- Katılım
- 23 Ocak 2016
- Konular
- 8,370
- Mesajlar
- 18,384
- Online süresi
- 4mo 19d
- Reaksiyon Skoru
- 4,080
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 506
- MmoLira
- 39
- DevLira
- 0
ROHAN2 WORLD 1-120 TR TİPİ OFFICIAL YOHARA, BALATHOR VE AMON! 80. GÜNÜNDE! +10.000 ONLİNE! HİLE VE BOT %100 ENGELLİ HEMEN TIKLA!
Bılım Olarak Sosyolojı
Maurice Duverger Sosyolojinin Gelisimi, Toplumsal Olaylarin Da Doga Bilimlerinin Kulandigi Yöntemlerle Incelenebilecegi Temel Düsüncesine Baglidir. Comte'un Baslangiçta Kullandigi "toplumsal Fizik" Adinin Olsun, Toplumsal Olaylari "birer Nesne Gibi" Ele Almak Gerektigini Söyleyen Durkheim'in Formülünün Olsun, Kökeninde Bu Yatar. O Dönemde Sosyolojinin, Doga Bilimleri Gibi, Olaylari Oldugu Gibi Betimleyebildigi Ve Böylece, "deger Yargilari" Yerine, "gerçek Yargilari" Gelistirebildigi Oranda Bir Bilim Olduguna Inanilmaktaydi. Bu Tutum, Gerçek Bir Düsünsel Devrim Olusturmustur. Daha önceleri, Birkaç Ender Olagan Disi Kisi Bir Yana Birakilirsa 'aristo, Makyavel, Jean Bodin Ve özellikle Montesquieu) Toplumsal Olgular, Esas Olarak Felsefi Ve Ahlaki Açidan Incelenmekteydi. Toplumun Ne Oldugu Degil De, Insan Dogasina Ve Insan Yasantisinin Amacina, V.d. Iliskin Dinsel Ve Fizik ötesi Birtakim Inançlara Göre Toplumun Ne Olmasi Gerektigi Tanimlanmaya Calisilmakta Yani Deger Yargilarina Varilmaktaydi. ınsan Ve Toplumun, "birer Nesne Gibi" Bilimsel Sekilde Incelenebilecegi Düsüncesi Bile, Kutsal Seylere Karsi Bir Saygisizlik Olarak Görülmekteydi. Gerçekten De Toplum Bilimi Düsüncesi Ile Insan özgürlügü Arasinda Mutlak Bir çeliski Oldugu Kabul Edilmekteydi. Bilim Kavrami O Zamanlar, Kesin Bir Gerekircilige (determinizm) Dayandirilmisti. Buna Göre Bir A öncülü Her Zaman Bir B Sonucu Verecekti Ve Zaten Bilimsel Yasa Da Ikisi Arasindaki Bu Baglantida Ifadesini Bulacakti. Bu, B'nin Kaçinilmaz Sekilde A'yi Izlemesini Engelleyecek Herhangi Bir Gücün Araya Girmeyecegini Varsaymaktadir. Bu Anlamda Sosyolojik Yasa Kavrami, Insanin özgür Olmadigini Kabul Eder. özgürlük Kavrami, Geleneksel Gerekercilige Karsidir. özgür Olmak, Kendi Kendini, Hiç Degilse Kismen Belirleme Olanagina Sahip Olmak Yani Bütünüyle Disardan Belirlenmis Olmamak Demektir. O Halde Geçen Yüzyilin Bilim Adamlari, Toplum Bilimlerinin Varligini Olanakli Kilmak Için Tümüyle Aldatici Saydiklari Insan özgürlügünü Yadsima Yolunu Seçmekteydiler. Bu Sekilde Bitmez Tükenmez Birtakim Felsefi Tartismalara Girisilmekteydi.
Maurice Duverger Sosyolojinin Gelisimi, Toplumsal Olaylarin Da Doga Bilimlerinin Kulandigi Yöntemlerle Incelenebilecegi Temel Düsüncesine Baglidir. Comte'un Baslangiçta Kullandigi "toplumsal Fizik" Adinin Olsun, Toplumsal Olaylari "birer Nesne Gibi" Ele Almak Gerektigini Söyleyen Durkheim'in Formülünün Olsun, Kökeninde Bu Yatar. O Dönemde Sosyolojinin, Doga Bilimleri Gibi, Olaylari Oldugu Gibi Betimleyebildigi Ve Böylece, "deger Yargilari" Yerine, "gerçek Yargilari" Gelistirebildigi Oranda Bir Bilim Olduguna Inanilmaktaydi. Bu Tutum, Gerçek Bir Düsünsel Devrim Olusturmustur. Daha önceleri, Birkaç Ender Olagan Disi Kisi Bir Yana Birakilirsa 'aristo, Makyavel, Jean Bodin Ve özellikle Montesquieu) Toplumsal Olgular, Esas Olarak Felsefi Ve Ahlaki Açidan Incelenmekteydi. Toplumun Ne Oldugu Degil De, Insan Dogasina Ve Insan Yasantisinin Amacina, V.d. Iliskin Dinsel Ve Fizik ötesi Birtakim Inançlara Göre Toplumun Ne Olmasi Gerektigi Tanimlanmaya Calisilmakta Yani Deger Yargilarina Varilmaktaydi. ınsan Ve Toplumun, "birer Nesne Gibi" Bilimsel Sekilde Incelenebilecegi Düsüncesi Bile, Kutsal Seylere Karsi Bir Saygisizlik Olarak Görülmekteydi. Gerçekten De Toplum Bilimi Düsüncesi Ile Insan özgürlügü Arasinda Mutlak Bir çeliski Oldugu Kabul Edilmekteydi. Bilim Kavrami O Zamanlar, Kesin Bir Gerekircilige (determinizm) Dayandirilmisti. Buna Göre Bir A öncülü Her Zaman Bir B Sonucu Verecekti Ve Zaten Bilimsel Yasa Da Ikisi Arasindaki Bu Baglantida Ifadesini Bulacakti. Bu, B'nin Kaçinilmaz Sekilde A'yi Izlemesini Engelleyecek Herhangi Bir Gücün Araya Girmeyecegini Varsaymaktadir. Bu Anlamda Sosyolojik Yasa Kavrami, Insanin özgür Olmadigini Kabul Eder. özgürlük Kavrami, Geleneksel Gerekercilige Karsidir. özgür Olmak, Kendi Kendini, Hiç Degilse Kismen Belirleme Olanagina Sahip Olmak Yani Bütünüyle Disardan Belirlenmis Olmamak Demektir. O Halde Geçen Yüzyilin Bilim Adamlari, Toplum Bilimlerinin Varligini Olanakli Kilmak Için Tümüyle Aldatici Saydiklari Insan özgürlügünü Yadsima Yolunu Seçmekteydiler. Bu Sekilde Bitmez Tükenmez Birtakim Felsefi Tartismalara Girisilmekteydi.





