Sitemize reklam vermek için [email protected] adresine mail atabilirsiniz
For Advertising Contact [email protected]


Cristoph K. NEUMANN, Araç Tarih Amaç Tanzimat-(Tarih-İ Cevdetin Siyasi Anlamı)

Hakan811

Level 6
TM Üye
Üye
Ticaret - 0%
0   0   0
Katılım
3 Şub 2009
Mesajlar
1,426
Beğeniler
31
MmoLira
0
DevLira
0
#1
Cristoph K. NEUMANN, Araç Tarih Amaç Tanzimat-(Tarih-İ Cevdet’in Siyasi Anlamı)

KİTABIN ADI: Araç Tarih Amaç Tanzimat / (Tarih-İ Cevdet’in Siyasi Anlamı)
KİTABIN YAZARI: Cristoph K. NEUMANN / ÇEVİREN : Meltem ARUN
BASIM TARİHİ: 1999
KİTABIN YAYIM MAKSADI: Tanzimat Dönemi Tarih Anlayışının İzahı İçin Yazılmıştır.
KİTABIN ÖZETİ :
Ahmet Cevdet Paşa Tanzimat döneminin en ünlü şahsiyetlerinden biridir. Yazdığı Tarih-i Cevdet de son dönem Osmanlıca metinlerin en önemlilerinden biri olarak kabul edilir. Daha sade, daha arı bir edebiyat dilinin ilk ustalık örneklerinden olduğu kadar, 1774 – 1826 arası Osmanlı İmparatorluğu tarihinin standart anlatısı olması da bu değerlendirmede rol oynar. Eser üç ana konuyu ele almaktadır:
Ahmet CEVDET
Genel olarak Osmanlı Tarih Yazıcılığı
19. yy. Osmanlı Tarihi
Bu üç ana konu ışığında sırasıyla:
1.Bölüm: Bir Tarihin Tarihi başlığı altında 12 ciltlik TARİH-İ CEVDET isimli külliyatının kaleme alınışı ve metnin iç yapısı incelenmiştir.
2.Bölüm: Ahmet Cevdet’in SİYASİ TASVİRLERİ başlığı altında ilmiyenin çöküşü, III. Selim’in tahttan indirilişi ve Napolyon.
3.Bölüm: Tarih-i Cevdet’in yöntemi ve uygulaması başlığı altında Cevdet’in tarih yazıcılık yöntemi, İbn Haldunculuk.
4.Bölüm: Ahmet Cevdet’in siyasi görüşleri başlığı altında, tarihten çıkarılan dersler ve Tanzimatın bir savunusu konuları işlenmiştir.
1. BÖLÜM:
Tarih-i Cevdet oluşumu 30 yıla yayılan bir metindir. Tanzimat Döneminin standart bir anlatısını oluşturan 12 ciltlik bu kitap, ilmiyeye yapılan bir eleştiriyle başlar. A. Cevdet “Ulema-yı Resmiye” dediği, dönemin aydınlarını tasvir eder. İlmiye konusu bütün külliyatta yaygın şekilde mevcuttur. III. Selim’in tahttan indirilişi ve Napolyon Bonapart’ın değerlendirmesi dahil dönemin siyasi olaylarına hakim bir eserdir. Eserin genel yapısında tarihi nedensellik konsepti göze çarpar. Eserin son cildinde tarihin ibret vermek için yazıldığı felsefesine dayalı fikirler öne sürer. Son bölümde ise Osmanlı İmparatorluğu’nda dinin oynadığı rol ve siyasi etkilerden bahseder.
Ahmet Cevdet 27 Mart 1823’te Bulgaristan – Lofça’da doğdu. Zengin bir ailenin mensubuydu. 1850 yılında, 1774-1826 arası Osmanlı Tarihini yazma görevini üstlendiğinde genç bir hukuk ve din adamı, müderristi. Reşid Paşa’ya olan bağlılığı neticesinde siyasi görevler de almaya başladı. Bunlardan ilki 1849’da gizlice Macar Mülteci Sorununu çözmek üzere Bükreş’e gönderilmesidir. 1855 yılında kendisine vakanüvis denilen imparatorluğun resmi tarihçisi unvanı verilmiştir. Bu arada Galata Mollası görevini de yapıyordu.
1774 Küçük Kaynarca Barış Antlaşmasından, Kafkas Coğrafyasından, Dağıstan tarihinden, Prusya Kralı Friedrich’in ölümünden, 1787 Osmanlı – Rus Savaşlarından ve daha birçok tarihi ve siyasi hadiselerin etkilerini kaleme almıştır. Bu arada Osmanlı üst yönetiminin üyesi olarak, Kuleli ayaklanması gibi siyasi olaylardan ziyade devlet hazinesindeki kıtlık ve yetersiz bürokrasi gibi iç meseleler üzerinde duruyordu.
Eserin 5. Cildinden itibaren III. Selim’in reformları ile birlikte, Tarih-i Cevdet isimli eseri bir “Devlet-i Aliye” tarihinden çıkıp Avrupa merkezli dünya tarihi görünümü kazanır.
6. cilt Fransız İhtilali ve etkileri ile başlar ve bu cilt ile beraber Osmanlı Tarihini Avrupa Tarihi ile etkileşimli olarak anlatmaya başlar. Ahmet Cevdet bu arada kariyer olarak da Şeyhülislamlık mertebesine aday hale gelmiştir. Bir yıllık Bosna görevi ve Anadolu’daki ayaklanmaları bastırmak üzere aldığı Fevkalade Müfettiş görevleri onu bu noktaya getirmiştir. Vezirliğe atanır ve kendisine hayat boyu maaş bağlanır. Bu arada zamanın ilmiyesine karşı hep eleştirel tutumu devam etmektedir.
