Sinekli Bakkal - Halide Edib Adıvar

Lorenzo

Vatan, Türk’ün Kalesi!
Katılım
25 Ara 2015
Konular
2,927
Mesajlar
8,509
Online süresi
7ay 18g
Reaksiyon Skoru
5,945
Altın Konu
507
Başarım Puanı
399
TM Yaşı
10 Yıl 3 Ay 28 Gün
MmoLira
118,576
DevLira
121

Metin2 EP, Valorant VP dahil tüm oyun ürünlerini en uygun fiyatlarla bulabilir, Item ve Karakterlerinizi hızlıca satabilirsiniz. HEMEN TIKLA!

Rabia karakterinin babası Kız Tevfik (bu lakabı tiyatro, taklit vb. işlerle ilgilendiği için alır) ve annesi Emine, Rabia daha doğmadan ayrılır. Zaten Emine’nin, babası İmam Hacı İlhami efendiye karşı gelmesi büyük bir şaşkınlık yaratmıştır, bu iki zıt karakterin evliliğinin çok bile sürdüğü düşünülmektedir. Kız Tevfik sergilediği siyasi oyunlardan ve taklitlerindeki göndermelerden ayrıca da toplum ahlakına uygun olmadığı ileri sürülen davranışlarından dolayı sürgün edilmiştir. Rabia, dedesi ve annesinin yanında sürekli din eğitimi alarak, dini yollarla korkutularak büyümüştür. Ne çocuk ne genç kız olmuştur. Daha on bir yaşındayken mevlit ve camilerde mukabele okur. Zaptiye Nazırı Selim Paşa’nın karısı sanata ve eğlenceye pek düşkündür. Rabia’nın sesine de bayılır. Para karşılığı konağa gelmesi için imamdan izin alınır. Paraya olan düşkünlüğünden dolayı ve çevre edinecek olmanın merakından dolayı imam bu teklife çok mutlu olurken Emine ise oldukça tedirgindir. Rabia’nın sarayı girmesiyle yönetici sınıfının dünyası biz okura sunulur. Rabia ise ruhunun çekildiği o evin dışına çıkabilmesini sağlayan bu fırsattan çok memnundur. Sarayda musiki eğitimi alması için Mevlevi Şeyhi Vehbi Dede ile tanıştırılır.

Hıristiyan asıllı Peregrini isminde bir adamın piyano çalması da onu çok etkiler. Peregrini, İstanbul’a göç etmiş eski bir papazdır. Din ile tüm ilişiğini kesmiş kökleri konusunda kendini pek açmayan fakat iyi düzeyde Türkçe konuşan birisidir. Rabia ile aralarında epey yaş farkı vardır. En önemli engel de dindir tabi.

Bu saray günleri başka bir dünya olduğuna dair Rabia’nın gözünü açmıştır. Hatta saray görevlilerinden birinin yeğeni olan Bilal ile yakınlaşırlar. Bilal’ın dayısı ise yeğenini paşanın kızıyla evlendirmeyi kafasına koyduğundan bu birlikteliği uygun bulmaz. Rabia’yı da uygun bir dille uyarır. Bir aşk da başlamadan bitiverir.

Günlerden birinde Sinekli Bakkal’da bir hareket vardır. Tevfik geri dönmüştür. Bir şekilde Rabia ile tanışırlar ve kanları birbirine pek kaynar. Rabia, babasının eski arkadaşı cüce Rakım’a da amca der. Rabia yıllar sonra tanıdığı bu adamların yanında çok huzur bulur. Öyle ki saraydaki derslerinden kaçar ve vaktini dükkânda geçirir. Gerçek ortaya çıkınca Emine küplere biner. Paşa, Rabia’ya kimle yaşamak istediğini sorduğunda Rabia tereddütsüz babamla der. İmam Rabia üzerinden kazandığı gelirlerin yine kendisine verilmeye devam etmesi şartıyla Rabia’nın Tevfik ile yaşamasına razı olur. Emine ise Rabia’ya adeta düşman kesilir.

