Best Studio 1
Best Studio
Agora Metin2 1
Agora Metin2
raderde 1
raderde
Cannn6161 1
Cannn6161
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
melankolıa18 1
melankolıa18
romegames 1
romegames
Krutzo 1
Krutzo
shrpnl 1
shrpnl
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Modern Portföy Yönetimi

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan TruvaGame
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 1
  • Görüntüleme Görüntüleme 58
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
Metin2 Pvp GM

TruvaGame

Level 23
GM
TM Üye
Katılım
23 Ocak 2016
Konular
8,370
Mesajlar
18,389
Online süresi
4mo 19d
Reaksiyon Skoru
4,080
Altın Konu
0
Başarım Puanı
506
MmoLira
39
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

Modern Portföy Yönetimi

Modern yatırım teorisinin başlangıcı Harry Markowitz’in 1952 yılında yayınlanan "Portfolio Selection” başlıklı çalışmasına dayandırılmaktadır. Sözkonusu çalışmada, veri risk düzeyinde olası en büyük getiri sağlayan yatırım cüzdanının (portföyünün) sınırı belirlenmekteydi. Bu yaklaşım, hesaplama tekniği açısından karmaşık olduğu gibi zaman sorununu da ortaya koymaktaydı. Daha sonra Markowitz’in öğrencisi olan William Sharpe (1964), söz konusu tekniği basitleştirerek "tek-endex modeli” olarak bilinen yeni bir yorum getirdi. Basitleştirilmiş bu yorum, çok sayıda menkul kıymetten oluşan bir portföyün yönetimine uygulanabilmekteydi.

1970'lerde özellikle bilgisayar alanındaki donanım ve yazılım gelişmeleri Batı ülkelerinde pay senedi yatırımlarında geniş bir uygulama olanağı sağlamıştır. Oysa Markowitz’in başlangıçta geliştirdiği teori daha genel olup, eldeki fonların pay senedi, tahvil, risk sermayesi (venture capital) ve gayri menkuller arasında dağıtılmasına yönelikti. Öte yandan , portföy teorisinin gerçek hayata uygulamasının yaygınlaştırılması amacıyla birbirinden bağımsız iki önemli çalışma yürütülüyordu. Sharpe (1964), Linmer (1965) ve çalışmalarının hareket noktasını, “Herkesin portföy teorisi ışığında yatırım yapması menkul kıymetlerin fiyatlandırılmasını nasıl etkileyeceği konusu oluşturuyordu. Bu çalışmaların sonucu olarak “Finansal varlık fiyatlama modeli” (capital asset pricing model) geliştirildi. Öte yandan Sharpe, Tobin’in (1958) risksiz ve riskli getirileri, toplam getirinin iki alt risk grubu olarak dikkate aldığını vurgulamaktadır. Bu açıdan CAPM'in oluşumunda Tobin’in de katkısı olmuştur. Söz konusu model, uzun süre alternatifsiz tek model olarak sermaye piyasası teori ve uygulamasına egemen olmuştur. Bununla birlikte 1976 yılında Richard Rolls amprik olarak çeşitlendirmenin (diversification) ve bireysel ekonomik tahminlerin olanaksızlığı yüzünden modelin ıskartaya çıkarılmasını önermekteydi. Finansal varlık fiyatlama modeli uygulamada daha çok benimsenmekle birlikte, teorik alanda arbitraj fiyatlama modeline bilimsel alanda ilgi giderek artmaktadır (Roll, Ross 1984).

