1958
Sokak Şarkıcısı - 1959
Şehvet Uçurumu - 1959
Baharın Gülleri Açtı - 1961
Gönlüm Yaralı - 1961
Sokak Kedisi - 1969
METİN ERKSAN
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukes - 1956
Hicran Yarası - 1959
Sevmek Zamanı - 1965
Ölmeyen Aşk - 1966
Ayrılsak da Beraberiz - 1967
Sevenler Ölmez - 1970
Feride - 1971
Hicran - 1971
Makber - 1971
Sensiz Yaşayamam - 1977
MEMDUH ÜN
Yetim Yavrular - 1955
Çoban Kızı - 1958
Üç Arkadaş - 1958
Kırık Çanaklar - 1960
Güneş Doğmasın - 1961
Boş Yuva - 1961
Akasyalar Açarken - 1962
Ağaçlar Ayakta Ölür - 1964
Namusum İçin - 1965
Vahşi Sevda - 1966
Son Gece - 1967
Yaprak Dökümü - 1967
İlk ve Son - 1968
Gönülden Yaralılar - 1973
Birtanem - 1977
Cevriyem - 1978
HALİT REFİĞ
Yasak Aşk - 1961
Gurbet Kuşları - 1964
Canım Sana Feda - 1965
Kırık Hayatlar - 1965
Aşk Fırtınası - 1972
ERTEM EĞİLMEZ
Senede Bir Gün - 1965
Seni Seviyorum - 1966
Seni Bekleyeceğim - 1966
Ölünceye Kadar - 1967
Yaşlı Gözler - 1967
Sevemez Kimse Seni - 1968
Kalbimin Efendisi - 1970
Son Hıçkırık - 1971
Yalancı Yarim - 1973
ERTEM GÖREÇ
Kanlı Sevda - 1960
Ayrılan Yollar - 1964
Acı Günler - 1967
Affet Beni - 1967
Düşman Aşıklar - 1967
Kanlı Hayat - 1967
Alnımın Kara Yazısı - 1968
Aşkım Günahımdır - 1968
Sabahsız Geceler - 1968
Son Hatıra - 1968
Son Vurgun - 1968
Şafak Sökmesin - 1968
Sahipsizler - 1974
Sevmek - 1974
Analar Ölmez - 1976
ÜLKÜ ERAKALIN
Bütün Suçumuz Sevmek - 1963
Çalınan Aşk - 1963
Gecelerin Kadını - 1964
Gözleri Ömre Bedel - 1964
Dağ Çiçeği - 1965
Dudaktan Kalbe - 1965
Hayatımın Kadını - 1965
Ölüme Kadar - 1965
Veda Busesi - 1965
Yabancı Olduk Şimdi - 1965
Yıldızların Altında - 1965
Ayrılık Şarkısı - 1966
Ömrümce Ağladım - 1967
Kadın Severse - 1968
Ölmüş Bir Kadının Mektupları - 1969
Beklenen Şarkı - 1971
Elbet Bir Gün Buluşacağız - 1973
Silemezler Gönlümden - 1974
Ben Sana Mecburum - 1976
Aldırma Gönül - 1978
TALAT ARTEMEL
Sonsuz Acı - 1946
Sönen Rüya - 1948
MEHMET ASLAN
Bir Gönül Oyunu - 1965
Şoför Parçası - 1967
Yaralı Kuş - 1967
Agora Meyhanesi - 1968
Bin Defa Ölürüm - 1969
Bir Şarkısın Sen - 1969
Kıskanırım Seni - 1970
Allı Turnam - 1971
Aşka Susayanlar - 1972
Tanrım Beni Baştan Yarat - 1974
Aşk Mahkumları - 1976
CÜNEYT ARKIN
Sevgili Oğlum - 1977
Küsküm Çiçek - 1979
Üç Sevgili - 1979
Rüzgâr - 1980
NATUK BAYTAN
Aşkların En Güzeli - 1964
Affedilmeyen Günah - 1965
Sırtımdaki Bıçak - 1965
Ömür Boyu - 1969
Acı Yudum - 1972
Yuvasız Kuşlar - 1978
Son Sabah - 1978
VEDAT ÖRFİ BENGÜ
Günahım - 1948
Sızlayan Kalp - 1948
Kapanan Gözler - 1950
Allah'tan Bul - 1952
MEHMET DİNLER
Aşkınla Divaneyim - 1967
Kara Duvaklı Gelin - 1967
Yarın Çok Geç Olacak - 1967
Ağla Gözlerim - 1968
Sana Dönmeyeceğim - 1969
Sonbahar Rüzgârları - 1969
Tatlı Sevgilim - 1969
Hayatım Senindir - 1971
Solan Bir Yaprak Gibi - 1971
Unutama Beni - 1974
SÜREYYA DURU
Aşk ve İntikam - 1965
Sevgim ve Gururum - 1965
Ömrümce Unutamadım - 1971
ORHAN ELMAS
Hayatım Sana Feda - 1959
Bir Yaz Yağmuru - 1960
Bir Bahar Akşamı - 1961
Yalnızlar İçin - 1962
İçimdeki Alev - 1966
Adını Anmayacağım - 1971
Yağmur - 1971
Feryat - 1972
Kara Sevda - 1973
Sensiz Yaşanmaz - 1974
Bitmeyen Şarkı - 1976
Aşkın Gözyaşları - 1978
SIRRI GÜLTEKİN
Son Şarkı - 1954
Dertli Gönül - 1957
Son Nefes - 1958
Ağlama Sevgilim - 1962
Aşk Güzeldir - 1962
Fakir Bir Kız Sevdim - 1966
Bir Annenin Gözyaşları - 1967
Yıkılan Gurur - 1967
SEYFİ HAVAERİ
Damga - 1948
Gönülden Yaralılar - 1949
Sabahsız Geceler - 1952
Sevda Sahilleri - 1955
Izdırap Kasırgası - 1955
Acı Sevda - 1958
Gönülden Ağlayanlar - 1958
Bir Yavrunun Gözyaşları - 1960
TÜRKER İNANOĞLU
Senden Ayrı Yaşayamam - 1960
Şafakta Buluşalım - 1961
Kalp Yarası - 1961
Belki Bir Sabah Geleceksin - 1962
Acı Tesadüf - 1966
Bar Kızı - 1966
Ayrılık Saati - 1967
Arkadaşımın Aşkısın - 1968
Aşka Tövbe - 1968
Benim de Kalbim Var - 1968
Son Mektup - 1969
Fadime Cambazhane Gülü - 1970
REMZİ JÖNTÜRK
Göklerdeki Sevgili - 1966
Yaralı Kalp - 1969
SAFA ÖNAL
İnleyen Nağmeler - 1969
Ağlayan Melek - 1970
Buğulu Gözler - 1970
Ölünceye Kadar - 1970
Bir Genç Kızın Romanı - 1971
OKSAL PEKMEZOĞLU
Aşkım ve Günahım - 1963
Nemli Gözler - 1967
Çingene Güzeli - 1968
Sevilmek İstiyorum - 1973
Sevda Yolcusu - 1973
Arabacının Aşkı - 1976
Beyaz Kuş - 1977
NEVZAT PESEN
Aşk Rüzgârı - 1960
Çamsakızı - 1962
İkimize Bir Dünya - 1962
Meyhane Gülü - 1966
DUYGU SAĞIROĞLU
Bitmeyen Yol - 1965
Ben Öldükçe Yaşarım - 1966
Her Zaman Kalbimdesin - 1967
 