Tevfik, paşanın oğlu Hilmi ile anlaşıp ajanlık yaptığı sırada yakalanır ve tutuklanır. Tevfik siyasetten anlamaz ve bunu neden yaptığını bile bilmez fakat hatır gönül belasına bu işe karışmıştır. Ne kadar eziyete uğrasa da yanındakileri satmaz. Fakat durumun ortaya çıkmasıyla Tevfik ve Hilmi ile beraber herkes sürülür. Rabia babasından uzakta geçirdiği günlerde adeta bir ölü gibidir. Sinekli bakkalda artık şen kahkahalar ve şarkılar yoktur. Rabia’ya en büyük destek Rakım amcasından ve Çingene Pembe’den gelmektedir. Bir de kalbini aşkıyla kasıp kavuran Peregriniye kavuşma umudu onu ayakta tutar. Peregrini’yi unutma kararı aldığı bir zamanda Peregrini, Rabia’ya ilanı aşk eder. Rabia’nın iki şartı vardır: 1. Peregrini Müslüman olacak ve adı Osman olacak. 2. Sinekli bakkalda yaşamaya devam edecekler. Peregrini bu şartları kabul eder. Evlenip mutlu bir hayat sürerler. Bir de bebekleri olur.

İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla sürülenler halk kahramanı olarak geri döner. Tevfik de onlardan biridir.

Halide Edip Adıvar’ın eseri olan roman II. Abdülhamit Dönemini ele almaktadır. Bu dönemde İstanbul’un bir mahallesindeki karakterler yaşam ve yaşayışları konu edilmiştir. Sinekli Bakkal isimli eserin konu ve karakter bakımından oldukça zengin olduğu ve dönemin toplumsal yaşamının içerisindeki neredeyse tüm unsurları gözden kaçırmadığını söylemek mümkündür. Doğu-Batı ikilemi, dönemin gelenek ve görenekleri, siyasi çatışmalar, farklı din ve milletlerden kişilerin toplumsal yaşamdaki yeri, din önderleri, Hacivat-Karagöz’e toplumda verilen estetik değer ve Genç Türklerin düşünce-davranışları gibi daha birçok konuya değinilmiştir.

Halide Edip’in Doğu-Batı ikilemini romanlarında bu kadar çok konu etmesinin önemli bir nedeninin de çocukluğu olduğu düşünülmektedir. Osmanlı Devletinin yıkılış yıllarına denk gelen çocukluğu annesini kaybetmesiyle daha gelenekçi bir ortamın olduğu anneanne ve dedesinin evi ile Batı adetlerini benimseyen ve modernleşmenin izleri görülen babasının evidir. Halide bu iki ev arasında sık sık gidip geldiğinden bu ikiliğe oldukça aşinadır. Kolej yıllarında batı kültürünü yakından tanımış ve Karagöz gibi sahne sanatlarına aşina olmuştur.

Eserin dilinde eski kelimeler mevcut olsa da Can Yayınlarındaki baskıda açıklamalar aynı sayfada verilmiş bu da okumayı kolaylaştırmıştır. Zengin içeriğiyle dönemi oldukça iyi anlatarak tarihler arası köprü olmaktadır.

Sinekli Bakkal Konusu​

Sinekli Bakkal İstanbul’da bir mahalledir. Roman bu mahallede geçtiği için biraz üstünde durmak istedim. Mahallemiz eski İstanbul’da evlerin genelde ahşap olduğu, çocukların sokaklarında oynadığı şirin bir mahalledir. Bu mahallenin hacı İlhami Efendi adlı bir imamı vardır. İmam devamlı cennet cehennem kavramlarından bahseder. Verdiği vaazlarıyla halk içinde cehennemin hayalini vurgulamaktadır. İmamın karısı ölmüş, kendisine emine adlı kız çocuğunu miras bırakmıştır. Zaman su gibi akıp giderken emine Tevfik diye biriyle evlenir. Tevfik orta oyunu oynatan, bazen de kadın kılığına giren bir karakterdir. Bu evliliğe Hacı İlhami Efendi çok üzülür. Emine ve Tevfik bakkal dükkânı açarlar. Ama Tevfik tüm vurdumduymazlığına devam eder. Dolayısıyla dükkânı emine yürütmüştür. Bir gün emine uyurken tevfikan arkadaşları bakkala gelir. Sohbet ederlerken Tevfik karısını dükkândaki taklidini yapmaya başlar. Uyanarak bunu gören emine çok kızar ve şikâyetçi olur. Tevfik Gelibolu’ya sürülür. Olaylar gelişirken emine terfikten hamiledir.

