romegames 1
romegames
Krutzo 1
Krutzo
shrpnl 1
shrpnl
Best Studio 1
Best Studio
D 1
delimuratt
Aliyldrim 1
Aliyldrim
Mt2Hizmet 1
Mt2Hizmet
noisiv 1
noisiv
Manwe Work 1
Manwe Work
Hikaye Ekle
Reklam vermek için turkmmo@gmail.com

Risk Sermayesi (Ekonomi)

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan TruvaGame
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • Cevaplar Cevaplar 0
  • Görüntüleme Görüntüleme 41
Metin2 Pvp GM

TruvaGame

Level 23
GM
TM Üye
Katılım
23 Ocak 2016
Konular
8,370
Mesajlar
18,387
Online süresi
4mo 19d
Reaksiyon Skoru
4,080
Altın Konu
0
Başarım Puanı
506
MmoLira
39
DevLira
0
Ticaret - 0%
0   0   0

ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!

YATIRIMIN YENİ ADI : RİSK SERMAYESİ
Geçtiğimiz 3-4 yıl içerisinde öncelikle ABD'de başlayan ve teknoloji şirketlerine dağıtılan "Risk Sermayesi" furyası, içinde bulunduğumuz günlerde yavaş yavaş Türkiye'yi de etkisi altına almaya başladı. Her gecen gün risk sermayesi modeli ile Internet şirketlerine yatırım yapmayı düşünen şirketlerin haberlerini duyuyoruz. Risk sermayesi, yurt dışında bilindiği ismi ile "VC-Venture Capital", ülkemizde yeni tanıştığımız bir yatırım anlayışı. Bu nedenle, Türkiye'de risk sermayesi ve gelişimine bir göz atmadan isterseniz genel olarak "Risk Sermayesi"nin bir tanımını yapalım:
Teknoloji firmaları, özellikle Internet şirketleri ile adini duymaya başladığımız risk sermayesi aslında geçmişi daha eskilere uzanan bir yatırım sekli. Risk sermayesi, genellikle kurulmamış veya kurulusunun ilk aşamalarında olan islere veya şirketlere yatırımları öngörür. Is kurulma aşamasında gereken yatırım ihtiyacı için bankalardan alınan kredilerden farkı ise risk sermayesinin paranın dışında birçok diğer ogeyi de çatısı altında bulundurmasıdır. Bu yapı içerisinde uzun donemde getirisi diğer yatırım modellerine göre oldukça fazla olmasına rağmen beraberinde daha fazla da risk getirmekte olduğu bilinen bir gerçek. Internet'in hayatımıza girmesinden önce var olan eski ekonomi yapıları içerisinde dünyada risk sermayesi, koklu, elit bir gruba üye, geniş finansal güce sahip, büyük yatırım şirketleri tarafından verilmekte idi. Türkiye'de ise bu yapı içerisinde risk sermayesi veren bir yatırım şirketi yoktu.
Son yıllar içerisinde Internet'in hayatımızda meydana getirmeye başladığı değişiklikler, yatırım piyasalarının da dikkatini çekmeye başladı. Yeni ekonominin hızla kurallarını oluşturduğunu fark eden yatırım şirketleri, hızlı adımlar ile Internet ve teknoloji şirketlerine yatırım yapmaya başladılar. Amerika'da New Hampshire Üniversitesi tarafından yapılan kapsamlı bir araştırmada 1999 yılı içerisinde 250.000 ayrı yatırımcı tarafından 30.000 ayrı şirkete $20 milyar civarında risk sermayesi dağıtıldığı ortaya çıkarıldı. Bu yatırım miktarı 10 sene öncesinin tam olarak iki kati.
Günümüzde gelişen bu yeni yatırım modelinin en önemli özelliği ise hızlı bir şekilde hareket edilmesini gerektirmesi. Eski yatırım şirketlerinin, yatırım yapılacak planlara karar vermesi ve harekete geçmesi için gecen zaman Internet dünyasının hızı ile kıyaslandığında oldukça yavaş kalmakta. Yeni ekonomi içinde ortaya çıkan yeni is modelleri ve sayıları binler ile ifade edilmeye başlanan is planları söz konusu olduğunda var olan klasik risk sermayesi şirketlerinin kaynaklarının yetersiz kaldığı görüldü. Artan yatırım taleplerini karşılamak ve ortaya çıkan is fırsatlarından yararlanabilmek için, yeni bir yaklaşım ve kültür ile isleyen risk sermayesi şirketlerinin sayıları hızla artmaya başladı.
Bu şirketlerin yani sıra, kurumsal yapıya sahip olmayan kişiler bazında oluşan yeni bir yatırımcı kavramı da doğdu. Yurtdışında "Melek" (Angel) adi verilen kişisel yatırımcılar ortaya çıktı. Risk sermayesi şirketlerinin sahip olduğu kurumsal yapının dışında daha hızlı hareket edebilen, danışmanlık ve vizyon sağlayıcı rolleri de üstlenebilen "Melek"ler genelde daha başlangıç aşamasında olan ve ilk yatırım sermaye ihtiyacı daha düşük olan projeler ile ilgilenmekteler.