Konu Sahibi
Konu Sahibi
kralmustafa

kralmustafa

Level 3
Fahri Üye
TM Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
22 Eki 2008
Mesajlar
2,994
Beğeniler
192
MmoLira
0
DevLira
0
#3
Seni Affedemem - 1967
Yanık Kalpler - 1967
HULKİ SANER
Sevmek Günah mı? - 1958
Aşk Rüyası - 1959
Gece Kuşu - 1960
Bir Demet Yasemen - 1961
Yavru Kuş - 1961
OSMAN SEDEN
İntikam Alevi - 1956
Sönen Yıldız - 1956
Berduş - 1957
Kırık Plak - 1959
Aşktan da Üstün - 1960
İki Aşk Arasında - 1961
Elveda Sevgilim - 1965
Seven Kadın Unutmaz - 1965
Akşam Güneşi - 1966
Çalıkuşu - 1966
Hicran Gecesi - 1968
TÜRK SİNEMASINDA BAZI İLKLER
İlk sinema gösterimi Yıldız Sarayı'nda yapıldı. (1896)
Sürekli film gösterilen ilk salon Beyoğlu'nda Sigmund Weinberg tarafından Cinema Pathe adıyla açıldı (1908).
İlk Türk filmi Fuat Uzkinay tarafından çekilen 'Ayastefonos'daki Rus Abidesinin Yıkılışı' (1914).
Afişi basılarak yurdışına satılan ilk Türk filmi Binnaz oldu (1919).
İlk konulu Türk filmleri Sedat Simavi tarafından çekilen 'Pençe' ve 'Casus' (1917).
İlk özel yapım şirketleri Kemal Film (1922) ve İpek Film (1928).
İlk sesli Türk filmi 'İstanbul Sokaklarında' Muhsin Ertuğrul tarafından çekildi (1928).
İlk sansür yönetmeliği Mussolini'nin sansür yasasından esinlenerek hazırlandı ve yürürlüğe girdi. (1939).
İlk film festivali 'Yerli Film Yapanlar Cemiyeti' tarafından düzenlendi. 'Unutulan Sır' adlı film en iyi film seçildi. En iyi kadın oyuncu ödülünü Nevin Aypar
en iyi erkek oyuncu ödülünü Kadri Erdoğan aldı (1948).

