- Katılım
- 23 Ocak 2016
- Konular
- 8,201
- Mesajlar
- 16,327
- Online süresi
- 4ay 15g
- Reaksiyon Skoru
- 3,970
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 506
- TM Yaşı
- 10 Yıl 2 Ay 28 Gün
- MmoLira
- 1,855
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
Dergiye göre terör, işsizlik, enflasyon ve sefalet içinde yaşayan bir NATO üyesi olan Türkiye 1960'tan bu yana üçüncü darbe ile yüzleşmek zorunda kalmıştı. Tüm bunları göz önüne alan Der Spiegel’in editörleri Darbe ile yaralanan demokrasimizin “çoktan işleyen bir devlet olmaktan çıktığını” dahi ileri sürebilmişti. Oysa darbeyi gerçekleştiren generallerin atıfta bulunduğu cumhuriyetin kurucusu Atatürk, kapsamlı devlet reformlarıyla ülkesini derin kimlik krizinden kurtarmış, çağdaş bir demokrasi yoluna sokmuştu.
Darbeden hemen sonra tutuklanan dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ünlü İtalyan gazetesi "Corriere della Sera"ya verdiği röportajda, "Daha kötü durumlar yaşadık" diyerek yakasın bir askeri darbeyi meşru görmediğini ve demokrasiye herhangi müdahaleyi reddettiğini bildiriyordu. Ankara’da aylardır darbe söylentileri yayılıyor, kulaktan kulağa askerlerin hazırlandığı söylentisi yayılıyordu. Gerçekten de darbeciler uzun zamandır sonuçlandırılamayan Cumhurbaşkanlığı seçimini demokrasinin tıkanması olarak bahane etmişler ve yönetime Demirel’in İtalyan gazetesine verdiği demeç yayınlandığı sabah el koymuşlardı.
Parti lideri sırasıyla hapse atıldı. Bu işlemin kendi güvenlikleri için olduğu söylensede hızla yargılandılar ve siyasi yasaklı ilan edildiler. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan tutuklandı. Alparslan Türkeş ise yurtdışında olduğundan tutuklanamadı. Der Spiegel dergisinin bu yazısından 12 Eylül Darbe Bildirisi’ni incelediğinde darbenin Türkeş gibi Türk-İslam sentezi düşüncesine karşı yapıldığı sonuca vardığı anlaşılıyor. Ancak bu hain darbe görüş ayırt etmeksizin tüm halkımıza, demokrasimize ve Atatürk’ün mirası toplumsal değerlerimize karşı yapılmıştı.
Dergi Türk Anayasası, devletin temelleri olan laiklik, Batı yanlısı yönelim ve demokrasi tehdit edildiğinde orduya koruyucu bir rol verildiğini söylüyor olsa da Evren'in darbesinin kısa bir süre Yunanistan’da gerçekleşen darbeyle ya da sağcı Latin Amerikalı generallerin darbeleriyle kıyaslanamayacak şekilde, ülkemizin kurucusu Atatürk’le ve anayasanın ruhuna uygun olduğunu düşünüyor. Oysa Atatürk asla askeri bir rejim ilan etmedi, asker-siyaset ilişkilerini incelikle inşa etti ve çağdaş bir demokrasi için sandığı hiçbir zaman ertelemedi. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk kelimenin tam anlamıyla Ankara’daki Meclis’i kuran ve yücelten kişidir, onu kapatanların, partileri yasaklayanları ve demokrasiyi askıya alanların onun düşünceleriyle örtüşmesi mümkün değildir.