Risk sermayesi şirketlerinin misyonları arasında finansman sağlamanın dışında çok fazla görevleri bulunduğunu az önce belirtmiştik. Simdi risk sermayesi veren şirketlerin sizin için yapması gerekenlere bir bakalım:
Risk sermayesi çatısı altında yatırım yapılan şirketlerde, is planlarının fikir aşamasında veya çok başlangıç evresinde olmasından ve bu planı hayata geçirecek olan girişimcilerde genellikle organizasyon, isletme ve yönetim tecrübelerinin yetersiz olmasından dolayı risk sermayesi şirketleri genç girişimcilere, profesyonel yönetim danışmanlığı, stratejik beraberliklerin kurulması, tanıtım ve pazarlama konularında danışmanlık ve kuluçkalama tabir edilen, şirketin ayağa kalkmasına kadar gecen donem için gereken tüm operasyonel desteği sağlamakta. Sağlanan bu destek hizmetlerini projeye Sağlanan ek değerler olarak değil, risk sermayesi şirketlerinin yatırımlarını koruması için yerine getirmesi gereken şartlar olarak görmek gerekmekte.
Türkiye'de de yavaş yavaş oluşturulan risk sermayesi fonları ve teknoloji firmalarına risk sermayesi modeli ile yatırım yapmanın önemini kavrayan büyük gruplar tarafından ilgi her gecen gün daha çok artmakta. Su anda Türkiye'de yeni kurulan bir teknoloji şirketi veya Internet şirketini risk sermayedarı olarak destekleyecek bir yapıya ve vizyona sahip çok az yatırım şirketi bulunmakta. Finansal olarak ihtiyaçlar belli bir yere kadar karşılansa dahi, hızlı hareket edilmesi ve yeni bir Internet şirketinin yukarıda bahsettiğimiz operasyona yönelik ihtiyaçlarının karşılanması anlamında şimdilik yavaş kalınmakta. Bu nedenle fikir aşamasında veya ilk adımlarında olan is planlarına su anda Türkiye'de destek verilmese de, kendi çabaları ile belli bir noktaya gelmiş, ayağa kalkmaya başlayan şirketlere yatırım yapılmakta. Bunun sonucu olarak da Dünya genelinde Türkiye'nin gururu olabilecek fikirler ve is planlarının değerlendirilemeden yok olması gündeme gelmekte. Zaman içerisinde bu oluşumun da, doğru yönlendirmeler ve anlayışlar ile iyi yönde değişeceğine inanıyoruz. Tek şart, bu değişimin yeni ekonominin en önemli kuralı olan "hızlı" bir şekilde gerçekleşmesi.
RİSK SERMAYESİNİN DÜNYA ve TÜRKİYE’DEKİ UYGULAMALARI
Risk Sermayesi iyi bir iş kurma fikrine, gerekli girişimcilik yeteneğine ve bilgisine sahip ancak iş kurmak için sermayesi olmayan girişimcilere, fikirlerini gerçeğe dönüştürmek için gerekli finansmanı sağlayan bir alternatif finansman yöntemidir. Diğer yandan risk sermayesi, risk sermayedarı tarafından yeni fikirler ya da teknolojiler üreten gelişme potansiyeli yüksek küçük ve orta boy işletmelere, edinecekleri pay karşılığında yaptıkları öz kaynak benzeri bir yatırım aracıdır. Görüldüğü gibi risk sermayesi hem bir finansman aracı hem de bir yatırım aracı olarak kullanılabilmektedir.
Risk sermayesi yatırımının temel ölçütü teknolojik yenilik içermesidir. Günümüzde işletmelerin rekabetteki en önemli araçları teknolojidir. Teknoloji üç türlü yaratılabilir:
• İşletme bünyesindeki Ar-Ge ile proses ve ürün geliştirme,
• Lisans alma veya teknolojiye sahip bir işletme ile ortaklık kurarak teknoloji transferi,
• Varolan teknolojinin kullanımı,
Küçük ve orta boy işletmelerin, yüksek rekabetin yaşandığı piyasada ayakta kalabilmeleri, teknolojik gelişmenin yakalanması ile mümkündür. Rekabet etmedeki en önemli strateji, işletmenin Ar-Ge çalışmalarına önem vermesidir. Ancak bu tür çalışmalar riskli, uzun vadede karlı ve kalifiye insan gücü gerektiren yatırımlardır. Ar-Ge yatırımlarına girişimcilerin kendi kaynakları yetersiz kalmakta ve mevcut piyasadan da kaynak bulmakta zorlanmaktadırlar. Ayrıca mevcut piyasadaki sermayedarlar bu yatırımların geri dönüşünün uzun vadeli ve riskinin yüksek olması sebebiyle yatırım yapmaktan çekinmektedirler. Bugün için ülkemizde, küçük ve orta ölçekli işletmeler finansal sorunları sebebiyle bırakın Ar-Ge çalışmalarına kaynak ayırmayı çoğu zaman varlıklarını dahi zorlukla sürdürmektedirler. Çünkü bu işletmeler sermaye piyasalarından ve uzun vadeli finansman kaynaklarından yeterince yararlanamamaktadırlar. Büyümeleri için banka kredilerine ve öz kaynaklarına bağlı kalmaktadırlar. Ancak bu işletmelerin gerek güvenilirlik ve teminat sıkıntıları gerekse kredi maliyetlerinin yüksek olması sebebiyle bankacılık sisteminden sağlamaya çalıştıkları finansman kısıtlıdır. Bu sebeple bu tür yatırımlar özel finansman yöntemleri ile desteklenmelidir.