Tiyatro etkisinden çıkan ilk film Kanun Namına'yı Ömer Lütfi Akad çekti (1952).
İlk renkli Türk filmi Halıcı Kız Muhsin Ertuğrul tarafından çekildi (1953). Aynı zamanda Muhsin Ertuğrul'un çektiği son filmdi.
Metin Erksan'ın 'Aşık Veysel'in Hayatı' adlı filmi Sansür Kurulu tarafından yasaklanan ilk film oldu.
İlk uluslararası ödülü Metin Erksan'ın yönettiği 'Susuz Yaz' aldı. Film Berlin Film Şenliğinde 'Altın Ayı' büyük ödülünü aldı (1964).
Köy hayatını işleyen ilk Türk filmi Beyaz Geceler'i Lütfi Akad çekti (1965).
1970’li yıllardan 1985’ li yıllara kadar Türk sineması TV etkisiyle bir kriz dönemine girer ve erotik Türk sineması ile ¤¤¤ furyası donemi başlar. 1990 ve 2000’li yıllarda ise krizden kurtulma ve gerçek öykülere dayali realist Türk sinemasına doğru adımlar atılır.
Aslında Türk sineması Türk tiyatrosundan doğarak gelişmiş fakat Türk sinema tarzını ve dilini yaratamamıştır. Bir Fransız ve Rus film tarzından bahsedilebilir. Fakat Türk sinema dili ve tarzından şimdilik bahsetmek mümkün değil. Aynı şekilde Türk sinema platformu ve alanlarında da yetersizlik olduğu bir gerçektir.
OSMANLICA BAZI SİNEMA DERGİLERİ
SİNEMA GAZETESİ
SİNEMA POSTASI (LE COURRIER DU CINEMA)
SİNEMA YILDIZI
OPERA-SİNE (OPERA-CINE)
SİNEMA MECMUASI (LE CORURIER DU CINEMA)
SİNEMA REHBERİ
FİLM MECMUASI (LE FILM)
SİNEMA MİHVERİ
ARTİSTİK-SİNE (ARTISTIC-CINE)
TÜRK SİNEMASI (CINE-TURC)
SİNEMATOGRAF CERİDESİ
 
Konu Sahibi
Konu Sahibi
kralmustafa

kralmustafa

Level 3
Fahri Üye
TM Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
22 Eki 2008
Mesajlar
2,994
Beğeniler
192
MmoLira
0
DevLira
0
#4
910 - 1930 Dönemi 1914
1908 yıllarından başlayarak çeşitli kentlerde halka açılan sinema salonları
gösterilerini yabancı uyruklu ve Türkiye'de ki azınlıkların egemenliğinde sürdürürken devreye Cevat Boyer'le Murat Bey'ler girer. Ve Şehzadebaşı'nda Milli Sinema adı verilen "ilk Türk sineması" açılır (19 Mart). Ardından
İstanbul Sultanisi'nde film gösterileri düzenleyen Şakir Seden'le Fuat Uzkınay
Sirkeci'de lokantacılık yapan Ali Efendi'yi (Öztuna) ikna ederek ikinci Türk sinemasının açılmasını sağlarlar (6 Temmuz). Ve sinemaya Ali Efendi adı verilir. Çünkü Ali Efendi
bu kuruluşun asıl büyük hissedarları olup
Şakir ve Kemal Seden kardeşlerin de amcalarıdır.

I.Dünya Savaşı'nın başladığı günlerde yedek subaylığını yapan Fuat Uzkınay
Türk sinema tarihinin ilk filmini çeker. Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı adını taşıyan ve tarihi anısı olan bu film
150 metre uzunluğunda bir belgeseldir. Ve işte 14 Kasım 1914'le Türk sinemasının gerçek doğum tarihi gerçekleşir.