Portföy teorisinin oluşturulmasında aşağıda özetle sunulan bir dizi varsayımdan hareket edilmiştir:

i.Borsalarda işlem gören menkul kıymetlerin arzında herhangi bir kısıtlama söz konusu değildir. Buna göre yatırımcı bir firmanın pay senetlerini dilediği tutarda satın alabileceği gibi. borsada işlem gören tüm firmaların pay senetlerinden de dilediği tutarda satın alabilmektedir.

ii.Yatırımcılar almak istedikleri menkul kıymetin ait olduğu firma ve pazar hakkında herhangi bir maliyete katlanmadan bilgi alabilmektedirler. Şirketlerle ilgili haberler anında borsaya yansımakta ve tüm yatırımcılar bu bilgilerden yararlanarak pay senetlerini satın alma kararını verirler.

iii.Menkul kıymet satın alabilmek için yatırımcılar sabit bir faiz oranı üzerinden borçlanabilmekte ve borçlanma düzeyinde herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Borçlanmada yatırımcı için, asgari bir öz sermaye öngörülmediği gibi, yatırımcı birden fazla kaynaktan da kredi kullanabilmektedir.

iv.Pay senedi alım-satım işlemlerinde komisyon ödenmemektedir. Aracı kuruluşlara herhangi bir ödeme gerekmediği gibi, pay senetlerinin muhafazası ve yönetimi de herhangi bir gidere yol açmamaktadır.

v.Menkul kıymet gelirleri üzerinden herhangi bir vergi ödemesi söz konusu değildir. Menkul kıymetlerin satın alınmasında, satılmasında ya da menkul kıymet gelirlerinin (kâr payı, faiz kuponu) tahsil edilmesinde sermaye kazancı vergisi ödenmemektedir.

vi.Tüm yatırımcılar, menkul kıymetlerin beklenen getirileri, standart sapmaları ve korelasyonuna ilişkin aynı beklentiye sahiptirler.

vii.Bütün yatırımcılar, riski belirli olan menkul kıymetler arasından getirisi en yüksek olanını tercih ederler.

Teoriye göre işletmeler, finansal yatırımlarda MARKOWITZ tarafından geliştirilen risk dağıtımı ilkesine uyarlar. Finansal yatırımlarda, amaç getirilerin maksimum kılınması ve çeşitlendirme yoluyla riskin, minimum kılınmasıdır. Burada hedef, belirli menkul kıymetlere yönelerek, sadece getirinin maksimum kılınması değil, öncelikle riski çeşitlendirilmiş bir portföyden maksimum getirinin sağlanmasıdır.




Yatırımların Değerlendirilmesi (Getiri ve Risk Kavramı)

Yatırımlar ilerideki dönemlerde elde edilecek getiriler için bugün elden çıkarılan varlıklar olarak tanımlanabilir. Ileriki dönemlerde elde edilmesi beklenilen kazançlar çoğu zaman belirsizlik altındadır. Bu nedenle, yatırımlar değerlendirilirken getiri kadar bu getirilerle ilgili olan riskin de incelenmesi gerekmektedir.
Her bir menkul kiymet yatırımının bir risk faktörü vardır. Yatırımdan beklenen getiri ile yatırımın içerdiği risk unsuru arasında doğru yönde hareket eden bir ilişki mevcuttur. Ancak bu ilişki mutlak olmayıp, ceşitli yöntemlerin kullanılmasıyla azaltılabilmektedir. Yatırım riskinin azaltılmasında hedeflenen sistematik olmayan riskin ortadan kaldırılmasıdır. Bu risk türü etkin portfoy yönetimi metodları içerisinde ve getiri arasında negatif ilişki bulunan menkul kıymetlerin tercih edilip, secilmesi ve riskin uygun ceşitlendirme yöntemiyle incelenmesi veya elimine edilebilmesi sağlanmalıdır.
Finansal yatırım kararlarında yatırımcıların risk karşısındaki davranış stilleri de portföy oluşumunu etkileyecektir. Teorik olarak yatırımcı riske karşı; riski seven, riske karşı kayıtsız ve riskten kaçınan olmak uzere üç temel davranış biçiminden birini tercih etmektedir. Yatırımcılar, beklenen getirileri aynı düzeyde olan iki yatırımdan riski az olanı tercih ederler.Risk düzeyleri aynı olan yatırımlar arasından tercih edilecek yatırım aracı ise, beklenen getirisi fazla olandır. Ancak genel yaklaşım yatırımcıların yatırım kararlarında riskten kaçınan bir yaklaşım içerisinde olduğudur. Çünkü yatırıma karşılık elde edeceği faydayı en üst düzeye çıkarmak isteyen yatırımcı amacına ulaşabilmek için ya riskten kaçacak ve az kazançla yetinecek, ya da katlanmak zorunda kalacağı her ek riske karşı (sistemstik risk) daha yüksek bir getiri elde etme beklentisi içerisinde olacaktır.

