Hikayeler

Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Der Spiegel'in 1980 Darbesine Dair Söyleyemedikleri

TruvaGame

Level 20
Uzman
Katılım
23 Ocak 2016
Konular
8,201
Mesajlar
16,327
Online süresi
4ay 15g
Reaksiyon Skoru
3,970
Altın Konu
0
Başarım Puanı
506
TM Yaşı
10 Yıl 2 Ay 28 Gün
MmoLira
1,855
DevLira
0

Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!

d8a5a9aeee7ff46c23bfdf19ca2c9024.jpg
1980 darbesinin üzerinden çok uzun yıllar geçti. Ancak etkisi hala sürüyor. Bu hain askeri darbe demokrasimizi derinden etkiledi, sosyal dokumuzun üzerinden silindir gibi geçti ve yaşam biçimimizi kökünden değiştirdi. İdaremize acı ve göz yaşı kadar bürokrasiyi, ataleti ve acziyeti de getirdi. Hala darbecilerin yaptığı anayasayı ve kimi düzenleyici kurumları atıp çağdaş bir demokrasi standardı yakalayamadık. Bu yolda ilerliyoruz ama önümüzde uzun hedefler var. Bugüne kadar tarihimizin bu karanlık dönemi için sayısız makale yazıldı, ciltler dolusu kitaplar kaleme alındı. Bu yazıda ise darbeden hemen bir kaç gün sonra ünlü Alman haber dergisi Der Spiegel’in 15 Eylül 1980 tarihli 38. sayısında yayınlanan özel dosya ele alınmıştır. En sonunda dosyanın orijinal nüshasını görebilirsiniz.

6277f4114203eee0e8682855a3f01549.jpg
Atatürk’ün “Türk, Öğün, Çalış, Güven” özdeyişini 1980 Darbesine dair makale için başlık olarak belirleyen Alman editörler darbenin lideri Evren’in ilk günden itibaren kendisine Atatürk’ün manevi mirası altında bir koruma kılıfı edindiğini okurlarına göstermektedir. Gerçekten de Atatürk’ün adını ağzından düşürmeyen Kenan Evren gerçekleştirdiği askeri darbeye bir meşruiyet yaratıyordu. Askıya alınan bireysel haklar, acımasız işkenceler ve kesilen demokratik yaşam bu darbecinin yarattığı Atatürk yalanlarıyla süsleniyordu. Askerlerin ayakları atlında sadece vatan evlatları değil Atatürk’ün manevi mirası da çiğneniyordu.



Dergiye göre terör, işsizlik, enflasyon ve sefalet içinde yaşayan bir NATO üyesi olan Türkiye 1960'tan bu yana üçüncü darbe ile yüzleşmek zorunda kalmıştı. Tüm bunları göz önüne alan Der Spiegel’in editörleri Darbe ile yaralanan demokrasimizin “çoktan işleyen bir devlet olmaktan çıktığını” dahi ileri sürebilmişti. Oysa darbeyi gerçekleştiren generallerin atıfta bulunduğu cumhuriyetin kurucusu Atatürk, kapsamlı devlet reformlarıyla ülkesini derin kimlik krizinden kurtarmış, çağdaş bir demokrasi yoluna sokmuştu.



Darbeden hemen sonra tutuklanan dönemin Başbakanı Süleyman Demirel ünlü İtalyan gazetesi "Corriere della Sera"ya verdiği röportajda, "Daha kötü durumlar yaşadık" diyerek yakasın bir askeri darbeyi meşru görmediğini ve demokrasiye herhangi müdahaleyi reddettiğini bildiriyordu. Ankara’da aylardır darbe söylentileri yayılıyor, kulaktan kulağa askerlerin hazırlandığı söylentisi yayılıyordu. Gerçekten de darbeciler uzun zamandır sonuçlandırılamayan Cumhurbaşkanlığı seçimini demokrasinin tıkanması olarak bahane etmişler ve yönetime Demirel’in İtalyan gazetesine verdiği demeç yayınlandığı sabah el koymuşlardı.