Bir yıl sonra (1915) Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın emriyle Merkez Ordu Sinema Dairesi kurulunca
Türkiye'de sinemayı tanıtma konusunda büyük katkıları olan Sigmund Weinberg de bu kurumun başına getirilir. Yardımcısı da Fuat Uzkınay'dır. Weinberg
savaşla ilgili ve Türkiye'yi ziyarete gelen imparatorların gezi belgesellerini çekerken
bu ara Enver Paşa'yı ikna edip öykülü uzun film denemesine de girişecekti.

Dönemin en çok tutulan tiyatro oyunu Leblebici Horhor'u çekmeye başladıktan bir süre sonra
oyuncularından birinin ölmesiyle film yarım kaldı. İkinci öykülü filmi olan Himmet Ağanın İzdivacı'nın ise oyuncuları Çanakkale Savaşı nedeniyle askere alınınca
bu denemesi de ilkinin akıbetine uğradı. Ancak
Ordu Sinema Dairesi Başkanlığı'na getirilen Fuat Uzkınay
yarım kalan Himmet Ağanın İzdivacı'nı savaştan sonra (1918) tamamladı.


1917
Müdafaa-i Milliye Cemiyeti
sinemanın ilk yıllarındaki askeri nitelik taşıyan ikinci kuruluşuydu. Belge filmi yönetmeni olarak kurumun başına getirilen Fuat Uzkınay bu yönde çalışmalarını sürdürürken cemiyet
ilk kez öykülü filmlere de el atar. Ve öykülü filmlerin çekimi
o yıllarda 20 yaşlarında bir gazeteci olan Sedat Simavi'nin çabalarıyla gerçekleşir. Genç Simavi'nin yönetmenliğini yaptığı Pençe'yle Casus
Türk sinemasında yarım kalmadan çekilen ilk öykülü filmlerdir.



1919
Bu yıl yalnızca iki öykülü film çekildi. Mürebbiye ile Binnaz. Her iki filmin yönetmeni
Türk tiyatrosunun kuruluşunda büyük katkıları olan 62 yaşındaki Ahmet Fehim'di. Ve oyuncuları da Raşit Rıza Samako
Behzat Butak
Hüseyin Kemal Gürmen gibi tiyatro sanatçılarından oluşuyordu. Kadın oyuncuları ise Mm. Kalitea
Eliza Binemeciyan ve Bayzar Fasulyeciyan'dı.


1921
Dönemin ün yapmış güldürü sanatçısı olan tiyatrocu Şadi Fikret Karagözoğlu
Bican Efendi Vekilharç adlı 22 dakikalık kısa filmiyle Türk sinemasında ilk güldürü tipini yaratır. Bican Efendi Mektep Hocası ve Bican Efendinin Rüyası ise giderek bir diziyi oluşturur. Bu
konulu üç kısa filmin yönetmen ve baş oyuncusu ise Karagözoğlu'dur.

Ali Efendi
yeğenleri Şakir ve Kemal Seden kardeşlerle yeni bir "aile ortaklığı" girişiminde bulunup
"Sinema İşçileri Şirketi"ni kurarlar. Yabancı filmleri yurda ithal etmek amacıyla kurulan şirket
çalışmalarını 1928'li yıllara kadar sürdürür.


1922
1916 yılından beri Almanya'da oyuncu ve yönetmen olarak film çalışmalarını sürdüren tiyatrocu Muhsin Ertuğrul'un yurda dönüşü ve ilk özel yapımevi olan Kemal Film şirketinin kuruluşuyla Türk sinemasında yeni bir dönem başlar. Kemal Film şirketini ve Eyüp'teki Feshane Fabrikası'nın bir bölümünde (dikimevi atölyesi) Kemal Film Stüdyosu'nu kuran Kemal ve Şakir Seden kardeşlerdir. Sinema ile ilgili ilk deneyimlerini yurt dışında gerçekleştiren Muhsin Ertuğrul; Kemal ve Şakir Seden kardeşlerle yaptığı işbirliği sonucu bu özel yapımevi adına iki film çeker; İstanbul'da Bir Facia-i Aşk (Şişli Güzeli Mediha Hanımın Facia-i Katli) ve Boğaziçi Esrarı (Nur Baba). İkincisi olaylı bir filmdir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanından sinemaya uyarlanan Nur Baba'nın çekimi sırasında Bektaşiler
film setini basarlar. Olaylar çıkar. Bektaşiler filmin aleyhlerine çekildiği yanıltmacasıyla kışkırtılmışlardır. Ancak polisin olaya el koyması sonucunda çalışmalara devam edilir.