Risk sermayesi yatırımı ile teknolojik yenilik içeren projelere sahip küçük ve orta boy işletmelere ortak olunmak suretiyle uzun vadede finansman sağlanmaktadır.
RİSK SERMAYESİ KAVRAMLARI:
Teknoloji: Teknoloji, üretim bilgisinin üretilmesi ve kullanılması becerisidir. Ekonomik büyümenin, rekabetin ve gelişmenin en önemli aracıdır. Teknoloji dinamik bir kavram olup, sistematik üretim girdisi ile birlikte aynı zamanda üretimde kullanılan tüm girdi, araç, gereç ve bunları kullanan insanları kapsar. Günümüzde teknoloji, emek ve sermayenin verimliliğini arttıran üretim girdisi olarak görülmektedir.
Teknolojik Yenilik: Risk sermayesinin temel ölçütü teknolojik yeniliktir. Teknolojik yenilik, yeni bir makine veya ürün olabileceği gibi yeni bir organizasyon yeni bir pazar veya hammadde de olabilir. Teknolojik yeniliklerin temelinde Ar-Ge çalışmaları vardır.
Teknolojik gelişme ise, yeniliğin fikir olmaktan çıkarılıp ekonomik değer haline dönüştürülene kadar olan faaliyetlerin bütünüdür.
Girişimci (Entrepreneur) : Girişimci, yeni pazar, yeni tedarik ve finansman kaynakları bularak yeni ürün veya üretim teknikleri, örgütlenme biçimleri geliştirerek ekonomik gelişmenin öncülüğünü yapan kişidir.
Risk Sermayedarı (Venture Capitalist) : Risk sermayesi sağlayan kişi ve kuruluşlardır.
RİSK SERMAYESİNİN ÖZELLİKLERİ:
• Yatırım projesi gelişme potansiyeli gösteren yeni teknolojileri ve malların üretimini içermeli, dinamik, yaratıcı küçük ve orta büyüklükteki işletmelere yönelik olmalıdır. Bu tür firmalar yaratıcı ve dinamik girişimci yapılarına rağmen verimlilik beklentisi yüksek olan projelerini öz varlıklarının yetersiz olması sebebiyle sermaye ve para piyasası araçları vasıtasıyla finanse edememektedirler. Bu sebeple risk sermayesi bu türdeki yatırımlar için önem kazanmaktadır.
• Risk sermayesinin kapsamı yatırımlarla sınırlı değildir. Girişimci aynı zamanda yönetsel bilgi birikimini ve deneyimini kullanmakta, aktif olarak firmanın fizibilite çalışmalarına, kuruluşuna ve yönetimine katılmaktadır. Bunun sebeplerinden biri, işletmenin yönetsel deneyimleri risk sermayesi şirketine göre daha az olması diğeri ise risk sermayesi şirketi açısından üstlendiği riski azaltmak için firmayı kontrol altında tutmak istemesidir.
• Risk sermayesi yatırımı, hisse senedi karşılığında yapılmaktadır. Bu anlamda sermayedar büyük bir risk altında olacağı için yatırım yapacağı firma/projeyi iyi bir inceleme ve elemeye tabi tutmaktadır.
• Risk sermayesi yatırımları uzun vadeli yatırımlardır. Ortalama yatırımın geri dönme süresi 5-10 yıldır.
RİSK SERMAYESİ MODELİNDE YÖNETİM YAKLAŞIMI:
Risk sermayedarı için yapılacak yatırımda başarılı olabilmenin en önemli kriteri yönetimdir. Risk sermayedarı iki türlü hareket edebilir;
• Yönetim içinde (hands on) yer alarak
Sermayedar yatırım yapılan şirketin yönetim kurulunda birebir yer alır. Dolayısıyla bu sermayedar ve firma arasında yakın ve düzenli görüşmelere yol açar. Risk sermayedarı, teknoloji, şirketin pazarlama stratejisi ve üst yönetim konularında aktif katılım sağlar.
• Yönetimin dışında (hands off) kalarak
Sermayedar reaktif katılım sergiler. Şirketin bazı kritik kararlarının alınmasında rol oynar. Temsilci ve gözlemci gibi hareket eder. Şirketle olan ilişkiler seyrek ve formal raporlar ile sınırlıdır.