Beklenen Getiri, belli bir donem getirileri ile bu getirilerin gerçekleşme olasılıklarının çarpımının toplamıdır.
Portföy performansları değerlendirilmesi, uygun risk ve dağılım ölçütlerinin seçimi ve kullanımını öngörür. Bir portföy grubu içerisinde dağılım ve risklerin ölçülmesinde en yaygın kullanılan ölçüt standard sapmadır. Bu ölçütle portföy getirisinin ortalama etrafindaki dalgalanmalarını standardize etmek mümkündür. Risk, gerçekleşen getirinin beklenen getiriden farklı olması ihtimali olduğuna göre bir menkul kıymetin riski, geçmiş dönemdeki getirilerinin standart sapmasıyla ölçülür. Portföyün standart sapması onu oluşturan menkul kıymetlerin standart sapmalarının yanısıra, o değerlerin gelirleri arasındaki ilişkisinin yapısına da bağlıdır.
Kısaca özetlersek, optimal portföy için her olası getirinin beklenen getiriden ne kadar saptığı standart sapma ile ölçülür. Standart sapmanın küçüklüğü riskin az olduğunun göstergesidir ve aynı getiri düzeyinde standart sapması en küçük olan portföyler tercih edilir.
Risk=(Σ(xi-Getiri)2/(n-1) ) 1/2

Iki veya daha fazla menkul kıymet sözkonusu olduğunda risk Kovaryans ile ölçülür. Toplam risk yatırımlar arasındaki kovaryansa bağlıdır.


COV(X,Y)=(Σ(Xi-μx)*(Yi-μy))/n

Kovaryans katsayısı (-) veya (+) değer olabilir.

(+)değer: menkul kıymet getirileri arasında bir esyönlülük olduğunu gösterir.
(-) değer: ters yönlü bir ilişki olduğunu gösterir.
(0) değer: menkul kıymetler arasında doğrusal herhangi bir ilişki olmadığını gösterir.

Korelasyon katsayısı; portföye dahil edilecek menkul kıymetlerin getirileri arasındaki ilişkinin yönünün belirlenmesinde kullanılır. Korelasyon katsayısı, yatırımlar arası kovaryansın yatırımların standart sapmalarının çarpımına bölünmesiyle elde edilmektedir. Bu işlem yatırımlar arasında hesabedilen ilişkinin kullanılan ölçü biriminden bağımsız bir hale gelmesini sağlamaktadır. Bu işlem sonucunda korelasyon katsayısı –1 değeri ile +1 değeri arasında değer alabilir.

ρ=(COV(X,Y)/(σX*σY)
ρ, -1 ile 1 aralığında olup iki değişken arasındaki doğrusal ilişkiyi ölçer.

ρ=1 ise iki değişken arasında %100 doğru orantılı bir ilişki vardır.

0<ρ<1 ise iki değişken doğru orantılıdır. ρ artarsa bu doğru orantılı ilişki de artar.

ρ=0 ise iki değişken birbirinden bağımsızdır.

-1<ρ<0 ise iki değişken ters orantılıdır. ρ azalırsa bu ters orantılı ilişki de artar.

ρ=-1 ise iki değişken arasında %100 ters orantılı ilişki vardır.




