- Katılım
- 23 Ocak 2016
- Konular
- 8,370
- Mesajlar
- 18,384
- Online süresi
- 4mo 19d
- Reaksiyon Skoru
- 4,080
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 506
- MmoLira
- 24
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Savaş, Türk sinemasının efsanesi Tarık Akan'ın kaleminden 12 Eylül anılarını sahneye taşıyan ve 7 Mart'ta prömiyeri yapılacak "Anne Kafamda Bit Var" oyununda Akan'ı canlandıracak.
Kendi adını taşıyan akademide bugüne dek 17 bin öğrenci mezun eden Savaş, oyunun yanı sıra sektördeki takipçi sayısı baskısını, eşiyle 25 yıllık evliliğini, 19 yaşındaki kızı Nil ile bağını, oyunculuktan genel sanat yönetmenliğine uzanan kariyerini ve hayattaki duruşunu AA muhabirine anlattı.
Öncelikle geçmiş olsun. Kolunuzu incittiniz provalar sırasında. İyi misiniz?
Evet, tiyatro bizi birleştiriyor. Çok teşekkür ederim. Omuzumda sıkıntı oldu provalarda ama şimdi çok daha iyiyim, daha iyi olacağım oyuna kadar diye düşünüyorum.
Rahmetli Tarık Akan'ın anı kitabından uyarladığınız "Anne Kafamda Bit Var" oyununun provasındasınız. Gerçekten heyecan verici bir proje geliyor sanırım.
Öyle görünüyor. Biz zaten daha öncesinde buna karar verdiğimizde bile çok heyecanlıydık. Tabii bir oyun, birçok aşamadan geçiyor sahneye çıkana kadar, dramaturji, dekor, kostüm, tasarım anlamında. Büyük bir iş "Anne Kafamda Bit Var." Sevgili Tarık ağabeyin 12 Eylül döneminde yaşadıkları, belki de çoğu seyircinin bilmediği bir hikaye. Kendi kaleminden, "Anne Kafamda Bit Var" romanından, Gökhan Aktemur uyarlaması ve Turgay Kantürk rejisiyle 7 Mart'ta prömiyer yapacak oyunumuz.
Sizin Tarık Akan yorumunuzla sahnelenecek değil mi?
Evet, ben de varım. Tarık ağabeyi oynayacağım. Ama şurası çok önemli, altını çizerek söylemek isterim ki, Tarık Akan'a benzemek, Tarık Akan'ı taklit etmek gibi bir talihsizlik içerisinde değiliz. Tarık Akan'a kimse benzeyemez ondan başka. O taklit edilemez. Dolayısıyla biz Tarık Akan'ın yazdığı hikayeyi, sahneden seyirciye anlatan oyuncularız. Seyirci, beni mavi lensli, onun saçı gibi perukla ya da benzetilmiş makyajlı halimle görmeyecek. Ben Ragıp olarak Tarık ağabeyi yorumluyorum, anlatıyorum. Ben bir anlatıcıyım. Onun yazdıklarını seyirciye aktaran bir ekibiz. Yani onu taklit etmek yok. Oyunda başkaları da var. Müjdat Gezen var, Rutkay Aziz var, Uğur Dündar var. Yani biz onları birebir taklit etmek derdinde değiliz. Fiziken belki benzeyebilir, belki konuşmaları, jestleri ama taklitçilik halinde değil. Sadece onları tatlı bir biçimde seyirciye anlatmayı hedefliyoruz.
Okuyucusuyla buluşmuş anıları sahneye yansıtma fikri nasıl ortaya çıktı?
Aslında bu proje daha önceden yapılmış, planlanmış, programlanmış fakat bir şekilde, sebeplerini bilmiyorum, olmamış bir proje. Tarık ağabey, Bakırköy çocuğu, Bakırköy'ün evladı. Bakırköy sahilinde yaşamış, Ataköy plajlarında o zaman denize girmiş ve burada zaman geçirmiş, çocukluğunu ve gençliğini yaşamış. Duyduk ki diğer proje yapılmayacak, biz de gerekli iletişimi sağlayıp, görüşmelerden sonra yapmaya aday olduk ve anlaştık. Ondan sonra da provalara başladık.