RİSK SERMAYESİ FİNANSMAN TÜRLERİ:
Her yatırımın ihtiyacı niteliğine göre farklı finansman türleri söz konusudur.
Çekirdek Sermayesi (Sead Capital)
Fikir aşamasının finansmanı şeklinde özetlenebilir. Yeni bir ürün veya hizmetin yaratılması için çekirdek sermayenin sağlanmasıdır. Bu finansman yöntemi, ancak işletmeye ait projenin daha önce karşılaşılmamış ihtiyaç duyulur yeni ürün/hizmet ve hızla büyüyebilme kapasitesi olan bir pazara sahip olması halinde gerçekleştirilmektedir.
Bu aşamada girişimci bir fikir geliştirmiş, fakat fikrinin hayata geçmesi için ne teknik ne de ticarileştirilmesi için planlama yapmamıştır. Girişimciye ait projenin akıbeti genellikle bir yıllık süre içerisinde belli olmaktadır. Bu süre zarfında sermayedarın rolü girişimciyi finanse etmektir. En riskli yatırım biçimidir, çünkü projenin uygulanabilirliğinin ne olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Fakat getirisi menkul kıymet alım satımından çok yüksektir.
Bu yatırım türü oldukça sabır ister. Başlangıç devresinden 2-3 yıl önce başlanır ve likidite edilmesi için ortalama 10-12 yıla ihtiyacı vardır. Bu sebeple bu tür yatırımı profesyonel risk sermayedarları nadiren tercih etmektedirler. Projenin yapılabilirliği bu devrede tartışılır durumda olup başarısız olma ihtimali yüksektir. Yapılan istatistiklere göre risk sermayedarları tarafından ilk bir yıllık süre içinde projelerin % 70 i elenmektedir.
Başlangıç Finansmanı (Startup capital)
Risk sermayesinin genel kullanım alanı bu yatırım biçimidir. Ar-Ge faaliyetlerinin ikinci aşaması olan geliştirme aşamasında bu finanslama yöntemi kullanılmaktadır. Genellikle kuruluş süreci içinde olan yada kısa bir süreden beri faaliyette olan ancak ürününü ticarileştirememiş firmaların finansmanında kullanılır.
Bu aşamada girişimcinin fikriyle ilgili hazırlanmış iş planı titizlikle incelenmelidir. Pazarı büyüklüğü, firmanın büyümesi, pazardan pay alma ve şirket yönetiminin nasıl olacağı konusunda gerçekçi veriler elde edilmelidir. Bu aşamada sermayedar bilgi ve becerisiyle projenin başarısı için girişimciye gerekli her yardımı yapmaktadır. Genellikle başlangıç sermayesi yatırımlarının finansmanı 3-5 yıl sürmektedir.
Erken Aşama ve Geçit Finansmanı (Early Stage and Gate Financing)
Bu aşamada firma belli bir büyüklüğe ulaşmıştır. Pazara sürdüğü malı veya hizmeti mevcut olup, ürünün pazardaki üstünlüğünü sağlayacak bir marka imajı ve önemli bir pazar payı yoktur. İşletme bu aşamada, prototipini geliştirmiş ancak ticari üretimi ve pazarlaması için fona ihtiyaç duymaktadır. Piyasadaki rakipleriyle kıyasıya bir rekabet söz konusu olup, firmanın elde ettiği kar ürününün üstünlüğünü ispatlamaya yetecek kapasitede olmadığı için ek finansmana ihtiyaç vardır. Firmanın risk sermayesi dışında fon bulması içinde bulunduğu şartlarda zordur çünkü firmanın bankacılık sisteminden kredi alması için teminatları yetersiz bununla beraber sermaye piyasasından fon sağlama imkanı yoktur. Bu aşamada firmanın da bir takım yönetsel problemleri vardır. Bu problemler üstesinden risk sermayedarının maddi ve yönetsel desteği ile gelinebilmektedir.
Köprü Finansman (Bridge Financing)
Köprü finansman 6 ay ile 1 yıl içerisinde halka açılmayı ümit eden şirketlere aktarılmaktadır. Eğer şirket hisse senetlerinin arzı için iyi bir yapıdaysa, şirketin halka açılana kadar faaliyetlerine devam edebilmesi için ihtiyaç duyduğu finansmanın sağlanmasında kullanılan bir yöntemdir.
Kuruluşun Kendi Yönetici Kadrosu Tarafından Alınması (Management Buy Out)
Bir finansman türü şirket yönetim kadrosunun işletmeyi elde etmesini mümkün kılmak için sağlanan finansmandır. Günümüzde yenilenen versiyonu ile dünyada en çok kullanılan yöntemlerden biridir. Bu yatırımlar az risk taşımakta ve kazançlı olması sebebiyle tercih edilmektedir. Buradan yola çıkarak İngiltere deki 3i şirketi MBO’nun başka bir versiyonu olan spin-out u geliştirmiştir. Bu yöntemde, 3i şirketi ile ana şirket tarafından yeni bir şirket kurulmakta ve bir müddet sonra ana şirketten ayrılmaktadır. Böylece destekleyiciler şirket ayakta durana kadar riski omuzlamakta ve girişimcinin ilerlemesine yardım edilmektedir. Spin out şirketinin sahiplik ve kontrolü ana şirket, yönetim kadrosu ve risk sermayesi şirketi arasında dengelenmekte ve hiçbir ortaklıkta % 50 den fazla pay alınmamaktadır.
Yatırım aşamalarında zaman risk tablosu:
Yatırım Tipi Zaman (yıl) Risk
Erken aşama finansmanı
• Tasarım Finansmanı (prototip geliştirilme aşaması)
• Başlangıç sermayesi (start-up) (iş oluşturma aşaması)
• Erken geliştirme (zararda veya yeni kazanç sağlamaya başlamış işletmenin geliştirilmesi)
Geç aşama finansmanı
• Genişleme sermayesi (kurulmuş, karlı işletmenin sermaye ihityacı)
• Köprü finansa çıkış öncesi son destekleme finansmanı
RİSK SERMAYESİ FON KAYNAKLARI:
Risk sermayesi fon kaynakları ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Risk sermayesi sisteminin en çok uygulandığı ülkeler olan Amerika ve İngiltere deki uygulamanın farklı olmasının sebebi bu ülkelerde ki mali sistemlerinin farklılığından kaynaklanmaktadır.
Risk sermayesi yatırımlarının özünde Ar-Ge çalışmaları olması sebebiyle yüksek belirsizlik ve risk mevcuttur. Bu nedenle yatırımlarım nakit akışlarının ilk yıllarda negatif ve yatırımın uzun vadeli olması nakit akışlarındaki belirsizliği fonun kaynaklarını olumsuz yönde etkilemektedir.
Aşağıda, risk sermayesi fon kaynaklarını oluşturan kuruluşlar açısından Amerika, İngiltere ve Türkiye açısından bir karşılaştırma yapılmıştır.

Bağımsız Risk Sermayesi Şirketleri
Bu tür şirketler kurumsallaşmış risk sermayesi kaynaklarıdır. Özel ortaklıklar şeklinde yapılanmışlardır. Tarihsel süreç içinde baktığımızda bu tür şirketlerin aile şirketleri olarak kuruldukları gözlenmektedir. (Rockfeller vb.) Günümüzde risk sermayesi endüstrisine sermaye özel ortaklıklar kanalıyla gelmektedir.
Bu tür şirketlerce finanse edilen firmalar genellikle sınırlı sorumlu şirketler olarak yapılanmaktadırlar. Bu şirketlerin yönetim kadrolarında risk sermayedarı da söz hakkına sahip olmaktadır. Yönetimde ortaklar konulan sermayenin %2,5-3 ü oranında yönetim ücreti almaktadır. Ayrıca bu ortaklar uzun vadede sermaye kazançlarından %20 oranında kardan pay almaktadırlar.
Dünyada yaygın uygulaması olan bu tür şirketler ülkemizde yeni kurulmaya başlamıştır. Halen bu alanda Vakıf Risk A.Ş. faaliyet gösteren tek şirket durumundadır. Bugüne kadar üç proje için finansman sağlamıştır.
Finansal Kurumlara Ait Risk Sermayesi Şirketleri
Ülkemizde henüz uygulaması bulunmayan bu şirketler, ticari bankaların ve sigorta şirketlerinin kendi kredi koşullarına uymayan risk ve getirisi yüksek yatırımların finansmanı için risk sermayesi şirketleri kurmuşlardır. Bu tür şirketlerde farklı olarak kendileri söz konusu şirketlerin sınırlı sorumlu ortakları durumundadır.
Finansal Olmayan Kurumlara Ait Risk Sermayesi Şirketleri
Bu tür şirketler genellikle büyük sanayi şirketleri tarafından kurulurlar. Amaçları piyasada ki yoğun rekabetten galip çıkabilmek ve paylarını arttırmak için yeni ürün geliştirerek güçlü bir yapıya sahip olmaktır.
Küçük İşletme Yatırım Şirketleri
Günümüzde ABD’ de Küçük İşletme Yatırım Şirketi olarak tanımlanan yaklaşık 390 özel ve kamu şirketleri bulunmaktadır. Bu şirketler asgari 1milyon dolar sermaye ile kurulmaktadırlar.
Küçük işletme yatırım şirketleri kendi aralarında kredi ağırlıklı (Lending Oriented) ve öz kaynak ağırlıklı (Equity Oriented) olarak farklı türlere ayrılmaktadır. Öz kaynak ağırlıklı küçük işletme yatırım şirketlerinin sermayesi iki milyon dolar civarındadır. Bu işletmeler yüksek oranda devlet kaynağı kullanmaktadırlar.
Portföyünün en çok %33’ ünü gayrimenkul yatırımlarına ayrılabilir. Bu tür şirketler yurtdışına yatırım yapamazlar. Kuruluş için en az bir milyon dolar öz kaynak şartı vardır. Küçük işletme yatırım şirketleri SBA dan öz sermayesinin üç katına kadar borçlanabilir, bu sebeple de genellikle kredi verme yönü gelişmiş ve bu yüzden risk sermayesi kuruluşu olma özelliğini kaybetmeye başlamıştır. Sonuç olarak, küçük işletme yatırım şirketleri küçük işletmelere borç sağlayan özel finansman kuruluşları kimliğindedir.
Ülkemizde bu alanda tek örneği oluşturan, TOBB, TESK, Halk Bankası, KOSGEB ve 16 sanayi odasının ortaklığı ile mevcut ve kurulacak küçük ve orta boy işletmelerin finansman ihtiyaçlarını temin etmek amacıyla KOBİ Yatırım Ortaklığı A.Ş. 11 Ocak 1999 tarihinde kurulmuştur. Bu şirket, KOBİ lerin gelişmelerine ve ekonomik faaliyetlerine yardımcı olmak, sanayileşmede katkılarını arttırmak, yatırım yapmalarını teşvik etmek için ortaklıklar oluşturmak yoluyla projelerini hayata geçirmelerinde şirket sermayesi, danışmanlık ve eğitim hizmetleri vermeyi amaçlamaktadır.
Küçük ve Orta Boy İşletmelerin Finansal Sorunları
Küçük ölçekli işletmelerde mevcut sermayenin kaynağı genellikle tasarruf şeklinde belirlenmiştir. Tasarruf ya işin kendi içinde yada dışında yapılan tasarruf olup, tasarruf edilen miktar genellikle firmanın öz sermayesine eklenmektedir. Küçük ölçekli işletmeler borçlanmaya pek sıcak bakmamaktadırlar. KOBİ’ler açısından borçlanma, müşterilerinin veya mal aldıkları tüccar ve sanayicilerin kendilerine tanıdıkları vadeli ödemelerdir. Bankacılık sisteminden faydalanmamalarının sebebi de mevcut sistemin acil finansman desteği sağlayamamasıdır.
İmalat sanayinde faaliyet gösteren firmaların en önemli sorunu finansman yetersizliğidir özellikle kısa vadeli finansman sorunu başlangıç sermayesini kendi kaynaklarından sağlayan işletmeler için faaliyetlerini zorlayıcı bir etkendir. Bu sebeple yeni iş kurmak isteyen girişimcileri zorlayan en önemli darboğazdır.
Bir diğer sorunda, yatırım kredilerinin pahalı olması uzun vadeli finansman temininde yaşanmaktadır. Bunun en önemli nedeni mali kurumlar karşısında yetersi kalmalarıdır. Gerek kredi temini gerekse kredilerin pahalı ve kredi karşılığında istenen teminatların kredi tutarıyla birebir olması küçük ve orta boy işletmelerin bankacılık kesiminden fon temin etmelerini olumsuz yönde etkilemektedir.
Küçük ve orta boy işletmelerin, yeterince kurumsallaşamamaları sermaye piyasalarında kaynak temin etmelerine imkan vermemektedir.
DÜNYA VE TÜRKİYE’DEKİ RİSK SERMAYESİ UYGULAMALARI
Bilindiği üzere risk sermayesi yatırımları özellikle ABD’ de başarılı şekilde uygulanmaktadır. ABD’ de Macintosh bilgisayarlarının üreticisi Apple Computer İnc ve Digital Equipment Corporition şirketleri risk sermayesi yatırımları ile kurulmuş şirketlerdir. ABD’de risk sermayesi yatırımlarını gerçekleştiren kuruluşlar olan SBIC’s önceleri yatırımlarını ortaklık yerine faizli kredi tahsisi şeklinde gerçekleştirirken, bu uygulamanın başarılı sonuçlar vermemesi üzerine risk sermayesi yatırımları ortaklık şeklinde şirket sermayesine katkı olarak dönüşmüş ve emeklilik fonlarının risk sermayesi şirketlerinin hisse senetlerini satın alabilme imkanlarının getirilmesiyle bugünkü durumuna gelmiştir.
Japonya’da 1974 yılında risk sermayesi girişim merkezi kurulmuş olup, KOBİ’lere bankalarca verilen yatırım kredilerinin %80’ i oranında kefalet verilmektedir. Japonya’da risk sermayesi şirketleri önceleri kamu kuruluşlarının desteğinde kurulmuş daha sonra banka ve aracı kuruluşlar tarafından kurulan risk sermayesi şirketleri ile geliştirilmiştir. ABD’nde risk sermayesi yatırımları daha ziyade başlangıç sermayesinin sağlanmasında ağırlık kazanırken Japonya’da genelde gelişme aşamasındaki şirketlere yönelmektedir. Japonya’da risk sermayesi şirketlerince desteklenen firmaların üçte ikisi 10 yıldan eski şirketlerdir.
Avrupa Topluluğu ülkelerinde risk sermayesi kaynaklarının büyük bir bölümü bankalar tarafından yaratılmaktadır. Genel olarak AT ülkelerinde risk sermayesi yatırımı işletmenin hisse senetlerini alarak değil borç karşılığı kredi verilerek yapılmaktadır. Çünkü bankalar risk almaktan kaçınmaktadırlar. Avrupa’da bu konuda en gelişmiş ve köklü uygulamalara sahip ülke İngiltere’dir. İngiltere’de holdingler, bankalar ve bölgesel kuruluşlar risk sermayesi kaynağını oluşturmaktadır. Bankalar gelişme potansiyeli taşıyan küçük ve orta boy işletmelerin hisse senetlerini satın alarak bu şirketlere ortak olmakta ve gerekli sermeye desteğinin sağlamaktadırlar.
Fransa‘da bankalar risk sermaye sektörüne ağırlıklı paya sahiptirler. Almanya’da ise risk sermayesi kamu şemsiyesi altında gelişmiştir. 1978 yılında 28 Alman bankasının katılımıyla büyük çapta bir risk sermayesi şirketi kurulmuştur. Devlet bu şirketin zararlarının %75’ ini karşılamayı taahhüt etmiştir. Ancak bu uygulama başarılı sonuçlar vermemiş ve kurulan şirket uzun zaman zarar etmiştir. Zarar etme nedenleri arasında bu şirketin yönetiminin oldukça bürokratik yapıda olması ve çok sayıda temsilciden (bankalar, sanayiciler, bürokratlar) oluşması ve kamunun proje değerlendirici durumda olması gelmektedir.
Dünya’da risk sermayesi yatırım ortaklıkları ihtisaslaşmışlardır. Hemen hemen her alanda yatırım yapmaktadırlar.
Ayrıca risk sermayesi sisteminin başarısı ve bu derece yaygın olmasının sebebi küçük işletmelerin hisselerinin işlem gördüğü borsaların olmasıdır. Bu tür piyasaların dünyada ki en iyi örneği NASDAQ borsasıdır. Tamamen KOBİ’lere yönelik olarak elektronik ortamda işlem yapmaktadır. Bunun yanında Avrupa’da ESDAQ, Japonya’da JASDAQ, İngiltere’de Alternative Inverstment Market (AIM), Almanya’da Neue Markt, Fransa’da Nouveau Marche, Kanada’da Vencuver Borsası da küçük ve orta boy işletmelerin işlem yapmaları amacıyla kurulmuş diğer borsalardır.
Ülkemizde risk sermayesi alanında çalışmalar özellikle 1980 yılından sonra zaman zaman hızlanarak sürdürülse de, genelde istenilen sonuçlara ulaşılamamıştır. 1993 yılında SPK Kanunu’na dayandırılarak çıkarılan seri VIII, 21 sayılı “Risk Sermayesi Yatırım Ortaklıklarına İlişkin Esaslar Tebliği” ile konu yasal düzenlemeye kavuşmuştur. Ancak tebliğin yürürlüğe girmesinden itibaren üç yılı aşkın süre geçmesine rağmen sadece bir banka iştiraki şeklinde risk sermayesi yatırım ortaklığı kurulabilmiştir. 1998 yılında söz konusu tebliğde değişikliğe gidilerek, kurulacak şirketlerin kuruluş sermayesi 500 Milyar TL’ ye çıkarılmış ve yatırım alanlarında esneklik getirilmiştir. Tebliğin ana ilkeleri şöyledir;
Tebliğ’de risk sermayesi yatırımının tanımı; girişim şirketlerinin birinci el piyasalarda ihraç ettiği sermaye piyasası araçlarına yapılan uzun vadeli yatırımlar şeklinde tanımı yapılmıştır. Ayrıca risk sermayesi yatırımının, girişim şirketlerine ortak olmak suretiyle yapılabileceği gibi bu şirketlerin ihraç ettiği borçlanma senetlerinin satın alınması suretiyle de yapılabileceği şeklinde açıklanmıştır.
Girişim şirketlerinin, sınai zirai uygulama ve ticari pazar potansiyeli olan araç, gereç, malzeme, hizmet veya yeni ürün, yöntem, sistem ve üretim tekniklerinin meydana getirilmesini veya geliştirilmesini amaçlamaları ya da yönetim, teknik veya sermaye desteği ile bu amaçları geliştirebilecek durumda olmaları gereklidir.
Risk sermayesi yatırım ortaklıklarının, kayıtlı sermayeli anonim şirket şeklinde kurulması, çıkarılmış sermayesinin asgari %49’u oranındaki hisse senetlerini, bu tebliğ'de belirlenen süre ve esaslar dahilinde halka arz etmek üzere kurulmuş olması, başlangıç sermayesinin 500 milyar TL’den az olmaması ve hisse senetlerinin nakit karşılığı çıkarılması söz konusu tebliğde açıkça belirtilmiştir.
Mevcut Örnek (Vakıf Risk Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş.)
