- Katılım
- 29 Kas 2009
- Konular
- 1,781
- Mesajlar
- 3,429
- Reaksiyon Skoru
- 79
- Altın Konu
- 0
- TM Yaşı
- 16 Yıl 6 Ay 24 Gün
- Başarım Puanı
- 160
- MmoLira
- 1
- DevLira
- 0
HERAKLES Otomatik Avlı kalıcı sunucu. 19 Haziran'da açılıyor. Atius & Wizard güvencesiyle hemen kayıt ol, ön kayıt ödülleri aktif. HEMEN TIKLA!
ahabe
575 yılında Yemen'de doğdu. Sekiz yaşında ailesinin yanından kaçırılarak Mekke'ye götürüldü. Burada köle olarak satıldı. Hakim bin Hizam onu alarak halası Hatice'ye hediye etti. Hazreti Hatice, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'le evlendikten sonra, onu Peygamber Efendimiz'e hediye etti. Yıllar sonra Zeyd bin Harise'nin izine ulaşan ailesi, onu geri almak istedi. Peygamber Efendimiz'in kendisine, dilediği gibi davranmasını söylemesi üzerine, onun yanından ayrılmak istemedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, onu evlat edindiğini bildirdi. Müslüman olan ilk dört kişiden biridir. 622 yılındaki hicrete katılarak, Mekke'den Medine'ye göç etti. İslam'ı tebliğ için Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'le birlikte Taif'e gitti. Taifliler onları kovarak, taşa tuttu. Zeyd bin Harise'nin, Peygamber Efendimiz'i taşlardan korumak için kendini siper etti. Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarına katıldı. Bizans Ordusu'yla yapılan Mute Savaşı'nda İslam Ordusu'nun kumandanı olarak görevlendirildi. 629 yılında Mute Savaşı'nda şehit edildi.
HAKKINDA YAZILANLAR
Azad istemeyen köle Zeyd bin Harise
İrfan Özfatura bilgi@tg.com.tr
Türkiye 10 Kasım 2003
Düşmanlıkların ayyuka çıktığı ve ortalığın eşkıya kaynadığı cehalet devri.
Evlerin soyulduğu, kervanların basıldığı, insanların tutsak edildiği yıllar...
Yemenli bir ana oğul, sevdiklerinin hasretini dindirmek için yola çıkarlar. Ancak hasım kabilenin cengaverleri Suda Hatun ile oğlu Zeydi yakalar, esir tüccarlarına satarlar. İnsan tacirleri bunları hayvan gibi bağlar ve Ukaz Panayırına getirip satılığa çıkarırlar. Mekke eşrafından Hakim bin Hizâm mahzun bakışlı Zeyde kıyamaz. Onu satın alır ve şefkatle kucaklanacağı bir eve (halası Hazret-i Haticeye) bırakır. Hatice (radıyallahü anha) bu sevimli çocuğu çok sever, onu kocasına hediye eder. Hazret-i Muhammed köle kullanmaktan hoşlanmaz, boynu bükük yavrunun başını okşar ve hürriyetini bağışlar.
Evet Zeydin yaşı küçüktür ama saf değildir. Uğruna Kâinatın yaratıldığı Serverin farkını fark edecek kadar akıllıdır. Hakiki hürriyetin ona köle olmaktan geçtiğini çok iyi anlar. Azad edilmesine rağmen bu kapıdan ayrılmaz. Hoş, ona ne annesi Hazret-i Haticeden daha iyi bakabilir, ne de babası Muhammed Aleyhisselam kadar ilgilenebilir.
Zeyd, fıtraten temizdir ama bu kutlu eşikte tevazu, merhamet, cömertlik, ahde vefa gibi güzel huylarla donanır. Güleryüzlüdür, tatlı dillidir, efendiliği ile göz kamaştırır. İnsana güven verir, görenin içi ısınır. Eh adı emine çıkan bir Resulün terbiyesinden geçen biri başka nasıl olabilir ki.
Aradan yıllar, uzun yıllar geçer. Efendimiz İslâmı duyurmakla vazifelendirildiğinde Zeyd seve seve iman eder ki, Hatice, Ebû Bekir ve Aliden (radıyallahü anhüm) sonra dördüncü Müslümandır.