Modern Portföy Teorisine Giriş
Finansal varlıklara yapılan yatımların tek tek değil de birarada ele alınıp incelenmesine ve bu şekilde yatırım varlıkları arası etkileşimlerin dikkate alınmasına portföy yaklaşımı adı verilir. Pek çok finansal varlıktan sonsuz sayıda portföy oluşturmak mümkündür. Fakat bunlar arasından getiri ve risk açısından en iyi olana nasıl karar vereceğiz? Portföy teorisi bu soruya cevap aramakta ve çözüm önerisi sunmaktadır.
Portföy teorisine girmeden önce, portföy teorisinin iki temel kavramından bahsetmek gerekir: Beklenen getiri ve risk. Beklenen getiri ve riskin hesaplanmasında, finansal varlıkların geçmişteki getirileri gözönüne alınmaktadır. Burada çok önemli bir varsayım yapılmaktadır: Finansal varlıkların gelecekte de geçmişteki performanslarını sergileyeceği varsayılmaktadır. Geçmişteki ortalama getiri gelecek için beklenen getiri olarak kabul edilmektedir.
Bütün finansal teorilerde bazı varsayımlar yapılmıştır:

Yatırımcılar beklentilerini maksimum yapmak için alternatif portföyleri portföylerin beklenen getirilerini ve standart sapmalarını kullanırlar.
Risksiz getiri oranından istenilen kadar borç alınabilir.
İstatistiksel hesaplamalar aynı şekilde hesaplanır. Yani, yatırımcıların beklentileri homojendir.
Bütün hisseler alınıp satılabilir.
İşlemlerde komisyon alınmaz.



Portföy Getirisi ve Riski
Portföy çeşitlendirmesi ile, varlıkların arasındaki ilişkileri dikkate almaksızın yapılacak çeşitlendirmeye nazaran daha düşük riskli portföyler oluşturmak mümkündür.
Portföyün Getirisi: Ep=ΣPi*Xi, pi oran ve xi getirileri göstermekte.

Varyans-Ortalama Portföy Çeşitlemesi (Markowitz Modeli)
Portföyün Riski: σp=(ΣΣpi*pj*σij)1/2, formülü ile hesaplanabilir.
σij=COVij, iki varlığın kovaryansına eşittir.
COVij=ρ*σi*σj burada ρ korelasyon katsayısına eşittir.
Modern Portföy Teorisinin yaratıcısı olarak kabul edilen Harry Markowitz, finansal varlıkların getirileri arasındaki ilişkilerin de dikkate alınması ve tam pozitif ilişki içinde bulunmayan varlıkların aynı portföyde birleştirilmesiyle, beklenen getiriden feragat etmeksizin riskin azaltılabileceğini göstermiştir.
Örnek A,B iki finansal varlık olsun
Portföyün Getirisi=PA*XA+PB*XB olur.
Portföyün Riski=(PA*σA)2+(PB*σB)2+2*PA*PB*COVAB
Portföy Çeşitlemesi; Burada dikkat edilmesi gereken nokta, portföyün riskinin her halükarda varlıkların tam pozitif korelasyona sahip oldukları durumdan daha düşük olmaktadır. Yani portföyün risk-getiri diyagramı her zaman dışbükey olmaktadır. İkinci dikkat edilmesi gereken nokta ise, varlıklar arasındaki korelasyon katsayısı -1’e ne kadar yakınsa belli bir getiri düzeyinde risk o kadar azaltılabilmektedir. Hatta uç durum olan tam negatif korelasyon risk sıfıra eşitlenebilmektedir.

Çeşitlendirmenin risk azaltıcı etkisini görmek bir örnek yardımıyla daha kolay olacaktır.Aşağıdaki tabloda biri ihracat diğeri ithalat yapan iki şirketin yıllık getirileri verilmiştir.Buna gore ihracat yapan şirketin cirosu ve dolayısıyla getirisi dolar artıkça artmakta ve %40 ile %10 arasında dalgalanmaktadır.Ancak ithalat yapan şirketin ise dolar artıkca satışları düşmekte,dolar düştükçe satışları ve getirisi artmaktadır.Bu şirketinde getirisi %40 ile %10 arasında değişmektedir.
 

Tek konu üzerinden devam ediniz.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst