- Katılım
- 23 Ocak 2016
- Konular
- 8,201
- Mesajlar
- 16,347
- Online süresi
- 4ay 15g
- Reaksiyon Skoru
- 3,970
- Altın Konu
- 0
- Başarım Puanı
- 506
- TM Yaşı
- 10 Yıl 2 Ay 28 Gün
- MmoLira
- 1,855
- DevLira
- 0
Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!
| Genel anlama, magmatik kayaların dokusu kristallerin boyut, şekil ve düzeninden oluşan görüntüdür. Doku incelemesi kayanın oluşum koşullarını yansıttığı için çok önemlidir. Özellikle bazı cihazların yokluğunda jeologların saha çalışmalarında bazı sonuçlar çıkarmalarına yardımcıdır. KRİSTAL BOYUTUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER Magmatik kaya dokularına üç faktör katkıda bulunur: • Magmanın soğuma hızı • Silis oranı • Magmada çözünmüş gaz oranı Bunlardan birincisi genelde en önemli faktör olur, ancak ayrıcalıklarda bulunabilir. Magma etrafındaki kayalar sıcaklığını kaybederken, iyon hareketleri de azalmaktadır. Çok büyük magma kütleleri derinlerde uzun zamanda onlarca veya yüzlerce bin yılda soğumaktadır. Başlangıçta az sayıda kristal nüvesi oluşur. Yavaş soğuma iyonların serbestçe dolaşmasına ve bir kristalin yapıya eklenmesini kolaylaştırır. Dolayısıyla yavaş soğuma az sayıda ama iri kristallerin gelişmesine olanak sağlar Granitoid masifi derinlerde katılaştıktan sonra bölgesel yükselme ve örtü katmanlarının aşınması ile bugün mostra vermektedir. Granit kayasını oluşturan mineral taneleri iri boyutta olup gözle veya lupla kolayca tanınır. Diğer taraftan, eğer soğuma evresi hızlı ise -örneğin az kalın bir lav akmasındaki gibi- iyon hareketi sıfırlanır ve hemen kristaller oluşur. Bunun sonucunda çok sayıda embriyon bulunan iyonları kapmak için yarışır. Sonuçta iç içe geçen ufak taneli bir kayanın katılaştığını görürüz. Eğer ergimiş kütle çok hızlı soğuduğunda, iyonların düzenli kafes yapısı oluşturacak süre yetersiz kalır. Oluşan kaya cam şeklindedir. MAGMATİK DOKU TÜRLERİ Görüldüğü gibi soğuma kaya dokuları üzerinde doğrudan etkilidir. Yavaş soğuma iri tanelerin hızlı soğuma ufak kristallerinin gelişmesini sağlar. Diğer faktörleri doku türlerini incelerken göreceğiz. Afanitik (ufak taneli) doku: Yüzeyde veya kabuk içinde yer alan ufak magmatik kütlelerin tipik dokusudur (Ufak taneli afanitik doku). Tanımlamak gerekiyorsa bu dokuyu oluşturan kristal taneleri yalnız mikroskop altında gözlenebilir (şekil 8A). Mineral tayini güç olduğundan afanitik dokulu kayaları açık, ortaç ve koyu renkli kayalar olarak ayırt edebiliyoruz. Bu sisteme göre açık renkli afanitik kayalarda koyu renkli Fe-Mg’lu silikatlar en düşük düzeyde bulunmaktadır. Magmatik kaya dokuları A. Yüzeyde katılaşan magma kayaları çoğu ufak taneli dokuludur. B. Derinlerde yavaş soğuma ile iri taneli kayalar oluşmaktadır. C. Volkanik püskürme esnasında, atmosfere silisli lavlar fırlatıldığında köpük şeklinde olup bunların ani katılaşmasıyla camsı ponza taşları oluşur. D. Porfirik dokuda magmadan başlangıçta iri taneli kristaller oluştuktan sonra bunun sığ derinliklere ulaşması ile soğuması hızlandırılır. Sonuçta iri taneli yanında ufak taneli matriksi oluşturan ufak kristaller oluşur. Afanitik kayaların diğer bir özgün dokusu da gaz serbestleşmesinden geriye kalan boşluklardır. Vezikül adı da verilir. Boşluklu doku öncelikle lav akmasının üst seviyelerinde yaygındır. Hızlı soğuyan ve katılaşan bu kısımda gaz boşlukları bozulmadan korunmuştur Skorya veziküllü yapı gösteren bir volkanik kayadır. Veziküller gazlarını geride bıraktığı ufak boşluklardır. Faneritik (iri taneli) doku: Derinlerde büyük magma kütleleri yavaş soğuma ile katılaştıklarında iri taneli bir doku gösteren kayalar oluşur. Buna faneritik dokuda denir. İç içe büyümüş mineral taneleri yaklaşık boyutta olduğu için çıplak gözle veya lup yardımıyla gözlenebilir (şekil 7 ve 8B). Derinde oluşan bu kayaların yüzeyde gözlenebilmesi ancak bunların kökenindeki magma odasına komşu kayaların aşınması ile gerçekleşebilir. Porfirik doku: Derinlerde yerleşen iri boyutlu magma kütlelerinin tamamıyla katılaşması için onlarca veya yüzlerce bin yıllık zaman