Karar kendisinin
Bu arada evlad hasreti ile yanıp tutuşan Harise deli divane olmuş, köşe bucak oğlunu aramaktadır. Hani öldüğünü bilse koşup mezarına kapanacaktır ama habersizlik daha acıdır. Nerede bir çocuk görse yüreği yanar, sabah rüzgarlarına, aya, güneşe haber sorar. Oğulları Kays, Amr, Yezid ve Cebele vasiyetim olsun der Zeydimi bulun ve ona iyi bakın.
Olacak bu ya o yıl Kâbeye gelen Yemenlilerden biri Zeydi tanır ve babasına çıtlatır. Adamcağız büyük bir heyecan ile Efendimizin kapısını çalar. Bir kucak dolusu dirhemi önüne döker ve siz ikram ve ihsan sahibisiniz. Gönül almasını bilir, misafiri seversiniz, nolur oğlumu bana satın der. Efendimiz adamcağıza yer gösterir ve dirhemlerini yine ona uzatırlar. tercih Zeydindir buyururlar, eğer sizinle gelmek isterse tek kuruş vermeden onu götürebilirsiniz, şayet yanımda kalmayı arzu ederse yanımda kalır. Allaha yemin ederim ki ben, beni tercih edeni terk edemem!
Harise bu cevaba memnun kalır, yanındakilere dönüp işte adalet budur diye mırıldanır.
Efendimiz Zeyde misafirlerini gösterip sorar: Bunları tanıyor musun?
-Evet. Biri babamdır, öbürü amcam.
-Seni almaya gelmişler, onlarla gitmek ister misin?
Zeyd iki göz iki çeşme ağlamaya başlar. Siz benim hem babam hem amcamsınız diye hıçkırır, nolur beni götürmelerine izin vermeyin, ölene kadar yanınızda kalayım! Harisenin şaşkınlığı, kızgınlığa döner, yazıklar olsun sana der, demek köleliği hürriyete, sahibini ebeveynine tercih ediyorsun öyle mi?
-Bunu anlayamazsınız baba. Dünya bir yana, Allahın Resulü bir yana...
O benim oğlumdur
Efendimiz çok hislenir onu elinden tutup Kabe-i muazzamaya götürürler. Hacer-ül esvedin yanıbaşında durur ve şahid olunuz ki buyururlar, Zeyd benim oğlumdur. O bana varis, ben ona varisim. İşte o günden sonra onu Muhammed oğlu Zeyd diye çağırmaya başlarlar. Ta ki Evladlarınızı babalarının ismiyle çağırın, Allah katında böylesi daha doğrudur ayeti gelene kadar.
Hazret-i Zeyd Efendimizle bir çok tebliğ seferine çıkar. Taifte Serveri Kâinatla birlikte taşlanırlar. Hicret emir buyurulduğunda düşünmeden Medineye koşar, Efendimiz onu Useyd bin Hâfızla din kardeşi yaparlar.
Zeydin ömrü mücadeleyle geçer bütün harblere iştirak eder ve sayısız seriyyeye katılır. Sadece Müreysi gazasında Efendimizin vekili olarak Medinede kalır.
Mute cengi öncesi Efendimiz 100 bin kişilik Bizans ordusunun üzerine üç bin kişilik bir kuvvet yollar ve komutanınız Zeyddir buyururlar, O şehid olursa yerine Cafer geçsin, o da şehid olursa komutayı Abdullah bin Revaha alsın! O da şehit olursa...
Üçünün de şehadeti açıktır ve öyle de olur. Efendimiz harbin bütün şiddeti ile sürdüğü demlerde mimberdedirler. Birden yüzleri değişir gözlerinden yaşlar boşanmaya başlar İşte Zeyd şehit oldu, bayrağı Cafer aldı. O da şehid oldu, bayrağı Abdullah aldı. O da şehid oldu bayrağı Halid bin Velid aldı. Cenab-ı Hak zaferi Halide müyesser kıldı buyururlar.