67363993b45c7ec143b231e9657501ae.jpeg
O gece yarısından itibaren tanklar yollara çıktı ve sabah 4:15'ten itibaren Türk halkı, marş müziği eşliğinde radyodan Evren'in liderliğinde bir "Ulusal Güvenlik Konseyi" kurulduğunu öğrendi. Konseyin üyeleri arasında silahlı kuvvetlerin üç kolunun ve Ege Denizi'ndeki deniz kuvvetlerinin başkomutanları ile jandarma başkanı yer alıyordu. Türk ordusu tam bir emir komuta zinciri içinde yönetime el koymuştu. Sokağa çıkma yasağıyla birlikte ilk icraatları anayasayı lağvetmek, tüm dernekleri, sendikaları ve siyasi partileri yasaklamak, dokunulmazlıkları kaldırmak oldu.



Parti lideri sırasıyla hapse atıldı. Bu işlemin kendi güvenlikleri için olduğu söylensede hızla yargılandılar ve siyasi yasaklı ilan edildiler. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Necmettin Erbakan tutuklandı. Alparslan Türkeş ise yurtdışında olduğundan tutuklanamadı. Der Spiegel dergisinin bu yazısından 12 Eylül Darbe Bildirisi’ni incelediğinde darbenin Türkeş gibi Türk-İslam sentezi düşüncesine karşı yapıldığı sonuca vardığı anlaşılıyor. Ancak bu hain darbe görüş ayırt etmeksizin tüm halkımıza, demokrasimize ve Atatürk’ün mirası toplumsal değerlerimize karşı yapılmıştı.



Dergi Türk Anayasası, devletin temelleri olan laiklik, Batı yanlısı yönelim ve demokrasi tehdit edildiğinde orduya koruyucu bir rol verildiğini söylüyor olsa da Evren'in darbesinin kısa bir süre Yunanistan’da gerçekleşen darbeyle ya da sağcı Latin Amerikalı generallerin darbeleriyle kıyaslanamayacak şekilde, ülkemizin kurucusu Atatürk’le ve anayasanın ruhuna uygun olduğunu düşünüyor. Oysa Atatürk asla askeri bir rejim ilan etmedi, asker-siyaset ilişkilerini incelikle inşa etti ve çağdaş bir demokrasi için sandığı hiçbir zaman ertelemedi. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk kelimenin tam anlamıyla Ankara’daki Meclis’i kuran ve yücelten kişidir, onu kapatanların, partileri yasaklayanları ve demokrasiyi askıya alanların onun düşünceleriyle örtüşmesi mümkün değildir.

0156b74600acdf7f630d618262aa0c45.jpg
Darbe öncesi dönemi “kaos ve terör” olarak yorumlayan Der Spiegel cunta lideri Kenan Evren’i “ılımlı siyasi görüşleri ve parlamenter demokrasiye olan bağlılığı” ile tanımlıyor ve sözüm ona “sosyal demokrat muhalefet lideri Bülent Ecevit'in de güvenini kazanmış” olarak niteliyor. Oysa darbeden önceki günlerde ölenlerin de öldürülenlerin de siyasi görüşleri fark etmiyordu. Der Spiegel’in “Kaos ve Terör” olarak nitelediği 80 öncesi dönemde siyasete kan bulaşmış, tüm taraflar birbirlerini öldürmekten beis duymuyordu. Suçluları yargılamak da bir işe yaramıyor, mahkumlar siyasi nedenlerle parçalanmış adalet sistemi yüzünden hapisten kolaylıkla kaçabiliyordu. Durum o kadar vahimdi ki uluslararası bir soruna dahi dönüşmüştü. Örneğin Milliyet Gazetesi’nin başındaki Abdi İpekçi’yi öldüren Mehmet Ali Ağca kaçıp Papa’ya suikast dahi düzenleyebiliyordu.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)

Geri
Üst