aralığı gerekmektedir. Farklı magma sıcaklıklarında farklı mineraller farklı büyüme hızı ile oluştuklarından bazıları diğerlerine göre iri boyutlu olur. Eğer kristalleri içeren magma ortam değiştirirse – örneğin püskürme hali gibi- geriye kalan ergiyik çok ani soğuma geçiren lav gibi akacaktır. Sonuçta oluşan kayada ufak kristallerin arasında çok iri taneler bulunacaktır. Buna porfirik doku denir (şekil 8D). İri tanelere fenokristal aralardaki ufak kristaller ise hamuru oluşturur. Bu tür dokuyu içeren kaya porfir olarak adlandırılır. Camsı doku: Bazı volkanik püskürmelerde ergimiş magma parçaları atmosfere fırlatılır ve çok ani katılaşma karşısında kalır. Böylece camsı dokulu kayalar oluşmaktadır. Cam oluşumunda iyonlar kristal yapısı oluşamadan “donarak” hareketsiz kalmışlardır. Yaygın bir camsı kaya olan obsidiyen yapay cam parçası görünümündedir (şekil 8C). Mükemmel midye kabuğu kırılma yüzeyi ve keskin kırık kenarı özelliği dolayısıyla ilk insanlar tarafından kesici alet ve mızrak ucu olarak kullanılmıştır Günümüzde obsidiyenden yapılan bisturiler estetik cerrahide çelik neştere göre daha az belirgin yara izi bıraktığı için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bir iki yüz metre kalınlığında obsidiyen lav akması genellikle volkan kraterlerinde yer alır (şekil 11): Türkiye’ de Nemrut volkanı. Böylece hızlı soğumanın sonucu olarak her zaman camsı doku gerçekleşemez. Kurala göre yüksek silis içerikli magmalarda katılaşma öncesi zincir veya benzeri kristal yapıları oluşabilmektedir. Bu yüzden iyon hareketi engellenir ve magmanın viskozite değeri artar (Viskozite akışkanların akmaya karşı direncidir.) Silis içeriğinin yüksek olduğu “granitik” bileşimli magma aşırı ağdalı bir lav olarak yeryüzünde akar ve obsidiyen kayası oluşur. Buna karşın silis içeriği düşük olan bazalt bileşimli lav çok akıcıdır ve soğumadan sonra çok ufak taneli kaya halinde katılaşır. Ancak ani soğuma ile bazalt lavlarının üst yüzeyi az kalın camsı bir kabuk şeklinde katılaşır. Piroklastik doku: Patlamalı püskürme faaliyeti sonucu bazı kayalar atmosfere fırlatılmış kaya parçalarının birleşmesinden oluşmuştur (şekil 12). Fırlatılan parçalar arasında çok ufak parçalı küller, ergiyik damlaları ve baca kenarından koparılarak taşınan eski püskürmelere ait kaya parçaları bulunur. Bazen volkanın oturduğu temele ait parçalara da rastlanır. Kaya parçalarını içeren magmatik kayalar parçalı veya piroklastik dokuya sahiptir. Yaygın bulunan bir piroklastik kaya türü de kaynaklı tüf (ignimbrit) olup genellikle fırlatıldıktan sonra sıcak bir şekilde yüzeye düşen cam parçaları içermektedir. Diğer piroklastik parçalar ise havada iken katılaşır ve taneler arası boşluklardan dolayı daha çok sedimenter kaya görüntüsündedir. Şiddetli bir patlama ile atmosfere fırlatılan irili ufaklı malzemelerden oluşan püskürme sonucu yeryüzüne düşen parçalar bağlanarak sağlamlaşır ve piroklastik kayalar oluşur. Pegmatit dokusu: Özel koşullarda çok iri taneli pegmatit denilen magmatik kayalar oluşur. Tane boyutları birkaç santimetreden metreye kadar olabilen bu kayanın pegmatit dokusu vardır Pegmatitlerin çoğu büyük Plüton kütlelerinin kenar kısımlarından ufak merceksi kütleler ve damarlar şeklinde yan kayalara uzanır. Pegmatit bileşimleri çoğun granit kayalara benzerlik sunar ve iri boyutlu kuvars, feldspat ve muskovit (beyaz mika) kristalleri içerir. Ancak bazı pegmatitlerde ender minerallerde oluşabilir ve ekonomik değer taşır. Pegmatitler magma kristalizasyonunun geç evresinde su ve diğer uçucu maddeler (klor, flor, kükürt) ergiyikte önemli bir artış olduğunda oluşurlar. Bu tür uçucu ortamlarda iyon göçü büyük hareketlilik kazanırken çok iri kristaller büyür. Böylece pegmatitlerdeki iri boyutlu kristallerin uzun kristalizasyon sürecinde oluşmadığı ortaya çıkar. Norveç ve U.S.A Kuzey Carolina da ev boyutunda tek feldspat kristali ve 85 ton ağırlığında muskovit kristali Hindistan da ortaya çıkmıştır. Yaklaşık 10-12 m boyunda Li’lu spodumen kristali Black Hills, Güney Dakota da bulunmuştur. | |
|