Bir defasında da Zeyd bin Harisenin cennette deve derisinden yapılmış tulumlar gibi iri narlar arasında bulunduğunu haber verir Cennette, gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, hatır ve hayalinize gelmeyecek nimetler vardır buyururlar.
Efendimiz defalarca Zeydi meth ederler, ancak Kurân-ı kerimde adı açıkça zikredilen tek sahabe odur.
575 yılında Yemen'de doğdu. Sekiz yaşında ailesinin yanından kaçırılarak Mekke'ye götürüldü. Burada köle olarak satıldı. Hakim bin Hizam onu alarak halası Hatice'ye hediye etti. Hazreti Hatice, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'le evlendikten sonra, onu Peygamber Efendimiz'e hediye etti. Yıllar sonra Zeyd bin Harise'nin izine ulaşan ailesi, onu geri almak istedi. Peygamber Efendimiz'in kendisine, dilediği gibi davranmasını söylemesi üzerine, onun yanından ayrılmak istemedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, onu evlat edindiğini bildirdi. Müslüman olan ilk dört kişiden biridir. 622 yılındaki hicrete katılarak, Mekke'den Medine'ye göç etti. İslam'ı tebliğ için Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'le birlikte Taif'e gitti. Taifliler onları kovarak, taşa tuttu. Zeyd bin Harise'nin, Peygamber Efendimiz'i taşlardan korumak için kendini siper etti. Bedir, Uhud ve Hendek savaşlarına katıldı. Bizans Ordusu'yla yapılan Mute Savaşı'nda İslam Ordusu'nun kumandanı olarak görevlendirildi. 629 yılında Mute Savaşı'nda şehit edildi.
HAKKINDA YAZILANLAR
Azad istemeyen köle Zeyd bin Harise
İrfan Özfatura bilgi@tg.com.tr
Türkiye 10 Kasım 2003
Düşmanlıkların ayyuka çıktığı ve ortalığın eşkıya kaynadığı cehalet devri.
Evlerin soyulduğu, kervanların basıldığı, insanların tutsak edildiği yıllar...
Yemenli bir ana oğul, sevdiklerinin hasretini dindirmek için yola çıkarlar. Ancak hasım kabilenin cengaverleri Suda Hatun ile oğlu Zeydi yakalar, esir tüccarlarına satarlar. İnsan tacirleri bunları hayvan gibi bağlar ve Ukaz Panayırına getirip satılığa çıkarırlar. Mekke eşrafından Hakim bin Hizâm mahzun bakışlı Zeyde kıyamaz. Onu satın alır ve şefkatle kucaklanacağı bir eve (halası Hazret-i Haticeye) bırakır. Hatice (radıyallahü anha) bu sevimli çocuğu çok sever, onu kocasına hediye eder. Hazret-i Muhammed köle kullanmaktan hoşlanmaz, boynu bükük yavrunun başını okşar ve hürriyetini bağışlar.
Evet Zeydin yaşı küçüktür ama saf değildir. Uğruna Kâinatın yaratıldığı Serverin farkını fark edecek kadar akıllıdır. Hakiki hürriyetin ona köle olmaktan geçtiğini çok iyi anlar. Azad edilmesine rağmen bu kapıdan ayrılmaz. Hoş, ona ne annesi Hazret-i Haticeden daha iyi bakabilir, ne de babası Muhammed Aleyhisselam kadar ilgilenebilir.
Zeyd, fıtraten temizdir ama bu kutlu eşikte tevazu, merhamet, cömertlik, ahde vefa gibi güzel huylarla donanır. Güleryüzlüdür, tatlı dillidir, efendiliği ile göz kamaştırır. İnsana güven verir, görenin içi ısınır. Eh adı emine çıkan bir Resulün terbiyesinden geçen biri başka nasıl olabilir ki.
Aradan yıllar, uzun yıllar geçer. Efendimiz İslâmı duyurmakla vazifelendirildiğinde Zeyd seve seve iman eder ki, Hatice, Ebû Bekir ve Aliden (radıyallahü anhüm) sonra dördüncü Müslümandır.