Ülkemizde tek risk sermayesi yatırımı yapan, Vakıf Risk Sermayesi Yatırım Ortaklığı A.Ş. 1996 yılında Vakıf Bankası’nın bir yan kuruluşu olarak kurulmuştur. Bankadan bağımsız özerk bir yapıda yönetilmektedir. Şirketin kayıtlı sermaye tavanı 2 Trilyon TL ve ödenmiş sermeyesi 250 Milyar TL’dir.
Vakıf risk tarafından yatırım yapılan şirketler sektörel, teknik ve finansal analiz sonucunda belirlenmektedir. Bu aşamada yazılım, bio-teknoloji, kompozit malzeme ve makine imalat sektörleri öncelikli sektör olarak tercih edilmektedir. Şirket 2000 yılı içinde borsaya kote olmuştur. Portföyünde üç şirket yer almaktadır.
Şirketin ilk yatırımı, ODTÜ-KOSGEB Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde faaliyet göstermekte olan Teknoplazma A.Ş. dir. Fiziksel buharlaşma yöntemi ile çalışan bir kaplama reaktörünü Türkiye de ilk kez tasarlamış ve üretmişlerdir. Kalınlıkları 1 ila 5 mikron arasında değişen amorf tıpkı elmas karbon (ATEK), titanyum, carbon ve nitrat bileşenleri ile bunlar gibi aşınmaya dayanıklı, sert seramik kaplamalar üretmekte ve pazarlamaktadır. Vakıf risk A.Ş. sözleşmede yazılı süre sonunda (5 yıl) hisseleri ya firmaya geri satarak yada şirket borsaya kote olursa borsa’da satarak ortaklıktan ayrılacaktır.
İkinci yatırımları ise, Ege Serbest Bölgesinde faaliyete başlayan İnova Biyoteknoloji A.Ş. dir. Hepatit A, hepatit B, HIV, vs. gibi hastalıklar ile hamileliğin hızlı bir şekilde teşhis edilmesinde kullanılan tanı kitleri için gereken nanopartikül, antijen ve antikorların üretilmesi, üretilen nanopartiküller ile antijen ve antikorların konjükasyon yolu ile birleştirilerek tanı kitleri üretilmesini gerçekleştirecektir.
Üçüncü yatırımları ise, bir İnternet servis sağlayıcısını bünyesinde bulunduran Ortadoğu yazılım Hizmetleri A.Ş. ‘dir. ODTÜ yerleşkesi içinde faaliyet gösteren şirket Türkiye’nin ilk İnternet servis sağlayıcısı TR-NET’i kurmuştur.
Ülkemizdeki Diğer Risk Sermayesi Yatırımları:
1991 yılında Banker Trust ile Türk Petrol Holding’in ortaklığında gerçekleşmiştir. Bu girişim Banker Trust’un Türkiye ile ilgili politikasının değişmesinin ardından 50 Milyon USD iade edilmesi ile son bulmuştur.
1993 yılında risk sermayesini teşvik etmek amacıyla bazı düzenlemeler yapılmış ve dönemin bir çok bankası bu fırsattan yararlanmak için risk sermayesi ortaklıkları kurmuşlardır. Bu girişimlerden Vakıf Risk S.Ş hariç diğerleri başarısızlıkla sonuçlanmıştır.
1995 yılında Sparx Asset Management Türkiye’de yatırım yapmak üzere ofis açmıştır. Sparx, Türkiye’de 7 şirkete toplam 40 Milyon Dolar tutarında yatırım yapmıştır. Yaptığı yatırımlardan (Ünal Tarım ve Arat Tekstil) ikinci yılın sonunda halka arz yoluyla önemli oranlarda KAR sağlayarak çıkarken, Aba ambalaja yaptığı yatırım başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Halihazırda GSD, Tekstilbank, Rantleasing, Eka Elektronik ve bir bioteknoloji firmasına yatırımları bulunmaktadır.
Fiba Holding’in bir PE (Private Equity) fonu olarak kurduğu Girişim Holding sadece bir yatırım yapmış ve Gima’nın çoğunluk hissesini Dedeman Holding’den almıştır.
1997 yılında Merill Lynch Termo Teknik adlı ısı ekipmanları üreten kuruluşa yatırım yapmış ve hisselerinin iki katı fazla fiyata İngiliz Caradon firmasına satmıştır.
Lehman Brothers’ın Superonline yaptığı 70 Milyon Dolarlık yatırım da bu katagoride sayılabilir.
İş Bankası, yüksek gelişme Potansiyeline sahip olup finansal desteğe ihtiyaç duyan orta ölçekli teknoloji şirketlerine sermaye yatırımı yapmak üzere, "Risk Sermayesi Yatırım Ortaklığı" kurma kararı almıştır. Şirketin kayıtlı sermayesi 200 trilyon, başlangıç sermayesi ise 20 trilyon TL olarak belirlendi.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 0, Üye: 0, Misafir: 0)

Geri
Üst