Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


Kurtuluş savaşı

BoRa{TR}

Level 7
TM Üye
Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
26 Ocak 2009
Konular
745
Mesajlar
1,514
Beğeniler
131
MmoLira
0
DevLira
0
#1

LuciMt2 - 1-99 EMEK SERVER. İLK 99'A 200EP ÖDÜLLÜ SERVERIMIZ'A HEPİNİZİ BEKLİYORUZ! HEMEN TIKLAYIN



Kurtuluş savaşı
KURTULUŞ SAVAŞI
İstiklal savaşı(harbi)da denir,bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna temel olan savaştır.Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkan Osmanlı İmparatorluğu,imzaladığı Mondros mütarekesi ile kaderini İtilaf Devletleri’nin insafına terk ediyordu. Mütarekeyi imzalayan Ahmet İzzet Paşa hükümeti,mütareke hükümlerinin ılımlı bir biçimde uygulanacağını ve Osmanlı devletinin egemenlik haklarına dokunulmayacağını ummaktaydı. Oysa,Türk ulusal varlığını yok derecesine indirmeye kararlı olan İtilaf devletleri (özellikle İngiltere),mütarekeyi kendi anlayışları doğrultusunda uygulamaya başladılar. Osmanlı ordusunun hızla terhisine,silahlarının alınmasına ve ülkeyi işgale giriştiler.
Türkler için durum umutsuz görünüyordu. Ülke parçalanmış,nüfusu azalmış,halk uzun savaşlarla bitkin düşmüştü. Aydınlar,bağımsızlığı değil,bağımlılığın alacağı biçimi tartışıyorlardı.Wilson ilkeleri ve Amerikan mandası aydın çevrelerde büyük ümitler ve hayaller yaratıyordu.
Mütareke uygulamasına ve işgallere ilk tepkiler,Rum ve ermeni nüfusun yoğun olduğu bölgelerde ortaya çıktı. Buralardaki Rumluk ve Ermenilik davalarına karşı Türkler,kendi hukuklarını korumak ve temsil ettikleri bölgelerin Türkiye’den koparılmasını önlemek için”Müdafaai Hukuk”örgütleri oluşturmaya başladılar.
Yunanlılar’ın İzmir’i işgali ve Anadolu içlerine ilerlemesine Türkler’in tepkisi ani ve sert oldu.İlerleyen yunan birlikleri ordu ve milis güçlerinin silahlı direnişiyle karşılaştı.
İzmir’in işgalinden bir gün sonra 9.Ordu müfettişliği göreviyle İstanbul’dan ayrılan Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’dan Anadolu’ya geçişiyle Türk ulusal hareketi ihtiyaç duyduğu önderliğe kavuştu.Mustafa Kemal Paşa’ya verilen görev,Müslüman-Hıristiyan çatışmalarını yatıştırmak,bölgede faaliyet gösteren çeteleri dağıtmak,kalan Türk birliklerinin terhisine ve silahsızlandırılmasına nezaret etmekti. Ama O,bunun yerine Türk anayurdunun işgale karşı silahlı direnişini örgütlemeye koydu.
Mustafa Kemal Paşa,22 mayısta Havza’dan kolordu komutanlarına gönderdiği bir genelgeyle “mülkiye memurlarının güvene layık olanları ile işbirliği halinde bağımsızlığın savunulması ve gerekli teşkilatın yapılması” gereğine dikkat çekiyordu. Amasya’da Ali Fuat Paşa (Cebesoy),Hüseyin Rauf(Orbay),Refet(Bele)beylerl e görüştükten ve merkezi Erzurum’da bulunan xv.Kolordu’nun komutanı Kazım Karabekir ve Konya’daki Yıldırım kıtaatı müfettişi Mersinli Cemal Paşa ile ilişki kurduktan sonra,sivil ve askeri makamlara 22 haziranda gönderdiği genelgede “milletin istiklalini yine milletin azim ve kararının kurtaracağı”belirtiliyor ve “milletin sesini dünyaya duyurmak”için Sivas’ta ulusal bir kongrenin toplanacağı belirtiliyordu. Bu ,ulusal hareketin başlatılmasının açıkça ilanı niteliğindeydi.İngilizler’in isteği üzerine hükümetin İstanbul’a dönmesi konusunda yaptığı ısrarlı çağrılara uymayan Mustafa Kemal Paşa,görevine son veren padişah iradesi üzerine askerlik mesleğinden istifa ederek”Sine-i millette bir ferd-i mücahit olarak”çalışacağını açıkladı.23 temmuz 1919’da toplanan Erzurum kongresi,bölgesel amaçlı bir kongre olmasına karşın ulusal düzeyde de karalar alındı. Mondros mütarekesi imzalandığında var olan fiili sınırların vatan toprakları sayılmasını ve Rumluk ve Ermenilik davasına hizmet edeceğinden her türlü işgale karşı konulmasını kararlaştırdı. Mustafa Kemal Paşa,kongrece saptanan amaçlara ulaşmak için her türlü yönetsel ve siyasi önlemi almaya yetkili kılınan “Heyeti temsiliye”nin de başkanlığına seçildi. Erzurum kongresi sürerken ve sonrasında Batı Anadolu’da da ulusal kongreler toplanıyor (İkinci Balıkesir kongresi,26-30 temmuz Nazilli kongresi,6-9 ağustos,Alaşehir kongresi,16-25 ağustos),böylece ulusal hareket bölgesel kongrelerle olgunlaşıyordu. Sivas kongresi(4-12 eylül),Erzurum Kongresi’nde kabul edilen ilkeleri ve tüzüğü bölgesellikten kurtararak ulusallaştırdı,Amerikan mandası fikrini reddederek tam bağımsızlık düşüncesine kesinlik kazandırdı. Bütün direniş örgütlerini,kurduğu Anadolu ve Rumeli hukuk Cemiyeti’nde birleştirdi. Cemiyetin TBMM’nin açılışına kadar ulusal hareketi Heyeti temsiliye’sini oluşturdu.İstanbul hükümetinin Mustafa Kemal Paşa’yı tutuklama ve kongreyi engelleme girişimi başarısızlığa uğratıldı. Kongre karşısındaki tutumu İstanbul hükümetini Anadolu ile sert biçimde karşı karşıya getirmişti. Anadolu 23 gün süreyle İstanbul ile ilişkiyi kesti. Hükümet yanlısı idare amirleri tutuklandılar ya da kaçmak zorunda bırakıldılar. Sadrazam Damat Ferit Paşa bu durum karşısında istifa etmek zorunda kaldı(30 eylül).Bu,ulusal hareketin gücünü gösteriyordu. Mustafa Kemal Paşa ve Heyeti temsiliye,işgal altında bulunmayan bütün illerde askeri ve sivil makamlara ve sivil ulusal güçlere yetkisini kabul ettirmiş,İstanbul’un karşısında yeni bir iktidar odağı olarak yerini almıştı. Ali Rıza Paşa’nın kurduğu(2 ekim)yeni hükümet,ilk iş olarak Anadolu ile ilişkiye geçti ve Bahriye nazırı Salih Paşa’yı Mustafa Kemal ile görüştürmek üzere Amasya’ya gönderdi. Amasya buluşması (20-22 ekim)sonucu hükümeti,toplanması öngörülen Meclisi mebusan’ın da onaylanması koşuluyla Sivas kongresi kararlarını kabul ediyordu.Böylece Amasya tamimi’nden Sivas kongresi’ne kadar adım adım geliştirilen ulusal bağımsızlık hareketi İstanbul hükümetince resmen tanınmış oluyordu.
İstanbul’da toplanacak olan Meclisi mebusan için,Kasım 1919’da yapılan seçimler büyük ölçüde Müdafaai hukuk örgütlerince desteklenen adayların kazanmasıyla sonuçlandı. Bu arada Heyeti temsiliye Sivas’tan işgal altındaki Batı ve Güney Anadolu ve İstanbul ile haberleşme olanakları daha fazla olan Ankara’ya taşındı(27 aralık 1920).Bundan sonra Ankara,zafere kadar ulusal hareketin merkezi oldu.
12 ocakta çalışmalarına başlayan Meclisi mebusan,17 şubatta,Erzurum ve Sivas kongrelerinde belirlenen esaslara göre Türkiye’nin kabul edebileceği barış koşullarını tüm dünyaya ilan etti(misakı milli beyannamesi).Misakı Milli’nin ilanı İtilaf Devletleri’ni memnun etmemişti. Ankara’ya yerleşen Mustafa Kemal ve Heyeti temsiliye,İstanbul’da kendisini destekleyen bir meclis ve belirli ölçülerde tanıyan bir hükümetle kuvvetli dudumda görülüyordu. Başkentteki gizli gruplar Anadolu hareketini daha aktif bir biçimde destekler duruma gelmişlerdi. Bu gelişmelerden etkilenen İngilizler,siyasetlerini sertleştirme yoluna gittiler.16 martta İstanbul resmen işgal edildi ve fiili işgal pekiştirildi.18 martta Meclisi mebusan çalışmalarını tatil etti.