Karar kendisinin
Bu arada evlad hasreti ile yanıp tutuşan Harise deli divane olmuş, köşe bucak oğlunu aramaktadır. Hani öldüğünü bilse koşup mezarına kapanacaktır ama habersizlik daha acıdır. Nerede bir çocuk görse yüreği yanar, sabah rüzgarlarına, aya, güneşe haber sorar. Oğulları Kays, Amr, Yezid ve Cebele vasiyetim olsun der Zeydimi bulun ve ona iyi bakın.
Olacak bu ya o yıl Kâbeye gelen Yemenlilerden biri Zeydi tanır ve babasına çıtlatır. Adamcağız büyük bir heyecan ile Efendimizin kapısını çalar. Bir kucak dolusu dirhemi önüne döker ve siz ikram ve ihsan sahibisiniz. Gönül almasını bilir, misafiri seversiniz, nolur oğlumu bana satın der. Efendimiz adamcağıza yer gösterir ve dirhemlerini yine ona uzatırlar. tercih Zeydindir buyururlar, eğer sizinle gelmek isterse tek kuruş vermeden onu götürebilirsiniz, şayet yanımda kalmayı arzu ederse yanımda kalır. Allaha yemin ederim ki ben, beni tercih edeni terk edemem!
Harise bu cevaba memnun kalır, yanındakilere dönüp işte adalet budur diye mırıldanır.
Efendimiz Zeyde misafirlerini gösterip sorar: Bunları tanıyor musun?
-Evet. Biri babamdır, öbürü amcam.
-Seni almaya gelmişler, onlarla gitmek ister misin?
Zeyd iki göz iki çeşme ağlamaya başlar. Siz benim hem babam hem amcamsınız diye hıçkırır, nolur beni götürmelerine izin vermeyin, ölene kadar yanınızda kalayım! Harisenin şaşkınlığı, kızgınlığa döner, yazıklar olsun sana der, demek köleliği hürriyete, sahibini ebeveynine tercih ediyorsun öyle mi?
-Bunu anlayamazsınız baba. Dünya bir yana, Allahın Resulü bir yana...
O benim oğlumdur
Efendimiz çok hislenir onu elinden tutup Kabe-i muazzamaya götürürler. Hacer-ül esvedin yanıbaşında durur ve şahid olunuz ki buyururlar, Zeyd benim oğlumdur. O bana varis, ben ona varisim. İşte o günden sonra onu Muhammed oğlu Zeyd diye çağırmaya başlarlar. Ta ki Evladlarınızı babalarının ismiyle çağırın, Allah katında böylesi daha doğrudur ayeti gelene kadar.
Hazret-i Zeyd Efendimizle bir çok tebliğ seferine çıkar. Taifte Serveri Kâinatla birlikte taşlanırlar. Hicret emir buyurulduğunda düşünmeden Medineye koşar, Efendimiz onu Useyd bin Hâfızla din kardeşi yaparlar.
Zeydin ömrü mücadeleyle geçer bütün harblere iştirak eder ve sayısız seriyyeye katılır. Sadece Müreysi gazasında Efendimizin vekili olarak Medinede kalır.
Mute cengi öncesi Efendimiz 100 bin kişilik Bizans ordusunun üzerine üç bin kişilik bir kuvvet yollar ve komutanınız Zeyddir buyururlar, O şehid olursa yerine Cafer geçsin, o da şehid olursa komutayı Abdullah bin Revaha alsın! O da şehit olursa...
Üçünün de şehadeti açıktır ve öyle de olur. Efendimiz harbin bütün şiddeti ile sürdüğü demlerde mimberdedirler. Birden yüzleri değişir gözlerinden yaşlar boşanmaya başlar İşte Zeyd şehit oldu, bayrağı Cafer aldı. O da şehid oldu, bayrağı Abdullah aldı. O da şehid oldu bayrağı Halid bin Velid aldı. Cenab-ı Hak zaferi Halide müyesser kıldı buyururlar.
Bir defasında da Zeyd bin Harisenin cennette deve derisinden yapılmış tulumlar gibi iri narlar arasında bulunduğunu haber verir Cennette, gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, hatır ve hayalinize gelmeyecek nimetler vardır buyururlar.
Efendimiz defalarca Zeydi meth ederler, ancak Kurân-ı kerimde adı açıkça zikredilen tek sahabe odur.