1869 yılında, adliye nazırı görevindeyken Mecelle Cemiyeti kurulur. Cemiyetin amacı medeni kanunu hazırlarken, Fransız Code Civil’i çevirirken tam bir çeviri olarak değil, toplumun sarflarına uygun olarak hazırlamaktı.
Tarih-i Cevdet’in son ciltlerinde Rusların Balkan politikası üzerine son derece dengeli yargılar yer alır. Rusları birkaç kez sinsi, içten pazarlıklı ve güvenilmez olarak tanımlar ve bir Rus fobisine işaret eder. Bu arada Mithat Paşa ile sorunlu ilişkiler yaşayan Ahmet Cevdet 1875’i geri bıraktığında Mithat Paşa’yı devletin iflasıyla küpünü doldurmakla suçlar. Sultan Abdülaziz ve Valide Sultan Pertevniyal onun devlet erkanında tek dayanaklarıydı. II. Abdülhamid’in tahta geçmesiyle, aynı yakınlığı ondan göremeyen Ahmet Cevdet siyasi arenada iyice yalnızlaşır. Ancak o Encümen-i Daniş tarafından kendisine verilen tarih yazmacılığı görevini yerine getirmekte ve 12 ciltlik eserini Vaka-i Hayriye (Yeniçerilerin yok edilişi) ile tamamlar.
Ahmet Cevdet 27 mayıs 1895 Bebek’teki yalısında hayata gözlerini yumar.
“Araç Tarih Amaç Tanzimat” isimli bu kitapta külliyatın iç yapısına dair sayfa karşılaştırmaları ve teknik yapı mevcuttur.
2. BÖLÜM:
Kitabın ikinci bölümünde Ahmet Cevdet’in İlmiyenin çöküşüyle alakalı eleştirel yaklaşımı yer almaktadır. Eleştirilerinde daha ziyade şahısları hedef alıyor. Hatır için yapılan atamalar, makamların liyakatsiz kişilere teslimi, okuma yazma bilmeyen yaltakçıların kadı olarak atanmaları İlmiyenin çöküşünü hazırlayan sebepleri teşkil ediyordu. Böylece ulema hakkındaki ilk suçlamasını açığa vuruyordu. O da cehalet. Ulema-yı Resmiye diye tasvir ettiği aydın kesimi İlmiyenin çöküşünden sorumlu tutar. Ayrıca kapalı çevre oluşturan bazı ulema ailesini de kınıyordu. Alemdar Mustafa Paşa’nın ölümüyle sonuçlanan ve III. Selim’in tahttan indirilişini hazırlayan ayaklanmada, ayaklanmayı ulemanın meşrulaştırdığını anlatır. III. Selim’in tahttan indirilişini bir felaket örneği olarak ifade eder. Kitabında tahttan indiriliş nedenlerini uzunca anlatır. III. Selim’in başarısızlık nedenleri olarak reform için göndermiş olduğu muhtıraların yetersizliği, kamuoyunun Selim’in musahiplerine duyduğu öfke, lüks hayat, Boğaz’da yapılan ihtişamlı geceler, bu arada Fransızların Mısır’a girmesi olarak ifade eder.
Ahmet Cevdet kitabında III. Selim’in yumuşak başlılığından bahsederken bir zıt özellik olarak reformcu kişiliğini göz ardı etmez. “Tarih-i Cevdet”inde Müslüman hükümdarların karakter tahlilini yapar. Ancak Tarih-i Cevdet’te en çok adı geçen kişi Napolyon Bonapart’tır. Napolyon’un İstanbul’un dünyanın başkenti özelliğini taşıdığını düşündüğünü iddia eder. Napolyon’un Avrupa’yı Batı-Fransız, Doğu-Rus olmak üzere ikiye ayırmak istediğini ve sonra Rusya’yı Avrupa siyasetinden uzaklaştırmayı hedeflediğini yazar. Bu arada Napolyon’u da karakter olarak irdeler ve onu başarısızlığa iten sonuca varır. Gurur ve kibir.
Napolyon’u Osmanlı İmparatorluğu’nu Ruslarla başlayan savaşa sokmakla, Osmanlı-İngiliz dostluğunu bozmakla itham eder.
3. BÖLÜM :
“Araç Tarih Amaç Tanzimat” isimli bu eserin 3. Bölümünde tarih yazıcılık yöntemi, kendi tarihçilik ilkeleri hakkındaki yazıları, kaynakları kullanışı yer alır. Bu tarihçilik yöntemi ile İbn-i Halduncu olarak bilinir. Cevdet, İbn-i Haldun’un Mukaddime’sinin bir kısmını çevirmiştir. İbni-i Haldunizm öğretisi kimileri tarafından siyasi bir sistem şeklinde kimileri tarafından da bilimsel akılcılık şeklinde bazıları tarafından da uhrevi ağırlıklı tarih anlayışıdır.
4. BÖLÜM :
Kitabın 4. Bölümünde Ahmet Cevdet’in siyasi görüşünü anlattığı tarihten çıkan dersler, nizamın sağlanması, memur ve iktidarların kullanılması, kamuoyu ve pragmatik siyaset gibi konular yer almaktadır.
Kitabın son bölümünde pragmatizm ve İslamiyeti karşılaştırır, Tanzimatı irdeler, Tanzimatın bir taklitçilik değil, baskıya karşı gizli bir direnç ve orta yolu arama iradesi olduğunu savunur
 
Üst