1923
Muhsin Ertuğrul
tek adam olarak Türk sinemasında kurduğu egemenliğinin başlangıç yıllarındadır. Ve birbiri ardına üç film çeker. İlki Halide Edip Adıvar'dan uyarladığı Ateşten Gömlek'tir. Kurtuluş Savaşı'nı konu alan bir ilk filmdir. Türk sineması adına bir diğer özelliği de Ateşten Gömlek'te ilk kez Türk kadınlarının oynamasıdır. Ve böylece Cumhuriyet'in ilanının (1923) Müslüman Türk kadınlarına çalışma özgürlüğü tanıması sonucu
Bedia Muvahhit ve Neyyire Neyir'le yeni bir dönem açılır. Leblebici Horhor ve Kız Kulesinde Bir Facia
Ertuğrul'un 1923 yılında çevirdiği diğer iki filmdir.



1924
Muhsin Ertuğrul
bu kez bir filmle yetinir. Peyami Safa'nın aynı ismi taşıyan romanından uyarladığı Sözde Kızlar'ı çektikten bir yıl sonra (1925) Rusya'ya gidip film çalışmalarına orada devam eder.


1928
1924 yılında sinema işletmeciliğine başlayan İpekçe Kardeşler
bu kez film yapımı için bir şirket kurarlar. Adı İpek Film olan kurum
Türk sinemasının ikinci özel yapımevidir. Yurtdışından dönen Muhsin Ertuğrul
bu yeni şirketin ilk filmi olan Ankara Postası'nın çekimine başlarsa da
filmi bazı nedenlerle ancak bir yıl sonra (1929) bitirir. Aynı yıl çekime başladığı Kaçakçılar'a geçirdikleri bir kaza sonucu oyunculardan birinin hayatını yitirmesiyle ara verilir. Ve film de gene ertesi yıl (1929) tamamlanır.
 
Konu Sahibi
Konu Sahibi
kralmustafa

kralmustafa

Level 3
Fahri Üye
TM Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
22 Eki 2008
Mesajlar
2,994
Beğeniler
192
MmoLira
0
DevLira
0
#5
1931 - 1950 Dönemi

1931
Muhsin Ertuğrul'un İstanbul Sokaklarında adlı filmi
Türk sinemasının ilk ortak yapımıdır (Türk-Mısır-Yunan). Semiha Berksoy
Talat Artemel
İ. Galip Arcan gibi Türk oyuncuların yanı sıra Mısırlı Azize Emir
Yunanlı Gavrilides'in başrollerini paylaştığı filmin seslendirme (dublaj) işlemi Paris'teki Espinay stüdyolarında yapılır. Bu nedenle İstanbul Sokaklarında ilk film sayılır. Yani sessiz çekilip sonradan dublaj sistemiyle seslendirilmiştir.

1932
Dâr-ül-bedayi (tiyatrocular) oyuncularından (Atıf Kaptan
Ferdi Tayfur
Mahmut Moralı
Hadi Ün
Hazım Körmükçü
Sait Köknar
Ercüment Behzat Lav) egemen olduğu dönemde ve bu oyuncularla çekilen Bir Millet Uyanıyor Muhsin Ertuğrul'un en önemli filmi kabul edildiği gibi
Türk sinema tarihimizin de ilk yüz akı filmlerimizden biridir. Ve ilk kez bir oyuncu halk içinde ünlenip öne çıkar. Bu oyuncu Yahya Kaptan rolüyle Atıf Kaptan'dır. Ertuğrul
Kaçakçılar'la çalışmalarını sürdürürken
İpek Film Şirketi de Nişantaşı'nda ilk sesli stüdyoyu kurup işlemlere başlar. Bu yıl
ilk şekliyle hazırlanan Sinema Filmlerinin Kontrolü Hakkında Talimatname'de yürürlüktedir.

1933
4 uzun
3 kısa öykülü film çekildi. Güldürüler
vodviller ve operet türü filmlerin yılıdır. Muhsin Ertuğrul
Karım Beni Aldatırsa
Söz Bir Allah Bir ve Fena Yol adlı filmlerini gerçekleştirir. Fena Yol
Türk sinemasının ikinci ortak yapımıdır (Türk-Yunan). Bu ara Ertuğrul; Mümtaz Osman takma (müstear) adıyla senaryo çalışmaları yapan Nâzım Hikmet'le (Ran) birlikte Cici Berber'i yönetir. Nâzım Hikmet'in kısa öykülü film çalışması Düğün Gecesi/ Kanlı Nigâr'dan sonra Dâr-ül-bedayi oyuncularından Hazım Körmükçü'de Yeni Karagöz'le yönetmenliği dener.