Emine babasının evine özlem duyar ve babasının yanına gider. Çocuğunu babasının yanındayken doğurur ve adını Rabia koyar. Rabia dedesinin yanında yetiştiği için dinî duyguları bütün bir kızdır. Sesinin güzelliğini ilk önce dedesi fark eder. Kur’an okurken sesinin tonunu ayarlaması ve yerli yerine oturtması onu bir anda gündeme getirir ve mevlitler de Kur’an okumaya gider. Mevlitlerin birinde Rabia’yı gören selim paşanın karısı Sabiha Hanım onu çok beğenir ve köşke çağırır. Köşkte selim paşaya görünen rabiz onu da büyüler. Selim paşa onun musiki dersleri almasına karar verir. Hacı ilhamının efendinin de gönlü alındıktan sonra Rabia köşkte kalmaya başlar. Vehbi efendiden dersler alır. Köşkte Hilmi ve kanarya adında iki kişi daha yaşamaktadır. Hilmi Bey Selim Paşa’nın oğlu kanarya ise Çerkez kızıdır. Hilmi Bey’in galip şevket ve Peregrini adına üç arkadaşı vardır. Arkadaşların hepsi Avrupai görüşlü insanlardır. Bu yüzden selim paşa ile oğlunun arası açıktır. Peregrini Avrupa’dan göçmüş eski bir rahip, şimdi ise dinsiz birisidir. Rabia’nın sesini O’da beğenir.

Zaman ilerlerken Tevfik sürgünden döner. Babasını gören Rabia onunla yaşamaya karar verir. Tevfik bir bakkal açar. Başına da Rabia geçer. Padişah ile genç Türkler akımının elektriklendiği günlerde Tevfik padişaha göre ölüsü bir telgrafla yakalanır. Kime ait olduğunu söylemez. Tevfik bu sefer şama sürülür. Babasının sürülmesiyle Rabia selim paşaya küser ve bir daha köşke uğramaz. Rabia’nın küstüğünü anlayan selim paşa çok üzülür. Bu sırada emine ölür ama Rabia buna fazla üzülmez. Çünkü annesinin ona küçükken çok acılar çektirdiğini düşünür. Rabia dükkânı amcası rakım ile yürütmektedir.

Peregrini Rabia’yı sevdiğini fark eder. Zaten Rabia da ona karşı bir şeyler hissetmektedir. Ancak Müslüman bir kız ile gayrimüslim birisinin evlenmesi uygun değildir. Ama Peregrini Müslüman olmaya karar vermesiyle problem çözüme ulaşır. Bunun için Vehbi dedeye başvurur. Müslüman olunca Peregrini adını değiştirir. Yeni adı Osman’dır. Artık evlenmeleri için hiçbir engel kalmamıştır. Osman bir miras işi için Avrupa’ya gitmek zorunda kalır. Döndüğünde Rabia’nın hamile olduğunu öğrenir. Bu sırada selim paşa çektiği vicdan azabı yüzünden istifa eder. Rabia’nın hamileliği sorunlu geçer. Sık sık hastalanmaktadır. Çocuğun sezaryen ile alınması gerekir. Ancak ölüm tehlikesi vardır. Bu yüzden bütün mahalleli endişe içine düşer. Bu olaylar olurken meşrutiyet ilan edilmiştir. Sürgünde olanlarda evlerine dönmektedir. Tevfik şamdan İstanbul’a gemiyle gelmektedir. Onu karşılamaya Osman ve rakım gider. Tevfik Rabia’yı, sorunca Osman ona torununu süslediğini söyler.
 
paylaşım için teşekkürler
 
Paylaşım için teşekkürler.
 

Şu an konuyu görüntüleyenler (Toplam : 1, Üye: 0, Misafir: 1)