"Gülümseten ve hüzünlendiren çok keyifli bir oyun geliyor"
Müzikli bir oyun olarak, barkovizyonda anılara, fotoğraflara da yer vereceksiniz galiba?
Tabii ki... Barkovizyonda arkada görüntüler akarken biz önde anlatacağız. Anlattıklarımızın hepsinin görüntüleri var. "Yol" filmi, "Maden" filmi, Yılmaz Güney ile hapishanede görüşmeleri, kendi içeride hücredeki görüntüleri, mahkumlarla hikayeleri falan hepsi var. Hem gülümseten hem de hüzünlendiren, çok keyifli, modern bir rejiyle seyirciyle buluşacağımız bir oyun geliyor.
Provanızda "İncitilsem de incitmem" sözleri geçen bir türkü söylüyordunuz. Çok hoştu.
"Yaşlı Atın Türküsü" o. Şarkı söylüyorum. Ben de söylüyorum, arkadaşlarımız da söylüyor. Çok şarkı yok. Müzikal değil zaten, olamaz. Öyle bir metin değil ama çok dramatik sahnelerin arkasına birkaç şarkı koyduk. Tolga Çebi, sağ olsun aranjmanlarını yaptı. Faruk Üstün de oynuyor, aynı zamanda oyunun şarkılarının sözlerini yazdı. Koreografiyi Pınar Ataer yaptı. Dekor ve ışık Cem Yılmazer tarafından yapılıyor. Dolayısıyla çok iyi bir ekiple, modern bir rejiyle, güzel bir anlatımla Tarık Akan'ın "Anne Kafamda Bit Var" oyunu 7 Mart Cumartesi saat 20.00'de Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi'mizde seyircisiyle buluşacak.
Baruthane Sahnesi'nin tarihi dokusu, Bakırköy Belediye Tiyatrolarının yeni dönem manifestosu mu oldu?
Ekrem (İmamoğlu) Bey zamanında başlanmış ve zannediyorum bir yıl içerisinde harabe halindeyken tamamlanmış bir yerleşke Baruthane. Bizim Yunus Emre Kültür Merkezi de barut yapımında kullanılmış tarihi bir bina. Burası da aynı şekilde. Mahir Polat liderliğinde orası yapılmış. İçeride çok güzel bir kütüphane, bir müze ve sergi salonu var. Bir de tiyatro salonu vardı. Ama tiyatro salonunda bir performans gerçekleşememişti birçok sebepten dolayı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kullanımında bir yer. Bir şekilde bir sohbette konuşuldu. Dedik ki, "Biz yapalım. Biz de burada, Ataköy'deyiz." Konuştuk. Birtakım teknik eksikler, olması gerekenler vardı. Onları yaptırdık içine. Sahneyi tiyatroya daha müsait hale getirdik. Sevgili Özen Yula'nın 30 yaşındaki kült oyunu "Ay Tedirginliği"nin prömiyerini yaptırdık yakın zamanda. İki kişilik bir oyun.
"Ay Tedirginliği" ile Baruthane'de perde açmak sizin için sanatsal risk taşıyor mu?
Hepsinin riskleri var ama tabii biz bunları çok çalıştık, çok düşündük. Çarşamba günleri orada oynuyoruz. Tek perdelik, 1 saat 15 dakikalık bir oyun. Dolayısıyla bütün matematiğini, her şeyi hesapladık. Olabileceğine inandıktan sonra oraya başladık. Sahneyi tiyatro yapılabilir hale getirdik. Çok keyifli. "Ay Tedirginliği"ni dekoruyla izleyeceksiniz. Dekorunu 324 yaşındaki o binanın atmosferine göre tasarladık. Yani aslında oranın oyunu. Burada gala yaptı ama mekana göre tasarlanmış bir oyun aslında. Müthiş bir akustiği var. Oyunun dekoruyla, içeriğiyle bütünleşiyor. Çok keyifli bir oyun oldu. Çok güzel oynanıyor. Çok temiz bir rejiyle. Burcu Halaçoğlu rejisini yaptı. Damla Karaelmas ve Emre Koç oynuyor. Resital gibi bir şey oldu. Çok dingin ama çok heyecanlı. Şimdi spoiler vermek de istemiyorum oyuna dair ama çok keyifli seyircinin izlediği ve güzel geri dönüşler aldığımız bir oyun oldu şükür.