1934
Ha-Ka Film şirketi (Halil Kamil) kurulur. Ertuğrul
Milyon Avcıları ve Leblebici Horhor Ağa; Nâzım Hikmet ise İstanbul Senfonisi ile (kısa film) çalışmalarını sürdürür. Ertuğrul'un ikinci kez perdeye uyarladığı Leblebici Horhor Ağa'nın önemi Venedik 2. Uluslararası Film Şenliği'ne katılıp onur diploması almasıdır. Ve bu Türk sineması tarihinde yurt dışından gelen ilk ödül sayılır.

1935
Muhsin Ertuğrul Aysel Bataklı Damın Kızı'yla Türk sinemasına ilk köy filmini kazandırır. Sovyet sinemasının etkilerini taşıyan filmin bir özelliği de oyuncu Cahide Sonku'yla ortaya çıkar. 1933 yılında Dâr-ül-bedayi oyuncusu olarak sinemada işbaşı yapan Sonku
Aysel rolüyle kendinden sonra gelen kuşağa yıldızlık yolunu açar. Çünkü Cahide Sonku Türk sinemasının ilk kadın yıldızıdır.


1939
1916'lardan başlayıp 1939 yılına kadar uzanan
Muhsin Ertuğrul ve tiyatro oyuncularının damgasını vurduğu bu dönemde Taş Parçası'yla bağımsız bir yönetmen araya girer. Tiyatrocuların dışından gelen bu yönetmen Faruk Kenç'tir. Almanya'da Fotoğrafçılık ve Film Okulu'nu bitirip 1938 yılında yurda dönen Kenç
zorunlu olarak Muhsin Ertuğrul'un takımındaki tiyatro oyuncularıyla bir süre çalışacaktır. Çünkü o günün koşulları içinde Şehir Tiyatrosu oyuncuları
hocaları Ertuğrul'un izinde olup
Türk sinemasını ellerinde tutmaktadırlar.

1940
Faruk Kenç'in sinemaya girmesiyle çekilen film sayısı 5'e yükselir. Ertuğrul'un Şehvet Kurbanı ve özelliklede Faruk Kenç'in Yılmaz Ali adlı ilk polisiye film denemesinde oynayan Suavi Tedü'yle ilk jön tipi (Jeune premier) ortaya çıkar.

1942
Bir yıl önce Ertuğrul Muhsin Kahveci Güzeli'yle 1941'i kapatırken
Çekoslavakya asıllı ve çeşitli tiyatrolarda takdimcilik yapan Adolf Körner'in sinemacılığa atılmasıyla bu sayı dörde çıkar. Yapımcı Halil Kamil'in ısrarlarıyla işe başlayan Körner peş peşe üç film çekti: Duvaksız Gelin
Sürtük ve Kerem ile Aslı. Ve Körner'in bir tiyatro oyunu (Pigmalyon) uyarlaması olan Sürtük daha sonraki yıllarda defalarca çekilerek
koyu melodramatik yapısı nedeniyle Türk sinemasını etkileyecektir.


1943
Burhan Felek'in senaryosunu yazıp Muhsin Ertuğrul'un İpek Film adına 1940 yılında çekimine başladığı Nasrettin Hoca Düğünde adlı filmi yarım kalır. Bu kez de oyuncu ve seslendirme sanatçısı Ferdi Tayfur devreye girip filmi tamamlayacaktır. Bu yıl kurulan yeni yapımevi Ses Film (Necip Erses) çalışmalara başlar. Yapımevinin ilk filmi de Faruk Kenç'in yönettiği bir köy melodramı olan Dertli Pınar'dır.

1944
Baha Gelenbevi; Faruk Kenç'ten sonra tiyatro dışından gelen ikinci sinemacıdır. Uzun süre Paris'te kalıp 1939 yılında yurda döner. Faruk Kenç'in Dertli Pınar filminde (1943) görüntü yönetmeni olarak çalışan Gelenbevi bu kez yönetmenlik denemesini gerçekleştirdi; Deniz Kızı.

1945
Kendi adına İstanbul Film'i (1944) kuran Faruk Kenç yapımevinin ilk filmi olarak Hasret'i yönetti. Bir köy filmi olan Hasret'te Münir Nurettin'le başrolü paylaşan Oya Sensev
tiyatro dışından gelen yeni bir oyuncuydu. Türk sinemasında Şehir Tiyatrosu oyuncularının dışında yeni oyuncu denemeleri Faruk Kenç'in girişimleriyle başlıyordu.