Meclisi mebusan’ın tatilinden bir gün sonra Mustafa Kemal Paşa,olağanüstü yetkilere sahip bir meclis için bir seçim yapılmasını istedi.Meclis Heyeti temsiliye’nin yerleştiği Ankara’da toplanacak,Meclisi mebusan’ın Ankara’ya gelebilen üyeleri de bu meclise mebus olarak katılabileceklerdi.Buarada İstanbul’dan Ankara’ya bir subay ve sivil akını başladı. Damat Ferit Paşa’nın yeniden sadrazam atanması (5 nisan),İstanbul’un,ulusal harekete karşı siyasetini sertleştirdiği anlamına geliyordu.Padişah ve hükümeti,yükselmekte olan ulusal harekete karşı siyasi,dini,askeri tüm olanakları kullanarak saldırıya geçti.11 nisan’da,Şeyhülislam Dürrizade Abdullah’ın ulusal harekete katılanların “padişah ve halifeye karşı asi oldukları ve katillerinin meşru ve farz olduğuna ilişkin fetvasını yayımladı. Ulusal harekete karşı var olan ayaklanmaları desteklediği gibi işi bizzat ele alarak 18 nisanda “Kuvayı inzibatiye” adıyla bir kuvvet oluşturdu.
23 nisanda Ankara’da toplanan ve Mustafa Kemal Paşa’yı başkan seçen meclis (TBMM) bu girişimlere karşılık vermekte geçikmedi.Ulusun kaderini eline almış bir kurul olarak 29 nisanda meşruluğuna karşı duranları vatan haini sayan Hıyaneti vataniye kanununu kabul etti.4 mayısta bu meclis bir Bakanlar kurulu (Heyeti vekile) atadı.5 mayısta İstanbul’un fetvasına karşı,Ankara müftüsü Rıfat Efendi(Börekçi)tarafından çıkarılan ve 152 müftü tarafından onaylanan fetva yayımlandı.
Kararlaştırılan barış koşullarını Türkiye’ye kabul ettirebilmek için gerekli kuvveti doğuda bulunduramayan İngiltere,bu iş için Yunan askerini kullanmak eğilimindeydi. Daha büyük pay almak amacıyla İngiliz çıkarları için kullanılmaya gönüllü olan Yunan kuvvetleri Milne Hattı’nı geçerek ileri harekata başladılar(22 haziran 1920).Ciddi bir direnişle karşılaşmadan Balıkesir(30 haziran),Nazilli(3 temmuz),Bursa(9 temmuz) ve Uşak’ı(29 ağustos)işgal ettiler ve İzmit-Sapanca-Eskişehir-İnegöl-Gediz-Uşak-Şarköy çizgisine ulaştılar. Yunanlılar,Batı Anadolu’daki ilerleyişleri sürerken 20 temmuzda Doğu Trakya’da da saldırıya geçtiler.20 temmuzda Tekirdağ,23 temmuzda Lüleburgaz ve Babaeski,25 temmuzda Kırklareli ve Edirne işgal edildi. Kolordu komutanı Cafer Tayyar Bey(Eğilmez)Yunanlılar’a tutsak düştü.