Kendi adını taşıyan akademide bugüne dek 17 bin öğrenci mezun eden Savaş, oyunun yanı sıra sektördeki takipçi sayısı baskısını, eşiyle 25 yıllık evliliğini, 19 yaşındaki kızı Nil ile bağını, oyunculuktan genel sanat yönetmenliğine uzanan kariyerini ve hayattaki duruşunu AA muhabirine anlattı.
Öncelikle geçmiş olsun. Kolunuzu incittiniz provalar sırasında. İyi misiniz?
Evet, tiyatro bizi birleştiriyor. Çok teşekkür ederim. Omuzumda sıkıntı oldu provalarda ama şimdi çok daha iyiyim, daha iyi olacağım oyuna kadar diye düşünüyorum.
Rahmetli Tarık Akan'ın anı kitabından uyarladığınız "Anne Kafamda Bit Var" oyununun provasındasınız. Gerçekten heyecan verici bir proje geliyor sanırım.
Öyle görünüyor. Biz zaten daha öncesinde buna karar verdiğimizde bile çok heyecanlıydık. Tabii bir oyun, birçok aşamadan geçiyor sahneye çıkana kadar, dramaturji, dekor, kostüm, tasarım anlamında. Büyük bir iş "Anne Kafamda Bit Var." Sevgili Tarık ağabeyin 12 Eylül döneminde yaşadıkları, belki de çoğu seyircinin bilmediği bir hikaye. Kendi kaleminden, "Anne Kafamda Bit Var" romanından, Gökhan Aktemur uyarlaması ve Turgay Kantürk rejisiyle 7 Mart'ta prömiyer yapacak oyunumuz.
Sizin Tarık Akan yorumunuzla sahnelenecek değil mi?
Evet, ben de varım. Tarık ağabeyi oynayacağım. Ama şurası çok önemli, altını çizerek söylemek isterim ki, Tarık Akan'a benzemek, Tarık Akan'ı taklit etmek gibi bir talihsizlik içerisinde değiliz. Tarık Akan'a kimse benzeyemez ondan başka. O taklit edilemez. Dolayısıyla biz Tarık Akan'ın yazdığı hikayeyi, sahneden seyirciye anlatan oyuncularız. Seyirci, beni mavi lensli, onun saçı gibi perukla ya da benzetilmiş makyajlı halimle görmeyecek. Ben Ragıp olarak Tarık ağabeyi yorumluyorum, anlatıyorum. Ben bir anlatıcıyım. Onun yazdıklarını seyirciye aktaran bir ekibiz. Yani onu taklit etmek yok. Oyunda başkaları da var. Müjdat Gezen var, Rutkay Aziz var, Uğur Dündar var. Yani biz onları birebir taklit etmek derdinde değiliz. Fiziken belki benzeyebilir, belki konuşmaları, jestleri ama taklitçilik halinde değil. Sadece onları tatlı bir biçimde seyirciye anlatmayı hedefliyoruz.
Okuyucusuyla buluşmuş anıları sahneye yansıtma fikri nasıl ortaya çıktı?
Aslında bu proje daha önceden yapılmış, planlanmış, programlanmış fakat bir şekilde, sebeplerini bilmiyorum, olmamış bir proje. Tarık ağabey, Bakırköy çocuğu, Bakırköy'ün evladı. Bakırköy sahilinde yaşamış, Ataköy plajlarında o zaman denize girmiş ve burada zaman geçirmiş, çocukluğunu ve gençliğini yaşamış. Duyduk ki diğer proje yapılmayacak, biz de gerekli iletişimi sağlayıp, görüşmelerden sonra yapmaya aday olduk ve anlaştık. Ondan sonra da provalara başladık.
"Gülümseten ve hüzünlendiren çok keyifli bir oyun geliyor"
Müzikli bir oyun olarak, barkovizyonda anılara, fotoğraflara da yer vereceksiniz galiba?