Almanya'da fotoğrafçılık öğrenimi yapan Şadan Kamil (Onüç Kahraman) ve Şehir Tiyatrosu oyuncularından Talat Artemel'le (Hürriyet Apartmanı)
Refik Kemal Arduman (Köroğlu)
ilk filmlerini bu yıl çektiler.

Bundan sonra üç yeni film şirketi çalışmalarına başladı. Halk Film (Fuat Rutkay)
Atlas Film (Nazif Duru
Murat Köseoğlu) ve And Film (Turgut Demirağ). Rutkay
Samatya ve Bakırköy'deki sinemaların sahibi; Duru
sinema işletmecisi Turgut Demirağ'da Amerika'da sinemacılık tahsili yapmıştı.

1946
Tiyatro dışından gelen oyunculara Günahsızlar'la (Faruk Kenç)
Sadri Alışık da katıldı. Film şirketleri sayısında ise belli bir artış görüldü. Erman Film (Hürrem Erman)
Duru Film (Naci Duru) bu yapımevlerinin başlıcalarını oluşturdular.Yılın en önemli sinema olayı ise Yerli Film Yapanlar Cemiyeti'nin kurulması oldu. Çünkü YFYC
yapımcıları bir araya getiren bağımsız bir sinemacılar kuruluşudur. Kuruluşun İdare Heyeti'nde ise Faruk Kenç (İstanbul Film)
İhsan İpekçi (İpek Film)
Turgut Demirağ (And Film)
Fuat Rutkay (Halk Film)
Necip Erses (Ses Film)
Murat Köseoğlu (Atlas Film)
Refik Kemal Arduman (Ankara Film)
İskender Necef (Birlik Film)
Hikmet Aydın (Şark Film) ve Yorgo Saris (Elektra Film) görev aldı.

1947
Film sayısı 12'ye tırmandı. Mısır sinemasının kuruluşunda büyük katkıları olan oyuncu Vedat Örfi Bengül (Bağda Gül)
Burhanettin Tepsi ve Sadi Tek gibi tiyatro topluluklarında sahneye çıkan Seyfi Havaeri (Yara
Kılıbıklar)
Şehir Tiyatrosu oyuncularından Ferdi Tayfur (Senede Bir Gün
Kerim'in Çilesi)
Kâni Kıpçak (Yuvamı Yıkamazsın) bu yıl yönetmenliğe sıvanıp ilk filmlerini çektiler. Ve hocaları Muhsin Ertuğrul'un etkileriyle filmlerinde
tiyatrolaştırılmış
ağdalı
ağır makyajlı bir sinema uygulayımı egemen oldu. Ayrıca
Mısır kaynaklı Arap filmleri'nin II. Dünya Savaşı yıllarına rastlayan dönemde yurda ithal edilmesi
ikinci büyük etkiyi oluşturuyordu.

Bu yıl sinemaya giren yönetmenlerden yalnızca Turgut Demirağ
dikkati çekti. Çünkü Demirağ
tiyatro dışı bir sinemacıydı. Hollywood'da iki yıl süreyle mesleki incelemelerde bulunmuştu. Bir Reşat Nuri Güntekin uyarlaması olan Bir Dağ Masalı
o dönemin koşulları içinde yapılmış ilk üstün yapım denemesiydi.

1948
18 film çekildi. 5'inin yönetmenliğini Vedat Örfi Bengü yaptı. 7 film ise Halk Film (Fuat Rutkay) yapımıydı. Ve Fuat Rutkay
daha sonraki yıllarda en çok film yapan prodüktör olarak çalışmalarını sürdürecekti.

Yeni kurulan Ömay Film (Ömer Aykut)
Işık Film (Agop Fındıkyan)
Milli Film (Sabahattin Tulgar)
yapımevleri çalışmalarına başladılar. Muhsin Ertuğrul'un takımındaki oyunculardan Sami Ayanoğlu (Harmankaya) ve Kadri Ögelman (Kahraman Mehmet) yönetmen olarak devreye girdiler. Şakir Sırmalı (Domaniç Yolcusu) ve Çetin Karamanbey (Silik Çehreler) de tiyatro dışından gelen yönetmenlerdi.

Film sayısının her yıl giderek artıp yeni yapımevleri'nin devreye girmesinin başlıca nedenlerinden biri
yerli yapımlara Belediye Gelirleri Kanunu gereğince bir ayrıcalık tanınması oldu. Çünkü yerli yapımların rüsumu % 25'e düşürülmüştü. Türk sineması ilk kez
gayrisafi hasılat açısından korunmaya alınıyordu.