Bu arada İtilaf devletleri ile İstanbul Hükümetinin temsilcileri arasında Sevr Antlaşması imzalandı(10 ağustos 1920).Antlaşma,Türkler’i ulusal varlıklarını savunacak her şeyden yoksun bırakıyor,Orta Anadolu’da gölge bir devlet durumuna getiriyordu. İtilaf Devletleri’nin padişahın uysal hükümetine empoze ettiği bu antlaşmayı Ankara’daki TBMM tanımadı ve onu imzalayanlarla saltanat şurasında onaylayanları vatan haini ilan etti(19 ağustos).1920 eylülünde siyasal durumun olgunlaşması üzerine TBMM,Doğu cephesi komutanlığına Ermeniler’e karşı askeri harekat için izin verildi.28 eylülde taarruza geçen Türk kuvvetleri 29 eylülde Sarıkamış’ı,30 ekimde de Kars’ı kurtardıktan sonra 7 kasımda Gümrü’yü ele geçirerek Ermeniler’i barış istemek zorunda bıraktı(Gümrü Antlaşması,2 aralık 1920)Böylece,Misakı Milli’nin Kafkasya için öngördüğü ulusal sınır,Iğdır ve Tuzluca ilçeleri ile Kars geri alınarak gerçekleştirildi. Böylece,Doğu cephesinde kazanılan bu zaferle Kurtuluş Savaşı’nın bir cephesi kapanmış,asıl savaşın verileceği Batı Cephesi’ne kuvvet kaydırmak olanağı sağlanmış oluyordu.
1920 yılı sonlarında Batı Cephesi’ndeki Kuvayı Milliye birlikleri tasfiye edilerek düzenli ordu birliklerine dönüştürüldü.Yunanlılar’ın 1921 ocak ve martında gerçekleştirdiği iki saldırı,İnönü’de durduruldu.
İkinci İnönü Savaşı’nda aldıkları yenilgiden sonra Yunanlılar yeni bir stratejik saldırı için hazırlanmaya başladılar. Yunan taarruzu 10 temmuz 1921’de başladı ve hızla gelişti.Afyon ve Kütahya Yunanlılar’ın eline geçti. Türk komutanlığı ordunun yeniden düzene sokulması için kademe kademe Sakarya gerisine çekilmesine karar verdi. Batı cephesi kuvvetleri 25 temmuz akşamına kadar Sakarya gerisine kadar çekildiler.10 temmuzdan 25 temmuza kadar süren bu savaş sonunda Yunanlılar,önemli toprak kazançları sağladılar,ama öngördükleri biçimde Türk kuvvetlerini yok etmeyi başaramadılar.
Ordunun Sakarya’nın doğusuna çekilmesi,tehlikenin Ankara yakınlarına kadar gelmesi bir takım olağanüstü önlemleri gündeme getirdi. Mustafa Kemal,Meclis’in bütün yetkilerine sahip olarak başkomutanlığa getirildi. Ordunun donatımı için halktan fedakarlık istendi(Tekalifi Milliye Emirleri).Doğu ve güney Cephesi’ndeki birlikler Sakarya’ya kaldırıldı.
Yunan birlikleri 13 ağustosta ileri harekata başladılar ve 23 ağustosta Sakarya’daki Türk cephesiyle temasa geçtiler.23 ağustosta başlayan Sakarya Meydan savaşı 22 gün ve gece aralıksız sürdü ve Mustafa Kemal’in bizzat komuta ettiği Türk kuvvetlerinin kesin zaferiyle sonuçlandı.13 eylülde Yunan kuvvetleri Sakarya’nın batısına atılmıştı.
Sakarya Zaferi Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası oldu.Bu zamana kadar Yunanlılar’da bulunan taarruz insiyatifi Türkler’e geçti. Sakarya Zaferi Türkiye’nin dış siyasetinde de yeni gelişmelere yol açtı.13 ekimde Kafkasardı devletleri (Gürcistan,Ermenistan,Azerbayc an)ile Kars Antlaşması imzalandı. Fransa ile imzalanan Ankara itilafnamesi ile Kuvayı Milliye birliklerinin ocak 1920’den beri savaşım verdikleri Güney cephesi kapanmış oldu.
Sakarya’dan sonra,taarruz sırası Türkler’e gelmişti. Yaklaşık bir yıl süren hummalı bir hazırlıktan sonra Türk ordusu 26 ağustos 1922 sabahı taarruza geçti.30 ağustosta düşmanın asıl kuvvetleri büyük ölçüde imha ve esir edildi. Yunan ordusunun imhadan kurtulan birliklerini izleyen Türk kuvvetleri,9 eylülde İzmir’e girdi.18 eylülde son Yunan askerleri Bandırma’dan Anadolu’yu terk ettiler.
Mudanya Mütarekesi(11 ekim 1922)ile İtilaf devletleri İstanbul’da,Boğazlar’da ve Doğu Trakya’da Türk egenmenliğinin kurulmasını kabul ettiler.Lozan Antlaşması ile (24 temmuz 1923)Kurtuluş savaşı siyasi olarakta sona erdi.
 
Üst