Tabii ki... Barkovizyonda arkada görüntüler akarken biz önde anlatacağız. Anlattıklarımızın hepsinin görüntüleri var. "Yol" filmi, "Maden" filmi, Yılmaz Güney ile hapishanede görüşmeleri, kendi içeride hücredeki görüntüleri, mahkumlarla hikayeleri falan hepsi var. Hem gülümseten hem de hüzünlendiren, çok keyifli, modern bir rejiyle seyirciyle buluşacağımız bir oyun geliyor.
Provanızda "İncitilsem de incitmem" sözleri geçen bir türkü söylüyordunuz. Çok hoştu.
"Yaşlı Atın Türküsü" o. Şarkı söylüyorum. Ben de söylüyorum, arkadaşlarımız da söylüyor. Çok şarkı yok. Müzikal değil zaten, olamaz. Öyle bir metin değil ama çok dramatik sahnelerin arkasına birkaç şarkı koyduk. Tolga Çebi, sağ olsun aranjmanlarını yaptı. Faruk Üstün de oynuyor, aynı zamanda oyunun şarkılarının sözlerini yazdı. Koreografiyi Pınar Ataer yaptı. Dekor ve ışık Cem Yılmazer tarafından yapılıyor. Dolayısıyla çok iyi bir ekiple, modern bir rejiyle, güzel bir anlatımla Tarık Akan'ın "Anne Kafamda Bit Var" oyunu 7 Mart Cumartesi saat 20.00'de Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi'mizde seyircisiyle buluşacak.
Baruthane Sahnesi'nin tarihi dokusu, Bakırköy Belediye Tiyatrolarının yeni dönem manifestosu mu oldu?
Ekrem (İmamoğlu) Bey zamanında başlanmış ve zannediyorum bir yıl içerisinde harabe halindeyken tamamlanmış bir yerleşke Baruthane. Bizim Yunus Emre Kültür Merkezi de barut yapımında kullanılmış tarihi bir bina. Burası da aynı şekilde. Mahir Polat liderliğinde orası yapılmış. İçeride çok güzel bir kütüphane, bir müze ve sergi salonu var. Bir de tiyatro salonu vardı. Ama tiyatro salonunda bir performans gerçekleşememişti birçok sebepten dolayı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kullanımında bir yer. Bir şekilde bir sohbette konuşuldu. Dedik ki, "Biz yapalım. Biz de burada, Ataköy'deyiz." Konuştuk. Birtakım teknik eksikler, olması gerekenler vardı. Onları yaptırdık içine. Sahneyi tiyatroya daha müsait hale getirdik. Sevgili Özen Yula'nın 30 yaşındaki kült oyunu "Ay Tedirginliği"nin prömiyerini yaptırdık yakın zamanda. İki kişilik bir oyun.
"Ay Tedirginliği" ile Baruthane'de perde açmak sizin için sanatsal risk taşıyor mu?
Hepsinin riskleri var ama tabii biz bunları çok çalıştık, çok düşündük. Çarşamba günleri orada oynuyoruz. Tek perdelik, 1 saat 15 dakikalık bir oyun. Dolayısıyla bütün matematiğini, her şeyi hesapladık. Olabileceğine inandıktan sonra oraya başladık. Sahneyi tiyatro yapılabilir hale getirdik. Çok keyifli. "Ay Tedirginliği"ni dekoruyla izleyeceksiniz. Dekorunu 324 yaşındaki o binanın atmosferine göre tasarladık. Yani aslında oranın oyunu. Burada gala yaptı ama mekana göre tasarlanmış bir oyun aslında. Müthiş bir akustiği var. Oyunun dekoruyla, içeriğiyle bütünleşiyor. Çok keyifli bir oyun oldu. Çok güzel oynanıyor. Çok temiz bir rejiyle. Burcu Halaçoğlu rejisini yaptı. Damla Karaelmas ve Emre Koç oynuyor. Resital gibi bir şey oldu. Çok dingin ama çok heyecanlı. Şimdi spoiler vermek de istemiyorum oyuna dair ama çok keyifli seyircinin izlediği ve güzel geri dönüşler aldığımız bir oyun oldu şükür.