Yurt içinde Türk sinemasının ilk resmi yarışması da aynı yıl Yerli Film Yapanlar Cemiyeti tarafından düzenlendi. Ve "Milli filmciliğin inkişafına
çalışmaları teşvik etmek gayesiyle muhtelif ve müteaddit müsabakalar tertibine" karar veren Cemiyet
yerli film müsabakasının sonuçlarını şöyle saptadı:
- En güzel film: Unutulan Sır (Şakir Sırmalı)
- En güzel 2. film: Bir Dağ Masalı (Turgut Demirağ)
- En çok muvaffak olan rejisör: Turgut Demirağ
(Bir Dağ Masalı)
- En çok muvaffak olan operatör: Kriton İlyadis
- En çok muvaffak olan ses yönetmeni: Yorgo İlyadis
- En çok muvaffak olan kadın artist: Nevin Aypar
- En çok muvaffak olan erkek artist: Kadri Erogan (Bir Dağ Masalı)
- En çok muvaffak olan kadın karakter artisti: Cahide Sonku
- En çok muvaffak olan erkek karakter artisti: Talat Artemel
- En iyi senaryo: Turgut Demirağ (Bir Dağ Masalı)
- En iyi hikâye: Reşat Nuri Güntekin (Bir Dağ Masalı)
- En iyi laboratuvar: Ses Film (Necip Erses)
- En iyi montaj: Özen Sermet
- En iyi orijinal şarkı: Unutulan Sır'da
- En iyi dekor: Kadri Erogan (Yuvamı Yıkamazsınız)


Makyaj ve fon müziği dallarında ise ödüle layık bir çalışma oybirliğiyle görülmedi.


1949
Film sayısı 19'a ulaştı. Artık
Türk sineması yeni bir dönemin başlangıcında. Günün değişen ekonomik ve toplumsal koşulları içinde bağımsız
özgün ve de sahici sinemacılar birer ikişer bu dönemde yerlerini alacaklardır. İşte sinemamızın ilk gerçek pırıltılarından biridir Lütfi Ö. Akad Türk sinemasının gelişim tarihi içinde çok önemli yeri ve gerçekçi bir kurtuluş savaşı filmi olan Vurun Kapheye ile Akad
yeni sinema anlayışının ilk belirtilerini ortaya koyar.

Aynı değişim ve dinamizm yeni denenen oyuncular için de geçerlidir. Örneğin Sezer Sezin (Vurun Kahpeye)
Muzaffer Tema (Çığlık)
Gülistan Güzey
Hümaşah Hiçan
Orhon M. Arıburnu
Reha Yurdakul bu yeni oyuncu kuşağı'nın bazılarıdır. Özellikle de Sezer Sezin ve Muzaffer Tema
daha sonraki yıllarda seyirci üzerindeki etkinlikleriyle öne çıkacaklardır. Ayrıca Tema
Suavi Tedü'den teslim aldığı jeune prömier tipini popülarize ederek daha ilerilere götürebilmeyi başaracaktır.

1950
Bu yıl çekilen 22 film içinde sayı olarak ağırlık gene eski kuşaktan Vedat Örfi Bengü'dedir.Çünkü
Mısır sinemasının Türkiye'deki mirasçısı Bengü
7 film birden yönetmiştir. Ama Bengü de tiyatro ağırlıklı yönetmenler gibi Türk sinemasında son dönemini yaşamaktadır. Muhsin Ertuğrul'un 1922'lerden 1947'ye geldikten sonra zorunlu olarak ara verdiği ilkel düzeydeki sinema çalışmalarını iz süren mirasçılardan Kadri Ögelman
Cahit Irgat
Avni Dilligil
Mümtaz Ener; daha sonraki yıllarda ise Sami Ayanoğlu (1951)
Kâni Kıpçak (1951)
Talat Artemel (1952)
Suavi Tedü (1953) sürdürmeye çalışacaklardır.

Faruk Kenç
Çetin Karamanbey gibi önceki yıllardan gelenlerle birlikte
yeni sinemacılardan Orhon M. Arıburnu
Semih Evin
Mehmet Muhtar
Hüseyin Peyda tiyatrocu egemenliğini bir ölçüde yavaşlatacaklardır. Neriman Köksal ile Mesiha Yelda bu sinemacı kuşağının oyuncuları olarak dikkati çekerler.
 
Üst